“Uluslararası Çatışmalar: Türkiye’nin Jeopolitik Rolü ve Bölgesel Gelişmeler”

İsrail basını Akkuyu”yu hedef aldı! “Türkiye, yeni İran”dır”

Israel Hayom gazetesinde Shay Gal tarafından kaleme alınan makalede geniş bir Türkiye analizi yapıldı ve Ankara”nın yürüttüğü dış politikanın kendilerine zarar verdiği belirtildi.”TÜRKİYE, YENİ İRAN”DIRUluslararası siyaset, kriz yönetimi ve stratejik iletişim uzmanı Shay Gal, İsrail Hayom Gazetesi için kaleme aldığı yazısında, “Türkiye, yeni İran”dır. Türkiye, bu yıl faaliyete geçmesi planlanan Akkuyu Nükleer Projesi”ni hızlandırıyor. Türkiye”nin bağımsız uranyum zenginleştirme konusundaki ısrarı, nükleer silah geliştirmesini sağlayacak.” ifadelerine yer verdi.Shay Gal”ın yazısının devamı şöyle:”TÜRKİYE, OSMANLI”DAN BERİ İLK KEZ BÖLGESEL HAKİMİYET ARAYIŞINDA”İsrail”in İran’a yönelik saldırılarının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’yi askeri, siyasi ve nükleer hedefleriyle “yeni İran” konumuna yerleştirdi. Osmanlı İmparatorluğu”nun yıkılışından bu yana ilk kez Türkiye, açık şekilde bölgesel hâkimiyet arayışına girdi.Türkiye, İran gibi, başta Hamas olmak üzere terör örgütlerine siyasi ve lojistik destek sağlayarak bölgesel istikrarsızlığı körüklüyor. Bu tutum, İran’ın uzun süredir izlediği gözdağı ve nükleer gerilim stratejisine benzerlik gösteriyor.”ERDOĞAN, TAYFUN FÜZESİ VE KAAN UÇAĞI İLE TEHDİT EDİYOR”Erdoğan, 560 km menzilli Tayfun balistik füzesinin test edildiğini açıkladı ve Yunanistan’a açık uyarılarda bulundu. Aynı zamanda 2029’da hizmete girmesi beklenen yerli savaş uçağı KAAN’ın seri üretimine geçildi. Erdoğan bu yarışta “İran ve İsrail’in gerisinde kalamayacaklarını” belirtti.”TÜRKİYE, NÜKLEER SİLAH GELİŞTİREBİLİR”Türkiye”nin bu yıl faaliyete geçecek olan Akkuyu nükleer projesini hızlandırdığı iddia edilen makalede bağımsız uranyum zenginleştirme konusunda ısrar ettiği, bunun da askeri nükleer kabiliyete hızlı bir geçişe işaret ettiği vurgulandı. 2019″da Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın “İsrail”in nükleer silahlara sahipken Türkiye”nin bunlara sahip olmasını yasaklamasını kabul edemem” sözlerine yer verilen makalede Türkiye”nin uluslararası bir ağdan yararlanarak İran”ın yolunu izleme riski taşıdığı iddia edildi. “MAVİ VATAN STRATEJİSİ VE KIBRIS İŞGALİ”Türkiye’nin Yunanistan’a yönelik tehditleri ve Kıbrıs’ın kuzeyindeki 50 yıllık fiili işgali, “Mavi Vatan” doktrini kapsamında deniz ve hava üstünlüğü hedeflerinin parçası. Bu strateji, Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki yayılmacı politikalarıyla benzerlik taşıyor.”TÜRKİYE, “NATO KALKANI” İLE ELİNİ GÜÇLENDİRİYOR”Türkiye, NATO üyeliğini dokunulmazlık kalkanı olarak kullanıyor. Rus yapımı S-400 hava savunma sistemi satın alması güvenliği zayıflatırken, F-35 programına dönme çabaları Erdoğan’ın elini güçlendiriyor. NATO’nun 5. maddesi ise Türkiye’ye komşularının tepkilerinden korunma alanı sağlıyor.Avrupa Birliği, Mayıs 2025’te Türkiye’ye 150 milyar euroluk SAFE güvenlik programını onayladı. Bu karar, Türkiye’nin insan hakları ihlalleri, Kıbrıs’taki işgali ve Yunanistan’a yönelik tehditlerine rağmen alındı; bu da AB’nin çelişkili tutumunu gözler önüne seriyor.”TÜRKİYE TEHDİDİ, İRAN”IN ÖNÜNE GEÇEBİLİR”ABD ve Avrupa’nın çifte standardı, İsrail’i bağımsız stratejilere yönlendiriyor. Türkiye’nin Kuzey Suriye’deki askeri varlığı, İsrail için yeni bir tehdit oluşturuyor. 2025 Nagel Komitesi raporuna göre, Türkiye tehdidi İran’ın önüne geçebilir.İsrail, Yunanistan ve Kıbrıs’la enerji ve savunma alanında iş birliklerini artırdı. Mısır ve BAE ile güvenlik ilişkileri derinleşti. Türkiye’nin F-35 programına geri dönüşüne İsrail net biçimde karşı çıkmalı; Suriye’yle müzakerelerde Türkiye’nin askeri varlığına sınırlama getirilmesi talep edilmelidir.ABD, Türkiye’yi Moskova’ya karşı zorunlu bir ortak olarak görürken; Avrupa eleştiri ile iş birliği arasında gidip geliyor. Bu kararsızlık, Türkiye’nin cesaretini artırıyor. Kontrol altına alınmazsa, Türkiye’nin İran’dan bile büyük bir tehdit haline gelmesi olasılığı güçleniyor.

Source: Muhammet Binici


Askerlerimizi şehit eden metan gazı değil, peki ne?

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, Doğal Afet ve Koruma Taburu var. Birliklerde koku detektörü de var, mayın detektörü de, gaz maskeleri de var. Bu birlikler hem doğal afetlere, mağara içine, tünele, kısaca her şeye müdahale ediyor. Askerimizin bu durumunu bilen bir komutanla konuştuğumda, “Madencileri neden alıp kurtarma çalışmalarına götürmüşler anlamış değilim. Herhalde bir bildikleri var” dedi.

Silahlı Kuvvetlerimizin içinde övündüğümüz birlikler var. Yeter ki onlar yerinde kullanılsın. Son olayda şehit olan Üsteğmen Ege Akar, istihkam sınıfından. Onun bu görevde bulunması önemli. Çünkü istihkamlar gaz dedektörünü kullanır. Bölücü örgütün yakın döneme kadar hastane olarak kullandığı, buna göre içinde bölmeler yaptığı mağaraya, cihazlarıyla ilk girmesi gereken Özel Kuvvetler ya da komandolar olması gerekirdi. Yani ehil birlik o çalışmayı yapmalıydı.

NEREDE GAZ MASKESİ, KOKU DEDEKTÖRÜ?

Kuşkusuz bunları Milli Savunma Bakanlığı yetkililerine de sormamız gerekiyor. Hata olmasın diye gazetecilerin gösterdiği çabaya, karşılık verilmiyor. Eğer mağaraya giren askerler komando olsa bröveleri olurdu. Hiçbirisinde bröve olmadığı görüldü. Eğer şehitlerimizin isimleri açıklandığında onlar komandoysa açıklamada komando olduğu da yazılır.

Oysa baktığımızda örneğin “piyade sözleşmeli er” deniliyor. Yani, komando olduğu belirtilmiyor. Özel kuvvet değil, komando değil. Gaz dedektörü, gaz maskesi olmayan personel mağaraya donanımsız girdiyse, izin verilmemesi gerekirdi.

Metan gazı daha çok kömür havzalarında, termal suların bulunduğu yerlerde oluşur. O yüzden “Metan gazına maruz kalıp şehit oldular” demek pek doğru değil. Maden sahalarında “Tahlisiye ekipleri” bulunur. Bunlar nöbetleşe 24 saat görev başındadır. Sürekli eğitim yaparlar, ihtiyaç duyulunca onlar hemen olay yerine götürülür. O gün onlara ihtiyaç duyuldu.

MADEN İŞÇİLERİ GÖTÜRÜLDÜ

Irak’ın Kuzeyinde, Avaşin bölgesinde 832 rakımlı tepede PKK’nın yakın dönemde boşalttığı mağarada, 2022 yılında şehit edilen Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt’un bulunduğu yolundaki ihbar üzerine askerlerimiz o mağarada, şehidimizi bulmak için girdi. Bu ihbarın bölücü örgütten geldiği tahmin ediliyor.

Zonguldak maden sahasında görevli 250 kişiden oluşan tahlisiye ekibi var. Pazar günü buradan en seçme 10 kişinin gerekli olacak cihazlarıyla birlikte hazır edilmesi, bunların Kuzey Irak’ta göreve götürüleceği bildirildi. Ekip hazırlandı. Çaycuma havaalanında uçağa bindirildi. Mağaranın bulunduğu alana yakın güvenli bir yere helikopterlerle taşındılar. Bu çalışmalar yapılırken, ekibin hangi görev için götürüldüğü amirlerine bile söylenmedi. Sadece “Gizli bir görev” denildi. Bir görevliye, “Siz orada aktif görev aldınız mı?” diye sordum. “Evet, teçhizatlarımızla mağaraya girdik ve kurtarma çalışmalarına katıldık” demekle yetindi.

Mağaraya girip kurtarma çalışmaları için getirildiğini öğrenen madenciler de aslında bu duruma şaşırdı. Çünkü, askerlerimizin yıllardır girmediği, temizlemediği mağara yok gibidir. Madencilerimiz, AFAD ekipleriyle birlikte mağaradan çıkardıkları askerlerimizin cenaze törenine katıldıktan sonra uçakla Zonguldak’a getirildi.

İSRAİL VE ABD DESTEKLİ Mİ?

Bölücü örgütün, şehidimizle ilgili ihbarda bulunurken, “Bubi tuzağı” hazırlamış olabileceğini söyleyen askerler de var. Uluslararası hukuka göre kimyasal silahın her türlüsünü kullanmak insanlık suçudur. PKK’nın, kimyasal bubi tuzağını İsrail veya ABD’den teknoloji desteği almadan yapması da mümkün görülmüyor.

Bu facia, metan gazından kaynaklanan bir facia değil, bu facianın nedeni yanmadır. Bırakılan ya da yakılan malzemelerle çıkan gaz değişir. Ancak temel gaz, karbon monoksit ve karbon dioksittir. Kimyasal malzemeler bırakılmış ve yakılmışsa farklı zehirli gaz çıkar.

Oysa, mağarada yangın çıkarılmış. Bu mağara insansız hava aracıyla izleniyordu. Teröristler tarafından tamamen terk edildiği düşünülüp yeterli önlem alınmadan içeriye girildi. Teröristler bunu bilerek yangın tuzağı kurmuş olabilir. Sonuç olarak bu mağarada ‘Bomba tuzağı’ değil, yangın tuzağı kurulmuş. Bu mağara planlı bir tesis olarak görülüyor. Teröristler hava akımı yönünü biliyordu. Bunu kontrol ederek ve yangını çıkararak tuzak hazırlamış ve 12 kahraman askerimiz şehit oldu. Deneyimler bunu tarifliyor. Soruşturmada her şey ortaya çıkacak.

ÖLÇÜM SONUCU, “YANGIN” DİYOR

Zonguldak Maden İşçileri tahlisiye ekibi, mağarada gaz ölçümü de yaptı. 2000 ppm’in üzerinde karbon monoksit olduğu ifade ediliyor. Bu durum yangın olduğunu ortaya koyuyor. Yanmanın olduğu yerde metan ortamı kesinlikle olmaz.

Yangın çıkarıldı ve karbon monoksit oluştu. Askerlerimiz buna maruz kaldı. Başka zehirli gaz da elimine olur. Çünkü karbon monoksit olunca diğerlerinin fazla ifade edilmesine gerek kalmıyor.

Karbon monoksitte 50 ppm’nin altı kabul edilebilir değerdir. Olaydan çok sonra yapılan ölçümde 2.000 ppm değeri yükseltir. Karbon monoksitte ani ölüme sebep verme sınırı 1.200 ppm’dir. Bu mağarada hava çıkışları bilhassa önlendiyse mağarada doğal havalandırma ile düşük bir hızla gaz atılır.

Askerlerimizin gerekli önlemler alınmadan mağaraya girdikleri için çok kısa sürede şehit oldukları değerlendiriliyor. Hepsine Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyoruz.

Source: Saygı Öztürk


Bir şehit kaç dükkan?

Irak’ın kuzeyinde 12 şehit verdik… Onlardan biri, sözleşmeli er Celalettin Uyanık’tı. Şehit oldukları mağaraya girmeden önce arkadaşının cep telefonuyla -veda eder gibi- video çektikleri ortaya çıktı.

Arkadaşı soruyor, “devrem, şehit olmadan önce son sözlerin nedir” diyor, Celalettin yanıtlıyor, “Türkiye’ye selam gönderiyorum, gönüllü olarak hastane mağarasına giriyorum, olur da bana bir şey olursa, Türk Silahlı Kuvvetleri’ndeki sözleşmeli erleri unutmayın, tüm sözleşmeli erlere yardımcı olun” diyor.

Şehidimizin son isteğini yerine getirelim.

2017 yılıydı, televizyonlarda “kamu spotu” adı altında bangır bangır reklam yayınlıyorlardı… Bir köy kahvesiydi, bahçede, ağaç altındaki tahta masada, dalgııın dalgın uzaklara bakan bir delikanlı, tek başına oturuyordu.

Çay bile içmiyordu.

O sırada, bir başka yaşıtı delikanlı gelip yanına oturuyordu ve “hayırdır kardeş” diye soruyordu, “neden böyle kara kara düşünüyorsun?”

Kara kara düşünen delikanlı anlatıyordu, “kanka” diyordu, “askerlik vatan borcu ama, aileme kim bakacak?”

Meğer derdi buydu… Tarlada bahçede çalışıp ailesini geçindiriyordu, ama askerlik yaşı gelmişti, askere gidince yaşlı ana babasının geliri kesilecekti, onu düşünüyordu.

Çok da şanslıydı.

Çünkü, yanına gelen arkadaşı hemen akıl veriyordu… “Bizim eski mahalledeki Mehmet’i hatırlıyor musun, bizim Mehmet sözleşmeli er olmuş, şu kadar lira civarında maaşla üç yıl boyunca görev yapmış, sonra ikramiyesiyle birlikte terhis olmuş, hatta memleketine gidip dükkan açmış” diyordu.

Kara kara düşünürken bunları duyan delikanlının yüzünde aniden güller açıyordu, sevinçle, umutla soruyordu, “üç yılda hem vatan borcunu öde, hem maaş al, üç yıl sonra da işini kur, nasıl başvuracağız?”

Öbür delikanlı da arkadaşının geleceğini kurtarmanın keyfiyle yanıtlıyordu, “Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın internet sitesine giriyorsun, gerisi kolay!”

Kamu spotu denilen reklam işte buydu.

“Onurunla Çalış, Hayaline Ulaş!”

Sloganı da buydu.

Mete Han’dan başlayan 2 bin 200 yıllık “asker millet” geleneği, “askerliğini anca parayla yapan millet” haline getiriliyordu.

Vatan görevi “işsiz mesleği”ne dönüştürülüyordu.

Milli şuur kavramının yerine “dükkan” konuluyordu.

Memleketi yıllardır “hayaldi gerçek oldu” palavrasıyla yöneten zihniyet, yoksul çocuklara işte bu “hayal”i sunuyordu.

Bu kamu spotuyla birlikte, eşzamanlı olarak, bedelli askerlik çıkardılar, ensen kalınsa canın sağolsun, garibansan vatan sağolsun dediler, dükkan alacak kadar parası olanlar bastırdı parayı, askerlikten yırttı, dükkan alma hayali kuran yoksul çocuklar Irak’a gönderildi, Suriye’ye gönderildi, namlunun ucuna gönderildi, mağaralara gönderildi.

Veda videosunda “gönüllü olarak hastane mağarasına giriyorum” diyen sözleşmeli er Celalettin… İşte o kamu spotu denilen reklamda, o köy kahvesinde, ağaç altındaki tahta masada “dükkan” hayali kuran, gariban delikanlılarımızdan biriydi.

“Sözleşmeli erleri unutmayın” dedi, unutmayalım diye yazıyorum… Dokuz çocuklu ailenin en küçüğüydü Celalettin, 24 yaşındaydı, işsizdi, Bitlis’in Mutki ilçesine bağlı Dereyolu köyündendi, kerpiç evde yaşıyordu, dört yıl önce tezkere bırakıp, maaş karşılığında sözleşmeli er olmuştu.

Celalettin’le birlikte şehit düşen 12 evladımızdan, sözleşmeli er Özkan Özkanlı, 23 yaşındaydı, Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Namıkışla köyündendi.

Mahsun Yeşildemir, 25 yaşındaydı, Bitlis’in Adilcevaz ilçesine bağlı Karaşeyh köyündendi.

Ahmet Gültekin, 24 yaşındaydı, Malatya’nın Pütürge ilçesine bağlı Bölünmez köyüne kayıtlıydı.

Ahmet Kuşak, 22 yaşındaydı, Balıkesir’in Kepsut ilçesine bağlı Alagüney köyündendi.

Hepsi tıpkı Celalettin gibi işsizdiler, maaş karşılığında sözleşmeli er olmuşlardı.

Hâlâ merak ediliyor, nasıl oluyor da sadece gariban köy çocukları şehit oluyor?

Halbuki, illa merak edeceksek eğer, asıl o kamu spotuyla reklam yapanlara sormak gerekmiyor mu… Bir şehit, kaç dükkan?

Source: Yılmaz Özdil


PKK”nın silah bırakmasıyla ilgili yeni karar! Şehit haberi planları değiştirdi

PKK’nın bu hafta sonuna kadar yapmayı planladığı silahları imha etkinliğinin çerçevesi değişti. Etkinlik alanından canlı yayın yapılmasına izin verilmeyecek. MİT’in denetiminden geçen görüntüler daha sonra basına servis edilecek.DEM Parti’nin koordinasyonunda gerçekleşeceği belirtilen etkinliğe, siyasi parti temsilcileri, gazeteciler ve STK’lar davet edilmişti. Kuzey Irak bölgesindeki Süleymaniye’nin kırsal bir bölgesinde yapılacak etkinliğin canlı yayınlanması planlanıyordu. Ancak son dakikada etkinlik alanına ‘güvenlik’ gerekçesiyle izleyici alınmaması ve canlı yayın yapılmaması kararlaştırıldı.Terör örgütü PKK silahları bırakıyor! İlk adım için MİT devredePKK’nın da içinde bulunduğu örgütün çatı yapılanması KCK tarafından, törenin yapılacağı yerin yakınında, törenden sonra video kayıtlarının yayımlanacağı bir ekran kurulacağı açıklandı. Edinilen bilgilere göre, MİT ve TSK zaten bu etkinliğin ‘şova’ dönüştürülmesi ve provokasyon ihtimaline karşı gerekli tedbirleri alıyordu. DEM Parti’nin önceki gün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmede de konunun gündeme geldiği öğrenildi. Silah bırakma etkinliği konusunda yapılan değişikliklerin, provokasyonlara açık olma ihtimali ve Pençe-Kilit bölgesinde 12 askerin şehit olması sebebiyle toplumda tepki çekebileceği endişesinden kaynaklandığı ifade ediliyor. Erdoğan ve DEM Parti heyetinin görüşmesinde herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için silah bırakmanın daha sade bir etkinlikle gerçekleşmesi ve canlı yayınlanmaması, sonrasında video görüntülerin servis edilmesinin daha doğru olacağı üzerinde mutabık kalındığı belirtiliyor.UZAKTAN TAKİP EDİLECEKPKK’nın da içinde bulunduğu örgütün çatı yapılanması KCK’dan yapılan açıklamada, “Değişen güvenlik durumu nedeniyle, Süleymaniye’de yapılması planlanan törene ilişkin detaylar son anda değiştirildi. Tören planlandığı gibi gerçekleşecek ancak canlı yayınlanmayacak ve basın mensuplarının katılımı mümkün olmayacak”denildi.DEM Parti tarafından yapılan açıklamada ise muhtemel provokasyonların önüne geçmek için durum değişiklikleri olabileceği bildirildi. DEM Parti, “Yapılan son değerlendirmelere göre törenin farklı bir alanda yapılması, kayıtların da bir ekranda yayınlanması ve alınan kayıtların bölgeye giden basın emekçilerine hızlıca ulaştırılması, servis edilmesi kararlaştırılmıştır. Canlı yayın yapılmayacak alana kameralar ve fotoğraf makinaları alınmayacaktır. Ekran kurulan yere gazeteciler alınacaktır. Takdir edersiniz ki bu tür durumlarda güvenlik, olası provokasyonların önüne geçmek için durum değişiklikleri olabilmektedir” açıklamasını yaptı.

Source: Özgür Bayrak


Demokrat üyeler mektup gönderdi: “Altın Kubbe planından vazgeç”

ABD de Demokrat Partili Kongre üyeleri, Başkan Donald Trump yönetiminin Altın Kubbe savunma planının son derece maliyetli olduğu gerekçesiyle Savunma Bakanı Pete Hegseth ten bu plandan vazgeçilmesini talep etti. Demokrat Senatörler Ed Markey, Jeff Merkley, Elizabeth Warren, Chris Van Hollen, bağımsız Senatör Bernie Sanders ve bazı Temsilciler Meclisi üyeleri dahil olmak üzere 13 Kongre üyesi, Bakan Hegseth e mektup gönderdi. 175 MİLYAR DOLARLIK PLAN Mektupta, Trump yönetiminin ülke savunmasına yönelik yaklaşık 175 milyar dolarlık Altın Kubbe planının göz korkutucu düzeyde maliyetli, operasyonel olarak işlevsiz olduğu belirtilerek bunun, Rusya ve Çin ile nükleer silahlanma yarışını ateşleyerek ABD nin ve dünyanın güvenliğine zarar verebileceği ifade edildi. Altın Kubbe nin füze saldırılarına karşı koymaktan ziyade ABD lilerin vergilerini boşa harcayacağından endişe duyulduğu aktarılan mektupta, olası bir saldırıya karşı çok daha büyük, teknolojik olarak daha gelişmiş ve maliyetli bir sistemin gerekli olduğu belirtildi. Altın Kubbe planından vazgeçilmesi talep edilen mektupta, ABD hava savunma sistemlerinin Rusya ve Çin yerine kısıtlı tehditlere karşı koymayı hedeflemesi gerektiği kaydedildi. Mektupta, programın amacı ve 175 milyar doları bulacağı tahmin edilen harcama planı dahil Bakanlığa yöneltilen çeşitli soruların 21 Temmuz a kadar detaylı yanıtlanması talep edildi. TRUMP IN ALTIN KUBBE PLANI ABD Başkanı Trump, uzun süredir bahsettiği Altın Kubbe savunma sistemiyle ilgili resmi duyuruyu 20 Mayıs ta yapmıştı. Trump, sistemin kendi görev süresi bitmeden hayata geçirileceğini ve inşasının toplam maliyetinin yaklaşık 175 milyar dolar olacağını belirtmişti.

Source: Habertürk


Netanyahu Gazze”de ateşkese kapıyı kapattı: “Savaşı sürdürmekte kararlıyız”… Hamas”tan esir takası yanıtı

X sosyal medya platformundan yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi”nin kuzeyinde çıkan çatışmada 5 İsrail askerinin öldüğünü belirten Netanyahu, İsrail halkı için zor bir gün olduğunu dile getirdi.Netanyahu, Gazze”de sürdürdükleri savaşın hedeflerini gerçekleştirme konusunda kararlı olduklarını kaydetti.Savaşın hedeflerinin, tüm esirlerin serbest bırakılmasını sağlamak, Hamas”ın askeri ve idari kapasitesini ortadan kaldırmak ve Gazze”nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmamasını sağlamak olduğunu aktaran Netanyahu, bunun da Hamas”ın artık var olmayacağı anlamına geldiğini ifade etti.İsrail Başbakanı, sonuç olarak tüm İsrailli esirlerin serbest bırakılacağını, Hamas”a boyun eğdirileceğini ve dağıtılacağını, Gazze”nin artık İsrail için bir tehdit oluşturmayacağını ve kendilerinin de henüz misyonlarını tamamlamadıklarını aktardı. TEK BAŞLIKTA ANLAŞMAZLIK KALDIÖte yandan Haaretz gazetesinin haberine göre, ABD Başkanı Trump”ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, yaptığı açıklamada, ateşkes ve esir takası konusunda önceden 4 başlıkta anlaşmazlık olduğunu, şimdi ise sadece birinin kaldığını söyledi.Witkoff, bu hafta sonuna kadar 60 günlük bir ateşkese yol açacak bir anlaşmaya varmayı umduklarını ifade etti.İsrail ordusundan dün yapılan açıklamada, Gazze”de Kfir Tugayı”na bağlı Netzah Yehuda Taburu”ndan 5 İsrail askerinin öldürüldüğü belirtilmişti.İsrail”in Gazze”ye saldırılarına başladığı 7 Ekim 2023″ten bu yana ölen İsrail askerlerinin sayısının 888″e yükseldiği açıklanmıştı. Gözden Kaçmasın Beyaz Saray’da Nobel tiyatrosu! Netanyahu, Trump”ı barış ödülüne aday gösterdi Haberi görüntüle Ölen askerlerden Benyamin Asulin”in cenazesiHAMAS”IN ESİR TAKASI ŞARTIHamas, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu”nun esirlerin serbest bırakılması ve Gazze”nin teslim olması yönündeki açıklamalarını yenilgi sanrısı olarak değerlendirerek, esirlerin serbest bırakılmasının ancak direnişin dayattığı şartlarda bir anlaşmayla gerçekleşeceğini bildirdi.Hamas Siyasi Büro Üyesi Rişk, sosyal paylaşım platformu Telegram üzerinden yaptığı yazılı açıklamada, Gazze teslim olmayacak. Direniş denklemleri dayattığı gibi koşulları da dayatacak değerlendirmesinde bulundu. Gözden Kaçmasın Gazze”de bir bebek daha açlıktan öldü Haberi görüntüle “İSRAİL BAŞARISIZLIK YAŞADI”Rişk, İsrailli yöneticilerin, askeri operasyonlarla esirlerini kurtarma konusunda tam bir başarısızlık yaşadıklarını kabul etmesinden sonra direnişle ciddi bir anlaşma yapmadan esirleri serbest bırakmanın bir yolu olmadığının ortaya çıktığını dile getirdi.Rişk, Netanyahu”nun tüm esirlerin serbest bırakılması ve Hamas”ın teslim olması yönündeki açıklaması, psikolojik yenilgi yanılsamasını yansıtıyor, sahadaki gerçekleri değil ifadesini kullandı. Gözden Kaçmasın Trump”tan 60 günlük ateşkes açıklaması Haberi görüntüle

Source: Hurriyet.com.tr


12 asker Kuzey Irak’taki o mağarada nasıl şehit oldu? ‘Eğitimli köpek’ detayı

Irak”ın kuzeyinde bir mağarada yapılan arama tarama faaliyeti sırasında metan gazına maruz kalan 12 asker şehit oldu.

Olayın nasıl gerçekleştiğine ilişkin NTV”de yer alan habere göre, terör örgütünün daha önce hastane olarak kullandığı mağaraya ilk kez facianın yaşandığı pazar günü girilmedi. Çok katlı mağarada yaklaşık bir haftadan bu yana arama tarama faaliyeti yapılıyordu.

MAĞARAYA ÖNCE EĞİTİMLİ KÖPEKLER SOKULDU

Mağaraya askerlerden önce özel eğitimli köpekler girdi. Olumsuzluk tespit edilmeyince metan gazından şüphelenilmedi.

Edinilen bilgilere göre köpek aramasının ardından mağara giriş protokolü uygulandı. Üç ayrı gruba ayrılan askerlerden ilk grup mağara girişinin üstündeki kata ilerledi. İçeriye giren ilk grupla temas kurulamayınca ikinci grup ilerlemeye başladı. Metan gazının etkisini 3. gruba ileten ise ikinci gruptaki son asker oldu. O askerin yardım edin çağrısıyla facianın farkına varıldı.

Farklı katlara sahip olan mağarada olayın yaşandığı gün girişin üstündeki katta inceleme yapıldı. Metan gazının askerlerin girdiği o katta yoğunlaştığı anlaşıldı.

“BÖYLE YOĞUN METAN AZ RASTLANAN BİR DURUM”

Arama kurtarma faaliyetleri için bölgeye sevk edilen madenciler metan gazının ilk grup askerin girdiği üst katta yoğunlaştığını tespit etti. Madencilerin “böyle yoğun metan birikmesi zor rastlanan bir durum” ifadesini kullandığı öğrenildi. Arama kurtarma faaliyetleri sırasında mağaraya saatlerce oksijen basılmasına rağmen oksijen seviyesinin yükseltilemediği belirtildi.

Mağarada bu denli yüksek yoğunlukta metan oluşmasının nedenleri de araştırılıyor. Mağara içinde bulunan bir jeneratör odasından kaynaklanabileceği ya da olaydan bir hafta önce Şemdinli yakınlarında meydana gelen bir depremin yarattığı yer hareketi nedeniyle metan gazının toprak altından mağara içine sızarak yoğunlaşmış olabileceği ihtimalleri üzerinde duruluyor.

Metan gazının yoğunlaştığı o bölgeye hala girilemediği, uzaktan kumandalı insansız kara araçlarıyla inceleme yapılacağı da edinilen bilgiler arasında yer alıyor.

MAĞARANIN GİRİŞİNDE 20 METRE SÜRÜNMEK GEREKİYOR

Mağaranın girişinin çok dar olduğu ve girişte en az 20 metre boyunca sürünerek ilerlemek zorunda kalıyor askerler. Dar girişin metan gazı birikmesine sebep olabileceği vurgulanıyor.

BÖLGEDE 3 BİN MAĞARADA METAN GAZINA RASTLANMADI

Pençe Kilit Bölgesinde şimdiye kadar 3 bine yakın mağarada arama tarama faaliyeti yapıldığı, metanla ilgili herhangi bir emareye rastlanmadığı ifade edildi.

SORUŞTURMA NASIL DEVAM EDİYOR?

Öte yandan idari soruşturma devam ediyor. Tedavi altındaki askerlerle o gün görev yapan bölgedeki askeri yetkililerin bilgilerine başvuruluyor. İhmal ya da tedbirsizlik olup olmadığı soruşturma sonucunda ortaya çıkacak.Bu içerik Taner Şahin tarafından yayına alınmıştır

Source:


Mevduat ve fonlara uygulanan stopaj artırıldı

Soykırımcı İsrail Gazze”de çadırları bombaladı! Çok sayıda Filistinli şehit oldu

12 kahramana veda… Türkiye şehitlerini uğurladı

Bahçeli”den Terörsüz Türkiye mesajı: Önemli gelişmeler yaşanıyor, tuzaklar bozulacak

Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın telkinleri iletildi! Bakan Fidan: Hamas”la görüştük

İBB yolsuzluğunda bir itiraf daha! Rant tezgahından Halk TV çıktı

Source: Www.star.com.tr


Terör örgütü PKK”nın elebaşı Öcalan’la ilgili çok konuşulacak kulis

DEM Partili kaynaklar, terör örgütü PKK”nın fesih kararının ardından silah bırakmaya yönelik ilk somut adımı atmasına yönelik beklentiler ile TBMM kapanmadan kurulacağı ifade edilen komisyona yönelik yol haritasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un parlamentoda kurulması beklenen komisyon için yeniden Meclis’teki siyasi partilerin grup başkanvekilleriyle bir araya gelerek partilerden gelen bütün önerilerin ortak noktalarının belirlenmesini amaçlıyor.

Kulislerde kurulacak komisyon için önümüzdeki hafta toplantı çağrısı yapabileceği de konuşulurken, DEM Partili kaynaklar, siyasi partilerin ortaklaştığı noktaların belirlenmesinden yana olduklarını ifade ediyor.

KOMİSYONUN YAZ BİTMEDEN KURULMASINI TALEP EDİYORLAR

DEM Partili kaynaklar, komisyonun yazın kurulması gerektiğini belirterek TBMM’nin yazın çalışmadığı için yasa yapamayacağı ancak komisyon kurulduğu takdirde yeni yasama dönemine hazırlık yapılabileceğini belirtti.

Sürece ilişkin STK ile bölge ve il ziyaretlerinde yurttaşlarla buluşularak sürecin toplumsallaştırılmasının yaz döneminde yapılabileceği vurgulandı.

Kaynaklara göre, yaz sürecinin “biriktirme” süreci olabileceği kaydedildi.

Partililer, henüz sürecin çözüm çerçeve yasasının olmadığı, silah bırakanlara ne olacağına dair hukuki çerçevenin belli olmadığını belirterek komisyonda bu konulara dair önerilerin ele alınmasının Ekim ayında çalışmaya başlayacak TBMM için hazırlık olacağına dikkati çekti.

DEM Partili kaynaklar, komisyonun tamamen basına kapalı olmaması gerektiğini sadece bazı bilgilendirme kısımlarının basına kapalı olması gerektiğini savunurken, AK Partililer milli güvenlik konularını içeren bir komisyonun basına kapalı olması görüşünde.

11 Temmuz Cuma günü yapılması planlanan silah bırakma töreninde görüntülerin kamuoyuna servis edilmesinin ardından sürecin daha hızlı ilerlerleyeceğini düşündüklerin belirten partili kaynaklar, hükümetin tutuk, temkinli, yer yer korkan tutumunun hızlı aşılacağına dikkati çekti.

Kaynaklar, DEM Parti İmralı Heyeti’nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’la yaptığı son görüşmesinde Öcalan’ın sürece ilişkin çok kararlı olduğunun altını çizdiğine değindi.

Sürecin Öcalan’ın insafı, çabası, iradesi ve zorlamasıyla ilerlediğine dikkati çeken DEM Partililer, Öcalan’ın öngörüsünün silah bırakma görüntüsünden sonra sürecin hızlanacağı yönünde olduğunu aktardı.

SİLAH BIRAKMA TÖRENİ İÇİN ÖCALAN”DAN VİDEOLU MESAJ BEKLENİYOR

DEM Partili kaynaklardan edinilen bilgilere göre, 11 Temmuz Cuma günü Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde Süleymaniye’de yapılması planlanan PKK’nın silah bırakma etkinliğinin güvenlik gerekçesi sebebiyle canlı yayınlanmayacak ancak DEM Parti, töreni izlemesi için bir heyet oluşturdu. Heyette DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile bazı DEM Partili milletvekilleri yer alacak.

Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’dan bir video mesaj gelmesini beklediklerine dikkati çeken partili kaynaklar, video mesajda sürecin yeni aşamasına dair Öcalan’ın mesajlarının yer alacağını söyledi.

Source: Anka


MİT Başkanı Kalın”dan Bağdat”a kritik ziyaret!

Bağdat’ta ilk olarak Irak Başbakanı Muhammed Şia Sudani ile bir araya gelen MİT Başkanı Kalın, Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Cemal Reşid ile de görüştü. MİT Başkanı’nın Cumhurbaşkanı Reşid ile görüşmesine Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin de eşlik etti.ÖNEMLİ GÖRÜŞMELERMİT Başkanı Kalın, Bağdat temasları kapsamında Irak Savunma Bakanı Sabit Bişar, Irak Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı Hamid Şatri, Irak Egemenlik İttifakı Lideri Hamis Hançer ve Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Mahmud Meşhedani ile de bir araya geldi.Bağdat yönetimi ile yapılan görüşmelerde, masadaki en önemli gündem maddesi ‘Terörsüz Türkiye” süreci oldu.Irak yönetimi ile karşılıklı olarak sınır güvenliği, bölgenin terörden arındırılması ve terörün bölge gündeminden çıkarılması amacıyla önümüzdeki dönemde atılacak ortak adımlar ele alındı. Irak yönetimi her seviyede Türkiye”ye tam desteğini vurguladı.MİT Başkanı Kalın’ın, Bağdat yönetimi ile yaptığı görüşmede, bölgesel barış ve istikrarın temini için iş birlikleri müzakere edildi. Irak yönetimi ile iki ülke arasındaki iyi ilişkiler de masadaki konular arasındaydı.MİT Başkanı’nın Bağdat ziyaretinde, İran ve İsrail arasında yaşanan savaş da gündemindeydi. Yaşanan çatışmalar sonrasında iki ülke arasındaki ateşkes süreci değerlendirildi.MİT Başkanı Kalın ayrıca Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı M. Seman Ağaoğlu”nun yanı sıra ITC yöneticileri ile bir araya gelerek Irak”ta Türkmenlerin yaşadığı bölgelerdeki genel güvenlik durumu ve seçimlere yönelik hazırlıklar hakkında da bilgi aldı.

Source: Özgür Bayrak


MİT Başkanı Kalın'dan Bağdat çıkarması! İşte masadaki en önemli başlık

Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanı İbrahim Kalın, ikili temaslarda bulunmak üzere dün Irak”ın başkenti Bağdat”a gitti. Bağdat”ta ilk olarak Irak Başbakanı Muhammed Şia Sudani ile bir araya gelen MİT Başkanı Kalın, Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Cemal Reşid ile de görüştü. MİT Başkanı”nın Cumhurbaşkanı Reşid ile görüşmesine Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin de eşlik etti.MİT Başkanı Kalın, Bağdat temasları kapsamında Irak Savunma Bakanı Sabit Bişar, Irak Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı Hamid Şatri, Irak Egemenlik İttifakı Lideri Hamis Hançer ve Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Mahmud Meşhedani ile de bir araya geldi. MASADAKİ EN ÖNEMLİ BAŞLIK “TERÖRSÜZ TÜRKİYE” SÜRECİ Bağdat yönetimi ile yapılan görüşmelerde, masadaki en önemli gündem maddesi “Terörsüz Türkiye” süreci oldu. Irak yönetimi ile karşılıklı olarak sınır güvenliği, bölgenin terörden arındırılması ve terörün bölge gündeminden çıkarılması amacıyla önümüzdeki dönemde atılacak ortak adımlar ele alındı. Irak yönetimi her seviyede Türkiye”ye tam desteğini vurguladı. BÖLGESEL BARIŞ İÇİN MÜZAKERE EDİLDİ MİT Başkanı Kalın”ın, Bağdat yönetimi ile yaptığı görüşmede, bölgesel barış ve istikrarın temini için iş birlikleri müzakere edildi. Irak yönetimi ile iki ülke arasındaki iyi ilişkiler de masadaki konular arasındaydı. MİT Başkanı”nın Bağdat ziyaretinde, İran ve İsrail arasında yaşanan savaş da gündemindeydi. Yaşanan çatışmalar sonrasında iki ülke arasındaki ateşkes süreci değerlendirildi.MİT Başkanı Kalın ayrıca Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı M. Seman Ağaoğlu”nun yanı sıra ITC yöneticileri ile bir araya gelerek Irak”ta Türkmenlerin yaşadığı bölgelerdeki genel güvenlik durumu ve seçimlere yönelik hazırlıklar hakkında da bilgi aldı.

Source: Erdem Aksoy


MİT Başkanı Kalın”dan kritik ziyaret… Irak”tan “Terörsüz Türkiye” sürecine destek

Güvenlik kaynaklarından edinilen bilgiye göre Kalın, dün ikili temaslarda bulunmak üzere Bağdat”a gitti.Bağdat”ta ilk olarak Irak Başbakanı Muhammed Şia es-Sudani ile görüşen Kalın, ardından Irak Cumhurbaşkanı Abdüllatif Cemal Reşid ile bir araya geldi. Görüşmeye Irak Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin de eşlik etti.MİT Başkanı Kalın, Bağdat temasları kapsamında ayrıca Irak Savunma Bakanı Sabit Bişar, Irak Ulusal İstihbarat Servisi Başkanı Hamid Şatri, Irak Egemenlik İttifakı Lideri Hamis Hançer ve Irak Temsilciler Meclisi Başkanı Mahmud Meşhedani ile de bir araya geldi.Görüşmede, “Terörsüz Türkiye” başta olmak üzere karşılıklı olarak sınır güvenliği, bölgenin terörden arındırılması ve terörün bölge gündeminden çıkarılması amacıyla atılacak ortak adımlar ele alındı. Irak yönetimi görüşmede her seviyede Türkiye”ye tam desteğini vurguladı.Görüşmelerde ayrıca, bölgesel barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik işbirliği imkanları ile iki ülke arasındaki ilişkiler değerlendirildi.MİT Başkanı Kalın”ın temaslarında, İran ve İsrail arasında yaşanan çatışmalar da gündeme geldi. Taraflar, ateşkes sürecine ilişkin son durumu ele aldı.Irak Türkmen Cephesi (ITC) Başkanı M. Seman Ağaoğlu ve ITC yöneticileriyle de bir araya gelen Kalın, Türkmenlerin yaşadığı bölgelerdeki güvenlik durumu ve seçim hazırlıklarına ilişkin de bilgi aldı.

Source: Www.star.com.tr


Türkiye ve dünya gündemi

1- Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin TBMM Grup Toplantısı”na katılacak.

(Ankara/12.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)

2- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu”nu tutuklu bulunduğu Marmara Kapalı Ceza ve İnfaz Kurumu”nda ziyaret edecek, Sancaktepe”de “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitingine katılacak.

(İstanbul/11.00/20.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)

YASAMA YÜRÜTME SİYASET

1- TBMM Genel Kurulu, gündemindeki konuları görüşmek üzere toplanacak.

– İYİ Parti ve Yeni Yol Partisi Meclis Grup toplantıları gerçekleştirilecek.

(TBMM/14.00/10.30/09.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)

EKONOMİ FİNANS

1- Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Avusturya”da düzenlenecek 9. OPEC Uluslararası Semineri”ne katılacak.

(Viyana) (Fotoğraflı-Görüntülü)

2- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Ürün Güvenliği Haftası Açılış Konferansı”na iştirak edecek.

(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)

3- Türkiye İstatistik Kurumu, bu yıla ilişkin “Dünya Nüfus Günü” bültenini açıklayacak.

(Ankara/10.00)

DÜNYA DİPLOMASİ

1- Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, Pakistan”da temaslarda bulunacak.

(İslamabad) (Fotoğraflı-Görüntülü)

2- İsrail”in ateşkesi bozarak kalıcı işgal hedefiyle Gazze Şeridi”ne düzenlediği şiddetli saldırıların yansımaları ve yardımların girişini engellemesi sonucu yaşanan insani krize ilişkin gelişmeler takip ediliyor.

(Gazze/Kudüs) (Fotoğraflı-Görüntülü)

KÜLTÜR SANAT

1- Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Sheraton Otel”de düzenlenecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Turizm Bakanları 10. Toplantısı”nın açılışı ile konuk bakanlar onuruna Resim ve Heykel Müzesi”nde verilecek akşam yemeğine katılacak.

(Ankara/09.45/20.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)

1- Bolu Kartalkaya Kayak Merkezi”ndeki Grand Kartal Otel”de 78 kişinin yaşamını yitirdiği, 133 kişinin yaralandığı yangına ilişkin 32 sanığın yargılandığı davanın duruşmasına devam edilecek.

(Bolu) (Fotoğraflı-Görüntülü)

1- Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı, JW Marriott Hotel”de gerçekleştirilecek.

(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)

2- Nesine 2. Lig ve Nesine 3. Lig 2025-2026 sezonu fikstürü, JW Marriott Hotel”de çekilecek.

(Ankara) (Fotoğraflı-Görüntülü)

3- A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2025 Milletler Ligi”nin üçüncü ve son hafta maçlarını Hollanda”da oynayacak. Ay-yıldızlı ekip, ilk maçında Hollanda ile karşılaşacak.

(Apeldoorn/21.30) (Fotoğraflı)

4- FIFA Kulüpler Dünya Kupası”na ABD”de devam edilecek. Yarı final son maçında Paris Saint Germain ile Real Madrid karşı karşıya gelecek.

(New York/22.00) (Fotoğraflı)

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Source:


Abdullah Öcalan'dan yeni fotoğraf

Terör örgütü PKK”nın fesih kararının ardından silah bırakmaya yönelik ilk somut adımını atmasıyla, yeni çözüm sürecinin hızlanması bekleniyor. ÖCALAN”IN YENİ FOTOĞRAFI PAYLAŞILDI Silah bırakma töreninden 1 gün önca Ayrıca PKK”ya yakın hesaplar, Öcalan”ın İmralı”da kaydedilen yeni videosundan bir görüntü paylaştı. Görüntüde Öcalan”ın giydiği tişört dikkat çekerken, kilo aldığı görüldü. İMRALI HEYETİNİN ÖCALAN GÖRÜŞMESİ DEM Partili kaynaklar, ,DEM Parti İmralı Heyeti”nin terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan”la yaptığı son görüşmesinde Öcalan”ın sürece ilişkin çok kararlı olduğunun altını çizdiğine değindi. Sürecin Öcalan”ın insafı, çabası, iradesi ve zorlamasıyla ilerlediğine dikkati çeken DEM Partililer, Öcalan”ın öngörüsünün silah bırakma görüntüsünden sonra sürecin hızlanacağı yönünde olduğunu aktardı. SİLAH BIRAKMA TÖRENİ ANKA”nın DEM Partili kaynaklara dayandırdığı videoya göre, 11 Temmuz Cuma günü Irak Kürt Bölgesel Yönetimi”nde Süleymaniye”de yapılması planlanan PKK”nın silah bırakma etkinliği güvenlik gerekçesi sebebiyle canlı yayınlanmayacak. DEM Parti, töreni izlemesi için bir heyet oluşturdu. Heyette DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ve Keskin Bayındır ile bazı DEM Partili milletvekilleri yer alacak.

Source: Abdullah Karlıdağ


Ukrayna savunmasına destek artıyor… ABD”den Patriot adımı

Wall Street Journal”ın (WSJ) ismini vermek istemeyen iki yetkiliye dayandırdığı haberinde, ABD”nin, Ukrayna”ya ek kaynaklar göndermeyi düşündüğü öne sürüldü.Buna göre, Beyaz Saray”ın Pentagon”dan Ukrayna”ya Patriot sistemi dahil ek silahların gönderilmesine ilişkin seçenekleri hazırlamasını istediği ileri sürüldü.Ayrıca diğer ülkelerin Kiev yönetimine daha fazla Patriot sağlayıp sağlayamayacağının da araştırıldığı belirtildi.Eski bir Pentagon yetkilisi, şimdiye kadar ABD”nin üç, Almanya”nın üç ve Avrupa”daki diğer ülkelerin de toplam bir olmak üzere Ukrayna”ya Patriot sistemi sağladığı ancak bakım sorunları nedeniyle hepsinin aynı anda çalışır durumda olmadığını iddia etti.Trump”a yakın bir yetkili ise Beyaz Saray”ın savaşı sona erdirmek için yaptığı çabaları destekleyecek bir yasa çıkarılması için milletvekilleriyle birlikte çalıştığını ifade etti.Trump, Beyaz Saray”da ağırladığı İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile basın mensuplarının sorularını yanıtladığı esnada, “(Ukrayna”ya) Daha fazla silah göndereceğiz. Göndermek zorundayız, kendilerini savunabilmeleri gerekiyor. Çok ağır saldırı altındalar.” ifadelerini kullanmıştı.

Source: Www.star.com.tr


CHP”nin çift dilli anatomisi: İnönü”nün elleriyle İbranice müfredat

Bu başlığı atarken sadece bir metafor kurmadım.Bir vesikayı, bir ifşayı, bir milletin alnına çarpılması gereken çıplak bir hakikatin kelimelerini soydum.Elime bir kitap geçti.Midemin sol duvarında, kalbimin iman katmanında, vicdanımın mahrem mahzeninde bir çatlama hissettim.Rıfat N. Bali imzalı “Betar Türkiye: Bir Siyonist Gençlik Hareketinin Hikâyesi (1933–1971)” benim için bir tarih kitabı değil; bir rejimin alnına kazınmış Siyonist dövmenin belgesidir.Okuduklarım bilgi değil; bir taşeronluğun, içselleştirilmiş işgalin, belge kılığında kotarılmış zihin mühendisliğinin arşividir.Yazar bir Türk Yahudi”si. İsrail adlı organize terör çetesiyle yaşıt bir tarihçi. Kitap kendi yayınevinden çıkmış.Yani sadece yazmamış; üretmiş, tasarlamış ve sistemin içine sızdırmış…Kitapta anlatılan, halkın gözü önünde büyütülen bir ihanetin ıslak imzalı tutanağıdır.Kendi halkının çocuklarına Kur”an”ı yasaklayanların, başka bir halkın çocuklarına askerî eğitim verdiği bir rejimin sessiz anlaşmasıdır.1933″te Türkiye”de kurulan “Betar” adlı Siyonist gençlik örgütü, Filistin”de savaşacak Yahudi gençleri eğitmek üzere faaliyete geçiriliyor.İbranice eğitim, askerî nizam ve Jabotinsky okumaları yapılıyor.İzmir Çeşme başta olmak üzere Anadolu”nun çeşitli kasabalarında…Aynı dönemde, Kur”an okuyan Müslüman çocuklar zindana atılıyor; Yahudi gençler Tel Aviv için yemin ettiriliyor.Bu bir sapma değil; doğrudan Cumhuriyet kadrolarının bilgisi ve himayesi dâhilinde sürdürülen bir sistem.”Betar kamplarına resmî müdahale yoktu. MİT ve Emniyet haberdardı. Türk hükümeti gözlemci konumundaydı.”O dönemki Türk hükümeti kimdi?İsmet İnönü liderliğindeki CHP.Ve bu kamplarda yetişen gençler, 1948 sonrası Haganah ve MOSSAD gibi yapılarda görev alıyor.”Betar mezunları, Filistin”de kilit görevler üstlendi.””Betar üyelerine Filistin”e gitmeleri için özel izinler verildi.”Yani Cumhuriyet öncesi ve sonrası içimize yerleştirilen, senin benim ismimle isimlendirilen bu ülke vatandaşları, pasaportlarıyla başka bir halkı katletmeye gönderildi.Bu satırlar, Gazze”de ağlayan her yetimin gözyaşına damlatılmış bir tuzdur.Ezanın yasaklandığı, Kur”an Kurslarının fişlendiği, imam hatiplerin kapatıldığı, başörtüsünün suç sayıldığı bir ülkede; Siyonist militanlara devlet eliyle kolaylık sağlanmış!İşte bu, bugün CHP”nin arkasına dizildiği zihniyettir.Özgür Özel”in “İsmet Paşa”nın elleriyle kurtaracağız” dediği o eller, Kur”an”ı susturup Betar”a İbranice marş ezberleten ellerdir.Tek parti dönemi CHP”nin anatomisi çift dilli anlayacağınız.Halka Türkçe propaganda, mutfağa İbranice talimat.Resmî dili “laiklik”, fiilî dili “Siyonist lojistik.”İsmet İnönü”nün daktilosu Türkçe basar; mürekkebi Tel Aviv”den akar.Kur”an halkalarını dağıtan sistem, Betar kamplarına “gözlemci” sıfatıyla meşruiyet verir.Bugün kaç Betar kaldı bilinmez.Ama sosyal medyada “İsrail ordusuna katılan çifte vatandaşların vatandaşlıktan çıkarılmasını” talep eden sesler yükseliyor.Toplum uyanıyor.Ama asıl tehlike fizikî değil, zihinsel çifte vatandaşlıktır.Kimisi akademide, kimisi medyada, kimisi siyasette Türkçe konuşuyor ama İbranice düşünüyor.Bu zihin, Moiz Kohen (Munis Tekinalp) gibi teorisyenlerin ürünüdür. Kemalizm”in kuramsal zeminini inşa eden Moiz Kohen yalnızca bir Siyonist değil; bu rejimin fikrî kaşifesidir.”Türkleşmek, Muasırlaşmak, İslam”dan arınmak” mottosuyla bu milletin ruhuna seküler klor basmışlardır.Bugün içimizde kaç çifte Kohen var?Kaç Tekinalp, kaç Bali, kaç Betar zihniyetli isim bu ülkenin kimlik kartıyla Tel Aviv”in ideolojik subaylığını yapıyor?Bu yazı bir köşe yazısı değil.Bu yazı, uyanmakta olan bir millet için kaleme alınmış bir ihbar mektubudur.Rıfat Bali”nin kitabı, her ne kadar “soğukkanlı bir tarih metni” gibi görünse de işbirlikçiliğin ve kültürel ajanlığın izini süren ideolojik bir teşhir metnidir.Ve bu kitap, 17 Mayıs 2023 tarihinde Türkiye Ortadoğu Çalışmaları Dergisi”nde, Dr. Gökhan Çınkara tarafından akademik olarak incelenmiş ve şu tespit öne çıkarılmış: “Siyonizm, Türkiye”ye dışarıdan ithal edilen değil; içeride büyütülen bir bilinç mühendisliğidir.”Bu sadece bir akademik tespit değil; bir rejim şerhidir.Kitap; arşiv belgeleri, mülakatlar, dergi analizleri, mektuplarla örülmüş çok katmanlı bir hafıza çalışması olarak ciddiyeti hak ediyor.İstanbul Valisi eliyle kurulan spor ve kültür kulüpleri,Orhan Veli Kanık gibi isimlerin yıllık toplantılara eksiksiz katılımı,CHP”li emekli generalin soyadından mülhem “Yıldırım Spor Kulübü”nün kurulması,Atatürk heykellerinin inşası için tanesi beş bin lira olan pasta satışları,Betar kampında yetişmiş bir Siyonist gencin Kore Savaşı”na Türk birliğinde katılması, ardından Vatan ve Milliyet”te yazarlık yapması ve 1971″de terör çetesi merkezi olan İsrail”e yerleşmesi…Hepsi belgeli. Hepsi küpürlü. Hepsi fotoğraflı.Anlıyoruz ki Gazze”ye düşen her bombada, bu topraklarda meşrulaştırılmış bir harfin, bir daktilo vuruşunun, bir “gözlemci” elinin izi vardır.

Source: Mustafa Sabri̇ Beşer


Paşinyan”ın “Gizli Müslüman” ve “Türk Şeytanı” diye nitelenmesine dikkat…

Birkaç ay önce, 16 Nisan günü, “Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan”ın desteklenmesi gerektiği”ne dair, “Paşinyan, Güney Kafkasya”da “iyi niyetli komşuluk ilişkileri”nin temellerini atabilir..” başlıklı bir yazı yazmış ve Ermenistan Meclisi”nde yaptığı açıklamada “Azerbaycan”ın talebini kabul ettiklerini ve Barış Antlaşması”nı imzalamaya hazır olduklarını, “Artık, savaş olmayacağını, barış olacağını; savaşın hiçbir temelinin olmadığını” söylediğine işaretle özetle, şöyle demiştim:”Hele de son 1-2 sene içinde, Ermenistan”ın huzur içinde yaşamak isteyen ve buna hakkı olan, genelde fakir Ermeni halkının rahat yüzü görmesi için, çareler arayan Nikol Paşinyan, 5-6 ay önce bir konuşma yaparak, “1915”deki o ağır şartlar içinde her halk gibi, Ermenilerin de büyük acılar çektiğini” söylerken, “Ermenistan”daki resmî iddialar”ı çürütüp, “Ermeni Soykırımı iddiasının gerçek olmadığını ve 35 yıl hatırlanmamışken, o 1915 Hadiseleri”nin 1950″den sonra dillendirilmeye başlandığını” söyleyince, başta Ermeni Ortodoks Kilisesi liderleri ve bazı unsurların şiddetli itirazıyla karşılaştığı”nı belirtmiş; Paşinyan”ın bu gerçeği görmüş olması, kendinden öncekilere göre, daha tedbirli ve akıllı bir siyaset güttüğünün, İnşaallah hayırlı bir işaretidir.” demiştim. (Arzu edenler, “star.com.tr”nin “yazarlar bölümü”nde arşivden o yazıma bir daha bakabilirler.)*Paşinyan”ın mensubu olduğu Ermenilerin veya bir başka halkın da bu yeryüzünde, kesin doğru olduğuna inandıkları kendi hayat ölçülerine göre, “vatan” edindikleri bir coğrafyalarının olması ve orada hür olarak yaşamaları elbette en tabiî haklarıdır.Ama, asıl mesele bu noktadan başlıyor..O “vatan” edinilen ya da edinilmek istenen yerler nasıl elde edilecek?Modern çağın büyük filozofu havasında sahneye çıkan ve bizdeki “Ö.Ö” gibi, aklına eseni, neticelerini düşünmeden konuşan ve hatta bazı çevrelere göre zırvalayan ve her an farklı şeyleri söyleyen Amerikan Başkanı Trump, “savaşla elde edilen yerler geri verilmez” diyor.Yani, bu durumda “başkalarının topraklarını zorla ele geçirenler” durumunda olanlar başka güçler de onları gelip çıkarmak isteyebilirler. Ama, çıkarabilirlerse tabiî..(Anlaşılıyor ki, Putin de Trump”ın o sözünü bizzat ona karşı beyan ederek, “Rus askerinin girdiği yerlerden çıkmayacağı”nı dile getirmiş; Ukrayna-Rusya Savaşı”nın geleceğiyle ilgili olarak.. Onun için, Trump, geçen hafta Putin”le yaptığı 2 saate yakın telefon görüşmesi sonunda, Putin”i ikna edemediğini umutsuzca ve hayıflanarak söylüyordu.)*Trump, Gazze ve hatta Filistin”in bütünü üzerinde, karşılarında bir ordu olmayan silahlı Siyonist zorbaların haydutluğunu bile “askerî savaş” sayıyor olmalı ki; 1400 yıldır Müslümanların yaşadığı toprakları, kendilerinin donattıkları Siyonist haydutlar çetesi “İsrail”e peşkeş çekmenin çırpınışında; hâlâ da..Halbuki Müslümanlar Filistin topraklarını Yahudilerden; Anadolu da, Ermenilerden zorla almamıştı.. O coğrafyalarda, yaşayan halklara zorla hükmeden güçlerin içerden çürümüşlüklerinin bir nişanesi olarak çökmesi sonrasında Müslümanlar, o topraklara hâkim olmuşlar ve amma, Müslüman olmayan halklara, Müslümanlarla birlikte yaşamak istemeleri halinde, inançlarına göre hür şekilde yaşayacaklarını taahhüt etmişlerdi ve bu durum, Müslümanların beşerî bir âlicenaplığından değil; insanlara “bir inancı kabullenmeleri için zorlama yapılamayacağı”na “Dinde zorlama yoktur!” şeklindeki “ilâhî hükm”ün gereğiydi..Bu bakımdan asırlarca devletsiz yaşamış olan topluluklar hayal kurup ileride bazı coğrafyaları vatan edinme tahayyüllerine kapılıp, bunları asırlarca önceki bazı inanç temellerine de dayandırarak “Buralar bize vaat olunmuştu..” deseler de; bunların gerçekleşmesi ihtimali yoktu..Ama, emperyal- şeytanî odaklar, başkalarının yaşadığı toprakları, Ermeniler ve Yahudiler gibi küçük topluluklara peşkeş çekmekten, o coğrafyalarda kendi emellerine hizmet edecek “çıban başları” oluşturmaktan medet ummuşlardı.. Bunu Müslüman coğrafyalarındaki halklar yakından tecrübe ettiler, hele de son 100 yılda..Şimdi, bu topraklarda emperyal güç odaklarına güvenerek yaşayamayacaklarını anlayan Paşinyan, komşu ülkelerle barış içinde, dostça yaşamanın sırlarını yeniden yakalama peşinde gözüküyor.Ama, Ermeni Ortodoks Kilisesi”nin şefleri Paşinyan”ı, Ermenistan”a ihanetle suçlamakla kalmayıp, onun bir “Gizli Müslüman” olduğunu ve hatta “sünnet ameliyesi” bile yaptırdığını ileri sürdüler.. Paşinyan”ın hele de bu ikinci iddia için Başpiskopos”a verdiği komik cevabı burada tekrar etmeyelim.**Konunun bir de Rusya tarafı var..Rus TV. yorumcularından Vladimir Solovyov, medyaya yansıdığı şekliyle, 7 Temmuz günü yaptığı yorumda, Ermeni Kilisesi papazlarının Paşinyan”ı devirmek için bir darbeye teşebbüs etmelerine destek olmak üzere, onun, “Gizli Müslüman” olarak nitelenmesinden daha da ileri giderek, Paşinyan için, “Ermenistan”ın başına, Türkiye ve İngiltere servislerince ve Rusya”nın Kafkasya”daki varlığını ve etkisini yok etmek için, Ermenistan”da iktidara getirdiklerini, O”nun “mutlak bir Türk şeytanı” olduğu” gibi tuhaf iddialarda bulunmuş..Bu, Solovyov , “Bakın, Kafkasya”da, Güney Rusya”nın varlığını, ve etkisini kırmak bir koridor savaşı cereyan ediyor..” diyor; Zengezur Koridoru”nu çağrıştırarak..Bu konuyu, 3 yıl öncelerde vefat eden, ünlü Rus Türkoloji uzmanı Jirinowsky de söylemiş ve Ermenistan”la İran arasındaki 45 km”lik ortak sınırdan, Azerbaycan”ın batıdaki parçası Nahcivan”a bir yolla bağlanmasının, Güney Rusya”nın, taa Çin sınırına kadar Türkiye”nin kuşatılması demek olacağını söylemiş; bu sözler, İran”daki bazı çevrelerce de, İran”ın da kuzeyden kuşatılması demek olacağı şeklinde yorumlanmıştı..Zengezur Koridoru”nun açılmasındaki temel engel bu..Rusya gibi İran”daki bazı stratejistler de, Azerbaycan devletinin batıdaki ayrı parçası olan Nahcivan”a geçişine tıpkı müteveffa Jirinowsky gibi yorumlar yapıyorlar.Ayrıca, bu koridor açılsa bile, o koridorun hâkimiyet ve mülkiyeti İran ve Ermenistan”dan hangisinin elinde olacak veya her iki taraf da mı ortak hakimiyete sahip olacak ve geçişlerde kontrol yapılmasının olmaması gibi şartın, devletlerin hâkimiyet anlayışıyla bağdaşmayacağı görüşleri çözüme kavuşmuş değil..Rus yorumcu, Solovyov, Paşinyan”ın, Başkan Erdoğan”ın davetiyle 20 Haziran”da Türkiye”ye gittiğini ve Zengezur Koridoru konusunda, “Gelsinler – geçsinler, buna bir kötülük yok.” dediğini de iddia ediyor. Paşinyan”ın böyle bir sözü yakıştırma mı, yoksa açıklanmayan bir resmî görüş mü, anlaşılmıyor..Ancak anlaşılan şu ki, bölge ülkeleri kuşkulardan kurtulmadıkça, bu koridor meselesi kolayca halledilemeyecek gibi..Eğer, Paşinyan”a atfedilen o beyan gerçek ise, Rusya”nın tehdit kabul ettiği bu durumu bozmak için geçmişte, Sovyet Rusya dönemindeki bu küçük ülkelerde, devreye sokabilecek bazı fitne odaklarını ve kuklaları yine bulabilir..Bu konuda, Türkiye ve İran ortak bir anlayışla ve Rusya tarafından ağır şekilde suçlanan Paşinyan”ı da dışlamadan bu Zengezur Koridoru meselesini çözebilmelidirler..İran”a yönelik son Amerika ve İsrail Saldırısı karşısında, özellikle Pakistan ve Türkiye başta olmak üzere, halkları Müslüman bazı ülkelerin diplomatik olarak İran”ın yanında olduklarını açıklamaları, İran halkında büyük bir kardeşlik dayanışması şeklinde, dua ve sevinç gözyaşlarıyla karşılanmıştır.O halde bu fırsatı Rusya, Amerika ve diğer yabancı güçlere kaptırmamak ve Aliyev Azerbaycanı”nın da hele de İsrail”in zulümleri konusunda açık bir tavır takınamıyorsa, en azından destekliyoruz gibi tuhaf açıklamalardan kaçınmasını, hiç değilse sessiz kalmasını sağlamak, nice şeytanî entrikaların önlenmesi için yeterli olabilir..

Source: Selahaddin E. Çakirgi̇l


Terör örgütü lideri Öcalan”dan videolu mesaj! “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum”

Terör örgütü PKK”nın fesih kararının ardından silah bırakmaya yönelik ilk somut adımını atmasıyla, sürecin hızlanacağı değerlendiriliyordu. Terör örgütü PKK lideri Abdullah Öcalan’dan bir video mesaj gelmesini beklediklerine dikkati çeken DEM Partili kaynaklar, video mesajda sürecin yeni aşamasına dair Öcalan’ın mesajlarının yer alacağını ifade etmişti. Öcalan”dan yeni videolu mesaj geldi.

Öcalan söz konusu videoda, “Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum. Son günlerde bölgede yaşanan gelişmeler, attığımız bu tarihi adımın önemini ve aciliyetini açıkça teyit ediyor. Sürecin geneli olarak silahların gönüllüce bırakılması ve TBMM’de yetkili ve kanunla kurulması düşünülen kapsamlı komisyon çalışması önemlidir. Kısır mantıklı, önce sen-ben kısırlığına düşmeden, adımların atılmasında dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi şarttır.” dedi.

Terör örgütü lideri Öcalan”ın mesajında kullandığı ifadeler şu şekilde;

Komünalist yoldaşlık hareketimizin geldiği aşamayı, yaşadıkları somut durumu, sorun ve çözüm yollarına ilişkin kapsamlı bir mektupla tekraren de olsa açıklayıcı ve yaratıcı yanıtlar vermeyi, sizlere karşı etik bir görev saymaktayım.

27 Şubat 2025 tarihli Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’nı savunmaya devam etmekteyim.

Sizlerin PKK’nin 12. Fesih Kongresi’yle, buna kapsamlı oldukça doğru bir içerikle pozitif yanıt vermenizi tarihi bir karşılık olarak değerlendirmekteyim.

Gelinen nokta oldukça değerli ve tarihi nitelikte sayılmak durumundadır. Bu arada köprü ilişkide bulunan yoldaşların çabası aynı değerde ve takdire şayandır.

Tüm yaşanan gelişmeler sonunda tarihi bir dönüşüm sayılması gereken bir Demokratik Toplum Manifestosu hazırladım. Bu manifesto, yaklaşık 50 yıllık ‘’Kürdistan Devriminin Yolu’’ manifestosunu başarıyla ikame edecek niteliktedir. Sadece Kürt tarihsel toplumu için değil, bölgesel ve küresel toplum için de tarihsel toplumsal bir içerik taşıdığına inanmaktayım. Tarihi manifesto geleneğinin başarılı bir örneğini teşkil ettiğinden kuşku duymamaktayım.

Tüm bu gelişmelerin İmralı’da gerçekleştirdiğim görüşmeler neticesinde yaşandığını açıkça belirtmek durumundayım. Görüşmelerin özgür irade temelinde yürütülmesine azami dikkat gösterilmiştir.

Varılan aşama, yeni adımlarla pratiğe geçmeyi gerekli kılmaktadır. Bu aşamanın ve gerekli adımların da tarihi nitelikte olduğunun önemle belirtilmesi, anlaşılması ve gereklerine bağlı kalınması, yol alınması açısından kaçınılmazdır.

Varlık inkarına dayalı ve ayrı devlet amaçlı PKK hareketi ve dayandığı ulusal kurtuluş savaş stratejisine son verilmiştir. Varlık tanınmış, dolayısıyla ana amaç gerçekleşmiştir. Miadını doldurma bu anlamdadır. Gerisi aşırı tekrar ve açmaz olarak değerlendirilmiştir. Bu temelde kapsamlı eleştiri-öz eleştiri devam edecektir.

Siyaset boşluk tanımayacağına göre, boşluk, Barış ve Demokratik Toplum başlıklı program, ‘’demokratik siyaset’’ stratejisi ve temel taktik olarak bütüncül hukukla doldurulmak durumundadır. Tarihsel nitelikte ve kader belirleyici bir süreçten bahsediyoruz.

Sürecin geneli olarak silahların gönüllüce bırakılması ve TBMM’de yetkili ve kanunla kurulması düşünülen kapsamlı komisyon çalışması önemlidir. Kısır mantıklı, önce sen-ben kısırlığına düşmeden, adımların atılmasında dikkat ve hassasiyetin gösterilmesi şarttır. Atılan adımların boşa çıkmayacağını biliyorum. Samimiyeti görüyor ve güveniyorum.

Dolayısıyla daha da pratik ve somut kilit açıcı adımlara geçilmeye çalışılmaktadır. Benim tarafımdan ileri sürülen tezlerin belli başlı olanları şunlardır:

Herkesin üzerine düşeni yapması, Barış ve Demokratik Toplum hedefine ulaşılması, pozitif entegrasyonalist bir perspektifle mümkündür. Tüm anlatılanlardan çıkarılan sonuç: PKK ulus devletçi bir amaçtan vazgeçmiş, bu temel amaçtan vazgeçişle birlikte temel savaş stratejisinden de vazgeçmiş, varlığını sona erdirmiştir. Gelinen tarihi noktanın daha da ileriye götürülmesi beklenmektedir.

Gerek TBMM ve komisyon için anlam ifade edecek, gerek kamuoyundaki şüpheleri giderecek ve sözümüzün gereğini karşılayacak şekilde silahların bırakılmasını, ilgili çevre ve kamuoyuna açık olarak temin etmeniz doğal karşılanmalıdır. Silah bırakma mekanizmasının kurulması süreci ileri taşıyacaktır. Yapılan silahlı mücadele aşamasından demokratik siyaset ve hukuk aşamasına gönüllüce geçiştir. Bu bir kayıp değil, tarihi bir kazanım olarak değerlendirilmek durumundadır. Silah bırakmaya ilişkin detaylar belirlenecek ve hızlıca hayata geçirilecektir.

Meclisin çatısı altında bulunan DEM, diğer partilerle birlikte bu sürecin başarıya ulaşması için üzerine düşeni yapacaktır.

Bu arada tüm karar metinlerinde vazgeçilmez bir şart olarak benim özgür kalma durumuma gelince; biliyorsunuz ki ben hiçbir zaman kendi özgürlüğümü bireysel bir sorun olarak görmedim. Felsefi olarak da kişi özgürlüğü toplumdan soyut olamaz. Birey özgürleştiği oranda toplum, toplum özgürleştiği oranda birey özgür olabilir. Bu eğilimin gereğine bağlı kalınacağı tabidir.

Silahın değil, siyasetin ve toplumsal barışın gücüne inanıyorum. Ve sizi de bu ilkeyi hayata geçirmeye çağırıyorum.

Son günlerde bölgede yaşanan gelişmeler, attığımız bu tarihi adımın önemini ve aciliyetini açıkça teyit ediyor.

Sürece yönelik her türlü eleştiri ve önerilerinizi, katkılarınızı dört gözle beklediğimi belirtmeliyim. Bu tartışmalar tüm ülke, bölge, küresel düzeyde bizleri, Demokratik Modernite Güçlerini yeni bir teorik program, stratejik ve taktik evreye ulaştıracağına, şimdiden bunun hazırlık çabası içinde olunduğuna dair çok iyimser ve hazır olduğumu, arzulu ve coşkulu olarak belirtirim.

Önümüzdeki döneme çağrım, kongre kararları ve en son bu yazıda dile getirdiğim görüş ve öneriler doğrultusunda yüklenelim ve başarı temelinde gelişmeler sağlayalım.

Source: Ufuk Da