“Immigration Insights: Turkish Perspectives on Policy and Global Concerns”

Torreira”dan transfer itirafı! “Menajerimi aradılar”

Okan Buruk yönetimindeki Galatasaray”ın yıldızı Lucas Torreira, Uruguay Futbol Federasyonu”na dikkat çeken bir röportaj verdi.Milli takıma çağrılmadığı sürece dair konuşan Lucas Torreira, “Acı veriyor, acı veriyor kabul etmek gerekir ki birinin milli takımın parçası olmadığını, birçok deneyimden, Dünya Kupaları”ndan, Copa America”lardan geçtikten sonra ama şey, bu düşünme zamanıydı, bu iyileşme zamanıydı, bazı şeyleri değiştirme zamanıydı ve çalışarak ve adanarak koçun fikrini değiştirmesini ve milli takım çağrısını alma zamanıydı” dedi.”EMEKLİ OLMADAN ÖNCE GÜNEY AMERİKA FUTBOLUNDA OYNAYACAĞIM”Galatasaray ile sözleşme yenilemesine dair Lucas Torreira, “Düşünmeye devam ettim, emekli olmadan önce Güney Amerika futbolunda oynayacağım, Libertadores”te oynayacağım, ne olursa olsun oynayacağım fikrine saplandım. Bakalım, çok isterim, yarın çok isterim, ama bilmiyorum, bilmiyorum, zaman geçiyor ve her şey çok zorlaşıyor çünkü Türkiye”de çok iyiyim, çok seviliyorum ve beni isteyen yerde oynuyorum” dedi.”BANA HİÇBİR ZAMAN SOMUT BİR TEKLİF GELMEDİ”Teklif alıp almadığına ilişkin soruyu Lucas Torreira, “Gerçek şu ki, bugün beni isteyen tek takım Galatasaray ve Güney Amerika”dan hiçbir takımdan teklif almadım, menajerimi veya kulübü aradılar ama ama şey, bana hiçbir zaman somut bir teklif gelmedi ve bugün Türkiye”de mutluyum, keyif alıyorum, gelecek yıl Şampiyonlar Ligi”nde oynayacağız ki bu bir oyuncu için çok önemli, yani hiçbir şey yok, bugüne, şimdiki zamana odaklanmaya çalışıyorum, çünkü şimdiki zaman Galatasaray ve keyfini çıkarmak, özellikle de her şey çok hızlı geçiyor, bugün 29 yaşındayım, artık 18, 20 yaşında bir çocuk değilim ve futbolcunun kariyeri de çok kısa, bu yüzden bugün bulunduğum yerde keyfini çıkarmayı öncelikli olarak görüyorum” şeklinde cevapladı.”NANDO BENİM İÇİN KARDEŞ GİBİDİR”Fernando Muslera ile ilgili konuşan Lucas Torreira şu sözleri dile getirdi:”Evet, ondan ayrılmak da zordu çünkü bir maçımız kalmıştı ve o son maç onun için adeta bir kutlama olacaktı çünkü kulüpten ayrılıyordu, kulüpte en çok şampiyonluk kazanan oyuncu olmuştu, bu yüzden orada olamamak üzücü ama onunla konuştum, benim için milli takımda olmanın ne kadar önemli olduğunu biliyordu, bu yüzden beni kucakladı, gelmemi, eğlenmemi, bu yeni fırsatı değerlendirmemi söyledi ve hepsi bu, Nando benim için bir kardeş gibidir. Bana Türkiye”ye gelme fırsatı verdi, bana kollarını açtı, evinin kapılarını açtı, bana eşlik etti ve neredeyse hiçbir şey bilmediğim bir ülkede bana çok yardımcı oldu. Futbola minnettarım, Galatasaray”da 3 yılını paylaşabildiğim için hayata minnettarım. Ve milli takımda geçirdiğim onca yıl için de minnettarım, bu yüzden ona ve ailesine her zaman en iyisini diliyorum. Bu günlerde, kompleksin yenilikleri, iyileştirilen şeyler hakkında çok konuştuk ve günler geçtikçe size biraz daha anlatacağım.””YAKLAŞIK 1 MİLYON KİŞİ OLDUĞUNU SÖYLEDİLER”Yenikapı”daki kutlamalara dair soruya Lucas Torreira, “Yaklaşık 1 milyon kişi olduğunu söylediler, bu çok zordu. Onları koyacak yer yoktu. O gün çok yağmur yağdığı için insanları görmek de çok zordu, kutlamalar başladığında hava neredeyse kararmıştı, ama neyse, bu çılgınlık. Galatasaray”da bu tür bir karşılama, bu tür bir kutlama görmeye alışkınız, bu yüzden bu takımın bir parçası olmaktan gurur duyuyorum” cevabını verdi.Uruguay Milli Takımı”na yeniden çağrıldığını öğrendiği anda yaşadıklarını anlatan Lucas Torreira, “Dürüst olmak gerekirse, yalan söylemeyeceğim, gerginim ilk kez teknik direktör beni aradığında olduğu gibi endişeliyim ve Marcelo ile konuşma fırsatı bulduğumda mutlu, sevinçliydim, babamla birlikteydim, ona sarıldım, Galatasaray ile şampiyonluğu kazanmıştık, yani bu benim için sezonun ardından bir artıydı, şimdi keyfini çıkarma ve çalışmaya devam etme zamanı” ifadelerini kullandı.”BUNU ÇOK İSTİYORDUM”Uruguay Milli Takımı”nda davet edilmediği süreç içerisinde çok şeyin değiştiğini belirten Lucas Torreira şu sözleri dile getirdi:”Evet, artık büyükler biz olduk. Bu, çok iyi bir şey, çok değişti, komplekste yapılanlar, gerçekten her şey çok güzel, son geldiğimden bu yana çok şey değişti, yaptıkları her şey beni çok mutlu ediyor çünkü her zaman iyi imajın korunması iyi bir şey, çünkü biz çok iyi seviyede bir milli takımız ve bunu başarmak için tüm araçlara sahip olmalıyız ve ben çok memnunum, sana çok samimi davranıyorum, tekrar burada olduğum için çok mutluyum, bunu çok istiyordum, Dünya Kupası yaklaşıyor, dört maç kaldı ve eleme maçları her zaman çok çekişmeli geçer ve sonunda her şey ayrıntılarla belirlenir, ama şimdi önemli olan teknik direktörün istediğine odaklanmak, takım arkadaşlarıma yardım etmek ve mümkün olduğunca çabuk takıma uyum sağlamaya çalışmak.”Uruguay”da insanların kendisine gösterdiği ilgiye dair Lucas Torreira, “Bu kadar uzun zaman geçince ve milli takımda olmadığında, insanın aklına bir sürü şey geliyor. İnsanlar seni sevmez hale gelebilir, belki de eskisi gibi değilsindir. İnsanın kafasında bir sürü görüntü ve düşünce vardır, ama neyse, ben hayatımı yaşamaya, kendimle, yolumla ilgilenmeye ve çalışmaya devam etmeye çalışan bir oyuncuyum” ifadelerini kullandı.”OKAN BURUK SAYESİNDE BUGÜN MİLLİ TAKIM KADROSUNDAYIM”Milli takıma Galatasaray sayesinde gittiğini vurgulayan Lucas Torreira, “Galatasaray”da benim için çok olumlu geçen 3 yıl oldu ve bunun için son derece minnettarım, çünkü bugün milli takımdaysan, bu takıma ve tüm bu zaman boyunca bana güvenen teknik direktörüm Okan Buruk sayesinde bugün milli takım kadrosundayım. Uruguay halkı beni asla unutmayacak çünkü benim çok özverili bir oyuncu olduğumu biliyorlar. Milli takımda geçirdiğim süre çok iyi geçti, her zaman büyük bir özveri ile çalıştım. Bu yüzden, bana olan sevgilerini büyük bir istekle ve her zamanki gibi elimden gelenin en iyisini yaparak geri ödemeye çalışacağım” dedi.Galatasaray”daki rekabete dikkat çeken Lucas Torreira, “Evet, bazen rekabet o kadar fazla, maçlar o kadar çok ki, başardıklarının boyutunu kavrayamıyorsun. Galatasaray gibi büyük bir takımın parçası olduğunda, her zaman kazanmak zorundasın, bu yüzden durup başardıklarımızı görmek zor oluyor. Bu yıl üst üste üçüncü kez ligi kazandık. Bu yıl kupayı kazandık, ilk iki yıl çok iyi gitmişti ve şimdi kulüp için beşinci yıldızı kazandık, bu kulüp için çok ama çok önemli bir başarı ve kutlamaları sosyal medyada görmüşsünüzdür” ifadelerini kullandı.”BURASI FUTBOLU ÇOK SEVEN BİR ÜLKE”Lucas Torreira şu şekilde devam etti: “Burası futbolu çok seven bir ülke, neredeyse futbol için yaşayan bir ülke ve ben Türkiye”nin en iyi takımının bir parçasıyım, bu yüzden Galatasaraylılar çok mutluydu. Şahsen ben kulüpte gerçekten çok mutluyum, sözleşmemi de yeniledim, bu yüzden amacım keyfini çıkarmaya devam etmek, taraftarları mutlu etmeye devam etmek, çünkü sonuçta onlar için oynuyoruz.””BİRÇOK TAKIM ARKADAŞIM DA BENİ TANIMIYOR””Kendini iyi hissediyor musun” sorusunu Lucas Torreira şu şekilde cevapladı:”Bak, futbol hayat gibidir. İyi anlar vardır, kötü anlar vardır, kendini korumayı bilmek ve her şeyden önce çalışma çizgisini takip etmek gerekir. Sonunda, çalışarak iyi haberler gelir, bu durumda milli takımın yeni daveti gibi. Asla bilemezsin, bir an için tartışmasız ilk on birde olacağımı düşündüm, sonra yedek kulübesine geçtim ve sonra neredeyse 2 yıl boyunca çağrılmadım. Bu iyi oldu, bazen gerçeklerle yüzleşmek insana çok iyi gelir ve birçok şeyi düşünmenizi sağlar ve yeniden başlamak iyidir. Bugün milli takımda yeni bir oyuncu olduğumu bilmiyorum, ama teknik direktörün beni tanımadığı doğru, birçok takım arkadaşım da beni tanımıyor, bu yüzden en iyi şekilde uyum sağlamaya çalışacağım, teknik direktörün isteklerine uyum sağlayacağım. Çalışmak için çok az zaman var ve iki çok önemli maç var, bu yüzden her zamanki gibi hazır olacağım ve emirleri yerine getireceğim.””BİELSA İLE KONUŞTUM”Marcelo Bielsa ile bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini vurgulayan Lucas Torreira, “Futbol ve taktik açısından, benden istediğin bazı şeyler var, bunlar spesifik şeyler son maçlarda beni izlemiş, özellikle de sekiz numara pozisyonunda, çünkü Galatasaray”da biraz daha ofansif oynuyordum, çok gol attım biraz asist yaptım, ama dedim ya, bu her şeyden önce spesifik, taktiğe adanmış, takım için ne istediği ve ben de dinlemeye çalışıyorum, yardımcılarından da öğreniyorum ve antrenmanlarda çok dikkatliyim bu çok önemli. Hayır, şaşırmadım çünkü teknik direktörün yeteneğini biliyorum, çünkü büyük takımlarda çalışmış. Bir milli takımı yönetmek kolay değil, birçok oyuncuyu yönetmek, farklı özelliklere sahip birçok oyuncuyu yönetmek de öyle ve beni takip ettiklerini biliyordum çünkü bana bunu söylemişlerdi, bu yüzden onun bilgisi, teknik ekibin bilgisi beni hiç şaşırtmadı ve bu günlerde burada olduğum süre içinde bunu doğrulayabildim, bu yüzden bu benim için yeni bir deneyim ve bundan yararlanmaya çalışacağım ve mümkün olduğunca çok şey öğrenmeye çalışacağım çünkü bu benim kariyerim için elbette faydalı olacak” dedi.Dünya Kupası Elemeleri”ni değerlendirmesi istenen Lucas Torreira, “Çok zor, çok zor, çünkü az önce öğle yemeğinde çocuklarla bunu konuşuyorduk. Biz Avrupa”da oynamaya alışkınız, burada futbol farklı, buraya gelince koşullar tamamen farklı, bazen çok zor olan ülkelerde oynamak zorunda kalıyorsunuz, sahalar bazen çok zorlu ve tabii ki, bunların çok önemli iki maç olacağını biliyoruz, özellikle Paraguay maçı, çünkü onlar milli takım olarak çok iyi bir dönem geçiriyorlar, ama biz her zamanki gibi kendimize güveniyoruz, biz Uruguay”ız, son dakikaya kadar mücadeleyi bırakmayan bir ülkeyiz ve kendi oyunumuzu oynamaya çalışacağız, iyi bir sonuç almaya çalışacağız, böylece Venezuela maçına evimizde çok iyi bir hisle çıkıp, en önemlisi Dünya Kupası”na katılmaya hak kazanmaya çalışacağız” şeklinde konuştu.

Source: Muhammet Binici


Fransa’da laiklik kaygısı

Fransa’da Müslüman Kardeşler kaygısı, yıllar sonra oldukça geniş kapsamlı istihbarat raporu ile gün yüzüne çıktı. Basına sızan rapor, bir anda ülke gündemine bomba gibi düştü. Ülkede bu kez mesele sadece başörtüsü değil, doğrudan bir örgütle ilişkilendirilen İslamcı bir yapı: Müslüman Kardeşler. Rapor, bu yapının Fransa’da “sistematik bir biçimde kültürel hegemonya kurmaya çalıştığını” iddia ediyor. Rapor, Müslüman Kardeşler’in Fransa’daki bazı dernekler, özel okullar, camiler ve yardım kuruluşları aracılığıyla “ayrılıkçı bir toplum modeli” inşa ettiğini öne sürüyor. Raporda, “bir yanda laikliğe bağlı bir cumhuriyet, diğer yanda ise şeriat kurallarına zemin hazırlayan bir yapılanma olduğuna” dikkat çekildi. Rapora sağ partilerden destek gelirken sol partiler ise daha temkinli yaklaşım gösteriyor. Kimi uzmanlara göre Müslüman Kardeşler, “siyasal İslam”ın en sofistike versiyonu olarak görülüyor. Açıkça bir tehdit. Hatta adeta bir “zaman ayarlı bomba”! SAĞDAN DESTEK Fransa’daki İhvancı yapılanmaya yönelik raporun yayımlanmasının ardından sağ ve merkez sağ partilerden gelen tepkiler genellikle bulguları destekleyici nitelikteydi. Özellikle merkez sağ Cumhuriyetçiler (Les Republicains) ve aşırı sağcı Ulusal Birlik (Rassemblement National) Müslüman Kardeşler’in faaliyetlerinin yasaklanması gerektiğini savunuyor. Bu da Fransa’daki “güvenlik eksenli İslam politikası”nın bir süre daha süreceğini gösteriyor. Sol ve merkez sol cephesinde ise daha temkinli bir yaklaşım gözlemleniyor. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un “İslamcı ayrılıkçılıkla mücadele” vizyonunun bir parçası olan bu rapor, özellikle eğitim kurumları, sivil toplum kuruluşları ve camiler aracılığıyla yürütülen faaliyetlerin Fransa’nın temel cumhuriyet ilkelerine bir tehdit oluşturduğunu iddia ediyor. Avrupa ülkelerinden IŞİD’e katılan cihatçıların başında Fransa ilk sırada yer alıyor. Raporun toplum üzerindeki etkilerini öğrenmek için Paris’in banliyölerine doğru hareket ediyoruz. Paris’in problemli banliyölerinin başında gelen Sarcelles’e geliyoruz, oldukça büyük şekilde inşa edilen camiler göze çarpıyor. Fransa’da genellikle her Müslüman ülke toplumlarının kendilerine ait camileri var. Yani Türklerle Arapların camiisi ayrı, mecbur kalmadıkça birbirlerinin camisine gidip ibadet etmedikleri için burada dört cami var. SUÇLULUK DUYGUSU… Sokakta gördüğümüz kadın ve erkekler genellikle İslam kültürüne göre giyinmiş. Sokakları dolaşmaya devam ediyoruz, farklı kültürden insanların olduğu kafeye giriyoruz, 42 yaşında bir inşaat işçisi olan Karim Ouattara , “Kimi zaman işyerinde bile bu konular konuşuluyor. ‘Sen Müslümansın, ne düşünüyorsun’ diye soruyorlar. Bu çok yorucu, hep kendini ispatlamak zorunda kalıyorsun. Suçluluk duygusu bize yükleniyor” derken 62 yaşındaki emekli bir jandarma Jean Moreau ise “Ülke çok değişti, artık mahallemde Fransızca konuşulmaz oldu. Şu ortamda siz de görüyorsunuz iç içe yaşıyoruz, dışlama söz konusu değil. Devletin ne olup bittiğini denetlemesi normal. Rapor gecikmiş bile. Uyum sağlayan Müslümanlar rahatsız olmaz ama Müslümanları kendi çıkarlarına alet edenlere dur demeliyiz” tepkisini gösteriyor. Fransa’da ilk kez imamlık yasal olarak “meslek” statüsüne alındı. Bu adım, hem devletin dini aktörleri daha sıkı kontrol etmesi hem de imamların niteliklerini resmi olarak belirleyebilmesi açısından kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Yeni düzenlemelerle imamların Fransa’da eğitim alması, yabancı fonlardan bağımsız olması ve devletin denetiminde faaliyet yürütmesi sağlanmaya çalışılıyor. ASKER YA DA İŞÇİYDİLER Fransa’da Müslüman varlığı güncel bir tartışma gibi görünse de kökleri yüzyıllar öncesine uzanıyor. Fransa’nın Kuzey Afrika’daki sömürgeleri olan Cezayir, Tunus ve Fas, bugünkü Müslüman topluluğun ana yapısını oluşturuyor. Birinci ve ikinci dünya savaşları sırasında yüz binlerce Kuzey Afrikalı Müslüman, Fransız ordusuna alınarak cephelerde savaşmaya gönderildiler. Çoğu Fransa’yı bu dönemde tanıdı. Ancak bu insanların bir kısmı, savaştan sonra ülkelerine dönmeyerek Fransa’da işgücü açığını kapatmak için kullanıldı. 1950 ve 1960’lı yıllarda Fransa’ya işgücünü sağlamak için gelenlerin çoğu da Müslüman ülkelerden. Göçmenler, banliyölerde düşük gelirli ve dışlanmış bölgelere yerleştirildi. Bu alanlar zamanla kültürel ve sınıfsal sınırlarla çevrildi. Müslümanlar, bir yandan Fransa’nın parçası olurken öte yandan hep biraz dışarıda kaldılar. Müslüman ülkelerden getirilen işçiler şehirlerin oldukça dışında inşa edilen banliyölere yerleştirilmiş. Fransız toplumundan oldukça ayrı bir şekilde, yalnızca dini inançları yönünde desteklenmiş ve kendi yaşam kültürlerine itilmiş… Fransa, kendi elleriyle radikalleşmeye ittiği Müslüman toplumuyla yüzleşiyor.

Source: Süleyman Tosunoğlu