Öcalan, Ramazan, Altaylı
Memlekette “süreç bayramı” var. Gelgelelim “hukuk ve özgürlük bayramı” yok. İşte bu yüzden belki de kimse ne çözene ne çözüme inanıyor! Hani tarihte her şey iki kez tekrar eder ya… İlki trajedi, ikincisi komedi. İmralı’daki görüşme notları sızınca DEM Parti’den hızlı bir açıklama geldi. Metnin tahrif edilmiş olduğu söylendi. 28 sayfalık notları okudum. Diyelim gerçekten tahrif edildi. O halde bile açık bir gerçek ortada duruyor: İmralı’da Öcalan ile PKK yöneticilerinin temas kurmasına izin verilmiş! Üstelik hem yüz yüze hem de uzaktan bağlantıyla. İşte tam da bu sırada Adalet Bakanlığı’na Silivri’den giden bir dilekçe konuşuluyordu. İBB İmar ve Şehircilik Dairesi Başkanı Ramazan Gülten ’den bahsediyorum. Hakkında rüşvet aldığına dair tek bir delil olmayan Gülten, 26 Nisan’dan beri özgürlüğünden mahrum. Daha önce hikâyesini anlatmıştım. Bu seferki konu ise doğmak üzere olan çocuğu. 37 haftalık kız bebeğin, normal doğum tarihi 6 Ağustos. Sağlıklı doğarsa adı Maya olacak bebek, doktor raporlarına göre “riskli gebelik” durumunda. İşte bu yüzden, Ramazan Gülten iki kez cezaevi idaresine, bir kez de savcılığa doğum izni talebinde bulundu, reddedildi. Şimdi de Adalet Bakanlığı’na yazdı. ÖCALAN-HABERAL PAKETİ Gülten’in dayanağı, 2012 yılında getirilen, kamuoyunda “Haberal düzenlemesi” olarak bilinen yönetmelik. Ergenekon kumpasında tutuklanan Mehmet Haberal ’ın ölüm döşeğindeki annesini ziyaret edebilmesi için oluşan kamuoyu baskısı sayesinde, Meclis, “mahpus yakınlarının yaşamsal tehlike oluşturacak önemli ve ağır hastalık hallerinin bulunması halinde yakınlarını ziyaret edebilme” düzenlemesi yapmıştı. İşin ilginç yanı, aynı pakette bir de “Öcalan düzenlemesi” gelmişti. Buna göre, hükümlü örgüt liderlerinin avukatları aracılığıyla örgüt yönetmesi durumunda avukat görüşü engellenebiliyordu. Devir değişti. İktidar, Öcalan ile yeni çözüm sürecini başlattı. Sırf Öcalan için getirilen görüş yasağı bitti. Yetmedi… Adalet bakanı, yakın zamanda “Mevzuata uygun değil” dediği halde, Öcalan’a videolu mesaj imkânı sağlandı. Yetmedi… Açığa çıkan notlara göre, örgütünü ikna etsin diye fiziki ve görüntülü görüşme imkânı sağlandı. Fakat bu kez, 13 yıl önceki pakette yer alan hak, sırf İBB’de çalışan memur Ramazan Gülten’e verilmiyor. Belki adalet bakanı yine “Mevzuata uygun değil” diyecek. Ama herhalde birileri de “Öcalan hangi mevzuatla yapıldı” diye sorar. SARAÇHANE RÖPORTAJINA BERAAT Evet, yasalar yazılı metinlerdir. Öte yandan yaşam yazının sınırlarını zorlar. Bu yüzden hukuk, içtihatlarla sınanır. Hukukçulara hep tavsiye edilir: Mahkeme kararlarını okuyun. Nitekim Anayasa Mahkemesi de emsallere rağmen gerekçesiz karar yazan hâkimlerin kararlarını hukuksuz bulmuş. Mesele Fatih Altaylı … Gazeteci Altaylı, Osmanlı sultanlarına gönderme yaptığı cımbızlanmış konuşması gerekçe gösterilerek “cumhurbaşkanını tehdit” suçlamasıyla 21 Haziran’dan bu yana içeride. Önümde iki ayrı mahkeme kararı duruyor. İlki 26 Haziran tarihli, İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nin. Karardan aktarayım. 26 Mart’ta, Saraçhane’deki eylemlerde, kendisine mikrofon uzatılan vatandaş, o anın heyecanıyla konuşmuş: “Ben buradan Recep Tayyip Erdoğan ’a seslenmek istiyorum, AK Parti cumhurbaşkanına… Anadolu coğrafyası çok insan gördü, çok padişah gördü, çok imparatorluk gördü, kimi imparatorluklara burası mezar oldu, kimi padişahlara da mezar oldu. Darbe oldu, Adnan Menderes burada asıldı. Yani ben biraz daha açık konuşmak istiyorum. Yani bu coğrafya çok deliler gördü. Sayın cumhurbaşkanımız artık bırakın. Bak bırakmadığınız sürece halk daha da çok ayaklanacak. Halk ayaklandığı gün siz de zorla düşeceksiniz.” 38 saniyelik videonun yayınlanmasından sonra vatandaş tutuklanmış. Kendisini mahkemede sözlerinin kırpıldığını söyleyerek “Kendi aklımca cumhurbaşkanımıza tavsiyelerde bulunmak istedim” diyerek savunmuş. Mahkeme, tehdit suçunun oluşabilmesi için doğrudan kastın olması gerektiğini söyleyerek beraat ve tahliye kararı vermiş. Devletin tazminat ödemesini de kayda geçirmiş. ALTAYLI’YA UYGULANMAYAN KARAR Mahkeme bu kararı verirken bir emsal karara dayanmış. İzmir 21. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 26 Ekim 2023 tarihli kararına. İstinafın da geçen ocak ayında onadığı o karar, 2022 yılında Menemen ilçesindeki sokak röportajında mikrofon uzatılan, ardından gözaltına alınan vatandaş hakkında. Mikrofon başında tartışan vatandaşların arasındaki sanık, mahkeme kararına göre tartışmada şunu söylemiş: “Sen merak etme, Erdoğan’ı da asacaklar. Onlar da yargılanacak. Öyle bir şey yok abi. Erdoğan da yargılanacak. Senin zihniyetin bitecek dayı.” Mahkeme, iki vatandaşın karşılıklı atışması sırasında söylenen sözlerin, doğrudan doğruya cumhurbaşkanını tehdit etmek için söylenmediğine dayanarak beraat kararı vermiş. Fatih Altaylı’nın programda söyledikleriyle karşılaştırılamayacak kadar ağır ve açık bu sözlerin beraat almasının nedeni var. Zira tehdit suçlaması için, mağdura yönelik doğrudan fiziki ya da cinsel saldırı kastıyla söylenmiş sözler olması ve bunun da karşı tarafta korku oluşturması gerekiyor. Bu açık hukuk deneyimi Altaylı’ya uygulanmadığı gibi, 29 saniyelik cımbızlanmış sözlerden tutuklanan Altaylı’nın birkaç saatte hazırlanabilecek iddianamesi neredeyse bir aydır hazırlanamadı! Size sırf savcıları eleştiriyor diye 64 gündür 40 kişilik adli koğuşta iddianame bekleyen gazeteci Furkan Karabay ’dan bahsedebilirim. Hastalıkla ilgili mevzuatlara rağmen hapishaneyle hastane arasında gidip gelen Murat Çalık ’tan ya da Ayşe Barım ’dan söz edebilirim. Tahliye olduğu halde başka dosya gerekçesiyle hapishaneye gönderilen Esenyurt Belediye başkanından söz edebilirim. Yüzlerce, binlerce insan… Eleştirdiğimiz ve daha iyi olmasını istediğimiz kanunlar ya da yönetmelikler uygulansa bile ülke rahatlayacak. Belli ki ülkenin Hakkâri’den Edirne’ye kadar önce vatandaşlarına açılım yapmaya ihtiyacı var. Gelgelelim, “süreç” diyenler ne hukuk ne özgürlük istiyor. Özgürlük iki dudaktan kurtulduğu gün bilekte kelepçe ayakta pranga olmayacak.
Source: Barış Terkoğlu
Dürzi lider Canbolat: “İsrail, bazı Dürzileri kullanıyor”
Canbolat, Al Arabiya televizyonuna yaptığı açıklamada, İsrail”in Suriye”nin güneyindeki Süveyda ilinde çatışmaları körükleyerek ülkede kaos oluşturmak istediğini belirtti.”İSRAİL KİMSEYİ KORUMAZ””Bu İsrail”in komplosunun bir parçası. İsrail, Dürzileri koruma adı altında Suriye”de karışıklık çıkarmak için bazı Dürzileri kullanıyor. İsrail kimseyi korumaz, kendi çıkarları ve Arap ülkelerinin güvenliğine karşı tehlike oluşturmak için herkesi kullanır.” diyen Canbolat, devletin himayesinde siyasi ve barışçıl bir çözüme ulaşmanın Süveyda”nın yararına olacağını vurguladı.Meseleye Suveyda”da devletin himayesinde güvenliğin sağlanması açısından yaklaştıklarını belirten Canbolat, “Bu süreci, Süveyda”daki ulusal aktörlerle ve Suriye hükümetiyle yürüttüğümüz temaslar çerçevesinde sürdürüyoruz.” dedi.İsrail neden Suriye’yi vurmaya başladı? İşte krizin sebebi!”SÜVEYDA, SURİYE”NİN AYRILMAZ BİR PARÇASIDIR”Canbolat, Süveyda”taki Dürzilerin uluslararası koruma talebinin ise Dürzileri İsrail”in siyasi hamlesi haline getirdiğini vurguladı.Canbolat şöyle konuştu:”Suveyda, Suriye”nin ayrılmaz bir parçasıdır. Süveyda”nın Suriye içinde kalması, bölgenin tarihinin ve halkının tertemiz Arap kimliğinin, her şeyin üzerinde tutularak korunması için siyasi bir çözüme ulaşılması gerekiyor.”Yaşanan son olaylardan önce, Süveyda”da ve doğu bölgesinde büyük bir kaosun hakim olduğunu, Dürzilerin ruhani liderlerinden Hikmet el-Hicri”nin tek askerî ve siyasî lider olma yönündeki girişiminin başarısızlığa uğradığını söyleyen Canbolat, “Biz, silahlı unsurların ve silahların, Suriye makamlarıyla yapılacak koordinasyon çerçevesinde ordu, iç güvenlik ya da genel güvenlik kurumlarına dâhil edilmesi gerektiğini savunuyoruz.” dedi.İsrail’in vekil aktör stratejisi bağlamında Dürzi topluluğunun konumu
Source: Muhammet Binici
İnsanlık kayıplarda
Gülnur SAYDAM
6 Şubat depremlerinin üzerinden 2.5 yıl geçti ama enkaz altından çıkmayan ve hiçbir yerde bulunamayan kimi çocuk kimi genç kimi yaşlı onlarca kişi var. Birçok kez Meclis’te araştırılması için soru önergesi verilen bu hayati konu AKP ve MHP oylarıyla reddedildi. Kayıp yakınları defalarca Ankara’ya gidip yetkililerle görüşmeye çalıştı. Bazen dinleyen olsa da çoğu zaman kapılar yüzlerine kapandı. Yetmezmiş gibi Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, “Depremde bir çocuk dahi kaybolmamıştır” açıklaması yaptı. Ailelerin ise üzüntüden ciğerleri delindikçe delindi.
DNA İLE TESPİT EDİLİYOR
Aile Bakanlığı yok saysa da resmi rakamlara göre; yakınların bildirdiği 142 kişi 6 Şubat depremleri sonrası kayboldu. Kayıp Büro Amirliğindeki albümlerde de 16 bin kimliği belirsiz cenazenin fotoğrafı yer alıyor.
Hatay Cumhuriyet Başsavcılığı 16 bin cenaze içinden 20’ye yakın cenazeyi DNA taraması ile yakın ailelerine teslim edebildi. Yakınlarına teslim edilen cenazelerin artık bir mezarlığı bulunuyor.
ORGAN MAFYASI ŞÜPHESİ
Ailelerin aklından çıkmayan bir diğer konu ise organ mafyası. Interpol’ün kırmızı bültenle aradığı organ kaçakçısı İsrailli Boris Wolfman’ın eski şirketinin deprem bölgesinde sahra hastanesi kurduğu ortaya çıkmıştı. Rabin Medical isimli şirketin, İsrail Devlet Bakanlığı tarafından Boris Wolfman ve organ çetesi ortaklarının faaliyet gösterdiği hastane olarak kayıtlarda yer alıyor. Bu nedenle kayıp yakınları, organ mafyası ihtimalinin de acilen araştırılmasını istiyor.
Acilen ‘Doğal Afet Bakanlığı’ kurulmalı
Deprem Mağdurları ve Kayıp Yakınları Derneği (DEMAK) Başkanı Selahattin Kaban; SÖZCÜ’ye konuştu: “Deprem, sel, yangınlar gibi sürekli afetlerle savaş veren bir ülkeyiz. ‘Doğal Afet Bakanlığı’ kurulması acil ve önemli. Ve bu bağımsız bir yapı olmalı. Deneyimli ve donanımlı personelin çalışması lazım. Dernek olarak mücadele etmek yetmiyor.”
Source: Haber Merkezi
Bakan Fidan BMGK”da acı gerçekle yüzleştirdi: Dünya 80 yıl sonra bir kez daha tanıklık ediyor
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, BM Güvenlik Konseyi”nde (BMGK) acil oturumla Gazze”deki insani durumun görüşüldüğü toplantıda konuştu.BMGK toplanmaya devam ederken İsrail”in Filistin halkına karşı yürüttüğü soykırımın aralıksız şekilde devam ettiğine dikkati çeken Fidan, Gazze Şeridi”nde 2 milyondan fazla insanın tarif edilemez acılara maruz kaldığını, kitlesel yerinden edilme ve geniş çaplı yıkımın sürdüğünü söyledi.Fidan, insani yardımların ise her gün kasıtlı şekilde engellendiğini belirterek, sivillerin gıda ve suya ulaşmaya çalışırken yardım dağıtım noktalarında ayrım gözetilmeksizin öldürüldüğünü ifade etti.- “80 YIL SONRA DÜNYA BİR KEZ DAHA TOPLAMA KAMPLARINA TANIK OLUYOR”Dışişleri Bakanı Fidan, şöyle devam etti:”Açlık bir savaş silahı olarak kullanılmaktadır. Uluslararası insancıl hukukun tek bir ilkesi bile İsrail tarafından ihlal edilmeden bırakılmamaktadır. Sözü dolandırmaya gerek yok. Gerçek neyse onunla yüzleşelim. 80 yıl sonra, dünya bir kez daha toplama kamplarına tanıklık etmektedir. Tüm bir halka yönelik bir imha kampanyası sürmektedir.”İsrail savaş makinesinin ailesi için su almaya çalışan çocuk ya da çocuklarına yiyecek arayan anneleri hedef almaya devam ettiğine işaret eden Fidan, “Bu, nefretten beslenen bir makinedir. Bu, cezasızlıktan beslenen bir makinedir ve bu bazılarınca koşulsuz verilen destekle beslenen bir makinedir.” diye konuştu.Fidan, bu durumun bazılarının en ağır acılar karşısında bile başka tarafa bakmayı tercih ettiği için mümkün olduğunu belirterek, “Bu şekilde devam edemez.” şeklinde konuştu.- “YARDIM ULAŞTIRMANIN TEK ETKİLİ YOLU BM”Gazze”ye 4 aydan uzun süredir güvenli insani yardım erişimi sağlanamadığına dikkati çeken Fidan, yardım ulaştırmanın tek etkili yolunun BM üzerinden olduğunun altını çizdi.Fidan, alternatif yardım modellerinin, yardımların tarafsızlığını ve onurunu zedelediğini dile getirerek, “Yardım, mevcut tüm geçiş noktalarından, uluslararası insancıl hukuk çerçevesinde ve BM ile tam koordinasyon içinde, zamanında, yeterli ölçüde ve hiçbir engele takılmadan ulaştırılmalıdır. İnsani yardımın temel ilkeleri olan insanlık, tarafsızlık, ayrım gözetmeme ve bağımsızlık ilkeleri korunmalıdır.” ifadelerini kullandı.- “İSRAİL BARIŞ İSTEMİYOR”Türkiye”nin en başından bu yana, uluslararası topluma acil harekete geçme çağrısında bulunduğunu anımsatan Fidan, “İsrail, saldırganlık stratejisini yalnızca Filistin”de değil, aynı zamanda Lübnan, Suriye ve İran”da da hayata geçirmeye çalışmaktadır.” dedi.Fidan, İsrail”in saldırı stratejisi kontrol altına alınmazsa, daha geniş çaplı bir istikrarsızlık riskinin ortaya çıkacağına değinerek, “Suriye”de tam da bu yaşanıyor. İsrail”in saldırganlığı, Suriye halkının büyük bedeller ödeyerek elde ettiği kırılgan barışı tehdit ediyor.” diye konuştu.Saldırıların bölgedeki “etnik fay hatlarını derinleştirdiğini” söyleyen Fidan, “Artık hepimiz için açık olmalı; İsrail barış istemiyor. İsrail istikrar istemiyor.” şeklinde konuştu.Fidan, Suriye”nin şiddet sarmalına girmesini engellemek için hep birlikte çaba gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Riskler çok büyük. Ortaya çıkacak istikrarsızlık tüm bölgeyi ve ötesini etkileyecektir.” ifadelerini kullandı.Filistin halkının meşru haklarının tanınması ve bağımsız bir Filistin Devleti”nin kurulmasının, Orta Doğu”da kalıcı barış için hala çok önemli olduğuna değinen Fidan, “Bu yüzden, Filistin Devleti”nin uluslararası alanda tanınması ve Filistin”in BM”ye tam üye olması için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.Fidan, “Bir gerçek çok açık; Güvenlik Konseyi sadece Gazze halkını hayal kırıklığına uğratmadı, insanlık onurunu da hayal kırıklığına uğrattı.” diyerek, Güvenlik Konseyi”nin BM”nin dayandığı değer ve ilkeleri de yüzüstü bıraktığını belirtti.Gazze”deki krizin insani bir acil durum olmaktan çıktığına işaret eden Fidan, şunları kaydetti:”Bu, artık kolektif insanlığımızın derin bir sınavıdır. Bu sınavı ya birlikte geçeriz ya da hep birlikte başarısız oluruz. Yapılması gerekenler çok açık; İsrail”in savaş makinesini durdurmak. Cezasızlığı durdurmak. Derhal ve kalıcı bir ateşkes, şimdi. Engelsiz insani yardım, şimdi. İki devletli çözüme yönelik yenilenmiş ve acil bir taahhüt, şimdi.”Türkiye”den İsrail”e net uyarı: Yol yakınken vazgeçin
Source: Www.star.com.tr
Ahmet Hamdi Çamlı”dan İlber Ortaylı”ya tepki çeken sözler
Ahmet Hamdi Çamlı, son dönemdeki açıklamalarıyla kamuoyunun tepkisini çekmeye devam ediyor.
Bu kez Prof. Dr. İlber Ortaylı hakkında kullandığı ifadelerle gündeme gelen Çamlı, tartışmaların odağında yer aldı.
Geçtiğimiz günlerde Çamlı’nın “Kanlı 1923 darbesi” şeklindeki paylaşımına tepki gösteren İlber Ortaylı, bir köşe yazısıyla bu ifadeleri eleştirmişti.
AKP eski vekili Çamlı, ünlü tarihçi İlber Ortaylı”ya “İ nokta Ortaylı” diye hitap ederek şunları söyledi:
-İ nokta Ortaylı denen, araştırma özelliği olmadan profesör olduğunu anladığım ukala, söylemediğim “Cumhuriyete kanlı darbe” dediğim iftira yalanını bana atfetmiş.
-Bu iftira üzerinden kamuoyunda tuttuğu köşe başından beni hedef göstermiş.
-Ekmeğin içini zor yiyecek adam kalkmış beni tehdit etmiş. Bir de orduyu da kendilerinin güvencesiymiş gibi değerlendirip hatırlatarak, aba altından sopa göstermiş.
-Ah ukala hoca ah… Yanarım senin dersine giren o çocuklara zerk ettiğin zehirlere yanarım. Bu da kesmemiş ekran ukalası hocamızı.
-Bir de kendisini gerçek Türk ilan ederek, bizi de Türkiye”de yaşayan bazı zümreler olarak bizi oraya itelemiş. Vay vay güler misin ağlar mısın? Bunlar malın sahibi biz maraba.
Source: Haber Merkezi
Televizyona çıkıp konuştu şüpheleri daha da artırdı
“Sınav güvenliği risk altında değil” dedi, 29 kişi hakkında soruşturma başlattı
LGS kitapçıklarının sınavdan kısa süre sonra sızdırıldığı iddialarına ilişkin konuşan Bakan Tekin, iddiaları yalanlayarak şu ifadeleri kullandı:
“Sözel oturum 10.45’te bitti. 11.57’de bir PDF paylaşımı yapılmış. Bu bizim orijinal PDF’imiz değil. Kitapçığın erken paylaşıldığı iddiası doğru değil. Sınav güvenliğini tehlikeye atacak bir durum yok. Görüntüyü paylaşan kişiyle ilgili gerekli soruşturma başlatıldı.”
Ancak aynı açıklamada, olayla bağlantılı olarak 29 kişi hakkında inceleme başlatıldığını belirtmesi dikkat çekti.
“Bir arkadaşımız nasıl olduysa cep telefonuyla girmiş”
Soru güvenliğine ilişkin önemli bir detay da sınav sorularının hazırlandığı izole ortamla ilgiliydi. Tekin, soru hazırlama merkezinin sinyal kesicilerle korunduğunu, dışarıya bilgi sızdırılamayacak şekilde güvenlik önlemleri alındığını ifade etti. Ancak ardından gelen şu sözleri yeni bir tartışmayı başlattı:
“Her türlü görüntü alınabilecek cihazın girişine izin verilmiyor. Ama bir arkadaşımız nasıl olduysa cep telefonuyla girmiş. Soruşturmanın sonunda detaylar netleşecek.”
“İmam Hatip okullarından 63 birinci çıktı”
LGS birincilerinin eğitim geçmişine dair açıklamalarda bulunan Tekin, 719 tam puan alan öğrenciden 63’ünün imam hatip ortaokullarından mezun olduğunu söyledi. Konuya ilişkin eleştirilere karşı ise şu ifadeleri kullandı:
“Bize doğrudan sorulsa, doğru bilgiyi paylaşırız. Ama sosyal medyada önerge paylaşımı üzerinden algı oluşturmak doğru değil. Hele ki 15 Temmuz’un yıl dönümünde, sınavlar üzerinden bu şekilde tartışmalar açılması çok yanlış.”
“719 birinci olması gayet olağan”
719 öğrencinin tüm soruları doğru yanıtlaması bazı kesimlerde kuşku uyandırırken, Bakan Tekin bu durumu olağan karşıladığını vurguladı:
“Her ortamda söylüyorum; ders kitapları yeterlidir. Bu başarı, öğrencilerin seviyelerine uygun sorular hazırlanmasının sonucudur. Geçtiğimiz yıl 413, 2023’te 532 öğrenci tam puan aldı. Bu yılki artış, öğretmenlerimizin ve eğitim sistemimizin başarısını yansıtıyor.”
Source: Haber Merkezi
CHP”li belediye bunu da yaptı! Zabıta merkezinde alkol satışı
İstanbul”un en güzide ilçelerinden biri olan Beykoz”da belediye yönetiminin CHP”ye geçmesinin ardından usulsüzlükler ve skandallar bitmek bilmiyor. Beykoz”da bu kez “alkol ruhsatı” tartışması başladı. Beykoz Belediyesi tarafından işletilen Riva ve Poyraz plajlarında alkol satışına izin verileceğine ilişkin karar alındı. Bir süredir gizli kapaklı verilmeye başlanan alkol ruhsatlarından birinin Poyrazköy Zabıta Kontrol Noktası”na verildiği ortaya çıktı. Zabıta Noktası”na verilen ruhsatın ise belediyenin iştiraki BEYTAŞ üzerine yapıldığı görüldü.Belediye yönetimi 26 Haziran”da Poyrazköy ve Riva sahillerindeki iki ayrı işletme için alkollü içki satış ruhsatı verdi. Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu (TAPDK) kayıtlarına göre, ruhsatlar belediye iştiraki olan Beykoz Turistik İşletmeleri Pazarlama ve Ticaret Sanayi A.Ş. (BEYTAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Taştan adına alındı.Sabah”ın haberine göre, Ruhsatlardan birinin Poyrazköy Mahallesi Mendirek Yolu Sokak No:1/1 adresinde, Beykoz Belediyesi”ne ait Zabıta Kontrol Merkezi”nin bulunduğu nokta olduğu ortaya çıktı. Bir diğer ruhsat ise İstanbulluların yaz aylarında yoğunlukla tercih ettiği plajlardan biri olan Riva Mahallesi Müze Çıkmazı Sokak”taki 2. Koy Plajı”na düzenlendi.Mendirek Yolu Sokak No: 1/1″deki adreste halen “T.C. Beykoz Belediyesi Zabıta Müdürlüğü Poyrazköy Zabıta Merkezi” tabelası yer aldığı görülürken aynı yapı artık belediyenin iştiraki BEYTAŞ üzerinden alkol satış ruhsatı ile kayıt altına alındı. Öte yandan mevzuat gereği kamu kurumunda doğrudan alkol satış ruhsatı alınamazken, Beykoz Belediyesi iştiraki üzerinden Zabıta Merkezi”nin adresinde işletmeci gibi gösterilerek “alkol satış ruhsatı” aldığı öğrenildi.ALKOL RUHSATI VERİLEN PLAJIN YAKININDA OKUL VARAlkol ruhsatı alınan İstanbulluların uğrak noktası olan Beykoz Belediyesi”ne ait 2. Koy Plajı”nda ise büfe benzeri bir inşaatın yapıldığı görüldü. Alkol satışının bu noktada yapılması beklenirken plajın yaklaşık 150 metre ilerisinde ise okul olduğu belirlendi.
Source: Www.star.com.tr
Otel kahvaltısına kıyafeti yüzünden alınmadı
TikTok”ta @saffronmariexx kullanıcı adıyla paylaşım yapan Saffron isimli kadın, sabah 07.30 civarında kahvaltı salonuna indiğinde çalışanların kendisine “uygunsuz giyindiğini” söylediğini aktardı. Giydiği kıyafet ise saten görünümlü, eşofman tarzı bir pijama takımı ve terlikten oluşuyordu.
“İKİNCİ KIYAFETİM İLKİNDEN ÇOK DAHA KÖTÜYDÜ”
Saffron, yaşadığı durumu “son derece saçma” olarak değerlendirirken “Oradaki herkesten daha sevimli göründüğümü düşünüyordum” ifadelerini kullandı.
Hızlıca odasına dönerek kıyafetini değiştirdiğini belirten Saffron, ikinci giydiği şortun aslında ilk kıyafetinden çok daha kısa olduğunu söyledi. Genç kadın, “İkinci kıyafetim ilkinden çok daha kötüydü” diyerek durumun absürtlüğüne vurgu yaptı.
BASİT AMA ŞIK ELBİSELER KABUL GÖRÜYOR
Bahsi geçen global zincir otelde uygulanan kıyafet kuralları genellikle smart-casual yani günlük ama şık olarak tarif ediliyor. Bu tarzda kot pantolon, gömlek veya basit ama şık elbiseler gibi parçalar kabul görürken, pijama ve aşırı spor kıyafetler genellikle hoş karşılanmıyor.
Source: Sonuç Sürmeli
Ayşe Tokyaz'ı öldüren kişi tutuklandı mı?
İstanbul Eyüpsultan”da valiz içerisinde cansız bedeni bulunan 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz”ın ölümüyle ilgili soruşturma, çarpıcı gelişmeleri beraberinde getirdi. Olayın ardından gözaltına alınan şahısların durumu netleşti. Bu gelişme sonrası sosyal medyada ve haber platformlarında “Ayşe Tokyaz”ı öldüren kişi tutuklandı mı?” şeklindeki aramalarda büyük artış yaşandı. İşte adli süreç, şüphelilerin kimlikleri ve dava sürecine dair detaylar… AYŞE TOKYAZ”I ÖLDÜREN KİŞİ TUTUKLANDI MI? 13 Temmuz 2025 tarihinde Eyüpsultan”da yol kenarına bırakılmış bir valizin içinde Ayşe Tokyaz”ın cesedinin bulunması, tüm Türkiye”de infiale neden oldu. Olay yerinde yapılan incelemeler ve adli tıp raporları, cinayetin planlı bir şekilde işlendiğini ortaya koydu. İstanbul Emniyeti”nin yürüttüğü soruşturma kapsamında olayın faili olarak eski polis memuru Cemil Koç gözaltına alındı. NE OLMUŞTU? Eyüpsultan Mithatpaşa Mahallesi”nde pazar günü yol kenarında bir valizde 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz”ın cesedi bulunmuştu.Araştırmalarını derinleştiren polis, Tokyaz”ın son olarak eski erkek arkadaşı Cemil Koç”un Küçükçekmece Atakent Mahallesi”ndeki evine gittiğini ve bu evde öldürülüp valize konulduğunu, daha sonra Eyüpsultan”da yol kenarına atıldığını tespit etmişti.Güvenlik kamerasınca kaydedilen görüntülerin incelenmesinin ardından, aralarında eski polis memuru Cemil Koç”un da bulunduğu 7 şüpheli gözaltına alınmıştı. Tokyaz”ın cenazesi, Adli Tıp Kurumu”ndaki işlemlerinin tamamlanmasının ardından Hatay”da defnedilmişti. Ayşe Tokyaz”ın, olay öncesi Cemil Koç”un evine gittiği anlar, binanın güvenlik kamerasınca kaydedilmişti.İstanbul Küçükçekmece”de üniversite öğrencisi Ayşe Tokyaz”ı öldürdüğü ileri sürülen Cemil Koç, “tasarlayarak öldürmek” diğer 6 kişi ise “tasarlayarak öldürmeye yardım etmek” suçunda tutuklandı.
Source: Beyza Nur Ergin
Fadime Özkan yazdı: İsrail Dürzi”leri kullanırken CHP kimleri kışkırtıyor?
İsrail”in Filistin”deki işgal ve soykırım politikası nasıl tartışılmaz bir gerçek ise güneydeki Dürzileri kullanarak Suriye”yi içeriden karıştırmak ve istikrarsızlaştırmak istediği de o kadar aşikârdır.Baas rejiminin devrilmesinin ardından önce Suriye”nin hava kuvvetlerini yok etti İsrail. Tampon bölgelere saldırdı. Dera ve Kuneytra şehirlerinde yeni askeri üsler kurdu. Sayıları 10″a ulaşan üslerin hepsi kritik kavşaklarda ya da gözetleme imkanı veren yüksek yerlerde.Yüz yılda Filistin”i lokma lokma yutan terör devleti, 22 aydır da Gazze”yi lime lime etmekte. Kendisini engelleyen olmadığı bilgisiyle ve küstah bir akılla Suriye”ye saldırıyor şimdi. Birkaç gündür Şam”ın kalbine vuruyor.İsrail gibi bir kuduz köpeğin gerekçeye ihtiyacı yoktur ama Suriye içlerine ilerlemesini kolaylaştıran unsur, nüfusun yüzde 3″ünü oluşturan Dürziler. Güya Dürzilerin tehlikede olduğu iddiasıyla –düzmece yahut manipüle edilmiş olayları kaşıyarak yol alıyor işgalci.1967″de de Dürzilerin çoğunlukta olduğu Colan/Golan Tepelerini işgal etmişti İsrail.Manivela olarak kullandığı Dürzi tarlasını epeydir sürüyor yani İsrail. Lübnanlı Dürzi lider Velid Canbolat da bunu aynen böyle söylüyor.Benim dikkatinizi çekmek istediğim nokta ise başka.Malum, PKK kendini feshetti ve 11 Temmuz”da silahları gösteri mahiyetinde de olsa dünyanın gözü önünde yaktı. Irak”ta bu sürecin devamı bekleniyor.Suriye”deki PKK”nın ne yapacağı ise merak konusu… Henüz bir gelişme yok.Tek gelişme/değişim ABD cephesinde oldu. ABD”nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel temsilcisi Tom Barrack şaşırtıcı biçimde Türk diplomat gibi konuşuyor, Türkiye”nin tezlerini tekrarlıyor. “SDG YPG; YPG ise PKK demektir. Suriye”de federasyon değil entegrasyon olacak” diyor.Öte yandan 2026 Pentagon bütçesi içinde PKK-YPG”ye 130 milyon dolar hibe edeceği yasa tasarısı da beklemede.Eş zamanlı olarak YPG/SDG”nin silah bırakmasını ve entegrasyonunu önleme amaçlı DEAŞ kartını masaya/sahaya yeniden sürmek isteyenler olduğu da görülüyor. Dolayısıyla yakın zamanda Hollywood kalitesinde kesilen kafalar, tecavüz edilen kadınlar prodüksiyonları vizyona girebilir.Fay hatlarını, korkuları kaşıma girişimleri bununla sınırlı olsa yine iyi.Burada da bir “ümmet siyaseti” heyulası yükseltilmekte çünkü…Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın 12 Temmuz konuşmasında coğrafyanın bin tarihine, ittifak bileşenlerine hitapla yaptığı “Malazgirt ruhu uyanıyor, Kudüs İttifakı doğuyor” vurgusu CHP Genel Başkanını epey rahatsız etmişe benziyor.Özgür Özel bunu “ümmetçilik” olarak yorumladı. Bana kalırsa bilerek yanlış anladı.Sünnilerin üstün tutulduğu, ulus devletten vazgeçildiği, Alevilerin ayrıştırıldığı gibi maksadı aşan ya da zaten maksadı gerçeği aşmak, bozmak, bölmek olan çok tehlikeli, kasıtlı ve çirkin bir yorumda bulunarak (üstelik sürece desteğin yüzde 75″leri bulduğu) bir dönemde Erdoğan”ı sertçe eleştirdi.Bir süredir sinir uçlarını kaşıma siyaseti güdüyor CHP lideri.Cevaplanması gereken çok soru var.Özel”in siyasetinde cahillik, vizyonsuzluk ve gaflet mi var yoksa kasıt mı?Bu söylemin varacağı yerler, riskler anlaşılamıyordu CHP”de?Peki ya eş zamanlı olarak yine muhalefet partilerinden gelen LGS”de İmam Hatipli çocuklara soruların verildiği iddiasına ne demeli?Turan Çömez”in ortaya attığı, CHP başta olmak üzere muhalif çevrelerin ve Sözcü”den Karar”a muhalefet medyasının hayasızca yaydığı manipülasyonun amacı ne olabilir?Çömez”in peşine takılanlar 1 milyon öğrenciyi rahatsız edecek, aileleriyle birlikte milyonlarca insanı şüpheye düşürüp sanki iktidar İmam Hatip öğrencilerini kayırarak diğerlerine haksızlık ediyor intibaı uyandıracak bir yalandan tam olarak ne umuyorlar acaba?
Source: Fadime Özkan
Halime Kökce yazdı: 15 Temmuz”un öncesi ve sonrasıyla Türkiye
Üzerinden 9 yıl geçmişken, 15 Temmuz”u sadece hatırlamakla yetinemeyiz. Şüphesiz hafıza oluşturmak çok önemli. Hafızasız bir toplum olmaz. Toplumun hafızasını siz oluşturmuyorsanız, bilin ki başkaları o işi yapıyordur. En liberal toplumlarda bile bu iş şansa bırakılmaz. Ya aristokrasileriyle övünürler ya da başlarına gelen felaketleri millet hafızasına nakşederler. Yani 15 Temmuz zaferiyle ilgili yaptığımız hiçbir şey fazla değildir. Ömer Halisdemir gibi kahramanların adını olur olmaz her yere vermek gibi yanlış şeyler yaptığımız da bir gerçek.Fakat prensip olarak bardağın dolu tarafına bakmayı tercih ediyorum ve öneriyorum. Devamlı negatif şeyleri görenlerin iyi şeyler yapmaya hevesi dahi olmuyor. Kendini aşağı çekiyor, etrafındakilerin de hevesini kaçırıyor. Sonuçta koca bir değersiz hissetme hâliyle el ele, baş başa kalıyorsunuz. O yüzden bardağın dolu tarafına bakalım ki boşu dolduracak motivasyonumuz olsun.Bu hatırlatma her şey için geçerli. Ne iş yapıyorsak yapalım, bu böyle. Türk”ün Türk”e propagandasından bahsetmiyorum tabii ki. Hamasetten hiç değil. Eleştirel düşüncenin de yaratıcılığın da iyimserlikle mümkün olduğunu düşünüyorum. Özellikle toplum ve siyasetin içinden konuşuyorsak. 15 Temmuz”da bu milletin başardığı şey tüm bardakları dolduracak önemde ve büyüklüktedir. Evvela bunu bilelim.Neden “Sadece hatırlamakla yetinemeyiz” dedim?Çoklukla böyledir; olayları tekil olarak ele aldığınızda “Tam olarak ne oldu şimdi, neden oldu, nasıl oldu, olmasaydı ne olurdu?” gibi yan soruları cevaplayamaz ve fotoğrafın tamamını göremezsiniz. Meseleyi tam olarak kavrayamazsınız. Tıpkı bir metni bağlamıyla okumak gibi, tekil olayları da öncesiyle, sonrasıyla, dış ve iç koşullarla birlikte değerlendirmek gerekir. 15 Temmuz”da Türkiye ne yaşadı, neden yaşadı, o geceyi zaferle buluşturmasaydık neler olurdu sorularını tekrar tekrar kendimize sormalı ve bağlamı iyi anlamalıyız. Ancak böylece olan biteni çerçeveleyebilir, camdaki buğuları siler, gördüklerimizi birbiriyle ilişkilendirebiliriz. İlişkilendiremezsek şayet, sosyal medyadan, sağdan soldan üzerimize boca edilen manipülatif dezenformasyonlara kapılmak bile mümkün olabilir. Bu yüzden özellikle de gençlere fotoğrafın tamamını göstermek çok önemli.Her şey tam olarak ne zaman başladı emin değilim. Ama bence Davos”u milat olarak alabiliriz.Hepimizin hafızasında taze olaylar bunlar; hatırlamaya çalışalım. O günlere geri gidelim. 28 Aralık 2011: Şırnak”ın Uludere ilçesi Roboski köyünden kaçak ticaret için sınır ötesine geçen 34 sivil, PKK”lı sanılarak sınır ötesinde düzenlenen hava harekâtında hayatını kaybetti. 7 Şubat 2012: MİT Müsteşarı Hakan Fidan, İstanbul Özel Yetkili Savcılığı tarafından, MİT”in PKK ile Oslo”da yaptığı görüşmeler ve KCK soruşturması sebebiyle ifadeye çağrıldı. 11 Mayıs 2013: Hatay-Reyhanlı”da Türkiye tarihinin en kanlı terör saldırılarından biri yaşandı. 140 kişi hayatını kaybetti. 2013 Mayıs–Haziran: Gezi kalkışması başladı. Protestocular Gezi Parkı ve çevresinde arabaları, binaları ateşe vererek bölgeyi adeta işgal etmeye kalktılar. Dolmabahçe”deki Başbakanlık Ofisi”ne saldırdılar. Hükümet düşeceği umuduyla Batı medyası 7/24 canlı yayın yaptı. 6–8 Ekim 2014: DEAŞ”ın Kobani”ye saldırmasını bahane eden PKK”nın verdiği talimatla birçok doğu ve güneydoğu ilinde adeta bir kalkışma başlatıldı. Olaylar neticesinde 37 kişi hayatını kaybetti. PKK sempatizanları Yasin Börü ve arkadaşlarını kafalarını ezerek katletti. 2015: Gezi soruşturmasını yürüten Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz, Çağlayan Adliyesi”ndeki makamında DHKP-C”li teröristler tarafından şehit edildi. 2015: Peş peşe terör saldırıları yaşandı. Şanlıurfa Suruç”ta 33, Ankara Tandoğan”da 103 kişi DEAŞ”ın saldırılarıyla katledildi. 2014–2016: Bir taraftan PKK”nın İstanbul ve Ankara”da yoğunlaştırdığı kanlı eylemler, diğer taraftan DEAŞ”ın saldırılarıyla Türkiye adeta terörle nefes alamaz hâle getirilmeye çalışıldı. 22 Temmuz 2015: PKK”nın Ceylanpınar”da iki polisi uykusunda öldürmesiyle, 2013″te başlayan çözüm süreci sona ermiş oldu. 2015–2016: Diyarbakır”da Sur, Mardin”de Nusaybin gibi ilçelerde PKK”nın gençlik yapılanmasının yürüttüğü hendek terörü yaşandı. Sivil yerleşim alanları PKK”nın barikatları hâline getirildi. Suriye sınırından açılan tünellerle PKK, ülkeye hem silah hem terörist soktu. 15 Temmuz 2016: FETÖ darbe girişimi, 2009″da başlayan hükümete yönelik tedip hareketinin son evresi olarak devreye sokuldu diyebiliriz. SONUÇ OLARAKBu tarihleri bir bütün içinde değerlendiremezsek, tam olarak Türkiye”ye ne yapılmak istendiğini anlamamız mümkün olmaz. Ve yine bu gelişmeleri birbiriyle ilişkilendirerek okumazsak, 15 Temmuz zaferiyle aslında neyi başardığımızı tam olarak idrak edemeyiz.Yazı çok uzadı, farkındayım.Şu kadarını söyleyeyim o hâlde: Bir devletin tüm güvenlik kurumlarına sızmış ajanlar varsa, o ülkenin menfaatine olan hiçbir şey yapamazsınız. Otur denilince oturur, kalk denilince kalkarsınız.15 Temmuz zaferi olmasa ne Suriye”deki halk devrimi olurdu, ne Türkiye Suriye”de kendi menfaatlerini masaya koyabilirdi, ne de bugün yürütmeye çalıştığı “Terörsüz Türkiye” projesini bu aşamaya getirebilirdi.15 Temmuz zaferi, Türkiye”nin müstakilleşme hamlesidir. Özellikle gençler bunu böyle bilmelidir.
Source: Halime Kökce
Hatay”da Ayşe Tokyaz cinayetine tepki: “Bu bir örgütlü suçtur”
Hatay’dan İstanbul’a üniversite eğitimi için gelen Ayşe Tokyaz’ın eski polis amiri Cemil Koç tarafından öldürülmesi, Antakya Kadın Platformu tarafından Köprübaşı’nda yapılan bir açıklamayla protesto edildi. Açıklamada, Ayşe Tokyaz’ın Cemil Koç tarafından sistematik tehdit, izolasyon ve şiddete maruz bırakıldığı, defalarca ikiz kardeşi aracılığıyla emniyete bildirildiği belirtildi. Ancak kolluk kuvvetlerinin faile yönelik hiçbir koruyucu ya da önleyici tedbir almadığı, Ayşe Tokyaz’ın can güvenliğinin devletin açık ihmaliyle hiçe sayıldığı ifade edildi. “İSTANBUL SÖZLEŞMESİ”NİN YAŞATACAĞI BİR KADIN DAHA ÖLDÜ Antakya Kadın Platformu, 6284 sayılı Kanun’un şiddete uğrayan ya da uğrama ihtimali olan kadınların korunmasını emretmesine rağmen, Ayşe Tokyaz örneğinde polislerin Reşit, bir şey yapamayız diyerek şiddeti normalleştirdiğini, ihbarları görmezden geldiğini ve faille kurumsal dayanışma içerisine girdiğini iddia etti. Açıklamada ayrıca, Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesiyle kadınların korunma hakkının sistematik biçimde gasbedildiği, cezasızlık ve kurumsal ihmallerin daha da yaygınlaştığına dikkat çekildi. Karakolların Ayşe’nin şikayetlerine duyarsız kaldığı, ifade bilgilerinin faile sızdırılmasına göz yumduğu ve ölüm haberini geçiştiren kamu görevlilerinin erkek-devlet şiddetinin aktif failleri olduğu vurgulandı. Esra Tokyaz”ın tanıklığı: “Polisler Ayşe”yi korumadı, aksine ifadesini faile ulaştırdı Ayşe Tokyaz’ın ikiz kardeşi Esra Tokyaz’ın tanıklığının açık olduğu belirtilen açıklamada, polislerin Ayşe’yi korumadığı, aksine kardeşinin ifadesini faile ulaştırdığı, ihmali savunmakla kalmayıp kadına yönelik aşağılayıcı tutumlar sergilediği ifade edildi. Platform, Ayşe’nin yaşama hakkının erkek egemen devlet aklı tarafından gasbedildiğini ve bunun bir ihmal değil, örgütlü bir suç olduğunu yineledi. Cinayetin sorumlusunun sadece Cemil Koç değil, onu koruyan, kollayan, soruşturmaları örtbas eden ve kadınların adalet arayışını bastırmaya çalışan tüm kamu görevlileri olduğu dile getirildi. PLATFORMUN TALEPLERİ Antakya Kadın Platformu”nun talepleri: Platform, Ayşe Tokyaz için adaletin sağlanması adına şu talepleri sıraladı: Ayşe Tokyaz’ın ölümünde sorumluluğu bulunan tüm emniyet ve diğer kurumlara mensup kamu personelleri ile yardım ve yataklık eden siviller hakkında etkin soruşturma yürütülerek yargılanması. Cemil Koç’un derhal tutuklanması (haber tarihinde tutuklu olduğu varsayılıyor) ve kadın cinayetlerini meşrulaştıran cezasızlık politikalarına son verilmesi. 6284 sayılı Kanun’un tüm kurumlarda etkin, bütünlüklü ve cinsiyet eşitliği perspektifiyle uygulanması. Türkiye’nin kadınların yaşam hakkını garanti altına alan İstanbul Sözleşmesi’ne yeniden taraf olması ve yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirmesi. Antakya Kadın Platformu, bu davanın takipçisi olacaklarını, erkek-devlet şiddetini teşhir etmekten, adalet taleplerini yükseltmekten ve kadınların güvende yaşayabildikleri bir dünya için mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceklerini belirterek, Ayşe Tokyaz için adalet yerini bulana kadar sokaklarda, mahkemelerde ve meydanlarda olacaklarını vurguladı.
Source: Anka
Zeytinlik alanlarda yapılaşma yasası nedir? SON DAKİKA Zeytin yasası Meclis'ten geçti mi?
Son günlerde kamuoyunun en çok konuştuğu konuların başında “Zeytin yasası” geliyor. Türkiye genelinde geniş kesimlerin tepkisini çeken bu düzenleme, hem siyaset hem çevre hem de tarım gündemini derinden etkiledi. Gündeme geldiği andan itibaren sosyal medyada büyük yankı uyandıran yasa teklifi, kamuoyunda tartışmalara yol açtı. Peki, Zeytin yasası nedir? Zeytin yasası Meclis”ten geçti mi, son durum nedir? İşte, merak edilenlere dair tüm detaylar…ZEYTİN YASASI NEDİR?Teklife göre, tapuda “zeytinlik” olarak kayıtlı arazilerde; enerji, maden ve sanayi yatırımları için Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci kolaylaştırılacak. Böylece söz konusu alanlarda madencilik veya enerji projelerinin hayata geçirilmesinin önü açılabilecek. Zeytin ağaçlarının taşınması ya da yerine yeni fidan dikilmesi gibi uygulamaların yasal zemini oluşturulacak.ZEYTİN YASASI MECLİS”TEN GEÇTİ Mİ?Zeytin yasasına ilişkin teklif, önce Meclis”in ilgili komisyonunda kabul edildi. Düzenlemenin yürürlüğe girmesi için Meclis Genel Kurulu”nda onaylanması bekleniyor. Henüz yasalaşma süreci tamamlanmamış olsa da, bu tasarı özellikle çevre ve tarım camiasında ciddi endişelere neden oldu.Çevre örgütleri, ziraat odaları, sivil toplum kuruluşları ve muhalefet partileri, bu düzenlemenin zeytinliklerin tahrip edilmesine yol açacağını savunuyor. “Zeytin ağacı taşınamaz, kültürel ve tarımsal değeri yok edilemez” diyen birçok çevreci, tasarının geri çekilmesi gerektiğini dile getiriyor.
Source: Haberler
Turhan Çömez İmam Hatiplilere neden saldırdı?
Ağaca balta vurmuşlar, ‘sapı bedenimden’ demiş…
Bu meşhur atasözü geçen gün bir kez daha tahakkuk etti.
Kendisi de bir İmam Hatip Lisesi mezunu olan İYİP’li Turhan Çömez, durup dururken İmam Hatiplileri hedef alan bir saldırı başlattı.
Saldırı diyorum zira baştan sona yalan olan bir iddiayı inat ve ısrarla gündeme taşımak ancak ve ancak ‘saldırı’ gibi vahşi bir nitelemeyle izah olunabilir.
Efendim, hadiseyi televizyonlardan, gazetelerden ve web sitelerinden muhakkak izlemişsinizdir ama biz yine de bir özet geçelim…
Ortaokul mezunların girdiği bir sınav var malumunuz.
LGS denen bu sınavda gençler, üniversite öncesi eğitimin son aşaması ve en önemlisi olan Lise için adeta yarışlar.
Gençleri gözüne kestiren ve kirli emellerine alet etmek isteyen muhalifler, 15 Haziran’daki sınavla ilgili bir yalana başvurdular önce…
İddia, sınav sorularının çalındığı yönündeydi.
Bereket çok kısa sürede yalan olduğu ortaya çıktı bu menfur iddianın…
İftira boşa çıkınca bu kez yeni bir yalana başvurma gereği duydular. Çünkü maksatları, taptaze ve kirlenmemiş beyinleri hükumet karşıtlığı ve hatta düşmanlığı ile manipüle etmekti.
Bunun için yalan gerekiyorsa yalan, iftira gerekiyorsa iftira…
Bu nedenle ikinci bir tezvirat furyası başladı.
Yeni manipülasyon argümanı “sınavlarda şaibe” olduğu yönündeki mesnetsiz iddiaydı.
Neymiş efendim, sınav sonucunda 719 birinci varmış…
“Ne var bunda?” dediğinizi duyar gibiyim.
Evet, sahi, ne var bunda?
Olan tek şey, İslam dinine düşmanlıkları nedeniyle İmam Hatiplilere duydukları kin ve nefreti kusmak için bir imkân yakalamış olmaları…
Bunun için tetikçi olarak kullanacakları ve geçmişten bu yana ‘özel vazifeli’ bir İmam Hatip mezunu gerekiyordu ve tabii ki bu, hiç tereddütsüz Turhan Çömez’di…
Neden mi Turhan Çömez?
Birincisi, yazının başında da dikkat çektiğimiz üzere bir İmam Hatip Lisesi mezunu olmasıydı.
Hayatları boyunca ‘laik atak’ geçiren bir kitleyi ancak, kendi çevresine bile ölümüne düşman bir kin ve nefret kumkumasının atacağı yalan kesebilirdi zira…
Öyle yaptılar ve sürdüler sahaya…
Diğer neden, bidayette Tayyip Erdoğan’ın yanına yerleştirdikleri ve hatta özel doktoru olmasını sağladıkları bir isimdi Turhan Çömez…
Yukarıda ‘özel vazifeli’ derken bunu kastediyordum elbette.
Yeri gelmişken bu husus üzerine bir elif miktarı durmak istiyorum izninizle…
Muhakkak dikkatinizi çekmiştir…
Ta en başından beri Tayyip Erdoğan’a en büyük kötülükleri, en yakınında olanlar yaptı.
Bunların içerisinde başbakan da vardı, bakanlar da, milletvekilleri de, belediye başkanları da ve mebzul miktardaki bürokratlar da…
Sahi siz bütün bunların tesadüf olduğunu mu düşünüyorsunuz?
Asla ve kat’a!
Bunlar, belediye başkanı olduğu gün liderlik vasfıyla öne çıkan Tayyip Erdoğan’ı durdurmak ve hiç olmazsa yanlış yönlendirmek için şer güçler tarafından etrafına monte edilen özel vazifeli kimselerdi.
Bu iddiamın gerçekliğinden hiçbir zaman kuşku duymadım.
İşte Turhan Çömez’de bunlardan birisiydi ve hem özel doktoru olması hasebiyle hem de özel kalemi olması münasebetiyle mühim bir görev deruhte etti.
Böylelikle mahrem bilgilere muttali olduğu gibi, uzun vadede Erdoğan’ın sağlığını tehlikeye atacak operasyonlar da yapabiliyordu.
Evet, bu parantez içi nottan sonra tekrar konumuza dönelim.
Turhan Çömez, bir İmam Hatipli olarak, tamamen uydurma bir iddiayla İmam Hatip okullarını hedefe koyarken hayli bilinçli bir eyleme girişmişti.
Bursa’daki Saadettin Ökten İmam Hatip okulunu seçmesi ise kesinlikle tesadüf değildi.
Nereden mi çıkarıyorum tesadüf olmadığını?
Bahse konu okulun yayınladığı “birinciler listesi” birçok okul tarafından yayınlanmıştı da ondan…
İmam Hatip okulları, öğrencileri cezbedebilmek için tüm Türkiye’deki birincileri ve başarılı öğrencileri kendi sayfalarında paylaşırlar.
Saadettin Ökten İmam Hatip Okulu da bunlardan birisiydi.
Peki, neden başka bir yer değil de bu okul?
Oysa aynı liste başka okullar tarafından da yayınlanmıştı.
İki önemli sebebi var bu okulun seçilmesinin…
Birincisi, bu okula İsmini veren merhum Saadettin Ökten, İmam Hatiplerin kurucu babasıdır.
Bu nedenle onun ismini taşıyan okul özellikle seçildi.
İmam Hatiplilere olan düşmanlıklarının iyice anlaşılması için sembol bir isme ihtiyaç vardı ve tam da oradan vurdular.
Hedef, sadece ve sadece İmam Hatiplilerdi.
Bunun aksini düşünmek bile imkân dâhilinde değil zira 719 tam puan alan öğrencilerin 72’si Bahçeşehir Koleji, 49’u Bilfen Okulları, 42’si Doğa Koleji öğrencileri iken, bu okullarla ilgili en küçük bir spekülasyon bile yapılmadı.
Esasen olmamalı da.
Gencecik çocukları, körpe beyinleri ahlaksız bir saldırının nesnesi yapmak en büyük vicdansızlıklardan birisidir.
Saldırının ikinci önemli sebebine gelince…
Bu okulun binası, FETÖ’cülerden alınmıştı ve öteden beri bunlar intikam ateşiyle yanıp tutuşuyorlardı.
Dikkat buyurun burada da yine hesaplaşmaya dikkat çeken sembolik bir gönderme var.
Turhan Çömez tamamen yalan bir iddiayla işaret fişeği çakınca CHP’liler durur mu, onlar da saldırıya geçtiler koro halinde…
Muharrem İnce’nin ve Cemal Enginyurt’un başını çektiği iftira korusuna Cumhuriyet Gazetesi ve CHP medyası da dâhil oldu ve hep birlikte bu yalanın üzerinde tepindiler.
Hiçbirisi gazetecilik yapma niyetinde değildi çünkü çok basit bir araştırma ile yaptıkları şeyin kocaman bir yalandan ve iftiradan ibaret olduğunu öğrenmeleri işten bile değildi.
Lakin maksat üzüm yemek değil bağcı dövmek olunca, hele de bu İmam Hatipli olunca, tüm güçleri ve insafsızlıklarıyla birlikte saldırıya geçmekte tereddüt etmediler.
Bakınız, yalanları aynı gün ortaya çıktığı halde hiçbiri yazdığı haberi yahut iletiyi silmedi.
Bırakın silmeyi en küçük bir açıklama yapma gereği bile duymadı…
Ne demektir bu?
“Biz size ölümüne düşmanız! Elimizdeki argüman yalan da olsa, iftira da olsa, ahlaksızlık da olsa, onu kullanırız ve size saldırma vesilesini asla kaçırmayız!”
Evet, tam olarak böyle yaptılar ve utanmazca saldırılara devam ettiler.
Çok sinsi ve aşağılık bir maksadı da var bunun…
Gencecik çocukları bu spekülatif haberler vesilesiyle tedirgin etmek ve onları İmam Hatipli düşüncesinden soğutmak…
Böylesine hainane bir düşünce…
Ve evet, ne acıdır ki, dünyadaki en rezil, en vicdansız ve en ahlaksız düşmanlara sahibiz.
Hak encamımızı hayreyleye…
Yazı bağlamından bağımsız bir not:
Hafta sonu, bir seyahat esnasında bir sağlık problemi yaşadım.
Bu sebeple bulunduğum mıntıkaya en yakın yer olan Ankara’daki Bilkent Şehir Hastanesine gittim.
Teşhis ve tedavi sürecinde olağanüstü bir ilgiyle karşılaştım.
Öyle ki, kendi kendimi, “bu ilgiyi de aşan adeta abartılı bir ilgi” derken yakaladım.
Tam o esnada fevkalade iyi donatılmış bir hastanenin ve personelin tamamen hastayı ve insanı merkeze koyan yaklaşımı üzerine düşündüm ve AK Parti iktidarının batıdaki sözde sosyal demokratlardan bile daha fazla sosyal devlet anlayışına sahip olduğuna bir kez daha tanıklık ettim.
Bizdeki solcuları ve Kemalistleri memnun etmek mümkün olmasa da gerçek bu…
İlgililere ve yetkililere müteşekkirim.
Allah hepsinden razı olsun…
Nihat Nasır / Haber7
Source: Nihat Nas
Cesedi valiz içerisinde bulunmuştu: “Ayşe Tokyaz” cinayetinde yeni ayrıntılar!
İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde 22 yaşındaki hemşirelik öğrencisi Ayşe Tokyaz’ın vahşi cinayeti Türkiye’yi yasa ve öfkeye boğdu. Sosyal medya üzerinden tanıştığı, polislikten ihraç edilmiş 38 yaşındaki Cemil Koç tarafından öldürülen genç kadının cesedi, valize konularak Eyüpsultan’da yol kenarına bırakıldı. Cinayetin detayları ve katilin soğukkanlı davranışları, kamuoyunda büyük infial yarattı. “EVLENME TEKLİFİ” İDDİASI Ayşe Tokyaz, 9 Temmuz akşamı saat 19.30’da Cemil Koç’un Küçükçekmece’deki lüks dairesine gitti. İddiaya göre Koç, evlenme teklifini reddeden Tokyaz’ı alıkoydu ve başına sert bir cisimle vurarak öldürdü. Adli tıp raporuna göre, genç kadının kafatasında kırık ve beyin kanaması tespit edildi. ARACA DEODARANT SIKARAK KOKUYU GİZLEMEYE ÇALIŞMIŞ! Cinayetin ardından Koç, delilleri yok etmek için evdeki kan izlerini temizletmeye çalıştı ve duvarları kırmızıya boyadı. 11 Temmuz gecesi saat 01.30’da, Koç’un bir arkadaşıyla birlikte valize koyduğu cesedi turuncu renkli otomobilinin bagajına yerleştirdiği güvenlik kameralarınca kaydedildi. Koç, cesedi Eyüpsultan’a götürdü ve burada bir benzin istasyonunda durarak deodorant satın aldı. Hem kendine hem de araca deodorant sıkarak cesedin kokusunu gizlemeye çalıştı. Daha sonra, 300-500 bin lira karşılığında cesedi başka bir araca teslim ettiği ve bu kişilerin valizi Eyüpsultan’daki ormanlık alana attığı belirlendi. Ayşe”nin cansız bedeni, 13 Temmuz sabahı bulundu. TUTUKLANDILAR Polis, güvenlik kamerası görüntüleri ve Tokyaz’ın ikiz kardeşi Esra’nın şikayeti üzerine Koç’u ve 6 şüpheliyi gözaltına aldı. Koç, emniyette susma hakkını kullanırken, diğer şüpheliler cesedi taşımak için para aldıklarını itiraf etti. Koç, “tasarlayarak öldürme” suçundan, diğer 6 kişi ise “tasarlayarak öldürmeye yardım etme” suçundan tutuklandı. ESKİ SEVGİLİSİNİN DE ÖLÜMÜ ŞÜPHELİ Cemil Koç’un daha önce de 2023’te Diyarbakır’da Türkmenistanlı Ece Gül Övezova’nın şüpheli ölümüyle bağlantılı olduğu ve adli kontrolle serbest kaldığı ortaya çıktı. Tokyaz’ın ikizi Esra, kardeşinin Koç’tan şiddet gördüğünü ve tehdit edildiğini belirtti. Cinayet, kadına yönelik şiddetin önlenmesindeki ihmalleri bir kez daha gündeme taşıdı.
Source: Haber Merkezi
“Cübbeli Ahmet”ten” çok konuşulacak “Egemen Bağış” iddiası
Hayatını kaybeden Cumhurbaşkanı Danışmanı Yiğit Bulut”un cenaze töreninde meydana gelen “el sıkmama” tartışmasının yankıları sürüyor. AKP”li Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın oğlu Bilal Erdoğan, cenaze töreninde Prag”ın eski Büyükelçisi Egemen Bağış”ın elini sıkmadı. “Cübbeli Ahmet” ismi ile bilinen Ahmet Mahmut Ünlü, o görüntüye ilişkin şu yorumu yaptı: Bilal Erdoğan Beyefendi’yi kalbimden Allâh için sevmemin sebeplerinden biri daha ortaya çıktı. Merhûm Yiğit Bulut’un cenazesinde Egemen Bağış’ın elini sıkmamış” diye haberler görünce merhûm Necîb Fâzıl’ın: “Dindar ve kindar” sözünü hatırladım ve “Herkes yağcı olmamalıydı, bazıları da dîninin kinini tutmalıydı.” diye düşündüm. Allâh-u Teâlâ, “Bakara Sûresi kıyamet günü ashâbına şefâat etmek üzere gelecek” (Müslim, es-Sahîh, rakam: 804, 1/553) hadîs-i şerîfi hürmetine Bakara Sûresini Bilal Beyefendi’ye şefî’ eylesin ve dînî hassâsiyetlerinden dolayı her işlerinde ona tevfîkini refîk eylesin. Âmîn! BAĞIŞ “CÜBBELİ”YE” “YANMAZ KEFEN PAZARLAYICISI” DEDİ Ünlü”nün sözlerine Egemen Bağış cephesinden sert yanıt geldi. Bağış”ın sosyal medya hesabından Ünlü hakkında, Bilime alerjisi olan, yanmaz kefen pazarlayıcısı ifadeleri kullanıldı. Bağış”ın hesabından şunlar yazıldı: Hz. Mevlana demiş ya; “Suskunluğum asaletimdendir. Her lafa verilecek bir cevabım var elbet. Lakin bir lafa bakarım, laf mı diye? Bir de söyleyene bakarım, adam mı diye?” Yıllar önce görüntülü dijital imtihanla sınanmış ve içinden yetiştiği kurumdan kovulmuş birinin kime hizmet ettiği belli olmayan yorumları bize camdan evin varsa taş atma sözünü hatırlattı. Fakat biz yine de onun seviyesine düşmeyeceğiz. Sayın Bakanımız Egemen Bağış bey ve Cumhurbaşkanımızın değerli mahdumu Sayın Bilal Erdoğan’ın kardeşlik hukuku Egemen beyin ilk milletvekili olduğu 2002 yılına dayanır ve ilk günkü kadar içten ve samimidir. O gün de cenaze öncesi vakit namazında camii içerisinde görüşüp selamlaştıklarının yüzlerce şahidi vardır. Egemen Bey yıllar önce FETÖ iftiraları ortaya atıldığında suç duyurusunda bulunmuş ve kayıtların analizini gerek ulusal gerekse, uluslararası bağımsız ses laboratuvarlarına yaptırıp, montaj olduğunu ispat etmiş, raporları da yayınlatmıştı. Gerçi bilime alerjisi olan, peşin hüküm veren, yanmaz kefen pazarlayacıları yine itiraz eder. Alıştık. Ama bu paylaşım onların gönlünü almak için değil, gerçeği merak eden kardeşlerimiz için. TARTIŞMA BÜYÜDÜ: ÜNLÜ”DEN EGEMEN BAĞIŞ İDDİASI Egemen Bağış”ın yanıtının ardından ise Ünlü”den çok konuşulacak bir iddia geldi. Ünlü, Bağış”ın kendisi ile görüşmek için birçok kez girişimde bulunduğunu öne sürdü. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Ünlü, Bağış’a şu ifadelerle seslendi: Ey Egemen! Madem ben kefen satıcıydım, sana kefen mi lazım olmuştu da merhûm Medîneli Ali Efendi’yi üç kere benimle barışmak için devreye soktun? Sonra İsmailağa Vakfı’na gittin, Bakara Sûresi ile alay ettiğin halde onlar seni çay kahve ağırladılar ve bana “görüşülse, barışılsa” diye ricâcı oldular ama ben senin beş paralık itibarın için Bakara Sûresi’ni satamazdım. Daha konuşacak çok şey var fakat bel altı konuşmak bana yakışmayacağı için, ayrıca herkesin bildiği fakat o işte şerîklerin çok olduğu için hedef olacağımı düşündüğümden şuan açıklamayı uygun görmediğim diğer bazı sıfatların da cabası. Sen o ses kaydını inkâr ederek montaj diyeceğine çık: “Bakara Sûresi ile alay etmek irtidâdtır, ama ben îmân tazeledim, nikâh tazeledim” diye tövbeni açıkla, ondan sonra kimse seninle uğraşmasın. “Tövbeni kabul edip etmemek Allâh’a kalmıştır, insanların beyânı esastır” diyelim ve konuyu kapatalım velâkin sen bunu montaja hamledip hâlâ milleti salak yerine koyarak aldatmaya devâm ettiğin sürece bizden asla yüz bulamazsın. Sonra hatırladım; Hüdâyî Cemâatine âit Şah-ı Nâkşibend Sempozyumu’nda tam yanıma gelmeye uğraştın ama ben önceden Murat Soydan Hoca’yı araya yerleştirerek senin yanıma oturmanı engelledim ve seninle gözgöze gelmemeye çok özen gösterdim. Mâdem adam değildim veya kefen satıcıydım niçin benimle görüşmek için birçok teşebbüste bulundun?! Şimdi tabî bunların hepsini inkâr edebilirsin ama hakîkat ortadadır, benim yalan konuşmayacağımı herkes bilir. Eğer o kefen işinden ben satıp para yediysem Allâh bana kefen nasip etmesin, eğer sen yalan konuşuyorsan Allâh sana kefen nasip etmesin. Âmîn!
Source: Haber Merkezi
Tartıştığı müşterinin hamburgerine tükürdü
Amerikan menşeili fast food zincirlerine alternatif olarak Rusya”da açılan “Tasty Dot” isimli restoranda çalışan görevlinin, bir müşteriyi hedef alarak hamburgerine tükürmesi gündem oldu. Gizli çekilen görüntülerde Nikita isimli çalışanın iki adet hamburger hazırladığı ve çevresine bakıp izlenmediğinden emin olduktan sonra hamburgere tükürdüğü görüldü.
Olayın, pazartesi günü restoranın araçtan sipariş bölümünde yaşanan gergin bir tartışmanın ardından gerçekleştiği belirtiliyor. Müşterinin çalışanın tavrından şüphelenmesi üzerine siparişin hazırlanışını gizlice kayda aldığı, böylelikle çirkin hareketin ortaya çıkarıldığı ifade ediliyor.
KENDİSİNİ BÖYLE SAVUNMAYA ÇALIŞTI
Görüntülerin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından tepkiler büyüdü. Rus kullanıcılar hijyen standartları konusunda endişelerini dile getirirken, Nikita isimli çalışan da savunma yapmaya çalıştı.
Nikita, müşterilerin kendisine bağırıp hakaret ettiklerini ve fiziksel şiddetle tehdit ettiklerini öne sürerek, hareketini bu şekilde gerekçelendirmeye çalıştı. Ancak restoran yönetimi olayı kabul etmedi. Tasty Dot yönetimi, çalışanın derhal işten çıkarıldığını açıkladı. Yapılan açıklamada “Çalışanın davranışı bizim değerlerimizle uyuşmamaktadır” denildi.
Source: Derleyen: Ozan Kılıç
Arap turistin Karadenizli esnafa yaptığına tepki yağıyor: Utanç verici
Karadeniz bölgesinde yaşanan bir olay, sosyal medyada infial yarattı. Esnaf bir kadınla karşılaşan Arap turistin davranışı, kullanıcılar tarafından “saygısızlık” ve “alaycılık” olarak nitelendirildi. BİR TOMAR PARA SAYIP 200 TL VERDİ Tepki çeken görüntülerde Arap turistin cebinden bir tomar para çıkararak kadına verecekmiş gibi saydığı görülüyor. Kadın esnafın umutla izlediği bu anların ardından Arap turistin kadına yalnızca 200 TL vermesi dikkat çekti. “ÇOK KÖTÜ GÖRÜNTÜ” O anları kahkaha atarak kayda aldıran Arap turistin görüntüsünün altına “Karadeniz Arap kaynıyor. Çok üzücü çok”, “Utanç”, “Korkarım bunlar iyi günlerimiz”, “İki resim var burada: birincisi görgüsüzlük, ikincisi tamahkarlık”, “Çok kötü görüntü”, “Arap turistin yaptığı terbiyesizlik” şeklinde yorumlar yapıldı.
Source: Haberler
Muğla Büyükşehir”den yasa uyarısı: 57 köy, 820 bin zeytin ağacı yok olacak
Muğla Büyükşehir Belediyesi, TBMM’de görüşülen torba yasa kapsamında değiştirilmesi planlanan Maden Kanunu ile ilgili olarak Milas ve Yatağan’da muhtarlar, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlarla bir araya gelerek bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdi. Gerçekleştirilen toplantılarda, Meclis gündemindeki yasa değişikliğinin bölge üzerindeki muhtemel etkileri katılımcılarla paylaşıldı. Büyükşehir Belediyesi’nin hazırladığı teknik rapor doğrultusunda yapılan sunumlarda, yasa değişikliğinin doğa, tarım alanları, zeytinlikler ve su kaynakları üzerindeki olası sonuçları tüm yönleriyle ortaya kondu. Muğla genelinde sürdürülecek olan bilgilendirme çalışmaları kapsamında, önümüzdeki süreçte ilçelerdeki STK’lara, meslek odalarına ve ilgili paydaşlara yönelik sunum ve toplantılar da gerçekleştirilecek. Büyükşehir Belediyesi, konunun tüm yönleriyle kamuoyuna aktarılması için bilgilendirme faaliyetlerini kapsamlı bir biçimde sürdürmeyi hedefliyor. 57 KÖY RİSK ALTINDA, 820 BİN ZEYTİN AĞACI YOK OLABİLİR Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin teknik raporuna göre, Milas ve Yatağan’daki maden sahalarının genişletilmesi halinde 57 köy etkilenecek, 25 köy ise doğrudan maden sahası içerisinde kalacak. Yaklaşık 4 bin 255 hektarlık zeytinlik alan zarar görecek, 820 bine yakın zeytin ağacının yok olacağı öngörülüyor. Bunun yanı sıra 18 bin 762 hektar orman alanı, 10 bin 490 hektar tarım arazisi ve bin 298 hektarlık doğal sit alanı da olumsuz etkilenecek. SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA Raporda, maden sahalarının genişlemesinin yalnızca tarım alanlarını değil, yer altı su kaynaklarını da ciddi şekilde tehdit ettiği vurgulandı. Özellikle Bahçeyaka, Bozarmut ve Turgut-Dipsiz akiferlerinin, maden faaliyetleri nedeniyle zarar görebileceği belirtildi. Drenaj çalışmaları, hafriyat ve patlatma işlemleri sonucunda su dengelerinin bozulacağı; arsenik, mangan gibi ağır metallerin su kaynaklarına karışabileceği yönünde uyarılarda bulunuldu. ACELE KAMULAŞTIRMA VE ZEYTİNLİK DÜZENLEMESİ ENDİŞE YARATIYOR Torba yasa teklifinde yer alan düzenlemeye göre, stratejik veya kritik maden sahaları için acele kamulaştırma yapılabilecek. Ayrıca, taşınacak zeytinlikler için Hazine arazilerinin 10 yıl süreyle doğrudan kiraya verilebileceği ifade ediliyor. Raporda, bu düzenlemelerin köylünün mülkiyet hakkını zedeleyeceği ve tarımsal üretimi sekteye uğratacağı endişesi dile getirildi. ARAS: MUĞLA’NIN DOĞASINI VE GELECEĞİNİ KORUMAK EN TEMEL SORUMLULUĞUMUZ Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, maden yasasında yapılması planlanan değişikliklerle ilgili olarak “Muğla’mızın doğasını, tarım alanlarını, zeytinliklerini ve su kaynaklarını korumak bizlerin en temel sorumluluğudur. Bu yasa değişikliği sadece çevreyi değil, kırsalda yaşayan vatandaşlarımızın geçim kaynaklarını, yaşam alanlarını ve üretim hakkını da olumsuz etkilemektedir. Büyükşehir Belediyesi olarak bilimsel verilerle desteklenmiş teknik raporumuzu hazırladık ve kamuoyuyla paylaştık. Amacımız yaşanabilir, sağlıklı ve sürdürülebilir bir Muğla’yı gelecek nesillere miras bırakmaktır” dedi.
Source: İzmi̇r / Cumhuriyet
85 bin kişi apar topar Türkiye seyahatini iptal etti: İşte nedeni
Hindistan ve Pakistan arasında yaşanan çatışmalarda Türkiye”nin Pakistan”ı destekler nitelikteki açıklamaları, Hint kamuoyunda sert bir Türkiye karşıtı harekete neden oldu. Hint otoriteleri bir yandan ülkede hizmet veren Türk şirketlerin çalışma şartlarını güç hale getirirken, bir yandan da Türkiye”ye yönelik kara propaganda çalışmaları yürütüyor.
85 BİN KİŞİ TÜRKİYE”YE SIRTINI DÖNDÜ Büyük bölümü kış aylarında yapılan rezervasyonlardan oluşan Hint turistlere ait binlerce tatil planı, söz konusu sürecin ardından iptal edildi. Yaz mevsiminin yarısı geride kalırken, 45 günlük bölümde Türkiye”yi ziyaret eden Hintli turist sayısı, geçtiğimiz yılın aynı dönemine kıyasla yarıdan fazla azalmış durumda. Sektör kaynaklarının paylaştığı son verilere göre, 2024 yılı rakamları ile kıyaslandığında bu yıl Türkiye”ye gelmekten vazgeçen Hint turistlerin sayısı 85 bini geride bıraktı.
TURİZME “UZAK DOĞU” DOPİNGİHintli turistlerin sayısında azalma görülse de, Türkiye”yi yönelik Uzak Doğu ilgisi her geçen yıl artmaya devam ediyor. Hindistan”ın Türkiye karşıtı hareketinin ardından Pakistan”dan yapılan turizm ziyaretlerinde Türkiye ilk sıraya yükselirken, Çin, Japonya ve Tayvan gibi ülkelerden de Türkiye”ye yönelik turist akını her geçen yıl artış gösteriyor.
Source: Haber Merkezi
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)
Aktüel Haberler
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)
Haber Tarihi: 17 Temmuz 2025 11:19 –
Güncelleme Tarihi:
17 Temmuz 2025 11:19
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş, LGS 2025 sonuçlarıyla ilgili yaptığı açıklamalarla son günlerde kamuoyunun gündeminde yer alıyor. Eğitim sistemine ve sınav şeffaflığına dair eleştirileriyle dikkat çeken Özçağdaş”ın hayatı ve kariyeri merak konusu oldu.
Suat Özçağdaş 2025 yılı LGS merkezi sınav sonuçlarına ilişkin yaptığı açıklamalar ile gündemde yer buldu. Peki, Suat Özçağdaş kimdir, nereli, kaç yaşında, hangi partiden?SUAT ÖZÇAĞDAŞ KİMDİR?Suat Özçağdaş, psikoloji alanında eğitim almış bir siyasetçi olarak tanınıyor. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü mezunu olan Özçağdaş, uzun yıllar boyunca çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev almıştır.Türkiye Kızılay Derneği, Uluslararası Kızılhaç – Kızılay Federasyonu (IFRC) ve Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı (TEGV) gibi kurumlarda ulusal ve uluslararası düzeyde yönetici olarak çalışmıştır. Afet yönetimi, psikososyal destek, gönüllülük ve sosyal girişimcilik gibi konularda projeler yürütmüş, birçok akademik yayında yer almıştır.2011 yılında Sosyal İnovasyon Merkezi”ni kurarak toplumsal sorunlara yönelik yenilikçi çözümler geliştirmeye devam etmiştir.İstanbul Bilgi Üniversitesi”nde sosyal girişimcilik dersleri de veren Özçağdaş, 2020 yılında CHP Üsküdar İlçe Başkanlığı görevine getirilmiş, 2023 seçimlerinde ise İstanbul Milletvekili olarak TBMM”ye girmiştir. Aynı zamanda CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevini de yürütmektedir.SUAT ÖZÇAĞDAŞ NERELİ, KAÇ YAŞINDA?Suat Özçağdaş 18 Temmuz 1973 tarihinde İzmir”de doğmuştur ve 52 yaşındadır. Eğitim hayatına İzmir”de başlayan Özçağdaş, üniversite eğitimini Ankara”da, Orta Doğu Teknik Üniversitesi”nde tamamlamıştır.Haber ile daha fazlasına ulaşın:Gündem
Diğer Haberler
Beşiktaş
Beşiktaş”ın Busquest”i: Demir Ege
Fenerbahçe
Fenerbahçe”de Bissouma”nın alternatifi: Ndidi
Trendyol Süper Lig
TFF”den 4. hakem ve temsilcilere kamera!
Gündem
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)
Beşiktaş
Beşiktaş”a rekor: 2.5 milyon Euro gelir
Fenerbahçe
İtalyan ekipleri, Sofyan Amrabat için devrede!
Beşiktaş
Demir Ege: “Böyle müsabakalar oluyor”
Beşiktaş
Beşiktaş”ın rakibi belli oluyor
Gündem
Retro ne zaman? 2025 Merkür retrosu etkileri
Daha fazla göster
En Çok Okunanlar!
Beşiktaş”ta takas formülü
Fenerbahçe ile Konyaspor anlaştı
Pep Guardiola”dan İlkay Gündoğan kararı!
Jose Mourinho”dan İrfan Can Kahveci talimatı
Fenerbahçe, Milan Skriniar”ın maaşını yarıladı!
Fenerbahçe için Heung-Min Son iddiası!
Taffarel”den Ederson”a Galatasaray referansı!
SON HABERLER
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)
Retro ne zaman? 2025 Merkür retrosu etkileri
Emre Törün kimdir, neden öldü, cenaze töreni ne zaman?
ÖGG Sonuç Ekranı: 115. dönem Özel Güvenlik sınav sonuçları açıklandı mı, nasıl sorgulanır?
Fed Başkanı Powell görevden alınacak mı?
iPhone 17 ne zaman çıkacak, özellikleri neler? İşte iPhone 17 çıkış tarihi
TOKİ 47 ilde 508 konut ve iş yeri satışı ne zaman, hangi illerde? TOKİ açık artırma ile gayrimenkul satışı ödeme planı ve satış listesi
Temmuz ayı evde bakım maaşı ödemeleri 2025: Zamlı evde bakım maaşı ne kadar oldu, ne zaman yatacak? (Evde bakım maaşı yatan iller listesi)
HAKMAR ve TATBAK kapandı mı?
Süveyda nerede, hangi ülkeye bağlı?
Askerlik yerleri ne zaman açıklanacak? 2025 Askerlik sınıflandırma sonuçları
İsrail-Suriye Savaşı: İsrail Neden Suriye”ye Saldırıyor?
Borsa Neden Düşüyor/Düştü? (16 Temmuz)
FC26 ne zaman çıkacak? Tanıtım videosu ne zaman?
Ahraz Ne Demek? Ahraz Nedir, Anlamı Nedir?
Testo Taylan neden gözaltına alındı? Testo Taylan kimdir?
Ücretli öğretmenlik başvuru tarihleri 2025: MEB ücretli öğretmenlik başvurusu nasıl ve ne zaman yapılır?
Okullar erken mi açılacak 2025? MEB açıkladı
Sertaç Taşdelen kimdir? Faladdin ve Binnaz uygulamalarının kurucusu Sertaç Taşdelen biyografisi
Lisans KPSS ne zaman? KPSS Genel Kültür-Genel Yetenek ve Alan Bilgisi sınav süreleri ve sonuç tarihleri
Ederson kimdir? Kaleci Ederson kaç yaşında, nereli?
FED faiz kararı ne zaman? Faiz indirimi olacak mı? 2025 Temmuz ayı FED faiz kararı toplantısı
Papara açıldı mı, açılacak mı, ne zaman açılacak? | Papara kapandı mı, kapanacak mı, neden kapandı?
Pınar Kür kimdir, neden öldü?
15 Temmuz Eczaneler Açık Mı, Çalışıyor Mu? 2025
Tijen Karaş kimdir? Sunucu Tijen Karaş”ın hayatı
15 Temmuz”da köprüler ücretsiz mi? 2025
15 Temmuz”da Müzeler ve Saraylar Açık Mı? 2025
Temu yasaklandı mı? Temu Türkiye alışveriş limiti 2025
15 temmuz özel sektör ve kamu kurumlarına tatil mi, nereler kapalı olacak?
Sporx Anasayfasına Dön
Şu An Popüler İçerikler
Suat Özçağdaş kimdir? (CHP Milletvekili Suat Özçağdaş)Retro ne zaman? 2025 Merkür retrosu etkileriEmre Törün kimdir, neden öldü, cenaze töreni ne zaman?ÖGG Sonuç Ekranı: 115. dönem Özel Güvenlik sınav sonuçları açıklandı mı, nasıl sorgulanır?Fed Başkanı Powell görevden alınacak mı?iPhone 17 ne zaman çıkacak, özellikleri neler? İşte iPhone 17 çıkış tarihiTOKİ 47 ilde 508 konut ve iş yeri satışı ne zaman, hangi illerde? TOKİ açık artırma ile gayrimenkul satışı ödeme planı ve satış listesiTemmuz ayı evde bakım maaşı ödemeleri 2025: Zamlı evde bakım maaşı ne kadar oldu, ne zaman yatacak? (Evde bakım maaşı yatan iller listesi)HAKMAR ve TATBAK kapandı mı?Süveyda nerede, hangi ülkeye bağlı?Askerlik yerleri ne zaman açıklanacak? 2025 Askerlik sınıflandırma sonuçlarıİsrail-Suriye Savaşı: İsrail Neden Suriye”ye Saldırıyor?Borsa Neden Düşüyor/Düştü? (16 Temmuz)FC26 ne zaman çıkacak? Tanıtım videosu ne zaman?Ahraz Ne Demek? Ahraz Nedir, Anlamı Nedir?Testo Taylan neden gözaltına alındı? Testo Taylan kimdir?Ücretli öğretmenlik başvuru tarihleri 2025: MEB ücretli öğretmenlik başvurusu nasıl ve ne zaman yapılır?Okullar erken mi açılacak 2025? MEB açıkladıSertaç Taşdelen kimdir? Faladdin ve Binnaz uygulamalarının kurucusu Sertaç Taşdelen biyografisiLisans KPSS ne zaman? KPSS Genel Kültür-Genel Yetenek ve Alan Bilgisi sınav süreleri ve sonuç tarihleriEderson kimdir? Kaleci Ederson kaç yaşında, nereli?FED faiz kararı ne zaman? Faiz indirimi olacak mı? 2025 Temmuz ayı FED faiz kararı toplantısıPapara açıldı mı, açılacak mı, ne zaman açılacak? | Papara kapandı mı, kapanacak mı, neden kapandı?Pınar Kür kimdir, neden öldü?15 Temmuz Eczaneler Açık Mı, Çalışıyor Mu? 2025Tijen Karaş kimdir? Sunucu Tijen Karaş”ın hayatı15 Temmuz”da köprüler ücretsiz mi? 202515 Temmuz”da Müzeler ve Saraylar Açık Mı? 2025Temu yasaklandı mı? Temu Türkiye alışveriş limiti 202515 temmuz özel sektör ve kamu kurumlarına tatil mi, nereler kapalı olacak?
iddaaCanlı SkorPuan DurumuCanlı AnlatımAt YarışıTransfer HaberleriTV”de BugünSüper Lig FikstürSüper Lig Haberleriiddaa ProgramıGalatasarayFenerbahçeBeşiktaşTrabzonsporGalatasaray TransferFenerbahçe TransferBeşiktaş TransferTrabzonspor TransferCanlı İzleiddaa SonuçlarıAktif Sayaç
Bize Ulaşın
Yasal Uyarı
Politikası
Gizlilik Politikası
KVKK Aydınlatma Metni Kurumsal
Gizlilik Ayarları
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler
kullanılmaktadır. Kişisel verileriniz, KKVK ve GDPR kapsamında toplanıp işlenmektedir. Detaylı bilgi almak
için Veri Politikamızı / Aydınlatma Metnimizi inceleyebilirsiniz.
Sitemizi kullanarak çerez kullanımını kabul etmiş olacaksınız.
saniye içerisindeki otomatik olarak kapanacaktır.
Source: Sporx.com