“Lezzet Dünyası – Yemek Tarifleri ve Güncel Gıda Düzenlemeleri”

Daranın alınması zorunlu olacak

Ticaret Bakanlığı, Fiyat Etiketi Yönetmeliği’nde tüketici lehine yeni düzenlemeleri hayata geçiriyor. Ticaret Bakanlığı ndan yapılan açıklamada, perakende olarak satışa sunulan mal ve hizmetlere ait fiyat etiketleri, tarife ve fiyat listelerine ilişkin hususlar 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda ve Fiyat Etiketi Yönetmeliği ile düzenlendiği hatırlatılarak, Temel amacı Perakende olarak satışa sunulan mal ve hizmetlerin etiket, tarife ve fiyat listelerinin şekli, içeriği, kullanılması ile indirimli satışlara ilişkin usul ve esasları düzenlemek olan Yönetmelik, tüketicilerin ekonomik çıkarlarının korunması ve doğru ve eksiksiz olarak bilgilendirilmesi açısından önem arz etmektedir ifadesi kullanıldı. ÜRÜNÜN AMBALAJ DARASI ALINACAK Artan tüketici mağduriyetleri ve sektörün gereksinimleri göz önüne alınarak Fiyat Etiketi Yönetmeliğinde değişiklik yapılması ihtiyacı doğduğu vurgulanarak şöyle denildi: Görüşe açılan Yönetmelik taslağında yer alan düzenlemeler ile; Satıcı tarafından tüketici huzurunda tartılarak satılan ürünlerin ambalaj ağırlıklarına ilişkin daranın alınması zorunlu olacaktır. Bir Ahilik geleneği olan Ölçü ve Tartıda Doğruluk ilkesi esas alınarak satıcı tarafından tüketicinin talebi uyarınca tartılarak satışa sunulan ürünlerin tartımı esnasında daranın alınması, yani ambalaj ağırlığının düşürülmesi hususuna açıkça yer verilecektir. Böylece, tüketicilerin satın aldığı ürünlerin net miktarı üzerinden ödeme yapması sağlanarak ekonomik çıkarlarını koruyucu bir önlem alınmıştır.Yiyecek ve içecek hizmeti sunulan işyerlerindeki masalarda menü ile fiyat listeleri tüketicilere karekod ile de gösterilebilecektir. TİCARET BAKANLIĞINCA BELİRLENEN SİSTEMDE FİYAT LİSTELERİ GÖRÜLECEK Lokanta, restoran, kafe, pastane ve benzeri yiyecek ve içecek hizmeti sunulan işyerlerinde 1 Ocak 2024 tarihinde başlatılan kapı önünde ve masa üstlerinde fiziki menü listesi ve fiyat listesi sunulması uygulamasının yanısıra, bundan böyle masa üstünde karekod kullanımı ile de ulaşılmasının önü açılarak, hem tüketiciler hem işletmeler açısından kolaylık getirilmiştir. Kriterleri Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen yiyecek ve içecek hizmeti sunulan işyerleri, fiyat listelerini Ticaret Bakanlığınca belirlenen sisteme aktarabileceklerdir. Lokanta, restoran, kafe gibi işletmelerde sunulan hizmet fiyatlarının tüketiciler tarafından kolayca karşılaştırılması adına, söz konusu işletmelerin fiyat listelerinin internet ortamında yayınlanmasını sağlayacak bir sistem kurulması hedeflenmektedir. Kitap, dergi gibi ürünlerde satıcılara fiyat etiketinin yanı sıra, elektronik cihaz kullanma kolaylığı da getirilmektedir. Kitap, dergi ve gazete satışı yapan işletmeler açısından fiyat etiketi ile birlikte, fiyat gör gibi elektronik cihazların kullanılması imkânı getirilerek, sektörün gelişen teknolojiye uyumu sağlanırken, tüketicilerin de doğru ve eksiksiz bilgilendirilmesi amaçlanmaktadır. Üretici ve tüketici odaklı çalışma anlayışı ile hareket eden Ticaret Bakanlığı, bilgilendirme ve uygulama amacıyla yeni düzenlemeleri hayata geçirmeye devam edecektir. Söz konusu Fiyat Etiket Yönetmeliği hususunda, ilgili kuruluşların görüşleri alındıktan sonra, gerekli son değerlendirmeler hızlıca yapılıp, ilgili Yönetmelik resmi onaya sunulacaktır. DARA ALMAK NEDİR? Darasını almak için tartılacak olan kabın ağırlığını belli etmek için kabı tartmak demektir. Yani bir kabın içinde bir ürün tartılacaksa o kabın ağırlığı alındığı zaman darası alınmış olur. *Haberin görseli Shutterstock tarafından servis edilmiştir. *Görsel temsili

Source: Habertürk


Klasiklerden vazgeçilmez bir tat: Monte Cristo sandviç tarifi

Fransız tostunun nefis bir versiyonu olan Monte Cristo sandviç, içindeki jambon, hindi füme ve eriyen peynirle hem doyurucu hem de lezzetli bir alternatif sunuyor. Hafif tatlımsı tadı ve çıtır dış yüzeyiyle kahvaltıdan brunch’a, hatta akşam yemeğine kadar her öğüne yakışıyor. İşte evde kolayca hazırlayabileceğiniz klasik Monte Cristo tarifi! MALZEMELER 6 dilim tost ekmeği 2 dilim kaşar peyniri veya İsviçre peyniri 2 dilim dil jambon 2 dilim hindi füme (isteğe bağlı) 2 adet yumurta Yarım su bardağı süt 1 tatlı kaşığı hardal (isteğe bağlı) Tuz, karabiber Tereyağı veya sıvı yağ (kızartmak için) Üzeri için pudra şekeri ve yanında servis için frenk üzümü reçeli veya ahududu reçeli NASIL YAPILIR? Sandviçi hazırlayın: Bir dilim tost ekmeğinin üzerine peynir, jambon ve hindi füme yerleştirin. Üzerine bir dilim daha peynir koyup ikinci dilim ekmekle kapatın. Yumurtalı karışımı hazırlayın: Geniş bir kasede yumurtaları süt, tuz ve karabiberle çırpın. İsterseniz biraz hardal ekleyerek lezzet katabilirsiniz. Sandviçi bulayın: Hazırladığınız sandviçi yumurtalı karışıma bulayın. Her iki tarafının da tamamen yumurtaya bulanmasına özen gösterin. Kızartın: Tereyağını tavada eritin ve sandviçi kısık ateşte, her iki yüzü altın sarısı renk alana kadar kızartın. Peyniri eriyip ekmekler çıtır hale gelene kadar pişirin. Servis: Sıcak sandviçi pudra şekeri serpiştirerek ve yanında meyve reçeliyle servis edin.

Source: Haber Merkezi


ChatGPT’ye en çok sorulan 10 soru: Milyonlar ChatGPT’ye en çok bunları soruyor

Yapay zekâ sohbet uygulamaları, milyonlarca kişinin günlük hayatının bir parçası hâline geldi. Peki kullanıcılar en çok ne soruyor? Yapılan araştırmalara göre, ChatGPT’ ye her gün 100 milyondan fazla soru yöneltiliyor ve bunların büyük bölümü bazı ortak başlıklarda toplanıyor. İşte ChatGPT’ye en çok sorulan 10 soru ve dikkat çeken istatistiklerle öne çıkan ayrıntılar… CHATGPT’YE GELEN SORULARIN YÜZDE 27’Sİ: GÜNLÜK BİLGİ VE PRATİK İHTİYAÇLAR 1. Bugün hava nasıl? Dünya genelinde, anlık hava durumu ve sıcaklık bilgisi en çok sorulan konuların başında geliyor. 2. Kolay yemek tarifi verir misin? Kullanıcıların yüzde 15’i hızlı, pratik ve ucuz tarifler arıyor. 3. Seyahat önerin var mı? Google verilerine göre “yapay zekâ ile tatil planlama” aramaları son bir yılda yüzde 40 arttı. METİN DÜZENLEME VE İÇERİK ÜRETİMİ: SORULARIN YÜZDE 23’Ü 4. Bu metni düzeltebilir misin? En çok talep edilen hizmetlerden biri; ChatGPT, her gün milyonlarca yazım denetimi isteğine cevap veriyor. 5. Kısa bir hikâye yazar mısın? Özellikle sosyal medya içerik üreticileri ve öğrenciler, kısa hikâye ya da masal yazımı için sıkça başvuruyor. KİŞİSEL GELİŞİM VE EĞLENCE: YÜZDE 20 ORANINDA TERCİH EDİLİYOR 6. Nasıl motive olabilirim? “Motivasyon sözleri” ve “pozitif düşünce önerileri” en çok istenen içerikler arasında. 7. Komik bir şaka yapar mısın? Günde ortalama 200 bin şaka isteği geliyor. SANATSAL TALEPLER: YÜZDE 12 8. Şarkı sözü yazar mısın? 9. Şiir yazar mısın? ChatGPT’nin en çok talep gören yaratıcı içerikleri arasında şarkı sözleri ve şiir var. GENEL BİLGİ VE GÜNDELİK SORULAR: YÜZDE 18 10. Bugün hangi gün? Basit gibi görünse de takvim, özel gün ve dini bayram bilgileri de çok soruluyor. NEDEN BU KADAR POPÜLER? ChatGPT, Nisan 2025 itibarıyla aylık 180 milyon aktif kullanıcı sayısına ulaştı. Kullanıcıların yüzde 64’ü ChatGPT’yi haftada en az bir kez, yüzde 28’i ise her gün aktif olarak kullanıyor. Türkiye’de “ChatGPT nedir?” aramaları son bir yılda yüzde 120 arttı.

Source: Haber Merkezi


BİM 18 TEMMUZ AKTÜEL KATALOĞU || BİM 18 Temmuz Cuma aktüel ürünleri neler? BİM kataloğunda hangi ürünler var?

“BİM 18 Temmuz Cuma aktüel ürünleri neler?” sorusu ise kullanıcıların Google”da en çok aradığı başlıklar arasında yer alıyor. BİM 18 Temmuz aktüel kataloğu, teknolojiden mutfağa, ev eşyasından kişisel bakıma kadar birçok ürünü avantajlı fiyatlarla sunuyor. Peki, “BİM 18 Temmuz aktüel kataloğunda hangi ürünler var?” diye merak edenler için detaylar açıklandı. 18 Temmuz Cuma günü başlayacak kampanya, stoklarla sınırlı olacak. Peki, BİM 18 Temmuz Cuma aktüel ürünleri neler? BİM kataloğunda hangi ürünler var? BİM 18 TEMMUZ AKTÜEL KATALOĞU

Source: Beyza Nur Ergin


Ankara Büyükşehir Belediyesinden çölyak hastalarına özel Glütensiz Kafe

Ankara Büyükşehir Belediyesi Halk Ekmek Fabrikası, çölyak hastaları ve gıda intoleransı olan Başkentlilerin glütensiz gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla Bahçelievler semtinde bulunan Gökkuşağı Kamu Pazarı içerisinde Glütensiz Kafe’yi hizmete açtı. Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın Dünya Çölyak Gününde düzenlenen kahvaltıda kendisine iletilen talepler üzerine sürede hizmete açılan Glütensiz Kafe”den başta çölyak hastası ve glüten intoleransı olanlar olmak üzere tüm Başkentliler faydalanabilecek. Kafede üretim yelpazesine yeni katılan karabuğday unlu glütensiz ekmeğin yanı sıra, ekmek, simit, kurabiye, glütensiz un, üretici kooperatiflerinin keçiboynuzu unu, ezme çeşitleri, yaş pasta, baklava, börek, kakaolu çerez, kahvaltılık gevrek, poğaça gibi 25 çeşit ürün bulunuyor. GLÜTENSİZ KAFE’MİZİ HİZMETE AÇMANIN GURURUNU YAŞIYORUZ Glütensiz Kafe’nin açılışını Halk Ekmek Yönetim Kurulu Başkanı Ulaş Altun ile birlikte gerçekleştiren Halk Ekmek Fabrikası Genel Müdür Yardımcısı Şahin Top, Hacıkadın Mesire Alanı’nda düzenlediğimiz Dünya Çölyak Günü Farkındalık Etkinliği’nde Başkanımız Sayın Mansur Yavaş çölyak hastaları için glütensiz kafe sözü vermişti. Ankara Halk Ekmek Fabrikası olarak biz de Başkanımızın verdiği sözü en kısa sürede yerine getirerek, Gökkuşağı Kamu Satış Pazarı’nda Glütensiz Kafe’mizi hizmete açmanın gururunu yaşıyoruz dedi. BURADAKİ İNSANLARIN MUTLULUĞUNU GÖREBİLİYORSUNUZ Açılışa katılan çölyak hastası vatandaşlar ise taleplerinin hemen çözüme kavuşmasından duydukları memnuniyeti dile getirdi. Ankara Çölyak Derneği Başkanı Mehmet Tanrıseven, Bizim için tarihi bir gün. Bu kafe sayesinde glütensiz beslenen çölyak hastaları kaliteli, güvenli ve uygun fiyatlı ürünlere ulaşma fırsatını buldu. Başkanımız Mansur Yavaş’a ve tüm çalışanlara çok teşekkür ediyoruz dedi. Çölyak Dernek Başkanı Şebnem Ercebeci Çınar ise teşebbüsü sevinçle karşıladıklarını belirterek, Ankara’daki 24 bin çölyak hastasının glütensiz gıdaya çok fazla ihtiyaç duyduklarını ifade etti. Kafenin açılış töreninin ardından katılımcılara, çölyak hastalarına özel üretilen aşure dağıtıldı.

Source: Anka


Lauıs Pasteur neyi icat etti?

Lauis Pasteur’un buluşu neydi sorusuna verilen yanıt yalnızca bir ısıl işlem değildir; aynı zamanda enfeksiyon teorisini destekleyen deneysel kanıtların bütünüdür. Pastörizasyon sayesinde gıda endüstrisi raf ömrünü uzatırken halk sağlığı alanı patojen kontrolü için ölçülebilir bir araç kazandı. Lauis Pasteur neyi icat etti, neyi buldu ve bu geliştirme nasıl kalıcı bir bilimsel ilkeye dönüştü sorularının cevapları doğrudan laboratuvar gözlemlerine dayanır. Pastörizasyon düşüncesi, şarap fıçılarını asidik bozulmadan kurtarmaya yönelik basit bir çare olarak başladı; ancak 1860’ların sonuna gelindiğinde süt salgınlarında tüberküloz ve bruselloz riskini azaltacak kritik bir halk sağlığı uygulamasına dönüştü. Pasteur, fermantasyon bozukluğunun kendiliğinden oluşmadığını, belirli mikropların özel metabolik döngülerinin ürünü olduğunu gösterdi. Deneylerinde, şarabı 55–60 °C aralığında tutup ardından hızla soğuttuğunda tadın değişmeden kaldığını, ancak sirkeleşmenin durduğunu kaydetti. Aynı yaklaşım mayalanma sırasında bira “çatal tat” kusurunu giderdi; böylece Avrupa bira sanayisi ekonomik kaybı önemli ölçüde azalttı. Fikir, ilk süt denemeleri ile Paris’teki çocuk hastanelerine taşındı ve pasteörize süt dağıtımı neonatal ölümleri belirgin oranda düşürdü. Coğrafi olarak farklı bakteriyel floraya sahip bölgelerde bile yöntemin çalışması, ısıl işlemin biyolojik ilke seviyesinde geçerliliğini kanıtladı. LAUIS PASTEUR NEYİ İCAT ETTİ Lauis Pasteur’ün icadı, kontrollü sıcaklık aralığında kısa süreli ısı uygulaması ile sıvı gıdalarda patojen ve bozucu mikroorganizmaların inaktivasyonuna dayalı pastörizasyon prosesidir. Önceki kaynatma girişimleri üründe istenmeyen aroma değişimlerine yol açarken, Pasteur ısı eşiğini suyun kaynama noktasının oldukça altında tutarak tat ve besin değerini korumayı başardı. Isıtmaya eşlik eden hızlı soğutma, termofilik bakterilerin gelişim penceresini kapatarak yeniden kontaminasyon ihtimalini düşürdü. Bu iki aşamalı yaklaşım, hem endüstriyel fıçılar hem de küçük ev tipi kaplar için uyarlanabilir parametre seti sundu ve gıda teknolojisinde standart reçete kavramının ilk örneğini oluşturdu. LAUIS PASTEUR NEYİ BULDU Lauis Pasteur neyi buldu sorusunun laboratuvar yanıtı, fermantasyonun mikroorganizma temelli bir süreç olduğunu açıklayan deneysel diziye işaret eder. Oksijensiz ortamda şekerin aside veya alkole dönüşmesi, “kendiliğinden bozulma” görüşüne dayandırılıyordu; Pasteur, filtrelenmiş şıra örneklerini mikropsuz kıldığında fermantasyonun durduğunu, seyreltme yoluyla tekrar maya eklediğinde yeniden başladığını göstererek bu dogmayı çürüttü. Aynı yaklaşımı şap hastalığı ve ipekböceği salgınlarında kullanarak spesifik patojen hipotezini destekledi. Bütün bu çalışmalar, pastörizasyonun yalnızca pratik değil, mikrobiyolojik teoriyi pekiştiren bir kanıt paketi olmasını sağladı. LAUIS PASTEURUN BULUŞU NE Lauis Pasteur’un buluşu, pastörizasyonu endüstriyel iş akışına entegre edecek ekipman düzenini de kapsar. Çift cidarlı buhar kazanı, istikrarlı ısı dağılımı sağlayarak partiler arası sıcaklık dalgalanmasını ortadan kaldırdı. Manometre ve termometre çift sensörlü kontrol, belirli ısı eşiğinin altına düşüldüğünde süreci otomatik olarak uzatarak güvenlik payı ekledi. Günümüz süt işleme hatlarındaki plakalı ısı eşanjörleri, bu çift cidarlı kazan ilkelerinin sürekli akışa uyarlanmış şeklidir; pastörizasyon sıcaklığı ürün formülüne göre seçilse de kademeli ısı profili hâlâ Pasteur parametrelerini temel alır. LAUIS PASTEURUN İCADI NE Lauis Pasteur’un icadı ne sorusu, gıda güvenliği pratiğiyle sınırlı kalmaz. Isıl işlemle mikroorganizma inaktivasyonunun hesaplanması, termal ölüm süresi kavramını doğurdu; bu kavram, steril konserve üretiminden serum tedarikine kadar birçok sektöre transfer edildi. “D” değeri adı verilen bakteri öldürme parametresi, farklı patojenler için spesifik dakika-sıcaklık eşiklerini tanımlar ve doğrudan Pasteur’ün ilk balon denemelerindeki zaman–sıcaklık grafiğinin torunudur. Ayrıca pastörizasyonun tedarik zincirine getirdiği öngörülebilir raf ömrü, soğuk depolama yatırımlarını mantıklı hâle getirerek kır ve kent gıda dolaşımını hızlandırdı; bu dönüşüm, süt toplayıcı kooperatif modelinin ekonomik temelini oluşturdu. Pastörizasyon endüstriyel uygulamalara taşındıkça, ısı işlemine alternatif arayan teknolojiler de aynı güvenlik kıstasını referans aldı. Yüksek basınç ve ultraviyole yöntemlerinin onay süreçlerinde, test edilen mikrobiyal inaktivasyon değerlerinin pastörizasyon standartlarına eşdeğer olması yasal zorunluluk haline geldi. Bu durum, Pasteur’ün çalışmalarının gıda mevzuatında altın standart kabul edildiğini gösterir. Aşı bilimi ve immünoloji de pastörizasyon konseptinden yöntemsel ilham almış, zayıflatılmış patojen hazırlama teknikleri ısı uygulamasının kontrollü varyantlarıyla geliştirilmiştir. Böylece tek bir ısıtma fikri, hem gıda güvenliği hem de enfeksiyon kontrolü alanında çarpan etkisi yaratmıştır. Lauis Pasteur’ün pastörizasyon ilkesi, mikrobiyal bozulma ve patojen riskine karşı pratik bir savunma mekanizması sunarak 19. yüzyıl sonundan itibaren gıda tedarik zincirinin vazgeçilmez halkası hâline gelmiştir. Bu icat, fermantasyon bilimine deneysel temel kazandırmış, halk sağlığı stratejilerini güçlendirmiş ve modern gıda teknolojisinin standardizasyon kültürünü başlatmıştır. bugün market rafındaki her süt şişesi ve meyve suyu kutusu, Pasteur’ün laboratuvarında şekillenen zaman–sıcaklık denkleminin güncellenmiş bir versiyonuyla güvenli hâle getirilir.

Source: Habertürk


Ünlü İngiliz Tarihçi Hughes’un favorisi: Aydın, Burdur ve Şanlıurfa’daki antik kentler

“Antik Dünyanın Dehası” belgeseliyle bugünün kültür, felsefe ve bilim dünyasının temelini atanları, “Antik Dünyalar” belgeseliyle de tarihin unutulmaz hikayelerini ekranlara taşıyan Hughes, son olarak Türkiye”nin kültür hazinesini “Bettany Hughes ile Hazineler: Türkiye”nin Antik Kökenleri” belgeseliyle inceledi.

Türkiye”nin kültür hazinesine ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hughes, profesyonel tarihçi olmaya Türkiye”de karar vermesini şöyle anlattı:

“Türkiye”ye ilk kez 18 yaşında gittim ve dünyanın hikayesini anladığımı düşündüğümü hatırlıyorum. Yaşadığımız bu güzel gezegenin derin ve büyük tarihini anlamıştım çünkü orada çok şeyin yaşandığını hissetmiştim. Efes”te bir armut bahçesinde yürüyordum ve çevremde sadece yüzlerce yıllık değil, binlerce yıllık mimari kalıntılar vardı. Çok ilham vericiydi. Profesyonel tarihçi olmaya karar verme sebeplerimden biri de budur.”

O günün üzerinden 40 yıl geçtiğini ve 40 yıldır Türkiye”ye gittiğini ifade eden Hughes, “Türkiye”de diğer ülkelerin hepsinden daha fazla arkeolojik alan bulunuyor. Oraya seyahat ettiğinizde ne kadar farklı insanların geldiğini anlıyorsunuz. Bir tarihçi olarak bunun bizim için önemli bir ders olduğunu düşünüyorum.” dedi.

“Türkiye”de daha önce hiç duymadıkları yerlere gitmeyi tavsiye ediyorum”

Türkiye”nin sadece sahillerden ibaret olmadığına dikkati çeken Hughes, “İçlere doğru girmeli ve doğuya doğru seyahat etmelisiniz. Mardin ve Midyat”tan yeni geldim. Göbeklitepe”deydim. 11 bin yıldan daha eski, harika bir yer. İnsanlara Türkiye”yi keşfetmeyi, daha önce hiç duymadıkları yerlere gitmeyi tavsiye ediyorum çünkü orada onları karşılayacak bir misafirperverlik ve onları besleyecek olağanüstü bir tarih var.” ifadelerini kullandı.

Hughes, kendi favori antik yerleşimlerini de sayarken “Bunu söylemek çok zor çünkü hepsini seviyorum. Afrodisias (Aydın) çok güzel. Sagalassos (Burdur) inanılmaz. Dağların tepesinde, dünyada en yüksekte bulunan antik Greko-Romen kentlerden biri. Ancak kalbim insanlığın en eski yerleşimleri ve binalarının bulunduğu Göbeklitepe (Şanlıurfa) ve etrafındaki yerlerde. Çünkü orası medeniyet hikayesinin başladığı yer.” diye konuştu.

Türk yemeklerine olan hayranlığını da dile getiren Hughes, vejetaryen olmasına rağmen Türk mutfağının onun için de harika bir mutfak olduğunu vurguladı.

Hughes, “Sabah kalktığımda kahvaltıda taze otlar yemeyi seviyorum. Türk peynirinin çok büyük bir hayranıyım. Kahvaltıda, öğle yemeğinde ve akşam yemeğinde yiyebilirim. Közlenmiş patlıcanı ve gül suyuyla yapılmış tatlıları çok seviyorum. (Türkiye) Mutfak anlamında benim mutlu olduğum bir yer.” değerlendirmesinde bulundu.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Source:


Kastamonu”da “beyaz altın” nöbeti”! Hasadı devam eden ürünün değeri yükselince silahla nöbet tutmaya başladılar

Avrupa Birliği”nce tescillenen, dünyaca ünlü Taşköprü sarımsağının hasadı devam ediyor. Gün boyunca tarlalarda çalışan çiftçiler, topraktan çıkarttıkları sarımsakları tarlada kurumaya bırakıyor. Yaklaşık 15 gün boyunca tarlada kuruyan sarımsaklar daha sonra toplanarak satılıyor. Kilogramı 250 lirayı bulan ve bölgede beyaz altın olarak adlandırılan Taşköprü sarımsağı hırsızları da cezbediyor. İlçede bir tarlada hırsızlık olayının yaşanmasının ardından endişelenen çiftçiler, sarımsaklarının başında nöbet tutmaya başladı. Tarlada, tüfekleriyle sabaha kadar nöbet tutan çiftçiler, bir yıllık emeklerini korumaya çalışıyor. Taşköprü ilçesine bağlı Çetmi köyündeki bazı çiftçiler ise da sarımsaklarını hırsızlardan korumak için tarlalarına güneş enerjili, hareket algılayan güvenlik kamerası kurdu. Çetmi köyünde sarımsak yetiştiriciliği yapan İrfan Ünvar, tarlasına getirdiği minibüste yattığını ifade ederek, Sarımsak hasadımız devam ediyor. Bu sene rekolte iyi gibi görülüyor. Fiyatlar da iyi olursa daha iyi olacak. Tabii masraflarımız çok. Fiyatlar şu an biraz düşük gibi, kuruduktan sonra artacaktır. Hırsızlar da buralara gelmeye başladı. Biz de mecburen tarlalarımızda böyle tüfekle beklemek zorundayız. Bu caydırıcı anlamda, bir insan vurma niyetinde değiliz. Sadece mahsulümüzü korumak istiyoruz. Sonuçta 8 ay boyunca biz buna emek veriyoruz. 15 Ocak”tan beri, çapası, sulaması, ilaçlaması, mazotu derken çok masraf yaptık. Bu sebeple de sabaha kadar hırsızlara karşı nöbet tutuyoruz. Minibüste dinleniyoruz, yatağımızı yorganımızı aldık. Minibüs ev gibi oldu bize. 15 gün daha minibüsün içinde yatıp malımızı koruyacağız dedi. Yaşanan bir hırsızlık olayının ardından herkesin tarlalarda nöbet tutmaya başladığını dile getiren Vahit Demirbaş ise kendisinin de çözümü tarlaya güvenlik kamerası kurmakta bulduğunu kaydederek, Çok fazla hırsızlık yok ama bir olay olmuş. Jandarma ekipleri yakalamış. Bunu duyunca biz de tarlamıza kamera koyduk. Kamera herhangi bir hareket algıladığı zaman telefonumuza mesaj gönderiyor. O mesaja göre biz de hareket ediyoruz. Saat 07.00″de günlükçüleri alıyoruz, onlarla birlikte saat 18.00″e kadar çalışıyoruz. Bu zahmetli ve maliyetli bir iş. 10 bin dönemlik alan için sadece gündelikçi parası ödüyoruz. Bu faaliyetler de yüksek olduğu için hırsızlık olayı olduğunda canımız yanıyor. Biz de böyle bir çözüm bulduk. 24 saat boyunca tarlamızı kameramızla gözlüyoruz. Telefonumuza, ‘sarımsak çalmaya çalışan birinin yakalandı” diye mesaj geldi. Ondan sonra nöbet beklemeye başladık diye konuştu.

Source: Gazetevatan.com


Tartıştığı müşterinin hamburgerine tükürdü

Amerikan menşeili fast food zincirlerine alternatif olarak Rusya”da açılan “Tasty Dot” isimli restoranda çalışan görevlinin, bir müşteriyi hedef alarak hamburgerine tükürmesi gündem oldu. Gizli çekilen görüntülerde Nikita isimli çalışanın iki adet hamburger hazırladığı ve çevresine bakıp izlenmediğinden emin olduktan sonra hamburgere tükürdüğü görüldü.

Olayın, pazartesi günü restoranın araçtan sipariş bölümünde yaşanan gergin bir tartışmanın ardından gerçekleştiği belirtiliyor. Müşterinin çalışanın tavrından şüphelenmesi üzerine siparişin hazırlanışını gizlice kayda aldığı, böylelikle çirkin hareketin ortaya çıkarıldığı ifade ediliyor.

KENDİSİNİ BÖYLE SAVUNMAYA ÇALIŞTI

Görüntülerin sosyal medyada hızla yayılmasının ardından tepkiler büyüdü. Rus kullanıcılar hijyen standartları konusunda endişelerini dile getirirken, Nikita isimli çalışan da savunma yapmaya çalıştı.

Nikita, müşterilerin kendisine bağırıp hakaret ettiklerini ve fiziksel şiddetle tehdit ettiklerini öne sürerek, hareketini bu şekilde gerekçelendirmeye çalıştı. Ancak restoran yönetimi olayı kabul etmedi. Tasty Dot yönetimi, çalışanın derhal işten çıkarıldığını açıkladı. Yapılan açıklamada “Çalışanın davranışı bizim değerlerimizle uyuşmamaktadır” denildi.

Source: Derleyen: Ozan Kılıç


Türkiye için önemli bölge! Hasat dönemi başladı: Bu yıl 150 TL”den…

Kiraz üretimi ile bilinen Türkiye”nin önemli bölgelerinden biri olan Erzincan”ın Üzümlü ilçesinde hasat dönemi başladı. Fakat bu yılki kiraz hasadı, üreticilerin yüzünü güldürmedi.ZİRAİ DON ETKİSİNİ GÖSTERDİGeçtiğimiz aylarda Türkiye”de etkisini hissettiren zirai don, Erzincan kirazı üzerinde olumsuz etkiler bıraktı. Soğuk hava koşulları nedeniyle ağaçlardaki meyve tutumu azaldı ve bu da kiraz rekoltesinde ciddi bir düşüş yaşanmasına sebep oldu.Kirazın tarladan çıkış fiyatının düşük olmasına rağmen market raflarında kiraz fiyatları 150 TL ile 300 TL arasında değişiyor. Bu durum, tüketicilerin yüksek fiyatlar ile karşı karşıya gelmesine yol açıyor.

Source: Hakan Erdi Uludağ