Belediye çeteleri ve şehir eşkıyaları mutlaka hesap vermeye de hazır olsun
Tarihin her döneminde krizlerin ana nedeninin ekonomik sorunlardan kaynaklandığı görülmüştür. Savaşların çıkış sebepleri de daha çok ekonomik daralmaların getirdiği neticelerdir.
Krizlerin ana nedeni, kendileri dışındaki insanları keriz yerine koyan, insanlıktan nasibini almamış bir avuç çete ve eşkıyanın keyfi uygulamalarıdır. Herkesi ahmak, kendilerini en akıllı, üstün ve ayrıcalıklı gören bu kanun tanımaz ahlaksızlar, her zaman ve zeminde yüzsüzlüğün en dibe vurmuş, omurgasız sürüngenleri olarak kendilerine biçilen rolleri oynarlar. Yalan ve iftira ekseninde bir araya gelmiş, bit, pire, tahtakurusu gibi iki ayaklı haşeratlardır bu içi başka, dışı başka bukalemunlar.
Ehliyet ve liyakat sahibi olmadan belirli bir makam ve mevkie getirilen karakter fakiri insanların tek hedefi, çalıp çırpıp en kısa zamanda köşeyi dönerek zengin olmaktır. Kan kokusu almış leş kargaları, akbabalar ve çakallar, bu şehir eşkıyalarının soygunları ve yağmalarının figüranlarıdır. Onların dini imanı menfaat ve çıkarlarıdır.
Her seçimde, ayağı yere değmeyen vaatlerin üzerine kurdukları kartondan pembe dünyalar, ilaç niyetine halka sunulan uyuşturucu reçetelerdir. “Her şey güzel olacak” sloganları eşliğinde söğüşlenen belediyeler, terör örgütlerinin kasalarına rüşvet olarak akarken, tepede organize olmuş soygun çeteleri, utanmadan sıkılmadan devletin hazinesini soymayı milletin gözüne baka baka yapıyorlar.
Seçim kazanılıp koltuğa oturulunca, güzel olan her şeyi yakıp yıkan, mahveden, geçmişi mumla aratan, insanların geleceğini karartan kaypak siyasi bir anlayışın verdiği tüm sözler ve vaatler unutulur. “Nereden, nasıl ve ne şekilde hortumlarım?” derdi, bütün sorunların önünde ve üstünde zehirli bir yılan gibi çöreklenip belediye çeteleri ve eşkıyalarına hizmet eder.
Başta CHP’li İstanbul ve diğer bazı belediyelerde çuvala sığmayan mızraklar, rüşvet pazarlıkları, ihaleye fesat karıştırmalar, balya balya depolanan paralar, terör örgütlerine aktarılan belediye kaynakları, “Kent uzlaşması” kamuflajı altında deveyi havuduyla birlikte yutmalar, terör örgütleriyle kuzu sarması olmalar, hep birlikte belediyelerin imkânlarını aksırıncaya tıksırıncaya kadar sömürmeler ve semirmeler meydana çıkınca, ülkemizdeki görevinin ve yüklendiği sorumluluğun bilincinde olan savcılar bu yanlış gidişata el koydular.
Kanunlara ve kanun adamlarına, ordumuza ve ordu mensuplarına kafa tutmak; hâkim ve savcıları tehdit eden, halkı sokağa dökülmeye çağırarak kışkırtan, her türlü algı operasyonuyla suçlarını hiç gündeme getirmeden sağa sola ve Cumhurbaşkanını hedef alarak çemkirmeye başlayan darbeciler ve darbe seviciler, suçlananları sorguya çekmek için gözaltına almaları darbe olarak niteleyip Avrupalı efendilerinden yardım dilenmeye başladılar.
Milletin malını çalıp hırsızlık yapan, mülkünü çarçur edip ite çakala dağıtan, emperyalist güçlerin ülkemizdeki taşeronluğunu yapan, askerimize ve polisimize yıllardır kurşun atan çetelerle gizli açık birlikte çalışan insanları yakalayıp sorgulayan devlet ve hukuk adamlarımız, kendilerine küfür, hakaret ve tehdit edilmeyi değil, yaptıkları bu kahramanca görev ve hizmetlerden dolayı tebrik ve teşekkür edilmeyi hak ediyor.
“Suç örgütü yöneticisi olmak”, “suç örgütüne üye olmak”, “irtikâp”, “rüşvet”, “nitelikli dolandırıcılık”, “kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirmek” ve “ihaleye fesat karıştırmak” dünyanın her ülkesinde suçtur. Yargılanıp cezalandırılır.
PKK ve DHKP-C gibi terör örgütleriyle “Kent uzlaşması” altında teröre ve teröristlerle iş birliği, yardım ve yataklık yapmak ihanettir. İhanetin aması, maması, mazereti ve affı olmaz.
Binlerce işçiyi çıkarıp yerine terör örgütü mensupları ile ATM memurlarını atayan belediyeler, bu ihanet çetelerinin işgal ve istilasından kurtarılıp temizlenmesi kolluk kuvvetlerimizin ve yargının görevidir.
Devlet ve millet düşmanlarıyla el ele kol kola olmak, Türkiye’yi yabancılara şikâyet etmek, her türlü bel altı vuruşlar, kalleşlikler ve ikiyüzlülüklerle milletin dirlik ve düzenine kast edenleri yargılamak ve hak ettiği yere göndermek, hukuk devletinin görevidir.
Bazıları, her gün biraz daha özgürleşen, bağımsızlaşan, güçlenen ve kuvvetlenen lider Türkiye’yi inat ve ısrarla emperyalizmin uşağı ve kuklası olan, onun bunun çocukları ve oğulları yönetsin istiyor. Bu art niyet, hiç şakası olmayan bir iç savaş çığırtkanlığıdır. Ve çok tehlikelidir.
Millet ve devlet şehir eşkıyaları ve çetelerine, onların sokağa dökülmek istenen çapulcularına karşı her an uyanık ve teyakkuzda olmalıdır. Millet ve devletle hesaplaşmak isteyenler olursa, mutlaka hesap vermeye de hazır olsunlar.
Arif Altunbaş, Haber 7
Source: Arif Altunba