1400 yıl önce Çin’e gitmişler
Modern dünyanın evcil kedilerinin uzun bir evcilleştirme ve ticaret sürecinin ürünü olduğunu belirten dergi, “Bu süreç yaklaşık 10 bin yıl önce günümüz Türkiye’sinde, Anadolu’da yaşayanların Yakındoğu yaban kedilerini evcilleştirmesi ve onlarla arkadaş olmasıyla başladı. Yaklaşık 7 bin yıl sonra bu dost kediler ticaret yoluyla Avrupa’ya yayıldı” diyor ve makaleye neden olan merakı aktarıyor: “Ancak bilim insanları uzun zamandır kedi dostlarının şu anda en popüler kentsel evcil hayvan olan Çin›e ne zaman ve nasıl geldiğini merak ediyordu.”Şimdi genetik testler sonucunda araştırmacılar evcil kedilerin Çin’e muhtemelen MS 600 civarında, yani Avrupa’ya girişlerinden 1500 yıl sonra geldiğini keşfetmişler.Çalışmaya göre kediler, Asya’yı Avrupa’ya bağlayan uzun ticaret ağı olan İpek Yolu üzerinde doğuya seyahat eden birçok varlıktan biriymiş.Çin’in bilinen en eski evcil kedisi 706-883 yılları arasında Tang Hanedanlığı döneminde Şanşi eyaletinin merkezinde yaşamış. Ve günümüzdeki çoğu Çin ev kedisi gibi kısa, tamamen beyaz ya da kısmen beyaz kürke, uzun kuyruğa sahipti. Ataları da muhtemelen Kazakistan’dan geliyordu.ÇİNLİ ELİTLERE HEDİYE EDİLİRDİMakalede görüşü olan Pekin Üniversitesi Genomik Çeşitlilik ve Evrim Laboratuvarı’nda baş araştırmacı olan Shu-Jin Luo, kedilerin Çin’e gelişiyle birlikte, batılı tüccarlar tarafından Çinli elitlere verilen hediyeler olarak çok popülerleştiğini, ve ‘değerli, egzotik evcil hayvanlar olarak kabul edildiklerini’ belirtiyor: “Eski Çinliler evlerine bir kedi getirdiklerinde özel dini ritüeller bile gerçekleştiriyor, onları sadece bir eşya olarak değil, onurlu misafirler olarak görüyorlardı. Kedilerin mesafeli ve sevecen arasında gidip gelen gizemli davranışları da onlara gizemli bir hava katıyordu.”Dönelim araştırmaya. 5 bin yıllık 14 Çin arkeolojik alanında ortaya çıkarılan 22 kedinin kalıntıları üzerinde yapılan analize göre incelenen iskeletlerin on dördü ev kedilerine aitti.Şimdi bu yeni çalışmada tüm ev kedileri klad IV-B adı verilen bir genetik imzayı paylaşıyor. Ortadoğu’da nadiren bulunmuş olsa da, klad IV-B daha önce Ortaçağ Kazakistan’ında, MS 775 ile 940 yılları arasında yaşamış bir kedinin kalıntılarında tespit edilmişti. Bu kedi, İpek Yolu üzerinde şimdiye kadar bulunan en eski ev kedisi olarak kayıtlara geçti.Bu durum da araştırmacıları, Çin’deki örneklerinin köklerinin Ortadoğu’ya dayandığına ve Çin’e antik ticaret yolu üzerinden ulaştığına inandırmış durumda. Bilim insanlarına göre daha önce bu konuda sadece spekülasyonlar vardı, şimdi bilimsel kanıta ulaşıldı. GENE HACKMAN’IN CESEDİ KÖPEKLERİ SAYESİNDE BULUNMUŞ Geçen haftanın en üzücü olaylarından biri Oscar ödüllü oyuncu Gene Hackman ve eşi piyanist Betsy Arakawa’nın köpekleriyle beraber ölü bulunmasıydı. Daha sonra tablo daha kötü hale geldi. Arakawa’nın hantavirüs nedeniyle yaşamını yitirdiği, Alzheimer olan Hackman’ın bir hafta sonra hayatını kaybettiği belli oldu.İtfaiye Şefi’nin verdiği bilgiye göre iki kişi evde aynı anda ölü bulundu. Eve gelen ekip önce Betsy Hackman’ı banyoda buluyor fakat 30 dakikalık arayışa rağmen Gene Hackman’ı bulamıyorlar.Fakat bu sırada çiftin hayatta kalan iki köpeği Bear ve Nikita, sürekli havlayarak arama ekibinin yanlarına gelip, farklı yöne doğru kaçıyorlar. Ve sonunda arama kurtarma ekibi köpeklerin “Bu tarafa gelin” demeye çalıştığını fark etti ve evin arka tarafında bulmaları zor olacak bir yerde Hackman’ın cansız bedenine ulaştılar. Serbest gezmeleri için arka kapının açık bırakılması Bear ve Nikita’nın hayatta kalmasını sağlamıştı. Çiftin diğer köpeği Zinna kafesinde yaşamını yitirmiş şekilde bulunmuştu. Köpeklerin sadakatine dair üzücü ama bu sadakati doğrulayan bir haber.OKUR FOTOSU ‘CEMAAT’İN AYRILMAZ PARÇASI Bursa’dan okurumuz Nejat Yahya, İstanbul’da Yeni Cami’de çektiği fotoğrafı paylaşmış. Notu da şöyle: “Valide Sultan Camisi’nde tadilat bittiği için merak ettim içeri girdim. Dolaşırken buranın müdavimi olan bu güzel ve akıllı kediyi gördüm. Kendisine ‘Cemaat’ adı verilmiş. Namaz kılanları taklit ettiği bile oluyormuş.” Kedilerin dokunulmazlığı ve onlara gösterilen sevginin güzel bir örneğini aktardığı için okurumuza teşekkürler. Kedicik ve okurumuza upuzun sağlıklı ömür diliyorum. Sizden de kedinizin, köpeğinizin fotoğrafını beklediğimizi ekleyelim.NOT: Kediniz ya da köpeğinizin fotoğrafını #dünyagüzeli etiketiyle ve Hürriyet’ten bahsederek sosyal medyada paylaşın ya da sdemirel@hurriyet.com.tr adresine mail atın, seçip paylaşalım…
Source: Serhat Demi̇rel
Aynı lisede okudular, ABD’den burs aldılar: İki gurur tablomuz
İşte toplam yıllık burs miktarı 155 bin dolara ulaşan 2 gencin, İzmir’den ABD’ye uzanan başarı hikâyeleri…‘KOLAY GELSİN’LE BURSU KAPTIİki erkek kardeşi olan Zin Aladağ’ın annesi kadın hakları eğitmeni, babası ise avukat. Sanattan bilime birçok farklı alana yönelik ilgisi ve çalışmaları bulunan Aladağ, üniversiteye kabul ve eğitimiyle ilgili olarak geçen süreç hakkında şunları söylüyor: “Brown Üniversitesi’ne kabul almamı sağlayan en önemli faktörün çok yönlülüğüm olduğunu düşünüyorum. Okulumuzun Model Birleşmiş Milletler Kulübü’nün (MUN) eş başkanı, aynı zamanda konferansımızın Uluslararası Adalet Divanının Direktörü’yüm. 5 senedir haftada 6 saatim okulumuzdaki MUN çalışmalarında geçiyor. Siyaset ve hukuka olan ilgim derin olsa da matematik tutkum öne çıktı. Teknoloji ve biyoloji alanlarındaki stajlarım, akademik araştırmalarım ve projelerim de etkili oldu.MÜZİKTEN KADIN HAKLARINA5 yaşından beri keman çalıyorum. Başvuru makalemde müzik ve kadın haklarını ilişkilendirdim. Orkestrada her enstrüman kendi sesini koruyarak bir bütüne hizmet eder; tıpkı kadın hakları mücadelesinde olduğu gibi. Zira bireysel çabalar bir araya geldiğinde gerçek değişim sağlanabilir. Bunu vurguladım. Başvuru makalemde Türkçe’deki ‘kolay gelsin’ ifadesinin bana verdiği içten mutluluktan ve kedim Papatya’nın bana koşulsuz sevgiyi öğretmesinden bahsettim. Bu küçük şeyler bana çok büyük bir kapı açtı. Brown’a kabul edilmemin temelinde dünyayı anlamanın yalnızca devasa keşiflerden değil, sıradan anları fark edebilmekten geçtiğini anlatabilmem yatıyor.HEDEFİM SAĞLIK TEKNOLOJİSİBrown Üniversitesi’nde Bilgisayar Bilimi veya İstatistik ya da Uygulamalı Matematik alanlarında çift anadal yapmak istiyorum. Teknolojinin sağlık alanında dönüştürücü bir güç olduğuna inanıyorum. Mezuniyetimden sonra genetik veri analizi ve yapay zekâ destekli teşhis sistemleri gibi alanlarda çalışarak bireyselleştirilmiş sağlık çözümleri geliştirmeyi hedefliyorum.”KEDİSİ PAPATYA ŞANS GETİRDİZin’in bursu kazanmasında kedisi Papatya’nın da büyük payı var. “Makalemde kedim Papatya’nın bana koşulsuz sevgiyi öğretmesinden bahsettim. Bu da etkili oldu” diyor.TUTKALLI HAYAT DERSLERİ18 yaşındaki Ali Altan Yılmaz, çocuk nefrolojisi doktoru bir anne ile jinekolojik onkoloji cerrahı bir babanın tek çocuğu. Kısaca UPenn olarak bilinen University of Pennsylvania’dan burslu erken kabul alan Yılmaz, “Bursum yıllık yaklaşık 60 bin dolar; başvururken burs ihtiyacımı bu şekilde belirtmiştim, okul da bana ihtiyacım kadarının hepsini verdi” diyor.KENDİ KENDİNE FRANSIZCA ÖĞRENDİTıpkı Zin gibi Ali Altan da UPenn’den aldığı kabulün ardında farklı faktörlerin olduğunu belirtiyor: “Bunlardan biri çeşitli ilgi alanlarımın olmasıydı. Küçüklükten beri kendi başıma öğrendiğim Fransızca sayesinde yaptığım Fransızca MUN’deki başkanlığım ve bununla beraber aynı şekilde ACIMUN’da da aldığım eş başkanlık rolüm, başvuru dosyamdaki önemli unsurlardan biriydi. Bununla birlikte yaptığım sosyal sorumluluk projelerinin, ayrıca okulda tiyatroyla ilgilenmemin, sahneye çıkmamın da etkili olduğunu düşünüyorum.PROJESİ TÜBİTAK ÖDÜLLÜ Bilim tutkum da ABD’den gelen kabulde etkili oldu. Fizik ve materyal bilimi araştırmalarım, nükleer kimya stajım ve bir de TÜBİTAK projem var. Bir arkadaşımla birlikte manyetik hipertermi için düşük maliyetli ve hassas bir ölçüm cihazının geliştirilmesi üzerine proje yaptık. Bu proje TÜBİTAK ödülünü kazandırdı. Daha sonra iki yıllık sürekli çalışmanın ardından proje makalem, uluslararası bir dergide yayınlandı. Geçen yaz Almanya’da yaptığım nükleer kimya stajı bu alana olan ilgimi pekiştirdi.EMPATİ VE ŞEFKAT BAĞLARIKimyaya olan merakımın bir sonucu olarak üniversiteye başvuru mektubunu tutkal örneklerinden yola çıkarak yazdım. Makalemde, hayatımın farklı deneyimlerini çeşitli tutkal türleriyle özdeşleştirdim. Bu tutkalların çeşitliliği üzerinden hayatımdaki tiyatro, bilim araştırmaları ve sosyal sorumluluk projeleri gibi alanlara yaklaşımımda etkili olan çok yönlü kişiliğimi tarif ettim. Hayatımın her alanında ayrı bir tutkal kullandığımı anlattım. Örneğin, şöyle yazmıştım: Empati ve şefkatle oluşturulan bağlar, UV yapıştırıcısıyla oluşturulan bir bağ kadar kalıcıdır. Mesafe veya zorluk ne olursa olsun, güçlü kalırlar ve hayatın olağanüstü koşullarına dayanırlar.GÜVENLİ NÜKLEER ENERJİ İÇİN ÇALIŞACAKUPenn’de VIPER adında, enerji alanına odaklanan çift diploma programına kabul edilen Ali Altan Yılmaz hedefini, “Gelecekte de nükleer malzemelerin toplum için daha güvenli bir seçenek olarak kullanılmasına katkıda bulunmayı amaçlıyorum” diye anlatıyor.
Source: Nuran Çakmakçi
Çalıştırılarak rölantiye alındı! Türkiye”nin dev projesinde kritik eşik
Mersin”de yapımı devam eden Akkuyu Nükleer Güç Santrali”nde (NGS), 1. güç ünitesinin reaktör binasında dört ana sirkülasyon pompasının motorları aşamalı olarak çalıştırılarak rölantiye alındı.Akkuyu Nükleer AŞ”nin açıklamasına göre, 1. üniteyi devreye alma çalışmalarının bir aşaması tamamlandı.Santralde devam eden çalışmalarda pompaların hazır olmasını sağlayan uzmanlar, tüm unsurlarının yoğunluğunu ve gücünü kontrol etmek için ilk devrenin tuzdan arındırılmış suyla doldurulacağı sirkülasyon yıkama ve hidrolik testin başlaması için gereken koşullardan birini yerine getirdi.Motorların rölantide çalıştırılması sırasında uzmanlar, rulmanların yağlanması ve soğutma sistemini, izleme, kontrol ve teknik teşhis sistemlerini kontrol etti. Yapılan testler, ana parametrelerin test programına uygunluğunu doğruladı.Sonraki aşamada elektrik motorlarının imalat tesisi dokümantasyonu ve devreye alma programlarının gerekliliklerine uygun olarak çalıştırılması planlanıyor.Reaktör tesisinin birinci devresinde, ana sirkülasyon borusunun her bir döngüsünde bir olmak üzere toplam dört ana sirkülasyon pompası bulunuyor.Açıklamada görüşlerine yer verilen Akkuyu Nükleer AŞ Genel Müdürü Sergey Butckikh, Akkuyu NGS”nin ilk güç ünitesinin devreye alınması için yapılan hazırlıkların tüm aşamalarının Türkiye için büyük önem taşıdığını belirtti.İlk ünitede önemli bir aşamanın gerçekleştirildiğini ifade eden Butckikh, şunları kaydetti:”Dört ana sirkülasyon pompasının motorlarının aşamalı olarak rölantiye alınması, güç ünitesinin faaliyete geçmesinden önceki devreye alma öncesi çalışmalarının zorunlu ve önemli bir unsuru. Sirkülasyon pompası motorlarının hazır olması, tüm pompaların devreye alınacağı reaktör tesisinin soğuk-sıcak alıştırma aşamasının başlama zamanını belirler. Güç ünitesinin faaliyeti sırasında dört ana sirkülasyon pompası, soğutma sıvısını reaktör korunda dolaştıracak.”4 ünitede eş zamanlı çalışmaOperasyon tamamlandıTürkiye”den yeni doğal gaz bağlantısı! Bulgaristan ve Yunanistan”ın ardından 3. nokta olacak
Source: Www.star.com.tr
Dünya devlerine Türk dokunuşu! Açıklarını Türkiye ile kapatıyorlar
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, balıkçılarla sahurda bir araya geldi. Bakan Uraloğlu, “Bugün Türkiye, dünya balıkçılığında en önde yer alan Norveç, İzlanda, İrlanda ve İngiltere gibi ülkelere balık avlama ve canlı balık taşıma gemileri ihraç etmektedir. Tersanelerimizde her geçen gün bir yenisini denize indiriyoruz. Bu bizim için gurur verici.” dedi.Bakan Uraloğlu ve İstanbul Valisi Davut Gül, Rumeli Feneri Su Ürünleri Kooperatifi Balık Satış Yeri ve Balık Lokali”nde balıkçılarla sahur yaptı.Buluşmada balıkçıların görüş ve taleplerini dinleyen Uraloğlu, kendisine iletilen sorun ve isteklere ilişkin not aldığını ve gerekenin yapılması için çalışacağını söyledi.Uraloğlu, balıkçılarla buluşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, denizlerin tuzlu sularında, rüzgarın ve dalgaların amansız mücadelesine göğüs gererek, ekmeğini kazanan balıkçıların, sadece bir mesleği icra etmekle kalmayıp aynı zamanda bir kültürü de yaşattığını belirtti. Bakan Uraloğlu, balıkçılığın sadece bir geçim kaynağı değil, bir tutku ve sevda olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:”Ülkemizin üç tarafının denizlerle çevrili oluşu, doğal göllerimiz, sayıları her geçen gün artan baraj ve göletlerimiz balıkçılık ve su ürünleri sektörümüz için önemli bir potansiyel oluşturuyor. Bu potansiyelin verimli şekilde kullanılması ancak modern balık avlama gemileri ve bu gemilerin emniyetle bağlandığı barınaklar ile buralarda görev yapan kalifiye personelin yetişmesiyle mümkündür. Bugün ülkemiz gemi siciline kayıtlı 46 bin 358 adet ticari gemi ve su aracı bulunmaktadır.Bunlardan 21 bin 917 adeti yani yaklaşık yüzde 47″si balıkçılık faaliyeti göstermektedir. 150 groston ve üzeri balıkçılık faaliyetleri gösteren gemi ve su aracı sayımız 2017 yılında 279 iken bu sayı 2024 yılında 445″e çıkarak yüzde 59 artmıştır. Bu tekneler uluslararası sularda çalışabilecek kapasitededir. Ülkemizde, 361 açık deniz balıkçı gemisi kaptanı, 910 balıkçı gemisi kaptanı ve 12 bin 382 balıkçı gemisi güverte tayfası bulunmaktadır. Güçlü bir balıkçı gemisi personeli altyapısına sahibiz.”- “TAYFA VE KAPTANLARIN UZMANLIK BELGELERİNİ 5 YILDA BİR YENİLEME ZORUNLULUĞUNU KALDIRDIK”Bakan Uraloğlu, mevzuatta yaptıkları değişiklikle balıkçı gemilerinde çalışacak tayfa ve kaptanların uzmanlık belgelerini 5 yılda bir yenileme zorunluluğunu kaldırdıklarını ve gemi güvenlik uzmanlık belgelerinden muaf tuttuklarını belirtti. Yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Uraloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tüm güverte sınıfı gemi insanlarına talepleri halinde yeterliliklerine geri dönme hakları saklı kalmak üzere balıkçı sınıfı güverte tayfası yeterliliği ve süresiz denizde emniyet belgeleri düzenledik. Aynı zamanda sağlık raporu almalarına da kolaylık getirerek “sürücü olur” raporu düzenlemeye yetkili sağlık kuruluşlarından sağlık raporu alabilmelerine imkan tanıdık. Bu belgelerin diğer gemi insanlarında olduğu gibi iki yıl değil beş yıl süresince geçerli olmasını sağladık.” Uraloğlu, yaptıkları düzenlemeler ile balıkçılar için çok önemli kolaylıklar sağladıklarına işaret ederek, bazı yeni düzenlemeler hakkında da balıkçılara bilgi verdi.”Gemiadamları ve Kılavuz Kaptanlar Eğitim Ve Sınav Yönergesi”nde bu ay içinde bazı düzenlemelere gittiklerini dile getiren Uraloğlu, şu ifadelere yer verdi: “Bildiğiniz üzere uluslararası denizde emniyet sertifikalarının beş yılda bir yenilenmesi için deniz hizmet şartı aramaktayız. Ancak bugüne kadar sertifikaların yenilenmesi için gerekli deniz hizmetinin Emniyet Yönetimi Sistemi bulunan gemilerde gerçekleşmesi zorunluydu. Kabotaj seferi yapan gemilerin çoğunda ise bu sistem bulunmamaktadır. Bu da kabotaj sefer sahasında hizmet veren tüm balıkçı gemilerinde, yük gemilerinde ve ticari yatlarda yapılan deniz hizmetlerini sertifika yenileme için kapsam dışında bırakmaktaydı. Her ne kadar balıkçı gemilerinde çalışan gemi insanları için balıkçı sınıfı yeterlilik belirlesek ve bu yeterlilikler için sertifika yenileme zorunluluğunu kaldırmış olsak da, mevcut gemici, usta gemici, güverte lostromosu hatta sınırlı vardiya zabitleri dahi yeterliliklerini balıkçı sınıfı yeterliliklere çevirmeden bu haktan faydalanamıyordu.””Yapacağımız düzenleme ile kabotaj sefer bölgesinde sınırlandırılmak kaydıyla tüm yeterliliklerde bulunan gemi insanlarımız ticari gemilerdeki hizmetleriyle denizde emniyet sertifikalarını kursa gitmeden veya sınava girmeden yenileyebilecekler.” diyen, Uraloğlu şöyle devam etti:”Mevcut yeterliliklerini değişmek zorunda kalmadan balıkçı gemilerinde de çalışmaya devam edebilecekler. Örneğin kabotaj ve liman seferinde bulunan acente botlarında, ticari yatlarda, yük gemilerinde çalışan gemi insanları yeterlilik değişimine gerek kalmadan balıkçı gemilerinde de çalışabilecekler. Bu sayede balıkçı gemilerinde istihdam edilecek gemi insanı kaynağının da artacağını öngörüyoruz.”- “BALIKÇI GEMİLERİNİN DE MARMARA DENİZİ”NDE AVLANMA YAPILABİLECEK ALANLARI BU YIL İÇİNDE ARTIRMIŞ OLDUK”Uraloğlu, “Denizcilik Genel Müdürlüğümüzce yapılan çalışma ile Marmara Denizi”nde bekleyen gemilerin, Ambarlı 2, 3 ve 4 nolu demirleme sahalarına, ihtiyaç halinde ise Yalova 1 ve 2 nolu demirleme sahalarına yönlendirilmesi ve bu sahalarda uygun alan varken, gemilerin Marmara Denizi”nde drifte yönlendirilmemesini talimatlandırdık. Böylece balıkçı gemilerinin de Marmara Denizi”nde avlanma yapılabilecek alanları bu yıl içinde arttırmış olduk.” bilgisini verdi.Bakan Uraloğlu, verilen desteklere de dikkati çekerek, “ÖTV”siz yakıt işlemlerinin başladığı 1 Ocak 2004 tarihinden bugüne kadar tüm gemilere verilen 7 milyon 82 bin 905 ton yakıt desteğinin yaklaşık dörtte biri olan 1 milyon 756 bin tonunu balıkçı gemilerine verdik. Yine ÖTV”siz yakıt işlemlerinin başladığı tarihten bugüne kadar tüm gemilere verilen 15 milyar 453 milyon lira desteğin ise 4 milyar 134 milyon lirası balıkçı gemilerine yapıldı.” dedi.- “BALIKÇI BARINAKLARI SAYISINI 400″E YÜKSELTTİK”Uraloğlu, “2002 yılında 302 tane balıkçı barınağı vardı, hepsini onardık ve çağa uygun hale getirdik. Deniz dibi taramalarını yaptık. Bunların yanında ülkemizin dört bir yanında yeni balıkçı barınağı inşa ettik. Balıkçı gemilerimizin hem av sezonu boyunca hem de diğer zamanlarda emniyetle sığındıkları ve gemilerini bağladıkları balıkçı barınakları sayısını 400″e yükselttik.” bilgisini paylaştı.Tarlaağzı Balıkçı Barınağı, Çakıl Balıkçı Barınağı, Çayeli Balıkçı Barınağı, Faroz Balıkçı Barınağı ve Giresun Balıkçı Barınağı gibi 9 balıkçı barınağının yapım ve onarımına devam ettiklerini söyleyen Uraloğlu, “Bu yıl içerisinde de Sürmene Yeniay Barınma Yeri ve Alanya Balıkçı Barınağı Batı Rıhtımı İnşaatlarıyla, Dörtyol, Işıklı Konacık, Samandağ Çevlik ve Abana balıkçı barınaklarının onarım ihalelerini gerçekleştirmeyi ve yapımlarına başlamayı planlıyoruz. Rumeli Feneri ile ilgili Strateji ve Bütçe Başkanlığımızla görüşüp, yatırım alarak hedefimiz bu yıl içinde tamiratına ve onarımına başlamak.” şeklinde konuştu. – “2003”TEN İTİBAREN İZLEDİĞİMİZ AKILCI POLİTİKALARLA, 37 OLAN TERSANE SAYIMIZ 85″E YÜKSELTTİK”Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, “2003”ten itibaren izlediğimiz akılcı politikalarla, 37 olan tersane sayımız 85″e yükselttik. Ülkemiz balık avlama gemilerinin inşasında ve bakım onarımlarında teknolojik alt yapısı ve sahip olduğu tecrübe ile küresel çapta önemli bir konumdadır. Bugün kendi ihtiyacı ölçüsünde inşa ettiği gemilerin yanı sıra bu gemilerin ihracatında da adından bahsettirmektedir.” değerlendirmesinde bulundu.”Bugün Türkiye, dünya balıkçılığında en önde yer alan Norveç, İzlanda, İrlanda ve İngiltere gibi ülkelere balık avlama ve canlı balık taşıma gemileri ihraç etmektedir. Tersanelerimizde her geçen gün bir yenisini denize indiriyoruz. Bu bizim için gurur verici.” diyen Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti:”Son 4 yıllık zaman zarfında, tam boyu 12 metre ve üzerinde olan 186 balık avlama gemisinin inşası tamamlanmış olup 43″ünün ise inşasına devam edilmektedir. Bunun yanında, ülkemiz tesislerinde geçtiğimiz yıl 2 bin 352 balık avlama gemisine de bakım onarım işlemi uygulanmıştır. Ülkemiz tersaneleri sahip olduğu tecrübe, kapasite ve teknoloji sayesinde dünyanın ilk hibrit balıkçı gemisi ile 83,72 metre boyunda olan dünyanın en büyük canlı balık taşıma gemisini inşa etmişlerdir.Ayrıca bugün ülkemizde tam boyu 108 metre olan balık işleme fabrika gemisi, 90 metrenin üzerinde balıkçı yardımcı gemileri ve 80 metre üzerinde balık avlama gemilerinin inşaları da yapılmaktadır. Bu gemiler, Kuzey Atlantik dahil olmak üzere kutup bölgelerinde balıkçılık operasyonları yürütebilecek, zorlu hava şartlarına uyum gösterebilecek şekilde inşa edilmektedir. Bunun yanında ülkemiz tersanelerinde, açık denizlerde faaliyet gösterebilecek yenilikçi dizayn kriterlerine uygun 78 metre boyunda açık deniz balık çiftliği dubası inşası da ihracat kalemlerimize eklenmek üzere devam etmektedir.”Uraloğlu, “Özetle yeter ki siz dünyaya açılmak isteyin, biz sonuna kadar yanınızdayız. Sizlerin yolunu açmak, işlerinizi kolaylaştırmak için ne gerekiyorsa yapıyoruz, yapmaya da devam edeceğiz.” dedi.Bakan Uraloğlu”na etkinlik kapsamında balıkçılar tarafından kemençe hediye edildi.Bakan Uraloğlu o projeyi işaret etti! 72 milyon liralık tasarruf elde edildiArtık yurt dışından alınmayacakTrabzon”un “Hafif Raylı Sistem Projesi”nde güzergah belli oldu
Source: Www.star.com.tr