Tercih yine sermayeden yana: “Bakanlık üç maymunu oynamaktan vazgeçsin”
İzmir Aliağa’daki NemrutKörfezi’nde bulunan Kymeantik kentinin yıllardırdört bir yanında oluşansanayileşmeye, kurulanfabrikalara yenileri ekleniyor.Ege Bölgesi’nin en büyüksanayi kuruluşları arasındayer alan Habaş Sınai ve TıbbiGazlar İstihsal EndüstrisiŞirketi, Aliağa’dayapmaya başladığı yenitesis için bakanlıktanonay aldı ve çalışmalarabaşladı.ÇED sahası Kymeantik kentinin üçüncü derecearkeolojik SİT sahasında yeralıyor. Çalışmalarınbaşladığı tesisinhemen yanındaise birinci derecearkeolojik SİT alanıolan tümülüsmezar (höyük) alanıyer alıyor. Antik kentinbaşına gelenler daha öncedefalarca yazıldı, şikâyetdilekçeleri verildi amabakanlıktan hâlâ ses yok.Tarihe kara bir leke olarakdüşen bu oluşumlarınkaldırılmaması veinşaatların başlaması isearkeologların tepkisineneden oldu. 12 ANTİK KENTTEN EN ÖNEMLİSİBülent Türkmen(Arkeolog-Türkiye ArkeologlarDerneği Genel Başkanı)Yıllar önce Kyme antik kentindekitahribatla ilgili sevgili Özer Akdemirhaberin başlığını “Kyme Ne SöyleyimKyme Ne Deyim” diye atmıştı birhalk türküsü mısrasından yolaçıkarak. Gerçekten yıllardır Kymeantik kentinin başına gelenler ky(i)me söylendiyse hep görmezdengelindi. Tabi burada “kim”lerdediğimiz ise yetkililer. Yani buradakimirası koruması gerekenler.Kyme antik kenti yıllardırsermayeye peşkeş çekiliyor maalesef.Sermayenin bütün istekleri, yasalarınsağından solundan dolanarak, kurulkararları değiştirilerek, sit dereceleridüşürülerek yerine getiriliyor. Vebunu da göz göre göre bölgenin enönemli antik kentini, bir insanlıkmirasını yok ederek yapıyorlar. Kymeantik kenti Aiolis Bölgesi içinde yeralan 12 antik kentten en önemlisidir.Sağır sultanın bile duyduğuKyme antik kentinin çığlığınabakanlık kulağını kapatmaktan, üçmaymunu oynamaktan vazgeçsin.Orada yapılan tahribatın bütünsorumluluğu üzerlerindedir. Biran önce Kyme antik kentinintahribatına neden olan projelerindurdurulması ve alanın gerçekanlamda koruma altına alınmasısağlanmalıdır.EN KISA ZAMANDA ÖDÜN VERMEDEN KORUNMALINezih Başgelen(Arkeolog-Kültürel ve DoğalMirası İzleme PlatformuYöneticisi)“İzmir ilinin kuzeyinde, Çandarlı(Elaitikos) Körfezi’nin güneyinde,Nemrut Limanı mevkisindekiantik kentten Roma dönemininünlü coğrafyacısı AmasyalıStrabon, Kyme adında biramazon tarafından kurulmuşAiolis Bölgesi’nin en güzelve en büyük yerleşimi olarakbahsetmekte. Günümüzde sanayikuruluşları ile yoğun betonyapılaşma arasında kalan Kyme,1874 yılında D. Baltazzi tarafındanyapılan ilk kazı çalışmasından buyana yerli ve yabancı çok sayıdabilim insanı tarafından kazı vearaştırmalara sahne olmuştur.19. yüzyılda Kyme ve Myrinagibi antik Aiolis kentlerininnekropollerinde yapılan kazılardabulunan zengin mezar hediyeleriözellikle bu bölgeye has binlercepişmiş toprak heykelcik bugünbaşta Louvre Müzesi olmak üzeredünyanın belli başlı müzelerininkoleksiyonlarında yer almaktadır.ARTIK KAYIP OLMASIN!Çandarlı Körfezi’nin güneyindenbaşlayarak kentin etrafınıçevreleyerek kuzeyinde sonbulan geniş nekropol alanları1970’lerden bu yana yoğunyapılaşmaya sahne olmuş ve birbölümü de sanayi kuruluşlarınınarazisi içerisinde kalmıştır.Son dönemlerde İtalyan kazıheyetlerince ve İzmir MüzeMüdürlüğü tarafından Kymeantik kentinin nekropolalanlarındaki kazılara ağırlıkverildiği görülmektedir. Özellikleİzmir Müzesi Müdürlüğütarafından gerçekleştirilenkurtarma kazılarında Kymeantik kentinin güney ve doğunekropollerinde çok sayıdamezara rastlanmıştır. 2010-2011 yıllarındaki çalışmalardadoğu nekropol alanında 145mezar tespit edilmiştir. Habaşnekropolü olarak değerlendirilenalanda mezarlar ve antik bir yoldöşemesi yanı sıra işlik, depove konut amacıyla kullanıldığıdüşünülen mekânlar da tespitedilmiştir. Benzersiz konumuna,tarih açısından değerine vearkeolojik bulgularının öneminekarşın Kyme ne yazık ki sitalanı olarak bütüncül olarakkorunamamıştır. Bu kayıplarıasgariye indirmek ve var olanlarıkoruyabilmek için mevcut sitderecelerinin en azından bundansonra ödün vermeden korunmasıgerekmektedir.” BAKANLIĞIN TURİZM TARAFI AĞIR BASIYORSelahattin Aydın(Arkeolog)Kyme antik kenti, antikçağdaAilois Bölgesi’ne tekabül edenbüyük kentlerden biriydi. Ören yeristatüsündedir. 2863 sayılı Kültür veTabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun6. maddesine göre korunması gereklitaşınmaz varlıktır. 1990’lı yıllardaAliağa’nın eski belediye başkanıHakkı Ülkü’nün çabasıyla kenttekazılar başlamış ve ivme kazanmıştı.Dahası çıkan eserler için müze binasıyapılmıştı ancak o günden bu yanakoca kentin arkeolojik niteliği birincidereceden üçüncü dereceye düşürüldü.Sermaye için koruma zırhı delindi.Kent kuşatılmış gibi her yandan rantlasarıldı. Kentin doğrudan kalıntılarınınüzerine inşaat izni verilmesi kültürelmirasın topyekûn silinmesi demektir.Turizmin olduğu yerlerde bulunanmirasa salt para için ödenek akarkenböyle yerler yok ediliyor. Kültür VeTurizm Bakanlığı’nın daha çok turizmtarafı ağır geliyor çünkü piyasacısistemlerde her şey kâr içindir. Kymehak ettiği değeri görseydi bugün tıpkıPergamon gibi Aliağa’ya nitelikliturizmle insan seli akardı. Tercih yinesermayeden yana kullanıldı. Oysadevasa bir kent yatıyor orada. Kim bilirtoprak altında neleri saklıyor insanlıkiçin. Sadece kent olarak değil Kyme,Nemrut Körfezi deniz ekolojisi için deoldukça önemlidir.
Source: Öznur Oğraş Çolak
Bakan Kurum: Yıl sonuna kadar 81 ili kapsayan yeni sosyal konut kampanyası yapacağız
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, tv100″de Özel Röportajın konuğu oldu.Kurum, İstanbul”un Silivri açıklarında yaşanan 6,2″lik deprem sonrası yeniden gündeme gelen İstanbul”un beklenen büyük depreme karşı hazırlığı başta olmak üzere birçok merak edilen soruyu yanıtladı.Tüm Türkiye”de sosyal konutla ilgili büyük bir kampanya yapılacakBakan Kurum, sosyal konut projeleriyle ilgili bir müjdeyi de duyurdu.Kurum, bu yıl sonu tüm Türkiye”de yeniden sosyal konutla ilgili büyük bir kampanya yapacağını belirterek şöyle konuştu:Yeni bir sosyal konut kampanyası olacakDeprem bölgesiyle birlikte inşallah bu yıl sonu tüm Türkiye”de yeniden sosyal konutla ilgili büyük bir kampanya yapacağız. Detaylarını Sayın Cumhurbaşkanımız milletimizle paylaşacak. 2025 yılında da tüm gücümüzle İstanbul”da olacağız. 2025″teki kentsel dönüşümle ilgili bu müjdeyi de vermiş olalım.Murat Kurum, şöyle devam etti:Yeni sosyal konut kampanyalarıyla evi olmayan vatandaşlarımızın ev sahibi olabilmesine imkan sağlayacağız. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız müjdelediler. Yıl sonunda 81 ili kapsayan inşallah bugüne kadar yapılmış en büyük kampanyayı, vatandaşımıza 81 ilde yapıyor olacağız. Bununla ilgili çalışmalarımızı yürütüyoruz. Evi olmayan gençlerimiz, emeklilerimiz ev sahibi olabilecekler. 19-20 yaşında kuradan ev sahibi olan gençleri sokakta görüyorum, ne güzel. Kontenjanlar ayıracağız, vatandaşlarımıza bu imkanları sunacağız.Daireleri az hasar almış ev sahipleri de “Yarısı Bizden” kampanyasına dahil edilecekBakan Kurum, Yarısı Bizden kampanyasına 6,2’lik deprem sonrası daireleri az hasar almış vatandaşların da dahil edeceğini de belirtti.Kurum, şöyle devam etti:Bugün itibarıyla tespitimiz 101 az hasarlı binamız var. Arkadaşlarımız birkaç gün içinde bütün hasar tespitlerini tamamlayacak. Bunun ardından 6.2″lik depremdeki az hasarlı bina sahipleriyle irtibata geçilecek ve vatandaşlarımız isterlerse yarısı bizden kampanyasına dahil edilecek.Bunun dışında kentsel dönüşümle ilgili başkanlığımız var İstanbul”da. Buraya başvuru yapabilirler. ALO 181″i arayarak da Yarısı Bizden”e başvuru için bilgi alabilirler.İşte depremden en fazla hasar ihbarı gelen ilçeler:Kurum, İstanbul”un Silivri açıklarında yaşanan 6,2″lik deprem ve artçıları sonrası 6 bin 539 bina hasarı ihbarı alındığını da açıkladı.Kurum, bu binalardan 1473 binanın hasarsız, 101’i az hasarlı olarak tespit edildiğini belirtti.En çok hasar ihbar dağılımı sırasıyla; Bahçelievler, Esenler, Bağcılar, Zeytinburnu, Avcılar oldu.Süren konut çalışmalarıyla ilgili detaylardan da bahseden Kurum, şu an İstanbul”da 44 bin konutun inşasının devam ettiğini aktardı.Sosyal konutun Kanal İstanbul”la uzaktan yakından ilgisi yokBakan Kurum, Arnavutköy Sosyal Konut Projesi”yle ilgili Kanal İstanbul iddialarına ilişkin şunları aktardı:Söyledikleri konutların içerisinde bir tane lüks konut yok. Göstersinler varsa, ben eminim kendimden. Orada 28 bin konut başlattık, hepsi sosyal konut. Suyunu vermekten imtina ediyorlar. Büyükşehir Belediyesi, “Bu konutlara su vermem.” diyor. Biz yapacağız, onlar da su vermeyecekmiş. Hastaneye yol getirmediler ya… Resmi yazıyla diyor ki, “Biz buraya su veremeyiz, kanalizasyonunu bağlayamayız. O bağlasa da bağlamasa da, su verse de vermese de biz o konutları söz verdiğimiz gibi yapacağız. Onlar yapmazsa biz yapacağız. Bu sosyal konutun Kanal İstanbul”la uzaktan yakından ilgisi yok.İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanvekili Nuri Aslan”ın AFAD”da gerçekleşen toplantılara katılmadığına ilişkin iddialara da Kurum, Aslan”ın toplantıda olduğunu ve kendisine İstanbul”da dönüşümle alakalı her türlü işbirliğine hazır olduklarını belirttiğini söyledi.Kurum, Hatay Samandağ”da rezerv alan polemikleriyle ilgili de Samandağ”da da belediye başkanımızla, milletvekillerimizle, valimizle hep birlikte gittik. “Vatandaşımız ne istiyor, nerede yapılmasını istiyor”, o istişareyi birlikte gerçekleştirdik. Beraber karar aldık. Şehrin içindeki belirli yerlerde rezerv alanlarda konutlar o bölgelerde, olmayanı da sağlam zemin neredeyse oraya çalıştık. Kamu mülkiyeti varsa ilk önce ona baktık. Yoksa mecburen şahısların alanlarını kamulaştırmak durumundayız. Bu istişareyi de belediye başkanımızla birlikte yaptık. Orada kamulaştıracağımız arsanın hak sahibi 2-3 kişi itiraz ediyor. Edebilir. Parası, bedeli neyse o bedeli ödemek suretiyle kamulaştırıyoruz. Depremden etkilenen, hak sahibi olan vatandaşlarımız için bir yerde yapmamız gerekiyor. Bilim insanlarımız da diyor ki, “Sağlam zemin şurası.” ve orada o istişare çerçevesinde kamulaştırma işlemimizi yapıyoruz. Ki Belediye Başkanımız da bana teşekkür etti. Geldi, bizi ziyaret etti. açıklamasında bulundu.Deprem bölgesinde yapılan çalışmalardan da söz eden Kurum, bölgede verilen sözlerin tutulacağını bildirdi.
Source: Gazetevatan.com
Konya”da korkutan deprem!
Konya”da meydana gelen deprem ilçe sakinlerini korkuttu. 26 Nisan Cumartesi sabah 07:16″da Konya”nın Cihanbeyli ilçesinde meydana gelen depremin büyüklüğü 3.9 olarak ölçüldü.Kandilli verilerine göre Konya”da 26 Nisan 2025 sabahı meydana gelen deprem yerin 5.7 km derinlikte meydana geldi.
Source: Gazetevatan.com
Son depremler listesi
Son dakika depremler anlık paylaşılıyor. İstanbul depreminin artçıları devam ederken farklı illerimizde deprem olmaya devam ediyor. Yaşanan her deprem sonrası Türkiye fay hattı haritası gündeme geliyor. AFAD ve Kandilli Rasathanesi verileri ile son dakika depremler listesi yakından takip ediliyor. Peki az önce deprem mi oldu, nerede ve kaç büyüklüğünde? İşte anlık deprem sorgulama sayfası SON DEPREMLER 26 NİSAN 2025 KONYA DA DEPREM Konya nın Cihanbeyli ilçesinde saat 7.16 da 3.9 büyüklüğünde deprem oldu. Depremin derinliği 13.15 olarak belirtildi. ADIYAMAN DA DEPREM! Adıyaman ın Çelikhan ilçesinde 3,7 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), saat 04.00 te Adıyaman ın Çelikhan ilçesinde 3,7 büyüklüğünde bir deprem meydana geldiğini duyurdu. AFAD verilerine göre deprem yerin 7,91 kilometre derinliğinde gerçekleşti. Kısa süreli paniğe neden olan depremin ardından şu ana kadar herhangi bir olumsuzluk bildirilmedi. İSTANBUL DEPREMİ ARTÇILARI SÜRÜYOR! İstanbul da 25 Nisan Cuma günü saat 20.33 de merkez üssü Marmara Denizi Büyükçekmece açıkları olan 4,3 büyüklüğünde bir deprem daha meydana geldi Bundan öncede AFAD dan alınan bilgiye göre, merkez üssü Marmara Denizi Büyükçekmece açıkları olan 3.7 ve 3.5 büyüklüğünde depremler kaydedildi. 25 NİSAN 2025 AFAD VE KANDİLLİ RASATHANESİ SON DEPREMLER LİSTESİ VERİLERİ 2025.04.26 07:16:35 38.5295 33.1072 5.7 -.- 3.9 3.8 GUNYUZU-CIHANBEYLI (KONYA) İlksel 2025.04.26 06:46:02 39.2380 28.9673 5.8 -.- 2.2 -.- YEMISLI-SIMAV (KUTAHYA) İlksel 2025.04.26 06:41:16 38.4853 39.2933 5.8 -.- 2.4 -.- BEKCITEPE-SIVRICE (ELAZIG) İlksel 2025.04.26 06:33:41 40.8577 28.4583 5.0 -.- 1.5 -.- GURPINAR ACIKLARI-ISTANBUL (MARMARA DENIZI) İlksel 2025.04.26 06:23:21 40.8287 28.2667 1.1 -.- 1.7 -.- SILIVRI ACIKLARI-ISTANBUL (MARMARA DENIZI) İlksel 2025.04.26 06:22:44 36.6143 25.5645 3.1 -.- 1.8 -.- EGE DENIZI İlksel 2025.04.26 06:16:21 39.2508 29.0110 11.9 -.- 1.5 -.- YEMISLI-SIMAV (KUTAHYA) İlksel 2025.04.26 06:08:13 36.5820 25.4890 2.1 -.- 1.4 -.- EGE DENIZI İlksel 2025.04.26 05:57:53 40.8618 27.9930 8.0 -.- 1.6 -.- MARMARA EREGLISI ACIKLARI-TEKIRDAG (MARMARA DENIZIİlksel 2025.04.26 05:48:36 40.8532 28.3377 13.7 -.- 2.0 -.- MARMARA DENIZI İlksel 2025.04.26 05:46:20 38.2407 38.8990 5.0 -.- 1.7 -.- BAKIMLI-PUTURGE (MALATYA) İlkselKANDİLLİ VE AFAD DEPREM VERİLERİ Kandilli Rasathanesi ve AFAD son dakika deprem haberleri tüm Türkiye tarafından yakından takip ediliyor. Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü Bölgesel Deprem-Tsunami İzleme Ve Değerlendirme Merkezi tarafından http://www.koeri.boun.edu.tr/ adresi üzerinden paylaşılan son veriler ile büyüklü küçüklü yaşanan sarsıntıların merkez üssü, şiddeti ve derinliği kamuoyu ile paylaşılıyor: Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı tarafından da https://deprem.afad.gov.tr/last-earthquakes.html adresi üzerinden paylaşılan listede son 100 deprem listeleniyor. Liste üzerinde artçılar başta olmak üzere Türkiye de meydana gelen tüm sarsıntılar yer alıyor.AFAD SON DEPREMLER İÇİN TIKLAYINIZ KANDİLLİ SON DEPREMLER İÇİN TIKLAYINIZ
Source: Habertürk
Naci Görür”den İstanbul depremi için kritik uyarı! Tartışmalara son noktayı koydu
İstanbul’da meydana gelen 6.2 büyüklüğündeki deprem, uzmanlar arasında tartışmalara yol açtı. Prof. Dr. Celal Şengör ve Prof. Dr. Şener Üşümezsoy’un karşı karşıya geldiği polemiklere, Prof. Dr. Naci Görür de katıldığı canlı yayında açıklık getirdi ve tartışmalara son noktayı koydu.
Prof. Dr. Naci Görür, Habertürk TV”de açıklamalarda bulundu.
Görür”ün açıklamalarından öne çıkan başlıklar şöyle:
-Marmara denizinde büyük Marmara depremi olacaktır. Günün birinde olacaktır. Buradaki gerilim periyodunu biraz daha öne çekti. Gerilimde değişiklik meydana getirdi. Görüşler ne zaman iki, üç, dört olur.
-“Ben böyle düşünüyorum” demekle görüş çoğalmaz. Sokakta insanlara depremle ilgili soru sor, 15 görüş çıkar. Deprem biliminde görüş dediğinde, bir araştırma yaparsın, o araştırmanın künyesi vardır. Bilimin bir araştırma ünitesi vardır. Hangi yöntemlerle, nasıl yaptınız, hangi verileri topladınız? O verileri nasıl yorumladınız, sonuca vardınız?
-Bu sonuçları hangi uluslararası platformda tartıştınız ve hangi bilimsel dergilerde yayınladınız, bu konu ne kadar atıf aldı diye sorarlar. Bu olmadan “Ben böyle düşünüyorum” demek görüş değildir.
-Benim nezdimde tek görüş vardır. Marmara”da büyük deprem olacaktır. Bu depremler büyük deprem olma olasılığını öne çekmiştir. Stres birikim alanını derinleştirmiş, çabuklaştırmıştır. Kumburgaz fayının kırılmamış 40 kilometresi hatta 50 kilometresi var. Kırılan 20 kilometrelik bir yer.
-Bu fayın birleştiği yerde Adalar yani 60 kilometre var. İki farklı yaklaşım yok. Milletin bilim dışı birtakım odaklanmalarını, söylemlerini bilimsel bir şey gibiymiş gibi söylemek anlamsız. Bilimsel araştırmalara bağlı olarak böyle görüş yok. Varsa denir ki, şu şu araştırmalara göre durum budur.
-1999 depreminden sonra Marmara denizi hiç bilinmeyen karanlık denizdi. Bilimsel araştırma yoktu. 8 tane uluslararası gemiyle binlerce kilometrelik jeofizik, jeolojik, sismik çalışmalar yaparak 2 tane insanlı 1 tane insansız denizaltı gemileriyle Marmara”nın tamamını haritalamak kaydıyla çalışmalar yaptık. Marmara”nın kuzey kolu, Kuzey Anadolu”nun kuzey kolu 160 kilometre.
-Biri Adalar”ın güneyinden geçen 65 kilometre Adalar fayı. Bu kırılırsa 6″lar mertebesinde deprem üretir. Kumburgaz kolu 75 kilometre. Yeşilköy ile Silivri açıklarına kadar uzanıyor. Bu kırılırsa en az 7.2 deprem üretir. Adalar kolu ile bu kol birleşirse o zaman 7,5 deprem beklenir. Tekirdağ fayı kırılmış dedik. Denizaltı resimledi, videolar çekti. Çok kırık taze duruyor. Daha yeni kırılmış alan gibi duruyor. 1776 yılında kırılmış olsaydı üzeri kapanır, belli ölçüde deforme olurdu. Bu 1912 Şarköy depreminde kırılmış dedik.
-Kumburgaz ve Adalar fayı için tekerrür fayı dolmuş. En son 1766″da kırılmış. Üstüste eklersen bugünlere gelirsin.
-Marmara”dan korkmamız nedeni 6 şiddetinde değildi. 1999″da Marmaray”a dikkat diyen biziz. 1999 depremi olduğu zaman Marmara”nın altı yüklendi dedik. Marmara”da açığa çıkan enerji Marmara”yı yükledi. 1912″de Şarköy depremi Marmara”nın altını yükledi. Bir tarafta Şarköy bir tarafta Kocaeli. İkisinin ortasında Marmara var, deprem var.
-Mutlak boşluk muhakkak dolar. Bunu rahatlıkla diyebiliyoruz. Marmara kırılmak zorundadır. Kendimizi aldatmayalım. İnsanım ölmesin istiyorum. Bilimsel doğruları söylemek zorundayız. Bunun karşısında görüş varsa gelsin koysun önüme verileri. Uluslararası yüksek dergilerden geçmiş olmalı ki, şapka çıkartayım. Bilimsel bir konuda görüş serdetmek böyle olmaz. Uluslararası ölçütü var.
-23 Nisan depreminde küçük deprem oldu, herkes rahatladı. “Hiçbir şey yıkılmadı” dendi. Bizim beklediğimiz deprem bu değil. 3 milyona yakın takipçim var. Havayı alıyorum. İstanbul bölgesinde, Marmara denizinde beklediğimiz büyük deprem olursa kesinlikle bugünkü manzarayı görmeyeceğiz. Bir yıkım göreceğimiz kesin. İstanbul”daki ekonominin, büyük ölçüde üretimin duracağı kesin.
-Ekonomi, üretim durursa İstanbul oturur yerine, bütün Türkiye diz üstü çöker. Ne ekonomik ne siyasi bağımsızlığımız kalır. Bir İstanbul depremi olduğu zaman insanım ölmesin istiyorum. Can güvenliğimi istiyorum. Peki nasıl yapacağım? Benim İstanbulumu ve bütün kentlerimi deprem dirençli yapın. Büyük deprem olduğu zaman minimum hasarla bu depremi atlatsın. Biri Türkye”de 53 bin ölü biri Tayvan”da 13 ölü. O da tesadüfen ölü. Büyük deprem oluyor günlük yaşam değişmiyor. Nasıl deprem dirençli İstanbul”u yapabiliriz, bunu konuşmalıyız.
-Bilimin doğruları değişmez. Bilim net olarak söyler. İstanbul veya herhangi kenti deprem dirençli yaphmak istersen. Birincisi yönetimi deprem dirençli hale getireceksin, halkı, altyapıyı deprem dirençli hale getireceksin. Yapı stokunu, eko sistem ve çevreyi, ekonomiyi deprem dirençli yapacaksın. Yani 6 bileşeni deprem dirençli yapacaksın. Devlet bana yol, köprü, baraj, fabrika az yapsın.
-Zamanı gelince çoğaltırız. Önce can güvenliğimi sağlasın. Sayın Bahçeli de “beka meselesi depremdir” dedi. Sayın Cumhurbaşkanı ve bakanımız da öyle dedi. Bir Afet Bakanlığı kurulsun, Türkiye”nin bütün kentlerini deprem dirençli hale getirmeye soyunsun. 10 senede yapsın, 25 senede yapsın. Sadece İstanbul”u değil bütün Türkiye”yi 20 senede deprem dirençli rahat rahat yaparız. Havaalanı, yol, köprü az yapalım. Filan bütçeye 3 lira verirken depreme 5 lira verelim. Çoluk çocuğumuzun neslini garanti altına alalım.
-Marmara”da Bizans”ta, Osmanlı”da olmuş, şimdi de olacak. Benim neslim depremde ölmemeli. Tayvan, Amerika, Japonya, Hindistan, Çin, İtalyan başarmış.
-Biz unutacak olsak hükümet, devlet, belediye mekanizmayı kurup yavaş yavaş yapacak bu işi. Gücümüzün yettiği kadar yapacak, yavaş yavaş yapacak ama non stop yapacak. Depreme İstanbul”u veya bir kenti hazırlamak masa başında olmaz. Sokağa inin ve 24 saat çalışılmalı. Başlangıçta paraya pula ihtiyaç yok. Sokağa inip çalışmak var.
Japonya”da adamın başına tabanca dayasan, depremin aleyhine bir şey yaptıramazsın. Mümkün değil. Halkı eğitmek lazım.
Source: Haber Merkezi
Doğal gaz kuyularında gaz kaçağı! Ekipler müdahale ediyor
Vakıflar Mahallesi”nde, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığına (TPAO) ait yeni açılan iki doğal gaz kuyusundan gaz kokusu yayıldığını fark eden vatandaşlar, durumu 112 Acil Çağrı Merkezi”ne bildirdi.İhbar üzerine bölgeye itfaiye, jandarma, AFAD ve sağlık ekipleri sevk edildi.Ekipler, çevrede güvenlik önlemi alarak gaz kaçağının kaynağını tespit etmek ve sızıntıyı kontrol altına almak için çalışma başlattı.Müdahale için kuyudaki basıncın düşmesinin beklendiği öğrenildi.Ergene Kaymakamı Kadir Duman da olay yerine gelerek ekiplerden bilgi aldı ve incelemelerde bulundu.Bölgedeki çalışmalar sürüyor.
Source: Www.star.com.tr
Ulaş Gölü bu yıl sessiz: Göçmen kuşlar neden gelmedi?
Ulaş ilçe merkezinde bulunan ve 2016 yılında “Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan” ilan edilen Ulaş Gölü”nde su seviyesi, geçen yıl sonbahar döneminde gözle görülür oranda düştü.
Başta nesli tükenme tehlikesi altındaki elmabaş patka ördeği olmak üzere sakarmeke, yeşilbaş ördek, angut, uzunbacak, flamingo gibi çeşitli kuş türüne ev sahipliği yapan Ulaş Gölü, kış döneminde görülen yağışların ardından baharla birlikte normale döndü.
Su seviyesi yükselen gölün görüntüsü, çevrecileri mutlu etti. Ancak bu yıl kış şartlarının ağır geçmesi, nisan ayı içinde görülen soğuk havanın etkisiyle gölün misafirlerinin gelişi gecikti. Göl sadece daimi müdavimleri karabataklara kaldı.
“HEYECANLA GELMELERİNİ BEKLİYORUZ”
İlçede yaşayan Gökhan Güneş, gölün su seviyesinde bu yıl artış olduğunu belirterek, “Su takviyesi de yapılıyor. Yağışlardan kaynaklı da su arttı. İklim değişikliklerinden dolayı gölün su seviyesi zorlansa da bu sene geçen senelere göre iyi durumda. İklim değişikliği özellikle göçmen kuşları da çok etkiledi. Her sene bu mevsimde burada olması gereken flamingolar hala gelmedi.
Ayrıca elmabaş, kılkuyruk gibi nesli tükenme tehlikesi altında olan kuş türlerini de bu mevsimde hala gözlemleyemedik. Soğuk havadan kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. Gece gündüz hava sıcaklığı farkı da etkiliyor. Bu nedenle göçmen kuşların buraya gelmesi uzun sürebilir ya da hiç gelmeyebilirler. Buraya geldikleri zaman görsel anlamda kuşlar gölü şenlendiriyor. Heyecanla gelmelerini bekliyoruz” dedi.
“SADECE KARABATAKLAR VAR”
Önceki yıllarda bu mevsimde gölde çok fazla kuş çeşitliliği görüldüğünü belirten Güneş, “Burada şu anda birçok çeşit kanatlı türü olması gerekirken sadece karabataklar var. Normal zamanlarda gölümüzün yüzeyinde bayağı bir göçmen kuşların kalabalığı oluyordu. Turizm açısından da ilçe için bu durum önemli” diye konuştu.
Source:
TOBFED”den açık otoparklar afet toplanma alanı olarak kullanılsın açıklaması
Türkiye Araç Satış Sonrası Hizmetler Federasyonu (TOBFED) Başkanı Serkan Bakırtaş, İstanbulda yaşanan son depremi ve şehirleşmenin ulaştığı yoğunluğu değerlendirerek, açık otoparkların afet toplanma alanı olarak kullanılabilmesi için çağrıda bulundu.Federasyondan yapılan yazılı açıklamada, İstanbulda yaşanan son depremin, şehirlerin artan yoğunluğuna ve plansız yapılanmasına dikkati çektiği, afet anında güvenli alana ulaşmada zorlukların yaşandığı belirtildi.Yoğun trafik ve plansız bireysel hareketlerin, arama-kurtarma ile acil müdahale ekiplerinin sahaya ulaşmasını engellediği ve afetin etkilerini artırabileceği gerçeğine işaret ettiği dile getirilen açıklamada, söz konusu sorunların, çözüm gereksinimini daha da acil hale getirdiği vurgulandı.AÇIK OTOPARKLARA DİKKAT ÇEKİLDİAçıklamada görüşlerine yer verilen TOBFED Başkanı Bakırtaş, Türkiye genelindeki yüzbinlerce metrekarelik açık otopark alanlarının, afet durumlarında toplanma alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, Bu alanlar çevresel güvenlik açısından risk taşımamaktadır. Kolay erişilebilir ve hızlı tahliye edilebilir özelliklere sahip alanlardır dedi.AFAD başta olmak üzere ilgili tüm kamu otoritelerine, açık otopark alanlarının resmi afet toplanma alanı olarak sınıflandırılması çağrısında bulunan Bakırtaş, şöyle devam etti:Valilikler, belediyeler ve ilgili yerel yönetimler, bu alanların konumlarını haritalandırarak dijital afet yönlendirme sistemlerine entegre etmelidir. İçişleri Bakanlığı koordinasyonunda, açık otopark sahipleri ile kamu arasında yapılacak ortak protokollerle bu alanların afette halkın hizmetine sunulması sağlanmalıdır. Bizler, araç satış sonrası hizmetlerini kapsayan geniş bir sektör olarak, bu konuda üzerimize düşen her türlü göreve hazırız.Serkan Bakırtaş, Yerli ve milli dayanışmanın bir parçası olarak tüm otopark işletmecilerini bu çağrıya destek vermeye davet ediyorum. Artık çözüm zamanı. Açık otoparklar sadece araçlar için değil, insanlar için de güvenli limanlara dönüşmelidir ifadesini kullandı.DİĞER ACİL DURUMLARBakırtaş, atılacak adımların sadece deprem değil, yangın, sel, terör ve diğer acil durumlar için de toplumun güvenli bir şekilde organize olmasını sağlayacağını sözlerine ekledi.
Source:
Hüseyin Gülerce yazdı: İmamoğlu! Dışarıda olsaydın ya balıkçıda, ya kayaktaydın…
İstanbul”da 23 Nisan”da meydana gelen 6,2″lik deprem ve sonrasında büyük şiddette olanlar da dâhil 300″e yakın sarsıntı, herkes kabul ediyor ki, açık bir uyarıdır.CHP”nin huyudur, her insanî ve milli meseleyi siyasete malzeme yapmaya kalkıyor.Silivri Marmara Açık Ceza İnfaz Kurumu”nda tutuklu bulunan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, yaşanan depreme dair duygularını şöyle ifade ediyor: “En büyük üzüntüm, hayatını İstanbul”u afet odaklı planlamaya adayan, bunun mücadelesini veren yöneticiler ve şehir plancılar olarak bu zor günde sizlerle olamamaktır…”Yani diyor ki; “ben dışarıda olsaydım neler yapardım bir bilseydiniz…”Bilmeseniz, tanımasanız, zannedersiniz ki, İstanbul”u depreme en iyi hazırlayan, kentsel dönüşüm için deste deste kaynak biriktiren bir büyük adam konuşuyor.6 yıldır görevde olup, deprem için habire çalıştay düzenleyen, her yıl 20 bin konuttan 5 yılda yüz bin konut vaat eden ama 10 bin konut yapabilen birinden bahsediyoruz.Özgür Özel, bir de demez mi: “Türkiye”nin bundan sonraki Cumhurbaşkanı cezaevinde tutuklu, tedbirler alınamıyor tabii…”Karşımızda sorumsuz ama yüzü kızarmayan, pişkin pişkin “ben olsaydım” diye milletle alay eden bir siyasî şahsiyet var.Ey İmamoğlu; dışarıda olsaydın, ya balıkçıdaydın, ya kayaktaydın, ya Bodrum”da tatildeydin.İstanbul”un başına felaket geldiğinde seni makamında, vazife başında hiç göremedik ki…Sonra sen değil misin, 2019″da CHP”nin İBB Başkan Adayı olduğun süreçte Babala TV”de, “İstanbul”un en çok korktuğu deprem sorunu, siz göreve geldiğiniz takdirde ne kadar sürede çözülür?” sorusuna şu cevabı veren:”Çok hızlı hareket edildiği takdirde İstanbul”un deprem sorunu beş yılda çözülebilir…”9 Şubat 2023 ise TV100″de Uğur Dündar”ın programında, beceriksizliğine bahane bulmak için, “son 20 yıldaki çalışma hızıyla İstanbul”un deprem sorunu 100 yılda ancak çözülebilir” diyen de sensin.5 yıl oldu 100 yıl.Hiç yüz kızarması yok ama.Ne var? Görülmemiş bir pişkinlik.Kaldı ki deprem için alınan tedbirlere en büyük takoz da bizzat sensin… Bizzat CHP…İstanbul”un depreme karşı güvenli ve risksiz yapıya kavuşturulmasını engellemek için 5 ilçede 43 ayrı davayı Ekrem İmamoğlu ve CHP açtı.Esenler, Üsküdar, Beyoğlu, Gaziosmanpaşa ve Tuzla”daki kentsel dönüşüm projelerini yıllarca engellediler.Dün Sabah”ta Mahmut Övür hatırlattı. Şu laflar da Ekrem İmamoğlu”na ait:”Kentsel dönüşüm uygulamalarına hep birlikte son vermemiz gerekiyor. Gaziosmanpaşa”da, Üsküdar- Kirazlıtepe”de, Başakşehir- Bayramtepe”de, Tozkoparan”da, Okmeydanı”nda, Sarıyer”in, Eyüp”ün, Pendik”in, Beyoğlu”nun birçok mahallesinde türlü türlü mağduriyetler söz konusu… Artık insanlarımızın birçoğu kentsel dönüşümün adını bile duymak istemiyor.”Ciddiyeti kalmamış, inandırıcılığı kalmamış, pişkinlikte sınır tanımayan sorumsuz bir zat var kaşımızda.İmamoğlu; 6 yıllık görevinde kentsel dönüşüm bütçesini sürekli azalttı, reklam ve organizasyon bütçesini ise artırdı.İBB”nin deprem bütçesi, 5 yılda bütçenin yüzde 5″ini aşan rakamlardan, yüzde 1 seviyelerine düşürüldü.Şimdi bir de otellerde, kamera kapatıp gizli toplantı yapma görüntüleri ortaya çıktı.Deprem için laf salatasından başka bir şey yapmayan, ciddi mesai harcamayan İmamoğlu”nun, zamanının çoğunu İstanbul”a çökme operasyonları için harcadığı iddialarını kuvvetlendiren görüntüler bunlar.Medyada algı operasyonları için gizli toplantılar, bavulla getirilen paraları deste deste yığmalar, deprem için ise yat aşağıya…Bir de sıkılmadan, “dışarıda olsaydım görecektiniz siz beni…” sallamaları.
Source: Hüseyin Gülerce
Cüneyd Altıparmak yazdı: Depremler bitmez, biz ne durumdayız!
6.2″lik 13 saniyelik depremi ucuz atlattık. Çok şükür.Şimdilerde ise anlamsız bulduğum bir tartışma var gündemde.”Daha büyük bir deprem olabilir ya da olmaz” tartışması…Cevabını hiçbir zaman net biçimde bilemeyeceğimiz bir tartışma bu. Bilimsel verilere dayanıyor olsa da birer tahmin bunlar. Bize düşen tek şey var o da hızlı bir hazırlık yapmak…ÇUVALDIZDAN ÖNCE İĞNE…Ev alırken güneş görüp görmediğine, oda sayısına, konumuna, mutfağının büyüklüğüne bakıyoruz ama hiçbirimizi kolon yapısı, taşıyıcı malzeme kalitesi ilgilendirmiyor!Hangimiz binamızı deprem konusunda incelettik?Çuvaldızı idari birimler hak ediyor diyelim! Ya peki kendimize batırdık mı iğneyi.Binamızda deprem tatbikatı yaptık mı? Bina toplantısının gündemi deprem oldu mu? Deprem sonrası yardımın gecikmesi ihtimaline dair temel ihtiyaçlarımız konusunda ne yapacağımızı konuştuk mu bina sakinleriyle?KENTSEL DÖNÜŞÜME DİRENME!Bir evin birkaç metre küçük de olsa, katı bir kat düşük de olsa dayanıklı olmasının önemli olduğunu deprem olunca idrak ediyoruz. Deprem bilinci noktasının düğümlendiği bir alandır burası. “Bu şartlarda yaptırmam!” diyerek mülkiyet hakkına dayanan itirazların ve “mahallemizi elimizden alacaklar” sloganlarının evler depremde göçünce hiçbir kıymeti harbiyesi olmadığını bilmemiz gerekiyor…!HERKES YÜKÜMLÜMeselenin teknik yönü önemli. Planlama, kentleşme ve imar konularının uzmanlarınca ele alınması “siyasi” tartışmalardan uzak biçimde yürütülmesi gerekiyor.İstanbul konusu ise daha özel bir durum içeriyor. İstanbul depreme hazır değil. Bunda herkesin sorumluluğu var. Ama dönem sorumlu arama dönemi değil… Çözümü sunana, dayanıklı yapılar için çalışana destek olmak gerekiyor. Amasız ve fakatsız…DEPREMDEN FAZLASIİstanbul”da olası bir deprem Türkiye”de tedarik zincirlerinin aksamasına, üretimin durmasına kısacası tüm ülkenin deprem etkisi yaşamasına sebep olur…Ülkeyi “yardım” adı altında müdahaleye açık ve riskli bir duruma sevk edebilir. “Abartıyorsun” diyebilirsiniz. Ama şöyle düşünelim: İstanbul”da şiddetli bir deprem oldu, yıkımlar fazla. Bir hafta sonra Anadolu”da ahval ne olur?Dikkat edelim, İstanbul”da büyük bir deprem, depremden daha büyük bir sorun demektir…DEPREM HUKUKUKentleşme, imar ve deprem konularında okumaya gayret eden bir hukukçu olarak bazı önerilerimi paylaşmak istiyorum:(1) Mülkiyet hakkı yaşam hakkından kutsal olamaz. Buna göre bir yer depreme mukavim (dayanıklı) değilse mülkiyete konu olamamalı. Depreme özgü özel bir madde Anayasaya girmeli.(2) Kentsel dönüşüm konusunda idare mahkemelerine açılan idari davalarda işlemin şekil yönünden incelenip davanın kabul edilmesi uygulaması kaldırılmalı. Mahkemelerin idarelerin şekli eksikliği gidermesi için süre vereceği bir uygulamaya geçilmeli. Bunun için İdari Yargılama Usulü Kanununda değişiklik gerekiyor. 20/D maddesi eklenerek özel bir yargılama sistemi getirilmeli.(3) Belediyelerin imar komisyonlarında görev alacak meclis üyelerinin inşaat, jeoloji, mimarlık vb. bölümlerden mezuniyeti zorunlu olmalı. Bu kimselerin sorumluluğu da özlük hakları da yeniden düzenlenmeli.(4) Binaların iki yılda bir deprem kontrolü zorunluluğu şart. Yılda iki kez de kat sakinlerine deprem toplantısı ve tatbikatı mecburiyeti getirilmeli.(5) Yapı denetim sisteminden asla taviz verilmemeli. Bu alanda çalışanların “bağımsız” denetim yapmaları için desteklenmesi ve hatta çekirdek kadro dışında kısmi zamanlı çalışma ile daha çok uzmanın bu iş süreçlerine dahil edilmesinin önündeki “idari” engeller kaldırılmalı. Yer (zemin) bilimciler, yapı denetim kuruluşlarının çekirdek kadrosuna eklenmeli…Ve son olarak imar mahkemelerini, imar polisini, deprem için geçerli yeni bir olağanüstü hal sistemini konuşmalıyız.Depremin şiddeti düşük, süresi kısaydı.Bunu “ikaz” olarak kabul edip tüm gücümüzü bu alana sevk etmeliyiz.Geçmiş olsun İstanbul…
Source: Cüneyd Altıparmak
Murat Kurum”a “İstanbul için nasıl bir yol haritanız var” diye sordum, bakın neler anlattı
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, son yıllarda afetler karşısında milletin umudu haline geldi.
Yeni bir tarz getirdi bu anlamda.
Bir yerde bir deprem olduğunda, bir sel felaketi yaşandığında olay yerine gidiyor ve yaralar sarılana kadar olay yerinden ayrılmıyor Murat Kurum.
2020’de Elazığ/Malatya depremlerinde, İzmir depreminde, Manavgat yangınında, Kastamonu selinde ve 6 Şubat depremlerinde böyle davrandı.
Gittiği yerlerde aylarca sahadan ayrılmadı.
Şehirlerin yeniden inşa edilmesi, deprem yaralarının sarılması, depremzedelerin yuvalarına yeniden kavuşması anlamında hem çok gayret gösterdi, hem de pratik ve sonuç odaklı tarzıyla başarılı işler yürüttü.
Şunu hatırlatalım:
6 Şubat depremleri tarihin en büyük kara depremleri arasında yerini almıştı. Şimdiye kadar 200 binden fazla konut hak sahiplerine teslim edildiği gibi, bu yılın sonunda yani depremin 3’üncü yılı bile dolmadan, 11 şehirde kalıcı konutların hemen hemen tamamı hak sahiplerine teslim edilmiş olacak.
“İSTANBUL’DA MEVCUT BİNALARIN %60’I 2000 YILINDAN SONRA İNŞA EDİLDİ.”
Bakan Kurum’la dün telefonla konuştuk.
Kendisi 6,2 büyüklüğündeki depremden sonra Çarşamba gününden beri mesaisini İstanbul’da sürdürüyor.
“İstanbul için nasıl bir yol haritanız var” diye sorduğumda, söze şöyle bir giriş yaptı:
“Tabii bu gelen ihbarları, yapı ihbarlarını aslında biraz da bizim çalışmalarla örtüştürecek hale getiriyoruz.
Yani baktığınızda da en fazla talep gelen ilçeler yine Avcılar, Küçükçekmece, Esenler, Bağcılar gibi aslında bizim çalışmayla da örtüşen ilçeler.”
2011 yılında Van’da, devam eden yıllarda Elazığ/Malatya, İzmir ve Düzce’de yaşanan depremlerde, en son 6 Şubat depremlerinde 2000 yılında çıkarılan deprem yönetmeliğine göre inşa edilen binaların güçlü bir mukavemet sergilediği görüldü.
Murat Kurum, Maraş depremlerinde de yıkılan binaların %98’inin 2000 yılı öncesine ait eski binalar olduğu bilgisinden yola çıkarak, sözü İstanbul’a getirip bazı bilgiler verdi:
“İstanbul’da toplam 8 milyon 70 bin bağımsız bölüm var. (Konut, ticari alan vs M.A) 2000 yılı öncesinde yapılan bağımsız bölüm 3.393.000. Yani, yaklaşık olarak İstanbul’daki yapıların %60’ı, 2000 yılı sonrasında inşa edilmiş durumda.”
Kurum’un 2000 yılını burada referans almasının nedeni, o yıl çıkarılan deprem yönetmeliği ile öncesine göre çok daha güvenli yapıların inşa edilebilir hale gelmesiyle alakalı.
Kurum diyor ki:
“2000 yılı öncesinde İstanbul”daki baktığınızda bütün yapılar riskliydi. Yönetmelik öncesinde yapılmıştı. Ama bugün baktığınızda bunun %60″ini güvenli hale getirmişiz.”
“BU İŞ MİLLİ GÜVENLİK MESELESİ, BAĞIMSIZLIK MESELESİ, ÖZGÜRLÜK MESELESİ…”
İstanbul ve Marmara bölgesi, Türkiye’nin kalp atışlarını temsil eden bölgeler. Özellikle ekonomik anlamda…
“Hep söylüyoruz işte bu milli güvenlik meselesi.” Diyor Murat Kurum ve sözlerini şöyle sürdürüyor:
“Bağımsızlık meselesi, özgürlük meselesi. Dolayısıyla bu işin ciddiye alınması gerekir. Top yekûn mücadele edilmesi gerekir. Bak bir taraftan yani Millet Bahçeleri ne kadar önemli. İnsanlar buralarda toplandı, buralarda güvenli hissetti kendilerini. Yani şu an İstanbul”da 34 tane millet bahçesi yaptık biz.”
“YARISI BİZDEN KAMPANYASI BAŞLADI. 21 BİN KONUT İNŞAATI SÜRÜYOR, 41 BİN KONUTUN DÖNÜŞÜM SÜRECİ BAŞLADI”
“Başta 2000 öncesi yapılar olmak üzere, 2000 öncesinde riskli gözüken yapılar olmak üzere bu dönüşümü hep birlikte yapmak zorundayız.” Diyor Bakan Kurum.
“Yani biz o kararlılığı her geçen günde arttırıyoruz.” İfadelerini kullandıktan sonra sözü İstanbul için başlatılan “Yarısı Bizden” kampanyasına getiriyor, hem bu proje bağlamında, hem de İstanbul’da yürütülen diğer dönüşüm çalışmalarıyla alakalı rakamlar veriyor:
“Bak yarısı bizden kampanyasında şu an inşaatı başlatılan 21 bini geçti. 41 bin konutun dönüşüm süreci başladı. Bir taraftan işte TOKİ ile sosyal konutlarımızı yapıyoruz ki bugün İstanbul genelinde baktığınızda, 2012″den bu yana 923.000 bağımsız bölüm dönüştürüldü. Yani bu önemli bir rakam. 39 ilçemizde yaklaşık 209.000 bağımsız bölümde çalışmalar şu an devam ediyor.”
Murat Kurum’a “Depreme karşı inşaat standartlarını güvenli hale getirebildik mi ülke olarak” diye sordum.
Önce “Evet” dedi, sonra sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yani bizim 2000 sonrası çıkan yönetmelikler, düzenlemeler ki her geçen gün üstüne de koya koya gidiyoruz. O yüzden sağlam zeminde bu yönetmelikler çerçevesinde denetim hizmetleri de almış binalarda herhangi bir risk, bu manada söz konusu değil. O yönde de gerçekten mevzuatımız iyi.”
Mehmet Acet / Haber7
Source: Mehmet Acet
12 milyon devletin kasasında kaldı! Başarılı yöntemle büyük tasarruf
Uraloğlu yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye”nin karbon emisyonlarını azaltma hedeflerine ulaşmasında demir yollarının vazgeçilmez bir unsur olduğunu aktardı.2053 Ulaştırma ve Lojistik Ana Planı”yla etkin ve çevre dostu ulaşım sistemini Türkiye”ye kazandırmak için çalıştıklarını belirten Uraloğlu, ulaşım ekosistemine tüm ulaşım modlarını entegre ederek yeşil ve sürdürülebilir ulaşımı ön planda tuttuklarını bildirdi.Uraloğlu, bir yandan yüksek hızlı tren ve hızlı tren ağını genişlettiklerini, diğer yandan da mevcut hatların modernizasyonuyla demir yolu taşımacılığının payını artırmayı hedeflediklerini aktararak, “Demir yolu taşımacılığının enerji ihtiyacının yüzde 35″ini yenilenebilir kaynaklardan karşılamak için çalışmalar yürütüyoruz. Demir yolu sektörümüzde yürüttüğümüz projelerle trenlerdeki enerji tüketimini azaltarak hem ekonomik hem de ekolojik bir katkı sağlamayı hedefliyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.Mevcut sistemi gözden geçirerek enerji verimliliği açısından gerekli tedbirleri aldıklarını belirten Uraloğlu, TCDD Taşımacılık İzmir Bölge Müdürlüğünce hayata geçirilen pilot projenin de başarıya ulaştığı bildirdi.HEDEF HER YIL 12 MİLYON LİTRE YAKIT TASARRUFUUraloğlu, enerji tasarrufu sağlayan ve bilimsel metotlarla belirlenen sürüş yöntemlerini bölgede faaliyet gösteren 54 trenle hayata geçirdiklerine işaret ederek “Bu yöntemler, trenlerin en az enerji tüketimiyle çalışmasını sağlıyor. Sahada yapılan testlerde, uygulanan yöntemlerin yüzde 10 enerji tasarrufu sağladığı tespit edildi.” ifadelerini kullandı.Makinistlere verilen eğitimlerin ardından geçen yıl projeyi uygulamaya başladıklarını belirten Uraloğlu, “Pilot uygulama sayesinde 270 bin litre yakıt tasarrufu sağladık. Bu tasarruf, 12 milyon liralık ekonomik katkı anlamına geliyor. Aynı zamanda çevreye zararlı 748 ton karbon emisyonunu engelledik.” değerlendirmesinde bulundu.Uraloğlu, projenin farklı hat kesimlerinde de uygulanmasıyla birlikte 2023 yılı tüketim değerleri ve yüzde 10 tasarruf hedefi doğrultusunda her yıl 12 milyon litre yakıt ve 52 milyon kilovatsaat elektrik tasarrufu sağlamayı hedeflediklerinin altını çizdi.Söz konusu tasarrufun, güncel fiyatlarla 780 milyon liralık ekonomik katkı sağlayacağına dikkati çeken Uraloğlu, şunları kaydetti:”Aynı zamanda 59 bin ton karbon emisyonunu engelleyerek çevreye büyük katkı sağlamış olacağız. Nihai hedefimiz, tüm trenlerimizde bu uygulamayı hayata geçirmek, bu sayede hem ülke ekonomisine katkı sağlayacak hem de çevre kirliliğinin önüne geçeceğiz.”
Source: Www.star.com.tr
Dikkat çeken uyarının ardından Prof. Ercan’dan yeni açıklama: “Kuşkularımız büyük oranda düştü”
İstanbul”da dün akşam saatlerine meydana gelen Büyükçekmece merkezli en küçüğü 3,5; en büyüğü 4,3 olan dört deprem meydana gelmesinin ardından Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan”dan kaygı veren bir açıklama gelmişti.
Marmara Denizi”nde Silivri açıklarında 6,2 büyüklüğündeki depremin ardından artçılar sürüyor. Peş peşe artçıların ardından “İstanbul”da bu akşamı kaygıyla bekleyeceğiz” açıklamasını yapan Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan”dan sabah saatlerinde yeni bir değerlendirme geldi.
Akşamki açıklaması kaygılara neden olan Ercan, “Dün gece çok tedirgin olduk. Uykusuz kalıp yer kabuğundaki değişimleri izledik. Neyse ki, kuşkularımız büyük oranda düştü. İzlemeyi sürdürüyoruz.” dedi.
Source: Deniz Işık Balkan
Bütün gece fayları izledi, sabah paylaşım geldi… Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan”dan “büyük İstanbul depremi” açıklaması
İstanbulda 23 Nisanda 6.2 büyüklüğündeki deprem herkes tedirgin etti. 7 ve üzerindeki bir depremde büyük bir yıkımın beklendiği megakentte yaşayanlar geceyi sokaklarda geçirmeye başladı.Uzmanlar peş peşe uyarılar yaparken son açıklama Jeofizik Yüksek Mühendisi Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercandan geldi.MİDE BULANDIRDI DEMİŞTİProf. Dr. Övgün Ahmet Ercan, dün İstanbulda meydana gelen 4.3 büyüklüğündeki depremin ardından, Deprem küçük ama konumu mide bulandırdı. Gerginliğin İstanbul koluna sıçradığını gösteriyor. Bu biz jeofizikçiler tarafından çok hoş karşılanmaz. Eğer gerginlik aktarımı başladıysa çanlar çalmaya başlar, alarm verilir. İrkilerek izleyeceğiz açıklamasını yaptı.YENİ AÇIKLAMAGece boyunca artçı sarsıntıları inceleyen Prof. Dr. Ercandan sabah saatlerinde yeni açıklama geldi.Uzman ismin İvedi Büyük deprem kaygısı azalıyor ifadelerini kullandığı son açıklaması İstanbulluların içini ferahlattı.Son 4 günlük deprem/depremcik etkinliği (solda), Trakya kolunda yoğun, 28 km’lik kırılma, son 24 saatteki durum: gerilim İstanbul koluna atlamış ancak kırık boyunca dizilme yok(sağda). İvedi Büyük deprem kaygısı azalıyor değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Ercan, görsel de paylaştı:Son 4 günlük deprem/depremcik etkinliği(solda), Trakya kolunda yoğun, 28 km’lik kırılma, son 24 saatteki durum: gerilim İstanbul koluna atlamış ancak kırık boyunca dizilme yok(sağda). İvedi Büyük deprem kaygısı azalıyor. pic.twitter.com/EQAIvXOTXe— Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan (@ovgunaercan) April 26, 2025
Source: Haber Merkezi