Girişimcilik Vizyonu – Türkiye’den Dünyaya Açılan Kapılar

Türkiye ve “Bayraktar” metaforu… “Yeni süper gücün adı!

Son 30 yılda bilgi, iletişim ve teknoloji alanındaki baş döndürücü gelişmeler, ülkelerin küresel rekabetteki yerini belirleyen temel faktörler hâline geldi. Türkiye, genç ve dinamik nüfusu sayesinde ve bu sürece hızlı uyum sağlamaya çalışıyor, savunma sanayi, iletişim altyapısı ve bazı stratejik sektörlerde dikkat çekici gelişmeler sağladı.

Ancak ülkemiz bu olumlu sonuçlara rağmen, sistematik ve sürdürülebilir bilgi üretimi, yenilikçilik ve kolektif AR-GE kültürü açısından hâlâ birçok gelişmiş ülkenin gerisinde kalmıştır.

Amacımız elbette Bayraktar güzellemesi ya da övgüsü yapmak değil, havacılık sektörü sivil ve askeri hava araçlarının özgün üretimi, geliştirilmesi, teknolojinin, bilginin ve bilim disiplinlerinin senkronize bir arada kullanılmasını gerektiren ve hataların asla tolere edilmediği önemli bir sektör.

Baykar’ın 2 milyar dolara ulaşan geliri, bu konudaki başarılı üretim proseslerinin bilgiyi ve bilimi kullanma yöntemlerinin bir sonucu olduğunu bize gösteriyor. Ülkemizdeki diğer sektörlerin Eğitimde, Tarımda, Sağlıkta, Savunma, Uydu Teknolojileri, Otonom sistemler ve Nükleer alanda zaman kaybedilmeden benzer yöntemlerin örnek alınması gerekmektedir.

“Dünyanın yeni süper gücü bilgi. Türkiye bu yarışa savunma sanayiiyle güçlü bir giriş yaptı; fakat bu adımı sürdürülebilir kalkınmaya dönüştürmek için daha fazlasına ihtiyacımız var.”

Bir değerin büyüklüğü, ancak benzerleriyle kıyaslandığında anlam kazanıyor. Bu yazıda Türkiye’nin bilgi üretimi, teknolojiyi kullanma kapasitesi, patent sayıları ve bu üretimin milli gelire yansıması gibi ölçülebilir verileri, diğer ülkelerle karşılaştırarak değerlendirmeye çalışacağız. Gerçekten de artık “şapkayı masaya koyup düşünme” zamanı gelmiştir.

Yeni Güç Ölçütleri: Bilgi ve Katma Değer

Günümüzde ülkelerin gücü, yalnızca coğrafi büyüklükleri, nüfusları, tarımsal üretimleri ya da askeri envanterleriyle ölçülmüyor. Artık çağdaş güç göstergeleri; bilgi üretimi, lisanslı teknoloji geliştirme, inovasyon, dış ticaret hacmi ve kişi başına düşen milli gelir gibi daha ölçülebilir ve katma değeri yüksek alanlara kaymıştır.

Ülkeler, sınırlarını artık sadece askerle, silahla değil; bilgiyle koruyor. Bu durum, modern savaş stratejilerinde açıkça görülüyor. Azerbaycan-Ermenistan, Hindistan-Pakistan, Rusya-Ukrayna, İsrail-İran gibi çatışmalarda klasik cephe savaşlarından çok, ileri teknolojiyle yapılan hava operasyonlarının belirleyici olduğu bir döneme girdik.

Yapay zeka algoritmaları ile yapılabilmesi ve daha bilmediğimiz yıkıcı ve öldürücü yüksek teknoloji silahlarının olduğunu unutmamalıyız.

Tüm bu teknolojiler bilgiyi üretmekle mümkündür. Bu alanda bilgiyi üreten ve üretim yapan ABD,ÇİN,İsrail ve Rusya başı çekmektedir. Yakın gelecekte bu bilgi üretim ivmesi belki de insanlığın sonunu getirecektir

Havada savaşmak için bilgi üretmeniz gerekiyor, eğer bunu başaramıyorsanız, bu bilgiye sahip ülkelerden onların verdiği kadar teknolojiyi tedarik etmek zorunda kalabilirsiniz.

Nitekim Azerbaycan, Ukrayna, Pakistan ve Endonezya gibi ülkeler, yüksek teknoloji ihtiyaçlarının büyük bölümünü Türkiye”den karşılamaktadır.

Bilgi Sadece Savaş İçin Değil

Bilgi sadece savaş alanlarında değil; sağlıkta, tarımda, enerji üretiminde, eğitimde, ulaşımda ve yaşam kalitesini artıracak tüm alanlarda kritik rol oynamaktadır. Türkiye, özellikle savunma sanayii alanında gösterdiği başarılarla takdir edilen bir ülke konumuna gelmiştir. Ancak bu başarıyı diğer alanlara da yaymamız gerekmektedir.

Kolektif Bilgi Üretimi Eksik

Ne yazık ki Türkiye, bireysel çabalarla hızlı ilerlemeler kaydetse de kolektif bilgi üretimi ve kurumsal AR-GE kültürü oluşturma konusunda istenen seviyeye ulaşamıyor. Oysa kalkınma ve refah, sadece bireysel parlak fikirlerle değil, bu fikirleri destekleyecek sistematik yapıların kurulmasıyla mümkün olabilmektedir.

Bilgi Çağında Gücün Yeni Ölçüleri

Geleneksel güç unsurları; nüfus, yüzölçümü, asker sayısı veya tarım üretimi gibi kriterler artık ikinci planda yer alıyor. Günümüzde bir ülkenin gerçek gücü;

Yıllık bilimsel yayın sayısı,

Patent ve faydalı model başvuruları,

Yüksek teknoloji ihracatı,

Küresel markalar üretme kapasitesi,

Eğitim ve AR-GE yatırımlar

katma değer yaratan ve ölçülebilir kriterlerle değerlendiriliyor.

Bugün dünyanın ilk 20 ekonomisi arasında yer alan ülkeler, aynı zamanda dünya genelindeki bilgi üretiminin de yaklaşık %80’ini gerçekleştiriyor. Örneğin:

ABD, yılda 600 binden fazla bilimsel makale yayımlıyor,

Çin, yılda 1.5 milyona yakın patent başvurusu yapıyor,

Güney Kore, her 10 bin kişiye düşen mucit sayısında dünyada ilk sırada.

Türkiye ise yıllık ortalama 40-50 bin bilimsel yayın ve 10-15 bin yerli patent başvurusuyla bu yarışta henüz sınırlı bir yer edinebiliyor.

Savunma Alanında Haklı Başarı, Diğer Sektörlerde Sorgulama Zamanı

Türkiye, özellikle savunma sanayii alanında son yıllarda gösterdiği ilerlemeyle dünya kamuoyunda dikkat çekmektedir. Bayraktar TB2, Akıncı gibi yerli SİHA sistemleri, Karabağ Savaşı ve Ukrayna-Rusya çatışmasında belirleyici unsurlar olmuştur. Bu başarılar, Türkiye’nin bilgi temelli ürün üretebileceğinin önemli bir göstergesidir.

Ancak şu soruları sormamız kaçınılmaz:

Aynı bilgi üretimi neden tarımda, sağlıkta, yazılımda, yeşil enerjide veya eğitim teknolojilerinde gerçekleşemiyor?
Neden Türkiye, hâlâ birçok teknolojik cihazların büyük oranda kullanıcısı veya montajcısı konumunda kalıyor?

Kolektif Bilgi Üretimi Neden Eksik?

Türkiye’de bireysel olarak başarılı mühendisler, yazılımcılar, bilim insanları sayısı her geçen gün artıyor. Ancak bu bireysel başarılar kurumsal sistemlere, üniversite-sanayi iş birliğine ve toplumsal faydaya dönüşmekte zorlanıyor. Nedenleri bunlar olabilir mi?

Kurumlar arası koordinasyon eksik,

Yatırımcılar kısa vadeli kazançlara odaklı,

Üniversitelerle özel sektör arasında güven ilişkisi yeterince gelişmemiş,

Kamu destekleri çoğu zaman bürokratik engellere takılıyor,

Fikir ticarileşmeden sönüp gidiyor.

Örnek olarak desteklenen projelerin önemli bir kısmı, prototip aşamasını geçemiyor.

Start-up’ların büyük kısmı, beş yıl içinde faaliyetlerine son veriyor.

Bilgi = Patent = Ekonomi

Bir ülkenin sahip olduğu patent sayısı, sadece teknik buluşu değil, aynı zamanda bilgiye dayalı ekonomik üretim kapasitesini temsil ettiği görülmektedir.

Örnek: 2023’te

Çin, 1.57 milyon patent başvurusu ile dünyada ilk sıradayken,

Güney Kore 250 bin,

Almanya 160 bin,

Türkiye ise yaklaşık 9 bin başvuru ile listede 20. sıralarda yer aldı.

Patent sayısı düşük olan ülkeler, ürün yerine lisans ücreti öder, kâr yerine bedel öder.

İnovasyon üretmeyen toplumlar ise günümüzde tüketici olmaktan öteye geçemiyor.

“Bilgi, artık sadece askeri değil, bireysel refahın da anahtarıdır. Bilgi varsa, gelecek vardır.

Sağlık alanında yapay zekâ destekli tanı sistemleri,

Tarımda sensör temelli verim artırıcı teknolojiler,

Enerji üretiminde nanoteknoloji destekli sistemler,

Eğitimde kişiselleştirilmiş dijital öğrenme altyapıları…

Tüm bunlar bilgiyle mümkün hale geliyor.

Türkiye, bu alanlarda bilgi üretimini artırmalı hem nitelik hem nicelik açısından sıçrama yapmalıdır.

Türkiye”nin savunma sanayiindeki örnek başarısı, potansiyelinin güçlü bir işareti olarak yer almaktadır. Ancak bu potansiyeli hayatın tüm alanlarına yaymak, refah devleti olmanın anahtarı. Bugün “bilgi üreten ve bunu ticarileştiren” toplumlar hem sınırlarını, hem ekonomilerini hem de kültürlerini koruyabilmektedir.

Artık Türkiye için de bilgiye dayalı kalkınma modeli kaçınılmazdır.

Türkiye’nin Bilgi Üretiminde Dünya ile Karşılaştırması:

1. Patent Başvuru Sayıları (2023 Verileri

Not: Güney Kore her 10 bin kişide yaklaşık 5 patent üretiyor. Türkiye’de bu oran 0.1 civarında.

2. Bilimsel Yayın Sayısı (SCOPUS Verilerine Göre, 2022)

Türkiye, sayısal olarak 30. sırada yer almasına rağmen, yayın başına atıf ortalaması düşük kalmaktadır.

3. Yüksek Teknoloji İhracatı (Milyar Dolar – 2023)

4. AR-GE Harcaması / GSYH Oranı

Türkiye’nin Bilgi Üretimini Artırması:

Üniversite-Sanayi İş Birliği: Teşvik sistemlerinin performansa dayalı olarak işletilmesi
Patent Ticarileştirme Ofisleri: Üniversitelerde üretilen patentlerin sanayiye aktarılacağı yeni platformlar

Ulusal Bilgi Ajansı: Tüm sektörlere yönelik bilgi üretimini koordinasyonu
AR-GE’ye Vergi Teşvikleri: Özel sektörün AR-GE harcamalarına daha güçlü destek.

Genç Mucit ve Girişimci Fonları: 35 yaş altı buluşçular için özel hibe programları

Türkiye”nin savunma sanayiindeki örnek başarısı, potansiyelinin güçlü bir işareti olduğu görülmektedir. Ancak bu potansiyeli hayatın ve teknolojinin tüm alanlarına yaymak, refah devleti olmanın anahtarıdır.

Bugün “bilgiyi üreten ve bunu ticarileştiren” toplumlar hem sınırlarını hem ekonomilerini hem de kültürlerini koruyabilmektedir. Artık Türkiye için de bilgiye dayalı kalkınma modeli öncelikli olmalıdır.

Artık sadece savunmada değil, eğitimde, tarımda, sağlıkta ve dijital dünyada da “Bayraktar” etkisine ihtiyacımız var.

Patent Verileri

WIPO (World Intellectual Property Organization)

Patent başvuruları ve kişi başı patent istatistikleri

https://www.wipo.int/ipstats/en/
________________________________________________________________________________
TÜRK PATENT ve Marka Kurumu

Türkiye”deki yerli ve yabancı patent başvuru sayıları

https://www.turkpatent.gov.tr/

Yüksek Teknoloji İhracatı Verileri

World Bank – High-Technology Exports (% of Manufactured Exports)
Dünya genelinde yüksek teknoloji ihracat oranları

https://data.worldbank.org/indicator/TX.VAL.TECH.CD

TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu)

Türkiye”nin ihracat verileri ve teknoloji sınıflaması
https://www.tuik.gov.tr

Bilimsel Yayın ve Atıf Verileri

SCOPUS – Elsevier
Akademik yayın ve atıf veritabanı
https://www.scopus.com
__________________________________________________________________________________
Nature Index & Web of Science

Yayın kalitesi ve etki faktörü analizleri

https://www.nature.com/nature-index
https://clarivate.com/webofsciencegroup/solutions/web-of-science/

4. AR-GE Harcamaları

OECD Research and Development Statistics
OECD ülkeleri için AR-GE oranları ve karşılaştırmaları
https://data.oecd.org/rd/gross-domestic-spending-on-r-d.htm
__________________________________________________________________________________
UNESCO Institute for Statistics (UIS)
Global AR-GE harcamaları
http://uis.unesco.org/
__________________________________________________________________________________
TÜBİTAK Ar-Ge Göstergeleri Raporu
Türkiye’deki yıllık Ar-Ge verileri
https://www.tubitak.gov.tr/tr/istatistikler

Muzaffer Şafak / Haber7

Source: M Yazilari


Asık suratla gelen şöhret! Onu görmek için kapısında kuyruk oluyorlar

İzmir”in Buca ilçesinde, tabelasında “Suratsız Abla” yazan küçük bir dürümcü dikkatleri üzerine çekiyor. Ancak bu ismin ardında ne soğuk ne ilgisiz biri var. Evli ve üç çocuk annesi olan Seda Maman (30), sosyal medyada yayılan bir videoyla başlayan yanlış algının, bir süre sonra işletmenin adını bile değiştirecek kadar etkili olduğunu söylüyor. “SURATSIZSIN” YORUMLARINI TİYE ALMIŞ Yaklaşık bir yıldır dönerci dükkânını işleten Maman, “İlk başta burası bir franchise”dı. Sonra tamamen kendime ait bir yer yaptım. Sosyal medyada bir video çektik. Kötü yorumlara karşılık verirken surat ifadem donuktu. Milyon kişi izledi o videoyu. Ardından ‘Suratsızsın” yorumları yağdı. Biz de bu algıyı ti”ye alıp, dükkana bu ismi koyduk” dedi. MÜŞTERİLER “SURATSIZ HALİNİ YAPAR MISIN?” DİYE GELİYOR Suratsız olmadığını, aksine eğlenceli bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Seda Maman, ” Çektiğimiz videolar tamamen mizah amaçlı. ‘Suratsız Abla” ismiyle paylaşımlar yapıyoruz ama aslında çok güler yüzlü biriyim. Bazen müşteriler özellikle gelip, ‘Abla bana o suratsız halinle servis yapar mısın?” diyor. Bu da garip bir durum çünkü gerçek hayatla videodaki tavır birbirinden çok farklı” diye konuştu. “SOSYAL MEDYA YORUMLARI AĞIRLAŞIYOR” Gelen yorumların zamanla hakaret boyutuna ulaştığını belirten Maman, sosyal medyada gelen bazı sert tepkilerin kendisini üzdüğünü dile getirdi. Maman, “Benim de bir ailem var. Çocuklarım bir gün o yorumları okuyacak. Bu nedenle bazı yorumları silmek zorunda kalıyoruz. İnsanların biraz daha anlayışlı olması lazım” ifadelerine yer verdi. “HİÇ DE SURATSIZ DEĞİLMİŞSİNİZ” Dükkanın adını “Suratsız Abla” yapma kararını ilk başta eşiyle paylaştığında gülüp geçtiklerini söyleyen Maman, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ama düşündüm; her yerde döner var, bizim farklı bir yönümüz olmalı. İnsanlar bu ismi gördüğünde merak ediyor, içeri giriyor. Sonra da ‘Hiç de suratsız değilmişsiniz” diyorlar. Bu bizim için bir fark oluşturma yoluydu ve işe yaradı.”

Source: Gözde Nur Bayar


Mısır”dan Türk şirketlerine yatırım çağrısı… Ticaret hacmi 15 milyar dolara çıkacak!

Mısır Gaz ve Enerji Derneği (EGEA) Genel Sekreteri Mohamed Fouad, Türkiye ile Mısır”ın enerjide işbirliğini artıracak yeni bir döneme girdiğini belirterek, bu sürecin aramadan üretime, yeşil enerjiden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede yatırım ve ortaklıkları beraberinde getireceğini söyledi.Fouad, AA muhabirine, iki ülke ilişkilerinin tarihsel köklere dayandığını anımsatarak, son yıllarda siyasi ve ticari ilişkilerde kayda değer değişim görüldüğünü ifade etti.Gelecek dönemde Mısır ile Türkiye arasında karşılıklı birçok fırsatın ortaya çıkacağına işaret eden Fouad, “Mısır”da daha fazla Türk yatırımını teşvik etmek ve iki ülke arasındaki enerji bağlarını güçlendirmek amacıyla ticaret odaları ve büyükelçilikler aracılığıyla, hükümet ile özel sektör arasında temaslar sürüyor.” dedi.Fouad, iki ülkenin Akdeniz”de önemli rol üstlendiğini ve geniş bilgi birikimine sahip olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:”Bu nedenle iki ülke arasında daha fazla gelişme yaşanmasını sabırsızlıkla bekliyorum. İki ülke arasında enerji alanında artan temasların yalnızca sektörle sınırlı kalmayacağını düşünüyorum. Bu iş birliğini farklı açılardan göreceğiz. Enerji dönüşümü ve yeşil enerji süreci ile keşif ve üretim faaliyetlerinde gelişmeler yaşanacak. Aynı zamanda teknoloji alanında da yeni işbirliklerine tanık olacağız.””MISIR, GÜÇLÜ VE GÜVENİLİR BİR ORTAK OLMAYA HAZIR”Enerji dinamiklerinin şekillenmeye devam ettiğini anlatan Fouad, hem Türkiye”de hem de Mısır”da yatırım iştahının yalnızca enerjiyle sınırlı kalmayıp daha geniş bir ekonomik işbirliğine dönüşeceği yönünde görüş belirtti.Fouad, Mısır”ın, Türkiye”nin enerji merkezi olma hedefini destekleyerek bölgesel enerji arz güvenliğini ve çeşitliliğini artırmaya yönelik stratejik işbirliğine hazır olduğunu vurgulayarak, “Mısır, özellikle Avrupa”nın talebinin yüksek olduğu dönemlerde Türkiye”nin enerji merkezi olma yolundaki yolculuğunda güçlü ve güvenilir bir ortak olmaya hazır.” ifadesini kullandı.Mısır”ın stratejik konumuyla artan enerji üretim ve ihracat kapasitesinin, ülkeyi bölgesel arz güvenliği açısından avantajlı hale getirdiğini belirten Fouad, mevcut kaynakların verimli kullanımı ve ortak altyapı ile taşımacılık gibi alanlarda işbirliklerinin, daha istikrarlı bir enerji piyasası oluşturabileceğini söyledi.Fouad, söz konusu durumun, bölgesel işbirliğinin küresel enerjiye katkı sağlayabileceğinin somut bir örneği olduğunu kaydetti.TÜRK ENERJİ SEKTÖRÜNE İŞBİRLİĞİ ÇAĞRISIEGEA gibi sektörde rol alan derneklerin Türk meslektaşlarla diyalog kurmak ve ortaklıklar oluşturmak için önemli olduğuna değinen Fouad, şunları kaydetti:”Doğrudan etkileşim, bilgi paylaşımı ve ortak platformlar oluşturmanın gücüne inanıyoruz. Bu sayede ortak hedefleri belirleyebilir, ortak engelleri aşabilir ve enerji tedarik zincirinin tamamında yeni fırsatlar keşfedebiliriz. İlişki geliştirme etkinlikleri, işbirliğine dayalı çalışmalar ve odaklanmış tartışmalar düzenleyerek, ortak vizyonları somut projelere dönüştürmek için gerekli olan güven ve anlayışı geliştirebilir ve böylece iki ülkenin enerji sektörleri arasındaki bağları güçlendirebiliriz.”Fouad, Mısır”da hidrokarbon ve özellikle gaz sektöründe artan fırsatlara dikkati çekerek, Türk enerji yatırımcılarına ve Türkiye”ye ilgi duyan Mısırlı yatırımcılara çağrıda bulundu.Mısır”ın cazip yatırım ortamı sunduğunu aktaran Fouad, “Mısır, açık yasal düzenleme sistemi, önemli ölçüde kanıtlanmış gaz rezervleri ve sürdürülebilir büyüme ile piyasa açılımını hedefleyen ileriye dönük bir stratejiyle son derece cazip bir yatırım ortamı sunuyor. Türkiye”yi, arama ve üretim faaliyetlerinden iletim altyapısına ve işleme-sanayi sektörlerine kadar uzanan geniş potansiyeli keşfetmeye davet ediyoruz. Piyasada yolunuzu bulmanız ve her iki ülkenin refahına katkı sağlayacak başarılı ve uzun vadeli ortaklıklar kurmanız için tam desteğimizi alacağınızdan emin olabilirsiniz.” değerlendirmesinde bulundu.Fouad, yakın dönemde ikili ticaret hacminin 10 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarılmasının hedeflendiğini sözlerine ekledi.Geçen yıl şubatta Kahire”ye ziyaret gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan”ın ardından Mısır Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi de geçen yıl eylülde Ankara”ya resmi ziyarette bulunmuştu.Mayısta, Türkiye ile Mısır, enerji alanındaki işbirliğini güçlendirmek amacıyla önemli bir adım attı. Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ) ile Mısır”ın kamu enerji şirketi EGAS arasında yapılan anlaşma çerçevesinde, BOTAŞ”a ait bir Yüzer LNG Depolama ve Gazlaştırma Ünitesi (FSRU), doğal gaz talebinin yoğun olması beklenen 2025 yaz döneminde Mısır”da hizmet vererek doğal gaz arz güvenliğine katkı sağlayacak.

Source: Www.star.com.tr


İş insanı Leyla Alaton konuştu: AKP grup toplantısına neden gitti, Erdoğan”la ne konuştu?

İş insanı Leyla Alaton’un 18 Haziran’da TBMM’deki AKP Grup Toplantısı’nda milletvekilleri sıralarından Erdoğan’ı izlemesi ve sonrasında Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmesi gündem oldu. Tartışmaların odağındaki Leyla Alaton neden AKP grup toplantısına gittiğini ve Erdoğan”la ne konuştuğunu açıkladı.

“ÖZLEM ZENGİN”İN DAVETİ ÜZERİNE GİTTİM”

Leyla Alaton gazeteci Murat Yetkin”e konuştu. Alaton AKP grup toplantısına AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin”in daveti üzerine katıldığını söyledi. Alaton, “Özlem Zengin, AK Parti Grup Başkanvekili benim arkadaşım, uzun yıllardır tanışırız. Bana sık sık Grup toplantılarının halka açık olduğunu, iki haftada bir çarşamba günleri yapıldığını, bir gün gelip görmemi istediğini söyler.

Geçen salı Ankara’ya başka bir görüşme için gittiğimde dostum Özlem Zengin Hanımın davetiyle vatandaşların da katıldığı grup toplantısına son dakika katılma daveti aldım.” dedi. Milletvekili sıralarını kendisine gösterildiğini belirtti.

ERDOĞAN”LA NE KONUŞTULAR?

Alaton, Erdoğan”la görüşmesinin de yarım saat kadar sürdüğünü belirtti. Alaton siyasetle ve İsrail-İran savaşıyla ilgili konuşmadıklarını dile getirirken, “Benim işlerimi sordu. Tamamıyla işlerle ilgili sohbetimiz oldu. Alvimedica medikal cihaz şirketim hakkında kendisine bilgi verdim.” dedi.

Alaton görüşmeye dair şu ifadeleri kullandı:

-Alarko olarak tarıma ne kadar büyük bir yatırım yaptığımızı, şu an Türkiye’nin en büyük kapalı jeotermal enerji ile beslenen kapalı seralarını inşa ettiğimizden ve neredeyse tamamıyla ihracata çalıştığımızı, pestisitsiz domates, biber yetiştirdiğimizi anlattım.

“ÖKÜZ ALTINDA BUZAĞI ARIYORLAR”

Alaton”la görüşmesini aktaran gazeteci Murat Yetkin, “AK Parti grubunu izlemesi üzerine ortaya atılan iddialar konusunda “öküz altında buzağı arıyorlar” dışında bir şey söylemedi ama Türkiye’nin iç, dış ve ekonomi alanında sorunlarla boğuştuğu bir dönemde Alaton AK Parti bünyesindeki işleyişin devamına dair epey satır arası bilgisi veriyor.” değerlendirmesini yaptı.

Source: Haber Merkezi