Standardı yoktu
GÜNÜN YAZARLARI | ON NUMARA YAZARLAR | TÜM YAZARLAR
Anasayfa Yazarlar Mustafa Çulcu Standardı yoktu
Mustafa Çulcu
mustafa.culcu@fotomac.com.tr
06 Ocak 2025 | Pazartesi
Standardı yoktu
Fenerbahçe rakip tanımaksızın plan, proje, futbol aklı, olmadan temposuz ve kötü oynuyor. Bırakın çift santraforu, beş santraforla oynasa nafile. Fenerbahçe, yabancı hakem istemek yerine futbola yabancı olanları göndermeli.
Mourinho”nun oynattığı futbol bu olamaz, kazanmasına rağmen taraftarın istediği Fenerbahçe, bu olamaz. Yeni ve genç FIFA hakemimiz Oğuzhan Çakır, atletik ve fizik yapısıyla dikkat çekiyor. Maçın başında Tadic”e kontrolsüz hareketi dolaysıyla Kilama”ya sarı kart göstermeliydi, göstermedi. 55″te Amrabat aynı hareketi Pedro”ya yapınca sarı kartı gösterdi. 37″de Fenerbahçe, 46″da Hatayspor penaltı bekledi devam kararları doğru. Pedro”nun kayarak Fred”e kontrolsüz hareketine hakem sarı gösterdi, kırmızı sınırında bir karttı. Osayi”nin kaleci Erce”ye yaptığı hareket faul, tamam ama sarı olmalıydı. Kart göstermedi! Diack”ın Fred”in ayağına kontrolsüz hareketi net sarı kart ama vermedi. Bu tedavi esnasında kümelenmiş oyuncular arasında Aboubakar”ın Fred”e kafa ile bir eylemi var bu pilot çekimde sarı yeterli görünüyor ama futbolda kafa bir nevi silah kullanmak gibi yaralayıcı darbedir kırmızı kart doğru olandır. Sokak kültüründeki kafa ile futbol kültüründeki kafa aynı ölçümlenemez. Bu görüntü yetersizliği ile de biz kafa kafaya didişme işe Fred”e o zaman niye sarı çıkmıyor tek taraflı ise ki öyle görünüyor o zaman Aboubakar”a kırmızı çıkmalıydı. Uzatmalarda Szymanski”ye yapılan net penaltı sağ dizi ile Oğuzhan rakibine kontrolsüz eylemde bulunuyor. Hakemin sahada vermesi gereken bir penaltı VAR”dan geldi hakemin puanı düştü.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Etiketler :
Oğuzhan Çakır, Mourinho, Hatayspor, Fenerbahçe
YAZARIN ÖNCEKİ YAZILARI
TÜM YAZILARI
Hakemi beğenmedim! Standardı yoktu! Standardı yoktu!
GÜNÜN DİĞER YAZARLARI
Emre Bol Bana soooor!
Gürcan Bilgiç İnanmıyorlar!
Anasayfa Beşiktaş Fenerbahçe Galatasaray Trabzonspor
Source: Fotomaç
‘Entel dantel kompleksi bunlar’
Şarkıcı Sinan Akçıl, geçtiğimiz günlerde Etiler”deki AVM”de görüntülendi. Geçen yıl katıldığı televizyon programda karın kaslarının gerçek olduğunu göstermek için tişörtünü kaldırarak poz veren Akçıl”ın aldığı kilolar dikkat çekti. Sanatçı kendisini görüntüleyen basın mensuplarına şakayla “Şişko mu çektin beni, aman” diyerek takılıp, sonra poz verdi. Akçıl geçtiğimiz günlerde cep telefonunda gördüğü görüntüler nedeniyle kendisinden ayrıldığını açıklayan Hadise hakkında ise artık daha fazla konuşmak istemediğini belirtip “Çok sıkıldım, o konu hiç umurumda değil” dedi. Şarkıcı, ayrıca yıllar önce Hadise için yazdığı “Evlenmeliyiz” şarkısını Berfu Yenenler”in seslendirmesiyle ilgili de “Hadise”ye verdiğime pişman değilim ama Berfu bence daha iyi söylemiş” açıklamasında bulundu. “ARABESK MÜZİK TÜRKİYE”NİN GERÇEĞİ” Yeni yılda Kapadokya”da sahne aldıktan sonra ağır grip atlatan Akçıl, önceki gün hayatını kaybeden Ferdi Tayfur”un müziği için yapılan eleştiriler hakkında konuştu. Arabesk müziğin Türkiye”nin gerçeği olduğunu belirten şarkıcı, şunları söyledi: “Ferdi Tayfur”u kaybettiğimiz için üzgünüm. Onu eleştirenler Türk halkını tanımayan insanlar… Arabesk müzik ölürse zaten Türk toplumu da ölmüş demektir. Bunlar hep entel dantel kompleksinden… Benim de 500 şarkım var, 400″den fazlasını arabesk olarak söyleyebilirsin.
Source: Sabah
Yemen”de İtalyanlara benzetilip kaçırıldı! Hikayesini Arafta Sorular”da anlattı
24 TV”nin her bölümü merakla beklenen programı Arafta Sorular”ın bu haftaki konuğu Gazeteci Yazar Samet Doğan oldu.”YEMEN”DE BİR ASKERİ DARBE GERÇEKLEŞİYOR AMA İNSANLAR O DARBEYLE İLGİLENMİYORLAR”Yemen çok garip bir coğrafya. Yani ben yaklaşık iki yıl kaldım orada, Husiler Sana”yı ele geçirirken Yemen”deydim. Dolayısıyla birçok serüvenim, orada yaşadığım enteresan hadiseler oldu. Onlardan biri de sürekli takıldığım bir kafe vardı. Kahve içiyordum, oturuyordum orada insanlarla muhabbet ediyordum. Artık oradan bir tane garson haber uçurmuş. Beni işte İtalyan bir diplomat gibi söylemiş. Avrupalılar için, Yemen”de insan kaçakçılığı, yani insanı kaçırma turizmi bile olduğu söylenirdi. Ben bir tane Alman”ın kaçırıldığını biliyordum. Onunla da biz gidip görüşmüştük. Mağripli aşiretler kaçırıyor, fidye istiyorlar. Benzer şekilde öyle beni bir arabaya attılar. Arkadaş oldum sonra onlarla. Bir süre sonra ben de kendimi biraz toparladım. Arapça konuşmaya başlayınca adamlar, bende Suriye”de öğrendiğim için Suriyeli lehçesiyle konuşuyoruz. Amcaoğlu, bize mülteci mi kaçırttın? Suriyeli sandılar beni. Sonra oradan bir muhabbet başladı. Türküm. Hatta roman bunu biraz tartışıyor. Yani işte batılı olmanın para eder bir şey olduğu ve doğulu olduğunda kaçakçılar bile yüzüne bakmadığını anlatıyor. Sonra onlar tekrardan beni Şam”a götürdüler. Hatta garip bir şekilde bir bilardo salonunda takılıyorlarmış bunlar. Oraya davet ettiler. Orada muhabbet ettik. Arkadaş olduk. Çünkü bunların bir derdi varmış. Bu dertte benim romanımın ana iskeletini oluşturuyor. Bu gerçek bir hikaye. Suudi Arabistan”dan bir kız, Yemen”den Suudi Arabistan”a gitmiş, orada kaçak işçi olarak çalışan bir çocuğa aşık oluyor. Bir aşk hikayesi aslında. Kızı vermiyorlar çocuğa. Kız çok aşık. Bir cesaret kız kaçıp Yemen”e gidiyor. Yani bu o toplum için çok büyük bir olay. Sonra Suudi Konsolosluğuna ailesi başvuruyor, kızımızı kaçırdılar diye. Hüda isminle bir kız, yabancılar şubede tutuluyordu, deport edilmek üzereydi ve bu ülkenin gündemine oturdu. Yani böyle bir kız var aşkı için kaçmış ve deport edilecek. İnsanlar mahkeme salonunu bastılar ve dediler ki bu kızı gönderemezsiniz. Her gün Hüda ve Arafat”ın aşkı için gösteri düzenliyordu. Bir bakıyorsunuz işte Aşkı Yenemezsiniz bandı. Hatta Batı basını Modern Romeo ve Juliet hikayesi falan diye ne yayınlar yapıyor. Türkiye”de çok duyulmadı bu olay. Yani her gün Yemen kanalları, Suudi kanalları, BBC bu konuyu işliyor. Kız da sürekli bir şekilde haber uçuruyor dışarıya. Diyor ki beni geri gönderirlerse, beni yaşlı biriyle evlendirecekler, intihar edeceğim. Mutlu son. Bir yandan Yemen”de, Husiler, başkenti ele geçirmeye çalışıyor. Yani Yemen”de bir askeri darbe gerçekleşiyor ama insanlar o darbeyle ilgilenmiyorlar. Bu kızla ve bu aşk hikayesiyle ilgileniyorlar. Dolayısıyla o roman benim Yemen”de iki yıl boyunca savaş sürecinde hem Yemen toplumunu hem onların hayata bakışını, hem kültürlerini, bir taraftan savaşın ne denli acı dolu bir şey olduğunu, şiddetin ne olduğunu, ilk romanda da aslında biraz öyle, ona da geliriz, anlattığım bir kitap oldu.”SAVAŞIN NE DEMEK OLDUĞUNU İLK ANLADIĞIM SAHNELERDEN BİRİYDİ”Suriye”de zafer olunca, orada birlikte vakit geçirdiğimiz arkadaşları aradım önce. Sonra benim bir dostum vardı Salih. Kendisi şehit oldu, kardeşini aradım. Gazeteciydi. Orada yerel muhabirdi. Benim Suriye”deki bütün IŞİD”in canlı bomba saldırısında vefat etti kendisi. Çocuğu vardı bir tane. Çok seviyordum kendisini. Orada aslında canımı ona emanetti. Oranın çocuğuydu. Halep”in çocuğuydu. Canım ona emanetti. O beni gerçekten birçok yerde, birçok kez kurtardı. Birçok kez şey yaptı ama kendisi yanılmıyorsam 2014-2015″de orada bir pazarda vefat etti. Gazeteciler bir arada yaşıyoruz biz Halep”te bir kendi gizli yerimiz var orada her hafta bir kişi gidiyor o pazara araçla alışverişi yapıyor geliyor sonra biz onlarla yiyecek yapıyoruz. Sıra ona geldiğinde o pazarda patlatılan bomba da vefat etti. Çok acı. Yani orada her an her şey başınıza gelebilir. Eşi dostu aradık. Şöyle bir sahne hatırlıyorum. Hatta ara arada anlatırım. Çünkü benim için çok garipti. Savaşın ne demek olduğunu ilk anladığım sahnelerden biriydi. Yine Halep”te. Muhalifler Halep”in orta kesimlerine, bugün Halep Kalesi diye belirttiğimiz yerlere kadar gelmişlerdi ama çok şiddetli çatışmalar yaşanıyordu. Bir gün yine ön cephe hattına fotoğraf çekmeye gidiyorduk bir arkadaşımla. Bir tane pick up, üstünde doçka dediğimiz büyük silah ve arkasında bir tane adam yolun kenarında bekliyor. Arkadaşları da bir şeyler alıyorlar, alışveriş yapıyorlar. Bir baktım ya ben dedim bu adamı bir yerden tanıyorum. Bir baktım Selahattin Hoca, yani benim Şam”da Arapça öğrendiğim adam. Dedim ne yapıyorsun hocam burada? Dedi ki işte devrim yapıyoruz. Direniyoruz. Orada ben anladım yani halktan. Yani bir öğretmen. O kadar da naif bir adamdı ki. O kadar naif bir adamdı ve o adam o büyük makinalı tüfeğin arkasında bekliyordu.
Source: Www.star.com.tr
Sergen Yalçın”dan red yiyen Beşiktaş”ın hedefinde üç teknik direktör var
Süper Lig devi Beşiktaş”ta başkan Serdal Adalı ile Sergen Yalçın arasındaki görüşme tamamlandı. Yalçın, yoğun bakımda olan kardeşi Gürsoy Yalçın ile ilgileneceğini belirterek görevi kabul edemeyeceğini iletti. Siyah beyazlılar bu gelişmenin ardından rotayı yabancı teknik direktöre çevirdi.Sabah”ın haberine göre; Siyah beyazlılar bu gelişmenin ardından rotayı yabancı teknik direktöre çevirdi.SLAVEN BİLİC: 2013-2015 arasında siyah-beyazlıların başında olan ve camianın sevdiği isimlerden biri Slaven Bilic”in de adı ön sıralarda. Suudi Arabistan ekibi Al Fateh”ten ayrılmasının ardından boşta olan Hırvat teknik adamın, ligi ve kulübü tanıması en önemli artısı. Kısa süre içerisinde kendisiyle temasa geçilip görüşme sağlanacak.EDİN TERZİC: Slaven Bilic”in yardımcısı olarak Beşiktaş”ta görev yapan Alman teknik adam, Borussia Dortmund”dan ayrıldıktan sonra boşta kaldı. Tottenham ile adı anılan ve İngiliz ekibinden teklif beklediği iddia edilen 42 yaşındaki çalıştırıcı için siyah-beyazlılar nabız yoklayacak.RAZVAN LUCESCU: PAOK”ta 2021″den bu yana görev alan Razvan Lucescu, Yunan ekibi ile 2 lig, 2 Yunanistan Kupası kazandı. 55 yaşındaki çalıştırıcı, geçtiğimiz günlerde aldığı ceza sonrasında 4 ay sahalardan men edilirken Beşiktaş”ın gündeminde olduğu ancak Rumen teknik adamın şampiyonluk yarışı verdiği PAOK”tan ayrılmak istemediği belirtildi. O yüzden bu ihtimal itibariyle düşük.Yalçın, Adalı ile görüşmesi hakkında, “Çok konsantre olamayacağımı söyledim başkana. Şu anda konsantre olmam gereken çok başka şeyler var. Bu iş konsantrasyon isteyen bir iş. Başkan da sağ olsun anlayışla karşıladı. Maalesef bu dönem için faydalı olamayacağımı söyledim. Ben kimseyi bekletmedim. Kardeşim 2 senedir tedavi görüyor. Yılbaşından 2 gün sonra bir anda ambulansla hastaneye kaldırdık. Yoğun bakıma aldılar. Hayati tehlikesi vardı. Apar topar geldim zaten. Kimseye de hesap verecek değilim” dedi.
Source: Fadıl Aslan