“Kültürel Etkinlikler – Müzik, Dizi ve Kültürel Zenginlikler”

Aurora Küçükçiftlik Park”ta: Türkçe övgüsü, Filistin mesajı

Epifoni organizasyonuyla düzenlenen gecenin açılışını Amelia yaptı, ardından sahneye ülkemizin popüler isimlerinden Aleyna Tilki sahneye çıktı. Tilki, Yavuz Çetin’in sevilen şarkısı “Yaşamak İstemem”in de arasında olduğu, rock müzik esintilerinin estiği bir listeyle izleyicilerinin karşısındaydı. Tilki, Küçükçiftlik’te bulunan hayranlarına bir sürpriz yaparak yakında çıkacak “Kırların” albümünden “Bitti” isimli şarkısını sahnede ilk kez seslendirdi. ‘ŞAFAK TANRIÇASI’ Tilki’den sonra gecenin en çok beklenen ismi Aurora, sempatik tavırlarıyla ve sahnedeki dopdolu enerjisiyle hayranlarının huzurundaydı. Homeros’un İlyada’sında, Ovid’in Kahramanları’nda, Virgil’in Aeneid’inde, Shakespeare’in Romeo ve Juliet’inde sıkça karşımıza çıkan Aurora, “şafak tanrıçası” olarak Roma mitolojisinde her sabah kendini yeniler ve gökyüzünde uçarak Güneş’in gelişini haber verir. Büyüleyici sesiyle Aurora, “tanrıça” sıfatını hak edercesine, sahnede her şarkıda kendini yeniledi, güçlü vokali, teatral sahne diliyle izleyiciye deyim yerindeyse unutulmaz bir gece yaşattı. Aurora’nın en dikkat çeken özelliği dinleyicisiyle sık sık sıcak diyaloglar kurmasıydı. Sanatçı, hayranlarının verdiği hediyeler karşısında duyduğu memnuniyeti de hiç saklamadı. Kendisini biseksüel olarak tanımlayan sanatçı, LGBTİ+ bayrağı açtı, “Filistin’e özgürlük” dedi. “Through the Eyes of a Child” adlı şarkısını Filistinli, Sudanlı, Kongolu, Suriyeli ve Lübnanlı çocuklar için söyledi. EN SEVDİKLERİ ‘GURBET’ VE ‘KADINIM’ Aurora, dinleyicilerine Türkçe, “teşekkür etti”. Türkçeye olan ilgisini ve müziğe duyduğu bağlılığını da şu sözlerle dile getirdi: “Türkçe çok güzel bir dil ve çok seviyorum. Birçok Türkçe şarkı biliyorum. Bazıları sizin için eski olabilir ama benim için çok yeniler. Mesela ‘Gurbet’i -Özdemir Erdoğan’dan- çok seviyorum. Tüylerimi diken diken eden birçok Türkçe şarkı var. ‘Kadınım’ (Tanju Okan) bunlardan biri. Sözlerini tam anlamasam da ne kadar hüzünlü bir şarkı olduğunu hissedebiliyorum.”

Source: Mehmet S. Aman


‘Aile Saadeti’nde eski Türk filmlerindeki samimiyet var

Ünlü oyuncu Fatih Al, atv”nin sevilen dizisi “Aile Saadeti” ile izleyiciyle buluşuyor. Al, üç akraba ailenin bir evde buluşmasıyla gelişen olayları hem hüzünlü hem de komik bir dille anlatan dizide Harun karakteriyle ekrana geliyor. İşadamı Harun, lüks tutkunu eşine ve sosyal medya düşkünü kızına ders vermek için tüm imkanlarından vazgeçiyor. “Aslında Harun ailesine ders vermek için kendisi hayatının dersini alıyor” diyen Fatih Al ile bir araya geldik. Oyunculuğa dair samimi açıklamalar yapan Al ile aile ilişkilerine dair duygusal ve eğlenceli hikayeyi ekrana yansıtan diziyi, müzik çalışmalarını konuştuk. “Aile Saadeti” ekranların en keyifli dizilerinden. Hem hüzün hem kahkaha bir arada. Güldürürken hüzünlendiriyor musunuz? Hüzünlendirelim diye özellikle çabalamıyoruz. Fakat yine de hüzünlenen oluyorsa; gündelik hayatımızda artık pek rastlayamadığımız o halleri, o samimiyeti, o eğlenceyi, öyle dayanışmayı özledikleri için olabilir. AİLE OLMAK ÖĞRETİLMEZ Senaryoyu okuduğunuzda size ilk ne çağrıştırdı? Eski Türk filmlerini, erken dönem TV dizilerini, o filmlerde ve dizilerde hayran olduğumuz gönülden alışverişi hatırlattı. 3 akraba aile aynı çatı altında. Birbirinden farklı bu kadar çok kişinin anlaşması zor mu? Günümüzde zor. Hepimiz birbirimizden olabildiğince uzak ve yalnız, olsa olsa bir çekirdek ailenin içinde saklanır haldeyiz. Kalabalık ev ahalisinden, komşudan, mahalleliden, fellik fellik kaçıyoruz. Başkasına tahammülümüz çok az. Bazen kendimize bile yok. Hayatının her alanında lüksü tercih eden bir eş… Sosyal medya düşkünü genç bir kız… Baba olarak vermek istediği ders işe yaradı mı? “Harun”, başkasına ders vereyim derken, asıl kendi ders aldı. Evet, aile fertlerinin farklı eğilimleri onun özlediği aile hayatının yaşanmasına engeldi. Fakat galiba “Harun” da babalığı ve kocalığı beceremedi. O da bunları olmayı öğrendiği bir süreç yaşamaya başladı. Böyle bir dersle aile kavramını yeniden kazanabilirler mi? Aile olmak veya olamamak bir ders konusu değil, bence. “Harun”un bu noktada yanıldığını düşünüyorum. Aile olmak öğretilmez. Öğretilemez. Kimin nerede ve nasıl duracağı, ne yapacağı tarif edilerek, yapılanları ödüllendirip, yapılmayanları cezalandırarak aile olunmaz. Zaten orada, zaten bir arada olunarak ve bazen kan bağına bile ihtiyaç duymadan olunur aile. Siz olsanız imkanlarınızdan vazgeçer miydiniz? Ben “Harun” kadar imkan sahibi olmak istemem. Neden sahip olduğumu ve nasıl kullanacağımı bilmediğim bir varlık sırtımda yük olur. Duygu ve düşünce, dünyamda fazladan yer kaplar. Bu yüzden, o varlığın peşinde koşarken ve hep daha fazla, daha da fazla varlığı edinirken, sonunda sitem ettiği ailesini asıl ihmal eden “Harun”. ÇOK EĞLENİYORUZ Kalabalık bir kadro var. Kamera arkası nasıl geçiyor? Çok eğleniyorum. Mesela tiyatroda, kulisinde eğlenmediğim oyunu sahnede oynarken de eğlenemem. Mesaiye dönüşür. Bu, kamera karşısında daha sık yaşadığım bir durum. Fakat bu set özelinde söylersem, kamera kayda geçmeden önce attığımız kahkahalar sayesinde galiba, oynarken kendimi çok rahat ve belki olduğumdan daha yaratıcı ve üretken hissedebiliyorum. Bunu söylerken, eğlenceden kısmayan, kahkahadan taviz vermeyen Selçuk Aydemir Hocama da teşekkürü borç bilirim. Kalabalık aile sever misiniz? Aile gibi hissettiğim her kalabalığı severim. Sosyal medyada kullanıcı adınız Deli gemisi. Neden? Vaktiyle Avrupa şehirleri delilerini bir tekneye (bazen sala) doldurup nehirlere salarlarmış. Bu tekneler belki başka bir şehre, belki açık denize varana dek yol alırlarmış. Bu teknelere bindirilenler sadece zihinsel açmazları olanlar değil, hem de o dönemin tutucu ahlakının kabul göstermediği insanlardır. Defedilenlerdir yani. Ben onları etrafımda ve oynadığım rollerle içimde toplamayı seviyorum. Onları toplayan, onlarla açık denizde kaybolanım. MÜZİK, DERDİMİ ANLATMAK İÇİN PAHA BİÇİLMEZ BİR YOL Gitar çalıyorsunuz. Kendi yazıp bestelediğiniz şarkılarınız var, sahne deneyiminiz oldu mu hiç? Eh. Küçük birkaç sahne deneyimim oldu tabii. Fakat ben bir program dahilinde çalıp söylemekten ziyade, o sırada çalıp söylemek istediğim şarkıyla devam eden arkadaş ve aile meclislerini tercih ediyorum. Ne zamandır şarkı yazıyorsunuz? Bir albümde toplamayı düşündünüz mü? 17 yaşımda çocuk oyunları için şarkılar yaparak başladım. Gitar çalmayı da bunun için öğrendim zaten. Sonra gerisi geldi. Bir derdimi, bir hissimi, düşüncemi, arzumu anlatmak için paha biçilmez bir yol. Tavsiye ve teşvik edenler olsa da henüz albüm ihtiyacı duymadım. Zaten türlü mecralara uluorta koyuyorum şarkılarımı. İsteyen dinler, isteyen eşlik eder. SÜSÜMÜZE PÜSÜMÜZE ALDANMAYIN, AĞIR İŞÇİYİZ BİZ “Oyunculuk dediğin süslü püslü hamallık” demişsiniz, bunu biraz açar mısınız? Bazen, mesleği oyunculuk olmayıp o gün sette bulunan veya dışarıda durup bize şahit olan insanlar mesaiden sonra yanıma gelip işimizin “meğer” ne kadar zor olduğunu, beş dakikalık sahne için bir, bir buçuk, bazen iki saattir ne badireler atlattığımızı görünce çok şaşırdıklarını söylerler. Dışarıdaki “burnu havada” hallerimize hiç benzemediğimizin de altını çizenler olur. O zaman anlarlar ki, havasını attığımız şeyin hem de ağır işçisiyizdir. Bu televizyonda, sinemada ve tiyatroda böyledir. Süsümüze püsümüze, havamıza aldanmayın.

Source: Merve Yurtyapan


Milyonlarca kişi aynı soyadını taşıyor! Ülke ülke en popüler soyadları

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca insanın taşıdığı soyadları, hem kültürel hem de tarihsel izler taşıyor. Ülkelerin en çok kullanılan soyadları, kimi zaman ortak atalara, kimi zaman mesleklere veya coğrafi kökenlere işaret ediyor. Peki Türkiye’de ve dünyada en sık rastlanan soyadları neler? TÜRKİYE’DE EN YAYGIN SOYADI: YILMAZ TÜİK verilerine göre Türkiye’de 1 milyon 174 bin 516 kişi “Yılmaz” soyadını taşıyor. “Kaya”, “Demir”, “Çelik” ve “Yıldız” ise Türkiye’de en çok kullanılan ilk beş soyadı arasında yer alıyor. Listede ayrıca “Şahin”, “Yıldırım”, “Öztürk”, “Aydın” ve “Özdemir” gibi güçlü anlamlar taşıyan soyadları da öne çıkıyor. DÜNYADA ÖNE ÇIKAN SOYADLAR Çin: Nüfusun yaklaşık yüzde 7’si Wang soyadını taşıyor. “Li” ve “Zhang” da ilk sıralarda yer alıyor. Vietnam: Ülke nüfusunun üçte birinden fazlası Nguyễn soyadını kullanıyor. Kore: En yaygın üç soyadı Kim, Lee (İ) ve Park; bu üçü toplam nüfusun yarısını oluşturuyor. ABD ve İngiltere: “Smith” her iki ülkede de en çok rastlanan soyadı. Almanya ve İsviçre: “Müller” soyadı öne çıkıyor. İspanya: “García” ilk sırada yer alırken; Portekiz ve Brezilya’da “Silva” zirvede bulunuyor. Rusya : “Ivanov” en çok kullanılan soyadı olarak dikkat çekiyor. Pakistan ve Katar: “Khan” soyadı yaygın olarak kullanılıyor. SOYADLARI NEYİ ANLATIYOR? Soyadları, sadece bir kimlik bilgisi olmanın ötesinde, tarih ve kültürün izlerini taşıyor. Örneğin Batı’da “Smith” (demirci) veya “Müller” (değirmenci) gibi soyadları mesleklere işaret ederken; Asya’da “Nguyễn” ve “Kim” gibi soyadları eski hanedanlardan gelen güçlü tarihsel bağları temsil ediyor. Türkiye’de ise “Yılmaz”, “Demir”, “Çelik” gibi soyadları, toplumsal olarak cesaret, güç ve dayanıklılığı simgeliyor.

Source: Haber Merkezi


Dünyanın renkleri Denizli’de buluştu

Denizli, bu yıl 19.’su düzenlenen Uluslararası Halk Dansları Festivali ile adeta dünya kültürlerinin buluşma noktası oldu. İlk kez 19 ülkeden 23 ekibin katıldığı ve Denizli Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Halk Dansları Festivali, kortej yürüyüşüyle başladı. Etkinlik öncesinde, Denizli Valiliği önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Kortej yürüyüşü, Denizli Valiliği önünden başlayarak Denizli Büyükşehir Belediyesi önüne kadar devam etti. Renkli görüntülere sahne olan korteje Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, Başkanvekili Ali Marım, CHP Denizli İl Başkanı Ali Osman Horzum, Acıpayam Belediye Başkanı Levent Yıldırım, Bozkurt Belediye Başkanı Birsen Çelik, Buldan Belediye Başkanı Mehmet Ali Orpak, Güney Belediye Başkanı Mehmet Ali Eraydın, Kosova Shtime Belediye Başkanı Qemajl Aliu, çok sayıda davetli ve festivale katılan ülkelerin dansçıları katıldı. Kortejde, 19 farklı ülkeden gelen halk dansları ekipleri ülkelerine özgü danslarını sergilerken, vatandaşlar da bu renkli anları cep telefonlarıyla kaydetti. Müzik ve danslarla devam eden coşkulu yürüyüş, Denizli Büyükşehir Belediyesi önünde sona erdi. BARIŞ VE KARDEŞLİĞİN ŞEHRİ DENİZLİ Yürüyüşün ardından konuşan Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Bülent Nuri Çavuşoğlu, böylesine önemli bir festivale ev sahipliği yapmaktan duydukları memnuniyeti dile getirdi. Başkan Çavuşoğlu, Bugün burada dünyanın her rengini bir araya getirmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Denizli olarak sevgi, barış ve kardeşliğin şehri olmaktan gurur duyuyoruz. Bugün aramızda 19 farklı ülkeden, 3’ü Türkiye’den olmak üzere toplam 23 ekip var. Bu festivalin bugüne kadar ulaştığı en yüksek katılım sayısıdır. Daha önce bu sayı en fazla 12 idi. Farklı kültürleri bir araya getiren bu güzel organizasyonun büyüyerek devam etmesini diliyoruz dedi. “YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ” Konuşmasında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de anan Başkan Çavuşoğlu, Bu güzel coğrafyayı bizlere armağan eden, “Yurtta barış, dünyada barış” diyen Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e şükranlarımızı sunuyoruz ifadelerini kullandı. Programın sonunda Başkan Çavuşoğlu, festivale katılan ülkelerin temsilcilerini Büyükşehir Belediye Meclis Salonu’nda ağırladı. FESTİVAL PROGRAMI Pazartesi – 14 Temmuz 2025 • Çivril – 20:45: Meksika, Moldova, Hırvatistan, Karadağ, Azerbaycan, Romanya • Baklan – 21:30: Meksika, Moldova, Hırvatistan, Karadağ, Azerbaycan, Romanya • Acıpayam – 20:45: Portoriko, Slovakya, Makedonya 1, Gürcistan, Makedonya 2, Rusya • Sarayköy – 21:30: Portoriko, Slovakya, Makedonya 1, Gürcistan, Makedonya 2, Rusya • Çınar – 20:30: DBB Mardin, Slovakya, Bosna Hersek, Meksika, Osetya, Kuz. Uşakları • Adalet – 21:30: DBB Mardin, Slovakya, Bosna Hersek, Osetya, Mısır, Kuz. Uşakları • Sevindik – 21:30: DBB Eskişehir, Kosova, Çek Cumhuriyeti, Polonya, Makedonya 2, KKTC Çarşamba – 16 Temmuz 2025 • Bekilli – 20:45: Makedonya 1, Karadağ, Moldova, KKTC, Portoriko, Kütahya, Polonya, Gürcistan • Çal – 21:30: Makedonya 1, Karadağ, Moldova, KKTC, Portoriko, Kütahya, Polonya, Gürcistan • Güney – 20:45: Azerbaycan, Mısır, Bosna Hersek, Slovakya, Kuz. Uşakları, Romanya • Buldan – 21:45: Azerbaycan, Mısır, Bosna Hersek, Slovakya, Kuz. Uşakları, Romanya • Çınar – 20:30: DBB Artvin Yıldız, Romanya, Kosova, Makedonya 2, Rusya, Osetya • Amfi Park – 21:30: DBB Tokat, Romanya, Meksika, Makedonya 2, Rusya, Kosova, Osetya Perşembe – 17 Temmuz 2025 • Beyağaç – 21:00: Karadağ, Slovakya, Portoriko, Makedonya 2, Azerbaycan • Çameli – 21:00: Kosova, Çekya, Çek Cumhuriyeti, Kuz. Uşakları, Mısır Cuma – 18 Temmuz 2025 • Kale – 20:45: Kale MŞA Lisesi, Polonya, Kosova, Rusya, Gürcistan • Tavas – 21:30: Tavas Belski, Karadağ, Portoriko, Romanya, Slovakya, Gürcistan • Honaz – 20:45: Meksika, Bulgaristan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Romanya, Makedonya 1 • İncilipınar – 21:30: Meksika, Bulgaristan, Bosna Hersek, Hırvatistan, Romanya, Makedonya 1 • Çardak – 20:45: Meksika, Hırvatistan, Moldova, KKTC, Makedonya 1, Azerbaycan • Bağbaşı – 21:30: DBB Artvin, Hırvatistan, Romanya, Makedonya 1, Moldova, Gürcistan, Polonya • Sarayköy – 21:30: Kuz. Uşakları, Romanya, Bosna Hersek, KKTC, Makedonya 1, Mısır • Yenişehir Zafer İlkokulu – 21:00: DBB Kışla, Hırvatistan, Slovakya, Bulgaristan, Portoriko, Osetya Cumartesi – 19 Temmuz 2025 • GALA GECESİ – 21:00 / Özay Gönlüm Salonu

Source: İzmi̇r / Cumhuriyet


Kadir Ezildi'nin görkemli düğününde adeta altın yağdı

“Temizlik Avcıları” ve “En Hamarat Benim” programlarıyla tanınan sunucu Kadir Ezildi, geçtiğimiz aylarda Erzurum ve İstanbul”da gerçekleştirdiği iki ayrı nişan töreninin ardından, Gamze Türkmen ile dünyaevine girdi. SADE NİKAH, IŞILTILI DÜĞÜN Ezildi ve Türkmen çifti, 5 Mayıs 2025 Pazartesi günü Maltepe”de gerçekleşen sade bir nikah töreniyle resmi olarak evlendi. Ancak çift, evliliklerini kutlamak için önceki akşam oldukça görkemli bir düğünle dostlarını ağırladı. Gecede eğlence doruktaydı; Ezildi ve Türkmen”in karşılıklı göbek attığı anlar sosyal medyada büyük ilgi gördü. DÜĞÜN DEĞİL, ADETA ALTIN TÖRENİ Geceye damgasını vuran detay ise takı merasimi oldu. Ezildi”nin yakın çevresinden edinilen bilgilere göre takı töreni tam iki buçuk saat sürdü. Düğün sırasında uzun kuyruklar oluşturan davetliler, Ezildi ve Türkmen çiftine hediyelerini takdim etti. Gecenin sonunda sahneye bile zor çıktığını söyleyen Ezildi, “Düğünümü hatırlamıyorum, takı töreninden ibaretti. Ama pişman değilim,” ifadelerini kullandı. ALTIN YAĞMURU SOSYAL MEDYADA YANKILANDI Düğünün ardından Ezildi, sosyal medya hesabından takılan altınları da paylaştı. Görseller büyük ilgi toplarken, iddialara göre düğünde 15 milyon TL”ye yakın ziynet takıldı. Nişan hazırlıkları için yaklaşık 500 bin TL harcadığını daha önce açıklayan Ezildi, bu kez düğünüyle adeta magazin gündemine damga vurdu.

Source: Haberler


Malazgirt Savaş alanının tespitine yönelik çalışmalarda yaklaşık 200 metal obje bulundu

Türklere Anadolu”nun kapılarını açan Malazgirt Savaşı”nın yapıldığı alanın tespiti amacıyla yürütülen çalışmaların bu yılki etabında yaklaşık 200 metal obje bulundu.

Kültür ve Turizm Bakanlığının desteği, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Muş Alparslan Üniversitesi işbirliğiyle 2020″de başlatılan “Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” altıncı yılında devam ediyor.

Büyük Selçuklu Devleti”nin hükümdarı Sultan Muhammed Alparslan”ın, tarihin en büyük zaferlerinden birini kazandığı Malazgirt ilçesinde, 12 üniversiteden bir araya gelen 40 uzman, 1071″deki savaşın yapıldığı alanı tespit etmek için 1 Temmuz”da çalışmalara başladı.

İlçeye 7 kilometre uzaklıktaki Sabuntepe ve Aytaç Düzlüğü arasındaki bölgede yüzey araştırması yapan uzmanlar, 200″e yakın ok ucu, sikke, yüzük, nal çivisi, mühür ve savaşa ait metal obje buldu.

Bu buluntuların önemli bir kısmının Malazgirt Savaşı”na ait olduğu değerlendiriliyor.

Projenin bilimsel danışmanı olan Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Çevik, AA muhabirine, “Malazgirt Savaş Alanının Tespiti, Tarihi ve Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi” çalışmalarına devam ettiklerini söyledi.

Bu yıl 1 Temmuz”da araştırmalara başladıklarını anlatan Çevik, şöyle konuştu:

“Tarihimizin en önemli aşamalarından birini teşkil eden ve Anadolu”nun Türk yurdu olma sürecini başlatan Malazgirt Savaşı”nı yerinde tespit etmeye çalışıyoruz. İnterdisipliner bir bakış açısıyla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Projenin 6. yılında, 150 kilometrelik geniş bir alanda savaşın geçtiğini düşündüğümüz istikamette sahayı daraltarak hem jeofizik uygulamalar hem de alana ilişkin farklı yöntemlerle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Temmuz etabında daha çok savaşın doğrudan geçtiği alanda savaşa ait objelere dönük bir çalışma yürütüyoruz. 1700 metre yüksekliğinde platoya hakim Sabuntepe”nin savaşın önemli noktalarından biri olduğunu düşünüyoruz.”

“Ok uçlarının niteliği bizim için çok önemli”

Savaşın öğleden önceki çatışmalarının cereyan ettiğini düşündükleri istikamette daha önce yaptıkları simülasyonlara uygun olarak sahada sörvey ve sondaj kazısı yöntemiyle çalıştıklarını belirten Çevik, şu bilgileri verdi:

“Bu etapta beklediğimiz gibi yoğun buluntuyla karşılaşıyoruz. Bu da doğru alanda, doğru yöntemle çalıştığımızı göstermesi açısından değerli. Bu etapta yaklaşık 200 metal obje ele geçti. Bunların içinde ok ucu, sikke, yüzük ve çeşitli metal objeler var. Bunların çoğunun doğrudan savaşa ilişkin olduğunu düşünüyoruz. Farklı ebat ve işlevde ok uçları buluyoruz. Bu bölgede hangi birliklerin çarpıştığını görmemiz açısından da ok uçlarının niteliği bizim için çok önemli. Bunları yerinde işliyoruz. Koordinat ve fotoğrafıyla veri bankamıza yüklüyoruz.

Bilimsel anlamda buluntuları belgeliyoruz, görüntülüyoruz ve raporluyoruz. Daha sonra bunların temizlikleri yapılıyor, işleniyor ve envantere kaydediliyor. Bu buluntuları daha sonra müzeye teslim ediyoruz. Bu yılki çalışmalarımız son derece verimli geçiyor. 6. yılında savaşın geçtiği alanı noktasal olarak belirlemeye dönük araştırmada artık yüzde 70″lere yaklaştık. Savaşın bizim açımızdan hangi aşamalarda, nerede cereyan ettiği büyük oranda belli. Çalışmalar bu çerçevede hızlı ve verimli bir şekilde devam ediyor.”

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Source:


Buca’nın Kent Belleği Sergisi kapılarını açmak için gün sayıyor

Buca Belediyesi, ilçenin kültürel mirasına sahip çıkmak amacıyla Kent Belleği Sergisi’ni hizmete açmaya hazırlanıyor. Halk arasında Pembe Köşk olarak bilinen tarihi Hacı Davut Fargoh Köşkü’nün giriş katında yer alan sergi, ilçenin geçmişine ışık tutan birbirinden değerli eserleri ve belgeleri bir araya getiriyor. “KENTSEL HAFIZAYI KORUYORUZ” Kent Belleği Sergisi ile geçmişe dair hatıralara sahip çıkarak toplumsal birlikteliğin inşasına önemli bir katkı sunacaklarını ifade eden Buca Belediye Başkanı Görkem Duman, “Değerli vatandaşlarımızın katkılarıyla Buca için önemli bir çalışmaya imza atıyoruz. Kentsel hafızanın korunması yönünde yapılan bu çalışmayı oldukça kıymetli buluyoruz. Kentimizin geçmişini günümüze taşıyan değerli büyüklerim başta olmak üzere bu sergide emeği geçen tüm Bucalılara teşekkür ediyorum” diye konuştu. SERGİDE NELER VAR? Buca Kent Belleği Sergisi, çeşitli odalardan oluşuyor. Bu odalar, Buca’nın tarihi demiryolu hattı ve hipodrom geçmişini anlatan devlet demiryolları odası, Buca tarihi odası, ilçenin köyleri ve zanaatkârlarını anlatan kırsal oda, Levanten kültürü yaşam alanı ve Buca’nın eski görüntülerinin sunulduğu sinevizyon odası olarak yer alıyor. Sergide, Buca’nın geçmişten bugüne geçirdiği dönüşümü anlatan fotoğraflar, Buca’ya ve Buca’daki yaşama dair her türlü materyal, geçmiş dönemde tarımda, hayvancılıkta, gündelik yaşamda kullanılan araç ve gereçler, dönem kıyafetleri, kartpostal, mektup, harita, çizim, resim gibi pek çok yazılı ve görsel belge bulunuyor.

Source: İzmi̇r / Cumhuriyet