Küresel Politika Gündemi – Krizler, Tehditler ve Diplomasi

Dünyayı gezdi hâlâ doymadı

Ekonomik kriz altında ezilen Türkiye’de en az 20 milyon kişi sosyal yardıma muhtaçken yurt dışı gezilerinden taviz vermeyen Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, geçen ay iki seyahat daha gerçekleştirdi.

ABD’DE KADEM İFTARI

9 Mart’ta ABD’ye gitti, Türkevi’nde Kadınlarda Bağımlılık ve İyileşme Süreçleri Forumu, BM Kadının Statüsü Komisyonu Oturumu ve KADEM iftarına katıldı, 15 Mart’ta döndü. Ramazan Bayramı arifesine denk gelen 29 Mart günü ise Türkmenistan’a gidip Barış ve Güven Yılı etkinliklerine katıldı.

YURT DIŞINDA 86 GÜN

Haziran 2023’te koltuğa oturan Göktaş, 2023’ün ikinci yarısında dokuz ülke gezdi. 2024 yılında 16 ülkeye ziyarette bulundu. 2025 yılının ilk üç ayında dört ayrı ülkeye gitti. Böylece toplamda 20 ayda 29 ülkeyi ziyaret etti, 86 gün yurt dışında kaldı.

ERDOĞAN’A DA EŞLİK ETTİ

Bu ziyaretler Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın 2024 ve 2023 yıllarına ilişkin faaliyet raporunda da sıralandı. Göktaş, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın da bazı gezilerine katıldı.

ABD gezilerine doyamadı Dört kez gitti, 23 gün kaldı

Devlet imkanlarıyla kıtaları aşan Bakan Göktaş’ın son üç yılda gittiği ülkeler şunlar:2023: Cezayir (17-19 Haziran), Bosna Hersek (10-11 Temmuz), Hindistan (2-4 Ağustos), Macaristan (14-15 Eylül), ABD (18-22 Eylül), Azerbaycan (18-19 Eylül), İsviçre (11-16 Aralık), Cezayir (21 Kasım), Macaristan (18 Aralık).

2024: Katar (5-8 Şubat), Mısır (13-15 Şubat), ABD (9-16 Mart), Özbekistan (13-14 Mayıs), Belçika (24-26 Mayıs), Avusturya (28-29 Mayıs), İspanya (13-14 Haziran), Cezayir (23-25 Haziran), Senegal (10-12 Temmuz), Moğolistan (22-24 Ağustos), ABD (21-27 Eylül), Brezilya (11-13 Ekim), İsviçre (20-21 Ekim), Katar (29-31 Ekim), Macaristan (14 Kasım), BAE (26-27 Kasım).

2025: Kıbrıs (15 Ocak), Fransa (14-15 Şubat), ABD (9-15 Mart), Türkmenistan (29 Mart).

Source: Deniz Ayhan


Avrupa bunu bekliyordu! Türkiye”nin kapısını çaldılar…Erdoğan gidiyor

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu ay içinde İtalya’ya gerçekleştireceği ziyaret, hem Türkiye-İtalya ilişkileri hem de Avrupa’nın güvenliği açısından kritik bir öneme sahip. Ziyaret, bölgedeki gelişmeler ışığında iki ülke arasındaki iş birliğini güçlendirme ve ortak güvenlik stratejileri geliştirme fırsatı sunuyor.”AVRUPA”NIN GÜVENLİĞİ TÜRKİYE”SİZ DÜŞÜNÜLEMEZ”Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 17 Nisan’da düzenlenmesi planlanan Türkiye-İtalya 4. Hükûmetler Arası Zirve Toplantısı’na katılmak üzere İtalya’ya gidiyor. Ziyaret kapsamında İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ile bir araya gelecek olan Erdoğan’ın bu temasları, iki ülke ilişkileri açısından büyük önem taşıyor. Aynı zamanda, Avrupa Birliği’nde (AB) son dönemde sıkça dile getirilen “Avrupa’nın güvenliği Türkiyesiz düşünülemez” söylemlerinin ardından gerçekleşmesi, ziyarete ayrı bir anlam katıyor.Göreve geldiğinden bu yana Türkiye ile ilişkileri üst düzeyde tutmaya özen gösteren Başbakan Meloni, iki ülke arasında şu anda 32 milyar dolar seviyesinde olan ticaret hacmini daha da artırmayı amaçlıyor. Öte yandan Meloni’nin, görüşmelerde AB’nin taleplerini gündeme getireceği ve Erdoğan’dan Türkiye’nin Avrupa güvenliğine daha fazla katkı sağlamasını isteyebileceği belirtiliyor. Bu ziyaret, Türkiye-İtalya iş birliğinin yanı sıra Türkiye-AB ilişkilerinde de yeni bir sayfa açma potansiyeli taşıyor.TOBB YOLU DÖŞÜYORÖte yandan, Türkiye Odalar veBorsalar Birliği (TOBB) tarafından iş dünyasına gönderdiği yazıda, İtalya’daki zirvenin hazırlıklarında kullanılmak üzere, İtalya ile ticari ve ekonomik ilişkilerin arttırılmasına yönelik iş birliği imkânları, öncelik verilecek sektörler, ticaretin geliştirilmesi için öneriler, ikili ilişkilerde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri gibi konulara ilişkin görüş talep edildi.İŞ ADAMLARI BULUŞUYORÖte yandan, İtalya’nın Ankara Büyükelçiliği, 7 Nisan’da “İtalya ile Türkiye buluşuyor” başlıklı bir etkinlikle İtalyan ve Türk firmaları buluşturacak. Etkinliğin, Türkiye ve İtalya’daki iş ortamına dair kapsamlı bir genel bakış sunacağı, her iki ülkedeki pazar eğilimleri hakkında bilgiler vereceği, İtalya ve Türkiye’den konuşmacıların ve Türk ve İtalyan iş derneklerinden temsilcilerin İtalya-Türkiye ticaret ilişkileri ve iş fırsatları hakkında bilgiler sunacakları belirtildi.SAVUNMA VE ENERJİCumhurbaşkanı Erdoğan ile Başbakan Meloni, 9 Ocak’ta bir telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Görüşmede, Türkiye ile İtalya ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alınmıştı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, Türkiye ile İtalya’nın 2024 yılında 32 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine ulaştığını, ticaret ve yatırım ilişkilerini geliştirerek bu rakamın yukarılara çekilebileceğini, Türkiye’nin İtalya ile savunma sanayi ve enerji başta olmak üzere birçok alanda iş birliğini artırma anlayışında olduğunu belirtmişti.

Source: Özgürbayrak


İran”dan Trump”ı çıldırtacak nükleer tehdit

İran lideri Ayetullah Ali Hamaney”in danışmanı ve eski Meclis Başkanı Ali Laricani, devlet televizyonunda katıldığı bir programda değerlendirmelerde bulundu.ABD”nin ülkesine yönelik tehditlerine değinen Laricani, İran”ın nükleer silah üretme kapasitesine sahip olduğunu ancak Hamaney”in kitle imha silahlarıyla ilgili fetvası doğrultusunda nükleer silah üretmeye yönelmediklerini anlattı.ABD Ulusal İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard”ın kısa süre önce yaptığı ve İran”ın nükleer silah üretmediğine dair istihbaratların geçerli olduğunu belirttiği konuşmasına işaret eden Laricani, “Hem fetvamızın olduğunu hem Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı”nın denetimleri altında faaliyet yürüttüğümüzü hem de silaha yönelmediğimizi söylüyoruz ancak bir hata yaparsanız İran”ı bu yöne mecbur edeceksiniz” dedi.ABD”ye hitap eden Laricani, “İran bunu yapmak istemiyor ancak siz baskı yaparsanız halk ülkenin güvenliği için bunu (nükleer silah) yapmamız için baskı oluşturacaktır. Söylediğimiz gibi Ajans, sonsuza kadar bu denetimlerini sürdürebilir bununla ilgili sorunumuz yok fakat kendiniz veya İsrail tarafından bombalama yoluna giderseniz İran”ı başka türlü kararlar almaya mecbur etmiş olursunuz. Bu da sizin çıkarına olmaz. O yüzden tutumunuzu değiştirin” ifadelerini kullandı.TRUMP”IN İRAN”A MÜZAKERE ÇAĞRISI VE TEHDİTLERİABD Başkanı Trump, 7 Mart”ta İran lideri Ayetullah Ali Hamaney”e hem tehdit hem de müzakere çağrısında bulunan bir mektup yazdığını duyurmuştu.Hamaney de ABD”nin müzakere talebiyle sorunları çözmek değil, kendi taleplerini dayatmak ve tahakküm kurmak istediğini belirterek, İran”ın bunu kabul etmeyeceğini söylemişti.Mektup günler sonra Birleşik Arap Emirlikleri tarafından İran”a teslim edilmiş ve İran da 27 Mart”ta Umman üzerinden mektuba cevabını ilettiğini açıklamıştı.İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, Trump”ın tehditlerini sürdürdüğü müddetçe ABD ile doğrudan görüşme yapmayacaklarını açıklamış ve aracılar üzerinden dolaylı görüşmelere hazır olduklarını söylemişti. Erakçi, müzakereleri Trump”ın talep ettiğinin aksine yalnızca nükleer konuda yapacaklarını ve ülkesinin savunma kapasitesi konusunun müzakereye kapalı olduğunu belirtmişti.Trump, dün ülke medyasına yaptığı açıklamada, ABD ile anlaşmaya varmaması halinde İran”ı “daha önce hiç görmedikleri şekilde bombalayacakları” tehdidini savurmuştu.İran lideri Hamaney de Trump”ın saldırı tehditlerini hayata geçirmesine ihtimal vermediklerini ancak herhangi bir saldırıya güçlü karşılık vereceklerini söylemişti.Hamaney, 2000″li yılların başında fetva çıkararak kitle imha silahlarının üretilmesini veya kullanılmasını yasaklamıştı.

Source: Özgürbayrak


Trump doğruladı! İlk yurtdışı ziyaretini Suudi Arabistan”a yapacak

ABD Başkanı Donald Trump, ikinci dönemindeki ilk yurtdışı ziyaretinin Suudi Arabistan’a olacağını doğruladı. Ziyaretin Katar ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni de kapsayabileceğini söyledi. “Gelecek ay olabilir, belki biraz sonra. Ayrıca Katar”a ve muhtemelen birkaç ülkeye daha gideceğiz. BAE de çok önemli. Bu yüzden muhtemelen BAE ve Katar”a da uğrayacağız” dedi. “Orta Doğu ile çok iyi bir ilişkim var” Suudi Arabistan’a öncelik verilmesine dair ise, “Orta Doğu ile çok iyi bir ilişkim var” açıklamasını yaptı. Trump, Suudi Arabistan’ın Amerikan şirketlerine yaklaşık 1 trilyon dolarlık yatırım yapmayı taahhüt ettiğini ifade ederek, “Bu da benim için iş fırsatları demek” dedi.
ABD medyasında yer alan haberlere göre, Trump’ın yurtdışı turuna Mayıs ayı ortasında başlaması bekleniyor.

Source: Dünya Gazetesi


ASELSAN”ın VURAL”ı Rumları kör etti

ASELSAN tarafından üretilen Radar Elektronik Destek (ES) Elektronik Saldırı Sistemi (EA) VURAL”ın Rum Milli Muhafız Ordusu”nu (RMMO) “Kör ettiği ve iletişimlerini kestiği” yönünde haber yapan Güney Kıbrıs Rum Kesimi basını konuyu manşetlere taşıdı.Simerini gazetesi Yannos Charalambides imzası taşıyan haberde, “İleri teknoloji ve elektronik harp konularında uzman” diye nitelenen VURAL radarının, 500 km menzile sahip TRS-22XX sabit radarla bağlantılı ES/EA mobil radardan oluştuğunu ve her ikisinin üssünün de Beşparmak Dağı zirvesinde (888 tepesi) bulunduğu belirtildi. Haberde Mavi Vatan”a vurgu yapılarak şu ifadelere yer verildi: “Toplamda 4 adet VURAL bulunuyor ve hepsi Türk malı ve üretimi. Bunlardan biri geçen yıldan (2024) bu yana Kıbrıs”ta bulunuyor ve Türkiye”nin jeopolitik olarak yatırım yaptığı, Mavi Vatan”ın mantıksal ve pratik hayata geçirilmesinin yanı sıra elektronik harp sorunları yaşayan Rum Milli Muhafız Güçleri”nin etkisizleştirilmesine yönelik.”2022″DE ENVANTERE GİRDİSistemin Libya ve Suriye”de de denendiğini belirtilen haberde, sistemin kurulu olduğu noktaların gösterildiği uydu haritasına da yer verdi. 2022″de TSK”nın envanterine giren VURAL Radar Sistemi, düşman radarlarının aldatılmasında etkin bir rol oynuyor.

Source: Www.star.com.tr


Hamas: Savaş suçlusu Netanyahu hükümeti vahşi savaşını sürdürüyor

Gazze Şeridi”nde 19 Ocak”ta yürürlüğe giren ateşkesin ardından şiddetli saldırılarına yeniden başlatan soykırımcı İsrail ordusu, Ramazan Bayramı”nda da katliamlarını sürdürüyor.HAMAS, İSRAİL”İN GAZZE”YE SALDIRILARINI ARTIRMASINI KINADI VE ULUSLARARASI MÜDAHALE ÇAĞRISINI YİNELEDİHamas”tan yapılan açıklamada, “Savaş suçlusu Netanyahu hükümeti, Gazze Şeridi”ndeki sivillere karşı vahşi savaşını sürdürüyor. Faşist ordusu ise Ramazan Bayramı”nın ikinci gününde yerleşim bölgelerine ve sığınmacı çadırlarına yönelik barbarca bombardımanını artırdı.” ifadeleri kullanıldı.Açıklamada, bu saldırıların uluslararası toplumun gözleri önünde “İsrail”in soykırım ve zorunlu göç politikası” çerçevesinde ve intikam amacıyla gerçekleştiği, savunmasız siviller ile sığındıkları kampları hedef aldığı vurgulandı ve söz konusu saldırıların artması kınandı.ABD”nin “uluslararası hesap verebilirlik araçlarını devre dışı bırakma” girişimlerinin de kınandığı açıklamada, bu durum “Filistin halkına karşı soykırım savaşına doğrudan ortaklık” olarak nitelendirildi.Açıklamada, uluslararası toplum, Arap ve İslam dünyasındaki devletler ve halklarına, “İsrail”in işlediği suçları ve uluslararası insani hukukun açık ihlallerini durdurmak” için harekete geçme çağrısında bulunuldu.06:06 Yemen”deki İran destekli Husiler, ABD”nin, ülkenin kuzeyindeki Sada kentinin doğu ve güney bölgelerine yönelik bir dizi hava saldırısı gerçekleştirdiğini duyurdu05:36 Hamas, İsrail”in Gazze Şeridi”ndeki Filistinli sivillere yönelik saldırılarını artırmasını kınadı ve uluslararası topluma İsrail ordusunun işlediği suçları durdurmaları için harekete geçme çağrısında bulundu00:41 İsrail Maliye Bakanı Bezalel Smotrich”in Yahudi Gücü Partisi”nden Yitzhak Kroizer”i İsrail Meclisi”nin (Knesset) dışına itmek için kabinedeki görevinden kısa süreliğine istifa ettiği bildirildi00:40 İsrail basını, hükümetin Gazze Şeridi”nde 40 gün sürecek geçici ateşkes için yeni teklif sunduğunu yazdı00:11 Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), İsrail”in Gazze”de ateşkesi bozmasının ardından “yoğun bombardıman ve kara operasyonu” nedeniyle 10 günde 322 çocuğun öldürüldüğünü, 609 çocuğun da yaralandığını bildirdi00:08 Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus, Gazze”de 8 Filistin Kızılayı çalışanının görev başındayken İsrail saldırısında öldürülmesini kınadı

Source: Www.star.com.tr


Söz konusu İsrail ise ABD”de haksız tutuklamalar ne ilk ne de son..

Konu, ter�r devletinin ve Siyonistlerin zulm�n� protesto etmek olunca, ABD”de iktidarda kimin oldu�u fark etmeksizin yabanc�lara maalesef hi�bir hak tan�nmaz. Teoride yarg� �zg�r, devlet ba�kan� bile, hakime de�il bask� yapmak, reyini dahi ihsas edemez. Ama uygulamada ne demokratik de�erler, ne insan haklar� ne de hukukun �st�nl��� s�z konusudur.

Dr. Abdulhamit Ya�murcu/ Kamu Y�netimi ve e-devlet uzman�

ABD”de doktora yapmakta olan T�rk Akademisyen Rumeysa �zt�rk, ge�en g�nlerde Siyonist �srail”i ele�tiren bir yaz�ya arkada�lar� ile birlikte imza att��� i�in �nce maskeli ajanlar taraf�ndan sald�rgan bir �ekilde g�zalt�na al�nd�. Sonra vizesi iptal edilerek s�n�r d��� edilmesi s�reci ba�lat�ld�.

ABD”de bir�ok stratejik kurum ve kurulu� Siyonistler taraf�ndan maalesef kontrol alt�na al�nm�� ve kendileri de kanunla koruma alt�na al�nm�� durumdad�r. Bu nedenle ter�r devleti �srail”i, i�ledi�i t�m su�lara ra�men bar����l bir �ekilde de olsa protesto eden veya ele�tirenler �ok ciddi bedeller �demek zorunda kalabilmektedirler.

Ya�ananlara bak�ld���nda �zt�rk”�n ya�ad��� ne ilk ne de sondur.

R�meysa �zt�rk”�n ya�ad��� ma�duriyetin bir benzerini, ben de 20 y�l �ncesinde ya�ad�m. 1996 y�l�nda Y�K bursu ile ABD”ye Kamu Y�netimi alan�nda y�ksek lisans ve doktora yapmak �zere gitmi�tim. 1998 y�l�nda Pittsburgh �ehrindeki Carnegie Mellon �niversitesinden y�ksek lisans derecesi ald�m. Florida State �niversitesi”nde doktora e�itimi al�rken Tallahassee �slam Merkezi ve �niversitenin M�sl�man ��renci Derne�i (MSA) y�netimlerinde g�rev ald�m. Demokratik de�erlerin ve fikir h�rriyetinin var oldu�u varsay�m� ile �zellikle �niversite �evresinde fikirlerimi �ekinmeden ifade etmekte idim. Aktif bir M�sl�man gen� olarak Irak Sava��”n�n ABD vatanda�lar�n�n menfaatine olmad���n� devlet y�netiminin iyi ili�kiler ve ticaret yoluyla me�ru kazan� sa�lamak yerine zaruri ve insani olmayan sava� ve i�galler ile d��man �retti�ini bir�ok mecrada dillendirdim. MSA �ye ve y�neticileriyle birlikte ter�r devleti �srail”in zul�mlerinin zirve yapt��� d�nemlerde, eyalet parlamentosunun �n�nde zulme ve zalimlere ABD deste�inin durmas� y�n�nde yap�lan bar����l protestolara kat�ld�m.

“En �zg�r �lke”

B�t�n bunlar� d�nyan�n “en �zg�r �lkesi”nde demokratik kat�l�m ba�lam�nda sergiledi�imi ve d���nce �zg�rl��� ba�lam�nda g�r��lerimi ifade etti�imi d���n�rken bir g�n hi� beklemedi�im bir durumla kar��la�t�m. Aniden �niversite polisleri e�li�inde evime gelen ABD �� G�venlik Bakanl���ndan (The Department of Homeland Security) “iki ajan” bizimle geleceksin” diyerek beni zorla al�p Florida eyaleti ba�kenti Tallahassee”de Federal devlete ait bir binaya g�t�rd�ler. Sorgu s�ras�nda “�lkeyi terk edersen sana bir �ey yapmayaca��z” dediler. Ben “hayat�mda hi�bir su�a kar��mad�m, bana bir �ey yapamazs�n�z” deyip direndim. Bana bir yaz� getirip imzalamam� istediler. Yaz�daki bilgilerin �o�unda beni riskli biri olarak g�stermeye �al��m��lar. “Bu bilgiler do�ru de�il imzalam�yorum” deyince beni iki saat daha kapal� bir odada tuttular. Ben de bilgilerin �o�una t�kenmez kalemle �erhler d��erek imzalad�m.

Sonradan edindi�im bilgilere g�re, ABD”de Siyonistleri ve ter�r devletini ele�tirdi�im i�in pe�ime ajanlar� takm�� ve 6 ay beni takip etmi�ler. �niversitenin Uluslararas� ��renci Merkezi”ndeki yetkililere aleyhimde bir �ey bilip bilmediklerini sormu� ve hakk�mda olumsuz bir �ey bilmedikleri cevab�n� alm��lar. Ancak bu ajanlar, “�lkenin g�venli�i s�z konusu, bu adam�n s�ra d��� bir tutum veya davran��� yok mu” diye �srar edince, “evet biz herg�n onlarca yabanc� ��renci ile muhatap oluyoruz ancak bu �ok farkl� (rahat ele�tiri yapan) bir ki�i” demi�ler. Bunun �zerine ajanlar, “bu bize yeter” diyerek merkezden ayr�lm��lar. Bir g�n beni sorguya g�t�rmek �zere sabah saatlerinde �niversiteye asistanl�k ofisime gitmi�ler. Beni �niversitede bulamay�nca da evime gelmi�ler.

Bana zorla imzalatt�klar� belgedeki maddelerin hepsine �erh d��m�� olmamdan olsa gerek, beni s�n�r d��� edemediler ancak, haks�z yere 26 g�n farkl� g�� al�konulma merkezlerinde tutarak psikolojik eziyet ettiler. G�ky�z�n� g�rmeme m�saade etmediler.

Ailemi korkuttular. Kimse bana ula��p yard�mc� olmas�n diye her hafta gece yar�s�ndan iki ila �� saat kadar sonra beni uyand�r�p, hi�bir diren� g�stermedi�im halde, ellerime ve ayaklar�ma zincir vurup eyaletin farkl� �ehrindeki g�� al�konulma merkezine g�t�rd�ler. G�rd���m k�t� muameleler, bende, Guantanamo hapishanesine g�t�r�lebilece�im endi�esi olu�turdu. Ancak bu endi�emi hi� dillendirmedim.

Delil yok g�zalt� var

G�zalt� s�resi (7 g�n ile) s�n�rl� oldu�u i�in, her hafta formalite icab� mahkemeye ��kar�ld�m. Savc�, her seferinde “�lkenin g�venli�i s�z konusu” deyip, g�zalt� s�resinin uzat�lmas�n� talep etti. Savc�n�n ���nc� defa ek s�re istemesi �zerine hakim, “aleyhinde hi�bir delil getiremedi�iniz i�in onu serbest b�rakaca��m” dedi. Savc� “biz onu b�rakmayaca��z” diyerek hakimi tekrar g�zalt� s�resini uzatmak zorunda b�rakt�. Teoride yarg� �zg�r, devlet ba�kan� bile, hakime de�il bask� yapmak, reyini bile ihsas edemez. Ama uygulamada ne demokratik de�erler, ne insan haklar� ne de hukukun �st�nl��� s�z konusuydu.

Arkada�lar�m�n tuttu�u Neil St. John RAMBANA isimli avukat benimle g�r��meye gelince avukat istemedi�imi, hayat�mda hi�bir su�a kar��mad���m i�in kendimi kolayl�kla savunabilece�imi s�yledim. Avukat, seni g�� ile ilgili bir bahane ile tutuklam��lar ancak sana yap�lan muamele “ter�rist muamelesi” diyerek ve alaca�� avukatl�k �cretinden indirim yaparak beni ikna etti. Ayr�ca Avukat, “aleyhinde bir delil sunamazlarsa seni iki g�nde ��karaca��m” diyerek umut vermeye �al��t�. �� hafta ge�mi�ti ancak aleyhimde hi�bir delil getirilemedi�i halde avukat�m tahliyemi sa�layamad�.

Son duru�madan sonra, 24. g�n, avukat�m� telefonla arad�m. Doktoram� bitirip �lkeme gitmekten ba�ka bir gayemin olmad���n�, bunun i�in ev, k�t�phane, �niversitedeki asistanl�k ofisim, cami ve market aras�nda mekik dokudu�umu, Florida”ya geldi�imden beri �niversitenin evlerinde kald���m� dolas�yla istikrarl� bir ya�ant�m oldu�unu ve aleyhimde bir �ey bulurlarsa gelip beni kolay bulacaklar�n� hakime s�ylemesini istedim. Ayr�ca aleyhimde en ufak bir delil bulurlarsa avukat�ma aleyhimde �al��mas�n�n g�vencesini verdi�imi de hakime iletmesini istedim. Hakim a��klamalar�m�z� makul g�rerek kefalet ile serbest b�rak�lmama karar verdi.

E�imi de,”Seni s�n�r d��� edece�iz ama �ocu�un Amerikan vatanda�� oldu�u i�in burada kalacak. ” diye korkutmu�lar.

Kefaletle b�rak�ld�ktan 4 ay kadar sonra, aleyhimde hi�bir su� delili bulunamad� ve dava d��t�. Doktora yeterlilik s�nav�ndan ge�tikten ve bili�im sistemine sonu� i�lendikten sonra, bana doktora derecesi verilmemesi i�in �niversite y�netimine ricada bulunulmu� olacak ki, tez hocam yeterlilik s�nav�n�n zor k�s�mlar�n� ge�ti�imi ancak kolay k�sm�n� bir daha almak zorunda oldu�umu s�yledi. Ben de s�nav�n kolay k�sm�n� tekrar almak zorunda kald�m. �niversitenin bili�im sistemi �zerinden g�r�lebilece�i �zere doktora yeterlilik s�navlar�n� iki kez ge�tim. Tezimi tamamlay�p savunmam� yapt�m. Doktora derecesini al�r almaz can�m vatan�ma d�nd�m.

Konu, ter�r devletinin ve Siyonistlerin zulm�n� protesto etmek olunca, ABD”de iktidarda kimin oldu�u fark etmeksizin yabanc�lara maalesef hi�bir hak tan�nmaz.

Vize ile ABD”de bulunuyorsan�z taktik ayn�, vizenizi iptal edip �lkeyi terk etmeniz istenir. Bunu yaparken de uygulad�klar� k�t� muameleler ile g�zda�� verip korkuturlar.

T�m doktora kredilerini tamamlad���m ve �niversitede asistan oldu�um halde, derslere “full time kay�t” yapt�rmad���m bahanesi ile vizemi iptal ettiler. Kanuni s�resi i�inde vize iptaline itiraz ettim. Sanki ba��ma gelecekleri biliyormu� gibi vize iptaline yaz�l� itiraz yapt�m ve bir kopyas�n� talep ettim. �tiraz dilek�emi almak istemediler, ben �srarc� olunca �niversite avukat�ndan onay ald�ktan sonra verdi�im dilek�enin bir kopyas�n� alabildim. �tiraz�mdan 6 ay sonra dilek�eme olumlu veya olumsuz cevap verilmeden beni g�zalt�na ald�lar.

11 y�l aradan sonra sessiz devrim

Devlet bursu ile gitti�im halde, yurt d���nda ya�ad���m ma�duriyetin giderilmesine y�nelik o d�nemdeki D��i�leri Bakanl���”n�n hi�bir yard�m�n� g�rmedim, hatta benimle bir ileti�im kurma gayreti bile g�sterilmedi. D�nyan�n farkl� �lkelerinden gelen M�sl�manlar ile MSA”deki arkada�lar�m bana ula��p avukat tuttular. Ayr�ca �niversitede beni tan�yan hakperest baz� hocalar da g�venilir ve istikrarl� bir ki�i oldu�um y�n�nde mahkemeye mektuplar yazarak destek oldular. Fakat ABD de 11 y�l kald�ktan sonra �lkeme d�nd���m zaman, kendi kendime, “�lkemde adeta bir sessiz devrim olmu�” dedim: �lkemi yurt i�inde ve yurt d���nda vatanda��na daha �ok de�er veren bir �lke olmu� buldum.

Bug�n, �ok ��k�r, Rumeysa k�z�m�z�n ma�duriyetini gidermek i�in ba�ta D��i�leri Bakanl���m�z olmak �zere devletimizin bir�ok kurumu harekete ge�mi� durumda. Bu giri�imlerin en k�sa s�rede sonu� vermesini ve Rumeysa k�z�m�z�n serbest b�rak�lmas�n� diliyorum. Bununla birlikte me�ru protesto hakk�n� kulland��� halde kendisinin bir ter�rist gibi muamele g�rmesi, en temel hakk� olan e�itim hakk�n�n elinden al�nmas� ve vizesinin iptal edilmesi asla kabul edilemez. Gerek benim ya�ad�klar�m gerekse Rumeysa k�z�m�z�n ya�ad�klar� bizi, Bat�”daki insan haklar� ve �zg�rl�klerin s�n�rlar� anlam� hakk�nda yeniden d���nmeye sevk etmeli. Siyonistler, egemen olduklar� t�m Bat� �lkelerinde ifade �zg�rl���n� k�s�tlay�c� uygulamalar� hayat ge�irmeleri i�in y�netimleri zorluyor. B�t�n bunlar� i�ledikleri insanl�k su�lar�n�n ve yapt�klar� soyk�r�m�n kar��s�nda g��l� bir kamuoyu olu�mas�n� engellemek i�in yap�yorlar. Buna kar��l�k bizler, y�lg�nl�k g�stermeden, �srail ter�r devletinin zulm�n� t�m d�nyaya duyurmaya ve her platformda boykotadevam etmeli ve insanlar�n bu hususta bilin�lenmesini sa�lamak i�in �aba g�stermeliyiz. Umar�m ak�ll� ve basiretli gen�lerimiz sadece kendi tecr�belerinden ��renmek yerine, bizim ya�ad�klar�m�zdan ders al�rlar.

Herkesin yapabilece�i bir �ey oldu�u bilinci ile, ba�ta Gazze”de olmak �zere, d�nyan�n her yerinde zulm�n son bulmas� i�in, Hz. �brahim”in ate�ini s�nd�rmeye giden kar�nca misali, i�imizi iyi yapmal� ve elimizden gelen gayreti g�stermeliyiz. Sonuca de�il s�rece odaklanmal�y�z. B�ylelikle umulur ki d�nya imtihan�n� ba�ar�yla vermi� olanlardan olal�m.

[email protected]

Source:


Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!

Soruşturma içeriğine bakıldığında, sadece İstanbul”u soymakla yetinmemiş bütün Türkiye”yi yutabilmek için bir eli İngiliz diğer eli Kandil”de olmaya teşne bir CHP örgüt fotoğrafı görünüyor.Bununla birlikte teröre destek ve yolsuzluk gerekçesiyle açılan soruşturma ve gözaltları siyasi ranta çevirmeye çalışan ve ideolojik körlük içinde hareket eden bir CHP müşahede ediliyor.Bu soruşturmanın en kazançlı siyasetçisine dönüşen CHP Genel Başkanı da o ideolojik körlüğü tepe tepe kullanıyor.Alıcısı da var.Dinleyenler ve alkışlayanlar da aynı ideolojik körlüğe müptela oldukları için saçma sapan iddiaları, iftiraları, yalanları ve saçmalıkları düşünmeden alkışlıyorlar.Maltepe Mitingi”nde öyle çok fotoğraflar verdiler ki bir iki konuya temas etmeden geçemeyeceğim.El yumruğu yemeyen kendi yumruğunu demir zannedermiş misali, kendilerini dokunulmaz zannediyorlar.Dokunulunca da feryat ediyorlar.CHP Genel Başkanı kürsüde valiye, savcıya, polise, bakana cumhurbaşkanına herkese tehdit savuruyor.Ve aşağılık bir iftirayı kürsüden haykırmaktan utanmıyor.Müslümanları 6. Filoya secde etmekle itham ediyor.Ve iktidarın 6. Filoya secde edenlerin safında, kendilerinin de eli silahlı, adam kaçıran banka soyan devleti silah zoruyla ele geçirmeye çalışan şehir eşkıyası Deniz Gezmiş”in safında olduğunu söylüyor.Bunu bir terörist söylese mantığını anlarsınız ama bir siyasi partinin hele de ana muhalefet partisinin lideri söyleyince orada durmak gerekir.Bu kadar kaliteli cehalet bu kadar büyük bir çelişki zaten ancak bir genel başkandan sadır olabilir!SOL KESİMİN 6. FİLO EZBERİŞu 6. Filoya secde iddiası çok aşağılık bir iftiradır. Sol/seküler kesim bu ahlaksız aşağılık yalanı hâlâ utanmadan sıkılmadan tekrar ediyor.Dolmabahçe sahilindeki camilerden birinde cemaat camiye sığmamış dışarıya taşmış, kıble deniz tarafında, denizde de 6. Filo gemileri olduğu için namaz kılan Müslümanların fotoğraflarını kullanıp 6. Filoya secde ettiler diye ahlaksızca saldırıya geçtiler.Bu rezil iddiayı tarih cahili ve namaz nedir bilmeyen seküler kesim tekrar edip duruyor!CHP Genel Başkanı da bu aşağılık ve ahlaksız iftira ile kitlesini coşturma kurnazlığı sergiliyor.Yazık çok yazık.Bir genel başkanın bu ahlaksız iftirayı bu şekilde kullanması ve üstelik alkış alması zaten en fazla iktidarı boyunca Müslümanların inancıyla mücadele etmiş CHP”ye yakışırdı! O da onu yaptı.Yani CHP cenahında değişen bir şey yok!MİLLİ MÜCADELE GERÇEĞİCHP Genel Başkanı”nın kaliteli cehaleti bununla kalmadı, kalktı bir de iktidarı sadrazam Damat Ferit hükümetine benzeterek güya Osmanlı”nın milli mücadeleye muhalefet ettiğini söylemeye çalıştı.Dedim ya kaliteli cehalet diye. Oysa hakikat Damat Ferit dışındaki tüm İstanbul hükümeti Milli Mücadele”ye destek vermiştir.Damat Ferit”in iki kez kurduğu hükümetin ömrü sadece 1 sene 1 ay 15 gün sürmüş ve 7 Ekim 1920″de sona ermiştir.Milli Mücadele ise 9 Ekim 1922 tarihinde İzmir”in kurtuluşuna kadar iki sene daha devam etmiş ve bu iki sene zarfında İstanbul hükümeti milli mücadeleye destek vermiştir.ATATÜRK”ÜN ARKASINA GİZLENMECHP”nin bir diğer ezberi de işlediği her kusuru içine düştüğü her yolsuzluk ve maruz kaldığı her usulsüzlüğe karşı Atatürk”ün arkasına saklanıp saldırıya geçmesidir.Hele birisi Atatürk”e muhalefet ederse o çok demokrasi ve ifade özgürlüğünden yana olan CHP birden otokrat kesilir. Ama sadece muhafazakârlara karşıdır bu tavrı.Atatürk”e muhalefet eden kendileri gibi seküler biriyse ona söz etmezler hatta sonuna kadar savunurlar, ismini önemli mekânlara vermekten çekinmezler.Tıpkı sıkı bir Atatürk muhalifi olan ve CHP iktidarı boyunca da hapisten çıkamayan Nazım Hikmet”e sahip çıktıkları gibi.Bir de arada Fesli Kadir diyerek Kadir Mısıroğlu merhuma da sataştı CHP”nin bilge (!) genel başkanı.Evet Kadir Mısıroğlu da CHP Genel Başkanı Mustafa Kemal”e tıpkı Nazım Hikmet gibi muhaliftir.Eğer demokrasi ve fikir özgürlüğü ise CHP”ye ve genel başkanına muhalefete neden karşı çıkar bugünkü CHP?Atatürk”e siyasi muhalefet, cumhuriyet düşmanlığı değildir! Çünkü Atatürk aynı zamanda CHP genel başkanı bir siyasetçidir ve CHP genel başkanı olarak eleştirilebilir.Tıpkı bugün CHP”nin Cumhurbaşkanı Erdoğan”ı AK Parti genel başkanı olarak eleştirdiği gibi.Üstelik de Başkan Erdoğan birinci cumhurbaşkanından farklı olarak çeyrek asırdır girdiği her seçimi halkın desteğiyle kazanmış bir cumhurbaşkanıdır!Dolayısıyla yaramaz çocukların babalarının arkasına saklanıp parmak salladığı gibi CHP Atatürk”ün arkasına saklanarak siyaset yapmayı sürdürdükçe içinde bulundukları kısır döngü de sürer gider.AK Parti Genel Başkanı nasıl eleştirilebiliyorsa CHP genel başkanları da öyle eleştirilebilir.İSLAM ŞEHİDİ İSKİLİPLİCHP Genel başkanı Maltepe Mitingi”nde sürdürdüğü kutuplaştırıcı konuşmasında bir de İskilip Atıf ve Rıfat Börekçi karşılaştırması yaptı.İzmir işgaline karşı tepki koyarak beyanname yayınlayan ve Milli mücadeleye destek veren İskilipli Atıf Hoca, CHP”nin milletin inancıyla mücadele ettiği dönemde uydurdukları delillerle idama mahkûm edip astığı bir İslam şehididir.Rıfat Börekçi ise cumhuriyetin ilk Diyanet İşleri Başkanı ve CHP”nin Ankara İl başkanıdır!CHP Genel Başkanı”nın eski il başkanına sahip çıkması normaldir ama İskilipliyi hâlâ suçlayarak muhafazakâr kesime duyduğu hıncı izhar etmesi o ideolojik körlüğün ayrı bir tezahürüdür.CHP CUMHURİYET İLAN ETTİ KURMADI!Bir de, “Cumhuriyeti kuran partiyiz” diyerek içi boş sloganlarla siyaset yapmaya çalışan ama siyaset üretemeyen CHP bilmelidir ki, cumhuriyeti de CHP kurmadı. Cumhuriyeti sadece ilan etti peşinden milli iradeyi bir kenara bırakarak 1950 yılına kadar cumhuriyet rejimiyle alakası olmayan tek parti istibdadı sergiledi.Cumhuriyete ancak 1950 yılında geçildi!CHP Genel Başkanı”nın Maltepe”de yaptığı konuşmanın en politik(!) kısmı ise boykot bölümüydü.Tam eski tüfek komünist anarşistlerin tavrıyla esti gürledi, coştu coşturdu, teker teker marka ve medya ismi sayarak boykot ilan etti.Tamam, bu üslup onu tabanıyla bütünleştirdi, onu lider yapacak bir sürece soktu. Lakin bu yöntem siyasette oy kazanma değil kutuplaştırma ve oy kaybetme yöntemidir.Öyle görülüyor ki yeni oy kazanmaktan ziyade kendi tabanında liderliğini tescil etme gayreti gösteriyor genel başkan.Olabilir, Genel Başkan Özgür Özel bu anti politik militanvari yöntemiyle partisinin tabanını konsolide edebilir, birilerinin vesayetinden çıkarak partisinin gerçek lideri olabilir, ama Anadolu”yu işgal eden İngilizlerin, Fransızların merhametine sığınıp onlardan medet umarak, milli yerli markalara boykot ilan ederek ve şehir eşkıyası Deniz Geçmiş”in yolundan yürüyerek asla iktidar olamaz.Çünkü eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!

Source: Resul Tosun


Trump”tan açık tehdit: Gerçek acıyı henüz tatmadınız

ABD Başkanı Donald Trump, Husiler”e yönelik ülkesinin saldırıları devam ederken, Husilere bir uyarı daha yaptı.Trump açıklamasında, “Husiler için seçenek net: ABD gemilerine ateş etmeyi bırakırlarsa biz de bırakırız. Aksi takdirde daha yeni başladık. Hem Husiler hem de İran”daki destekçileri henüz asıl acıyı tatmadı.” ifadelerini kullandı.HUSİLER, ABD”YE AİT İNSANSIZ HAVA ARACINI DÜŞÜRDÜKLERİNİ AÇIKLADIHusilerden, Trump yönetimini kızdıracak bir hamle geldi. Husilerin askeri sözcüsü Yahya Sare, ABD’ye ait bir MQ-9 insansız hava aracının düşürüldüğünü açıkladı. Husilere ait al-Masirah TV tarafından yayınlanan açıklamasında, “Hava savunmamız, Marib bölgesi üzerinde seyreden bir Amerikan MQ-9 insansız hava aracını yerel olarak üretilen bir füzeyi kullanarak düşürdü.” diyen Sare, “Bu, Ekim 2023″ten bu yana hava savunmamızın başarıyla düşürdüğü 16’ncı ABD insansız hava aracıdır.” ifadelerini kullandı. Sare, Gazze”ye yönelik kuşatma ve saldırılar sona erinceye dek Kızıldeniz ve Arap Denizleri”ndeki düşman gemilerini hedef almayı sürdüreceklerini de sözlerine ekledi.”ÖLÜMCÜL GÜÇ KULLANACAĞIZ” DEMİŞTİABD Başkanı Trump, Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, Yemen”deki Husileri ve İran”ı hedef almış ve “Bugün Birleşik Devletler ordusuna, Yemen”deki Husi teröristlere karşı kararlı ve güçlü bir askeri harekat başlatma emri verdim.” ifadesini kullanmıştıHusilerin Kızıldeniz”de ABD gemilerini hedef aldığını ve bölgedeki deniz ticaretini olumsuz etkilediğini savunan Trump, “Husilerin ABD gemilerine yönelik saldırılarına müsamaha gösterilmeyecektir. Hedefimize ulaşana kadar ölümcül güç kullanacağız.” bilgisini verip, “Zamanınız doldu, saldırılarınız bugünden itibaren durmalıdır, yoksa daha önce hiç görmediğiniz şekilde üzerinize bir cehennem yağacak.” diye tehdit etmişti.KIZILDENİZ”DE ARTAN GERİLİMİN SEBEBİ?İran”ın desteklediği Yemen”deki Husiler, İsrail”in Gazze”deki saldırılarına tepki gerekçesiyle 1 yıldan fazla süredir Yemen açıklarında İsrailli şirketlere bağlı olduğunu söyledikleri ticari gemilere el koymaya ve bazılarına da dron ve füzelerle saldırılar düzenlemeye başladı. ABD güçleri bu süreçte birçok kez Yemen”den atılan füze ve kamikaze dronları düşürdüğünü duyurdu.Husilerin eylemlerinin ardından çok sayıda gemicilik şirketi, Kızıldeniz”deki seferlerini durdurma kararı aldı. Bu kararın ardından harekete geçen ABD, küresel deniz ticareti güvenliğinin tehlikeye girdiği gerekçesiyle bir grup ülkenin katılımıyla Husi güçlere karşı “Refah Muhafızı Operasyonu” adında çok uluslu “deniz görev gücü” oluşturulduğunu duyurdu. 1 yıldan fazla süredir ABD öncülüğündeki koalisyon Husiler, Husiler de gemileri vurmaya devam ediyor.

Source: Erkan Talu


Uyan ey medyamız, gafletten uyan!

Kıbrıs’ta 28 Şubat dalgası!

Yavru Vatan’da olup bitenleri görüyorsunuz…

Tam mânâsıyla “lâikatak krizi” yaşanıyor Kıbrıs’ta.

Biz buna “Kıbrıs’ın 28 Şubatı” diyoruz.

Türkiye’de şimdilik ve kâğıt üzerinde ortadan kaldırılan “başörtüsü yasağı” KKTC’nin başındaki büyük dertlerden.

Meselenin sadece başörtüsü olmadığını, yasağı dayatanların esas olarak “neyi” hedef aldıklarını bilirsiniz.

Türkiye’de çok yaşadık bunları.

Yavru Vatan’daki “tartışmanın” son zamanlarda alevlenmesinin sebebine şöyle bir bakalım:

Lefkoşa’daki İrsen Küçük Ortaokulu’nda bir kız öğrenci başörtülü olduğu için okula alınmayınca…

Birileri, “Ya başını açacak ya da buraya giremeyecek!” dayatmasında bulununca…

Başörtüsüyle okula girme “ısrarının” devam etmesinden dolayı sınavları yapmama, yani diğer öğrencileri de mağdur ederek “kesimleri karşı karşıya getirme” taktiğini uygulayınca…

Mağdure Öğrenci’nin ailesi, bu durumu haliyle kabullenmedi.

Konuyu, KKTC Milli Eğitim Bakanlığı’na taşıdı.

Bakanlık, sıkıntıyı gidermek için bir “ara formül” buldu.

Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla, öğrencilerin başlarını “bone üzerine bandana” ile örtebileceğine hükmetti.

Yasağı bir miktar olsun aşabilme amacını taşıyan bu adım, KKTC’deki “laikatak lobisi” tarafından tepkiyle karşılandı.

“Laiklik elden gidiyor!” tantanası büyütüldü.

Bazı “zinde” sendikalar “bone üzerine bandana” uygulamasının bile “lâikliği ihlâl” anlamına geldiği iddiasıyla protesto eylemleri düzenledi.

Binleri ortalığa dökme, genel greve gitme vs, tehditlerinde bulundu.

Buna mukabil, hassasiyet sahibi veliler ve sivil toplum örgütleri bu kararı destekledi.
Öğrencilerin inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini savundu.

KKTC Başbakanı Ünal Üstel, “laikliği öne süren sendikaların” temsilcileriyle görüştü.
Başörtüsünü “birazcık” serbest bırakma “tüzüğünün” geri çekileceğini açıkladı.

Böylece, kılık kıyafet kuralları, yeniden okul yönetimlerinin keyiflerine bırakıldı.

İşler iyice karıştırıldı, zira bu sefer de “farklı okullarda farklı uygulamalar” durumu meydana geldi.

Vaziyetin özeti bu.

Hatırlarsınız;

Bizler de böylesine “saçma sapan” tartışmalar içine girmiştik bir zamanlar.

Başörtüsü yasaklarının aşılabilmesi için başların “tavşan kulağı” modeliyle örtülebileceği üzerinde durmuştuk.

Ben bizzat, Ara Dönem Başbakanı Bülent Ecevit’in en yakın adamı Hüsamettin Özkan’a gitmiş, “tavşan kulağı” modelini teklif etmiştim!

Şimdilerde KKTC’nin tartışmalarına bakıp bakıp “Neyse ki bizde o günler geride kaldı, başörtüsü yasakları tarihe karıştı!” diye düşünenler varsa…

Şartlar değiştiğinde, bu konuda da nice sıkıntıların meydana gelebileceğini gözden uzak tutmamalarını tavsiye ederim!

KKTC’DE ‘GİZLİ İSRAİL İŞGALİ’ FAALİYETLERİ!

Yazının giriş taraflarında, “Meselenin sadece başörtüsü olmadığını, yasağı dayatanların esas olarak neyi hedef aldıklarını bilirsiniz.” demiştik.

Dert başka dert!

Başörtüsü yasağını devam ettirmek için lâikliği öne sürenler, Siyonistlerin alabildiğine serbest olmalarından, Ada’daki güçlerini, etkinliklerini gün geçtikçe arttırmalarından rahatsızlık duymazlar.

Gündemlerine bile almazlar böyle konuları.

Bizi takip edenler bilir…

Bilmeyenler, “Google”a “Serdar Arseven, Kıbrıs, KKTC, Kıbrıs İkinci Filistin olmasın” diye yazarlarsa birçok yazımıza, konuşmamıza ulaşabilir.

En az yirmi yıldır Kıbrıs’ta olup bitenlerle yakından ilgilenmeye, “bizim” medyanın ilgisini çekmeye çalışıyorum.

“KKTC’de gizli İsrail İşgali!” konusu, istiklâlimiz, istikbalimiz için o kadar önemli ki…
Medyamız, nasıl oluyor da bu kadar ilgisiz kalabiliyor, hayret ediyorum!

Yavru Vatanımız KKTC, takip edebildiğim kadarıyla 20 yıldır “sessizce” işgal edilmek isteniyor.

Oralardaki kimi belediye başkanları ve sivil toplum örgütlerinin yöneticileri, bazı bölgelerdeki toprakların yüzde 80’inin Siyonistlere satıldığını söylüyor.

Bendeniz Kıbrıs’taki Şirketler Mukayyitliği’nden kayıtları çıkarttığımda, “İsrail-Tel Aviv” bağlantılı birçok şirketin bulunduğunu görmüştüm.

Bunları yayımlamamızdan sonra, oralarda şirket satın alanların farklı yollara saptıklarını, izlerini belli etmemek için bu işleri “gizli ortakları” olan kimi avukatlar üzerinden görmeye başladıklarını bildirdi oradaki kaynaklarım bana.

Şirketleri biraz araştırdığınızda, İngiltere, Almanya, Rusya, Ukrayna, İran vatandaşı olan “Siyonistlere” de ulaşıyorsunuz…

Biz, uzun yıllar evvel, “KKTC’deki Siyonist Yerleşim” üzerinde durunca, bazı muhafazakârlar bile konuyu abarttığımızı, bir bardak suda fırtına kopartmaya çalıştığımızı öne sürüyorlardı.

Bugün, bizim taaa 20 yıl evvel yaptığımız ikazların ne kadar yerinde olduğunu kabul edenlerin ve büyük tehlikeye dikkat çekenlerin sayısının arttığını görüyoruz.
Öte yandan…

Devletimiz, içeride büyük temizlik operasyonları gerçekleştirmesinin ardından bu konulara çok daha fazla eğilebilme imkânını buldu.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, aralarında İngiltere, İsrail ve İran vatandaşlarının da bulunduğu yabancı uyrukluların KKTC’de mülk edilmelerinin yakından tâkip edildiğini söyledi.

“KKTC’de onbinlerce dönem arazinin İsrail ile ilişkili aracılar tarafından alındığına dair” haberler hakkındaki soruya cevap veren Fidan, “Bir önceki görevimden itibaren baktığımız bir konuydu bu” dedi.

KKTC’deki yabancı mülk alımlarının MİT’in takibinde olduğunu söyledi.

Dahası, bu konudaki endişelerini KKTC yetkililerine ilettiklerini kaydetti.

Sayın Fidan’ın “ikazlarını” alenen dile getirmesinin ardından hareket geçen KKTC yetkilileri de, oralarda yabancıların mülk edinmesine bazı kısıtlamalar getirdi.

Biz buna sevinirken, “Oh, bu konuda güzel adımlar atılıyor.” derken, KKTC yönetiminin “tuhaf adımlar” attığı yönünde haberler ulaştı.

Konu, KKTC Basını’na, “Hükümet 7 ay dayanabildi, yabancılar için arazi ve mülk satışında sınırlar kalktı!” başlıklarıyla yansıdı.

Mesele öylesine hayati bir mesele ki…

Gazze’deki Soykırım olanca vahşetiyle devam ediyor malûm.

Siyonizm’in sadece Gazze’yi hedef almadığını, Türkiye’nin de “hedef ülke”ler arasında olduğunu…

Hatta öncelikli hedeflerden birinin de Türkiye olduğunu hepimiz biliyoruz.

Kıbrıs Rum Tarafı’nı tamamen ele geçiren ABD destekli Siyonistlerin, -Allah korusun- KKTC’yi de “düşürmeleri” halinde neler yaşayabileceğimizi de hepimiz tahmin edebiliyoruz.

Bu tehlikeye dikkat çeken az sayıdaki sivil toplum örgütü ve gazeteci, “İsrail’in işgal plânı Filistin ile sınırlı değil!” diyor.

“Kıbrıs İkinci Filistin Olmasın!” başlığı altında ikazlarda bulunuyor.

“Sessiz işgale dur de!” çağrısı yapıyor.

Bu arada, gündeme başka başka haberler de düşüyor.

Başta ABD, Rusya, Ukrayna olmak üzere 100 ülkede örgütlü olan Siyonist Örgüt CHABAD’ın isimli örgüte dair haberler mesela…

Örgütün ismi, Türkiye gündemine mensupları olan Siyonist askerlerin soykırım görüntüleriyle gelmişti.

GAZZE’deki soykırıma katılmasından dolayı gündemin bir kenarında yer bulan CHABAD’ın KKTC’deki faaliyetlerine dair birçok bilgiyi, belgeyi internet ortamında bulabilirsiniz.

Yukarıda uzun uzun anlattığımız “KKTC’de gayrimenkul alımları” işinde de parmağı olduğu bilinen bir örgüt CHABAD.

Türkiye için de ciddi bir “güvenlik endişesi” kaynağı!

Konu, KKTC’deki “başörtüsü tartışması”ndan nerelere geldi, değil mi?

Gelir tabii…

Türkiye’deki 28 Şubat’ı konuşurken ve tartışırken de söz hep oralara geliyor…
Siyonizm’e, Evanjelizm’e yani…

Birilerindeki “Laikatak krizlerinin” hangi amaçlar için kullanıldığını hep birlikte gördük.

Türkiye’deki üniversitelerde başörtüsünün serbest bırakılması halinde büyük sıkıntıların meydana geleceğini söyleyenlerin yanıldıkları zaman içinde iyice ortaya çıktı.

İşte, başörtüsü sadece üniversitelerde değil, bütün okullarda serbest bırakıldı da ne oldu?

Hatta, bütün memureler için serbest bırakıldı da ne oldu?

Başını örtenlerle örtmeyenler arasında takışmalar, çatışmalar mı çıktı?

Yok, hayır…

Örtünen de örtünmeyen de işinde gücünde.

Herkes kendi dünyasında.

Huzurun, toplumsal barışın yolu budur.

Bunu KKTC’deki “laikatak geçiren” kişiler de anlamalıdır.

Bunun ötesinde…

KKTC’ye sahip çıkmak “Milli Görev”dir.

Önümüzdeki süreçte, Ankara’daki hassasiyet sahibi sivil toplum örgütlerinin bir araya gelip bu konuyu enine boyuna tartışacağını duyurmuş olalım bu son bölümde.

KKTC’de, 27 sivil toplum örgütünü bir araya getiren Hak ve Özgürlükler Platformu adlı bir oluşum var.

Buradakiler ve oradakiler mutlaka güç birliği yapmalı.

Mesele, sadece Devletimizin omuzlarına bırakılmamalı, sivil toplum da aktif bir şekilde devreye girmeli.

Bizler, bu çalışmalara katkıda bulunacağız kısmetse.

Birçok meselemizi olduğu gibi “Yavru Vatan meselemiz”i de çok ihmal ettik bugüne kadar.
Şimdi, tehlike iyice kapımıza dayandı.

Böyle olunca da “farkındalık” biraz olsun arttı.

Bir de medyamız var, uyandırılması gereken…

Oraya da şöyle seslenelim buradan:

Uyan ey medyamız

gafletten uyan!

Serdar Arseven / Haber7

Source: Serdar Arseven


İİT”den İsrail”e: Uluslararası yaptırımlar uygulanmalı

İİT’den yapılan açıklamada, İsrail’in bu adımı “uluslararası hukukun ve ilgili Birleşmiş Milletler kararlarının açık bir ihlali” olarak nitelendirildi.
Açıklamada, Maale Adumim yerleşim biriminin Kudüs”e ilhak edilmesi ve yerleşim birimi çevresindeki Filistin beldelerinin Kudüs”ten izolesini amaçlayan bu adımın, iki devletli çözümü tehlikeye atacağı uyarısında bulundu.
Uluslararası toplumu ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni, İsrail’in tüm yerleşim, ilhak, zorunlu göç ve “soykırım politikalarını” durdurması için harekete geçmeye ve hesap verebilirlik mekanizmalarını devreye sokmaya çağrılan açıklamada, İsrail”in Batı Şeria”da işgali genişletecek yol yapım kararı kınandı.
Açıklamada, uluslararası hukuku sürekli ihlal etmesi nedeniyle İsrail”e uluslararası yaptırımlar uygulanması talep edildi.
İsrail”den Batı Şeria”da işgali genişletecek yol yapım kararı
İsrail Başbakanlık Ofisi, kabinenin, işgal altındaki Batı Şeria”da bulunan ve Kudüs”ün 7 kilometre doğusunda yer alan Maale Adumim yerleşim birimi çevresine yol yapım kararını onayladığını bildirmişti.
Karara göre, Filistin mahalleleri Azeriye ile Zaim ve Azeriye ile Maale Adumim arasında alternatif yollar açılacak.
Söz konusu adımla, Filistinlilerin Maale Adumim yerleşimine giden yolları kullanmasının önüne geçilmesi ve buraların sadece Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsraillilerin kullanımına sunulması öngörülüyor.
İsrail basını, kararın, İsrail”in bölgeyi ilhak etmesinin yolunu açacağını kaydediyor.

Source: Eda Koyuncu


Petrol kaç dolar oldu?

Dün 75,04 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 74,77 dolar seviyesinde tamamladı. Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.24 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,19 artarak 74,91 dolar oldu. Aynı saatte Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 71,64 dolardan alıcı buldu.Petrol fiyatları, ABD Başkanı Donald Trump”ın Venezuela”dan petrol veya gaz alan ülkelere getirdiği yüzde 25 gümrük vergisinin yarın başlaması, Rus ham petrolüne ikincil gümrük vergisi planı ve İran”a saldırı tehditlerinin ardından yükseldi. Söz konusu küresel gerginliklerin petrol arzını sekteye uğratabileceği endişesi fiyatların artışını destekliyor.Trump”ın “Kurtuluş Günü” olarak nitelendirdiği 2 Nisan”da karşılıklı tarifeleri açıklamaya hazırlanması, küresel ticaret üzerindeki olası etkileriyle değerlendiriliyor. Trump”ın tarifeleri, küresel ölçekte en büyük belirsizlik kaynağı olmaya devam ederken, ülkelerden gelebilecek olası misillemeler ticaret savaşının derinleşebileceği endişelerini besliyor.Analistlere göre, ticaret savaşının küresel büyüme üzerindeki etkisine dair endişeler, petrol fiyatlarındaki kazanımları baskılıyor.ABD”nin arabuluculuğunda yürütülen Rusya-Ukrayna barış görüşmelerinin seyri de yatırımcıların odağında kalmaya devam ediyor. Savaşı sona erdirme konusunda Rusya ile anlaşmaya varılamazsa ve bunun Moskova”nın bir hatası olduğunu düşünürse, Rus petrolüne “ikincil tarifeler getireceği” uyarısında bulunan Trump, “Bu, eğer Rusya”dan petrol alırsanız, ABD”de iş yapamayacağınız anlamına gelir.” ifadesini kullandı.İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi ise Trump”ın İran”ı bombalama tehdidinde bulunmasına tepki gösterdi. Bekayi, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda, “Bir devlet başkanının İran”a karşı açıkça bombalama tehdidi, uluslararası barış ve güvenliğin özüne yönelik şok edici bir aşağılamadır.” ifadelerini kullandı. Trump, İran”ın nükleer konusunda bir anlaşmaya varıp varmamasına bağlı olarak ilave yaptırımların devreye alınacağını söylemişti.Ayrıca İran, Basra Körfezi”nde iki yabancı petrol tankerini akaryakıt kaçakçılığı yaptıkları iddiasıyla alıkoyduğunu duyurdu. İran devlet televizyonunun haberine göre, “Star-1” ve “Vinteg” adlı iki tankere akaryakıt kaçakçılığı yapıldığı gerekçesiyle Devrim Muhafızları Ordusu tarafından Basra Körfezi”nde müdahale edildi.Öte yandan, martta Trump”ın gümrük tarifelerini artırmasına rağmen Çin”de imalat sanayisinde ekonomik aktivite genişleme seyrine devam etti. Çin Ulusal İstatistik Bürosu (UİB) verilerine göre, imalat sanayi Satın Alma Yöneticileri Endeksi, Mart 2025″te önceki aya göre 0,3 puan artarak 50,5″e yükseldi.Brent petrolde teknik olarak 78,54 doların direnç, 70,26 doların ise destek olarak izlenebileceği belirtiliyor.

Source: Özgür Gündüz