Sinan Ateş ve Ayhan Bora Kaplan davalarının Mahkeme Başkanı’na ödül gibi atama
Aralık 2023’te sokak ortasında vurularak katledilen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş ve suç örgütü elebaşısı Ayhan Bora Kaplan davalarına bakan Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Güven, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Cumhuriyet Savcılığı’na atandı. Mahkeme Başkanı Güven davalar kapsamında tartışmaların da odağı olmuştu. Ayhan Bora Kaplan suç örgütü soruşturması yürüten polislerle Whatsapp mesajlaşmaları çıkmış, emniyetten korumalı araç verildiği gündeme gelmişti. Suç örgütü elebaşılığından 68 yıl ceza alan Ayhan Bora Kaplan ise duruşmada Güven’e “Efendim bir tanem” diye seslenmesi de tartışmalara neden olmuştu. Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) adli ve idari yargıda yaz kararnamesini dün tamamladı. Kurul, adli yargıda 3 bin 698, idari yargıda 338 olmak üzere toplam 4 bin 36 hâkim ve savcının görev yerini değiştirdi. Bu kapsamda görev yeri değişen hakimlerden biri de bir dönem kamuoyunun gündeminden düşmeyen Aralık 2023’te sokak ortasında vurularak katledilen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş ve suç örgütü elebaşısı Ayhan Bora Kaplan davalarına bakan Ankara 32’nci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Mehmet Güven oldu. Mahkeme Başkanı Güven; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (İstinaf) Cumhuriyet Savcılığı’na atandı. DAVALARDA TARTIŞMA KONUSU OLMUŞTU Söz konusu davalarda kararlar açıklansa da yakın dönemin yargıda en çok takip edilen ve tartışmalara neden olan davalarıydı. Söz konusu davalarda Güven hakkında kamuoyunun gündeminden düşmeyen olaylar şunlar olmuştu: “KENDİNİZCE ÖNEMLİ OLABİLİR” Sinan Ateş Cinayeti davasının 2 Temmuz 2024 tarihinde gerçekleşen 2’nci duruşmasında salonda taraflar arasında gerginlik yaşanmıştı. Taraflar arasında süren kavga kapsamında MYP Genel Başkanı Remzi Çayır yüksek sesle mahkeme başkanının eylemlerini eleştirmesi üzerinde “Madem davayı bu kadar sahiplendin, sen de dışarı çık” demişti. Mahkeme Başkanı gerginliğe yönelik avukatlara da uyarılarda bulunarak; “Kendinizce sorduğunuz soruların önemli olduğunu düşünebilirsiniz. Davayı etkileyeceğini düşünebilirsiniz ama yargı adına karar verecek olan benim” ifadelerini kullanması dikkat çekmişti. “EFENDİM BİR TANEM” Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasının 16 Nisan 2024 tarihli duruşmasında sanık Ayhan Bora Kaplan, Mahkeme Başkanı Güven’in bir sorusu üzerine “Efendim bir tanem” daha karşılık vermişti. Sanık Kaplan söz konusu ifadesi basında gündeme gelince 23 Mayıs’ta gerçekleşen 13’üncü duruşma başlangıcında söz alarak; kendini anlatmaya çalışırken kelimenin yanlışlıkla ağzından çıktığını belirtip, özür diledi. Kaplan’ın özrü üzerine Güven “Biz kimin ne söylediğini anlarız. Terbiyesizlik olduğunu anlasak gereğini yaparız” yanıtını vermesi dikkat çekmişti. GİZLİ TANIK, GÜVEN”İN POLİSLER TARAFINDAN YÖNLENDİRİLDİĞİNİ İDDİA ETMİŞTİ” Ayhan Bora Kaplan suç örgütü davasında ise Güven’e ilişkin kamuoyunun gündemini meşgul eden iddialar da yargı konusu olmuştu. Söz konusu iddialar ise davanın “M7” kodadlı firari gizli tanığı Serdar Sertçelik’ten gelmiş, iddiaları Ankara 13’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nce farklı bir dava konusu olmuştu. Sertçelik davanın 21 Mayıs 2024 tarihli 11’nci duruşması öncesinde sosyal medyadan yayımladığı bir videoda; Güven’in Organize Suçlarla Mücadele Şubesi”nin müdürleri ve memurlarıyla davanın sorgulama ve kovuşturma aşamasında işbirliği yaptığını ileri sürmüştü. Sertçelik, “Ankara Organize Şube Müdürleri ne söylüyorsa mahkeme başkanı aynı yönde hareket ediyor. Adil yargılanma ortamının olmadığını gördüğüm için Türkiye’ye gelmiyorum. Adil ve tarafsız bir yargılanma ortamı olması hâlinde ben de gelip yargılanmayı istiyorum” demişti. “ALLAH KOLAYLIK VERSİN, HEPİNİZİ KORUSUN” Ankara 13’ncü Asliye Ceza Mahkemesi’nce incelenen “Whatsapp” kayıtlarında Güven ile o dönem tutuklanan Ankara Organize Suçlar Müdür Yardımcısı Şevket Demircan arasında konuşmalar, ana davaya da yansımıştı. Söz konusu konuşmalarda; sanıklarının aleyhine kolluk kuvvetleri ile birlikte delil topladığı görülmüştü. Mesajlara göre; Güven, kolluğa müzekkereyi önce Whatsapp’tan yazıp, daha sonra kâtibiyle emniyetteki bir memura gönderdiği ortaya çıkmıştı. Ayrıca mesajlaşmalarda yine Asliye Ceza’da yargılanan Ankara Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik tarafından da araç tahsis edildiği saptanmıştı. Dikkat çeken mesajlaşmalar şöyleydi: “ Demircan: Sayın müdürümüz araç gönderecekti size ama sayın başkanım. Bu konuyla ilgili bir emriniz var mı? Güven: Akşam korumamı aramış arkadaşlar. Ulaştırma şubeden bir araç tahsis edilecekmiş. Olur dedim. Müdür beye teşekkürlerimi iletin lütfen sağ olsun var olsun. Demircan: Sağ olun sayın başkanım. İl emniyet müdür yardımcımız Murat Çelik müdürümüzün de size bol bol selamları var en kısa zamanda müsait olduğunuzda sizleri ziyaret etmek istiyoruz. Güven: İnşallah görüşürüz. Ben de isterim. Hepsine ayrı ayrı selamlarımı iletin. Allah kolaylık versin, hepinizi korusun.” REDDİ HAKİM TALEPLERİ Bu tartışmalar üzerine suç örgütü davasında sanık tarafları “reddi hakim” taleplerinde bulunmuştu; ancak bu talepler kabul edilmemişti. Öte yandan HSK kararnamesi kapsamında 24 ilin başsavcısı da değişti.
Source: Aytunç Ürkmez
CHP Cumhurbaşkanı Adayı İmamoğlu’nun avukatı Pehlivan’ın tutuklanması ‘savunmayı’ harekete geçirdi
CHP Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan’ın tutuklanması; savunmanın tepkilerine neden oldu. Türkiye Barolar Birliği’nden (TBB) “Avukatlara yönelik sistematik bir sindirme politikasının bir parçasıdır. Avukatlığın icrası kapsamındaki faaliyetlerin soruşturma veya kovuşturma konusu olması kabul edilemez” açıklaması geldi. Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu, “Savunmayı hedef almak, hukuk devletini hedef almaktır. Yargının, siyasi ve idari müdahaleyle savunmayı bastırma aracına dönüştürülmesine kesin olarak karşıyız. Buna karşı da ne olursa olsun mücadele edeceğiz” dedi. Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan ise bir avukatın avukatlık faaliyeti kapsamındaki suçun izne bağlı bir sorgulamayla yapılabileceğini, izne bağlı suçlarda ise tutuklamanın yapılamayacağını belirtti. 19 Mart operasyonuyla tutuklanan CHP”nin Cumhurbaşkanı adayı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan; “etkin pişmanlık” hükümlerinden yararlanabilmek için ifade veren isimlerin ifadeleri kapsamında önceki gün tutuklandı. Pehlivan’ın tutuklamaya sevk yazısında ise “Suç örgütünün hiyerarşık yapısına dahil olduğu hususunda somut delillere dayalı kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, şüphelinin delilleri karartma, dışarıda bulunan şuphelilere, tanıklara baskı yapacağı hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin bulunduğu…” iddiaları gerekçe gösterildi. ‘HEDEF PEHLİVAN DEĞİL, SAVUNMA MAKAMI’ Pehlivan’ın tutuklanmasına başta CHP’nin hukukçu kurmayları tepki gösterirken, hukuk örgütleri de açıklamalarda bulundu. Türkiye Barolar Birliği (TBB) Pehlivan’ın tutuklanmasına ilişkin; “Savcılığın tutukluluğa sevk yazısında suç olarak isnad edilen fiiller açıkça göstermektedir ki, hedef alınan yalnızca Av. Mehmet Pehlivan değil, savunma makamının kendisidir. Aynı sevk yazısında, avukatlara yönelik benzer gelişmelerin yaşanmasının söz konusu olabileceğini gösteren ifadeler de yer almaktadır. Bu durum, avukatlara yönelik sistematik bir sindirme politikasının bir parçasıdır. Avukatlığın icrası kapsamındaki faaliyetlerin soruşturma veya kovuşturma konusu olması kabul edilemez” açıklaması yaptı. ‘SAVUNMA KORKMAYACAK, İTAAT ETMEYECEKTİR’ “Bundan sonra da gerekli her türlü hukuki süreç Birliğimiz tarafından işletilecek, sorumluluğu bulunanlar hakkında kanuni şikayetler ve girişimler derhal gerçekleştirilecektir” denilen TBB”nin açıklamasında; “23 Haziran 2025 Pazartesi günü saat 13.00’te savunma makamına yönelen bu ağır ve haksız saldırıya karşı Çağlayan Adliyesi önünde olacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz. Savunma bugüne kadar susmadı bundan sonra da asla susmayacak, korkmayacak ve itaat etmeyecek” ifadeleri kullanıldı. ‘NE OLURSA OLSUN MÜCADELE EDECEĞİZ’ Gazetemiz Cumhuriyet’e açıklamalarda bulunan Ankara Barosu Başkanı Av. Mustafa Köroğlu ise “Son dönemde, avukatlık faaliyeti yürüten meslektaşlarımızın yargı tehdidi altına alındığına ve tutuklandığına tanıklık ediyoruz. Av. Mehmet Pehlivan hakkında verilen tutuklama kararı, açıkça avukatlık mesleğini cezalandırma amacına yöneliktir. Savunmayı hedef almak, hukuk devletini hedef almaktır. Bir avukatın mesleki faaliyeti gerekçe gösterilerek tutuklanması; sadece o avukatın değil, bütün yurttaşların adil yargılanma hakkının tutsak alınmasıdır” dedi. Baroların hukuk devletinin savunucuları olduğunu vurgulayan Köroğlu; “Avukatlık mesleğinin kriminalize edilmesine, savunma hakkının susturulmasına ve yargının, siyasi ve idari müdahaleyle savunmayı bastırma aracına dönüştürülmesine kesin olarak karşıyız. Buna karşı da ne olursa olsun mücadele edeceğiz” diye konuştu. ADALET BAKANLIĞI’NDAN İZİN ALINDI MI? Yargıtay Onursal Daire Başkanı Hamdi Yaver Aktan ise bir avukatın sorgulanmasına ilişkin hukuki sürece yönelik bilgiler aktararak; “Bir avukat; avukatlık görevinden kaynaklanan bir işten dolayı soruşturulmak istenirse Avukatlık Kanunu’na göre Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması gerekir. İzin verilirse ilgili kişi idari yargıya, verilmezse savcı idari yargıya gidebilir. İzne bağlı suçlarda tutuklama yapılmaması gerekir. Çünkü izin verilmezse sorgulama yapamazsın” değerlendirmesinde bulundu.
Source: Aytunç Ürkmez
Tom Cruise ve Brad Pitt kıyaslaması
Hollywood dünyasına en uzak insan bile olsanız, sinemadan bahsedince aklınıza ilk gelen isimler, Brad Pitt ile Tom Cruise olur tahmin ediyorum. Hiç olmazsa, bir yakışıklılık ölçütü olarak “Brad Pitt misin mübarek!” demişsinizdir bir kez de olsa… Ya da cesareti tanımlarken, “Tom Cruise gibi adam” deyivermişsinizdir… İşte öyle net kalıplarımız vardır onlar için. Brad Pitt ile Tom Cruise, Vampirle Görüşme nin başrollerini paylaştı. Her ikisi de kendi filmlerinde başarıyı yakalarsalar da birlikte aynı başarıya imza atmaları nadir. Hatta sadece bir kez… 1994 yapımı ‘Vampirle Görüşme’de oynamalarından bu yana sinema dünyası onları hiçbir araya getirmedi (getiremedi) ama Brad Pitt, bu hafta kendisine yöneltilen soru üzerine ses getiren bir çıkış yaptı. Tom Cruise ile oynamak istediğini, ama bir şartı olduğunu söyledi. Aksiyon filmlerinde en tehlikeli sahnelerde bile asla dublör kullanmayan Tom Cruise’la oynama şartı olarak, “Popomu öyle uçaktan sarkıtmayacağım. Yerde olan bir filmi tekrar yaptığında birlikte oynarız” dedi. Tek cümlelik çıkış ve niyet belirtme bile her iki oyuncunun da hayranlarını heyecanlandırmaya yetti. Bakalım, sinema alanındaki kaderleri yeniden birleşecek mi… Bugüne dek sinema alanında rekabetleri çok keskindi. Hollywood un en başarılı oyuncularından ikisi olmalarına ve görünüşte çok sayıda ortak noktaları olmasına rağmen, Brad Pitt ile Tom Cruise un 30 yıl öncesine dayanan, uzun süredir devam eden bir husumetleri var. İkili ilk olarak ‘Vampirle Görüşme de birlikte çalıştıklarında karşı karşıya geldiler. Pitt, Cruise u Kuzey Kutbu olarak tanımlarken, kendisini Güney Kutbu olarak nitelendirdi o dönemde. Eski rahatsızlık, yeniden nüksetmeye yakın bugünlerde… Brad Pitt, Formula 1 dünyasına geri dönen bir sürücüyü canlandırdığı yeni yarış filmi ‘F1 de, Cruise başrollü ‘Top Gun: Maverick’in yönetmeni Joseph Kosinski ile çalıştı. İşte bu iş birliğinin de Cruise’u rahatsız ettiği konuşuldu kulislerde. Closer’da yer alan haberde, bir kaynağın, 30 yıldır birlikte çalışmamalarının bir nedeni var. Vampirle Görüşme’yi çekerken o kadar kötü çatıştılar ki, ikisi de bunu bir türlü aşamadı. Bunu kamuoyunda önemsiz gösteriyorlar ama birbirlerine tahammül edemedikleri bir sır değil” ifadelerine yer verildi. ‘Top Gun’ın yapımcısı Jerry Bruckheimer ve Formula 1 efsanesi Lewis Hamilton tarafından ortak yapımcılığı üstlenilen ‘F1’ filminin, Top Gun devam filmi ‘Maverick’in başarısını takip etmesi bekleniyor. Hatta Brad Pitt in ilk milyar dolarlık filmi olabileceği yönünde beklentiler bile var. İşte rekorları elinde tutmaya alışkın olan Tom Cruise’un bu durumdan pek de hoşlanmadığı söyleniyor. Ancak anlaşmazlıkları bununla sınırlı değil. Vampirle Görüşme’den yıllar sonra, 2009 da kendilerini II. Dünya Savaşı dramalarıyla gişede karşı karşıya buldular. Brad Pitt, ‘Inglourious Basterds da, Tom Cruise ise ‘Valkyrie de rol aldı. O zamanlar filmi zirveye çıkan Pitt’in, ‘Valkyrie yi gülünç olarak nitelendirdiği yazılmıştı. Ancak Pitt’in sözcüsü daha sonra bu alıntının doğru olmadığını açıklamıştı. Hep birbirlerini yenmeye çalıştıkları sinema dünyasında, belki de kendi tercihleri olarak aynı filmlerde yolları kesişmese de özel hayatlarında kesişti. İkisi de ‘kaybettiklerinde’ birleşti. Babalık… Sinemadaki başarılarının aksine ikisinin de yenik düştüğü yer… Tom Cruise’un, Katie Holmes tan olan kızı Suri, 19 yaşında. Aşk çocuğu olarak doğup büyüse de Suri, uzun yıllardır babasından uzak bir hayat yaşıyor. Tom Cruise’un, kızını en son 2012’de gördüğü biliniyor. Suri, yıllarca annesinin kanatları altında yaşadı. Artık annesinden uzakta yaşıyor ve Pensilvanya daki Carnegie Mellon Üniversitesi nde eğitim görüyor. TARİKAT AYRILIĞI Katie Holmes, Nisan 2005 te Tom Cruise ile sevgili olmuştu. Tanışmalarından yedi hafta sonra, Haziran 2005 te ise nişanlanmışlardı. 18 Kasım 2006 da Holmes ve Cruise, İtalya nın Bracciano kentindeki 15 inci yüzyıldan kalma Odescalchi Kalesi nde Scientology kilisesinin kurallarına uygun bir törenle evlendiğinde Suri 7 aylıktı. Nicole Kidman la olan ilk evliliğinden şu anda 32 yaşında olan Bella ve 30 yaşında olan Connor adında iki evlatlık çocuğu olan Tom Cruise, Kidman dan üyesi olduğu Scientology tarikatı yüzünden olaylı bir şekilde boşanmasının ardından, Katie Holmes ile de aynı sebeple boşanmıştı. Bella ve Connor’ın tıpkı Cruise gibi Scientology üyesi oldukları ve bu nedenle Cruise ile ilişkilerinde kesinti olmadığı iddia edilirken, biyolojik kızı Suri ile inanç meselesi yüzünden irtibatı kestiği konuşuldu hep. SOYADINDAN VAZGEÇTİ Katie Holmes, kendisi bu tarikata girmediği gibi kızının da girmesine izin vermemişti. İşte bu nedenle Suri ile Tom Cruise’un bağları kopmuştu. Yıllardır görüşmeyen baba kızın son bağı da soyadı ile koptu. Suri, geçen yıl reşit olur olmaz ‘Cruise’ soyadını bıraktı ve annesinin aile soyadı olan ‘Noelle yi kullanmaya başladı. Suri, LaGuardia Lisesi nden mezun olurken, mezun olan öğrencilerin adının yer aldığı broşürde adını ‘Suri Noelle’ olarak yazdırmıştı. ÇEKİŞMELİ BOŞANMA, KAYIP ÇOCUKLAR Tom Cruise’un kızıyla yaşadığı kopukluğu, Brad Pitt, Angelina Jolie ile birlikteliğinden olan altı çocuğunda yaşadı. Bir zamanların ‘Brangelina’ adlı çifti, 2016’da ilişkilerini bitirdi. Jolie, Eylül 2016’da boşanma davasını açtı, sancılı boşanma süreci ancak geçen yıl tamamen bitti. 2019’da resmen bekâr ilan edilseler de Hollywood tarihinin en uzun ve en çekişmeli hukuk mücadelelerinden birine imza atan oyuncu ikili, ancak 30 Aralık 2024 te boşanma anlaşmasını imzaladı. Milyonlarca dolarlık servetin bölüşülmesi, uzun bir mücadeleyi beraberinde getirmişti. Ancak avukatına göre, “Jolie ve çocukların, Pitt ile paylaştıkları tüm mal varlığından feragat ettiği” şeklinde bir sonuçla boşanma gerçekleşmişti. ONLAR DA SOYADLARINI DEĞİŞTİRDİ Brad Pitt, bu süreçte belki mal varlığının büyük bir kısmını elinde tuttu ama ailesini büyük ölçüde kaybetti. Üçü biyolojik, üçü de evlatlık olan çocuklarının hiçbiri, oyuncu babalarıyla görüşmüyor. Hatta aralarından üçünün, kızlarının ‘Pitt’ soyadını bıraktığı ortaya çıktı. Etiyopya dan evlat edindikleri Zahara, en büyük biyolojik kızı Shiloh ve ikiz çocuklarından Vivienne, ‘Jolie-Pitt’ şeklinde olan soyadlarını ‘Jolie’ olarak değiştirdi. Üç erkek kardeşin ise bu yönde bir tercihi olup olmadığı bilinmiyor. Angelina Jolie, 19 Eylül 2016 da, Pitt in kendisine ve 6 çocuğuna kötü davrandığını iddia ettiği özel bir uçak yolculuğundan günler sonra Pitt e boşanma davası açmıştı. Jolie, Brad Pitt’in en büyük evlatlık oğulları Maddox’la içkili bir haldeyken kavga ederek ona şiddet uyguladığını iddia etmişti. O sırada yapılan soruşturmalar sonrasında Brad Pitt, aklandı. Ancak boşanma davasının sürdüğü 2021’de Maddox’un, babasının soyadını kullanmak istemediği haberleri çıktı. Dolayısıyla Maddox ve diğer erkek kardeşleri Pax ve Knox’un da babalarının soyadından vazgeçmiş olma ihtimalleri var. Brad Pitt, boşanmayla birlikte parçalanmış aile ilişkileriyle ilgili pişmanlığını geçen hafta dile getirmişti. Yeni filmi F1 in Meksika daki galasına katılan oyuncu, çocuklarıyla devam eden yabancılaşmasının ortasında, ailesinin kendisi için ne kadar önemli olduğunu anlatırken, Hata ne olursa olsun, sadece hatadan ders çıkar ve devam et. Bu, bir sonraki başarıya yol açacak” demişti. 61 yaşındaki oyuncunun son sözleri dokunaklıydı: Benim yaşıma geldiğinizde, kendinizi sevdiğiniz insanlarla, sizi seven insanlarla çevrelemenin ne kadar önemli olduğunu anlıyorsunuz. Arkadaşlar, aile ve hepsi bu.
Source: Habertürk