Sadaka, terörü defeder
Terör başa bela. Türkiye de bu beladan yıllardır mustarip. Binlerce insanını PKK terörüne şehit vermiş bir ülkeyiz.
Artık bundan kurtulmak ve “Terörsüz Türkiye” olmak için köklü bir adım atılmış durumda. İşin siyasî ayağında gereken yapılıyor.
ANCAK İŞİN TOPLUM AYAĞINDA “SADAKA” LAZIM.
“Sadaka” deyince bazıları “sadaka kültürü”, “sadaka ekonomisi” gibi alt kavramları bıyık altı gülüşle kullanıyor. Sadakayı hakir görüyor. İşin cahili olduklarından sadakanın ne manaya geldiğini ve bir toplum için ne kadar önemli olduğunu bilmiyorlar belli ki. Bazıları belki de bilmek istemiyor, sadakanın çağrıştırdıklarına olan nefretlerinden.
Mesela zekât, zengin olan bir Müslümanın vermesi “zorunlu” (farz) bir sadaka. Aynı şekilde fitre, Müslüman olan herkesin vermesi “gereken” (vacip) bir sadaka. Bir de sadakanın “gönüllü” olanları (tatavvu) var; hibe/bağış ya da yapılan her güzel/iyi şeyler gibi.
İşte “Terörsüz Türkiye” için gönüllü sadakada toplum kanadı önemli.
Bunun için Hz. Peygamber’in (aleyhisselam) “Her meşrû ve güzel iş sadakadır”, “Güzel bir söz söylemek sadakadır”, “Gelip geçenleri rahatsız eden bir şeyi yoldan alıp atman bir sadakadır” şeklinde açık sözleri yanında özellikle “Sadaka belâyı defeder ve ömrü uzatır” sözüne kulak vermeli.
TERÖRE BULAŞMA GEREKÇELERİNİ SADAKA İLE DEFETMELİ
Tam bu noktada terör karşımıza çıkıyor. Zira toplum üyelerinin birbirlerine dönük güzel işler yapması, güzel sözler söylemesi, birbirlerini rahatsız eden sözlü ve fiili şeyleri ortadan kaldırması veya kaldırmaya çalışması sadaka. Yani şer zemini hayra döndürme aracı sadaka. Bu sadakalar bela anlamına gelen ve ölümlere sebep olan terörsüz toplum için gerekli. Yani “sadaka, terörü defeder”.
İnsanların teröre bulaşmalarının sebepleri çeşitli olsa da bu sebeplerin bir yönü “yaşanan sorunlar” ile ilgili.
Örneğin başta kadınlar olmak üzere insanların bir kısmının terör örgütlerine katılmalarında “yalnızlık ve dışlanmışlık hissi” var. Yani belki ailesinden veya belki çevresinden kötü muamele görmüş hatta hiç kimseden hiçbir “tatlı bir söz” duymamış insanlar var. Bu tarz insanların “tatlı zannı”yla terörün ağına düşmeleri mümkün. Düşmemeleri için, “sadaka (tatlı söz), terörü defeder” önemsenmeli.
Örneğin işsizlik de doğrudan veya dolaylı yoldan terör ağına düşmeye neden olabiliyor. Örgüte 11 yaşında katılan bir kız çocuğu “Babamın durumuna çok üzülüyordum çünkü hiç iş yoktu; bu yüzden onlara gittim. YPG’ye katıldığımda 11 yaşındaydım” diyebiliyor. Bir güzel insan çıkıp da sadakanın bir parçası olarak bir güzel iş (istihdam) sağlasa, babanın sorunu ortadan kalkar ve kız çocuğu da terör ile ilgili olmazdı mesela. Yani “sadaka (istihdam), terörü defeder.”
“Örgüte daha önceden iki akrabam katılmıştı. Onların sonradan, güvenlik güçleri ile girdikleri çatışmalar sonrası öldürüldüklerini duydum. O akrabalarımı çok seviyordum, benim yaşlarımdaydılar. Bu durum beni çok etkiledi. Onlara duyduğum sevgi nedeniyle devletten onların intikamlarını almak istedim. Bu yüzden de örgüte katılmaya karar verdim.” şeklindeki gerekçesi ile terör örgütüne katılan birinin “sevgiden kaynaklı intikam duygusu”nu ortadan kaldırmak gerek. Bunun için terör ağına düşen kişinin birer sadaka olarak güzel ve teskin edici sözler duyması, mütebessim çehreler ile muhatap olması ve güzel insanlara yakınlık içinde yaşaması gerekiyor. Çünkü “sadaka (muhatabını insan yerine koymak), terörü defeder.”
Örnekleri çoğaltmak mümkün. Ama elimizde Terörle Mücadele Daire Başkanlığı’nca “2016-2020 PKK/KCK Terör Örgütü Teslim Olan Şahısların Genel Analizi” başlıklı rapor var. Rapor’a göre terör örgütüne katılanların önemli bir kısmı propagandayı ve aile problemlerini, bazıları da maddi kaygıları ve psikolojik sorunları gerekçe göstermiş.
Yani terör örgülerinin güzel sözlerine aldanmışlar, ailelerinden güzel şeyler görmemişler, maddi hayatları güzel olmamış, şahsi dünyaları güzel duygularla bezenmemiş. Kısacası sadaka kültüründen mahrum bir hayat yaşadıkları için teröre yakınlık vermişler.
Bu nedenle, “Terörsüz Türkiye” hamlesine sahip çıkma adına toplumumuza düşen iki önemli vazife bulunuyor: i) En küçüğünden en büyüğüne kadar sadakaları uygulama konusunda bir seferberlik hali üzere olmak ve böylece teröre düşme zeminlerini ortadan kaldırmak, ii) teröre düşmüş olanlara “ne olursan ol yine gel” mantığı ile yaklaşıp tövbe etmelerine yardımcı güzel sözler söylemekle ve tavırlar içinde olmakla silahlardan kurtulmalarını sağlamak.
Evet, mesele zor; ama zoru kolay kılacak olan şey, kulun cüz’î iradesini ortaya koyması ve sonrasında Küllî İrade’ye teslim olmasıdır.
Prof. Dr. Faruk Taşçı / Haber7
Source: Faruk Ta