“Sağlık Araştırmaları – Alzheimer, Genetik Mucizeler ve Acil Durumlar”

Zihnin sessiz çöküşü: Alzheimer’ın erken ayak sesleri

Alzheimer – 1

Bu yazı dizisinde neler bulacaksınız?

– Alzheimer ne zaman başlar, ilk sinyalleri nelerdir?

– Unutkanlıkla hastalık arasındaki sınır nasıl anlaşılır?

– Kimler risk altında? Genetikten diyabete tüm faktörler…

– Mini-Cog ve SAGE testleriyle evde erken tarama.

– Alzheimer ilaçları ne işe yarar, neye yaramaz?

– Yeni nesil antikor tedavileri umut mu, hayal mi?

– Beyni koruyan 7 süper besin.

– Kan testiyle Alzheimer teşhisi mümkün mü?

– MIND diyeti: Zihnin Akdeniz modeli.

– Türkiye’de Alzheimer hastasına kim bakar, sistem ne sunar?

– Hasta yakınları için duygusal ve fiziksel rehber.

– Her evrede Alzheimer’ın anatomisi: Başlangıçtan son noktaya…

Neden oluyor? Kimler risk altında?

Alzheimer’ın kesin nedeni hâlâ bilinmiyor, ama bazı teoriler var:

– Beyinde beta-amiloid plakları birikir, hücreler arası iletişimi engeller.

– Tau proteinleri bozulur, sinir lifleri birbirine dolanır.

– Sonuç: Beyin hücreleri ölür, beyin büzülmeye başlar.

Peki kimler daha fazla risk altında?

– 65 yaş üstü bireyler

– Ailede Alzheimer öyküsü olanlar.

– Diyabet, hipertansiyon, obezite gibi metabolik sorunlar yaşayanlar.

– Fiziksel aktivitesi az, sosyal izolasyonu fazla bireyler.

– Eğitim düzeyi düşük olanlar.

(Kaynak: National Institute on Aging (NIH), “Alzheimer’s Disease Fact Sheet”, 2023)

Bir fincan çayı kaç kere ısıttınız bugün? Mutfağa neden girdiğinizi unutup döndünüz mü? Bu sorular sadece yorgunlukla mı ilgili, yoksa zihinsel bir alarm mı çalıyor? Alzheimer hastalığı, çoğu zaman bu kadar sıradan ve önemsiz görünen belirtilerle başlar. Ancak arkada yavaş ama yıkıcı bir süreç işler: Beyindeki sinir hücreleri ölmeye başlar. Hafıza, karar verme yetisi, kişilik… Yavaş yavaş silinir.

Alzheimer, dünya genelinde yaklaşık 55 milyon kişiyi etkileyen bir nörodejeneratif hastalık. 2050 yılına kadar bu sayının 153 milyona ulaşması bekleniyor. Türkiye’de ise kesin kayıtlar eksik, ancak tahmini hasta sayısı 1 milyona yaklaştı. (Kaynak: World Health Organization (WHO), 2023)

Unutkanlık mı? Yoksa başka bir şey mi?

Alzheimer’ın en yaygın erken belirtisi, özellikle yakın geçmişe dair hafızanın zayıflamasıdır. Kişi sabah yaptığı bir telefon görüşmesini unutur, ama 40 yıl önceki askerlik anısını hatırlayabilir. Bu yüzden hastalık, genellikle yaşlılığın “normal” bir parçası sanılır ve yıllarca gözden kaçabilir. (Kaynak: Mayo Clinic, “Symptoms of Alzheimer’s Disease”, 2022)

Ama unutkanlık tek başına tanı koymak için yeterli değildir. Kişinin yön bulma becerisi, dil yetisi, karar verme kabiliyeti de bozulmaya başlar.

Eşyaları yanlış yerlere koyma (örneğin çorapları buzdolabına), tarihleri karıştırma, tanıdık insanları yabancı gibi görme… Bunlar hep beynin “parça parça kapanmaya” başladığını gösterir.

İlk belirtilerde ne yapmalı?

Bir kişi ya da yakını bu belirtileri fark ettiğinde, ilk adım bir nörolog veya geriatrist ile görüşmek olmalı. Tanı, genellikle bir dizi testle konur:

– Mini-Mental Test (MMSE)

– MRI veya PET görüntüleme

– Kan testleriyle B12 eksikliği ya da tiroid sorunları dışlanır. (Kaynak: Alzheimer’s Association, Diagnostic Criteria, 2022)

Alzheimer için kesin bir tedavi yok ama erken teşhisle, hastalığın ilerlemesi bir süreliğine yavaşlatılabiliyor. İlaçlar (donepezil, rivastigmin gibi kolinesteraz inhibitörleri), zihinsel egzersizler ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları bu noktada kritik.

Peki ya biz? Ne zaman şüphelenmeliyiz?

– Her gün aynı şeyleri sormak.

– Kendi yaşam hikayenizi karıştırmak.

– Bildiğiniz bir yolun ortasında şaşırmak.

– İsimleri ve yüzleri unutmak.

– Kelime bulmakta zorlanmak.

Bu belirtiler bir araya geldiğinde, “yaşlandık” deyip de geçmemek gerekir. Çünkü erken teşhis, sadece tedavi değil, saygın bir yaşlılık hakkıdır.

Bu test, ev ortamında uygulanabilen, erken alzheimer ve bilişsel bozulma taramasında kullanılan, bilimsel geçerliliği olan bir testtir. Orijinali 20 dakikadır. Aşağıda sadeleştirilmiş versiyonunu bulacaksınız. (Kaynak: Ohio State University Wexner Medical Center)

SAGE–Kısa ev versiyonu

Bölüm 1: Yönelim (1 puan / soru)

1. Bugünün tarihi?

2. Hangi gündeyiz?

3. Bulunduğunuz şehir ve ülke?

Bölüm 2: Kısa süreli hafıza (3 puan)

– Aşağıdaki 3 kelimeyi okuyun ve ezberleyin:

– Kitap–Masa–Elma

2. Diğer sorulardan sonra tekrar sorulacak.

Bölüm 3: Dil ve yazılı anlatım (3 puan)

4. “Bugün güzel bir gün çünkü…” diye başlayan bir cümle yazın.

5. “Özgürlük” kelimesini tanımlayan bir cümle kurun.

6. Aşağıdaki cümleyi aynen yazın: “Kırmızı kalem kutunun içindedir.”

Bölüm 4: Saat çizimi (2 puan)

7. Bir daire çizin.

8. İçine saat numaralarını yerleştirin.

9. Saat 11’i 10 geçe’yi gösteren akrep ve yelkovanı çizin.

Bölüm 5: Geri sayım ve soyutlama (2 puan)

10. 20’den geriye doğru 2’şer sayın (20-18-16…)

11. “Kalem ve cetvel” arasındaki ilişki nedir?

Bölüm 6: Hatırlama (3 puan)

12. Başta ezberlenen 3 kelimeyi hatırlayın (Kitap–Masa–Elma)

Değerlendirme:

– 13–15 puan: Normal bilişsel işlev

– 10–12 puan: Hafif bilişsel bozukluk ihtimali

– 9 ve altı: Alzheimer veya benzeri demanslar açısından yüksek risk

(Not: Bu test tanı koymaz. Uzmana başvurmak gerekir.)

– Alzheimer’da kullanılan ilaçlar ne işe yarıyor, neye yaramıyor?

– Yeni nesil antikor tedavileri: Umut mu, risk mi, fiyasko mu?

– Kan testiyle Alzheimer teşhisi mümkün mü?

– İlaçsız çözümler: Zihne iyi gelen bilimsel alışkanlıklar.

Source: Haber Merkezi


Müşterisi rica etti… Kurban fotoğrafı ölümü oldu!

Manisa da kan donduran olay, 2 Haziran da Şehzadeler ilçesindeki bir büyükbaş hayvan işleme tesisinde meydana geldi. Manisa Ticaret Borsası Meclis Üyesi ve restoran işletmecisi İbrahim Külahlı (46), Kurban Bayramı dolayısıyla çiftliğindeki danalardan birini sattı. MÜŞTERİSİ DANANIN FOTOĞRAFINI İSTEDİ DHA daki habere göre müşterisinin talebi üzerine sattığı dananın fotoğrafını çekmek isteyen Külahlı, hayvanın saldırısına uğradı. GÖĞÜS KAFESİ VE DALAĞINDAN YARALANDI Külahlı, dananın boynuz darbeleriyle bacak, göğüs kafesi ve dalağından yaralandı. Tesis çalışanlarının ihbarı üzerine olay yerine sağlık ekipleri sevk edildi. HASTANEDE ENTÜBE EDİLDİ İlk müdahalesi yapılan Külahlı, ambulansla Manisa Şehir Hastanesi ne kaldırıldı. Durumu ağırlaşınca Manisa Celal Bayar Üniversitesi Hafsa Sultan Hastanesi ne sevk edilen Külahlı, burada entübe edildi. HAYATINI KAYBETTİ İbrahim Külahlı, burada doktorların müdahalesine karşın dün öğle saatlerinde yaşamını yitirdi. Olayla ilgili inceleme başlatıldı.

Source: Habertürk


Kızıl saç ve mavi göz nasıl mümkün oluyor?

Kızıl saç rengine neden olan genetik yapı, insanların ağrıya verdikleri tepkiyi de etkiliyor mu? Yeni bilimsel veriler, bu sorunun yanıtını ararken ilginç bulgulara ulaşıyor. DÜNYADA EN YAYGIN SAÇ VE GÖZ RENKLERİ HANGİLERİDİR? Doğal saç renkleri arasında koyu tonlar en yaygın olanlardır. Dünya genelinde insanların %90’ından fazlasının saçı kahverengi ya da siyahtır. Bu tonları sarı saç takip ederken, kızıl saç en nadir bulunan saç rengidir. Kızıl saç, dünya nüfusunun yalnızca %1 ila %2’sinde görülür. Göz renkleri arasında da benzer bir dağılım söz konusudur. Kahverengi göz, dünyada en sık rastlanan göz rengidir ve nüfusun %55’inden fazlasında görülür. Bunu %8 ila %10 oranla mavi göz takip eder. Sarı saç ve açık ten rengi, özellikle Kuzey Avrupa’ya özgü bir genetik özellikken, kızıl saç daha da nadir bir kombinasyondur. Kızıl saç, mavi göz ve açık tenin bir arada görülmesi ise oldukça sıra dışıdır ve genetik mutasyonlarla ilişkilidir. KIZIL SAÇLI VE MAVİ GÖZLÜ OLMAK NASIL MÜMKÜN OLUR? Kızıl saç ve mavi göz gibi nadir özelliklere sahip olmak için, bu özellikleri taşıyan genetik bilgilerin her iki ebeveynden de miras alınması gerekir. Göz ve saç rengi, baskın ve çekinik genlerin etkileşimiyle belirlenir. Kahverengi saç ve kahverengi gözler baskın özelliklerdir ve bu yüzden daha yaygın görülür. Ancak ebeveynlerde çekinik genler varsa, bu nadir özellikler çocuklarında ortaya çıkabilir. Örneğin, her iki ebeveyn de kızıl saç genini taşıyorsa, çocuklarının kızıl saçlı olma olasılığı oldukça yüksektir. Biri kızıl saçlı, diğeri taşıyıcı ise bu ihtimal %50’ye düşer. Aynı durum göz rengi için de geçerlidir. Bu yüzden koyu saçlı ve gözlü ebeveynlerin çocuklarının kızıl saçlı ve mavi gözlü olması genetik olarak mümkündür. KIZIL SAÇ RENKLERİNE NE NEDEN OLUR? İnsanların saç ve göz renkleri melanin adlı pigmentten kaynaklanır. Melanin, eumelanin (siyah ve kahverengi tonlar) ve feomelanin (kırmızı-pembe tonlar) olmak üzere iki ana türe ayrılır. Kızıl saçlı bireylerin vücudunda feomelanin miktarı baskındır. Bu dengenin genetik nedeni, MC1R adı verilen bir gendeki mutasyondur. MC1R geni, pigment üretimini düzenleyen melanokortin 1 reseptörünü kodlar. Bu gendeki mutasyonlar, eumelanin üretiminin baskılanmasına ve feomelanin üretiminin artmasına neden olur. Bu da kızıl saç oluşumuna yol açar. KIZIL SAÇ, GEN HAVUZUNDAN YOK OLUR MU? Kızıl saç gibi çekinik özellikler nesiller boyunca baskın özellikler altında görünmeyebilir; ancak bu genetik bilgiler DNA’da taşınmaya devam eder. Bu sayede çekinik özellikler birkaç kuşak sonra yeniden ortaya çıkabilir. Dolayısıyla kızıl saçın zamanla tamamen ortadan kalkacağına dair düşünceler yanlıştır. KIZIL SAÇLILAR AĞRIYI FARKLI MI DENEYİMLER? 2023 yılında Anesteziyoloji ve Perioperatif Bilim Dergisi’nde yayımlanan bir derleme, kızıl saçlı bireylerin ağrıya ve anestezik ilaçlara karşı farklı hassasiyetler geliştirdiğini öne sürmüştür. Bazı araştırmalar, bu bireylerin bazı ağrı türlerine karşı daha duyarlı olduğunu, bazılarına ise daha az duyarlı olduklarını göstermiştir. Örneğin, sıcaklıkla ilgili ağrılara karşı daha hassas olan kızıl saçlılar, lidokain gibi bazı anesteziklere karşı daha az etkili yanıtlar verebilmektedir. Öte yandan bazı ağrı kesici ilaçlara, özellikle morfin ve fentanil gibi opioid grubu ilaçlara karşı daha yüksek duyarlılık gösterebildikleri de rapor edilmiştir. Genel anestezi için ihtiyaç duyulan doz miktarının kızıl saçlı bireylerde %20 daha fazla olduğu da belirlenmiştir. Ancak 2015’te yapılan bazı çalışmalar, kızıl saç rengi ile ağrı duyarlılığı arasında anlamlı bir fark bulunmadığını göstermiştir. Bu nedenle konuyla ilgili veriler hâlâ çelişkilidir. FARELERLE YAPILAN DENEYLER NEYİ ORTAYA KOYDU? MC1R geninin ağrı eşiği üzerindeki etkisini daha iyi anlamak için Massachusetts Genel Hastanesi’nden Dr. David Fisher ve ekibi, 2021 yılında genetik olarak kontrol edilen kızıl ve siyah saç genine sahip fareler üzerinde araştırmalar yaptı. Bu farelerin pigment üretimi engellenmişti; ancak ağrı tepkileri farklılık gösterdi. Kızıl saçlı farelerin ağrı eşiği daha yüksekti. Yani belirli bir ağrı düzeyine ulaşmadan önce acıyı hissetmiyorlar; ancak eşik aşıldığında ağrıyı diğerlerinden daha şiddetli algılıyorlardı. Bu durum, MC1R mutasyonunun melanosit hücrelerinde POMC adlı bir maddenin üretimini azaltmasıyla ilişkilendirildi. POMC, vücudun ağrıya verdiği tepkiyi yöneten bazı reseptörleri etkiliyor. KIZIL SAÇLI OLMAK AVANTAJ SAĞLAYABİLİR Mİ? Dr. Fisher, kızıl saçlı bireylerin bazı avantajlara da sahip olabileceğini belirtmiştir. Örneğin, kuzey enlemlerinde yaşayan kızıl saçlı bireylerde UV ışınlarının emilimi daha yüksektir. Bu da D vitamini üretimi açısından olumlu bir özelliktir. Ağrıya veya ilaçlara gösterilen tepkilerin avantaj mı, dezavantaj mı olduğu ise net değildir. Ancak bu farklılıkların anlaşılması, gelecekte kişiye özel tıbbi uygulamaların geliştirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Genetik yapıların incelenmesiyle doktorlar, bireylerin ağrıya nasıl tepki vereceğini ve hangi ilaçların daha etkili olacağını önceden öngörebileceklerdir. Görsel Kaynak: istockphoto/shutterstock

Source: Habertürk


Yutkunamıyordu! Yemek borusundan et parçası çıktı

Ailesiyle restoranda yemek yiyen 14 yaşındaki A.K. birden rahatsızlandı. Çocuk, öksürme, yutkunamama, nefes alamama ve şiddetli boğaz ağrısı şikayetiyle Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi Hastanesi ne götürüldü. Tetkiklerde çocuğun yemek borusunda et parçasının olduğu tespit edildi. Yemek borusunu tıkayan parçanın çıkarılmasıyla A.K nin şikayetleri sona erdi. AİLELERE BAYRAMDA ÇOCUKLARA VERİLEN ET VE GIDALARLA İLGİLİ UYARI! Çocuğa müdahale eden Prof. Dr. Ahmet Ali Tuncer, çeşitli şikayetlerle acil servise getirilen hastayı gerekli tetkiklerin ardından hemen ameliyata aldıklarını söyledi. Hastanın yemek borusundan parça parça et çıkardıklarını anlatan Tuncer, şunları kaydetti: Et parçası kaçtıktan sonra hasta yemek yemeye devam etmiş, tam bir tıkaç pozisyonu almıştı. Önce küçük, daha sonra alttaki büyük parçayı aldık. Yabancı cisim kaçmaları ikiye ayrılıyor. Birincisi yemek borusunu, ikincisi de soluk borusunu tıkayanlar. Soluk borusunu tıkayan yabancı cisimler, biraz daha ölümcül seyredebilmekte ancak yemek borusunu tıkayan yabancı cisimler de soluk borusuna yaptığı bası nedeniyle solunum durmasına neden olabilir. Tuncer, Kurban Bayramı nda özellikle küçük çocuklu ailelerin bu konuda dikkatli olmaları gerektiği uyarısında bulunarak, Bayramda misafirlere yemek, şeker ikram ediyoruz. Bizim yapmamız gereken uyarı, çocuklara et veya gıda yedirirken küçük parçalar halinde verelim ifadelerini kullandı.

Source: Habertürk