“Sağlık Araştırmaları Güncesi – Ameliyatlar, Erken Teşhisler ve Yenilikçi Tedaviler”

Netanyahu”nun “yeraltındaki” ameliyatı tamamlandı! Sağlık durumuyla ilgili açıklama

Netanyahu”nun Hadassah Hastanesi”nin yeraltı kompleksinde tam anestezi altında gerçekleştirilen prostat ameliyatı sona erdi. Netanyahu, birkaç gün hastanede müşahede altında kalacak. “AMELİYAT BAŞARIYLA TAMAMLANDI” Pazar günü yapılan prostat ameliyatı yaklaşık iki saat sürdü. Ameliyatın ardından hastaneden yapılan açıklamada “Başbakanın geçirdiği ameliyat başarıyla tamamlandı” denildi. BİRKAÇ GÜN GÖZLEM ALTINDA TUTULACAK Hadassah Üroloji Bölümü Direktörü Prof. Ofer Gafrit, ameliyatın ardından operasyonun planlandığı gibi gittiğini söyledi. Gafrit “Başbakan anesteziden uyandı ve durumu iyi” ifadelerini kullandı. Ameliyatın ardından Netanyahu, önümüzdeki birkaç gün boyunca gözlem altında tutulacak. KORUMALI YERALTI ÜNİTESİNDE Başbakanlıktan Netanyahu”nun ameliyatı ile ilgili yapılan açıklamada ise “Başbakan Netanyahu”nun geçirdiği ameliyat başarıyla ve komplikasyonsuz bir şekilde sona erdi. Başbakan anesteziden uyandı, durumu iyi ve bilinci tamamen açık” ifadeleri yer aldı. Açıklamada ayrıca Netanyahu”nun olası füze saldırılarına karşı güçlendirilmiş bir yeraltı kurtarma ünitesine götürüldüğü belirtildi. Öte yandan Netanyahu”nun Hadassah Hastanesi”ne ve ameliyatı gerçekleştiren sağlık ekibine teşekkür ettiği de belirtildi. NETANYAHU”NUN VEKİLİ YARİV LEVİN İsrail Adalet Bakanı Yariv Levin, Netanyahu istirahat durumundayken geçici başbakan olarak görev yapacak. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz ise siyasi güvenlik kabinesinin başkanı olarak görev alacak.

Source: Haberler


2024″te dünya ne yaşadı?

Seçimler, krizler, gerilimler… 2024 dünyada en çok seçimin yaşandığı, gerilimlerin de had safhaya çıktığı bir sene oldu. Dünya, dikkatle ve merakla ABD de gerçekleşecek seçimleri bekledi; bunun yanında Orta Doğu da tansiyon yükseldi. İsrail in Gazze ye yönelik saldırıları bu sene de sürdü, ateşkes görüşmeleri sonuçsuz kaldı. İsrail ile Lübnan Hizbullah ı arasında yükselen tansiyon bölgede endişe yarattı. 2025 te ise Donald Trump, 4 yıl sonra Beyaz Saray a geri dönecek. 20 Ocak ta yemin ederek göreve başlayacak Trump ın ikinci döneminde neler yaşanacağı şimdiden merak ediliyor. 2025 te bir yandan da İsrail in Gazze ye saldırıları, Rusya-Ukrayna hattında yaşananlar, Suriye deki yeni yönetim ile birlikte neler yaşanacağını takip edeceğiz. Peki 1 Ocak tan yıl sonuna kadar dünyanın dört bir yanında neler yaşandı? 1 Ocak: Japonya da 7,6 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi, 161 kişi öldü. 3 Ocak: İran ın Kerman kentinde Kasım Süleymani nin anıldığı törende meydana gelen patlamada en az 103 kişi öldü. 17 Ocak: İngiliz Kraliyet Sarayı, Galler Prensesi Kate in karın ameliyatı için hastaneye kaldırıldığını ve Kral 3. Charles ın prostat kanseri tedavisi için ameliyat olacağını açıkladı. 16 Şubat: Rus muhalif Aleksey Navalny, Moskova nın 1900 kilometre kuzeydoğusunda bulunan cezaevinde hayatını kaybetti. 4 Mart: Fransa kürtaj hakkının anayasal güvence altına alındığı ilk ülke oldu. 7 Mart: İsveç, resmen NATO üyesi oldu. İttifakın 32. üyesi olan İsveç, 200 yıllık tarafsızlık politikasından vazgeçti. 22 Mart: Galler Prensesi Kate Middleton, kanser tedavisi gördüğünü açıkladı. 1 Nisan: İsrail, Suriye nin Şam kentindeki İran Büyükelçiliğine hava saldırısı düzenledi. Bu 2020 den bu yana İran hedeflerine yönelik en ciddi saldırı oldu. Saldırıda üç kıdemli general olmak üzere yedi yetkili öldü. 13 Nisan: İran, İsrail in saldırısına misilleme olarak İsrail e yönelik yüzlerce drone ve füzeyle saldırdı. 15 Nisan: Donald Trump, ABD tarihinde bir ceza davasında yargılanan ilk eski ABD Başkanı oldu 19 Nisan: Hindistan da haftalarca sürecek ve milyonlarca insanın oy kullanacağı dünyanın en büyük seçimi başladı. 7 Mayıs: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Mart ayında yapılan seçimleri kazandı ve Kremlin Sarayı nda beşinci kez görevini devam ettirmek üzere yemin etti. 19 Mayıs: İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi ve Dışişleri Bakanı Hüseyin Emir Abdullahiyan Azerbaycan dan dönerken helikopter kazasında öldü 1 Haziran: Hindistan’da altı hafta süren dünyanın en büyük seçimi sona erdi, yaklaşık 642 milyon kişi oy kullandı. 2 Haziran: Meksika nın 200 yıllık tarihinde bir ilk yaşandı. Claudia Sheinbaum ülkenin ilk kadın başkanı olarak seçildi. 9 Haziran: Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aşırı sağ rüzgarı esti. Avrupa nın birçok ülkesinde aşırı sağ partiler ilk ya da ikinci sırada yer aldı. 18 Haziran: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 24 yıl aradan sonra ilk kez Kuzey Kore ye gitti ve Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile bir araya geldi. 5 Temmuz: İran da Cumhurbaşkanı Reisi nin ölmesinin ardından yapılan seçimlerin ikinci turunda Mesud Pezeşkiyan cumhurbaşkanı seçildi. 5 Temmuz: Birleşik Krallık Genel Seçimleri, 14 yıldır iktidardaki Muhafazakar Partisi nin yenilgisiyle sonuçlandı. Keir Starmer liderliğindeki İşçi Partisi iktidar oldu. 13 Temmuz: Donald Trump, Pensilvanya da Butler bölgesindeki seçim mitinginde, silahlı saldırıya uğradı. Trump sağ kulağından yaralanırken, saldırgan olay yerinde etkisiz hale getirildi. 21 Temmuz: ABD Başkanı ve yeniden aday olacağı düşünülen Joe Biden, kendisine yönelik eleştirilerin ardından adaylıktan çekildi. Ve başkanlık yarışında yardımcısı Kamala Harris’i desteklediğini duyurdu. 30 Temmuz: İsrail in Lübnan ın başkenti Beyrut a düzenlediği saldırıda Hizbullah ın üst düzey komutanlarından Fuad Şükrü öldü. 31 Temmuz: Hamas lideri İsmail Haniye, İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan ın yemin töreni için bulunduğu Tahran da İsrail in düzenlediği suikast sonucu öldü. 1 Ağustos: ABD ile Rusya arasında Soğuk Savaş tan bu yana yapılan en büyük esir takası MİT in arabulucuğu ile Ankara da gerçekleşti. Toplam 26 tutuklunun takas edildiği operasyonda, ABD, Almanya, Polonya, Slovenya ve Norveç te tutuklu bulunan 10 kişi serbest bırakılırken; Rusya ise 16 tutukluyu ABD ye teslim etti. Rusya nın serbest bıraktığı isimler arasında Wall Street Journal muhabiri Evan Gershkovich de yer aldı. 17 Eylül: Lübnan da Hizbullah mensuplarının kullandığı çağrı cihazları patlatıldı. 12 kişi öldü, 3 bine yakın kişi yaralandı. 18 Eylül: Çağrı cihazlarının patlatılmasından bir gün sonra Lübnan da bu kez telsizler patlatıldı. Bu kez 25 kişi öldü. Hizbullah saldırılardan İsrail i sorumlu tutarken, İsrail saldırıların sorumluluğunu üstlenmedi. 27 Eylül: 30 yıldan uzun süredir Hizbullah lideri olan Hasan Nasrallah, İsrail in Beyrut a düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. 16 Ekim: Hamas lideri Yahya Sinvar, İsrail in Refah a düzenlediği saldırıda öldürüldü. 5 Kasım: ABD de gerçekleşen başkanlık seçiminin kazananı Cumhuriyetçilerin adayı Donald Trump oldu. 47. ABD Başkanı seçilen Donald Trump, Demokratların adayı Başkan Yardımcısı Kamala Harris i yendi. 4 yıl sonra Beyaz Saray a geri dönmeye hazırlanan Trump, 20 Ocak ta yemin ederek görevine başlayacak. 3 Aralık: Güney Kore Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol, 50 yıl sonra ilk kez sıkıyönetim ilan etti. Ülkedeki 6 sıkıyönetim krizi 6 saat sürdü, Yeol görevden alındı. 4 Aralık: Fransa Başbakanı Michel Barnier liderliğindeki Fransız hükümeti, 1962 den bu yana ilk kez güvensizlik oyu ile düştü. 8 Aralık: Suriye de 61 yıllık Baas, 53 yıllık Esad rejimi ve 13 yıldır süren iç savaş, muhalif güçlerin 12 günlük ilerleyişi sonucu Şam’da kontrolü sağlamasıyla sona erdi. Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad, muhaliflerin Şam a girmesinin ardından Moskova ya kaçtı. 16 Aralık: Almanya Başbakanı Olaf Scholz, parlamentoda yapın güven oylamasını kaybetti. Ülke, 23 Şubat’ta erken seçime gidiyor. 29 Aralık: Güney Kore nin Muan şehrinde yolcu uçağının inişte kontrolden çıkması sonucu meydana gelen kazada 181 kişinin bulunduğu uçakta 179 kişi hayatını kaybetti. 30 Aralık: Eski ABD Başkanı Jimmy Carter, 100 yaşında hayatını kaybetti. 1977-1981 yılları arasında ABD nin 39. başkanı olarak görev yapan Jimmy Carter, ABD tarihindeki en uzun yaşayan başkan olarak kayıtlara geçti.

Source: Habertürk


Çapraz nakille eşlerine hayat verdiler

Menemen de yaşayan 53 yaşındaki 2 çocuk babası Andaç Özen e 2015 yılında böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Uygulanan ilaç tedavilerine rağmen sağlık durumu her geçen gün kötüye giden Özen, 2,5 ay önce diyaliz tedavisi görmeye başladı. Eşi Aylin Özen, eşine böbreğini vermek istese de kan uyuşmazlığı nedeniyle nakile uygun görülmedi. Aynı çaresizliği yaşayan 2 çocuk babası 59 yaşındaki Ramazan İnce ye de 2012 yılında böbrek yetmezliği teşhisi kondu. Yıllarca diyaliz tedavisi gören İnce ye, eşi Hülya İnce böbreğini vermek istese de kan uyuşmazlığı nedeniyle nakil mümkün olmadı. Kadavradan böbrek nakli olmak için İzmir de özel bir hastaneye başvuran hastalara, çözüm olarak çapraz nakil yöntemi önerilerek gönüllü vericilerin böbreklerinin, karşı ailedeki hastaya uygun olduğu ve değiş tokuş yapılabileceği söylendi. Doktorların önerisini kabul eden Aylin Özen in böbreği Ramazan İnce ye, Hülya İnce nin böbreği ise Andaç Özen e nakledildi. Andaç Özen, hastanede gazetecilere yaptığı açıklamada, böbrek yetmezliği nedeniyle zor günler yaşadığını, sağlığına kavuştuğu için mutlu olduğunu söyledi. Kadavra listesinde az bir süre beklediğini belirten Özen, Önce diyaliz tedavisi paniği yaşadık. Sonra böbrek nakliyle ilgili bir korku olmuştu. Doktorlarımız bizi rahatlattı. Detayları anlattılar. Onların sayesinde süreç gelişti. Birkaç gün ameliyatın sıkıntısını yaşadık. Onun dışında bir şeyimiz yok. Gayet iyiyiz dedi. ARTIK SÜREKLİ İLETİŞİM HALİNDE OLACAĞIZ Aylin Özen ise nakil ameliyatı öncesi uygulanan tüm prensiplere uyduklarını, eşinin hayatını kurtaran kişiyle nakil ameliyatına kısa bir süre kala tanıştıklarını anlattı. Ameliyatın ardından İnce ailesiyle çok iyi ilişkiler kurduklarını anlatan Özen, Mesela biz Menemen de oturuyoruz. Kendileri Manisa da oturuyorlar. Yakınız. Artık biz birbirimizden sürekli iletişim halinde olacağız. Eşimin hayatını kurtardıkları için teşekkür ederim diye konuştu. Ramazan İnce de eşinin her zaman kendisinin en büyük destekçisi olduğunu, yeni böbreğiyle 2025 e girmenin mutluluğunu yaşadığını anlattı. Türkiye ye kadavradan organ bağışının çok olmadığını hatırlatan İnce, Herkes organlarını bağışlasın çünkü çok böbrek nakli olmayı bekleyen hasta var. Çok sayıda da genç var. Manisa da ben diyalize girerken 18 yaşındaki genç öldü dedi. Hülya İnce de eşinin yıllarca hastanelerde tedavi gördüğünü, onu sağlığına kavuşmuş bir şekilde gördüğü için mutlu olduğunu aktardı. Özen ailesiyle aralarında artık kan bağının oluştuğunu belirten İnce, Aylin Hanım ı ve Andaç Bey i çok sevdim. Zaten kan bağları oluyor. Organlarınız ona geçiyor. İnsan ister istemez bağlanıyor ve seviyor şeklinde konuştu. TÜRKİYE DE KADAVRADAN ORGAN BAĞIŞI İSTENİLEN DÜZEYDE DEĞİL Nakilleri gerçekleştiren ekipte yer alan uzman doktor Işık Özgü ise hem nakil olan hem de organ bağışında bulunan donörlerin sağlıklarının iyi olduğunu söyledi. Böbrek nakil olmayı bekleyen çok sayıda hastanın bulunduğunu hatırlatan Özgü, Türkiye de kadavradan yapılan organ bağışı istenilen düzeyde değil. Bu nedenle canlıdan nakillere başvurmak zorunda kalıyoruz. Bazen kişilerin kan grupları uymuyor, böyle zamanda benzer durumdaki çiftlerle kan gruplarının uymasının ardından çapraz nakiller yapıyoruz dedi.

Source: Habertürk


Belirtiler başladığında 13 yaşındaydı, doktor anoreksiya dedi ama… 15’inde menopoza girdiği ortaya çıktı

Annabelle Gauntlett, menopozda olduğunun söylendiği günle ilgili her şeyi hatırlıyor. “Doktorun muayenehanesi sıcak ve havasızdı, sadece bir pratisyen hekim muayenehanesinin sahip olabileceği o ağır klinik kokusu vardı. Ellerim nemliydi ve “lütfen söyleme” sözleri kafamın içinde tekrar tekrar dönüyordu” diyen Annabelle o anları şöyle anlattı:“Ve sonunda o an geldi. Doktor bana ‘sizde prematüre yumurtalık yetmezliği (POI) var’ dedi. Yanımdaki sandalyede oturan annem yıkıldı. Çaresizlik içinde ağlarken başı ellerinin arasına düştü. Bunun ne anlama geldiğinin tamamen farkındaydı. Peki ya ben ve benim tepkim? Az önce ne olduğu hakkında en ufak bir fikrim yoktu.”Annabelle henüz 15 yaşındaydı ama çoğu kadının kırklı yaşlarına kadar deneyimlemediği bir şey yaşadığı gerçeğiyle mücadele etmek zorundaydı.Genç kızın hayatı, geleceği bir anda geri dönülmez bir şekilde değişmişti.Alıntı MetniANOREKSİYA OLDUĞU SÖYLENDİBelirtiler ilk olarak iki yıl önce sıcak basmaları ve adetlerinin aniden kesilmesiyle başlamıştı. O zamanlar 13 yaşında bir çocuk olarak, ilk başlarda regl döneminin sihirli bir şekilde bir ay gecikmesine biraz sevinmişti. Ancak bu durum sonraki ay, bir sonraki ay derken devam etti. Regl olmuyordu ama korkunç ağrılar çekiyordu.Metro.UK”e konuşan Annabelle, birkaç ay sonra kendini iyi hissetmediği için endişelenmeye başladı. Annesine durumu anlattı ve doktora gittiler. Doktor genç kıza tek bir test bile yapmadan anoreksiya teşhisi koydu ve beslenme yetersizliği nedeniyle adetlerinin durduğunu söyledi.‘KENDİMİ STREÇ FİLME SARILMIŞ GİBİ HİSSEDİYORDUM’Genç kız, “Bu noktada doktorumun sözlerinden şüphe etmek için hiçbir nedenim yoktu. En iyisini onlar bilirdi, değil mi? Ancak takip eden aylar ve yıllarda, giderek daha fazla semptomla acı çekmeye başladım” dedi ve şunları söyledi:“Önce korkunç ateş basmaları başladı. Başımdan ayak parmaklarıma doğru yavaş yavaş yayılan ani bir sıcaklık hissediyordum. Kendimi streç filme sarılmış gibi hissediyordum, nefes alamıyor, düşünemiyor ya da normal davranamıyordum. Yüzüm kıpkırmızı olur ve boncuk boncuk ter damlardı. Bu durum elbette okul koridorlarında tuhaf bakışlara neden oluyordu ve kısa süre içinde sınıflar arasında yürürken bana “domates” denmesinden bıkmıştım. Tüm bunlardan önce nadiren makyaj yapardım. Ancak etrafımdaki herkesin farkına varıp yüzümün yandığını görmelerinden korktuğum için çoğu gün okula fondötenle gidiyordum.”Kısa süre içinde günde 30-40 arası ateş basması Annabelle için normal hale geldi. Ardından uykusuzluk, beyin sisi ve hayatının her yönüyle ilgili endişe hissi gelmeye başladı.“Başka alışılmadık duygular da yaşadım. Babamın yüksek sesle çiğneme sesi gibi daha önce beni asla rahatsız etmeyecek şeylere kızıyordum. Sanki deliriyormuşum gibi hissediyordum. Ayrıca, sağlıklı kilomu korumama ve aşırı egzersiz yapmamama rağmen adet dönemlerimi de asla geri kazanamadım” genç kız ekledi:“Bu noktada bir şeylerin yanlış gittiğini biliyordum. Yine de kimse noktaları birleştirmiyor ya da beni ciddiye almıyor gibiydi. Doktorlar tarafından defalarca uzaklaştırıldım, ta ki şans eseri beni dinleyen bir doktor bulana kadar. Doktorum ilk randevumuzda menopoza girdiğimi tahmin etti. İlk defa birisi bana bu kelimeyi telaffuz ediyordu ve itiraf etmeliyim ki kafam karışmıştı.”Alıntı Metni‘MENOPOZA GİRECEĞİMİ HİÇ DÜŞÜNMEMİŞTİM’Annabelle, annesinin, büyükannesinin ve teyzelerinin menopoza girdiğini görmüştü ve tabii ki arkadaşlarının hiçbiri girmemişti. Bu yüzden haklı olarak bunun çocukların değil “yaşlı kadınların” yaşadığı bir şey olduğuna inanıyordu.Genç kız yaşadığı süreci şöyle anlattı: “Folikül uyarıcı hormonlarımı (FSH), lüteinizan hormonlarımı (LH) ve östrojen seviyelerimi incelemek için kan testleri ve yumurtalıklarımda herhangi bir aktivite olup olmadığını görmek için pelvik ultrason ve testlerden geçerken hayat bir süre zihinsel ve fiziksel olarak kaotik hale geldi. Tüm bunlar olurken bile hala masumiyet ve saflıkla doluydum. Bu, hakkında hiçbir şey bilmediğim büyük, korkutucu bir şeydi ve menopoza gireceğimi hiç düşünmemiştim. Ancak ne yazık ki bunu yaşıyordum.”Alıntı Metni16 YAŞINDAYKEN İLERİDE ANNE OLAMAYACAĞINI ÖĞRENDİBu durumun geleceğini nasıl etkileyeceğine dair Annabelle’nin aklında pek çok soru vardı ancak doktor kemikleri, kalbi ve beyni üzerindeki etkilerinden ve endişelerinden bahsederken o sadece sessizce oturdu.Takip eden yıl, altıncı sınıfa girmek için çılgınca çalışırken, hiç yumurta kalıp kalmadığını görmek için birçok sıkı testten geçmek zorunda kaldı. Yıkıcı bir şekilde, hiç yoktu ve kendi biyolojik çocuğuna sahip olma ihtimali genç kızın elinden alınmış oldu.“Menopoz en iyi zamanlarda bile ürkütücü bir gerçeklik olabilir, ancak 16 yaşındayken bunu anlamak daha da zordu. Bu, evlat edinme ve IVF gibi önemli kararlar nedeniyle yaşıtlarımdan yıllar önce çocuklu bir gelecek planlamak zorunda kaldığım ve ayrıca anlayacaklarını umarak partnerlerime karşı daha açık olmak zorunda olduğum anlamına geliyor” diyen Annabelle şunları ekledi:“Şimdi 21 yaşındayım ve teşhisimi sindirmeye, eşimle birlikte doğurganlık seçeneklerimle yüzleşmeye ve doğru hormon replasman tedavisini bulmaya başlıyorum. Ancak geriye dönüp baktığımda, keşke çok geç olmadan bana yardımcı olmak için daha fazla şey yapılmış olsaydı diyorum. Teşhisim sırasında yüksek FSH seviyelerini test eden evde test menopoz kiti gibi şeylerden haberdar olsaydım, belki de durumumu çok daha erken gösterebilir ve bana kendi yumurtalarımı toplama ve dondurma fırsatı verebilirdi.”‘ONLAR ERGENLİĞE GİRERKEN BENİM MENOPOZA GİRMEM ADİL DEĞİLDİ’Anabelle, erken yaşta menopoza girmenin kendisini yaşıtlarından izole ettiğinden de bahsetti, “Onlar ergenliğe girerken benim menopoza giriyor olmam adil görünmüyordu. Ama daha önce konuşmuş olsaydım, belirtileri bilseydim, belki her şey biraz daha farklı olabilirdi. Kızlar ve kadınlar olarak, adet döngülerimizin önemi ve vücudumuzda meydana gelebilecek değişiklikler hakkında eğitilmeye başlamamız gerekiyor. Hikayelerimizi paylaşmaya açık olmalıyız, ancak o zaman yalnız olmadığımızı anlayabiliriz” dedi.

Source: Hurriyet.com.tr


Kahvaltının içeriği kadar zamanlaması da önemli… Doğru kahvaltı saati ne olmalı?

Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, güne sağlıklı başlamanın, hayatın temel taşını oluşturduğunu ve sabah 6-8 arasında yapılan erken kahvaltının, enerji vererek kalp sağlığını koruduğunu söyledi. Erken kahvaltının kansere karşı kalkan olduğunu ve yaşam kalitesini artırdığını belirten Göral, doğru zamanda yapılan kahvaltının sağlık açısından önemini anlattı. Doğru zamanda yapılan kahvaltının vücut sağlığını derinden etkilediğini söyleyen Gastroenteroloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, sabah 6-8 saatleri arasında yapılan kahvaltının, kalp krizi ve kanser gibi ciddi hastalıkların riskini azaltabileceğini ifade etti. Prof. Dr. Göral, “Kahvaltı, biyolojik saatin düzenli çalışmasını sağlayarak yaşam kalitesini artırır ve ömrü uzatır” dedi. Kahvaltının yalnızca güne başlamak için değil, uzun vadede sağlıklı bir yaşam sürdürmek için de kritik bir öğün olduğunu belirten Prof. Dr. Göral, “Kahvaltı, mutlulukla da ilişkilidir ve günün en önemli öğünüdür. Ancak kahvaltının zamanlaması da en az içeriği kadar önemlidir” dedi ve ekledi: “Bilimsel çalışmalar, sabah 6-8 saatleri arasında yapılan kahvaltının vücut sağlığı üzerinde çok daha olumlu etkileri olduğunu ortaya koymuştur. Sabah 6-8 arasında kahvaltı yapanlarda kalın bağırsak kanseri, kalp krizi, damar sertliği ve obezite gibi hastalıkların riski azalıyor.” “Ancak sabah 8’den sonra kahvaltı yapanlarda karaciğer yağlanması, kolesterol yüksekliği gibi sağlık sorunları daha sık görülüyor.” Çocuklar için kahvaltının özellikle önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Göral, “Kahvaltı yapan çocuklar, derse daha iyi odaklanır, daha enerjik olur ve akademik başarıları artar. Ancak kahvaltı yapmayan çocuklar genellikle okula düşük enerjiyle gider ve derse ilgileri azalır” dedi ve şöyle devam etti: “Kahvaltıda mutlaka bir adet yumurta, taze sebzeler, tam tahıllı ekmek ve zeytin bulunmalıdır. Taze sıkılmış meyve suyu tüketilebilir ancak hazır meyve sularından uzak durulmalı. Paketli ve fast food ürünlerden ise mümkün olduğunca kaçınılmalıdır.” “Sabahları sadece poğaça ve simitle geçiştirilen kahvaltılar, sağlık için son derece zararlıdır. Kahvaltı yapmayan bireylerde stres, gerginlik ve öfke gibi durumlar daha sık görülüyor. Güne güzel bir kahvaltı ile başlamak, hem sağlıklı hem de mutlu bir yaşam için olmazsa olmaz bir alışkanlıktır.” Kahvaltının yanı sıra akşam yemeklerinin de sağlıklı bir yaşam için önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Göral, “Akşam yemeklerini yatmadan en az 5 saat önce kesmek gerekiyor. Ayrıca akşam öğünlerinde daha hafif yiyecekler, örneğin yoğurt veya sebze tercih edilmelidir” ifadelerini kullandı.

Source: Hurriyet.com.tr


Kolorektal kanseri önlemek için yapmanız gerekenler! Kansere çare erken teşhis

Sindirim sisteminin son halkası olan kalın bağırsak ve rektumda gelişen kolorektal kanserleri, erken teşhisle önlenebiliyor ancak çoğunlukla sinsi seyrediyor. Medipol Bahçelievler Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Osman Civil, bu kanser türünün düzenli taramalar ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğine dikkat çekti. Erken teşhisin hayat kurtarıcı olduğunu vurgulayan Doç. Dr. Civil, “Rutin kontroller ve farkındalık sayesinde kolorektal kanserleri, hayatı tehdit eden bir hastalıktan önlenebilir bir duruma dönüştürmek mümkün. Bireylerin erken önlemlerle risklerini önemli ölçüde azaltabileceklerini unutmamaları gerekiyor” dedi. Kolon ve rektum kanserlerinden korunmak mümkün Kalın bağırsağın yaklaşık 150 santimetrelik uzunluğunun son 15-20 santimetresini rektumun oluşturduğunu belirten Doç. Dr. Osman Civil, “Kolorektal kanserlerin değiştirilebilir ve değiştirilemeyen risk faktörleri bulunmaktadır. Değiştirilebilir risk faktörlerini Obezite, tip 2 diyabet, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi, sigara ile alkol kullanımı. Bunlar üzerinde kontrol sağlamak mümkündür. Ancak yaş, ırk, genetik yatkınlık, iflamatuar bağırsak hastalıkları ve geçmişte pelvik bölgeye radyoterapi alınması gibi faktörler değiştirilemez.” dedi. Erken teşhis hayat kurtarıyor Kolorektal kanserlerin genellikle poliplerden kaynaklandığını belirten Doç. Dr. Civil, “Polipler, kalın bağırsağın iç yüzeyinde oluşur ve zamanla kanserleşebilir. Bu süreç genellikle 10-15 yıl içinde gerçekleşir. Tarama programlarına düzenli katılım sağlamak hayati önem taşımaktadır. 45 yaşından itibaren her bireyin 10 yılda bir kolonoskopi yaptırması, yılda bir gaitada gizli kan testi ve 5 yılda bir rektoskopi yaptırması önerilmektedir. Bu taramalar sayesinde kanser erken evrede tespit edilirse, tedavi başarısı yüzde 90’lara kadar çıkmaktadır.” diye konuştu. Sağlıklı yaşam riski azaltıyor Kolorektal kanserden korunmada sağlıklı beslenme ve fiziksel aktivite büyük önem taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Civil, “Taze sebze ve meyve tüketimi, işlenmiş gıdalardan uzak durmak, fazla kilolu veya obez olmamak, sigara ve alkol kullanmamak ve düzenli egzersiz ve spor yapmak bu hastalığa yakalanma riskini önemli ölçüde azaltabilir. Eğer kolorektal kanser teşhisi konulmuşsa, erken evre tümörler için tedavide ilk basamak cerrahidir. Hastalığın evresine bağlı olarak lokal cerrahiden geniş rezeksiyonlara kadar değişen yöntemler uygulanabilir. Günümüzde laparoskopik ve robotik cerrahiler, daha az komplikasyon oluşturduğu için daha fazla tercih edilmektedir. İleri evrelerde ise kemoterapi, radyoterapi ve immünoterapi gibi yöntemlerle tedavi planlanır. Düzenli taramalara uymak ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını benimsemek, kolorektal kanserle mücadelede temel unsurlardır. Erken teşhis ve tedaviye erişim ise hayat kurtarıcıdır.” şeklinde konuştu.

Source: Internet Haber


İki ülke arasındaki ilişkiyi böyle tarif etti: Türkiye ile bağımız akraba ilişkisi gibi olacak

Suriye”deki geçici hükümetin Sağlık Bakanı Mahir Şara, AA muhabirine Şam”da katıldığı bir konferansın ardından verdiği röportajında, Suriye”de Beşar Esed rejimi ve müttefiklerinin 13 yıl boyunca halkına karşı sürdürdüğü savaşın ardından sağlık sektörünün durumu, yürüttükleri projeler ve Türkiye ile ilişkilerin geleceğini değerlendirdi.Suriye”deki sağlık sektörünün savaş süresince tamamen yıkıldığını paylaşan Şara, göreve geldiği iki haftalık süre içinde durum değerlendirmesi yaparak verileri, ihtiyaçları tespit ettiklerini ve planları da buna göre hazırladıklarını söyledi.Şara, Suriye”de Esed rejiminin 8 Aralık”ta yıkılmasıyla sağlık sektöründe öncelikli, orta ve uzun vadeli planlar olduğunu belirterek, “3 ay, 6 ay, 9 ay, 1 yıl, 2 yıl ve 4 yıllık iş planları hazırladıklarını” aktardı.İlk adımları ciddi biçimde atmaya başladıklarını dile getiren Şara, yurt dışına sığınmacı veya göçmen olarak giden ülkesinin doktorlarına ilişkin şunları söyledi:”Suriye halkı çok sorun yaşadı, ıstırap çekti. Doktorlar da tıpkı halk gibi, bazıları hayatını kaybetti, bazıları zorla göç ettirildi, bazıları hapse atıldı, bazıları da burada kaldı. Göç eden doktorlarımız, çok şükür, iyi doktorlar, üst düzeyde deneyimli isimler de var. Aslında biz onları çağırmadan bilakis onlar büyük bir coşkuyla gelmek istediklerini söyledi. Biz şu an ülkeye dönebilmeleri ve üst düzeyde sağlık hizmeti verebilmeleri için düzenlemeler yapıyoruz. Bunlardan bazıları da tıp eğitimi verebilecek kapasitede. Suriye tamamen özgürlüğüne kavuştuğundan itibaren onları gururla ve mutlulukla davet ediyoruz, doktorlarımızı en iyi biçimde ağırlayacağız.”- “EKONOMİK YAPTIRIMLAR, DEVRİK ESED REJİMİNİN CEZAEVLERİNDEKİ UYGULAMALARI NEDENİYLE GETİRİLDİ”Şara, ABD”nin başını çektiği ülkelerin Suriye rejimine yönelik getirdiği ve hala geçerli olan uluslararası yaptırımların artık kaldırılması gerektiğini vurguladı.Yaptırımlar konusunda mesajını çok kısa ve öz vereceğini aktaran Şara, “Ekonomik yaptırımların yürürlükte olması artık komik hale geldi. Ekonomik yaptırımlar, devrik Esed rejiminin cezaevlerindeki uygulamaları nedeniyle getirildi. Şimdi ne hapishaneler ne de rejim kaldı. Bu nedenle ekonomik yaptırımların kaldırılmasına karşı çok hassas yaklaşıyoruz. Açıkçası inanıyorum ki, konu sadece vakit meselesi. Siyasi değişimler var, Amerika”da yeni bir dönem başlıyor. İnanıyorum ki bu yaptırımlar en kısa zamanda sona erecek.” ifadesini kullandı.Şara, Suriye”nin savaş nedeniyle travma sonrası stres bozukluğu yaşadığı görüşüne katılmadığını aktararak, “Bizim travmamız rejime karşıydı; rejim gitti, şimdi seviniyoruz ve çalışacağız. Başarıdan dolayı mutluyuz ve inşallah başaracağız.” diye konuştu.- TÜRKİYE BİZE ZOR ZAMANDA YARDIM ELİ UZATTITürkiye ile ilişkilere de değinen Şara, Suriye”deki savaş boyunca Türkiye”nin duruşunun “kararlı, şerefli ve Suriye halkını destekler nitelikte olduğunu” belirterek, şunları söyledi:”Türk halkı bize gerçekten çok yakın bir halktır, bize zor zamanımızda yardım eli uzattı, evlerini ve sınırlarını açtı. Dört milyon vatandaşımız, Türkiye”de resmi statüyle yaşadı. Türkiye”nin duruşu kararlıydı, şerefliydi, Suriye halkını destekler nitelikteydi. Suriyelileri kucaklamış Türk halkının da desteğiyle ortak hedeflerimizi gerçekleştirdikten sonra nasıl olacak? Karşılıklı menfaat üzerine dostça bir ilişki olacak. İki devlet olarak karşılıklı çalışacağız ama bu duygusal bağ üzerine kurulu akraba ilişkisi gibi olacak.”Suriye”deki geçici hükümette 16 Aralık”ta Sağlık Bakanlığı görevine getirilen Mahir Şara, aynı zamanda yeni yönetimin lideri Ahmed Şara”nın da ağabeyi.

Source: Www.star.com.tr


Kemal Advan Hastanesi Müdürü Ebu Safiyye Gazze”de İsrail işgaline karşı direnişin sembolü oldu

Gazze”nin kuzeyinde faaliyet gösteren nadir hastanelerden biri olan Kemal Advan, 27 Aralık”ta bir kez daha İsrail askerlerince baskına uğradı. İsrail askerleri, baskının ardından hastaları ve sağlık çalışanlarını hastaneden çıkardı.

Hastane Müdürü Ebu Safiyye, İsrail ordusunun saldırılarına rağmen Kemal Advan”ın faaliyetlerine devam etmesi için son ana kadar mücadele ederken hastalarını ve çalışma arkadaşlarını yalnız bırakmadı.

Doktor Ebu Safiyye”nin 27 Aralık”ta ağır yıkımın olduğu bir sokakta üzerinde beyaz önlüğüyle İsrail tanklarına doğru tek başına yürüdüğü anlar ise sembol haline geldi.

Bu, Ebu Safiyye”nin İsrail askerlerince alıkonularak bilinmeyen bir yere götürülmesinden önceki son karelerinden biriydi. Kemal Advan Hastanesi Müdürü”nün İsrail tanklarına doğru tek başına yürüdüğü kare sosyal medyada binlerce kez paylaşıldı.

Filistinli ve yabancı çok sayıda karikatürist, Ebu Safiyye”nin sembol haline gelen bu fotoğrafını çizdi.

İsrail ordusunun Gazze”deki işgaline karşı Filistinlilerin direnişinin sembollerinden biri haline gelen Ebu Safiyye, 27 Aralık”ta alıkonularak bilinmeyen bir yere götürüldü.

Ebu Safiyye”nin nerede olduğu ve sağlık durumuna ilişkin henüz bir bilgi yok.

Filistinli bir mültecinin oğlu olarak Gazze”de doğdu

Canı pahasına hastalarını ve çalışma arkadaşlarını bırakmayan Ebu Safiyye, 21 Kasım 1973″te Gazze”nin kuzeyindeki Cibaliya Mülteci Kampı”nda doğdu.

Ebu İlyas lakabıyla da bilinen Ebu Safiyye”nin ailesi, İsrail”in kurulduğu 1948″de tarihi Filistin topraklarındaki Askalan”dan (Aşkelon) zorla yerinden edilerek Gazze”ye sığınmıştı.

Mülteci bir babanın çocuğu olarak mülteci kampında dünyaya gelen Ebu Safiyye, Gazze”nin önde gelen çocuk doktorlarından biri olarak biliniyor.

Oğlunu kaybetti, İsrail saldırısında yaralandı yine de hastanesini terk etmedi

Ebu Safiyye, İsrail”in 7 Ekim 2023″ten bu yana Gazze”ye düzenlediği saldırılarda her Filistinli gibi ağır bedeller ödedi.

İsrail askerlerinin, 26 Ekim”de Kemal Advan Hastanesine düzenlediği saldırıda Ebu Safiyye”nin oğlu İbrahim hayatını kaybetti.

Beyaz önlüğüyle oğlunun cenaze namazını kıldıran Ebu Safiyye, evladını kaybetmesine rağmen görevine devam etti. İsrail ordusunun defalarca tehdidine rağmen Ebu Safiyye, Kemal Advan Hastanesini boşaltmayı ve bölgeden ayrılmayı reddetti.

Ebu Safiyye, 23 Kasım”da İsrail ordusunun hastaneye düzenlediği saldırıda uyluğundan şarapnelle yaralandı.

Filistinli doktor, saldırı sonrası “Bu bizi durdurmayacak. Çalıştığım yerde yaralandım ve bu bir onurdur. Kanım meslektaşlarımın veya hizmet verdiğimiz insanların kanından daha değerli değil. İyileşir iyileşmez hastalarıma geri döneceğim.” ifadeleriyle hafızalara kazındı.

Ebu Safiyye, yaralandıktan birkaç gün sonra baston ile hastalarına bakmaya devam etti.

İsrail ordusunun 6 Ekim”de başlayan ve devam eden kara saldırıları sırasında Ebu Safiyye, Kemal Advan”dan birçok kez dünyaya yardım çağrılarında bulundu.

Ancak Filistinli doktorun bu çağrılarına dünyanın sessiz kalmasıyla İsrail askerleri tank ve zırhlı araçlarla 27 Aralık”ta Kemal Advan”a baskın düzenledi.

Gazze”nin kuzeyindeki hizmet veren nadir hastanelerden Kemal Advan ise artık hizmet dışı kaldı.

Aradan geçen 4 güne rağmen Gazze”de İsrail işgaline karşı direnişin sembollerinden olan Ebu Safiyye”nin nereye götürüldüğü ve durumu ise hala bilinmiyor.

Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.

Source: