En büyük derbi burada
Yaşadığı ağır sakatlıktan kurtulan İsmail Jakobs, Almanya”da bireysel antrenör eşliğinde çalışıyor. Burada çalışmalarını tamamlayıp en kısa sürede İstanbul”da takım arkadaşlarına katılması beklenen Jakobs, katıldığı bir yayında G.Saray- F.Bahçe derbisine değindi. Yıldız futbolcu dünyanın en büyük derbisinin G.Saray ile F.Bahçe arasındaki maçlar olduğunu söyledi.
Source: Fotomaç
Uzmanı uyardı: Bu yanlışlar ağız sağlığınızı tehdit ediyor
Diş sağlığı, yalnızca estetik bir gülümseme için değil, genel sağlığın korunması açısından da büyük önem taşıyor. Sağlıklı bir gülümseme sadece güzel görünmekle kalmayıp, aynı zamanda yaşam kalitesini de artırıyor. Diş kayıpları ve diş eti hastalıklarını önlemek için bilinçli ve düzenli bakım, uzun vadede sağlıklı dişlere sahip olmayı sağlıyor.
Periodontoloji Uzmanı Dr. Dt. Şeyda Alkan Eren, diş sağlığıyla ilgili bilinen yaygın yanlış inanışlarla doğruları anlattı.
Eren, “Dişlerde herhangi bir sorun yoksa diş hekimine gitmeye gerek olmadığını” düşünmenin yanlış olduğunu belirterek, düzenli diş hekimi kontrollerinin ağız sağlığı problemlerinin erken tespit edilmesini sağladığını ifade etti.
Çürüklerin, diş eti hastalıkları ve mine aşınmalarının belirti vermeden ilerleyebildiğini kaydeden Eren, yılda en az iki kez diş hekimi kontrolüne gitmenin büyük önem taşıdığını aktardı.
“Sert fırçalama, diş minesine zarar vererek dişlerin aşınmasına neden olur”
Eren, “Dişlerimi sert fırçalarsam daha temiz ve beyaz olur” inancının yanlış olduğuna dikkati çekerek, şu bilgileri paylaştı:
“Sert fırçalama, diş minesine zarar vererek dişlerin aşınmasına ve matlaşmasına neden olur. Diş minesinin altındaki dentin tabakası açığa çıkarsa, dişler daha sarı görünebilir. Orta sertlikte bir fırçayla bastırmadan ve en az iki dakika boyunca fırçalamak gereklidir. Islatılan diş macunu etkisini kaybedebilir ve köpürme özelliği azalabilir. Kuru diş fırçasına macun sürüp doğrudan fırçalamaya başlamak en doğrusudur. Şekerli gıdaların yanı sıra karbonhidrat ve asit içeren yiyecekler de çürüğe yol açabilir. Ağızda bulunan bakteriler bu besinleri parçalayarak asit üretir, bu da diş minesine zarar verir. Çürük oluşumunu önlemek için düzenli ve doğru ağız bakımı şarttır.”
Düzenli diş taşı temizliğinin diş etlerine zarar verdiği yönündeki inanışın yanlış olduğunu vurgulayan Eren, diş taşı temizliğinin özel ultrasonik cihazlarla yapıldığını ve diş minesine zarar vermediğini aktardı.
Eren, sadece diş fırçalamanın yeterli olduğu inanışının doğru olmadığını belirterek, “Diş fırçalamak yalnızca dişlerin görünen yüzeylerini temizler. Diş araları ve dil yüzeyi de temizlenmelidir. Diş ipi, ara yüz fırçaları ve ağız duşu gibi ek hijyen yöntemleri kullanılmalıdır” ifadelerini kullandı.
Diş etleri kanadığında fırçalamayı bırakmak gerektiği düşüncesinin hatalı olduğuna işaret eden Eren, diş eti kanamasının genellikle plak birikimi ve iltihaplanmaya bağlı olduğunu, düzenli ve doğru fırçalamanın diş eti sağlığını koruduğunu kaydetti.
“Karbonat uzun süreli kullanımda diş minesine zarar verebilir”
Eren, karbonatla diş fırçalamanın dişleri beyazlatacağı inancının yanlış olduğunu vurgulayarak, şu değerlendirmelerde bulundu:
“Karbonat aşındırıcı bir madde olduğu için uzun süreli kullanımda diş minesine zarar verebilir. Bu durum dişlerin beyazlaması yerine daha sarı ve mat görünmesine neden olabilir. Profesyonel olarak yapılan diş beyazlatma işlemleri diş minesine zarar vermez, diş estetiği uygulamaları arasında en hızlı ve güvenilir yöntemlerden biridir. Aspirin, kolonya veya alkol içeren maddeleri ağrıyan dişin üzerine koymak kimyasal yanıklara ve ciddi komplikasyonlara neden olabilir. Diş ağrısı yaşandığında mutlaka bir diş hekimine danışılmalıdır.”
Ortodontik tedavi sırasında dişlerde çürük oluştuğu inanışının yanlış olduğunu ifade eden Eren, doğru ağız hijyeni sağlandığında çürük riskinin artmayacağını anlattı.
Eren, hamilelik döneminde diş tedavisinin yapılamayacağına ilişkin bilginin doğru olmadığını kaydederek, “Hamilelik sırasında diş tedavisi yapılabilir. Özellikle ikinci trimester, diş tedavisi için en uygun dönemdir. Ancak herhangi bir tedavi öncesinde mutlaka kadın doğum uzmanına danışılmalıdır” bilgisini verdi.
Source:
Yok olma tehlikesi altındaydılar… Şimdi ise şaşırtıcı bir değişim geçiriyorlar
Kutup ayılarının sayısı, Kuzey Kutbu”ndaki deniz buzunda iklim değişikliğine bağlı küçülme ve hızla ısınan bölgede değişen iklim koşullarına uyum sağlayamama nedeniyle her geçen gün azalıyor.
IUCN Türleri Yaşatma Komisyonu (IUCN/SSC) Kutup Ayısı Uzman Grubunun (PBSG) Ekim 2024″te yayımladığı “Dünya Kutup Ayısı Alt Popülasyonlarının Durum Raporu”na göre, iklim değişikliği nedeniyle Arktik deniz buzunda önemli azalmalar gözlemlenirken bu azalma, kutup ayısı alt popülasyonlarını önemli derecede etkiliyor.
Kutup ayısı nüfusundaki azalma gözlemleniyor
Arktik bölgesinde resmi olarak tanınan kutup ayısı alt popülasyonlarının sayısının 19″dan 20″ye yükseldiği belirtilirken küresel kutup ayısı nüfusunun, 22 bin ila 31 bin olduğu tahmin ediliyor.
Yaklaşık 3 alt popülasyonun azalma eğiliminde olduğu kaydedilen raporda, 2 alt popülasyonda muhtemel artış gözlemlendiği aktarıldı.
Raporda, kutup ayılarının başlıca yaşadığı bölgeler, Kanada”nın doğu ve merkezi bölgelerinde bulunan mevsimsel buz ekolojik bölgesi, Alaska”dan Svalbard”a kadar uzanan Kutup Havzası”nda ayrışan buz ekolojik bölgesi, Kutup Havzası”nda buluşan buz ekolojik bölgesi, Kanada”nın kuzeyindeki adaları kapsayan takımadalar ekolojik bölgesi olarak belirlendi.
Kutup ayılarının habitatları ve yaşam kaynaklarındaki en büyük tehditlerden bazılarının insan kaynaklı olduğu vurgulanan raporda, yasa dışı avlanmanın petrol, doğal gaz ve benzeri madde arama çalışmalarının ve insan kaynaklı deniz kirliliğinin, ayıların nüfusunu doğrudan etkilediğine dikkat çekildi.
Beşeri faaliyetler kutup ayısı popülasyonunu olumsuz etkiliyor
Raporda, kutup ayılarının korunması için atılacak en önemli adım, sera gazı emisyonlarının azaltılması olarak belirlenirken yasa dışı avcılığın engellenmesi, bölgesel işbirliği çalışmaları ve bu tür hakkındaki bilimsel çalışmaların artırılmasının da önemi vurgulandı.
PBSG”nin verilerine göre, iklim değişikliği sebebiyle Arktik deniz buzunda azalmaların kutup ayılarının avlanma ve üreme alanlarını olumsuz etkiliyor. Bu durum, ayıların uzun vadede hayatta kalma şansını düşürüyor.
İklim değişikliğinin yanı sıra artan insan faaliyetleri, habitat kaybı, kirlilik ve hastalıklar gibi çeşitli tehditlerle karşı karşıya kalan kutup ayıları, bazı bölgelerdeki avlanma faaliyetleri ve enerji geliştirme projelerinden olumsuz etkileniyor.
Farkındalık çalışmaları ve araştırmalar sürüyor
PBI”ın internet sitesinde ise 2024″te nesli tehlike altında olan kutup ayıları hakkında yapılan araştırmalar ve farkındalık çalışmaları listelendi.
PBI, 2024″te Norveç Svalbard”daki kutup ayısı yuvalarına dair araştırmalarının 8″inci yılına girdiğine işaret ederek karlı dağ yamaçlarında bilinen 5 yuva alanını gözlemlemek için uzağa kameralar yerleştirdiğini aktardı.
Yıllardır devam eden, uzun vadeli çalışma olduğu vurgulanan araştırmanın, annelerin ve yavruların ihtiyaçları ve hassasiyetleri hakkında değerli bilgiler sağladığı vurgulandı.
İki ülkede 6 öncü toplulukla kutup ayılarının güvenliği için yapılacak girişimler üzerinde çalışıldığı belirtilirken Kanada”nın Churchill, Manitoba, Kuzey Ontario bölgelerinden ve Norveç”e bağlı Svalbard takımadalarından gelen delegelerin katıldığı bir topluluk değişim programı düzenlendiği kaydedildi.
Arktik ekosistemi hakkında küresel eğitim
Kutup ayıları, tehdit altındaki Arktik ekosistemi ve iklim değişikliği konusunda acilen harekete geçme ihtiyacı hakkında dünya çapında yüz binlerce insana ulaşan PBI”nin, Churchill ve Svalbard”daki merkezlerinde ziyaretçilere kutup ayılarına ilişkin bilgilendirmeler yapıldığı aktarıldı.
PBI”dan bilim insanlarının 2024″te kutup ayılarının korunmasına dair önemli bilgiler içeren 5 makale yayımladığı ifade edilirken Paris İklim Anlaşması hedeflerine ulaşılmazsa Hudson Körfezi”ndeki kutup ayılarının nüfusunun tehlike altında olabileceği, ısınan Arktik bölgesinde en fazla risk altında olan kutup ayısı popülasyonlarına dair genetik araştırmalar gibi birçok önemli araştırma yapıldığın altı çizildi.
Kutup ayılarını tespit etmeye yardımcı olan “Bear-dar” (Ayı Radarı) kullanımı üzerine saha araştırmalarının 2024″te tamamlandığı belirtilirken hayvanların yaşamlarını daha iyi incelemek için yuvalarına konulan kameralarda yapay zeka kullanıldığı belirtildi.
Source: