Siyasete de halka da büyük sorumluluk düşüyor

Siyasete de halka da büyük sorumluluk düşüyor

47 yıldır süren bir acı, kan, gözyaşı, korku.Bir neslin değil, birkaç neslin hayatını zehir eden bir mesele.Şimdi önemli bir eşikteyiz.Biliyorum geçmişin acıları var, gözyaşları var; içimizde ağır ve hiç gitmeyecekmiş gibi hissettiğimiz duygular var.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ifadesiyle “Türkiye dün itibariyle uzun, acılı, sancılı, gözyaşlarıyla dolu bir sayfayı kapatmaya başlamıştır.”Evet, yeni bir sayfa açılabilir.Bunun anlamını hafife almayalım.Tarihi bir dönemeçtir.Dikkat ediyorum, siyasetin dili çok daha sorumlu, daha özenli bu konuda.MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin “Türkiye mazisi yarım asra yaklaşan bölücü terör musibetinden kurtuluşun eşiğindedir” cümlesi önemli.Terörsüz bir Türkiye’yi “milli birlik ve dayanışmanın mutlak kuvvesi” olarak tarif etmesi de öyle.CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Terör örgütü silah bırakıyorsa, biz bunu çok olumlu bir şey olarak görüyoruz” açıklaması keza.Siyasi liderlerin bu hassas süreçte sorumluluk bilinciyle konuşması Türkiye adına çok kıymetli.Bu dil önemli.Çünkü yaraları ancak böyle sarabiliriz.Güven inşa etmek, önyargıları eritmek, ortak hedeflerde buluşmak böyle mümkün olur.Şunu net söylemeliyim.Güçlü bir Türkiye istiyorsak, önce terörsüz bir Türkiye inşa etmeliyiz.Ekonomi için, demokrasi için, yatırım için, kalkınma için, gençlerimizin umudu için bunu yapmalıyız.Silahların susması yetmez.Onu takip edecek akıllı, kapsayıcı, adil ve demokratik adımlar da şart.Yıllardır konuşulan “demokratikleşme” başlıkları, yerel kalkınma, eşit yurttaşlık, ifade özgürlüğü gibi konular daha da önem kazanıyor.Bir daha bu bataklıktan yeni terör tohumları filizlenmesin diye bu süreçleri işletmeliyiz.Bu kritik aşamada siyasete de halka da büyük sorumluluk düşüyor.Siyasi çıkarlar uğruna bu sürecin sabote edilmesine izin verilmemeli.Kutuplaştıran, düşmanlaştıran, ayrıştıran dil bir kenara bırakılmalı.Hepimiz aynı gemideyiz.Aynı ülkenin çocuklarıyız.Farklı kimliklerimizle, farklı kültürlerimizle bir arada yaşayabilen bir ülkeyiz biz.Bu süreci destekliyorum.Çünkü barış, huzur, refah, güçlü bir Türkiye için terörsüz bir Türkiye olmazsa olmaz.Bugün yeni bir sayfa açıldıysa, gelin onu umutla, akılla, sağduyuyla yazalım.Demokrasimizi güçlendirelim.Bu adımları atalım. Bir ortak Ege hikayesi yaratılabilir Geçen hafta Fethiye’den Rodos’a İDO’nun yeni hattıyla geçtim.Aslında bu yeni bir hikaye…İDO, yıllardır Marmara’da milyonlarca yolcu taşıyan bir marka. Şimdi Ege’de de önemli bir atak yaptı.Samos’tan Midilli’ye, Rodos’tan Leros’a hatlar açıyor.Fethiye-Rodos hattı da bu stratejinin en yeni halkası.Ve evet, artık deniz taşımacılığı sadece ulaşım değil, turizm yaratmak anlamına geliyor.İDO Genel Müdürü Murat Orhan’la bir sohbette o meşhur cümleyi kurmuştu.“Biz artık sadece yolcu taşımıyoruz; turizm yaratıyoruz.”Tam da bu.Galiba her sektörün önemli oyuncuları böyle düşünmeli…Bir adım daha gidiyorum.Bu karşılıklı seferler; dilerim bir gün iki ülke turizmini birlikte anlatmanın, tanıtmanın, pazarlamanın stratejik yollarını açar.Sabah Fethiye’den çıktığınızda öğle yemeğini Rodos’ta yiyebiliyorsunuz.Bir turist bir hafta Ege kıyılarında tatil yaparken bir gününü Yunan adasına ayırabiliyor.Bunu İtalya, İspanya, Fransa yıllardır yapıyor.Bir bölgeyi, bir yaşam tarzını pazarlıyorlar.Biz de artık bu vizyonu konuşmalıyız.İDO’nun seferleri aslında iki ülkenin turizm bakanlıklarına bir davet.İzmir-Samos, Bodrum-Kos, Fethiye-Rodos hatları tek bir paketle satılabilir.Bir ortak Ege hikayesi yaratılabilir.Kazanan hem Türkiye olur hem Yunanistan.Fethiye-Rodos hattında modern bir deniz otobüsüyle seyahat ediyorsunuz.Konforlu, hızlı ve güvenli.Yolculuk iki saat civarı sürüyor.Rodos’ta ise bambaşka bir dünyanın içindesiniz.Eski şehir surlarının içi tarihle dolu.Bir yanda Osmanlı izleri, diğer yanda şövalyelerin hikayeleri.Kafelerde Yunanca ve Türkçe kelimeler yan yana.Birbirimize benzeyen insanlar, aynı denizi paylaşan iki halk.Ve dönüşte gün batımı…Denizin üstünde umut veren yeni fikirler; bu düşünce sörfü bana iyi geliyor.Belki gelecekte bir turist Bodrum’da kalıp ertesi sabah Simi’de kahvaltı eder.Belki Seferihisar’dan çıkıp Samos sokaklarında dolaşır.O yüzden bu deniz yolculuklarını ben sıradan bir ulaşım haberi olarak görmüyorum.Denizler bizi ayırmak için değil, birleştirmek için var.Evet; bu sözü de seviyorum.Turizmde bu köprüyü kurmanın en iyi yolu galiba bu iki kıyı ar asındaki yolculuklar…Ben Fethiye’den Rodos’a geçerken bunları düşündüm. O beklediğimiz gelecek geldi Danfoss bir bilim parkı; fahri başkanı Jorgen Mads Clausen’ın şöyle bir sözü var.“Ancak tıpkı elektrikli arabalarda olduğu gibi işler çığırından çıktığında hazır olmak önemli. Çünkü teknoloji olgunlaştığında, işler hızla ilerleyecek.”Neden bu sözü hatırlattım.Geçen gün Kopenhag”a küçük bir uçak indi.Bu tamamen elektrikli bir uçaktı.ABD havacılık şirketi Beta Technologies”in elektrikli uçağı ALIA CTOL, Sonderborg ile Kopenhag havalimanları arasında 200 kilometrelik yolculuğu tamamlamıştı.Şirket sabit kanatlı elektrikli uçağın geleneksel uçak ve helikopterlere göre güvenli, sessiz ve düşük maliyetli bir alternatif sunduğunu söylüyor. Bir saat gibi kısa bir sürede şarj oluyor uçak…15 metrelik kanat açıklığına sahip ALIA CTOL, bir Sprinter minibüsü büyüklüğünde. Beta Technologies”e göre saatte maksimum 281 kilometre hıza ulaşabiliyor.Uçak aynı büyüklükteki geleneksel bir helikoptere kıyasla yüzde 84″e kadar daha az karbondioksit salıyor.Uçak kalkmadan Sonderborg Havalimanı Müdürü Jákup Sverri Kass şöyle demiş.“Birçok kişi yeşil havacılığın geleceğe ait bir şey olduğunu söylüyor. Ama bugün buradayız ve geleceğin başladığını görüyoruz. Bu sadece bir sınav değil. Bu yeni bir şeyin başlangıcı.”Jorgen Mads Clausen’ın sözleri galiba gerçek oluyor.Galiba yeni şeyler oluyor. Rodos mu Fethiye mi? Ben Fethiye’ciyim.Ama karşı kıyıda neler olduğunu da merak ediyorum.Örneğin Kuşadası’ndayken Samos’u, Bodrum’dayken Kos’u, Çeşme’deyken Sakız’ı, Seferihisar’dayken Samos’u, Dikili, Ayvalık’tayken de Midilli’yi merak ettiğim gibi…Ama şunu da çok iyi biliyorum.Birbirine yakın buralarda oturan yerel halk da benim gibi düşünüyor.Hep ortak hikayeleri var.Ortak arkadaşlıkları, dostlukları var.Ve bu hikayelerin üslubu, tonu bana çok iyi geliyor.Bu barış, dostluk, bir arada olma iklimi, fikrimi benim düşünce dünyamı zenginleştiriyor.

Source: Deniz Si̇pahi̇