Sosyal Sorunlar Gündemi – Zorbalık, İşçi Hakları ve Toplumsal Tartışmalar

AKP’li hiçbir fani açıkta kalmıyor

SÖZCÜ’nün AKP’li eski bakanlar ve milletvekillerinin şirketlerde üst düzey görev almasına yönelik haberi, TBMM’de de tartışma yarattı. CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, “Boğaziçi mezunu birkaç dil biliyor, hepsi dereceye giriyor ama bu gençler işsiz, eski milletvekili ve bakanlar ise önemli görevlerde. Bu vicdani mi, 22 yıllık utanç tablosu” dedi.

BAŞARIR TEK TEK SAYDI

AKP Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta ise “İnsanlar işlerini yapıp çalışıyorsa bu utanç tablosu olamaz’’ savunması yaptı. Başarır Meclis Genel Kurulundaki konuşmasında şöyle dedi:

“Eski Ulaştırma Bakanı Cahit Turhan, Kuzey Marmara Otoyol İşletmesinde CEO; eski Tarım Bakanı Bekir Pakdemirli, Albaraka Yönetim Kurulu Başkanı ve üyesi, BİM’in de Başkanı. Eski İBB Başkanı Mevlüt Uysal, Halk Bankası Yönetim Kurulu Üyesi; eski Enerji Bakanı Taner Yıldız, Rönesans Holding, en büyük ihaleleri verdiğimiz şirketin yönetim kurulunda; Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan Emlak Katılımın yönetiminde; eski Bakan Nurettin Canikli, Albayrak Grubunda Başkan Yardımcısı; Naci Ağbal, AKSA Kazancı Holdingde; eski Maliye Bakanı Lütfi Elvan, Kalyon Holding Yönetim Kurulunda. Vecdi Gönül, Abdülkadir Aksu daha da var. Neden AKP’li hiçbir fâni açıkta kalmıyor?”

Source: Deniz Ayhan


Asker-emniyet yasa teklifleri tartışılıyor

Türk Silahlı Kuvvetleri’nin (TSK), Emniyet Teşkilatı’nın kendine özgü gelenekleri vardır. Şu günlerde hem TSK’da hem de Emniyet’te yapılmak istenen değişiklikler tartışma konusu oluyor. En çok üzerinde durulan ise “disiplin mesleği” olan asker ve poliste yapılmak istenen düzenlemelerin disiplini bozacağına ilişkin kaygılar…

Cumhurbaşkanı’na, TSK’dan personeli ihraç yetkisi veren madde, son anda torba yasa teklifinden çıkarıldı. Çünkü, böyle bir uygulamanın beraberinde büyük sakıncalar getirdiği biliniyordu. Nitekim, hatanın en azından yarısından dönüldü. Ama rütbe bekleme sürelerinin Cumhurbaşkanlığı kararıyla değiştirilebilmesine yönelik düzenlemeden geri adım atılmadı.

KONUŞANA YASAK…

Türk Silahlı Kuvvetleri’ni dünyanın en disiplinli ordularından biri yapan temel unsur, köklü gelenekleridir. Bu geleneklerin son yıllarda önemli ölçüde erozyona uğradığını düşünenlerden birisi de bunu cesaretle dile getiren emekli Tümgeneral Rafet Kılıç. TSK ile ilgili görüşleri, Milli Savunma Bakanlığı yetkililerinin hoşuna gitmeyince, emekli askerlere hemen “Orduevine, sosyal tesislere giriş yasağı” getiriliyor. Emekli asker idare mahkemesine dava açıyor, kazanıyor, hemen ardından aynı ceza yeniden veriliyor.

Milli Savunma Bakanlığı’nın bu kararları yalnız emekli askerleri değil, onların orduevine girme hakkı tanınan ailesini de cezalandırıyor. Yazın askeri kampa gidecek eşini, çocuğunu da cezalandırıyor. Oysa konuşanlar silahlı kuvvetlerimizi kötülemiyor, kendilerince hatalı gördükleri ya da yapılması gereken düzenlemeleri saygılı bir dille ifade ediyor. Bundan rahatsızlık duyulur mu? Duyuluyormuş! Halen görevde olan komutanlar konuşmayacağına göre kim konuşacak, kim anlatacak? Şehitlerimizi, gazilerimizi de onlar anlatıyor.

SİYASİ ETKİ UYARILARI

Milli Savunma Bakanlığı yalnız emekli askerleri değil, onları televizyona çıkaran ya da gazetelerinde görüşlerine yer veren gazeteleri de kendince cezalandırıyor. Milli Savunma Bakanlığı’nda her Perşembe günü yapılan Haftalık Basın Bilgilendirme toplantılarına istemedikleri gazetecileri aldırmıyor. Bu konuda verilen dilekçelere cevap verilmiyor. Bunlardan Milli savunma Bakanı Yaşar Güler’in haberinin olduğunu sanmıyorum.

Rütbe bekleme süreleriyle ilgili düzenleme de sakıncaları görülüp torba yasa teklifinden çıkarılır mı ya da TBMM Genel Kurulu’nda farklı bir biçime mi sokulur bilemeyiz. Ama konuştuğumuz askerler yapılan bazı düzenlemelerin beraberinde bazı sorunlar getirdiğine dikkat çektiler. Onlardan bazılarını Rafet Paşa şöyle sıraladı:

– Emir-komuta yapısı zedeleniyor.

– Terfilerde rütbe bekleme süreleri esnetildi.

– ‘Sivil Paşalık’ uygulaması ihdas edildi.

– Kademe atlanarak Kuvvet Komutanlığı ve Genelkurmay Başkanlığı atamaları yapılabilir hale gelindi.

– Tekliften çıkarılmayacağı öne sürülen, rütbe bekleme sürelerinin Cumhurbaşkanı tarafından tek taraflı olarak değiştirilebilmesi, en az ihraç yetkisi kadar TSK’nın kurumsal disiplinine zarar verebilir.

– Bu düzenlemenin yasalaşması halinde, zaten uzun süredir siyasi ağırlıklı olan Yüksek Askerî Şûra süreciyle birlikte, yalnızca general/amiraller değil, tüm subaylar için terfi süreci siyasi etkilerden arındırılamaz hale gelir. Bu da ordu içindeki liyakat sistemini zayıflatır ve personeli siyasi tavassut arayışına yöneltir.

EMNİYET’TE DURUM

Emniyet Teşkilat Kanunu’nda yapılacak değişikliği kapsamlı olarak bu köşede Cuma günü duyurmuştum. Emekli Emniyet Müdürleri Derneği Başkanı İsmail Çalışkan, öngörülen düzenlemeler için şöyle dedi:

“Emniyet Teşkilatı, diğer kamu görevlilerinden farklı olarak hiyerarşik bir düzene sahip disiplin esaslı bir teşkilattır. Yasa değişikliği teklifi hazırlanırken Emniyet Teşkilatından birkaç daire başkanının görüşüyle hazırlandı. Bu haliyle nerdeyse hiçbir mensubunun kabul edemeyeceği bir tasarının kabul edilmesi bu güzide teşkilat mensuplarını yaralayacaktır.

Emniyet Teşkilatında göreve başlayan her rütbelinin vizyonu en üst rütbe olan emniyet genel müdürü olmaktır. Yasa tasarısı çıktıktan sonra hiçbir rütbeli Emniyet Teşkilatında gelecekle ilgili bir hedefi, amacı ve hayali kalmayacak. 2. sınıf emniyet müdürleri tek bir amaçla 1. sınıf olmak istemektedir, o amaç da emekli olduklarında 35 bin TL olan emekli maaşlarının 45-50 bin TL olmasıdır. Halihazırda 70 bin TL olan maaş 1. sınıf olunduğunda 80 bin liraya çıkacaktır.

DNA’SIYLA OYNANMAMALI

Esas sorun emeklilik için bekleyen 1.sınıf Emniyet Müdürlerinin emekli olunca maaşı 45 bin TL’ye düşeceği için emekli olamamasından dolayı rütbe terfilerin yapılamaması. Emeklilik hakları düzeltildiğinde bu sorunun rahatça çözüleceğini değerlendiriyoruz. Bu bağlamda emniyet teşkilatının DNA’sıyla çok sık oynamak, teşkilatın düzenini bozar, telafisi mümkün olmayan zararlara sebep olur.

Nasıl, emniyet müdürleri vali olarak atanabiliyorsa, şimdi de valileri emniyet müdürü yapmak istiyorlar. Polis Teşkilatını polisler yönetmeli. Yeni düzenlemeler yapılırken, emekli emniyet müdürlerinin de deneyimlerinden yararlanılmalı. Köklü çözüm, Emniyet Teşkilatı mensuplarının devlet memurları çıkarılıp Emniyet Teşkilatı Kanunu’nda özlük haklarına ilişkin düzenleme yapılırsa bu sorunlar kökten çözülür.”

TSK ve Emniyet ile ilgili yasa teklifleri TBMM’den hangi değişikliklerle geçecek. Bekleyelim, görelim.

(NOT: Saygı Öztürk, bugün Eskişehir Kitap Fuarı’nda Doğan Kitap standındaokurlarıyla buluşacak.)

Source: Saygı Öztürk


Tuvalet kağıdını nasıl astığınız karakterinizi ele veriyor

Tuvalet kağıtlarının hayatımıza girmesiyle birlikte doğan ve zamanla tatlı bir tartışma haline gelen bir konu var: “Tuvalet kağıdı rulosu üstten mi yoksa alttan mı asılmalı?”

Bu mesele çoğu zaman küçük bir detay olarak görülse de, aynı evin içinde bile bu konuda farklı tercihlere sahip bireyler olabiliyor. Hatta bazı ailelerde, her birey tuvaleti kullandıktan sonra kağıdı kendi tercihlerine göre yeniden asıyor.

Ancak bilim insanları, bu basit gibi görünen alışkanlığın aslında kişinin karakteri hakkında bazı ipuçları barındırabileceğini savunuyor.

KİŞİLİK ÖZELLİKLER İLE TERCİHLER ÖRTÜŞÜYOR

Davranış biçimleriyle günlük alışkanlıklar arasında bir ilişki olup olmadığını inceleyen Dr. Gilda Carle, bu araştırmasında katılımcılara önce tuvalet kağıdını nasıl astıklarını sordu.

Ardından, onların yaşam felsefeleri, günlük ilişkilerdeki tutumları ve duygusal tepkilerine dair kapsamlı bir anket uyguladı. Elde edilen yanıtlar doğrultusunda, tuvalet kâğıdı asma tercihiyle kişilik özellikleri arasında dikkat çekici düzeyde benzerlikler saptandı.

ÜSTTEN ASANLAR: DOMİNAT VE DIŞA DÖNÜK BİREYLER

Dr. Carle’in bulgularına göre, tuvalet kağıdını rulonun dışından, yani üstten alacak şekilde yerleştiren bireylerin baskın karakter yapısına sahip oldukları görülüyor.

Bu kişiler genellikle enerjik, sosyal, konuşkan, yönlendirme konusunda başarılı ve hem iş hem özel hayatlarında girişken yapılarıyla dikkat çekiyor. Aynı zamanda insan ilişkilerinde kendilerine güven duyduklarını da belirtiyorlar.

ALTTAN ASANLAR: DUYGUSAL VE SORUMLULUK SAHİBİ BİREYLER

Araştırmaya göre, tuvalet kağıdını rulonun iç kısmından, yani alttan çekilecek şekilde yerleştiren bireyler ise daha duygusal ve çatışmalardan uzak durmayı tercih eden insanlar olarak öne çıkıyor.

Bu kişiler, hayatlarında sorumluluk bilinciyle hareket ediyor ve az ama derin ilişkiler kurmayı tercih ettiklerini dile getiriyor. Güven bağını önemseyen bu bireyler, ancak sağlam bir bağ kurdukları kişilerle yakın ilişki geliştiriyorlar.

“TERCİHİM YOK” DİYENLER: UYUMLU VE ESNEK KİŞİLER

Peki ya her zaman aynı tercihte bulunmayanlar? Yani bazen üstten, bazen alttan asanlar? Dr. Carle’in çalışmasına göre bu grup, kurallara sıkı sıkıya bağlı olmayan, esnek ve uyumlu bireylerden oluşuyor.

Duruma göre pratik çözümler üretebilen, katı kalıpları olmayan ve çevresine kolayca adapte olabilen kişiler bu kategoriye giriyor.

Elbette ki, sadece tuvalet kâğıdı asma biçimiyle bir insanın kişilik profilini tam olarak çıkarmak mümkün değil. Ancak bu tür alışkanlıkların, bireyin psikolojik eğilimleri hakkında fikir verebilmesi, davranış bilimi ve psikolojinin gündelik yaşamla ne kadar iç içe olduğunu ve ne denli detaylı çıkarımlar yapabildiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.

Source: Haber Merkezi


Bıçakladı, telefonundaki not ortaya çıktı: “Sapladığımda bitecek savaşım”

Korkunç olay, Üsküdar’da bulunan özel bir okulda meydana geldi. Çay ocağından bıçak alan kız öğrenci, arkasından konuştuğunu iddia ettiği kız öğrenciyi tuvalete çağırdı. 15 yaşındaki E.B., kendisine zorbalık yaptığını iddia ettiği E.Ç. isimli kız öğrenciyi elindeki bıçakla yaraladı. Olayın ardından kaçan E.B., polis ekipleri tarafından yakalandı. Anadolu Adliyesi’ne sevk edilen E.B. çıkarıldığı mahkemece, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan tutuklandı. Öte yandan hastaneye kaldırılan E.Ç.’nin hayati tehlikesi devam ediyor.
KONUŞMAK İÇİN ÇAĞIRDI, BIÇAKLADI
Suça sürüklenen E.B. Hakimlik ifadesinde, “Zorbalık görüyordum. E.Ç. arkamdan zorbalık yapıyordu. Bazı psikolojik rahatsızlıklarım da var. İlaçlarım da vardı ama düzenli kullanmıyordum. Eylem anlık gelişti. Bıçağı okuldaki çay ocağından aldım. Planlı değildi. E.Ç. bana yalan söyledi. Arkamdan ne söylediğini sordum. Senin hakkında konuşmuyorum dedi. Ancak yalan söylüyordu. Ne zaman benim hakkımda konuşsalar gülüşüyorlardı. Kimse görmeden bıçağı çay ocağından aldım. Bıçağı alırken bir düşüncem yoktu. E.Ç.’yi konuşmak için tuvalete çağırmıştım. Amacım bu değildi, bir anda gerçekleşti. Tutuksuz yargılanmamı talep ederim” dedi.

TELEFONDAN ÇIKAN KORKUNÇ NOT
Ekol TV”de yer alan habere göre; suça sürüklenen çocuk E.B.’nin avukatı ise, “Müvekkilin telefonunda bir not bulduk. Bu notta müvekkilin “Bıçağı omzuna sapladığımda bitecek benim savaşım. Amacım öldürmek değil, sadece acı çekmesini istiyorum” şeklinde yazmıştır. Bu durum müvekkilin öldürme kastı ile hareket etmediğini gösterir” dedi.

Source: Devrim Karadağ


CHP”li belediye emekli olan işçinin tazminatına çöktü

İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZNERJİ AŞ ve İZELMAN AŞ”den emekli olan bir grup işçi, kıdem tazminatlarını alamadıkları gerekçesiyle başlattıkları eylemlerine devam etti.Kültürpark”taki İzmir Sanat önünde bir araya gelen grup adına açıklama yapan Kenan Aras, geçen yıl aralık ayında emekli olan işçilere hala kıdem tazminatlarının ödenmediğini ve verilen sözlerin yerine getirilmediğini savundu.Mart ayından itibaren yaptıkları görüşmelere rağmen verilen sözlerin tutulmadığını belirten Aras, “Yıllarımızı verdiğimiz, alın terimizi döktüğümüz, kendi ailemiz gibi sahiplendiğimiz kurumumuz… Ne yazık ki emekli olduktan sonra defalarca söz verildiği halde tazminatlarımız ödenmemiştir.” dedi.İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugayİşçi emeklilerinin sadaka değil yıllardır emeğiyle, alın teriyle çalışarak hak ettikleri kıdem tazminatlarını almak için eylem yaptıklarını dile getiren Aras, şunları kaydetti:”Aylardır mağdur ediliyoruz, bu kuruma yalan söylemek, sözünde durmamak yakışmıyor. Hak ettiğimiz paramızı alamadığımız için bankalara borçlanıyor ve büyük faizler ödemek zorunda kalıyoruz. Çocuklarımıza harçlık verememenin çaresizliğini yaşatmaya hakkınız yok Sayın Belediye Başkanı Cemil Tugay. Alacaklıların her gün kapımızı çalıp bizleri mahcup etmesine hakkınız yok Sayın Başkan. Bizleri 6 aydır mağdur eden, bankalara borçlandıran sizi ve belediye bürokratlarını sorumlu davranmaya davet ediyor ve derhal hakkımız olan kıdem tazminatlarımızın tamamını ödemenizi istiyoruz.”

Source: Www.star.com.tr


İşçinin kıdem tazminatı hakkı

SAĞLIĞI BOZULDUĞU İÇİN İŞTEN AYRILAN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ? 2007 yılından beri özel sektörde işçi olarak çalışıyorum. 2017 yılındaki kalp ameliyatı nedeniyle %50 engelli raporu alarak erken emekli oldum. Çalıştığım iş yeri tazminatımı ödeyerek tekrar beni emekli işçi olarak işe aldı. Şimdilik ayrılmayı düşünmüyorum fakat ileride sağlık sorunlarımın artmasından endişe ediyorum. Sağlık sebebiyle çalıştığım iş yerinden ayrılırsam tazminat alma hakkım var mıdır? Yahut hangi yolu izlemeliyim ki çalıştığım sürenin tazminatını alabileyim? (Mustafa D.) SORULARINIZ İÇİN: akivanc@haberturk.com Emekli işçinin kıdem tazminatı alma kuralları normal işçiler ile aynıdır. Kıdem tazminatını aldıktan sonra aynı iş yerinde çalışan veya emekli olduktan sonra yeni bir iş yerinde çalışan işçi haklı bir sebep olmadan kendi isteğiyle işten ayrıldığında kıdem tazminatı alamaz. İşveren haklı bir sebep olmadan işten çıkartırsa kıdem tazminatını ödemek zorundadır. Ancak, İş Kanununun 24’üncü maddesine göre, yaptığı iş işçinin sağlığı veya yaşayışı için tehlike oluşturursa işçi kendi isteği ile işten ayrıldığında kıdem tazminatı alabilir. Kanunun bu hükmünden yararlanarak kıdem tazminatı alabilmeniz için yaptığınız işin sağlığınıza zarar verdiğine dair heyet raporu almanız gerekir. Hastalığınızla ilgili uzman hekimlerden oluşan heyetin, yaptığınız işin, niteliğinden doğan sebeple sağlığınız veya yaşayışınız için tehlikeli olup olmadığına karar vermesi gerekir. İşveren heyet raporuna itiraz ederse mahkeme, iş güvenliği bilirkişisi eşliğinde rahatsızlığınız ve çalışmanızın iş yerinde iş güvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmediği hususlarını tespit edecek nitelikte rapor almanızı isteyebilir. Mahkeme verilen raporu yeterli görürse kıdem tazminatınızı alabilirsiniz. Aksi takdirde işe bağlı olmayan kalp rahatsızlığınız olması size doğrudan kıdem tazminatı alma hakkı vermez. MEMLEKETE TAŞINMAK ZORUNDA KALAN İŞÇİ KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR Mİ? Emekli olarak iki yıldır çalışmaya devam ediyorum. Ev sahibi evi sattı ben de memlekete dönmek istiyorum ama iki senelik kıdem tazminatımı alabilir miyim? Bunun için ne yapmam gerekiyor? (Ümit Ö.) İşçinin kendi isteğiyle işten ayrılması halinde hangi durumda kıdem tazminatı alabileceği 1475 Sayılı Eski İş Kanununun halen yürürlükte bulunan 14’üncü maddesinde düzenlenmektedir. Bunlar erkek işçinin askerlik sebebiyle işten ayrılması, kadın işçinin evlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde çalışmayı bırakması, yaş dışındaki emeklilik koşullarının yerine getirilmesi ve emeklilik sebebiyle işten ayrılma halleridir. Bunların hiçbiri emekli işçi olarak sizi kapsamıyor. Söz konusu hallerin dışında işçinin haklı bir sebeple işten ayrılması halinde kıdem tazminatını alma hakkı doğar. İşçi açısından haklı sebeple işten ayrılma gerekçeleri arasında ücretin zamanında ve eksiksiz ödenmesi başı çekmektedir. Ücret kavramının içine fazla çalışma ücreti, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil günlerindeki çalışma ücreti de girmektedir. İşveren fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil dahil ücretinizi zamanında ödemezse veya eksik öderse, bunu gerekçe göstererek işten ayrılmanız halinde kıdem tazminatınızı alabilirsiniz. İş Kanununda hangi gerekçe ile olursa olsun memleketine veya başka kente taşınmak zorunda kalanlara kıdem tazminatı ödeneceğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. YAŞ DIŞINDAKİ EMEKLİLİK KOŞULLARINI YERİNE GETİRENLER NASIL KIDEM TAZMİNATI ALABİLİR? 2004 yılı aralık ayında sigortalı çalışmaya başladım. Toplam 6850 prim günüm var. Sekiz yıldır aynı iş yerinde çalışıyorum. Prim günüm 7000 olunca kıdem tazminatı alabilir miyim? Ya da hangi yolu izlemeliyim? (Mehmet G.) İş Kanununa göre, yaş dışındaki emeklilik koşullarını yerine getirenler işten ayrıldıklarında kıdem tazminatını alabilirler. Yaş dışındaki emeklilik koşulları sigortalı çalışmaya başlama tarihine göre değişmektedir. Sigortalı çalışmaya 8 Eylül 1999 öncesinde başlayanlar 15 yıl sigortalılık süresi ve 3600 prim gününü tamamlayarak, 8 Eylül 1999 – 30 Nisan 2008 tarihleri arasında çalışmaya başlayanlar ise 25 yıl sigortalılık süresi ve 4500 prim gününü, ya da sigortalılık süresine bakılmaksızın 7000 prim gününü tamamladıklarında kıdem tazminatı alabilirler. Bu şekilde kıdem tazminatı alabilmek için 7000 prim gününü tamamlayınca öncelikle Sosyal Güvenlik Kurumu il müdürlüğüne veya bağlı bulunduğunuz sosyal güvenlik merkezine başvurarak “Kıdem tazminatı alabilir” yazısı talep etmelisiniz. SGK’dan alacağınız bu yazıyı işverene vererek, kıdem tazminatınızı isteyebilirsiniz. SGK’dan bu yazıyı almadan işten ayrılırsanız kıdem tazminatı alma hakkınızı kaybedersiniz. Bu nedenle mutlaka önce SGK’dan yazıyı alıp işverene sunduktan sonra işten ayrılmalısınız. HER ENGELLİ ÇOCUK ANNESİNİN ERKEN EMEKLİLİK HAKKI VAR MIDIR? On yaşında, yüzde 90 engelli kızım var. Eşimin erken emeklilik hakkı var mıdır? (Murat K.) Başkasının bakımına muhtaç derecede engelli çocuğu bulunan annelerin sigortalı çalıştıkları prim günlerine 4’te 1 oranında ilave edilir. İlave edilen süre kadar emeklilik yaşları öne çekilir. Çalıştıkları her 360 güne karşılık, prim günlerine 90 gün ilave edilerek 450 gün çalışmış sayılırlar. Emeklilik yaşları da her 360 güne karşılık 90 gün öne çekilir. Bu haktan yararlanabilmek için eşinizin sigortalı bir işte çalışması veya isteğe bağlı sigorta primi ödemesi gerekir. Sigortalı bir işte çalışmayan, isteğe bağlı sigorta primi ödemeyen engelli çocuk annelerinin emeklilik hakkı bulunmamaktadır. KARDEŞİ ÖLEN KADININ YETİM AYLIĞI ARTAR MI? Annem için yazıyorum. Babam 2007 yılında, dedem ise 1987 yılında vefat etti. Babam SSK emeklisi, babası ise BAĞ-KUR emeklisi. Babam vefat ettiğinde teyzem babasından yetim aylığı almakta idi. Annem de resmi başvurularını yaparak hem babamdan hem de dedemden ölüm aylığı almaya başladı. Sonra bir dönem dedemden aldığı maaş kesildi. Geri ödeme yaptık. Açtığımız davayı kazandık, geriye yönelik birikmiş maaşı aldık. Şu an hem babamdan SSK hem de dedemden BAĞ-KUR maaşı alıyor. Annemin babasından maaş alan teyzem 2012 yılında vefat etti. Her iki kız kardeş de babasından %25 oranında maaş alıyordu. Teyzem öldüğü için annemin aylığında herhangi bir artış olması gerekir mi? Babasından başka maaş alan kimse kalmadığı için maaşı yükselir mi? Yükselir ise ne yapmak gerekir? 2012’den itibaren geriye yönelik talep etme hakkımız var mı? (Ebru K.) Birden fazla aylık alanların hakları, aylığı hangi tarihte almaya hak kazandıklarına göre değişir. Ekim 2008 tarihinden önce birden fazla dosyadan gelir ve aylık almakta olanlar paylarına düşen aylıkların tamamını alırlar. Anneniz dul aylığını ve yetim aylığını almaya 2007 yılında hak kazandığına göre, iki dosyadan da payına düşen aylıkların tamamını alma hakkına sahiptir. Yetim aylığı normalde yüzde 25 oranında ödenir. Ancak, kendisinden başka aylık alan kişi yoksa yetim aylığı yüzde 50 oranında bağlanır. Anneniz 2007 yılında yetim aylığı almaya başladığı için kardeşi 2012 yılında vefat ettikten sonra yetim aylığının yüzde 50’ye yükseltilmesi gerekir. Yetim aylığının artırılması için SGK’ya başvuru yapmalı. Başvuru yaptığı tarihten geriye doğru son beş yıllık döneme ait yetim aylığı farklarını alabilir.

Source: Habertürk


Akran zorbalığı durmuyor! İstanbul’da kız öğrenci dehşeti

Üsküdar’da bulunan özel bir okulda, kendisini zorbaladığını iddia ettiği 15 yaşındaki E.Ç. isimli kız öğrenciyi bıçaklayan ve ardından kaçan E.B. isimli kız öğrenci gözaltına alındı. E.B. isimli öğrenci çıkarıldığı mahkemece tutuklandı.

Olay, dün Üsküdar’da bulunan özel bir okulda meydana geldi.

Çay ocağından bıçak alan kız öğrenci, arkasından konuştuğunu iddia ettiği kız öğrenciyi tuvalete çağırdı.

Ekol TV”de yer alan habere göre, 15 yaşındaki E.B., kendisine zorbalık yaptığını iddia ettiği E.Ç. isimli kız öğrenciyi elindeki bıçakla yaraladı.

Olayın ardından kaçan E.B., polis ekipleri tarafından yakalandı. Anadolu Adliyesi’ne sevk edilen E.B. çıkarıldığı mahkemece, ‘kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan tutuklandı.

Öte yandan hastaneye kaldırılan E.Ç.’nin hayati tehlikesi devam ediyor.

KONUŞMAK İÇİN ÇAĞIRDI, BIÇAKLADI

Suça sürüklenen E.B. Hakimlik ifadesinde, “Zorbalık görüyordum. E.Ç. arkamdan zorbalık yapıyordu. Bazı psikolojik rahatsızlıklarım da var. İlaçlarım da vardı ama düzenli kullanmıyordum. Eylem anlık gelişti. Bıçağı okuldaki çay ocağından aldım.

Planlı değildi. E.Ç. bana yalan söyledi. Arkamdan ne söylediğini sordum. Senin hakkında konuşmuyorum dedi. Ancak yalan söylüyordu. Ne zaman benim hakkımda konuşsalar gülüşüyorlardı. Kimse görmeden bıçağı çay ocağından aldım. Bıçağı alırken bir düşüncem yoktu. E.Ç.’yi konuşmak için tuvalete çağırmıştım. Amacım bu değildi, bir anda gerçekleşti. Tutuksuz yargılanmamı talep ederim” dedi.

TELEFONDAN ÇIKAN KORKUNÇ NOT

Suça Sürüklenen çocuk E.B.’nin avukatı ise, “Müvekkilin telefonunda bir not bulduk. Bu notta müvekkilin “Bıçağı omzuna sapladığımda bitecek benim savaşım. Amacım öldürmek değil, sadece acı çekmesini istiyorum” şeklinde yazmıştır. Bu durum müvekkilin öldürme kastı ile hareket etmediğini gösterir” dedi.

Source: Haber Merkezi