Tıbbi Araştırmalar Gündemi – Şiddet, Kalp Sağlığı ve Gebelik Üzerine Yenilikler

Hekimler çalıştayı katledilen Ersin Arslan’ın anısına adadı

Çalıştay, görevi başında katledilen Dr. Ersin Arslan’ın anısına ithaf edildi. Sendika temsilcileri, yaşanan sorunların münferit değil, sistematik olduğuna dikkat çekerek çözüm için yapısal reform çağrısında bulundu.Hekim Birliği Genel Başkanı Dr. Hatice Çerçi Balcı, sağlıkta şiddetin hâlâ caydırıcı şekilde cezalandırılmadığını belirtti. Mevcut yasaların saldırganlara cesaret verdiğini ifade eden Balcı, “Şiddeti işleyenler çoğu zaman tutuksuz yargılanıyor. Bu da sağlık çalışanlarında korunmasızlık hissini artırıyor” dedi. Dr. Balcı, şiddetin yalnızca fiziksel değil, sözlü ve dijital biçimlerinin de doğrudan ceza kapsamına alınması gerektiğini vurguladı. Balcı, “Şiddet faillerine randevu kısıtlaması gibi idari tedbirler değerlendirilmeli. Göstermelik önlemlerle değil, gerçek iradeyle hareket edilmeli” dedi.

Source: Ufuk Sepetci


Prof. Dr. Sönmez: ‘Stresten uzak durmak önemli’

Prof. Dr. Bingür Sönmez, “Aortdamarı yırtılmalarındankorunmanın en etkili yolutansiyonu düşük tutmak.3-4 tansiyon ilacıylabile tansiyonudüzenlenemeyenhastalarımız var. Riskgrubu hastalar için enönemli nokta strestenuzak durmak”ifadelerini kullandı. Aortdamarı yırtılmasının damarduvarının ani ve ciddi hasargörmesiyle ortaya çıkankalp rahatsızlığı olduğunubelirten Sönmez, “Aort,üç katmanlı bir yapıyasahiptir ve ani kan basıncıyükselmeleri butabakalar arasındayırtılmalara nedenolabilir. Yırtılmagöğüs, karın veya heriki bölgede olabilirve ilerlerse ameliyatkaçınılmaz” diye konuştu.Aort damarının 5 cm’yeulaştığında yırtılma riskininbelirgin bir şekilde arttığınıvurgulayan Sönmez,“Normalde 2.5-3 cm çapındaolan aort, 3.5 cm’den sonrayakından takip edilmeli,4 cm’i geçtiğinde ise yıllıktomografi ile izlenmelidir.5 cm’e ulaştığında yırtılmariski belirgin şekilde artar.Bazen 4-5 cm arasındabile yırtılmalar meydanagelebilir” ifadelerinikullandı.Sönmez, “Bu hastalıktayüksek tansiyon enbüyük risk faktörlerindenbiri ancak stres, ağıryük kaldırma, şiddetliöksürük gibi durumlar datetikleyici olabilir. Düzenlikontrol ve yaşam tarzıdeğişiklikleri büyük önemtaşır. Toplumun bu konudabilinçlenmesi için, özelliklesağlık otoritelerininbilgilendirme kampanyalarıdüzenlemesi ve geniş çaplıfarkındalık yaratmasıgerekmektedir. Ünlüisimlerin sağlık sorunları,halkın bu konuda dahadikkatli olması için biruyarı niteliğinde olabilir”değerlendirmesindebulundu.

Source: Damla Polat


5 soruda gebelik

1- Gebelik takibinin önemi nedir?Gebelik takibinde amacımız hem anne hem de bebeğin bu dönemi sağlıklı geçirmesi ve olası riskleri erken dönemde fark edip önlem alabilmektir. Anneye yönelik yapılan testler ve izlemler, doğum sırasında oluşabilecek komplikasyonları azaltabilir.Op. Dr. Elif Demir-Serkan Kızılbayır 2- Gebelik öncesi yapılması gerekenler nelerdir?Gebelik öncesi yapılacak hazırlıklar, hem anne adayının hem de bebeğin sağlığını en iyi şekilde desteklemeye yardımcı olur. Gebelik süreci sağlıklı bir şekilde başlamadan önce dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar vardır. İşte gebelik öncesi yapılması gerekenler:- SAĞLIK KONTROLÜ* Genel sağlık taraması: Gebelik öncesi genel bir sağlık kontrolü yapılması, mevcut sağlık problemleri ve potansiyel risklerin belirlenmesine yardımcı olur. Özellikle yüksek tansiyon, diyabet, tiroit hastalıkları ve enfeksiyonlar gibi durumlar gözden geçirilmelidir.* Gebe kalma hazırlığı: Eğer daha önce sağlık sorunu yaşanmadıysa, doğum öncesi sağlık kontrolleri özellikle kadın doğum uzmanı tarafından yapılmalıdır.* Aşılar: Aşılar, gebelik sırasında bebek için önemli olabilir. Örneğin, kızamık, kabakulak, su çiçeği ve hepatit B gibi enfeksiyonlardan korunmak için gerekli aşılar yapılmalıdır.- VİTAMİN VE BESLENME DESTEĞİ* Folik asit kullanımı: Gebelik öncesi, özellikle gebeliğin ilk üç ayında nöral tüp defektleri (beyin ve omurilik anomalileri) riskini azaltmak için folik asit takviyesi başlanmalıdır. Genellikle günde 400 mikrogram önerilir.* Dengeli beslenme: Vücudun ihtiyaç duyduğu tüm vitamin ve mineralleri almak önemlidir. Yeterli protein, demir, kalsiyum ve vitamin D alımına dikkat edilmelidir.* Ağırlık yönetimi: Gebelik öncesi sağlıklı bir kiloda olmak, gebelik sürecini daha rahat geçirebilmek açısından önemlidir.- ALKOL VE SİGARA KULLANIMININ SONA ERDİRİLMESİ* Sigara ve alkol: Gebelik öncesi alkol ve sigara kullanımına son verilmelidir. Sigara, düşük doğum ağırlığı, erken doğum, düşük yapma ve doğum sırasında komplikasyon riskini artırabilir. Alkol ise beyin gelişimini etkileyebilir.- FİZİKSEL AKTİVİTE VE EGZERSİZ* Düzenli egzersiz: Düzenli olarak yapılan hafif egzersizler, gebelik sırasında daha sağlıklı bir vücut yapısına sahip olmanızı sağlar. Ayrıca, doğum sonrası iyileşme sürecini hızlandırabilir.- ZİHİNSEL VE DUYGUSAL HAZIRLIK* Stresten kaçınma: Gebelik öncesi dönem, ruhsal ve duygusal açıdan da sağlıklı bir zihin durumu gerektirir. Stresin yönetilmesi, rahatlatıcı aktiviteler ve meditasyon gibi yöntemlerle zihinsel hazırlık yapılmalıdır.* Partnerle iletişim: Gebelik süreci, çiftlerin ortak bir deneyimi olduğu için eşinizle birlikte bu dönemi planlamak, beklentileri konuşmak ve destek almak önemlidir.- GENETİK DANIŞMANLIK (GEREKLİ DURUMLARDA)* Ailede genetik hastalıklar: Eğer anne veya babanın ailesinde kalıtsal hastalıklar (örneğin, kan hastalıkları veya genetik hastalıklar) varsa, gebelik öncesi genetik danışmanlık almak faydalı olabilir.- İLAÇ KULLANIMI* İlaçların gözden geçirilmesi: Gebelik öncesi kullanılan ilaçların doktor tarafından gözden geçirilmesi gereklidir. Gebelik sırasında kullanımı sakıncalı olabilecek ilaçlar (örneğin, bazı antidepresanlar, akne ilaçları vb.) varsa bunların yerine alternatif tedavi seçenekleri konuşulmalıdır.-DİŞ SAĞLIĞI * Diş kontrolü: Gebelik öncesi diş sağlığınızın kontrol edilmesi önemlidir. Diş eti iltihapları, gebelikte sorun yaratabilir ve erken doğum riskini artırabilir. Diş bakımı, ağız sağlığını korumak için önemlidir.- ZİHİNSEL VE FİZİKSEL SAĞLIK İÇİN UYKU DÜZENİ* Düzenli uyku: Yeterli uyku almak, hem fiziksel hem de zihinsel sağlık için çok önemlidir. Gebelik öncesi sağlıklı uyku alışkanlıkları oluşturulmalıdır.- ÇİFTLERİN BİLGİLENDİRİLMESİ VE EĞİTİM* Gebelik eğitimi: Gebelik süreci hakkında eğitim almak, anne ve babaların bu yeni sürece daha hazırlıklı ve bilinçli girmelerine yardımcı olabilir. Gebelikle ilgili bilgi edinmek, özellikle ilk gebeliklerde büyük fayda sağlar.Op. Dr. Elif Demir 3- Gebelik ne zaman fark edilir ve ultrasonografide ne zaman görülür?Beklenen menstruasyon tarihi geçtiğinde test yapılması gerekir. En erken B-HCG testi ile belli olur. 5 haftalık gebelikte kese görmeyi, 6 haftalık gebelikte ise kalp atışı görmeyi bekleriz.4- Yapılması gereken önemli testler nelerdir?5-7 hafta: ilk gebelik rutinleri11-14 hafta: İkili test, nipt16-18 hafta: Dörtlü test20-22 hafta: Ayrıntılı ultrasonografi taraması24-28 hafta: OGTTSonraki süreçte ise usg ile gelişim takibi5- Doğumun zamanlaması nasıl olur? Doğumun başladığı nasıl anlaşılır?Doğum genellikle 38-40 hafta arasında başlar. Önceden net bir tarih verebilmek mümkün değildir. Doğum çoğunlukla kasılmalarla başlar. Önce daha uzun aralıklarla ve hafif hafif başlayan kasılmalar gittikçe şiddetlenir ve sıklığı artar. 3-5 dakikada bir düzenli kasılmalar varsa hastaneye başvurmak gerekir. Bu yazının video’sunu da izleyebilirsiniz.

Source: Serkan Kızılbayır


Pratisyen hekimlere medikal estetik eğitimi: 300 bin liraya 12 günlük kurs yeterli mi

Bakanlığın 19 Mart’ta açtığı sertifika eğitimine başvurular tamamlandı. 12 günlük eğitim için 300 bin lira ödeyen ve gerekli kriterleri karşılayan 1556 pratisyen hekim, sertifika alabilmek için eğitimlere başladı.“Biz de doktoruz! 6 yıl temel eğitim aldık, iğneli işlemleri yapabiliriz” diyen pratisyen hekimler durumdan memnun. Ancak toplamda en az 10 yıllık bir eğitimle alanlarında uzmanlaşan dermatolog ve estetik cerrahlar, eğitimi alan doktor olsa bile, sadece 12 günlük bir kursla bu alanda uzmanlaşmanın mümkün olmadığı görüşünde.YENİ BİR KASİYERE BİLE EN AZ 1 AY EĞİTİM VERİLİR, 12 GÜNLÜK KURS OLMAZTürk Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Şükrü Yazar, 19 Mart’ta sertifika programı açıklandıktan 1 gün sonra, durdurulması ve iptali için mahkemeye başvurduklarını belirterek, nedenini de şöyle açıkladı: “Botoks, dolgu, lazer gibi uygulamaların ‘kozmetik tercih’ ve ‘basit bir işlem’ gibi görülmesi büyük yanılgı. Hele de bu alanda bir eğitimin 93 saat, yani 12 günlük (8 gün teorik, 6 gün pratik şeklinde) kısacık bir kursla verilmesi daha da büyük bir yanılgı, ki zaten mümkün de değil. Bugün bir markete yeni kasiyer alsanız, bir stajyer işe başlasa, en basitinden en az 1 ay eğitim verilir. Burada insan sağlığı söz konusu. 12 günlük eğitimle buna kalkışılması inanılır gibi değil. Ayrıca bu alanda uzmanlaşan estetik cerrahlar ve dermatologlar olarak biz, bu sertifika eğitimlerinde de yokuz! Dolayısıyla bu, eğitim alan kursiyerlere de büyük bir haksızlık.”EĞİTİMLERİ BİZ UZMANLAR VERMİYORUZNasıl yani? Kim veriyor 12 günlük bu sertifika eğitimini o zaman? Yanıtı şu: “Dermatoloji ve Plastik, Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi dernekleri olarak yönetmeliğin durdurulması ve iptali için 30 Ocak’ta bir dava açmıştık. Dolayısıyla (birkaç arkadaşımız dışında) biz, bu işte yokuz! İtirazımız açık. 2003- 2008 yılları arası, yine Sağlık Bakanlığı tarafından açılan ve sonradan Danıştay’ın kararı ile durdurulan benzer bir sertifika programı ile medikal estetik uzmanı unvanı kazanan yaklaşık 560 hekim var. Bu eğitimi onlar veriyor. Bir başka deyişle bu işin uzmanı olmayan ve yine benzer şekilde kısa bir kursla medikal estetik uzmanı olanlar, olmak isteyenlere eğitim veriyor. Yanı sıra anatomi ve kulak, burun ve boğaz uzmanları da veriyor. Hiçbirinin, üzgünüm ama hekim olsalar da bu alanda eğitim verecek yetkinliği olduğunu söylemem mümkün değil.” Hekimlere cilt yenileme, lazer, botoks, dolgu uygulamalar ile yanı sıra komplikasyon, hasta iletişimi, etik ve yasal mevzuat eğitimleri veriliyor.KURSA İHTİYAÇ DAHİ YOKGelelim madalyonun öte yüzüne… Medikal Estetik ve Tamamlayıcı Tıp Geliştirme Derneği (MESTAD) Başkan Yardımcısı Dr. Dağıstan Ayan, programın bekledikleri kriterlerde değil de sadece ‘uzmanlığı olmayan’ pratisyen hekimler için açıldığını belirterek, dernek olarak bu kriterlerin genişletilmesi için bir dava da kendilerinin açtığını söyledi ve dedi ki: “Kamu görevinden istifa edip, en az 3 yıldır pratisyen hekimlik yapanlar ile kamuda en az 15 yılını doldurmuş hekimlere bu hak tanındı. Diğerleri; bu alanda başka sertifikaları olanlar dahil, kapsam dışı bırakıldı. Eğitimler 10 Nisan’da başladı. Teorik ve pratik sınavdan en az 70 alanlar sertifikalarını alacaklar. Sistemin değişmesinden ve gidişattan memnunuz. Zira ABD ve Avrupa’da da ‘basit iğneli’ denilen, medikal estetik işlemleri bu şekilde, sertifikalı hekimlerce yapılmakta. Bunun Türkiye’deki merdiven altı uygulamaların önünü bir nebze de olsa keseceğine olan inancımız tam. Ki insan sağlığı açısından bu işin ehil olmayan eller tarafından yapılması bugüne kadar ciddi sıkıntılara yol açtı. Tek bir itirazımız var, zaten davamızı da açtık! Bu eğitimlere uzmanlar da dahil edilmeliydi. Hekimler arasında ayrım yapılamaz. Eğitimde fırsat eşitliğine aykırı bir durum bu. Sertifika programının, hekimler açısından daha kapsayıcı olmasını talep ediyoruz” dedi.BASİT İĞNELİ İŞLEMLERİ TÜM HEKİMLER YAPABİLİRPeki ya 12 günlük bir kurs, bu alanda çalışmak için yeterli mi? Cevabı şöyle: “Çok bile. Kaldı ki biz, bunun için bir sertifika programı bile olmaması gerektiğini düşünüyorduk. Botoks, dolgu, mezo-terapi gibi medikal estetik işlemler, basit iğneli işlemlerdir. 6 yıllık tıp eğitimi alan her hekim, damar yolu açıp, katater takıp, hastayı entübe edebiliyorken, basit iğneli işlemler için eğitime ihtiyaç dahi duymaz aslında. Ayrıca son birkaç yıldır üniversite hastanelerinde medikal estetik bölümleri açıldı. Yoksa dermatolog ve estetik cerrahlar da uzmanlık eğitimlerinde bu işlemleri öğrenmiyor, onlar da sonradan bunun eğitimlerini alıyorlar. Dolayısıyla ‘12 günlük eğitim yetersiz’ gibi bir argümanın içi boş! Kabul etmek de mümkün değil.”

Source: Fulya Soybaş


112’ye gelen çağrıların yüzde 98.7’si acil değil

Sağlık-Sen’in yaptığı 112 Acil Sağlık Hizmetleri Çalışanlarının Çalışma Şartları Saha Araştırması’nın sonuçları yayımlandı. Araştırmaya istasyonlardan ve komuta kontrol merkezlerinden toplam bin 364 çalışan katıldı. Araştırmada en çok dikkat çeken konu 112’ye yapılan asılsız ihbarlar oldu. Komuta kontrol merkezlerinde çalışanların yüzde 53.1’i gelen aramaların yüzde 25’inden fazlasının asılsız ya da acil olmayan aramalar olduğunu dile getirdi.4’ÜNDEN BİRİ ASILSIZBu veriye göre; 112’ye gelen her 4 çağrıdan 1’i asılsız. Vakaya giden 112 çalışanlarının yüzde 98.7’si ise acil olmayan vakalara gittiklerini ifade etti. 112 çalışanlarının yüzde 63.2’si diğer sürücülerin hatalarından ve yol verilmemesi gibi nedenlerden vakaya giderken ambulansla kaza yaptıklarını kaydetti.DİŞİ AĞRIYAN DA DİZİ SIZLAYAN DAAraştırmadan elde edilen bulgular sonucunda Sağlık-Sen, 112 acil sağlık hizmetlerindeki yoğunluğu azaltacak önerilerde bulundu. 112 ekiplerinin gerçek hastaya ulaşabilmesi için 112’ye gelen çağrılar içinde vaka elemesinin yapılması gerektiğine dikkat çekilerek, “112 çalışanlarının yükünü hafifletmek ve sürdürülebilir bir sistem için objektif kriterlerle puanlama sisteminin uygulandığı vaka eleme sistemine geçilmelidir. Dişi ağrıyan, dizi sızlayan hastaya ambulans gitmemelidir. Aksi takdirde kalp krizine, trafik kazasına gidecek ambulans bulamama sorunu ile karşılaşılacak” denildi.

Source: Meltem Özgenç


Terkos Gölü”nde panik anları: Balık tutmak isterken, ölümden döndüler!

Terkos Gölü’nde dün akşam saatlerinde, balık tutmak için göle kanoyla açılan 3 kişi dengelerini kaybedince kano devrildi.Devrilen kanodan suya düşen şahıslar yaklaşık 1 saat kurtarılmayı bekledi. Kıyıda bulunan bir vatandaşın sesleri duyması üzerine kıyıdan giden balıkçı teknesi suda bekleyen kişileri kurtardı. Şahısların kurtarılması ve kıyıya getirilmesi cep telefonu kamerasıyla kaydedildi.Olay yerinde ilk müdahalesi yapılan 3 kişi ambulanslarla hastaneye kaldırılırken, sağlık durumlarının ise iyi olduğu öğrenildi.

Source: