Oya Başak’ın kahkahası eksildi dünyamızdan
Prof. Dr. Oya Başak ’ı bir hafta önce yitirdik. Cenazesindeki çelenklerden birinde “çocukların” yazıyormuş. Dünyaya üç çocuk getirmişti ama Boğaziçi Üniversitesi’nde yetiştirdiği binlerce çocuğa da sahip çıkmıştı. Gençleri sevgiyle bağrına basan, onların yaşamına dokunan güzellikleri yaratan hocaydı. Söylendiğine göre, derslikler, onun koridordan gelen sesiyle sımsıcak olurmuş önce… Arnavutköy Koleji’nin 1955 yılı mezunlarındandı. Okulun yıllığında yer alan kepli resminin altındaki yazıda bir “kelebek” olarak tanımlıyor onu arkadaşları. “Oya çiçekli bir bahçe olan dünyasında” diye sürdürüyorlar sözlerini, “renkleri fark eden gözleriyle, güzelliği ve uyumu algılayan duyumsama gücüyle, yaşamın harika ezgisini duyan kulaklarıyla var olur.” Bunlar gençlik coşkusuyla söylenmiş abartılı sözler değildir. Oya Başak seksenli yaşlarına ulaştığında bile, öğrencilerinin evrenini yalnız bilgiyle zenginleştirmekle yetinmemiş, onlara Boğaziçi’nin essiz doğasının tadını çıkarmayı öğretmeyi de iş edinmiştir. BOĞAZİÇİ ÜNİVERSİTESİ’NDE ÇAĞDAŞ ÖLÇÜTLER OLUŞTURDU Başak’ın, kuruluşundan bu yana (neredeyse altmış beş yıldır) hizmet verdiği Boğaziçi Üniversitesi ile olan bağları çok özeldir. Üniversitesinde “insan bilimciliği” (humanities/ beşeri ilimler) alanını bir disiplin olarak kurumlaştırmış, böylece, yirmi iki yıl başkanlığını yaptığı Batı dilleri ve edebiyatları bölümünde yetiştirdiği öğrencilerin yanında, üniversitenin çeşitli alanlarında eğitim gören bütün gençlerin de kültür ve sanata yönelik dersler almasını sağlamıştır. Dahası, onları daha çağdaş eğitim koşullarına ulaştırmak için yönetsel alanları da zorlamıştır. Başak toplumsal zekâsı tavan yapmış bir ilişkiler ustasıdır. Yalnızca derslere girip çıkan, yayın yapan, bilimsel toplantılar düzenleyen bir üniversite hocası olmanın ötesinde bir kişilik sergiler. 1971’den bu yana bir kamu kuruluşu olan Boğaziçi Üniversitesi’nde çeşitli kültür-sanat etkinliklerinin kurumlaşmasında çoğunlukla birinci elden rol oynamış, parasal kaynakları ülke düzeyinde zorlayarak öğrenci bursları, ek binalar gibi eğitim alanının vazgeçilmezlerini sağlamış, sivil toplum kuruluşlarında aldığı görevlerle ve üniversite ile toplum arasında sağladığı alışverişle de öne çıkmıştır. ÜNİVERSİTESİNE GİRMESİ YASAKLANDI Boğaziçi Üniversitesi’nde yaşanmakta olan huzursuzluk beş yıla ulaştı. Oya Başak öğrencilerin ve öğretim üyelerinin direnişine sürekli olarak -yürümekte ve görmekte zorlanırken bilekatıldı ve üniversitesinin geleceği adına savaşan önemli bir simge oldu. Yaklaşık iki buçuk yıl önce de Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermeyi sürdürme yetkisi olan -pek çoğu emekli- on öğretim üyesine protesto gösterilerine katıldıkları gerekçesiyle üniversite yerleşkesine izinsiz girme yasağı kondu. Oya da onca yıllık emeği karşılığında bu cezadan payı alanlardandı. Ne ki yılmadı… TİYATRO TUTKUNUYDU Oya Başak’la kırk yılı aşkın bir süredir meslektaş ve dost olarak bir aradayız. İlişkimiz akademik olmakla birlikte, aynı zamanda tiyatro odaklıdır. Oya tiyatroya oyuncu olarak başlamıştı. 1957’de kurulan ve Türk tiyatrosuna taze soluk getiren -Erdek Şenlikleri’nin yaratıcısı amatör Genç Oyuncular Topluluğu’na el verenlerdendi. Zaman içinde tiyatronun kuramsal alanında uzmanlaştı ve acar bir tiyatro hocası oldu. En çok da Shakespeare ’in yapıtlarıyla sarmaş dolaştı. Ayrıca tanıdığım en coşkulu tiyatro seyircilerinden biriydi. Yurtiçinde ve dışında izlediği oyunların sayısı rekor düzeydedir. Kendisine, “yazmadığı” için kızardı hep. Benim çokça yazmam onu sevindirir, beğendiği her metnimin ardından telefona sarılırdı. Böyle bir alçakgönüllülük ve içtenlik akademik dünyada pek bilinmez. Ama Oya başkaydı… Oya Başak’ı yaşamının çeşitli ortamlarında izledim: Dost toplantılarında, tiyatroda, akademik çalışmalarda, “kırmızı halı” açılışlarında, evinde ve okulunda… Her bir ortamda, öğrencilerinin, “Anlatılmaz, yaşanır” diye tanımladıkları Oya’ydı: Zarif, şık, güzel, içtenlikli, bol kahkahalı… Girdiği her yeri aydınlatıveren, kişiliğine olan güvenini dünya ile barışık olmasından alan bir gülen yüzdü. (Oya’yı tanımayanlar İzzeddin Çalışlar ’ın “Kahkakanın Derinliği” /Remzi Kitabevi/ başlıklı kitabını okumalı). Oya Başak bu dünyadan çekip gideli, yaz gelmiyor bir türlü… Kahkahası artık duyulmaz olduğu için mi bu hüzün?
Source: Ayşegül Yüksel
İmamoğlu çıksın diye kadınlar hatim indiriyor
CHP’li Özlem Çerçioğlu, Adalet Partili bir babanın, sosyal demokrat kızı. Oy vermek için evden çıkarken, Adalet Partisi’nin amblemi kırat olduğu için “Kıratın yemini vermeye gidiyorum” diyordu. Özlem Hanım, milletvekilliği yaptı, Aydın Belediye Başkanlığı, ardından Büyükşehir Belediye Başkanı olarak 16 yıldır başkanlık koltuğunda. Kırsal alana götürdüğü hizmetler, tarıma verdiği önemle her dönem oyunu artırıyor.
Yalnız Özlem Hanım değil, belediyenin üst düzey kilit görevlileri de kadınlardan oluşuyor. Örneğin genel sekreter yardımcısından imar dairesine, hukuk işlerinden park ve bahçeler başkanlığına, engellilere hizmetten ilçelere hizmet başkanlığına kadar hepsi kadın daire başkanı. Kadın müdürlerin sayısı ise saymakla bitmiyor. Hemen hepsi icracı. Yani, Aydın Büyükşehir Belediyesi ağırlıklı olarak kadınlar tarafından yönetiliyor.
YOKSULLUK HER ŞEYİN ÜSTÜNE ÇIKTI
Ülkede yoksulluk giderek artıyor. Başkan Özlem Hanım, “İnsanların durumunu yerinde görüyoruz, inceliyoruz ve sonuçta yardım ettiğimiz kişi sayısını üç kat artırdık. İnanın, yoksulluk tahmin edilemeyecek kadar yüksek. Türkiye’de geçim sıkıntısı her şeyin üstüne çıkmış. İnsanlar evine ekmek götürebilme çabası içinde. Kiracı, kirasını nasıl ödeyeceğini düşünüyor. Önce geçim derdi geliyor. Evet, sosyal yardımları artırıyoruz am inanın gelinen nokta tam anlamıyla vicdanları yaralıyor” diyor. Başkan şöyle devam ediyor:
“Yardımlarımızı her türlü gösterişten uzak bir biçimde yapıyoruz. Bakıma muhtaç o kadar insanımız var ki, onlara evde bakım hizmeti veriyoruz, hemşiremiz, sağlık görevlilerimiz evlere gidiyor, onların bakımlarını yapıyor, ilaçlarını veriyor. Otizmli çocuklarımıza destek için merkez açtık. Bu hizmet ailelerimizi de rahatlatıyor.
HER GÜN 700-800 KİŞİ ARANIYOR
Özel kalemdeki arkadaşlarımızın bir görevi de her gün en az 700-800 kişiyi telefonla aramaları. Onlara, ihtiyaçları olup olmadığı, belediyeden bir isteklerinin bulunup bulunmadığını soruyorlar. Şikayet konuları oluyor, bunları hemen çözmeye çalışıyoruz.
Üretim çok önemli. 50 hektarın altındaki vatandaşımızın tarlasına dronla gübre atıyoruz. Sivil havacılık kurumundan izinli olarak aldığımız büyük dronlarla bu hizmeti veriyoruz. Üreticimiz şunu biliyor, elinde satamadığı bir şey kalmaz. Üreticimizin elinde ne kaldıysa, hepsini biz alıyoruz, yemekhanelerimizde kullanıyoruz. Ege Et markamız ve 14 şubemiz var. Kooperatifimiz aracılığıyla haftada 70 ton et işliyoruz. Kart sistemiyle emeklilerimize yüzde 20 indirimli olarak et satışı yapıyoruz. Emeklilerimiz en çok kıymayı tercih ediyor. Piyasadan ucuza temin ettiğimiz için eti de piyasaya göre ucuz satıyoruz.
AYDIN’DA TEKSTİL VARDI!
Sümerbank’ın fabrikaları Nazilli’de olduğu gibi, Aydın’da da elden çıkarıldı. Fabrikanın yeri 177 bin metrekare. Tabii ki buralara göz koyanlar vardı. Yapılacak işlerden birinin yangın çıkartıp ağaçlarıyla birlikte alanı yok etmek olacağını Özlem Hanım bildiği için önlem aldı. İki itfaiye aracını sürekli olarak orada tuttu. Yangına anında müdahale edilmesi için ekip hep hazır bekletildi. Kendi deyimiyle “Efelik yapıp” belediye meclisinden bu alanın kamulaştırılması kararı aldı ve “Yeşil alan” olarak kayıtlara geçti.
Şimdi. O fabrika binasını restore edip fuara dönüştürülmüş. Sanat galerisi, otizm merkezi, sergi, kreş, bisiklet, yürüyüş yollarıyla Aydınlıların hizmetine açılmış. Daha yapılacak çok iş var. Bunlar da ilerliyor. Yalnız burada değil, kamulaştırılan 250 bin dönümlük alanda da park yapılıyor. Öyle böyle değil, Aydın parklar, bahçeler, yeşil alanlar kenti oluyor.
23 kültür merkezi bulunuyor. Kültür, sanat faaliyetlerine destekler devam ederken “Can dostları” olarak nitelendirilen hayvanlar da ihmal edilmiyor. 30 bin metrekare üzerine hayvan barınağı yapılmış. Yalnız barınak değil, ayrıca hayvan mezarlığı da bulunuyor.
“BİZİM KIZ” DİYORLAR
Özlem Çerçioğlu’nun, Aydın ve yöresindeki adı “Topuklu Efe” değil, ona kendilerine çok yakın gördükleri için “Bizim kız” diyorlar. “Bizim kız” köyleri boş bırakmıyor. Kadınları üretimin içine sokmuş. Bir kadın, “Üretici, satıcı olmadan önce ben hep kaynanama çay veriyordum. Şimdi, işim başımdan aşkın olunca, şimdi kaynanam bana çay getiriyor. İşin içine ekonomi girince, kadınların özgürlüğü de arttı” diyor.
Rahmetli Adnan Merderes’in memleketi Çakırbeyli’de, ne yapılsa CHP’ye fazla oy çıkmıyordu. Özlem Hanım, eşiyle birlikte Çakırbeyli’de bir ev yaptırdı. Onlardan biri gibi köyde yaşıyor. Kadınlar için tezgahlar kurdu, ürettiklerini satmalarını sağladı. Adnan Menderes anı evini, balmumu heykelini yaptırdı. Artık seçimlerde, Çakırbeyli “Oylar CHP’ye” diyor. Yalnız burada değil, kırsala götürülen hizmetler, oy dağılımında hayli etkili olmuş.
Yerel yönetimlerde kadının önemine değinen Özlem Çerçioğlu, “Daha çok kadın belediye başkanı ve muhtar olmalı. Şimdilik 30 kadın muhtarımız var. Bunların artması lazım” diyor.
Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Genel Sekreter Ertuğrul Yamen ile bir araya geldiğimizde, değerli meslektaşım Mustafa Balbay’la birlikte tutuklanan İstanbul Büyükşehir Belediyle Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu, diğer başkanların durumunu, CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in çabalarını da sorduk. Özlem Hanım, “Dualarımız Ekrem Bey ve arkadaşları için” dedi. Özlem Hanım sözlerini şöyle sürdürdü:
“Burada yaygın bir uygulama başladı. Kadınlar kendi aralarında evlerde toplanıyor, Ekrem İmamoğlu için hatim indiriyor, cezaevinden bir an önce çıkması içir dua ediyorlar. Yaşlı teyzelerimiz de olup bitenlere çok üzülüyor. İmamoğlu’nun büyük bir haksızlıkla karşı karşıya olduğuna içtenlikle inanılıyor.
GERGİNLİK ZAMANI DEĞİL
CHP Genel Başkanımız Özgür Özel’e de, çalışmalarında destek olmalıyız. Bütün genel başkanlarımızın bu zamana kadar emeği çok büyük. Genel başkana destek olmak gerekiyor. Bunun arkası önü falan yok. Kurultay sürecinden sonra partimizde gerginlik oluştu. Bunun ortadan kalkması da lazım. Şimdi gerginlik zamanı değil. Genel başkana destek verilmeli. Sayın genel başkan, tüm gücüyle mücadele ediyor. Gecesine gündüzüne katarak insanlık üstü bir mücadele veriyor. Partide sade üyeden en üst noktaya kadar herkesin desteklemesine ihtiyaç var.
SIRA KİME GELECEK?
Gördüğüm kadarıyla vatandaşımız genel başkana destek veriyor. Yoksa bu kadar mitingler nasıl devam edebilir ki? Destek olmazsa tabii edilemez. Haftada iki miting yapılıyor. CHP koltuğuna oturan genel başkanlar, aynı zamanda Atatürk’ün koltuğuna oturan kişilerdir. Bu süreçte de kimseyi kırmadan, dökmeden kucaklamak, toparlamak gerekiyor. En kolay şey eleştirmektir, bölmektir. Ama bunlardan herkesin uzak durması gereken bir dönemdeyiz.
Belediye başkanları toplantısında, kendi aramızda ‘Şimdi tutuklama sırası kime gelecek’ diye konuşuluyor ya da düşünüyorsunuz. Çünkü, bunun bir ölçüsü yok. Ekrem başkanımızı ve tutuklu diğer başkanlarımızdan bazılarını izin süresince ziyaret ettim. Yine etmeye devam edeceğim. Zor günlerinde yanında olacağız.”
Source: Saygı Öztürk
En-Nesyri paylaşmadı
Youssef En-Nesyri, doğum gününü kutlayan hesapları hikayesinde alıntıladı. Faslı oyuncu, bir tek Fenerbahçe”nin yaptığı doğum günü mesajını paylaşmadı. Bu hareket, sonrasında sarılacivertli taraftarlar; Nesyri”ye büyük tepki gösterdi.
Source: Fotomaç
Iğdır”da beklemediği başına geldi! Çorak arazi yeşillendi
Iğdır merkeze bağlı Karagüney köyünde yaşayan Murat Savaş köyde örnek olmak ve insanları ağaç dikimine özendirmek amacıyla kendi bahçesine bundan 4 yıl önce başta 15 adet değişik ağaç fidanı dikti. Arazinin sert olması nedeniyle ağaç dikilecek alanı zor kazıyan Murat Savaş, köyde yıllardır ağaçsız geçen hayatı değiştirmek için kolları sıvadığını belirterek, Burası uzun süredir susuz ve verimsiz bir araziydi. Kimse burada ağaç yetişeceğine inanmazdı. Ama dört yıl önce başladığım küçük bir deneme bugün meyvesini verdi dedi. Su sorununun çözülmesi halinde çok daha büyük hedeflerinin olduğunu dile getiren Savaş, Bizim köy bugüne kadar susuz bir yer oldu. Biz bundan 4 yıl önce on beş tane ağaç diktik. Ağaçlarımız hepsi yeşerdi. Şu anda onun devamı için yine ağaçlar dikmeye başladık. Şu anda buraların hepsi çorak alanlar. Biz Karagüney köyünde şu an yaklaşık yüz elli ağaç diktik. Şu anda ağaçların hepsi yeşermiş. Yetkililerden de burayı ağaçlandırmak için destek bekliyoruz. Amacımız Ağrı Dağı eteğinde olan bu güzel yerde güzel bir alan açmak buraları ağaçlandırmaktır. Burayı tüm Iğdır halkına açmak piknik alanı kurmak istiyoruz dedi.
Source: Gazetevatan.com
Münih çıkarması!
E durum böyle olunca da şehre akın edildi…Allianz Arena’daki Şampiyonlar Ligi finalinde çok ağır bir yenilgi aldı Inter. 5-0 yenildi Paris Saint Germain’e ve kupayı kaptırdı.Stattaydım. Daha ilk dakikadan belliydi maçın sonu. Taraftar nasıl etkili olabilir, onu gösterdi bize Parisliler.Maçın daha ilk dakikalarından itibaren kale arkasındaki Paris taraftarları hiç susmadı. Tribün şovları, tezahüratları Inter taraftarlarını çekirdek çitlemeye itti. Ve tabii ki PSG’nin teknik direktörü Luis Enrique…Zaferi vefat eden küçük kızına armağan etti. “Fiziken yok ama ruhen yanımda” sözleri zaten hepimizi Parisli olmaya itti. Maç sonu Münih stadına kızı için dikeceği bayrağı bekledim ben. Yapmadı, onu da eminim saygısından yapmadı. Ama koca yürekli bir baba olduğunu tüm dünyaya gösterdi!Parisli karaborsa kraliçesiAllianz Arena önünde ellerinde “I need tickets” yazılı kâğıtlar tutan bir sürü kişi vardı. Ama kâğıtta yazdığı gibi bilete ihtiyaçları yoktu. Onlar karaborsacıydı.Yanlarına yaklaşıp biraz sohbet ettiğimde, hemen sana ellerindeki biletleri satmaya çalışıyorlardı. O biletler de 4 bin Euro’dan başlıyordu.Eğer biraz farklı yerden ve belki daha ucuza bilet istersen seni patronlarına, pardon patroniçelerine yönlendiriyorlardı.Meğer Fransız bir kadın, bölgenin tüm karaborsa piyasasını elinde tutuyormuş.Hatta kadının yanına gideceksek şöyle bir uyarıda da bulundular: “Lütfen kibar ve düşük tonla konuşun.”Vay…Anladık ki sert bir abla. Ve senin tavrını beğenmezse ne kadar para teklif edersen et alamıyorsun o son dakika biletini.Belki de canını yakıyorlar kuytu bir köşede. Bilemem.Bilmek de istemem.Onlarca karaborsacı vardı kapıda. Patronları da bir adım ötede onları izliyor, kapı kapı dolaşıp elemanlarını kontrol ediyordu.Maç başlamadan ellerindeki tüm biletleri sattılar. 4 bin Euro’dan başlayan biletlerin getirdiği yasa dışı paraya bakın siz!Yüz binlerce Euro kazanıp patroniçelerini mutlu ettiler.Bu kez olmadı NusretHafta sonu bir görüntü izledik sosyal medyada. Nusret ve yanındaki bir kişinin mekân kapısındaki cebelleşmesini gördük. Paris Saint Germain’in şampiyonluk kutlama partisinin yapıldığı yermiş o mekân. Ve Nusret alınmamış içeriye.Benim görüntüden gördüğüm, yanındaki kişinin Nusret’i mekâna sokma çabası ve kapıdaki görevli tarafından ittirilmesiydi. E fiyaka bozulunca bir açıklama yapıldı Nusret tarafından. “Parti yoktu ki, o başka bir mevzuydu” dedi.Yahu madem başka mevzu, neden ittiriyorlar sizi?Çok beli ki Nusret sahaya girip o kupaya dokunamayınca başka bir yerden tutmak istedi ipin ucunu.Ama olmadı işte.Maalesef papaz her zaman pilav yemiyor.İşin garibi stattaki varlığıyla da yüzlerimiz kızarıyordu, yine kızardı. Olacak iş değil.Harbiye borsasıMahsun Kırmızıgül, 6 Haziran’da Harbiye’de sahneye çıkacak. Konser öncesi bence tartışmaya açılması gereken bir konuya değindi. Açıklaması ilginç ve bir o kadar da haklı: “Eskiden Harbiye için bir heyecan vardı. Artık o heyecan yok. Hiçbir özelliği kalmadı. Sponsoru bulan sahneye çıkıyor.” Ben çok öncelerde birkaç isim için “Ne işi var Harbiye’de” diye yazmıştım. E bakın işte… Ben bilmiyordum parayla Harbiye’de çıkıldığını.Oluyormuş demek ki. Bu iş bir domino taşı misali. Parayla Harbiye’ye çıkarsın, bedava bilet dağıtıp o koltukları tek tek doldurursun.Bakın bu işin gediklileri, Harbiye’nin hakkını verenleri var. Onlara laf edemem.Ama yapmayın be kardeşim.
Source: Orkun Ün
İlker Aksum’un mesajı
Hem sanatını, oyunculuğunu hem de güzel kalbini, merhametini. Geçen gün Bodrum’da bir mağazanın önünde yatan sokak köpeklerini “Dünyanın neresinde böyle güzel bir tabloyla karşılaşılabilir” sözleriyle paylaştı. Lütfen bunun yok olmasına izin vermeyelim mesajını da verdi. Sokak köpeklerine sahip çıkan, toplanma riskine karşı onları mağazanın maskotu yapan işletmelere binlerce teşekkür. Alışverişimi böyle yerlerden yapmayı tercih ediyorum. Kendilerini sevdirmekten ve dünyayı bizimle paylaşmaktan başka bir şey yapmayan, zararsız, insanlarla yaşamaya alışık mahallemizin köpeklerine sahip çıkan herkes candır. İyi ki varsın İlker. Ve iyi ki varsınız sokağın köpeklerine sahip çıkan güzel işletmeler, sahipleri ve çalışanları. Sizleri tercih etmeye devam.Kayınvalide yuva arıyorKayınvalidesi gelinine “Evden ya bu kedi gider ya da sen” demiş. Olayın geçmişi şöyle:Gelin, evlendiğinde kedisini de yanında getirmiş. Çok normal, insan en sevdiği varlığı hayatından çıkarmaz. Ama kayınvalide merhametsiz.“Atın bu kediyi” diye tutturmuş. Şimdi kediye yuva arıyorlar! Kayınvalideye yuva arasak daha iyi olmaz mı?Ben gelinin yerinde olsam kedimi asla bırakmam. Gerekirse kedimi de alır, terk ederim o evi.Lohusa sendromuBir başka yuva arıyor vakası. Kadının bebeği olmuş. Evin kedisi batmaya başlamış. “Lohusayım, ben bu kediyi istemiyorum” diye tutturmuş. Adamcağız kediye yuva arıyor. Olmaz. Diyecek ki, “Bu kedi doğan çocuğumuzun kardeşi gibidir. İkisi de çocuğumuz ve çocuklar terk edilmez…”
Source: Ömür Gedi̇k
‘Sevindir, hatırla, paylaş, kutla’ Bayramda sevdiklerinizi şımartın!
Bayramı anlamlı kılan ince jestler1 – Kalpten gelen ziyaretlerBayramda yapılan içten bir ziyaret, en güzel hediyeden daha kıymetlidir. Bazen sadece kapıyı çalmak bile bir gönlü onarmaya yeter. Sevdiklerinizi ziyaret edin. Bu kalpten yapılan yüz yüze buluşmalar sevgi köprüleri kurar ve bayram coşkusunu en anlamlı şekilde yaşatır.2 – Özenle seçilmiş hediyelerHediyenin büyüklüğü küçüklüğü değil, içtenliği önemlidir. Sevdiklerinizin hobilerini ilgi alanlarını ve ihtiyaçlarını göz önünde bulundurarak seçtiğiniz hediyeler, onları mutlu etmenin harika bir yoludur. El yapımı bir hediye veya kişiye özel bir eşya da oldukça anlamlı olabilir.3 – Birlikte paylaşılan lezzetlerSevdiğiniz yanınızdaysa ona kahve yapmak, en sevdiği tatlıyı almak ya da ortak hoşlandığınız bir yemeği birlikte paylaşmanın her lokması, mutluluğu çoğaltır. Uzaksa kapısına bırakılan taze bir poğaça ve el yazısıyla yazılmış bir not bırakmak sade ama unutulmaz bir sürpriz olabilir.4 – Ortak anılarla güçlenen bağlarBayramın sıcaklığını objektife yansıtarak, geleceğe anlamlı hatıralar bırakın. İster evinizin bir köşesinde, ister açık havada; Bayramda birlikte kısa bir fotoğraf çekimi yaparak hem anıları ölümsüzleştirin hem de eğlenceli vakit geçirin.5 – Bayram mesajlarıyla gönüllere ulaşınBayram mesajları, telefonlar ve samimi sohbetlerle kurulan içten bağlar, mutluluğu artırır. Uzakta olsanız da “Mesafeler araya girse de kalplerimiz yan yana” gibi bir mesajla bayramın sıcaklığını hissettirebilirsiniz.6 – Doğa yürüyüşüyle sevdiklerinize huzur verinBayramda sevdiklerinizle doğada yürüyüşe çıkın. Temiz hava ve samimi sohbetlerle kalpleri ısıtın, ruhunuzu yenileyin. Bu huzurlu anlar, en güzel bayram hediyesi olacak.Küçük adımlarla büyük kalplere dokununBayram, mutluluğu sevdiklerimizle ve ihtiyacı olanlarla paylaşma zamanıdır.Bu bayram, bir yüreğe dokunun.Bayramda ihtiyaç sahiplerine yardım etmek, toplumsal dayanışmayı artırır ve gerçek bayram sevincini yaşatır. Sevdiklerinizle bir çocuğa bayramlık almak ya da bir yaşlıya ihtiyaç paketi bırakmak, kalplerde iz bırakır.Bu önerilerle bayramı, sevdiklerinizle daha anlamlı ve mutlu bir şekilde geçirebilirsiniz. Unutmayın, küçük bir jest bile büyük mutluluklar yaratabilir. Hepinize sevgi dolu, mutlu bayramlar!
Source: Yelda Başaran
Türkiye ve dünya gündemi
1- CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin TBMM Grup Toplantısı”nda konuşacak.
(TBMM/13.30) (Fotoğraflı-Görüntülü)
YASAMA YÜRÜTME SİYASET
1- Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Uluslararası Çalışma Örgütünce (ILO) düzenlenen 113. Uluslararası Çalışma Konferansı”na katılmak üzere gittiği Cenevre”de Suriye Geçiş Hükümeti Sosyal İşler ve Çalışma Bakanı Hind Kabawad ve ILO Genel Direktörü Gilbert F. Houngbo ile ayrı ayrı görüşecek.
– Filistin Çalışma Bakanı Enas Attarı ile bir araya gelecek Işıkhan, Mutabakat Zaptı İmza Töreni ile HAK-İŞ Konfederasyonu tarafından düzenlenen Filistin”e Destek Gösterisi”ne katılacak.
(Cenevre) (Fotoğraflı-Görüntülü)
2- TBMM”den
– Genel Kurulda, 28. Yasama Dönemi İkinci Devre Meclis Başkanı seçimi gerçekleştirilecek.
– DEM Parti Grup Toplantısı yapılacak.
(TBMM/15.00/12.45) (Fotoğraflı-Görüntülü)
EKONOMİ FİNANS
1- Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Dünya Gıda Güvenilirliği Etkinliği”ne katılacak.
(Ankara/14.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)
2- Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ekonomik Kalkınma ve İş Birliği Örgütü”nün Bakanlar Konseyi Toplantısı”na iştirak edecek.
(Paris) (Fotoğraflı-Görüntülü)
3- Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, ulaşım modlarında Kurban Bayramı tedbirlerine yönelik basın açıklaması yapacak.
(Ankara/10.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)
4- Türkiye İstatistik Kurumu, mayıs ayı enflasyon rakamlarını açıklayacak.
(Ankara/10.00)
DÜNYA DİPLOMASİ
1- İsrail”in ateşkesi bozarak kalıcı işgal hedefiyle Gazze Şeridi”ne düzenlediği şiddetli saldırıların yansımaları ve yardımların girişini engellemesi sonucu yaşanan insani krize ilişkin gelişmeler takip ediliyor.
(Gazze/Kudüs) (Fotoğraflı-Görüntülü)
1- A Milli Kadın Futbol Takımı, UEFA Uluslar B Ligi 2. Grup”taki altıncı ve son maçında Yunanistan”a konuk olacak.
(Girit/20.00) (Fotoğraflı)
2- 1905 Ankara Galatasaraylı Yönetici ve İş İnsanları Derneği (AGS) tarafından Crowne Plaza Otel Ankara”da sarı-kırmızılı kulüp yöneticilerinin de katılımıyla “25. Şampiyonluk Gecesi” düzenlenecek.
(Ankara/19.05) (Fotoğraflı-Görüntülü)
3- Türkiye Bisiklet Federasyonu, “3 Haziran Dünya Bisiklet Günü” etkinliği olarak profesyonel sporcuların da katılımıyla Beylikdüzü Büyükşehir İlkokulu”nda öğrencilere bisiklet dersi verecek.
(İstanbul/09.00) (Fotoğraflı-Görüntülü)
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Source: