“Turkish Cultural Chronicles: Heritage, Seasons, and Festive Forecasts”

Geleceğe taşınan iki büyük miras

Medeniyetlerin beşiği Anadolu’nun kültürel mirası, arkeolojik kazılarla gün yüzüne çıkarılıyor. Türkiye İş Bankası, işte bu değerlerin korunmaya alınarak Dünya mirasına kazandırılması amacıyla bilim insanlarının yürüttükleri uzun soluklu kazı projelerine destek veriyor.

Son olarak Denizli’deki iki önemli antik kentte devam eden kazı çalışmalarına katkı sunmaya başlayan banka, Laodikeia Antik Kenti’nde Prof. Dr. Celal Şimşek; Tripolis Antik Kenti’nde de Prof. Dr. Bahadır Duman başkanlığında yürütülen bilimsel kazı ve araştırmalara 5 yıl boyunca destek sağlayacak.

Bahadır Duman

‘YOĞUN BİR EMEK VE ÇABA VAR’

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Suat Sözen, konuya ilişkin açıklamasında, kadim uygarlıkların izini sürerek ülkemizin ve dünyanın zengin kültürel mirasına katkı sağlayan arkeolojik çalışmaların önemine işaret ederek, bu uzun soluklu çalışmaların yoğun emek ve çabalarla sürdürüldüğünü vurguladı. İş Sanat aracılığıyla uzun süredir destek verdikleri arkeolojiyi kurumsal sosyal sorumluluk alanlarından biri olarak gördüklerinin altını çizen Sözen, sözlerine şöyle devam etti:

‘DÜNYA MİRASINA BÜYÜK KATKI’

“Şu ana kadar Gaziantep’te Zeugma Antik Kenti, Antalya’da Patara Antik Kenti, İzmir’de Teos Antik Kenti, Aydın’da Nysa Antik Kenti, Muğla’da Stratonikeia Antik Kenti ve Kırşehir-Kaman’daki kazı çalışmalarına katkıda bulunduk. Kazıların yapıldığı antik kentlerdeki gelişmeleri yakından izlerken, ülkemizin dünya mirasına sunduğu ve sunacağı katkıların zenginliğini her seferinde yeniden görüyoruz.

Tripolis ve Laodikeia Antik Kentlerinde de Lidyalılar, Frigyalılar, Romalılar ve Bizanslılar’ın binlerce yıllık izlerini görmek mümkün. Köklü bir geçmişin sessiz tanıkları olan ve tiyatrolardan agoralara, sütunlu caddelere birçok anıtsal yapıya ev sahipliği yapan bu kentlerde eminim ki önümüzdeki dönemde de arkeolojik mirasımıza dair pek çok yeni bilgi ortaya çıkacaktır.”

Celal Şimşek

Tripolis Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Bahadır Duman, 2012 yılından bu yana Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Pamukkale Üniversitesi adına yılın 12 ayı devam eden kazı çalışmaları yürüttüklerini, Tripolis’in aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başlattığı ‘Geleceğe Miras’ projesinin bir parçası olduğunu söyledi. Kentin farklı noktalarında kazı çalışmalarının devam ettiğini belirten Duman, “M.Ö. 5500’lerde ilk yerleşim izlerini tespit ettiğimiz Tripolis’te 1920’lere kadar çeşitli katmanlara ait, tarihin farklı sahnelerine ait yerleşim izlerini görüyoruz. Mevcut kalıntılar dahilinde özellikle MS. 2. ve 3. yüzyılda kentte 20-25 bin civarında bir nüfusun yaşadığını ve çok gelişmiş zeytin yetiştiriciliğiyle önemli bir gelir elde ettiklerini görüyoruz” dedi.

Laodikeia Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, 2003 yılında başlatılan kazı çalışmalarıyla antik kentin yavaş yavaş ayağa kaldırıldığını, özellikle 2013 yılında yürütülen çalışmalarla burayı UNESCO’nun Dünya Geçici Kültür Mirası listesine aldırdıklarını belirtti. 2016’da Laodikeia Kilisesi’nde yaptıkları titiz restorasyon ve konservasyon çalışmaları sayesinde Avrupa Birliği Europa Nostra ödülünü aldıklarını ifade eden Prof. Dr. Şimşek, şunları söyledi: “Laodikeia, 8 kilometrekarelik alana yayılan, Denizli’nin binlerce yıl önceki aktif ticari hayatını yansıtan ve birçok belgeyi sunan bir kent olması itibarıyla önemli. Olimpiya’daki olimpiyat oyunlarından sonra Anadolu’daki en etkin heptatlon ve dekatlon yarışmalarıyla bilinen bir antik kenti ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Çürüksu (Lykos) Vadisi’nin parlayan yıldızı Laodikeia, binlerce yıl öncesinden bizleri kucaklıyor. Biz, bu kültür mirasının gelecek kuşakla ra aktarılması için canla başla çalışıyoruz.”

Source: Nazan Doğaner Halici


Ne baharı kaldı ülkenin ne yazı

Dutlar düşüyor pıtır pıtır, yaz geldi paldır küldür / Yunus Emre indi suya, havaya, toprağa / ışık değişti, ışığın yolları değişti / böyle bir akşamüstü, hiç ölmek istemezdim… Can Yücel

Sen bir karanfilsin, delisin / içlisin de, bükersin hemen boynunu / mendilimin içindeki kirazdır, mendilimin içi kiraz, bilmem ki ne desem, yaz mutluluğu… Edip Cansever

Bir yaz yağmuru yağdı içime, eridi iri üzüm taneleri camlarımda, gözleri kamaştı yapraklarımın / bir yaz yağmuru yağdı içime, gümüş güvercinler uçtu damarlarımdan, koştu yalınayak toprağım… Nazım Hikmet

Sevdiğim yaz geldi yine, karıncalar ve sineklerle çıktık yeryüzüne, barbunla lüferle marulla zeytinle / şairler sevinsin diye sevdiğim, yaz geldi yine… Gülten Akın

Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş, mavilerde sefer etmek / bir sahilden çözülüp gitmek, düşünceler gibi başıboş / beyaz bulutların ardından gelse altın ışıklı bir yaz / versem kendimi bütün bütün, bir yelkenli olup engine / kansam bir an güzelliğine, kuşlar gibi serseri ömrün… Orhan Veli

Göründün yine bu yaz gecesinde, yer gök, sularında güldüğün havuz / kelebek gibi uçmada ruhumuz / ve, biz sanki dünyalar öncesinde gibi, dumanlarda, uçkun, vücutsuz… Ahmet Muhip Dıranas

Bütün yaz kuyunun başında yedik, akşam yemeklerini / cevizler iç tuttu, bademlerin kabukları kurudu, ayvalara sindi gün ışığı… Necati Cumalı

Neden aynı kızlar, neden yine boğaz’da bu yaz da / kirpikleri dargın, dudakları kırgın, gizli bir nazda… Attila İlhan

İki bahar arasında tutulmuş bir dilektir, yaz… Küçük İskender

Yaz geldi, kalbim bembeyaz yüzünde kızların ve uzun ince bacakları arasında bir kuş tufanı şimdi… Refik Durbaş

Bir yaz’ı anlamak zordur ve anlamlıdır/ bana kalırsa, en saygın işidir bir kişinin / çünkü güneş ve kalın mavi insana hiçbir şey hatırlatmaz, öyle ki toparlar hayatın kalbini / ve o zaman, çökelir yaz / tutarak kendi kalbini, umutlar sarıya bırakır kendini, gül uzar, karanfil kokar… Turgut Uyar

Seni seviyorum ve bir şey söylemiş olmuyorum bunu söylemekle / ben bu yaz kokusunu bir başka zamandan anımsıyorum / ben bu yaz tadını biliyorum, terleyen aşkı, terleyen kasıkları ve şakaları biliyorum… Ataol Behramoğlu

Hepimize geçmiş olsun, atlattık bu kışı da burnumuz kanamadan, sıkıntımız kalmadı soğuktan yana / oduna bundan sonra çamaşırdan çamaşıra iş düşecek, kömüre misafirden misafire / lüzum kalmadı tencerenin kaynamasına, açtı gözlerini güneşe soğanlar, su yürüdü domateslere… Rıfat Ilgaz

Bu yaz da havalar sıcak, kızlar daha da güzel olacak / gönüllerimiz kadar uzak dağlarda, gelincikler açacak / bu yaz da havalar sıcak, göklerde beyaz kuşlar uçacak / düşlerimiz parıldayarak, yıldızlar doğuracak… Cahit Külebi

Böyle bir mevsimdir, arefesinde olduğumuz yaz.

Mutluluktur.

Güneştir, denizdir, kumsaldır, tatildir, neşedir.

Cıvıl cıvıl kuşlar, rengarenk meyvelerdir.

İnsanın içini ısıtan duygulardır.

Yaşama sevincidir.

E bakıyoruz Türkiye’nin yazlarına… 2007 yazında mesela, turizm mevsiminin göbeğinde erken seçim yaptılar, ortalık toz dumandı.

2008 yazında AKP kapatma davası vardı, özellikle ekonomi allak bullaktı.

2009 yazında Ergenekon örgütü icat ettiler, Türkiye’nin saygın insanlarını tutuklamaya başladılar.

2010 yazında yetmez ama evet referandumu vardı, eşzamanlı olarak Balyoz darbesi icat ettiler, Atatürkçü subayları, generalleri, amiralleri tutuklamaya başladılar.

2011 yazının ortasında gene seçim vardı, bütün yaz mevsimi gene mitinglerle, toplumu kutuplaştıran siyasi kavgalarla geçti.

2012 yazında Suriye’ye burnumuzu soktuk, şak diye Fantomumuz düşürüldü, bütün yaz mevsimi “savaşa mı giriyoruz” endişesiyle geçti.

2013 yazında Gezi Parkı olayları çıktı, gençlerimiz öldürüldü, halkın üstüne gaz bombası attılar, plastik mermi sıktılar, sekiz bin kişi yaralandı, 12 kişi gözünü kaybetti, 50 kişinin kafatası kırıldı, felç kalanlar oldu.

2014 yazında cumhurbaşkanlığı seçimi vardı, takvimde başka gün kalmamış gibi, tam olarak 10 Ağustos’ta Sevr’in yıldönümünde yapıldı.

2015 yazında gene seçim vardı, hükümet kurulamadı, Türkiye bütün yaz mevsimini adeta belirsizlik komasında geçirdi, beş ay sonra hadi bakalım gene seçim yapıldı.

2016 yazında darbe girişimi yaşandı, zamanında yenen hurmalar tırmaladı, Atatürkçü subayları asrın iftirasıyla hapse atıp, cemaatçi subayları kendi elleriyle terfi ettirdiler, onlar da darbe yapmaya kalkıştı, yer yerinden oynadı.

2017 yazında gene referandum vardı, rejim değiştirildi, parlamenter sistem lağvedildi.

2018 yazında gene cumhurbaşkanlığı seçimi vardı, Türkiye “tek adam” tarafından yönetilmeye başlandı.

2019 yazında yerel seçim vardı, dünya hukuk tarihinde görülmemiş bir rezaletle, aynı sandığa attığımız dört oydan birine sahte dediler, İstanbul büyükşehir belediyesi seçimini iptal ettiler, bütün Türkiye kilitlendi, yaz ortasında tekrar seçim yapıldı.

2020, 2021, 2022 yazlarında pandemi vardı, ölü sayısını gizlediler, hasta sayısını gizlediler, alt tarafı üç kuruşluk maskeyi bile dağıtamadılar, dünyada hiçbir ülkenin satın almadığı, henüz testleri tamamlanmamış Çin aşısını alıp, millete zorla bu aşıyı yaptılar, dünyanın en saçma kararıyla dünyada sadece Türkiye’de 65 yaşındaki vatandaşları eve hapsettiler, alışveriş merkezlerinde kapalı alanda topluca dolaşmayı serbest bırakıp, plajları yasakladılar, futbol maçlarını serbest bırakıp, sahil kenarında tertemiz havada yürümeyi yasakladılar, yüzlerce kişinin metrobüste bir arada oturmasını serbest bırakıp, kafelerde müzik çalınmasını yasakladılar, sokağa çıkma yasağı ilan edip, sokağa çıkması bile yasak olan vatandaşlara uçak biletinde indirim yaptılar, 20 yaş altındakilerin sokağa çıkmasını yasaklayıp, 20 yaş altındaki beş milyon çocuğu topluca sınava soktular, henüz kimseye bulaşmamışken okulları kapatıp, ölümler patladıktan sonra okulları açtılar, bütün dünya ülkeleri dükkanlarını kapatmak zorunda kalan küçük esnafına milyarlarca dolarlık maddi yardımda bulunurken, bunlar iban verip üste para istediler, 2020, 2021, 2022 yazlarında canımızı kurtarmak için bir yandan covid’le mücadele ettik, bir yandan saçma sapan yasaklara rağmen hayata tutunmaya çalıştık.

2023 yazında gene hem cumhurbaşkanlığı hem genel seçim vardı.

2024 yazında yerel seçimde gravitesi çok yüksek moral bulmuştuk ama, mesir macunuyla heba edildi, Instagram yasaklandı, Atatürk rozeti takan teğmenlerle, Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye yemin eden teğmenler ordudan ihraç edildi, tıpkı 2021 yazında olduğu 2024 yazında da söndürme uçağı almadıkları için ormanlarımızın cayır cayır yanmasını çaresizlikle izledik.

Ve 2025 yazında… Ekrem İmamoğlu hapiste, Profesör Ümit Özdağ hapiste, İstanbul’un beş belediye başkanı hapiste, büyükşehir belediyesinin yöneticileri hapiste, gençlerimiz hapiste, gene PKK’yla masaya oturduk, Öcalan’ın serbest bırakılması bekleniyor, muhtemelen önümüzdeki yaz gene anayasa referandumu yapacağız.

Aşkın, mutluluğun, huzurun, yaşama sevincinin, güya şiirlerimizin mevsimi… 18 yıldır burnumuzdan geldi.

Şunun şurasında kaç yaz kaldı ömrümüzde, elbette bilemeyiz ama… Ne baharı kaldı memleketin, ne kışı, ne yazı, bu zihniyet geldi geleli.

Source: Yılmaz Özdil


TESK”ten bayram tahmini: Piyasada 350 milyar TL”lik ciro oluşabilir

“Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Kurban Bayramı’na sayılı günler kala bu dönemde elde edilecek ciroya ilişkin açıklamalarda bulundu.” Palandöken, Kurban Bayramı’nda kurbanlık satışları ve bayram alışverişleriyle birlikte piyasaya yaklaşık 300-350 milyar TL arasında paranın girmesini tahmin ettiklerini kaydetti.”Kurbanlar bu yıl biraz daha pahalı”TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Bu sene 3 milyona yakın küçükbaş, 1 milyon civarlarında da büyükbaş hayvan kesilmesini beklediklerini ifade etti:”Kurban Bayramı artık yaklaşıyor. Önümüzdeki günlerde idrak edeceğimiz Kurban Bayramı’nın hem esnaf ve sanatkâr açısından hem de ülkemiz açısından inşallah kazasız belasız tamamlanmasını diliyoruz.Tabii Kurban Bayramı denince en başta hayvanlar kesilecek, vecibeler yerine getirilecek. Hayvan pazarlarında bir hareketlilik başladı. Dolayısıyla bu yıl kesilmesi düşünülen kurbanlık sayısı, geçen yıllara göre örnek verecek olursak, 3 milyona yakın küçükbaş; yine 800-900 bin, yani 1 milyon dolayında da büyükbaş hayvan olacak. Bu önemli, çünkü kurbanlar bu yıl biraz daha pahalı. Çünkü etin fiyatında da önemli bir artış var.””Esnaf, yaklaşık 300-400 milyar TL hasılat yapacak”Kurban Bayramı’nın karne tatiliyle birleşmesi ve yaz sezonunun başlamasıyla birlikte esnafa büyük bir hareketlilik kazandıracağını Palandöken, esnafın bayram döneminde yaklaşık 300-400 milyar TL hasılat elde edeceğini de kaydetti:”Kurban Bayramı’nda biliyorsunuz tatlılar olacak, misafirlikler olacak. 415 meslek dalında nerdeyse sektörün tamamı esnaf ve sanatkârı için hareketli geçecek. Tatlısından böreğine, çikolatalarından hediyeliklere kadar misafirler için ikramlar hazırlanacak; çocuklara bayram harçlıkları verilecek, her yönüyle bir hareketlilik yaşanacak.Burada da esnafımız, yaklaşık 300-400 milyar liralık bir hasılat yapacak. Çocuklarınızı sevindireceksiniz, imkânı olanlar ayakkabı, bayramlık alacak. Tabii biz, tüm halkımızın bu bayramı bayram sevinci içinde geçirmesini diliyoruz. Büyüklerin ellerini öpmek, onların gönüllerini almak, hastaları ziyaret etmek; dolayısıyla insanların birbiriyle kardeş olabileceği bir iklimin yaratılmasıyla ilgili hazırlıklar da şimdiden başladı.””Şehir içindeki alışveriş hareketliliği artacak”İnsanların bu bayramda genellikle bulundukları şehirde kalacaklarını ifade eden Palandöken, bu durumun da şehir içindeki alışveriş hareketliliğini artıracağından bahsetti:Bu yılın sürprizi, okulların tatil olmasıyla birlikte bayram tatil süresi birleştiriliyor. Ama bu yıl bildiğiniz üzere tatil uzatılmadı. Çünkü burada imalat sektörü, sanayi sektörü önemli kayıplara uğruyordu. Şimdi yine memleketlerine gidecek olanlar, köylerine, tatil beldelerine gitmek isteyenler olacak.Ama ekseriyetle insanlar bulundukları şehirlerde ikamet edecekler. Çünkü bu kısa süreyi yollarda geçirmek istemiyorlar. Bu durum, şehir içindeki alışveriş hareketliliğini artıracak, çarşı pazarda bayram öncesi yoğunluğu beraberinde getirecek.Özellikle tatlıcılar, kuruyemişçiler, konfeksiyoncular, ayakkabıcılar, berberler gibi birçok esnaf grubunda canlılık yaşanacak. Yani insanlar şehir dışına çıkmasa da bulundukları şehirlerde bayram alışverişi yaparak hem bayramı en güzel şekilde karşılayacak hem de şehir ekonomisine katkı sağlayacak. Bu da bulundukları şehirleri canlandıracak.”

Source: Dünya Gazetesi


Giyim tarzınıza göre hangi şehirsiniz? Paris mi, İstanbul mu, Lizbon mu?

PARİS: ZARİF, ZAMANSIZ, ŞIK

Gardırobunuzda trençkotlar, stilettolar, kruvaze ceketler ve şık tokalar mı ön planda? Siyah, beyaz ve bej tonlarından asla vazgeçemiyor musunuz? O halde stilinizin kalbi büyük olasılıkla Paris’te atıyor. Fransız modasının sade ama sofistike çizgileriyle özdeşleşen Paris, zarafeti ön planda tutanların şehri. Duruşu, tavrı, asaletiyle öne çıkan kadınlar için Paris bir moda duruşu değil, yaşam biçimi.

İSTANBUL: DİNAMİK, KATMANLI, ZITLIKLARLA GÜZEL

Gelenekselle modernin, Doğu’yla Batı’nın, gösterişle sadeliğin buluşma noktası olan İstanbul, tarzında çeşitliliği ve dönüşümü sevenleri anlatıyor. Dolabınızda hem deri ceket hem işlemeli şal varsa, sneaker’la bile şık olmanın yolunu biliyorsanız siz tam bir İstanbul kadınısınız. Stiliniz sabit değil ruh halinize, mevsime, semte göre değişebiliyor. Tıpkı İstanbul’un renkli, hareketli sokakları gibi…

LİZBON: BOHEM, RAHAT, SICACIK

Sade ama yaratıcı kombinler mi? Keten kumaşlar, el işi çantalar, büyük şapkalar ve vintage güneş gözlükleri mi göz dolduruyor? O zaman Lizbon tam size göre! Rahatına düşkün, ama özgünlüğünden ödün vermeyenlerin şehri olan Lizbon, bohem ruhu şehir stiline taşıyanların yansıması. Renklerden korkmayan, kat kat giyinmeyi seven, özgür ruhlu bir stil sahibisiniz.

NEW YORK: MODERN, HIZLI, ÇARPICI

Yoğun tempolu bir yaşam, işten geceye uzanan kombinler, gardırobunuzun anahtarı mı? Siyah ve gri tonlarının baskın olduğu, fonksiyonel ama güçlü bir stiliniz varsa yüksek ihtimalle bir New York ruhu taşıyorsunuz. Pratik, iddialı, çoğu zaman minimal ama göz alıcı parçaları seçiyorsanız, bu şehir sizin için bir stil ilhamı olabilir.

TOKYO: YARATICI, CESUR, FÜTÜRİSTİK

Desenleri karıştırmaktan çekinmeyen, kalıpları yıkan, sokak modasına yön veren bir tarzınız varsa Tokyo’ya hoş geldiniz! Katmanlı giyim, ilginç aksesuarlar ve cesur silüetlerle öne çıkan Tokyo tarzı, bireyselliği kutlayan ve sıradışılığa göz kırpan bir anlayışı temsil ediyor.

MİLANO: LÜKS, GÖSTERİŞLİ, İTALYAN İMZASI

Zamansız parçaları gösterişli detaylarla birleştirmeyi seviyorsanız ve “şıklık bir bütündür” felsefesini benimsiyorsanız Milano sizi yansıtıyor olabilir. Özenli kumaşlar, ince işçilik ve dikkat çekici siluetler… Milano tarzı, stilin sadece dış görünüş değil, aynı zamanda bir duruş olduğunu hatırlatıyor.

BERLİN: ASİ, DENEYSEL, KURALSIZ

Sınırları yıkmayı seviyor, modaya kendi kuralını mı yazıyorsunuz? Oversize ceketler, ikinci el parçalar, gotik dokunuşlar ve maskülen çizgiler sizin tarzınızı yansıtıyorsa Berlin sizin şehriniz olabilir. Berlin tarzı toplumsal normlara meydan okuyan, cinsiyetsiz modayı benimseyen, siyahı ve grunge’ı bir ifade biçimi olarak görenlerin sesi. Moda sizin için bir protestoya dönüşebiliyorsa, bu şehir ruhunuzu giydiriyor.

KOPENHAG: SADE, FONSİYONEL, DOĞAL

Sürdürülebilirlik sizin için bir değer, minimalizm vazgeçilmez bir felsefeyse; Kopenhag sokakları sizi yansıtıyor olabilir. Fonksiyonel şıklık, düz kesim elbiseler, oversize paltolar ve doğal tonlar bu şehrin ruhunu taşıyor. Az ama öz giyinen, bilinçli tüketimi önemseyenler için Kopenhag tarzı ilham verici.

Source: Derleyen: Nesli Leyla Şenol


Yavuz Bingöl, Erdoğan’ın elini öptü

Sanatçı Yavuz Bingöl, İstanbul”daki millet bahçeleri açılış töreninde AKP”li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan”ın elini öptü.

Erdoğan, Arnavutköy, Beykoz, Kağıthane ve Sultangazi millet bahçelerinin toplu açılış törenine katıldı. Galatasaray Başkanı Dursun Özbek ve Fenerbahçe Başkanı Ali Koç dahil kulüp başkanlarının da hazır bulunduğu açılışta, dikkati çeken anlar yaşandı.

İktidara yakınlığıyla bilinen ve son dönemlerde TRT”nin dizi projelerinde yer alan Yavuz Bingöl, Erdoğan”ın elini öptü. O görüntüler sosyal medyada gündem oldu.

Source: aktifhabercom


30 Mayıs 2025 Cuma hutbesi: “Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi”

30 Mayıs 2025 tarihli Cuma hutbesi konusu belli oldu. Bugün camilerde okunacak Cuma hutbesinin konusu Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından yayımlandı.Hutbenin konusu “Yâsîn Sûresi: Kur’an’ın Kalbi” olarak belirlendi.İşte, 30 Mayıs 2025 Cuma hutbesi konusu ve tam metni…30 MAYIS 2025 CUMA HUTBESİMuhterem MüslümanlarYüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de yer alan sûrelerden biri de Yâsîn sûresidir. Yâsîn sûresi; insanın aklına ve vicdanına seslenen, kâinatın bir denge ve ahenk üzere yaratıldığını hatırlatan, hayatı anlamlandıran, kalpleri dirilten, hak ve hakikati öğreten bir sûredir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), “Her şeyin bir kalbi vardır. Kur’an’ın kalbi ise Yâsîn sûresidir.” buyurarak bu sûreden övgüyle bahsetmiştir. Anadolu irfanıyla yoğrulan aziz milletimiz; doğumdan ölüme, sevinçten hüzne, sağlıktan hastalığa farklı zamanlarda Yâsîn sûresini okumayı alışkanlık haline getirmiştir. Ancak bu sûreyi okumaktan maksat; sadece onu tilavet etmek değil, onun manasını tefekkür etmek ve mesajlarını hayatımıza aktarmaktır.Aziz Müminler!Yâsîn sûresi; insanlığa hayat rehberi olarak gönderilen Kur’an’a yeminle başlayarak, dünya ve ahiret huzurunun ancak onun emirlerine tabi olmaktan geçtiğine dikkat çekmektedir. Yâsîn sûresi, “Bana kulluk edin. İşte dosdoğru yol budur. beyanıyla bizleri; yalnız Allah’a kul olmaya, istikamet üzere bir ömür sürmeye davet etmektedir. Bu istikamet; tevhitle başlayan, ibadetlerle güçlenen, güzel ahlakla kemale eren, İslam’ın dosdoğru yoludur. Bu yolda olan bir mümin, her işinde ihlası, her davranışında samimiyeti kuşanmalıdır. Riyadan ve gösterişten uzak durmalıdır. Yâsîn sûresi, “Sen elbette dosdoğru yol üzere gönderilen peygamberlerdensin.”ayetiyle Allah Resûlü (s.a.s)’in tüm insanlığı, dünyada ve ahirette mutluluğa çağıran kutlu bir elçi olduğunu haber vermektedir. Peygamber Efendimiz (s.a.s); hak ile batılı, doğru ile yanlışı, iyi ile kötüyü, helal ile haramı insanlığa gösteren hidayet rehberidir. Yetim ve öksüzleri sevindirmeyi, komşu ile iyi geçinmeyi, affedici ve bağışlayıcı olmayı öğreten rahmet elçisidir.Kıymetli Müslümanlar!Yâsîn sûresi; inkarcıların, “Şu çürümüş kemiklere yeniden kim can verecek?” sorusuna, “Onları ilk başta yaratmış olan Allah diriltecektir.” fermanıyla cevap vermektedir. Sevgili Peygamberimiz (s.a.s), vefat eden müminlere Yâsîn sûresini okumamızı tavsiye etmiştir.[5Bu tavsiye bizlere; her nefsin ölümü tadacağını, ölmeden önce ahiret için hazırlık yapmamız gerektiğini, söylediklerimizden ve yaptıklarımızdan tek tek hesaba çekileceğimizi öğretmektedir. Yâsîn sûresi bu hususta bizleri şöyle uyarmaktadır: “O gün, onların ağızlarını mühürleriz; yapmış olduklarını elleri bize anlatır, ayakları da şahitlik eder.” Bu bilince sahip olan bir Müslüman; yaratılış gayesi olan iyilikten, ibadetten, güzel ahlaktan uzak durmamalıdır. Kötülüklere asla yeltenmemelidir. Ölüm, ahiret, hesap, sorgu sual yokmuş gibi yaşamamalıdır. Rabbine, kendisine, ailesine, topluma ve çevresine karşı sorumluluklarını yerine getirmelidir. Bütün imkansızlıklara rağmen; vatanı ve mukaddesatı uğruna siyonist zalimlere ve işbirlikçilerine karşı destansı bir mücadele veren Gazzeli kardeşlerimiz başta olmak üzere daima mazlumun ve mağdurun yanında olmalıdır. Hiçbir insani ve ahlaki ilke tanımayan bu canilerle maddi ve manevi olarak mücadele etmelidir.Değerli Müminler!Yâsîn sûresi, müminleri şöyle müjdelemektedir: “O gün cennetlikler, nimetler içinde safa sürerler.” “Onlara merhamet sahibi Rabbin söylediği selam vardır.” Şeytanın esiri olan günahkarları da şöyle ikaz etmektedir: “İşte size haber verilen cehennem budur!” “İnkar ettiğinizden dolayı bugün girin oraya!”Aziz Müslümanlar!Zilhicce ayının içindeyiz. Bu mübarek günleri; ibadetlerimizi arttırmak, hatalarımızı gözden geçirmek, günahlarımıza tövbe etmek için bir fırsat bilelim. Hesap günü gelmeden önce kendimizi hesaba çekmeye vesile kılalım. Hutbemi Yâsîn sûresinin son ayeti ile bitiriyorum: “Her şeyin hükümranlığı elinde olan Allah’ın şanı ne yücedir! Hepiniz O’na döndürüleceksiniz.”

Source: İbrahim Turna


Anadolu sofralarının sessiz yıldızı: Kapama tarifi

Her yöresel tarif, bir hikâye taşır. Kapama da bu topraklara has, kuzu etiyle yapılan, az malzemeyle çok şey anlatan yemeklerden biri. Ege’de genellikle kuzu etinden yapılır, İç Anadolu’da tavukla da hazırlanır. KAPAMA TARİFİ Malzemeler 1 kg kemikli kuzu eti (kol, incik veya kaburga) 2 yemek kaşığı tereyağı 1 tatlı kaşığı tuz 1 çay kaşığı karabiber 1 çay kaşığı kekik 2 su bardağı sıcak su İç pilav için: 1,5 su bardağı pirinç 2 yemek kaşığı tereyağı 1 yemek kaşığı dolmalık fıstık 1 yemek kaşığı kuş üzümü 1 çay kaşığı tarçın 1 çay kaşığı yenibahar 1 tatlı kaşığı tuz 2 su bardağı et suyu (etin haşlama suyundan alınabilir) Yapılışı: Kuzu etlerini tencereye alın, üzerini geçecek kadar su ekleyin. Kaynadıkça üzerindeki köpüğü alın. Tereyağını, tuz, karabiber ve kekiği ekleyin. Et yumuşayana kadar (yaklaşık 45–50 dakika) haşlayın. Suyunu süzerek bir kenara ayırın. Pirinci sıcak tuzlu suda 15 dakika bekletin, süzün. Tereyağında fıstıkları hafif kavurun, ardından pirinci ekleyip şeffaflaşana kadar kavurun. Kuş üzümü, tarçın, yenibahar ve tuzu ekleyin. 2 su bardağı et suyunu döküp kapağını kapatın, kısık ateşte suyunu çekene kadar pişirin. Geniş bir fırın tepsisine iç pilavı yayın. Üzerine haşlanmış kuzu etlerini yerleştirin. Kalan et suyundan biraz gezdirin, tepsiyi folyoyla kapatın. Önceden ısıtılmış 180°C fırında 20-25 dakika pişirin.

Source: Haber Merkezi


300 yıldır aynı gelenek: Oyun diye başlıyorlar, sonrası kabus… “Bir hafta boyunca uyuyamıyorlar”

İlginç geleneğin adresi Dicle , Hani ve Eğil ilçelerini bağlayan Terkan bölgesi… Asırlardır devam eden kırbaçlama geleneği her sene mayıs ayının 15″inde başlayıp ay sonuna kadar festival tadında sürüyor. Bir araya gelen gençler ve aileleri, panayır havasında bu ritüeli yapıyor. Gençler, gruplar halinde hakem eşliğinde birbirlerini kırbaçlayıp güç gösterisinde bulunuyor. Hakem, galip gelen veya birbirlerini yenemeyenleri ayırıp etkinliğin kavgaya dönüşmesinin önüne geçiyor. Sur ilçesinin kırsal Doğanlı Mahallesi Muhtarı Mehmet Baran, kamçı geleneğinin dedelerinden beri devam ettiğini, 300 seneye yakın olduğunu söyledi. “ARTIK BUNUN SONLANMASINI İSTİYORUZ” Baran, etkinliğin Mayıs 15″inde Terkan bölgesinde aralıklarla devam ettiğini belirterek, “Her iki taraf karşı karşıya geçiyor. Ortada bir hakem var. Birbirlerini kırbaçlıyorlar. Bir sıkıntı olduğu zaman hakem araya giriyor. Dedelerimize de soruyoruz herhangi bir bilgileri yok. Çoktan devam eden kırbaçlama geleneği var. Geleneksel olmuş, kendim tavsiye etmiyorum. Artık bunun sonlanmasını da istiyoruz” dedi. “OYNAYANLAR 1 HAFTA UYUYAMIYOR” Kamçı festivaline oyun oynamaya geldiklerini söyleyen Mehmet Kılıç, “Dedelerimizden kaldığı için biz de devam ettiriyoruz. O anki heyecan, stresle bir şey hissetmiyorsun. Futbolda nasıl hakem varsa burada da 2-3 hakem tutuluyor. Hem ayırmak için hem de adaleti sağlamak için. Eskiden ben de oynuyordum artık oynamıyorum. Oynayanlar bir hafta boyunca uyuyamıyorlar. Sırtlarında açıklıklar morluklar oluyor, bazen kanıyor” ifadelerinde bulundu.

Source: Çağla Çağlar


Bakan Ersoy müjdeyi verdi! Gece müzeciliğinin rotası belli oldu: 27 noktada gece müzeciliği başlıyor

Binlerce yıllık geçmiş, ay ışığı ve yıldızların altında yine bambaşka bir görünüme bürünecek. Kültür ve Turizm Bakanlığınca 1 Haziran-1 Ekim tarihleri arasında uygulanacak “Gece Müzeciliği” ile Türkiye”nin dört bir yanındaki müze ve ören yerleri yaz gecelerinde de ziyaretçilere açık olacak. TARİH GECEYİ AYDINLATACAK İstanbul”dan Adıyaman”a, İzmir”den Şanlıurfa”ya kadar uzanan 27 farklı noktada kültürel miras, uygulama kapsamında gece saatlerinde ışıklandırmalar eşliğinde gezilebilecek. Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi, Galata Kulesi, Efes Ören Yeri, Patara, Nemrut, Zelve-Paşabağları, Zeugma Mozaik Müzesi gibi yerler bu yaz hem tarih tutkunlarına hem de gece gezginlerine kapılarını açacak. GECENİN SESSİZLİĞİNDE TARİHî MİRASLA BULUŞULACAK Yaz sıcaklarından bunalanlar için tarihî yapıları serin gece saatlerinde gezme imkânı sunan uygulama, özellikle yaz tatilcileri ve kültür meraklılarına farklı bir deneyim sunacak. Işıklandırmalarla dramatik bir görünüm kazanan ören yerleri, sessizlik içinde tarihsel anlatılarını fısıldamaya devam edecek. GÜNDÜZDEN GECEYE UZANAN KÜLTÜREL ZİYARET Gece Müzecliği kapsamında ziyarete açık olacak tarihî mekânlardaki ziyaret saatleri farklılık gösterecek. Bazı müzeler saat 21.00″e kadar açık kalırken Efes Ören Yeri gibi önemli destinasyonlarda ziyaretler 23.00″e kadar sürecek. Adıyaman”daki Nemrut Ören Yeri ise gün doğumunu izlemek isteyen ziyaretçileri sabah 04.00″te ağırlamaya başlayacak. Görülmesi Gereken Gece Adresleri: İSTANBUL – Arkeoloji Müzeleri – 22.00 (Kapalı Bölümler Hariç) – Ayasofya Tarih ve Deneyim Müzesi – 22.00 – Türk ve İslam Eserleri Müzesi – 22.00 – Galata Kulesi – 23.00 ANKARA – Anadolu Medeniyetleri Müzesi – 21.00 – Etnografya Müzesi – 21.00 SAMSUN – Samsun Müzesi – 22.00 ERZURUM – Erzurum Müzesi – 21.00 ADIYAMAN – Nemrut Ören Yeri – 04.00–09.00 GAZİANTEP – Zeugma Mozaik Müzesi – 21.00 ŞANLIURFA – Şanlıurfa Müzesi – 21.00 – Haleplibahçe Mozaik Müzesi – 21.00 NEVŞEHİR – Zelve-Paşa Bağları Ören Yeri – 21.00 – Derinkuyu Yeraltı Şehri – 21.00 – Kaymaklı Yeraltı Şehri – 21.00 – Özkonak Yeraltı Şehri – 21.00 ANTALYA – Antalya Müzesi – 22.00 – Alanya Müzesi – 22.00 – Aspendos Ören Yeri – 22.00 – Patara Ören Yeri – 22.00 – Side Ören Yeri – 22.00 – Nekropol Müzesi – 22.00 DENİZLİ – Hierapolis Ören Yeri – 23.00 AYDIN – Didim Ören Yeri – 21.00 İZMİR – Müze İzmir Kültür Sanat Fabrikası – 21.00 – Efes Ören Yeri – 23.00 (Çarşamba – Perşembe – Cuma – Cumartesi) MUĞLA – Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi – 22.00 Yaz boyunca kültür rotasını geceye taşıyan bu uygulama, tarihle kurulan bağı ay ışığında daha da güçlendirmek isteyen herkesi bekliyor.

Source: Sabah


Yavuz Bingöl”ün Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın elini öptüğü anlar olay oldu

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Arnavutköy, Beykoz, Kağıthane ve Sultangazi ilçelerinde yapımı tamamlanan millet bahçelerinin açılış törenine katıldı. Törene katılan sanatçı Yavuz Bingöl”ün sahnede Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın elini öpmesi dikkat çekti. GÖRÜNTÜYÜ İZLEYENLER İKİYE BÖLÜNDÜ O anlara ait görüntüler sosyal medyada kısa sürede yayılırken, kullanıcılar arasında tartışma başladı. Bazı yorumcular, “Türk kültüründe büyüklerin eli öpülür, bunda garip bir şey yok” derken, bazıları ise “Bir sanatçıya el öpmek yakışmaz” ifadeleriyle Yavuz Bingöl”e tepki gösterdi.

Source: Haberler


Sydney Sweeney kimdir? Sydney Sweeney kaç yaşında, nereli? Sydney Sweeney hangi yapımlarda rol aldı?

Son zamanların en popüler oyuncularından biri olan Sydney Sweeney, kendi banyo suyundan sabun yapıp satmasıyla gündeme geldi. Peki, Sydney Sweeney kimdir? Sydney Sweeney kaç yaşında, nereli? Sydney Sweeney hangi yapımlarda rol aldı? SYDNEY SWEENEY KİMDİR? Sydney Bernice Sweeney, 12 Eylül 1997 tarihinde Spokane, Washington”da doğdu ve büyüdü. Trent adında bir erkek kardeşi vardır. Annesi avukat, babası tıp dalında bir mesleğe sahiptir. Kasabasına gelen bağımsız bir filmde rol için seçmelere katılmak istedikten sonra oyunculukla ilgilenmeye başladı. Kısa bir süre sonra ailesi ile Los Angeles”a taşındı. SYDNEY SWEENEY”İN OYUNCULUK KARİYERİ Sweeney, 90210, Criminal Minds, Grey”s Anatomy ve Pretty Little Liars gibi dizilerde konuk oyuncu olarak yer almıştır. 1996 yılında Oregon”da lise yıllarında iki öğrenci grubu etrafında dönen Netflix dizisi Everything Sucks!”ta Emaline Addario olarak rol almıştır. Ayrıca HBO mini dizisi Sharp Objects”te Amy Adams ile birlikte rol almıştır. Karakterinin fazla sahnesi olmamasına rağmen yönetmen onun daha fazla sahnede rol almasına olanak sağlamıştır. Bu karakteri için Sweeney akıl hastalığı olan ve kendine zarar veren kızların hikâyelerini incelemiştir. Quentin Tarantino”nun Once Upon a Time in Hollywood filminde de küçük bir role sahiptir SYDNEY SWEENEY EVLİ Mİ? Sweeney, Şubat 2022″den beri uzun süredir erkek arkadaşı olan Chicago merkezli restoratör Jonathan Davino ile nişanlıydı. Ancak çiftin ayrıldığı iddia edildi. KENDİ DUŞ SUYUNDAN SABUN ÜRETİYOR Yer aldığı Euphoria adlı diziyle adını duyuran genç yıldız Sydney Sweeney, oğrudan kendi banyo suyundan üretildiği belgelenen 5.000 adet sabun barını, doğal içerikli erkek bakım ürünleri markası Dr. Squatch iş birliğiyle piyasaya sürdü. Her sabun, Sydney’nin banyo yaptığı sudan üretildiğini belgeleyen sertifikayla birlikte satışa sunuldu.

Source: Haber Merkezi


Erdoğan”ın Galatasaray”ı kabul ettiği toplantıdaki gizemli ismin kim olduğu ortaya çıktı

Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın Galatasaray”ı kabul ettiği o toplantıdaki gizemli isim Victor Osimhen”in abisi Andrew Osimhen olduğu ortaya çıktı. ERDOĞAN HAYRANIYMIŞ Nijeryalı golcünün abisi Andrew Osimhen”in büyük bir Cumhurbaşkanı Erdoğan hayranı olduğu ve davete bu yüzden katıldığı ögrenildi.

Source: Alper Kızıltepe