Türkiye düşünüyor

Türkiye düşünüyor

“Denklem çözülürken” başlıklı geçen haftaki yazımda iki soru vardı: Özetle: 1) Ülkemizde yaşanmakta olan ve gittikçe pervasızlaşan kötülükler tek bir kişinin ya da bir ekibin işi mi, yoksa daha büyük bir planın parçası mıdır? 2) Trump yönetiminin Türkiye büyükelçisinin aynı zamanda bu yönetimin Suriye konusunda danışmanı olması, bunun da ötesinde söz konusu kişinin bugünkü Suriye’nin başındaki Ahmet Şara’nın yetiştiricilerinden biri olmasında bir tuhaflık yok mu? Soruların üstü örtülü yanıtları kuşkusuz kendi içindeydi. Şimdiyse 11 Temmuz’daki silah bırakma olayını da katarak sorularıma yanıtlarımı daha açık yazayım: 1) Büyük Ortadoğu Projesi adı verilen emperyalist plan göz ardı edilerek bu gibi oluşumların inandırıcı bir açıklaması mümkün değildir. 2) Osmanlı yönetim sistemini savunan, bu demektir ki Türkiye Cumhuriyeti gerçeğini reddeden, bir kişinin Türkiye’de büyükelçi yapılması rastgele bir olay olamaz. Haysiyetli bir devlet böyle birini elçi olarak kabul etmez. *** 11 Temmuz’da bir internet mesajımda (kuşkusuz ikinci soruyu da içeren) ilk sorumu yenileyerek şöyle dedim: “PKK Öcalan’ın çağrısına uymuş. Öcalan da Bahçeli’nin çağrısına uymuş görünüyor. Peki, ya Bahçeli? Ona çağrıyı yaptıran kim? Vahiy mi geldi? Rüyasında mı gördü? Yoksa… Asıl soru budur… Çocuk mu kandırıyorsunuz?” Bu internet mesajına, şu dakikaya kadar binlerce paylaşımın yanı sıra 779 yorum gelmiş! Hepsine tek tek bakmam olanaksız. Şairliğime, kişiliğime saldırılardan söz etmeme değmez. Onları zavallı kaderleriyle baş başa bırakarak görebildiğim kadarıyla büyük çoğunluğu samimi ve düşündürücü yanıtlardan ister istemez küçük bir seçkiyi yorum katmadan okurun takdirine sunuyorum: Çoğunluk oluşturan yanıtlardan: “Zamanında Bülent Ecevit başbakanken Bahçeli’ye erken secim çağrısını kim yaptırdıysa aynı yerden tekrar telefon geldi sanırım.” “Cevabı bilinen ama kimsenin açıktan sormaya cesaret edemediği soru.” “Sakın ABD olmasın?” “İzlediğimiz BOP tiyatrosunun başrol oyuncusu, yapımcısı ve senaristi ABD, diğer oyuncuları ise siyaset ve medya cambazlarıdır. Sözde yerli ve milli ama özde işbirlikçi tayfanın ‘Ya tutarsa’ diye yutturmaya çalıştıkları manzara budur. Yerseniz…” “Yavaş yavaş federasyona doğru…” “Senaryo made in USA Yönetmen Trump, Oyuncular sahnede, Figüranlar 30 kişilik.” Sövüp saymadan farklı ya da karşıt görüş dile getirenlerden: “Dışarıdan gelen tehlikeyi görüp içeride birbirimize kenetlenmemiz gerektiğini bilen Türkiye Cumhuriyeti Devleti yaptırdı.” “Sayın hocam amaç üzüm yemekse, çağrıyı kim yaparsa yapsın veya çağrının kimin yaptığının bir önemi var mı?” Bazı yorumcular yine belli bir düzeyde kalarak kendi aralarında da tartışıyorlar: “İnsanların hassasiyetini anlıyorum fakat çok da önyargılı yorumlar yapmamak lazım. Başlangıç güzel, gelişme ve sonucu da takip edelim, görelim. 50 yıllık terör örgütünün kendini feshetmesi tarihi bir olay. Böyle hamasetle eleştirmek doğru bir yaklaşım değil.” “Tıpkı hamasetle savunmanın, endişelerini dile getirenleri eleştirmenin yanlış olduğu gibi değil mi? Eee endişelenip eleştirenleri siz neden hemen eleştirmeye başlıyorsunuz o zaman?” Gülümseten bir yorumla bitireyim: “Ataol abi, Senin paylaşımına yorum yazınca ifadeye çağırıyorlar.” Kim ne derse desin, Türkiye düşünüyor…

Source: Ataol Behramoğlu