“Türkiye’nin Hukuk Gündemi: Son Gelişmeler ve Kararlar”

İşte yeni Türkiye!

Güzel ülkemizde artık “hukuksuzluk” hukuk sayılıyor ve iktidar “Türkiye bir hukuk devletidir” demeye devam ediyor.

Bir hukuk ülkesinde, o ülkenin en büyük iş insanlarından olan Patronlar Kulübü’nün iki başkanı, gecenin ilerlemiş saatlerinde, kollarına girmiş polislerin nezaretinde yaka-paça ifade vermeye götürülür mü?

TÜSİAD Başkanı Orhan Turan ile Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras’a “Gelin ifade verin” denilse, gitmezler mi?

Polislerin, tehlikeli birer suçlu gibi kollarına sımsıkı yapıştıkları iki iş insanına yapılan bu muamele hiç yakışık almadı!

Onların, iktidarı kızdıran konuşmalarını bir kez daha okudum. Sadece eleştiri ve uyarılar vardı… Üstelik bu eleştiriler yıkıcı değil, yapıcıydı…

İktidar mensupları kızıp köpüreceklerine, keşke bu eleştirilerden faydalanma yoluna gitselerdi… Ülkemiz adına çok yararlı olurdu…

İş dünyasının iki saygın isminin, eleştirileri nedeniyle polislerin nezaretinde adliyeye götürülürken çekilen fotoğraflar ve videolar tüm dünyada yayınlandı ve Türkiye hakkında son derece olumsuz, itici bir hava yarattı.

Ülkemiz için bundan daha kötü propaganda olamaz!

Kendi kendimize tokat attık sanki!

Düşman sevindirdik!

Yurt dışına çıkması yasaklanarak, adli kontrol şartıyla serbest bırakılan TÜSİAD Başkanı Orhan Turan’ın şirketleri 6 kıtada 80’den fazla ülkeye ihracat yapıyor. 6 üretim tesisi bulunan ve 3 yıldır sektörünün ihracat lideri olan Orhan Turan “Yılın girişimcisi” ödülünü aldı.

Yurt dışına çıkması yasaklanan ve adli kontrol şatıyla serbest bırakılan TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Başkanı Ömer Aras, QNB Bankası’nın Yönetim Kurulu Başkanı… 427 şubesi ve 11 bin 949 çalışanı olan büyük bir kuruluşu yönetiyor.

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, ülke ülke dolaşıp, yabancı yatırımcıların kapılarını çalarak Türkiye’ye yatırım yapmalarını sağlamaya ve ülkeye döviz kazandırmaya çalışıyor.

Şimdi soru şu:

Gündüzler bitmiş gibi, gecenin ilerlemiş saatinde, iş dünyasının iki önemli isminin adliyeye götürülüşünün fotoğraf ve videolarını gören yabancı yatırımcılar ne düşünür acaba?

Parti genel başkanı… Milletvekili… İş dünyası patronları… Dizi film ajansı sahibi… Gazeteciler… İktidarı eleştirdiler diye apar topar gözaltına alındı, bazıları hapse atıldı!

Bunu gören yabancı yatırımcılar Türkiye’ye yatırım yaparlar mı?

Düşünün bir kere… Geçen yıl ANKA Ajansı’na “Çiftçinin anası ağlıyor!” diye demeç veren Akhisarlı Sinan Çiftçi hakkında bile, aradan bir yıl geçtikten sonra dava açıldı.

Sesini yükseltenler, kendilerini adliyede buluyor!

“Yeni Türkiye” dedikleri bu işte!

Ey Hacıosmanoğlu! Büyük lokma ye, büyük konuşma!

Ünlü lâftır: Deveye “Boynun neden eğri?” diye sormuşlar. “Nerem doğru ki?” demiş.

Futbolumuz da o hesap…

Pazartesi akşamı Galatasaray-Fenerbahçe derbisi var.

“Büyük lokma ye, büyük konuşma” derler… Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu bu maça yabancı bir hakemi, Sloven Hakem Slavko Vincic’i getirtmeye karar verdi. Oysa bir süre önce aynen şöyle demişti:

“600 sene dünyayı yönetmiş bir milletin evlâtlarıyız. Kendi evladımıza güvenemiyoruz. Kendi evlâdımızın arkasında iradeli bir şekilde, dağ gibi duramıyoruz. Gideceksiniz VAR hakemine 15-20 milyon lira vereceksiniz. Gideceksin, elin yabancısını getireceksin. 200 milyon liraya yakın maliyeti var. Ondan medet bekleyeceksin. Yabancı hakemin bu ülkede ne işi var ya? Bu, Türk halkına hakaret olur!”

Aynen böyle diyen Futbol Federasyon Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, şimdi bütün bu hamasi lâflarını yuttu, unuttu, Galatasaray’ın şiddetle itirazına rağmen yabancı hakem getirmeye karar verdi.

“Biz 600 yıl dünyayı yönettik. Yabancı bir hakemin bu ülkede ne işi var?” lâflarına ne oldu. Böylece, kendi ifadesiyle “Türk halkına hakaret etmiş olmuyor mu?”

Source: Rahmi Turan


Son dakika… HDK soruşturması: Pınar Aydınlar tutuklandı

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklama talep edilen 35 kişiden 27’si tutuklandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı”nın başlattığı soruşturma kapsamında “”PKK/KCK silahlı terör örgütünün siyasi alan yapılanması Halkların Demokratik Kongresi (HDK) içerisinde faaliyet gösterdikleri”” iddiasıyla gözaltına alınarak İstanbul Adliyesi’ne çıkarılan 50 kişiden 27’si tutuklandı. Tutuklananlar arasında Pınar Aydınlar, Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Sema Barbaros ve Yıldız Tar var.

Tutuklanan isimler şöyle:

Ercüment Akdeniz, Elif Akgül, Yıldız Tar İlknur Melengeç, Mehmet Saltoğlu, Ayşe Panuş, Atila Özdoğan, Ece Yıldız Karabacak, Özlem Feza Sezer Bayram, Yakup Kadri Karabacak, Aynur Cengiz, Ayşe Bengi Çelik, Dilek Posl, Erkin Barın Göylüler, Kardelen Taş, Melek Kızılcaok, Şengül Erdoğan, Pınar Aydınlar, Zeysu Fakir, İbrahim Halit Elçi, Alya Akkuş, Esengül Demir, Melih Kayhan Pala, Osman Zorba, Saime Oğuzhan, Sema Barbaros Durmuş ve Semiha Şahin.

Source: Anka


Cüneyd Altıparmak yazdı: Polis daveti, siyaset yasağı…

Siyaset yasağı ve “zorla getirme” meselelerinin yoğun bir biçimde ve yanlış anlaşılarak gündeme geldiği, konuşulduğu ve bunun üzerinden siyasi tartışma alanları doğduğu günlerden geçiyoruz. Bugün bu iki konu üzerinde duracağım. Gerçekleri ve hukukun işleyişini bilmek herkesin hakkı neticede…POLİS DAVET EDER…Basit suçlarda, kaçma hazırlığı yapmayan, yapması da muhtemel olmayan kimseler öncelikle ifade için aranarak adli birimlere veya karakola davet edilir. Zaten polisin bu uygulaması çoğu zaman “dolandırıcılık konusu” oluyor. Bunun için Emniyet Genel Müdürlüğünün neredeyse “rutin” hale gelen açıklamaları ve duyuruları oluyor, dikkat edenler hemen hatırlayacaktır.GÖZALTI DEĞİL, ZORLA GETİRME!Ceza Muhakemesi Kanunu (m.145) şöyle diyor: “ifadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişi davetiye ile çağrılır; çağrılma nedeni açıkça belirtilir; gelmezse zorla getirileceği yazılır.” Polis Vazife ve Salahiyet Kanununda ise (m.15) “Polis; yaptığı tahkikat esnasında ifadelerine müracaat lazımgelen kimseleri çağırır ve kendilerine lüzumu olan şeyleri sorar” hükmü bulunur. Buna göre ilkin kolluk kişiye telefonla ulaşır ve gelmesini söyler. Kişi gelirse işlemlere devam edilir. Gelmezse veya gelmeyeceğine beyan ederse “zorla getirme” yoluna gidilir ki artık başka çare yoktur. Buradaki durum gözaltı değil sadece “kişinin bulunduğu yerden alınıp adliyeye veya kolluğa götürülmesi” işlemidir.”ŞAFAK OPERASYONLARI”Pek tabi polis herkesi çağırmaz. Organize suçlar, uyuşturucu ticareti, öldürme ve benzeri ağır suçlarda faillerin yerlerini tespit eder. Bulundukları yerlere operasyon düzenler. Gece yarısı baskını veya sabaha karşı gördüğümüz operasyonlar hep bu tip suçlara dairdir. Geçmişte özellikle 2016 öncesi polisin işi şova çeviren uygulamalarını görmüştük. Ancak son dönemlerde “basit nitelikli” suçlarla ilgili prosedür (fail daha önceden aranan veya başka suçların da faili değilse) arama veya yazılı davet ile ifadeye çağrılma şeklinde tezahür etmektedir.EMNİYET KONUŞMALISon birkaç gündür ve özellikle TÜSİAD konusunda oluşan bilgi kirliliği ilk değil. Başından beri söylediğim gibi kurumların konuşması ve izah etmesi gerekiyor bu çağda. İletişimin “kitle ikna silahı” olarak manipülasyon bombaları attığı toplumu aydınlatmak ilk elden görevini ifa edenlerin işi olmalı. Emniyetin davet edilmesine rağmen gelmediği için polis zoru ile getirilmek zorunda kalınanlar ve bunu şova çevirenlere dair telefon görüşmelerini yayınlaması lazım. Pozisyon tartışmalı ise VAR”a gitmek gibi.”AMAÇ SİYASİ YASAK” BALONUSon günlerdeki bir başka “balon” ise “siyaset yasağı” meselesi. Daha önce de yazmıştım. Suç işleyip ceza alınca yanında “promosyon” olarak verilecek “yan tedbirleri” kabul etmiyorum diyemiyor sanıklar… Bu kural herkes için geçerli. Biz buna “feri cezalar” diyoruz. Bunlar alınan mahkumiyetin ekleri. Kasten işlenen suçlarda hapis cezası mahkumiyetinin kanuni sonucu olarak bazı hakların kullanılması kendiliğinden yasaklanmış olur (TCK m.53). Bu konu mahkemenin takdirine bırakılmış da değildir. Ceza alan kişiye, ► Bir kamu görevinin üstlenilmesinden, ► atamaya veya seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam edilmekten, ► velayet, vesayet veya kayyımlık görevlerini kullanmaktan, ► sivil toplum veya ticari kurum yahut siyasi partilerin yöneticisi veya denetçisi olmaktan yoksun bırakılma tedbiri de uygulanır. Bu durum kimseye özel değildir.HERKES İMTİYAZ PEŞİNDE!Çok ilginç dönemden geçiyoruz. Kimseyi yargılamak veya suçlu ilan etmek için demiyorum bunları ama herkesin bir tür imtiyaz peşinde olduğu açık. Kimi “eleştiri hakkımızı kullandık hakkımızda dava açtılar” diyerek kendine dokunulmazlık atfedilmesini bekliyor… Kimi de “henüz Cumhurbaşkanı” değilken kendisine Cumhurbaşkanı gibi davranılmasını istiyor ve buna dair bir bağışıklık talep ediyor…İKİ SORUM VAR!Şimdi şöyle bir bakalım: TÜSİAD bunca yıldır eleştiriyor ve dava açılmıyordu, şimdi ifadeleri “çizgiyi aşmış olamaz mı? Bir kimse Cumhurbaşkanı adayı olacak diye mevzuatı görmezden mi gelelim?Ve soralım: TÜSİAD “sadece” eleştirilerine devam etse, Cumhurbaşkanı adayı olmak isteyen de konuşmalarına dikkat etse biz bugün bunları konuşur muyduk?

Source: Cüneyd Altıparmak