Fransa: Rusya bizi hasım seçti
Fransa Savunma Bakanı Lecornu, konuk olduğu France 2 kanalında Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. AA nın haberine göre; Kiev hükümeti için güvenlik garantisinin, Ukrayna nın silahsızlandırılmamasından geçtiğini vurgulayan Lecornu, bunun kendileri için kırmızı çizgi olduğunu belirtti. Ancak ateşkesi ya da kötü bir barış anlaşmasını, Rusya’nın (askeri) kapasitesini yeniden oluşturmasına olanak tanıyacak kötü bir taktiksel duraklamayla karıştırmamak gerekir. diyen Lecornu, kalıcı bir barış istediklerini ifade etti. Lecornu, Rusya, bir savaş biçimini yeniden icat ediyor. Bu da savaşta olmadığımız ancak artık tamamen barış içinde de bulunmadığımız anlamına geliyor. diyerek, enerji savaşları ve siber saldırılar gibi bazen gözle görülemeyen tehditlerle karşı karşıya olduklarını dile getirdi. Artık işgal edilmeden de yenilginin mümkün olduğunu söyleyen Lecornu, Rusya bizi hasım seçti, yavaş yavaş bir çatışma mantığına doğru ilerliyoruz. şeklinde konuştu. Lecornu, Avrupa daki ABD birliklerinin çekilme ihtimaline ilişkin net bir bilgi olmadığını belirterek, savaş alanında olduğu gibi barış zamanında da hava sahasının korunması gerektiğini vurguladı.
Source: Habertürk
İmamoğlu’nun diplomasında yeni gelişme
Asıl soru şu; İstanbul Üniversitesi’nin raporu ne yönde olacak? İşletme Fakültesi ne tür bir işlem yapacak?YÖK, Ekrem İmamoğlu’nun aleyhinde rapor vermişti. YÖK’ün raporunda Ekrem İmamoğlu’nun geçiş yaptığı tarihte Amerikan Girne Üniversitesi’nin YÖK tarafından tanınmadığı belirtiliyordu.DİPLOMA İPTALİstanbul Üniversitesi’nin İmamoğlu’yla ilgili incelemesini tamamladığı, hazırlanan raporun yarın veya en geç pazartesi günü gereğinin yapılması için İşletme Fakültesi’ne gönderileceği söyleniyor. İstanbul Üniversitesi’nin raporunda İmamoğlu’nun yatay geçişinin mevzuata aykırı olduğu tespitine yer verildiği ifade ediliyor. Diplomayla ilgili işlemleri yapma yetkisi fakültede bulunuyor. İşletme Fakültesi’nin İstanbul Üniversitesi’nin yatay geçiş işlemleri mevzuata aykırı bu nedenle verilen diploma iptal edilmeli yönündeki raporu doğrultusunda hareket edip, Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını iptal etmesi bekleniyor.İmamoğlu’nun diploması iptal edilirse ne olur?Ekrem İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı olması mümkün olmaz. Çünkü cumhurbaşkanı adaylığı için yüksek öğretim mezunu olma şartı bulunuyor.KİM ADAY OLACAKİmamoğlu’nun diploması iptal edildiği taktirde cumhurbaşkanı adaylığı konusunda CHP’nin ne yapacağı merak konusu oldu. CHP, İmamoğlu’nun hukuki başvurularının sonucunu mu bekleyecek yoksa başka cumhurbaşkanı adayı arayışlarına mı girecek?İşin özü Mansur Yavaş’ın başına talih kuşu mu konacak, yoksa Özgür Özel’in cumhurbaşkanı adaylığı mı gündeme gelecek? Ya da Ekrem İmamoğlu olmadı ama Dilek İmamoğlu olsun formülü mü işleyecek? Çok bilinmeyenli bir denklem gibi. Bekleyip göreceğiz.HUKUKİ YOLLARPeki böyle bir karar karşısında İmamoğlu ne yapacak? Hukuki yolları mevcut. Ekrem İmamoğlu’nun İstanbul İdare Mahkemesi’ne dava açma hakkı bulunuyor. İdare Mahkemesi’nden olumsuz bir karar çıkması durumunda İstinaf’a gitme imkânı var. Eğer İstinaf’tan da aleyhine karar çıkarsa bu kez Danıştay 8. Dairesi’ne temyiz hakkı bulunuyor.Ancak bu arada İmamoğlu’nun diplomasıyla ilgili soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın da vereceği bir karar söz konusu olacak.PKK’NIN SURİYE ORDUSUNA YERLEŞMESİNE İZİN VERİR MİYİZSuriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasında varılan anlaşma gereği SDG-PKK-YPG yapılanması silahlarını bırakarak Suriye ordusuna entegre olacak. Böylece Suriye toprakları üzerindeki PKK-YPG yapılanması son bulacak. Türkiye bu süreci bir milli güvenlik politikası olarak yakından takip ediyor. Anlaşma olumlu bulunuyor ama asıl önemli olan uygulama deniliyor. 8 maddelik anlaşmanın tamamının uygulanması ve PKK-YPG silah bırakmadan diğer adımların atılmayacağı belirtiliyor.GÜÇ DENGESİPeki Mazlum Abdi anlaşmaya neden yanaştı? Çünkü 8 Aralık devriminden sonra Suriye’de güç dengesi değişti. Trump’ın ifade ettiği gibi, “Suriye’nin anahtarı Türkiye’nin elinde”. Ayrıca Şam’da Esed yok, Türkiye’nin desteklediği Ahmed Şara var.KONJONKTÜR LEHİMİZEAyrıca Trump’ın ABD’si Suriye’den çekilmeye çalışıyor. Ancak 10 yıl boyunca PKK-YPG’ye yatırım yaptılar. Afganistan örneğinde olduğu gibi bir anda çekilip ortada bırakmak istemediler. ABD, bir süredir PKK-YPG’nin Suriye ordusuna entegre olması için çalışıyordu. Türkiye ile Suriye devleti de sıcak bakınca iş bu noktaya geldi. Hem Suriye’deki gelişmeler hem ABD’nin Suriye’den çekilme isteği üst üste binince konjonktür Türkiye’nin lehine, PKK-YPG’nin aleyhine gelişti.AVRUPA’NIN TUTUMUBurada Avrupa’ya da bir parantez açmak gerekiyor. Trump’ın çıkışlarından sonra Avrupa, Türkiye’nin askeri desteğine muhtaç. Türkiye’nin kapısını çalan Avrupa, PKK-YPG’ye destek vererek Türkiye’yi kızdırmak ister mi? Buna bir de Öcalan’ın çağrısı eklenince Mazlum Abdi’nin anlaşmayı imzalamaktan başka çaresi kalmadı.ASKERİ VARLIĞIMIZ SÜRECEK1. PKK-YPG, Suriye’ye entegre olana kadar tehdit geçmiş sayılmayacak, o nedenle Mehmetçik Suriye’de kalmaya devam edecek. Bu sırada terörle mücadele faaliyetleri ise aksatılmadan sürdürülecek.SAYI 20 BİN2. Öncelikle PKK-YPG yapılanmasının sayısını netleştirmek gerekiyor. Kimi 60 bin diyor, kimi 80 bine çıkarıyor. Suriyeli olmayan unsurların ülkeyi terk etmesiyle birlikte sayının 20 bin olacağı söyleniyor.ASKERİ HEYET GİDECEK3. 2 Mart’ta Suriye’de göreve başlayan Askeri Ateşemiz bugün Milli Savunma Bakanı tarafından kabul edilerek görevine başlayacak. Önümüzdeki hafta içinde ise Milli Savunma Bakanlığı’ndan bir askeri heyet Suriye’ye gidecek. Askeri heyetin Suriye’ye ikinci gidişi olacak. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın, dün Şam’daydı.4. Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Suriye ordusuna iki önemli destek verilecek. Birincisi, Suriye ordusunun savunma ve güvenlik kapasitesinin artırılması için askeri eğitim. İkincisi ise savunma sanayisi desteği sağlanacak. Türkiye savunma sanayisinde son dönemde dünyanın parlayan yıldızları arasında yer alıyor.ASKERİ DANIŞMAN5. Askeri danışman göndereceğiz. Askeri danışman, Suriye ordusunun modern bir şekilde yapılandırılması ve verilecek olan askeri eğitimin koordinasyonu görevini yapacak.6. Ahmed Şara ile Mazlum Abdi arasındaki anlaşmadan sonra birileri, “PKK, Suriye ordusuna girecek” şeklinde algı operasyonu yapıyor. Bu kompleksten kurtulun, ülkenize güvenin. Türkiye’nin Suriye’de aleyhimize olan şeyleri engelleme ve Suriye’yi yeniden yetkilendirme kapasitesi var. Türkiye, Suriye ordusunu yeniden yapılandırırken PKK’nın içeride bir güç olarak yer almasına müsaade eder mi?
Source: Abdulkadir Selvi̇
Lazkiye’de yaşanan olaylar ve Ahmed Şara’nın önündeki liderlik sınavı
Sahil hattında yaşanan ve çok sayıda insanın öldüğü bu olaylar, Suriye’nin girdiği yeni dönemde Nusayriler açısından sıkıntılı bir durumun varlığını gösteriyor.Perşembe günü başlayan ve ancak pazar günü kontrol altına alınabilen ve daha sonra da yer yer daha küçük ölçekte devam eden hadiselere kısaca bakalım.Geçen bir hafta boyunca çıkan haberlerden çatışmaların akışı şöyle özetlenebilir:*Çatışmalar ilk aşamada, geçen aralık ayı başında Şam’daki iktidar değişikliğinden sonra kuzeyde bu bölgeye yerleştikleri anlaşılan silahlı eski rejim unsurlarının, yeni yönetimin güvenlik güçlerine karşı başlattıkları saldırılarla tetiklenmiştir.Olaylar ikinci aşamada Şam’daki hükümeti temsil eden silahlı güçlerin bu kalkışmaya karşılık vermeleriyle büyümüştür. Şam başta olmak üzere muhtelif bölgelerden intikal eden takviye birlikleri, eski rejim unsurlarına müdahale ederken bazı gruplarca sivil halkın da hedef alınması ve bu sırada meydana gelen kayıplar hadiseleri bambaşka bir noktaya taşımıştır.*Lazkiye-Tartus olayları, uluslararası alanda da büyük tepkilere yol açmış bulunuyor. En kuvvetli tepkiyi verenlerden biri Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiseri Avusturyalı Volker Türk oldu.Türk, geçen pazar günü yaptığı açıklamada, eski hükümetin unsurları ve diğer yerel silahlı kişiler tarafından başlatılan koordineli saldırıların ardından, “Ailelerin kadın ve çocuklar da dahil olmak üzere toptan öldürüldüklerine dair son derece rahatsız edici haberler aldıklarını” söyledi. Türk, silah bırakmış askerlerin öldürülmesini de bu tabloya dahil etti.BM yetkilisinin açıklamasının en önemli kısmı, “mezhep temelli yargısız infazların gerçekleştirildiğine ilişkin haberlere” dikkat çekmesiydi. BM yetkilisi, bu infazların sorumluları konusunda “Kimliği belirlenemeyen failler, geçiş dönemi makamlarına bağlı güvenlik güçlerinin mensupları ve aynı zamanda eski hükümetle ilişkili unsurlar” ifadesini kullandı.Türk, bütün cinayetler ve ihlallerin ivedi, şeffaf ve tarafsız bir şekilde soruşturulmasını, sorumluların uluslararası hukuk normlarına uygun bir şekilde hesap vermelerinin sağlanmasını da istedi.*Bu hadiselerde kaç kişinin hayatını kaybettiği konusunda çelişkili rakamlar ortaya atılmıştır. Bu arada, uzun zamandır Suriye’deki insan hakları ihlallerini izleyen Birleşik Krallık merkezli iki ayrı kuruluşun tespitleri, uluslararası medyada sıkça referans alınmıştır.Bu iki kuruluşun geçmişte Esad rejiminin hak ihlallerini de yaygın bir şekilde raporlamış olmaları, tespitlerine belli bir inandırıcılık kazandırıyor.Bunlardan Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SİHG), geçen pazar akşamı yaptığı açıklamada olaylarda ölenlerin sayısının 1.300’ü aştığını, bunlardan 830’unun sivil olduğunu duyurdu. Kuruluş, kayıplardan güvenlik güçlerinin sayısını 231, eski rejim yanlısı unsurların sayısını ise 250 olarak verdi. SİHG’nin kayıpların çoğunu “Alevi topluluğuna karşı intikam amacıyla işlenen infaz ve katliamlar” olarak nitelemesi oldukça kuvvetli bir tespitti.Açıklama yapan ikinci kuruluş, Suriye İnsan Hakları Ağı (SİHA) ise toplam kayıp sayısını 803 olarak gösterdi. Ancak bu toplama, raporlama yöntemleri nedeniyle eski rejim yanlısı silahlı grupların kayıplarını dahil etmedi.SİHA’nın tespitlerine göre, Şam’daki merkezi hükümeti temsil eden güvenlik güçleri, bu olaylar sırasında toplam 420 sivil ve silah bırakmış askeri öldürmüştü. Buna karşılık, çatışmalarda eski rejimle bağlantılı grupların saldırılarında 172 asker-polis ve 211 sivil ölmüştü.*Görüleceği gibi iki kuruluşun kayıp sayılarıyla ilgili tespitlerinde bazı farklılıklar var. Ayrıca, sonraki günlerde gelen haberler, kayıpların sayısının daha da yükseldiğine işaret ediyor.Bu arada, sosyal medyaya yansıyan sayısız görüntüler de ilk aşamada başlayan olayları bastırmak üzere intikal eden takviye birliklerinin devreye girmesiyle birlikte, yerel halkın bir kısmını da hedef alan infazların yaşandığını ortaya koyuyor.Birçok Nusayri aile olaylar sırasında Lazkiye’nin bitişiğinde Rusya’nın denetimindeki Himeyhim hava üssüne sığınmak zorunda kalmıştır. Keza, pek çok aile de güney sınırında Lübnan’a kaçmıştır.*Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, pazar akşamı yaptığı bir açıklamayla söz konusu olayları soruşturmak amacıyla yedi kişilik bir bağımsız komite oluşturduğunu duyurmuştur.Şara, yaşanan hadiselerle ilgili olarak ülkeyi yeniden iç savaşa çekmek isteyen kesimleri, bu çerçevede eski rejimin uzantılarını suçlamıştır.Cumhurbaşkanı, bununla birlikte olaylar sırasında güvenlik güçlerine yönelen suçlamalara da yanıt vererek, “Sivil halkın kanına bulaşan, halkımıza zarar veren, devletin yetkilerini aşan veya kendi amaçları doğrultusunda gücü istismar eden herkesten, tüm kararlılıkla ve hoşgörü göstermeden hesap soracağımızı beyan ederiz. Hiç kimse kanunun üstünde olmayacak. Suriye halkının kanına bulaşan herkes er ya da geç adaletin karşısına çıkacaktır” diye konuşmuştur.Şara, ayrıca geçen salı günü Reuters ajansına verdiği bir mülakatta da “Adil olmayan bir şekilde kan dökülmesini ve (sorumlular) en yakımızdaki kişiler dahi olsa bu durumun cezasız kalmasını kabul etmeyeceğiz” açıklamasını yapmıştır.Bu beyanları, Ahmed Şara’nın olayların bastırılmasında görev alan hükümet güçleri içinde kontrol dışına çıkanların bulunduğunu kabul ettiğini gösteriyor.Şara’nın “soruşturma komitesinde Alevileri de görevlendirdiğini” söylemesi de, kendisinin bu olaylarda kayıp veren ve halen ciddi bir tedirginlik yaşamakta olan Nusayri kesimin güvenini kazanma çabasını yansıtıyor.*Şara’nın oluşturduğu komite beşi hakim, biri hukukçu, biri asker olmak üzere yedi üyeden oluşacaktır. Komite görevini 30 gün içinde tamamlayacaktır. Hazırlayacağı raporda meydana gelen olayları aydınlatarak, sorumluları tespit edecektir.Bu komitenin yürüteceği çalışmanın, hazırlayacağı raporun objektifliğinin ve ardından Ahmed Şara’nın bu tespitlere göre izleyeceği hareket tarzının, kenndisinin uluslararası camia karşısındaki itibarı açısından da önemli bir sınav oluşturacağı söylenebilir.Sahil şeridinde yaşanan olaylar, kuşkusuz 8 Aralık’tan sonra Suriye’de işlerin istikrar yönünde ilerlediği şeklinde yerleşen algıya ciddi bir gölge düşürmüştür. En azından Esad rejiminin uzantısı olan unsurlarının bir bölümünün hemen pes etmeyecekleri anlaşılıyor.Olayların bir diğer sonucu, Şara’nın kendisine bağlı silahlı grupların hepsini ne ölçüde kontrol edebildiği sorusunu da gündeme taşımış olmasıdır.Sahadan gelen bütün haberler, Şara’nın lideri olduğu Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) unsurlarının büyük ölçüde belli bir disiplin içinde hareket etmekle birlikte, Savunma Bakanlığı bünyesinde yeni oluşturulan ve farklı silahlı cihatçı grupların toplandığı yapılanmadaki kimi unsurların çizgi dışına çıkabildiklerine işaret ediyor.*Bu yönüyle bakıldığında, disiplin dışı hareket edebilen bu gibi unsurları nasıl zapt edeceği Ahmed Şara’nın liderliği açısından da kritik bir önem kazanmıştır. Burada sergileyeceği tutum, Batı’ya ısrarla vermek istediği, kendisinin geçmişteki radikal kimliğini terk ederek ılımlı bir çizgiye yöneldiği mesajının inandırıcılığı bakımından da bir sınamaya dönüşmüştür.Tabii mesele sadece uluslararası camia değildir. İzleyeceği hareket tarzı, Ahmed Şara’nın her şeyden önce Suriye halkına karşı sorumluluğunu da yakından ilgilendiriyor. Göstereceği dirayet, öncelikle yeni dönemde Suriye’de hukukun geçerliği olacağı mesajını kayda geçirmesi için gereklidir. Şara’nın bu başlıkta sergileyeceği kararlılık, ayrıca ülkenin önemli bir unsuru olan Nusayrilere Suriye’nin geleceğinde toplumsal barış ortamında güven duyabilecekleri bir statüye sahip olacaklarını hissettirmesi bakımından da şarttır. Bu, kendisinin yeni döneme yönelik kapsayıcılık taahhüdünün olmazsa olmazıdır.
Source: Sedat Ergi̇n
Şara’dan büyük kucaklama adımı: Kabineye Alevi, Dürzi, Kürt ve Hıristiyanlar da giriyor
Aslında Suriye’de Alevi ve Dürzilerin sorunu yeni değil. Farklı yönetimler altında tarihsel bir geçmişe ve bir dizi nedene dayanıyor. İki grubun karşı karşıya geldiği zamanlar da oldu. Esad rejiminin devrilmesi ile 29 Ocak 2025’te Ahmed Şara’nın geçiş dönemi başkanı olarak atanması, ülkenin siyasi sahnesinde yeni bir dönemin başlangıcını işaret etti. Ancak yeni hükümetin işinin kolay olmayacağı biliniyordu. Ülkenin etnik ve mezhepsel yapısının nasıl şekilleneceği hem merak hem de endişe konusuydu. Son dönemde bölgedeki bazı aktörlerin bu yapıyı kendi çıkarları doğrultusunda kullanmaya çalışmasıyla da tansiyon arttı. Ancak;* Şara, kapsayıcı bir hükümet kurma ve ulusal diyalog konferansı düzenleme sözü verdi. Anayasa komitesi oluşturuldu.* Amaç Suriye’nin farklı etnik ve mezhepsel gruplarını bir araya getirerek, ulusal birliğin sağlanması ve ülkenin yeniden inşasında ortak bir zemin oluşturmaktı.* Son dönemde yaşanan olayların ardından Suriye hükümeti yeniden yapılanmaya gidiyor.ŞARA’DAN KABİNE HAMLESİSuriye’deki üst düzey kaynaklardan edindiğim bilgileri sizlerle paylaşacağım. Ulusal birliğin sağlanması için Suriye Devlet Başkanı’nın gelecek hafta dikkat çeken adımlar atması bekleniyor:* Suriye’nin etnik ve mezhepsel çeşitliliğini kucaklayan bir yönetim modelinin hayata geçirilmesi planlanıyor.* Bu kapsamda Suriye Devlet Başkanı kabineyi yenileyecek.* Başbakanlık makamı kaldırılıyor.* Şara’nın kendi ekibinin yanında kabineye yeni isimler girecek. Bu isimler Suriye’deki etnik ve mezhepsel yapılardan belirlenecek.* Gelecek hafta açıklanması beklenen kabinede Dürzi, Arap, Alevi, Hıristiyan ve Suriyeli Kürt isimler de yer alacak.* Ayrıca kabinede bir kadının da yer alabileceği konuşuluyor.PETROL-SU-ELEKTRİK BAKANLIĞI KURULUYORSuriye’nin yeni yönetiminin en kritik sorunlarının başında, ekonomi ile ülkede altyapı ve üstyapının yeniden inşası geliyor. Bu kapsamda içerideki kaynakların gelire dönüşerek, önce devlet kasasına girmesi gerekiyor. Bu nedenle de Suriye Devlet Başkanı Petrol, Su ve Elektrik Bakanlığı kurmaya karar verdi. Bu bakanlığın önümüzdeki süreçte en kritik işlerinin başlarında ise PYD ile Şam yönetimi arasında imzalanan sekiz maddelik anlaşma uyarınca Suriye’nin kuzeyindeki doğalgaz ve petrol yataklarının merkezi otoritenin hâkimiyetine geçmesi adımı yer alıyor. Suriyeli üst düzey kaynaklar, sınır kapılarının da merkezi otoriteye geçişinin bir an önce hayata geçirilmesi gerektiğini belirtiyor.ESAD VE AİLESİNE İLİŞKİN KARARNAMELER HAZIRSuriye Devlet Başkanı, Esad ve ailesine ait mallar için de kararname hazırlanması talimatı verdi. Yine üst düzey kaynaklardan edindiğim bilgilere göre, Şara’nın imzasıyla kısa süre içinde yayımlanacak kararnamelerle Esad ve ailesine ait tüm mal varlığı Suriye Devleti’ne geçecek.ŞAM YÖNETİMİ KARARLI: ÖNCE SİLAH BIRAKILACAKSuriye yönetimi hem bölge ülkeleriyle hem de bölgedeki diğer aktörlerle diplomatik ilişkilerini hassasiyetle sürdürüyor. Yönetimdeki izlenim de bir karar açıklanmamış olsa da Trump yönetiminin Suriye’den Amerikan askerlerini çekeceği yönünde. Bu kapsamda YPG ve Şam arasında imzalanan anlaşma gereği, ulusal birliğinin önemine dikkati çeken yetkililer “Beklentimiz net. Önce silah bırakılması, ardından orduya entegre edilmeleri gündeme gelecek” mesajı veriyorlar.ANAYASA BİLDİRGESİNİ İMZALADI: SURİYE BÖLÜNEMEZŞara, Suriye Hükümeti’nin oluşturduğu komisyonun hazırladığı 5 yıllık geçiş döneminde uygulanacak Anayasa Bildirgesi’ni dün imzaladı. “Suriye Arap Cumhuriyeti, tam bağımsız ve egemen bir devlettir. Coğrafi ve siyasi birliği bölünemez ve herhangi bir parçasından vazgeçilemez” denilen ilk maddenin ardından, Cumhurbaşkanı’nın dininin İslam ve İslam hukukunun yasaların temel kaynağı olduğuna atıf yapılıyor:* Bununla birlikte inanç özgürlüğü, tüm dinlere saygı ve ibadet özgürlüğü anayasa ile güvence altına alınıyor.* Haklar ve Özgürlükler başlığında ifade, düşünce, medya özgürlüğü güvence altına alınıyor.* Siyasi katılım hakkı ve ulusal temellere dayalı parti kurma özgürlüğünün yer aldığı taslakta, siyasi parti yasası hazırlanması için bir komisyon oluşturulacağı açıklanıyor.* Geçiş dönemine de yer veriliyor. Yasama yetkisi Cumhurbaşkanı tarafından atanacak olan ve kalıcı bir anayasa kabul edilene kadar görevini sürdürecek olan Halk Meclisi’nde…* Hiçbir suç ve cezanın yasal bir düzenleme olmadan uygulanamayacağı belirtilen bildirgede, “Olağanüstü mahkemeler kurulamaz” ifadesi de dikkati çekiyor. Terörle mücadele mahkemelerinin feshedilmesi de gündemde.AVRUPA BİRLİĞİ VE ORTAKLARININ CUMARTESİ TOPLANMASI GÜNDEMDESuriye’deki gelişmelerin ardından tüm dünyanın yakından takip ettiği Rusya-Ukrayna-ABD-AB dörtlü eksenindeki gelişmelere bakacağız. ABD ile Rusya’nın masaya oturması, ABD ile Ukrayna arasındaki gerginlik ve sonrasında uzlaşmaya varılması süreçlerinde Avrupa Birliği transatlantik ilişkileri, kendi ordusunu kurmayı, silahlanmayı ve Ukrayna için bir yol haritası oluşturmayı tartışıyor. Bu kapsamda toplanan ve Türkiye’nin de davet edildiği ilk zirvenin ardından oluşturulan yol haritası yazılı bir metne dönüştürüldü. ABD’nin de sürece dahil edilmesi için o metin şimdi ABD ve Ukrayna uzlaşmasının ardından yeniden revize ediliyor. İngiltere’nin öncülüğünde gerçekleşen bu revizyon sürecinin ardından yarın AB liderleri ile Türkiye’nin de aralarında bulunduğu dört ülkenin liderlerinin videokonferans toplantısında bir araya gelebilecekleri belirtiliyor.
Source: Hande Firat
Gazze”de ateşkes için yeni teklif! Hamas”tan cevap
İsrail devlet televizyonu KAN”ın haberine göre, Witkoff, taraflara Gazze”ye insani yardımın yeniden başlaması karşılığında sınırlı şekilde esir takasının gerçekleşmesi yönünde bir teklif sundu.Teklifin ayrıca Gazze”de ateşkes ve esir takası anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin müzakereleri de içerdiği kaydedildi.Yeni teklife göre, ateşkesin 50 güne uzatılacağı ve serbest bırakılacak esir sayısının müzakerelere bağlı olacağı aktarıldı.İsrail”in “Kanal 12” televizyonu da Witkoff”un daha fazla esirin (10) serbest bırakılmasını öngören ilk teklifin uygulanabilir olmadığını fark ettikten sonra arabuluculara, Gazze Şeridi”ndeki tüm ABD vatandaşı esirler dahil olacak şekilde, sağ 5 esirin serbest bırakılması ve 9 esirin cenazesinin teslim edilmesi teklifinde bulunduğunu kaydetti.Habere göre, Witkoff, Gazze Şeridi”nde ramazan ayını ve Yahudilerce kutsal Hamursuz Bayramı”nı kapsayacak şekilde 50 günlük ateşkes ve Filistinli esirlerin serbest bırakılmasını teklif etti.İsrailli bir kaynağın, daha fazla esirin serbest bırakılmasını isteseler de teklifin kendileri tarafından kabul edildiğini söylediği ve “Top artık Hamas”ın sahasında.” dediği aktarıldı.Hamas”ın, Gazze”ye yönelik tüm saldırıların durması, İsrail”in Gazze Şeridi”nden tamamen çekilmesi konusunda ısrar ettiği ve buna ilişkin taahhüt istediği belirtildi.İsrail”in “Kanal 12” televizyonu, Gazze Şeridi”nde 59 İsrailli esirin bulunduğunu ve İsrail ordusunun tahminlerine göre bunların 35″inin ölü, 24″ünün ise sağ olduğunu aktardı.The Jerusalem Post gazetesinin haberinde ise Witkoff”un yeni ateşkes teklifinin 1 Mart-20 Nisan tarihleri arasındaki 50 günü kapsadığı ve bu süreçte müzakerelerin devam edeceği kaydedildi.Haberde, İsrailli bir kaynağın “anlaşmaya varılabileceği konusunda iyimser olduklarını ve müzakere heyetinin Katar”da kalmasının iyi bir işaret olduğunu” söylediği aktarıldı.- HAMAS MÜZAKERELERİN OLUMLU BİR ŞEKİLDE SÜRDÜĞÜNÜ DUYURMUŞTUGazze”de 19 Ocak”ta yürürlüğe giren ateşkes ve esir takası anlaşmasının 42 günlük birinci aşaması 2 Mart”ta sona ermişti.İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve İsrail hükümeti, 3 Şubat”ta başlaması gereken ikinci aşama müzakerelerini engellemişti.İsrail, 2 Mart”ta Gazze Şeridi”ne her türlü insani yardım malzemesinin girişini durdurmuş, 9 Mart”ta da Gazze Şeridi”ne elektrik tedarikini kesmişti.İsrail müzakere heyetinin 10 Mart”ta “kalıcı ateşkesi görüşme” yetkisi olmaksızın Katar”ın başkenti Doha”ya ulaştığı bildirilmişti.ABD Başkanı Donald Trump”ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Witkoff da müzakerelere katılmıştı.Hamas, Gazze”de ateşkes anlaşmasına ilişkin arabulucu ülkelerle Doha”daki müzakerelerin olumlu bir şekilde sürdürüldüğünü duyurmuştu.Hamas, Gazze Şeridi”nde yeni ateşkes önerilerinin “anlaşmayı ihlal etmeyi” amaçladığını belirtti.İsrail basınının, ABD Başkanı Donald Trump”ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff”un, Katar”ın başkenti Doha”da devam eden Gazze”de ateşkes müzakereleri kapsamında yeni bir teklif sunduğunu öne sürmesi üzerine, Hamas konuya ilişkin açıklama yaptı.Hamas Sözcüsü Hazim Kasım, Telegram”dan yaptığı açıklamada, Gazze Şeridi”nde yeni ateşkes önerilerinin anlaşmayı ihlal etmeyi amaçladığını, Doha”da arabulucularla görüşmelerin devam ettiğini aktardı.Kasım, “Savaşa dönmemeyi, Gazze Şeridi”nin tamamından çekilmeyi, Gazze”den çekilmeyi ve Philadelphi Koridoru”ndan çekilmeye başlamayı taahhüt eden anlaşmanın şartlarını uygulamaya ve ikinci aşamanın uygulanmasına geçme konusuna bağlıyız.” ifadesini kullandı.İsrail”in ateşkes anlaşmasının insani protokolünü uygulamadığını vurgulayan Kasım, şunları kaydetti:”Yeniden savaşa dönmek istemiyoruz ve işgal (İsrail) saldırılara yeniden başlarsa halkımızı savunmaktan başka seçeneğimiz kalmayacak.”04.11 Hamas ile İslami Cihad Hareketi, Gazze”de ateşkes anlaşmasının uygulanması, İsrail”in ihlalleri ve İsrail ile müzakerelerin yeniden başlatılmasına ilişkin gelişmeleri görüştü.03.31 İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, İsrail İç İstihbarat Servisi Şin-Bet (Şabak) Direktörü Ronen Bar”ı, 7 Ekim 2023″teki başarısızlığının ardından kurumda reform yapmak için gerekli kararların alınmasını engellemek için bir kampanya yürütmekle suçlarken, Şabak ise suçlamaları “tehlikeli” olarak nitelendirdi.02.59 Hamas, Gazze Şeridi”nde yeni ateşkes önerilerinin “anlaşmayı ihlal etmeyi” amaçladığını belirtti.02.51 ABD”de, Filistinli aktivist Mahmud Halil”in serbest bırakılması talebiyle Yahudi sivil toplum örgütü “Barış İçin Yahudilerin Sesi (JVP)” tarafından Trump Tower”da düzenlenen oturma eyleminde 98 kişinin gözaltına alındığı bildirildi.02.35 ABD”de Columbia Üniversitesi, geçen seneki Filistin”e destek gösterileri sırasında Hamilton Hall binasına giren bazı öğrencilerin okuldan atıldığını, uzaklaştırıldığını ve mezun olanların ise diplomalarının geçici iptal edildiğini bildirdi.00.42 Filistin Devlet Başkanlığına bağlı Kilise İşleri Yüksek Komitesinin Başkanı Remzi Huri, İsrail”in uyguladığı politikaların Kudüs”te ve tüm Filistin topraklarında Hristiyan varlığını tehdit ettiği uyarısında bulundu.00.05 İsrail basını, ABD Başkanı Donald Trump”ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff”un, Katar”ın başkenti Doha”da devam eden Gazze”de ateşkes müzakereleri kapsamında yeni bir teklif sunduğunu öne sürdü.00.00 İsrail ordusunun ateşkese rağmen Gazze Şeridi”ne düzenlediği saldırılarda biri 2 diğeri 3 yaşındaki iki çocuk hayatını kaybetti.
Source: Www.star.com.tr
Suriye’yi takipteyiz
Ankara, yeni Suriye yönetimi ile bölücü terör örgütü YPG (SDG) arasında imzalanan 8 maddelik mutabakatın sahaya yansımalarını yakından takip ediyor. Milli Savunma Bakanlığı kaynakları, konuya ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Sağlanan anlaşmanın nasıl uygulanacağına, bunun sahaya yansımalarına bakacağız. Olumlu veya olumsuz sonuçlarını, net çıktılarını yakından takip edeceğiz. Türkiye olarak terörle mücadelede kararlılığımız sürmekte. Suriye”de terörist faaliyetlerin sona erdirilmesi, teröristlerin silah bırakması ve yabancı teröristlerin Suriye dışına çıkarılması yönündeki beklentilerimizde, Suriye”nin toprak ve siyasi bütünlüğünün sağlanmasına yönelik kararlılığımızda bir değişiklik söz konusu değildir.” Kaynaklar, önümüzdeki günlerde bir askeri heyetin Suriye”yi ziyaret edeceğini de kaydetti. Eurofighter savaş uçaklarının tedarikine ilişkin soruları da yanıtlayan bakanlık kaynakları, “40 adet Eurofighter Typhoon uçağının tedarik edilmesi kapsamında hazırlanan ihtiyaç tanım dokümanının Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı ve ilgili firmaya gönderildiğini, teklif beklendiğini daha önce açıklamıştık. Beklenen teklif bakanlığımıza ulaşmış olup, inceleme süreci devam etmektedir” dedi. TÜRKİYE KRİTİK ROLDE Öte yandan NATO ve AGİT üyesi, AB”nin ise aday ülkesi Türkiye”nin gelişen savunma sanayisi, bölgesel krizlerin çözülmesinde üstlendiği önemli roller ve güçlü ordusuyla Avrupa güvenlik mimarisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu da vurgulayan bakanlık kaynakları, “Türkiye konuyla ilgili ikili temaslarını da sürdürmektedir. Avrupa güvenlik mimarisinde önemli bir yere sahip olan ülkemiz bu konuda üzerine düşeni yapmaya hazırdır” diye konuştu. 502 TERÖRİST ETKİSİZ Milli Savunma Bakanlığı Basın ve Halkla İlişkiler Müşaviri Tuğamiral Zeki Aktürk, “Son bir haftada 24 terörist etkisiz hale getirildi. 1 Ocak”tan bugüne kadar Suriye”nin kuzeyinde 296, Irak”ın kuzeyinde ise 206 olmak üzere toplam 502 terörist etkisiz hale getirildi” dedi.
Source: Betül Usta
Siyonist mezalim her yerde
İsrail hapishanelerinde tutulan Gazze Şeridi tutuklularının, şiddetli dayak, elektrik şoku, yiyecek ve sudan mahrum bırakma gibi en korkunç gözaltı politikalarına maruz kaldığı bildirildi. Filistin Esirler Cemiyeti, bazı İsrail hapishanelerindeki Gazzeli tutukluları ziyaretin ardından ortak açıklama yaptı. Güneydeki kötü şöhretli “Sde Teiman” kampı ve Negev Hapishanesi”ndeki vahşetler nedeniyle daha fazla can kaybının yaşanacağı uyarısında bulunuldu. Açıklamada, savaşın başladığı 7 Ekim 2023″ten bu yana hayatını kaybeden onlarca Gazzeli esirin yanı sıra 4 tutuklunun daha birkaç gün içinde yaşamını yitirdiği aktarıldı. İsrail”in, Gazzeli yüzlerce tutukluya zorla kaybetme suçunu dayattığına işaret edilen açıklamada, İsrail Cezaevi idaresinin yasadışı savaşçı olarak sınıflandırdığı tutuklu sayısının mart başında 1555″e ulaştığı kaydedildi. CEHENNEM GİBİ Açıklamada ifadelerine yer verilen bir tutuklu, uyuz ve çıban hastalığına yakalandığını, şiddetli dayak yediğini, dişinin kırıldığını ve sürekli ağrı çektiğini aktardı. Bir tutuklu da sol kulağına su dökülmesi sonucu işitme duyusunu kısmen kaybettiğini vurguladı. Bir tutuklu ise koşulların cehennem gibi olduğunu belirterek sistematik aşağılamaya ve aç bırakma politikasına maruz kaldığını, kaburgalarının kırıldığını söyledi. KAMYONDA TOPLU İŞKENCE Gazzeli bir mahkûm ise İsrail güçlerinin tutukluları tamamen çırılçıplak soyunmaya zorladığını, ardından ağır dayak ve hakaretlere maruz bıraktığını ve onları bir kamyona bindirerek bütün gece işkence ettiklerini ve aşağıladıklarını ifade etti. KITLIK RİSKİ YÜKSELİYOR İsrail”in uyguladığı ablukanın neden olduğu imkânsızlıklar nedeniyle Gazze”deki hasta çocuklar, ölüm kalım mücadelesi verirken Hamas da Gazze”de ablukadan dolayı kıtlık tehlikesinin arttığına vurgu yaptı. ABD”NIN SÜRGÜN PLANI “OUT” ARAP PLANI “IN” Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati ile ABD Başkanı Donald Trump”ın Ortadoğu Temsilcisi Steve Witkoff, Gazze”nin inşası konusunda koordinasyonun sürdürülmesinde mutabık kaldı. Doha”daki görüşmede taraflar, Arap planını istişare etmede mutabık kaldı. Öte yandan Trump da kimsenin Filistinlileri Gazze”den sınırdışı etmediğini savundu.
Source: Sabah
Rusya’nın ateşkes şartları belli oldu
Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov, ABD”nin Ukrayna ile Suudi Arabistan”ın Cidde kentinde yaptığı görüşmelere dair bilgi aktarmaya başladığını belirterek “Basın üzerinden değil, ikili temaslarda bilgi aldıktan sonra pozisyonumuzu belirleyeceğiz” dedi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski”nin, topraklarından vazgeçmeyeceği yönündeki açıklamasını değerlendiren Peskov, Ukrayna”da ilhak ettikleri toprakların Rusya”ya ait olduğunu söyleyerek “Kırım, Sivastopol, Herson, Zaporijya, Donetsk ve Luhansk, Rusya”nın bölgeleri. Onlar anayasamızda yer alıyor” diye konuştu. Rusya”nın diğer ateşkes şartı ise Ukrayna”nın NATO üyeliğinin ABD”nin gündeminden çıkarılması. PUTİN”DEN CEPHEYE ÜNİFORMALI ZİYARET Rusya lideri Vladimir Putin, Ukrayna”nın işgal ettiği Kursk bölgesini ziyaret ederek orduya ilerleme emri verdi. Ziyaret, ABD”nin önerdiği 30 günlük ateşkesi Kiev”in kabul etmesinden saatler sonra gerçekleşti. Bu arada Rusya, Kursk”ta Ukrayna”nın kontrolündeki en büyük kenti Suca”yı geri aldı.
Source: Sabah
Şam’da 3 saatlik kritik görüşme
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ve MİT Başkanı İbrahim Kalın dün resmi temaslarda bulunmak üzere Suriye”nin başkenti Şam”a gitti. Çalışma ziyareti kapsamında mevkidaşlarıyla bir araya gelecek olan Fidan, Güler ve Kalın, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından kabul edildi. Görüşmede Suriye Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani, Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra ve İstihbarat Teşkilatı Başkanı Enes Hattab da yer aldı. İkili ilişkiler ve bölgedeki güncel gelişmelerin ele alındığı görüşme, yaklaşık 3 saat sürdü. Görüşmenin ardından Türk heyeti, Halk Sarayı”ndan ayrıldı
Source: Sabah
Paşinyan”dan Türkiye açıklaması
Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme süreci için, taraflar arasında çok doğrudan bir diyalog olduğunu belirterek, Bu normalleşme üç ay, altı ay ya da bir yıl daha gecikebilir. Ancak bugün benim algım artık bunun yalnızca bir zaman meselesi olduğu yönünde ve bu süreçte sabırla ilerlemeliyiz. dedi. Paşinyan, Ermenistan ın başkenti Erivan daki Başbakanlık binasında Türk basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Ermenistan ve Türkiye arasında diplomatik ilişkilerin kurulmasını, sınırın demir ve kara yolu ulaşımı için açık olmasını, ticari bağlantıların doğrudan olmasını dilediğini belirten Paşinyan, halihazırda Ermenistan ve Türkiye arasında oldukça geniş ticaret hacminin ve iş bağlantılarının dolaylı şekilde gerçekleştiğini söyledi. Paşinyan, Ermenistan ile Türkiye arasında kara sınırının üçüncü ülke vatandaşları ve diplomatik pasaport sahipleri için açılmasına yönelik 2022 yazında varılan anlaşmanın henüz uygulanmadığına dikkati çekerek, bunun, ilişkilerde somut bir ilerleme olmadığı şeklinde yorumlandığını kaydetti. Ancak bu görüşe katılmadığını vurgulayan Paşinyan, Çünkü bugün Ermenistan ile Türkiye arasında çok doğrudan bir diyalog, çok doğrudan bir konuşma var ve eğer ilişkilerimizin önceki dönemini göz önünde bulundurursak, bu çok önemli bir değişimdir. Ermenistan ve Türkiye nin diplomatik temsilcileri sürekli doğrudan temas halindeler. ifadelerini kullandı. Sonucun dışarıdan somut görünmeyebileceğini ancak kendisi ve devlet yönetimi için önemli olduğunu anlatan Paşinyan, tarafların mevcut aşamadaki zorlukları, sorunları ve farklı bakış açılarını daha iyi anladığını, bunu önemli bir kazanım olarak gördüğünü ifade etti. Paşinyan, bu süre zarfında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile birkaç kez görüşme yaptıklarını, iki ülke dışişleri bakanlarının temas kurduğunu ve iletişim halinde olmayı sürdürdüğünü anımsatarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: Bölgesel Yönetim ve Altyapı Bakanımız, mevkidaşıyla temas kurdu. Ayrıca Eğitim, Bilim, Kültür ve Spor Bakanı da temaslarda bulundu. Özel temsilciler de birbirleriyle iletişim halinde. İşbirliğine dair somut örneklerimiz de mevcut, yakın zamanda Türkiye nin adalet sistemi tarafından aranan veya suçlanan iki kişiyi Türkiye ye teslim ettik. Bunlar büyük başarılar gibi görünmeyebilir ancak önceki dönemde ne durumda olduğumuzu göz önünde bulundurursak, elbette bu çok önemli bir ilerlemedir. Bunun dinamik bir süreç olduğunu vurgulayan Paşinyan, bu dinamiğin devam etmesi için çaba gösterilmesi gerektiğinin altını çizdi. TÜRKİYE GÜNEY KAFKASYA DA İSTİKRARI SAVUNUYOR Paşinyan, Cumhurbaşkanı Erdoğan ın kendisini yemin törenine davet etmesi ve kendisinin bu törene katılmasının ikili ilişkiler açısından önemli bir gelişme olduğunu dile getirdi. Türkiye nin Güney Kafkasya daki rolüne değinen Paşinyan, Bizim algımız şu: Türkiye, en azından verdiği mesajlar bu yönde, Güney Kafkasya da istikrarı savunuyor. Türkiye nin hem Cumhurbaşkanı hem de Dışişleri Bakanı düzeyinde Ermenistan ve Azerbaycan arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasını desteklediğini görüyoruz. Ve bu mesajları doğru algılıyorsak, bu durum belki de Türkiye nin Güney Kafkasya daki ilişkilerinde belirli bir denge anlamına geliyor ya da belki biz yanlış yorumluyoruz. diye konuştu. Paşinyan, Ermenistan ile Azerbaycan arasında bir barış anlaşmasının imzalanmasına katkı sağlayacak her türlü çabanın faydalı olacağını vurguladı. TARİHTE MUTLAK BİR GERÇEK YOKTUR Anadolu Ajansı (AA) muhabiri de Paşinyan a Uzun süredir Ermenistan daki tarih algısına dair çeşitli ve önemli değerlendirmelerde bulunuyorsunuz, eleştiriler ve önerilerle öne çıkıyorsunuz. Bu konuyla neyi amaçlıyorsunuz, hem buradaki vatandaşlarınız hem de diasporadakiler açısından? sorusunu yöneltti. Paşinyan, her ülkenin kendi tarihiyle yüzleşmesi gerektiğini belirterek, tarihin kendilerine verdiği mesajları görmenin ve bu mesajları doğru algılamanın büyük önem taşıdığını söyledi. Tarihin bugünü ve geleceği anlamak için mi yoksa içinde yaşamak için mi kullanılacağının siyasi bir tercih olduğunu dile getiren Paşinyan, Tarihte mutlak bir gerçek yoktur, tarihin her türlü algılanışı aslında siyasi bir algıdır. Bu genel olarak böyledir ancak siyasi tercihlerine bağlı olarak tarih hakkında mutlak gerçeklere sahip olduklarını kabul eden siyasi güçler vardır. değerlendirmesinde bulundu. Paşinyan, 1915 Olayları na ilişkin Ermeni iddialarının uluslararası alanda tanınmasının bugün dış politika öncelikleri arasında yer almadığını belirterek, Yakın çevremizde gerginlikler yaşadığımızda, bu gerginlikler ülkemizde, bölgemizde istikrar, barış ve benzeri konulara ne ölçüde katkı sağlıyor? Ermenistan ın devlet çıkarlarına hizmet etmeye nerede ve nasıl odaklanmalıyız, bildiğimiz gerçekleri, tarihi gerçekler de dahil olmak üzere, nerede ve nasıl vurgulamalı ve bu gerçeklere dayanmalıyız. dedi. NORMALLEŞME SÜRECİ ZAMAN MESELESİ Türkiye ve Ermenistan temsilcileri arasında kurulan temasın kazanım olduğunu anlatan Paşinyan, şunları kaydetti: İlk bakışta basit görünebilir ama aslında oldukça semboliktir. Örneğin, New York ta farklı ülke liderleriyle toplantılar yaptığımda ve bu toplantılarla ilgili küçük kesitleri Facebook sayfamda paylaştığımızda, dönüş yolunda sosyal medya kullanıcılarımız arasında en çok paylaşılan, en çok izlenen, en çok beğenilen toplantının Türkiye Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip Erdoğan) ile yaptığım görüşme olduğunu fark ediyorum. Bakıyorum ve şaşırıyorum. Paşinyan, geçmişte olumsuz tepki alan iki ülke temsilcilerinin görüşmelerinin artık psikolojik engelleri aştığını belirterek, bunun, ticaret gibi somut verilere yansımamış olsa da önemli bir gelişme olduğunu ve sürecin başarısız olduğunu söylemek için erken olduğunu dile getirdi. Türkiye-Ermenistan arasındaki normalleşme süreci için Bu normalleşme üç ay, altı ay ya da bir yıl daha gecikebilir. Ancak bugün benim algım artık bunun yalnızca bir zaman meselesi olduğu yönünde ve bu süreçte sabırla ilerlemeliyiz. diyen Paşinyan, bu açıklamaların Ermenistan da herkes tarafından hoş karşılanmadığını da sözlerine ekledi. Başbakan Paşinyan, Ermenistan Anayasası nın önsözünde Batı Ermenistan ve soykırım ifadelerinin yer aldığına ilişkin yöneltilen soruya şöyle yanıt verdi: Bir noktaya değinmek istiyorum, anayasamızda Batı Ermenistan ifadesi yer almıyor. Batı Ermenistan ifadesi başka yerlerde mevcut ancak Anayasa da bulunmuyor. Yakın zamanda bir yayında kamuya açık olarak şu açıklamayı yaptım: Benim algıma göre, Batı Ermenistan, Ermenistan Cumhuriyeti nin Armavir bölgesidir, Armavir bölgesindeki belirli yerleşim yerleri ve Şirak bölgesindeki bazı yerleşimlerdir. ERMENİSTAN-AB İLİŞKİLERİ Paşinyan, Ermenistan ın Avrupa Birliğine (AB) katılım sürecindeki mevcut durumuna ilişkin soruya yanıtında, ülkesinin son yıllarda AB ile ilişkilerinin geliştiğini ve derinleştiğini aktararak, Avrupa Birliği ile ilişkilerimizin derinleşmesini, diğer ortaklarımızla olan ilişkilerimize karşıt bir durum olarak görmüyoruz. dedi. Ermenistan ın dört komşusundan ikisinin AB üyeliği için aday konumda olduğunu kaydeden Paşinyan, bu sürecin bölgeselleşme politikalarıyla çelişmediğine dikkati çekti. Paşinyan, Ermenistan Cumhuriyeti nin alternatifsiz bir dış politikadan kurtulmasını istiyoruz. Bunu doğrudan söylemek istiyorum: Biz, Ermenistan Cumhuriyeti nin ve Ermeni halkının seçeneklere sahip olmasını istiyoruz. değerlendirmesini yaptı. SURİYE DE TÜRKİYE İLE İŞBİRLİĞİ ADIMI Ermenistan ın Suriye de Türkiye ile işbirliği yapmasının mümkün olup olmadığına ilişkin soruya yanıt veren Paşinyan, bugün halen Suriye de ve Lübnan da Ermeni toplumunun mevcut olduğunu, bu toplulukların en iyi koşullara sahip olabilmesi için çaba gösterdiklerini söyledi. Paşinyan, Özellikle Türkiye ile bu konularda, Suriye bağlamında, somut görüşmeler ve tartışmalar gerçekleştirdik. Eğer herhangi bir engel çıkmazsa, bu yönde somut işbirliği adımları da atacağız. ifadelerini kullandı. Bir gazetecinin Azerbaycan ile barış henüz ufukta görünmüyor. yorumu üzerine gazeteciye, Ben doğru mu anladım? Siz ufukta Ermenistan-Azerbaycan barışı gözükmediğini mi söylediniz? sorusunu yönelten Paşinyan, aldığı Evet, sanki öyle. Bu süreç devamlı uzuyor. yanıtı üzerine şunları kaydetti: Bu ifadeye katılmadığımı belirtmek istiyorum, yani Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barışın ufukta görünmediği şeklindeki söyleme katılmıyorum. Bence barışı görünmez kılmak için sürekli bir sis perdesi oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa gerçekte, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki barışın çok önemli temelleri atılmış durumda.
Source: Habertürk
Fransa Savunma Bakanı Lecornu: Rusya bizi hasım seçti
Lecornu, konuk olduğu France 2 kanalında Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.Kiev hükümeti için güvenlik garantisinin, Ukrayna”nın silahsızlandırılmamasından geçtiğini vurgulayan Lecornu, bunun kendileri için “kırmızı çizgi” olduğunu belirtti.”Ancak ateşkesi ya da kötü bir barış anlaşmasını, Rusya”nın (askeri) kapasitesini yeniden oluşturmasına olanak tanıyacak kötü bir taktiksel duraklamayla karıştırmamak gerekir.” diyen Lecornu, kalıcı bir barış istediklerini ifade etti.Lecornu, “Rusya, bir savaş biçimini yeniden icat ediyor. Bu da savaşta olmadığımız ancak artık tamamen barış içinde de bulunmadığımız anlamına geliyor.” diyerek, enerji savaşları ve siber saldırılar gibi bazen gözle görülemeyen tehditlerle karşı karşıya olduklarını dile getirdi.Artık işgal edilmeden de yenilginin mümkün olduğunu söyleyen Lecornu, “Rusya bizi hasım seçti, yavaş yavaş bir çatışma mantığına doğru ilerliyoruz.” şeklinde konuştu.Lecornu, Avrupa”daki ABD birliklerinin çekilme ihtimaline ilişkin net bir bilgi olmadığını belirterek, savaş alanında olduğu gibi barış zamanında da hava sahasının korunması gerektiğini vurguladı.
Source: Www.star.com.tr
180″den fazla ülkenin kaderine sadece 5″i karar veriyor! Türkiye”den BMGK teklifi
Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi”nde (BMGK) tüm dünyanın kabul ettiği bir güven ortamının oluşması gerektiğini vurguladı.Azerbaycan”da düzenlenen 12. Küresel Bakü Forumu”nda konuşan Kılıç, dünyadaki mevcut çatışmalardan bahsederek, sorunların çözümü için BMGK”deki bütün ülkeler tarafından kabul edilen güven ortamını sağlayacak bir yapının oluşması gerektiğine işaret etti.Kılıç, 180″den fazla ülkenin kaderine sadece 5″inin karar vermesinin doğru olmadığını belirterek, “Var olan sistem sorunları çözüyor mu yoksa sorunları üretiyor mu?” diye sordu.İkinci Dünya Savaşı”nın ardından inşa edilen sistemlere olan güvenin bozulduğunu dile getiren Kılıç, başta İsrail”in Gazze Şeridi”ne yönelik saldırıları ve Rusya-Ukrayna Savaşı olmak üzere Türkiye”nin yakınında süregelen çatışmaların, dünya düzeninin kırılganlığını gözler önüne serdiğini anımsattı.Etkileşimin ve fikir paylaşımının yalnızca güven ortamında mümkün olduğunu vurgulayan Kılıç, sorunların, değişen dünyada daha da içinden çıkılmaz hale gelmeden çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.”30 yılı aşkın süredir “burada bir sorun var, adaletsizlikler yapılıyor” diye bağırıyoruz ama doğru adımlar atması gerekenler, Gazze konusunda sessiz kalmaya çalışıyor” ifadesini kullanan Kılıç, dünyanın Gazze”de yaşananlar konusunda birlik göstermediğini söyledi.Türkiye”nin, Rusya-Ukrayna Savaşı”nın başından bu yana tarafları bir araya getirmek için çaba gösterdiğini hatırlatan Kılıç, 3. yılını geride bırakan savaşta taraflar arasında derin güvensizliğin hakim olduğunu dile getirdi.Kılıç, Türkiye”nin Avrupa Birliği (AB) ile 60 yılı aşan bir yakınlığının olduğunu belirterek, “Avrupa Birliği”nin bize adil davrandığını düşünmüyoruz. Bize son 15 ila 20 yıldır doğru davrandıklarına inanmıyoruz, ancak hala etkileşime girmeye çalışıyoruz.” diye konuştu.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan”ın, Türkiye için AB”ye katılımın, stratejik bir hedef olduğuna dair sözlerine değinen Kılıç, AB”nin, her konuda haklı olduğuna inanmadıklarını, fakat değer verdikleri bir birlik olduğunu kaydetti.Suriye”deki yeni dönemle ilgili dikkat çeken çıkış: Amaçları Türkiye kadar sade değil”Rusya”sız olmaz” çıkışını hatırlattı: Türkiye”nin tezlerinin doğruluğu ortaya çıktı
Source: Www.star.com.tr
Trump: Rusya”nın ateşkese açık olduğunu görüyoruz
ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da NATO Genel Sekreteri Mark Rutte ile bir araya geldi. Görüşme öncesi açıklamalarda bulunan Trump, Ukrayna’da devam eden çatışmalara değinerek, taraflar arasında sağlanan ateşkesin kalıcı olması yönünde umutlu olduğunu belirtti. Trump, “Bugün Ukrayna tam bir ateşkesi kabul etti. Rusya’nın da aynı şeyi yapmasını bekliyoruz. Her hafta binlerce genç insanın öldüğünü görüyoruz. Bu durumun bir an önce sona ermesi gerekiyor” ifadelerini kullanarak, Ukrayna’daki savaşın ABD ve müttefik ülkeler için büyük bir maliyet oluşturduğunu vurguladı.
Ateşkes için müzakerelerin devam ettiğini belirten Trump, “Başkan Putin ve diğer yetkililerle ciddi görüşmeler yürütüyoruz. Amacımız, bu savaşı sona erdirerek dünyayı daha güvenli bir yer haline getirmek” dedi. “Rusya’nın ateşkese açık olduğunu görüyoruz” Rusya ile devam eden müzakerelere ilişkin Başkan Trump, “Rusya’nın ateşkese açık olduğunu görüyoruz. Şu anda tüm taraflarla, toprak paylaşımı ve stratejik enerji santralleri gibi konular üzerinde ciddi müzakereler yürütüyoruz. Kolay bir süreç değil ama ilk aşama ateşkes olmalı” dedi. “Rusya’nın doğru olanı yapacağını umuyorum. Bu sadece bir savaş değil, bir insanlık meselesi. Her hafta aldığım fotoğraflar korkunç. Genç insanların savaş alanlarında öldüğünü görmek dayanılmaz” ifadelerini kullanan Trump, savaşın bir an önce sona erdirilmesi gerektiğini vurguladı. “Çok umut verici bir açıklama yaptı ama tam değildi”
Putin’in bugün Ukrayna’da 30 günlük ateşkese ilişkin yaptığı açıklamalara değinen Trump, “Bu çok umut verici bir açıklamaydı çünkü diğer insanlar farklı şeyler söylüyor ve bunların bir anlamı olup olmadığını bilmiyorsunuz. Hayır, çok umut verici bir açıklama yaptı ama tam değildi. Ve evet, onunla buluşmayı ya da konuşmayı çok isterim ama bu işi bir an önce bitirmeliyiz. Biliyorsunuz, her gün insanlar öldürülüyor” dedi. Ukrayna’nın Rusya’nın Kırım’ı ilhak ettiği 2014 öncesi sınırlarına dönmesinin mümkün olmadığı yönündeki görüşünü bir kez daha yineleyen Trump, “Toprak kavramlarını tartışıyoruz çünkü hiçbir şey ifade etmeyecekse ateşkesle zaman kaybetmek istemezsiniz. Biz de diyoruz ki, ’Bakın, alabilecekleriniz bunlar. Alamayacağınız şey de bu” dedi. Trump, Ukrayna’nın NATO üyeliğine bir kez daha karşı çıktı Ukrayna’nın NATO üyeliğine ilişkin tartışmalara değinen Trump, “NATO’yu ve NATO’da olmayı tartıştılar ve herkes bunun cevabının ne olduğunu biliyor. Doğrusunu söylemek gerekirse bu cevabı 40 yıldır biliyorlar. Dolayısıyla nihai bir anlaşmanın pek çok detayı aslında tartışıldı” dedi. “NATO’ya para akmaya başladı”
Bir önceki başkanlık döneminde NATO ülkelerinin savunma harcamalarına yeterince katkı sağlamadığını, ancak sert bir tutum sergileyerek bu konuda büyük ilerleme kaydedildiğini söyleyen Trump, “İlk NATO toplantımda, sadece yedi ülkenin ödeme yaptığını gördüm. NATO’ya adil payını ödemeyen ülkelerle çalışmayacağımı söyledim. Sonuç olarak yüz milyarlarca dolar NATO’ya aktı ve ittifak güçlendi” dedi. Trump, Rutte’nin selefi Jens Stoltenberg’in de bu süreci desteklediğini belirterek, “Stoltenberg, Trump yönetiminde NATO’nun tarihte olmadığı kadar fazla fon aldığını söyledi. Şimdi bu parayı akıllıca kullanmalı ve savaşı bitirmeliyiz” dedi. “Kanada, ABD için ekonomik yük” Trump, Kanada ile devam eden ticaret anlaşmazlıklarına da değindi ve ABD’nin Kanada’ya sağladığı sübvansiyonları eleştirdi. Trump, “Kanada’yı seviyoruz ama her yıl 200 milyar dolar sübvansiyon sağlıyoruz. Onların kerestesine, enerjisine veya arabalarına ihtiyacımız yok. Kendi ülkemizi yönetmek zorundayız” dedi. Trump, ABD’nin Kanada’ya “en büyük eyaleti” olarak baktığını ifade ederek, “Kanada bir devlet olsaydı, haritaya bakıp sınırın ne kadar yapay olduğunu görürdünüz. Ama neden başka bir ülkeye her yıl 200 milyar dolar ödeyelim?” dedi. “Grönland stratejik öneme sahip” Grönland’ın ABD’nin ulusal güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu yineleyen Trump, bölgedeki askeri varlığın artırılması gerektiğini belirtti. Trump ilhakla ilgili olarak, “Sanırım gerçekleşecek” dedi. Trump, “Grönland’da üslerimiz var ve buradaki askeri varlığımızı artırabiliriz. Rusya ve Çin, Arktik bölgede aktif olarak faaliyet gösteriyor. ABD’nin burada daha fazla rol oynaması şart” ifadelerini kullandı. Rusya ve Çin’in Arktik bölgedeki faaliyetlerini gerekçe göstererek Grönland’ı ilhak etme niyetini yeniden dile getiren Trump, “Bence bu gerçekleşecek. Daha önce pek düşünmemiştim, ama şu an bu işte çok önemli bir rol oynayabilecek biriyle oturuyorum. Mark, bunu yalnızca güvenlik için değil, uluslararası güvenlik için de istiyoruz. Sahil şeridimizde birçok ’favori oyuncumuz’ dolaşıyor ve dikkatli olmalıyız” ifadelerini kullandı. NATO Genel Sekreteri Rutte ise Trump’ın ilhak önerisini desteklemekten kaçındı. NATO’nun geleceği Trump, NATO’nun güçlenmesi gerektiğini ancak ittifakın finansal yükünü “adil bir şekilde paylaşması gerektiğini” vurgulayarak, “NATO güçlü olmalı ama her ülke kendi payını ödemeli. ABD, Avrupa ülkelerinden çok daha fazla harcama yapıyor. Bu durum adil değil ve değişmeli” dedi.NATO’nun gelecekte daha etkili bir savunma stratejisi geliştirmesi gerektiğini belirten Trump, “Eğer bu ittifakı daha da güçlendirmek istiyorsak, tüm üyelerin sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor” dedi. “NATO Savunma harcamalarını artırdı” NATO Genel Sekreteri Rutte ise Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırdığını ve son yıllarda 800 milyar dolarlık yeni bir savunma yatırımı yapıldığını belirtti. Rutte, “Başkan Trump’ın liderliğinde NATO, savunma harcamalarını önemli ölçüde artırdı. Avrupa ülkeleri daha fazla yatırım yaparak savunma yeteneklerini güçlendirdi. Almanya’nın potansiyel olarak 500 milyar dolarlık ek savunma bütçesi ayırması ve İngiltere Başbakanı Keir Starmer’in yüksek savunma harcama taahhüdü, NATO’nun güçlendiğini gösteriyor” dedi. (İHA)
Source: Dünya Gazetesi
Selahaddin E. Çakırgil yazdı: Bütün dünyayı teslim olmaya zorlayan bir “orman kanunu” ve “orman kibarı”
Amerikan Başkanı, “Herkes Amerika önünde eğilecek, herkes bize saygı gösterecek.. America first! /Amerika en birinci devlettir, dünyada her şey Amerika”ya, Amerika”nın isteğine, planlamasına göre şekillenecek..” diyor.Bu yaklaşım tarzı, “Amerikan emperyalizminin uzun vâdeli hesaplarına göre geliştirilmiştir..” diyenler varsa da, bir otomobilin şoför mahalline çılgın bir kişinin oturması gibi bir durum da düşünülebilir herhalde..Geçen hafta, Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, “Bu yaklaşım dünyaya orman kanununu getirir. Birleşmiş Milletler”e üye 193 devletin her birisi de dünyanın sadece kendi isteğine göre şekillenmesini isterse, o zaman ortaya korkunç bir boğuşma çıkarır. Ama, bu dayatma yöntemleriyle Amerika, eğer savaş istiyorsa, biz, hazırız!” diyordu.,Bu hatırlatma üzerine, Amerikan Başkanı”ndan ses-soluk çıkmadı henüz..Bugün Amerikan halkının başında bulunan kişinin böyle mesajlarla durdurulabilir mi; bu, gelecekte görülecektir. Daha önceki Amerikan Başkanlarının da saldırganlıkları vardı, ama, zorbalıklarını böylesine kaba-saba yöntemlerle dile getirmiyorlardı. Bugün sergilenen tablo ise, Amerikan halkı için sadece talihsizlik değil, utanç verici ola gerek..Bu kişinin ne söylediği ve yarın ne söyleyeceği ve yapacağı da belli değil.. Kanada, Meksika gibi ülkelerden ABD”ye getirilecek malların yolunu kesmek için, “onların mallarının gümrük vergisini yüzde 25 arttırdım!” deyince, onlar da aynı şekilde, diplomasideki “mukabele-i bil-misl” anlayışı ile Amerikan mallarının gümrük vergilerini yükseltince, işbu “dünya lideri”, 2 gün içinde geri adım atıveriyor.Keza, 1 ay”ı aşkın zamandır, “Gazzelilerin Gazze”ye geri dönmesine izin vermeyeceğiz.. Orayı ben almaya kararlıyım..” derken, dün yaptığı açıklamada, “Gazzelilerin “tehcir” olunması, zorla başka yerlere göç ettirilmesi söz konusu değil!” deyiverdi.Çağdaş “Orman Kanunu”nun uygulayıcısı olan bu “orman kibarı kişi”, 600 yıldır Danimarka”nın elinde olan Grönland adasını ABD”ye bağlamak için, o ada halkına, “Grönland”ın bize bağlanması son derece hayatî bir ihtiyaç.. Siz Amerika”ya bağlanmayı kabul edin, sizi zengin yapalım..” gibi laflar ediyor..Aynı hayatî ihtiyacı, Müslüman coğrafyaları için de dile getiriyor.. Geçmişte de, böyle lafları eden başka bir Amerikan Başkanı”na, bir “Müslüman lider” de, “Bay Başkan, biz de, son derece hayatî ihtiyaçlarımız bulunan New York Körfezi”ni istiyoruz, dersek, ne buyurursunuz?” demişti..Gün olur, devran döner, öyle bir durum da olabilir.. Dünya, hiç bir zaman, aynı kararda kalmaz.Çağdaş Orman Kanunu”nun uygulayıcısı olan Mr. Başkan, Ukrayna-Rusya Savaşı”nı halletmek ümidiyle devreye girerken, “Yüzbinlerce insan ölüyor, her taraf, kandan geçilmiyor..” diyecek kadar yufka yürekliliğini dün de sergiliyordu.. Ama, Ukrayna- Rusya Savaşı”nda ölenler söz konusu olduğunda dile getirilen bu yüksek insanî duygular, Gazze”de en azından 70 bin insan, ABD emperyalizmimin silahlarıyla ve onun Müslüman coğrafyasına saldığı “fino” aracılığıyla katlettirilirken, hiç hatırlanmadı! Yoksa, savaşanların iki tarafı da, onlarla aynı dinden oldukları için mi bu kadar naif, bu kadar ince düşünceliler? Çünkü Filistinliler Müslüman..ABD Başkanı olan kişi, Ukrayna lideri Zelensky”yi Amerikan Başkanlık Sarayı olan Beyaz Ev”de misafir ederken, aklınca perişan da etti. Ama, onca baskı ve aşağılama gayretlerine rağmen, Zelensky, o saldırgan tartışma esnasında ezilmedi ve evvelki gün “Ateş-kes”i kabul ettiğini açıklayınca.. ABD Başkanı, heyecanlandı ve Rusya lideri Putin”den de aynı çizgide açıklama yapmasını bekledi..Beklediği açıklama gelmezse, alacağı ekonomik kararlarla Rusya”yı bitireceği yönünde bir tehdit de savurdu.. Bunun karşılığında Rusya lideri Putin ise, bu zamana kadar yapmadığı şekilde, ekranlar karşısında askerî elbiselerle gözüktü. Bu bir bakıma, Trump”a, “Beni Zelensky zannetme..” ikazı mahiyetindeydi. Ayrıca, Putin, “ateşkes”i kabul etse bile, Trump”ın, “Savaş yoluyla alınan yerler geri verilmez..” şeklindeki sözünden hareketle, Ukrayna”dan aldığı yerleri geri vermeyecektir. Ukrayna”nın aylarca önce ele geçirdiği Rusya toprağı Kursk bölgesinin ise, tamamıyla ve savaş yoluyla geri alındığı Rus ordusu tarafından dün açıklandı.Bu arada, Avrupa Birliği ülkeleri de, Amerikan emperyalizminin kendilerini “Rusya”ya feda edebileceği” korkusuna kapıldı ve bu yüzden, özellikle İngiltere, Fransa, Almanya ve Polonya gibi ülkelerin öncülüğünde, Avrupa, kendisini nasıl savunabileceği konusunda çareler aramaya koyuldu.. Çünkü, Trump, kendilerine problem oluşturan Avrupa ülkelerini, herhangi bir saldırı karşısında, savunmayacaklarını açıkça beyan ediyordu.. Geçen sene de, Başkanlık seçimi için adaylığını açıkladığı günlerde, bu anlayışı seçim propaganda konuşmalarında da, “NATO”ya olan borçlarını ödemeyen ülkelerin işgal edilebileceğine dair Rusya”ya bir “yeşil ışık” yaktığımızda, onların bizim kucağımıza nasıl koşacaklarını tasavvur edebilirsiniz..” demiyor muydu?*AB ülkelerinin savaş uçakları, füzeleri, bombardımanları ve sair teçhizat olsa bile, bir güç odağı sayılacak çapta kara orduları olmadığından ve kara ordusu olmaksızın bir savaşta tutunulamayacağını bildiklerinden çareler aramaya başladılar ve akıllarına ilk gelen, 60 yıldır, -“Avrupa Birliği” kapısında beklettikleri bir – Türkiye oldu..*Kendisini “rakipsiz bir dünya lideri”, bir “yeni zamanlar firavunu” gibi gören Trump”ın en güçlü silahı, “kendilerine teslim olmaya yaklaşmayanları ekonomik gücüyle mahvedeceği” tehdidini ilah olarak kullanıyor.Müslüman ülkelerden direnmek isteyenlere ise, ekonomik yaptırımlara ilaveten, “korkunç bir şekilde yok olursunuz..”Fox Business”de 7 Mart”ta konuşan Trump, İran lideri Hamaney”e bir mektup gönderdiğini, “Onlara, “Umarım müzakere edersiniz çünkü askerî olarak girmemiz gerekirse, bu korkunç bir şey olacak” diyen bir mektup yazdığını” söylemiş ve “İran”la başa çıkmanın iki yolu var: Askerî yolla, ya da Tahran”ın nükleer silah edinmesini engelleyecek bir anlaşma yaparak.” demişti.Ama, ABD Başkanı”nın geçen hafta, HAMAS”a yönelik olarak, “Elindeki rehineleri bırakmazsan, çok korkunç şeyler olacak!” gibi tehditlerine karşı HAMAS”ın o tehditlere pabuç bırakılmayacağına dair verilen cesur ve vakur cevap, şimdilik etkili oldu, denilebilir.Aynı yaklaşım, İran”a karşı da denendi ve “Bizimle müzakere masasına oturmalısınız.. Yoksa, çok korkunç şeyler olur..” sözlerine, hem İran lideri S. Ali Hamaney, “Hayır!” dedi. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise, “ABD”nin emir vermesi ve tehditler savurması kabul edilemez. Sizinle pazarlık yapmam. Ne istiyorsanız, onu yapın!” dedi..*Evet, “Orman kanunu”na ve cellatlığa soyunan “Orman kibarı”na teslim olmayanlar, elbette daha şereflidirler.
Source: Selahaddin E. Çakirgi̇l
İran”dan ABD”nin yeni yaptırımlarına tepki
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekayi, ABD”nin, İran Petrol Bakanı Paknejad ile İran petrolünü taşıyan gemileri işleten bazı şirketlere getirdiği yeni yaptırım kararını kınadı. Amerikalı yetkililerin müzakerelere hazır oldukları yönündeki açıklamalarına işaret eden Bekayi, “İran”a yönelik yeni yaptırımlar, ABD”nin hukuk tanımazlığının ve müzakere söylemlerinin aldatmacadan ibaret olduğunun kanıtıdır.” ifadelerini kullandı. Bekayi, “ABD”nin bağımsız ülkelere yönelik yaptırım ve baskı politikasına bağımlılığını uluslararası düzeyde hukukun üstünlüğünün ihlali ve uluslararası barış ve güvenliğe yönelik tehdit” olarak nitelendirdi. ABD”nin İran”ın diğer ülkelerle ekonomik ve ticari ilişkilerini bozmaya yönelik eylemlerinin, “uluslararası hukukun ve serbest ticaretin temel ilke ve kurallarının açık ihlali” olduğunu belirten Bekayi, “İran, bu tür tek taraflı ve gayrimeşru eylemlerin sonuçlarından ve etkilerinden ABD hükümetini sorumlu tutmaktadır.” ifadesini kullandı. ABD Hazine Bakanlığı, dün İran Petrol Bakanı Paknejad ile İran petrolünü taşıyan gemileri işleten bazı şirketlere yaptırım kararı aldıklarını duyurmuştu.
Source: Internet Haber
“Siyasi körlük” olarak nitelendirdi! İTO Başkanı Şekib Avdagiç’ten AB’ye çağrı: Türkiye’yi dışlamaktan vazgeçin!
İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, Türkiye’nin Avrupa Birliği ile tam üyelik sürecinde karşılaştığı engellerin kaldırılması gerektiğini belirterek, “Doğru yerdeyiz, doğru zamandayız” mesajını verdi. İTO”nun mart ayı Meclis toplantısında konuşan Avdagiç, Türkiye’nin Avrupa ve dünya açısından vazgeçilmez bir aktör olduğunu vurgulayarak, AB’nin Türkiye’yi dışlayan anlayışının siyasi körlük olduğunu” söyledi. “20 yıldır bitmeyen müzakereler artık sonuçlanmalı”
Avdagiç, Türkiye”nin jeopolitik konumu, güçlü savunma sanayisi ve büyüyen ekonomisiyle küresel dengelerde kritik bir rol oynadığını belirtti. “Önümüzdeki süreçte Türkiye’yi dışlayan siyasi körlüğünden kurtulmak, Avrupa ve dünya için vazgeçilmez bir öneme sahip olacaktır” diyen Avdagiç, AB ile 20 yıldır sonuçlandırılamayan katılım müzakerelerinde artık somut adımlar atılması gerektiğini ifade etti. Yeni küresel dinamikler ve Türkiye’nin gücü İTO Başkanı, küresel ekonomi ve politikadaki değişimlerin Türkiye’ye büyük fırsatlar sunduğunu belirterek, Batı ekonomilerinin Çin ile olan ilişkilerinin dengeleri değiştirdiğine dikkat çekti. “Batı ekonomileri, ‘pazar’ yapmak istedikleri Çin’in ‘pazarı’ haline geldi” diyen Avdagiç, Türkiye’nin üretim, ticaret ve savunma sanayisi açısından Avrupa için stratejik bir konumda olduğunun altını çizdi. ABD-AB ilişkilerinde Türkiye’nin önemi
ABD’nin Trump 2.0 dönemiyle “diplomasi ve yumuşak güç” yerine “kaba güç” politikalarına yöneldiğini ifade eden Avdagiç, Avrupa’nın güvenlik konusunda panik halinde olduğunu ve NATO’nun geleceğinin belirsizleştiğini” söyledi. Bu çerçevede Türkiye’nin, Avrupa’nın güvenliği açısından kritik bir rol oynadığına vurgu yapan Avdagiç, “NATO’nun ikinci büyük gücü olarak Türkiye, bölgenin güvenliği ve istikrarı açısından belirleyici bir faktör olmaya devam edecek” dedi. “Türkiye, savunma sanayisinde küresel bir güç haline geldi” Avdagiç, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayiinde büyük atılımlar gerçekleştirdiğini belirterek, 2024 yılında 180 ülkeye 300″den fazla savunma ürünü ihraç ettiğini söyledi.
“Türkiye, Avrupa”nın savunma kapasitesini güçlendirme çabalarının dışında bırakıldı ancak artık yeni bir dönem başladı” diyen Avdagiç, Türkiye’nin hem ABD, hem Avrupa hem de Rusya ile kurduğu dengeli ilişkilerin küresel barış ve istikrar açısından büyük bir avantaj sunduğunu belirtti. Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da işaret ettiği gibi, bu tarihsel sürecin Türkiye’nin AB ile entegrasyonuna katkı sağlayabileceğini ifade eden Avdagiç, “Türkiye”nin Avrupa ve dünyanın yeni güvenlik mimarisinde her zamankinden daha kritik bir rol oynadığını” vurguladı.
Source: Dünya Gazetesi
Zelenski: Putin, ateşkes teklifini reddetmeye hazırlanıyor
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, ABD”nin sunduğu “30 günlük ateşkes” teklifine yönelik açıklamasını değerlendirdi. “TRUMP”A SÖYLEMEKTEN KORKUYOR” Zelenski açıklamasında, “Hepimiz Rusya Devlet Başkanı Putin”in cephede ateşkes fikrine cevaben sarf ettiği son derece öngörülebilir ve manipülatif sözleri duyduk. Aslında şu anda bunu reddetmeye hazırlanıyor. Elbette Putin, Başkan Trump”a bu savaşı sürdürmek ve Ukraynalıları öldürmeye devam etmek istediğini doğrudan söylemekten korkuyor. “PUTİN MAKUL ÇÖZÜMLERİ İMKANSIZ HALE GETİRİYOR” Bu nedenle Moskova”da ateşkes fikrini öyle ön koşullarla çevreliyorlar ki ya başarısız olacak ya da mümkün olduğunca uzun süre sürüncemede kalacak. Putin bunu sık sık yapıyor; doğrudan “hayır” demiyor ama işleri uzatıyor ve makul çözümleri imkansız hale getiriyor. Biz bunu Rus manipülasyonunun bir başka raundu olarak görüyoruz” dedi. YAPTIRIM ÇAĞRISINDA BULUNDU Zelenski, Rusya Devlet Başkanı Putin”in savaşı sürdürmek istediğini vurgulayarak, Rusya”ya yönelik yaptırımlarla “baskı kurma” çağrısında bulundu. Acil ateşkesin sağlanması durumunda, ABD”nin bu durumu kontrol etme imkanının olduğunu açıkladığını belirten Zelenskiy, “Bu, Amerika ve Avrupa”nın imkanlarıyla kesinlikle mümkün” ifadelerini kullandı. PUTİN: UKRAYNA”DA ATEŞKES KONUSUNDAKİ TEKLİFLERE KATILIYORUZ Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ukrayna”da geçici ateşkes konusundaki tekliflere katıldıklarını ancak bunun uzun vadeli barışı sağlaması ve krizin çıkmasına neden olan sorunlara çözüm sunması gerektiğini söyledi. Putin, “Ukrayna”da ateşkes konusundaki tekliflere katılıyoruz
Source: Erdem Aksoy
TDT”den Kırgızistan ile Tacikistan”ın kararı hakkında açıklama
TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev, yaptığı yazılı açıklamada, diplomasi ve diyalog yoluyla sağlanan bu dönüm noktasının, Orta Asya ve ötesinde kalıcı barış, istikrar ve refahın yolunu açtığına işaret etti.TDT”nin kardeşlik ilişkilerini ve bölgesel uyumu güçlendirmeye yönelik tüm çabaları desteklemeye hazır olduğunu vurgulayan Ömüraliyev, dün Bişkek”te iki ülke arasında imzalanan sınır hattı belirleme anlaşmasının memnuniyetle karşılandığını belirtti.- İKİ ÜLKE ARASINDA SINIR ANLAŞMASI İMZALANDIBişkek”te bir araya gelen Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov ile Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, iki ülke arasında varılan sınır anlaşmasını imzalamıştı.Anlaşmayla, iki ülke arasında 1991″den bu yana süren tartışmalı sınır sorunu çözüldü. Bu kapsamda Kızıl-Bel ve Kairagaç kara yollarındaki kontrol noktaları, video konferansla hizmete açılmıştı.Türkiye de iki ülke arasında imzalanan sınır hattı belirleme anlaşmasının memnuniyetle karşılandığını bildirmişti.Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, “Kırgızistan ve Tacikistan arasında imzalanan sınır hattı belirleme anlaşmasını memnuniyetle karşılıyoruz. İki ülke arasında en üst seviyede sağlanan yakın diyaloğun sonucunda imzalanan bu anlaşmanın, bölgede barış, istikrar ve iş birliğine katkı sağlamasını temenni ediyoruz.” ifadelerine yer verilmişti.
Source: Www.star.com.tr
Ukrayna”nın son umudu: Türkiye
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski, Perşembe günü yaptığı açıklamada Türkiye’yi ülkesinin güvenlik garantilerinde önemli bir ortak olarak gördüklerini belirtti. Zelenski, ayrıca Kiev”in Türkiye ile serbest ticaret anlaşmasını onaylamaya hazır olduğunu vurguladı.
ABD”nin elini zorlamasıyla Rusya”yla ateşkesi kabul eden ve ülkesinin değerli madenlerini ABD”ye taahhüt eden Zelenski, Trump yönetimine güvenemediği için Avrupa”yla birlikte NATO”nun en büyük ikinci ordusuna sahip olan Türkiye”ye yöneliyor.
Zelenski, ABD”nin Rusya ile olan barış görüşmelerine davet edilmemesi sebebiyle ilk duraklarından birini Türkiye yapmış ve Türk askerlerinin Ukrayna sınırını koruyabileceğinin sinyalini vermişti. Buna karşılık Türkiye, Ukrayna”nın NATO”ya katılımını desteklediğinin altını çizmişti.
İP KÖPRÜDE DENGE POLİTİKASI
Ancak, Rusya”nın 2022’de Ukrayna”yı işgalinden bu yana Türkiye, Moskova ve Kiev arasında hassas bir denge politikası yürütüyor. Türkiye, Ukrayna”ya askeri desteğini sürdürürken Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmıyor.
Bu sebeple NATO müttefiki olan Türkiye iki taraf için de değerli bir arabulucu haline geldi. Avrupa ülkeleri, Ukrayna için olası bir ateşkes anlaşmasında güçlü güvenlik garantileri sağlamaya çalışıyor.
Bu hususta Ukrayna”ya İHA, zırhlı araç ve silah sağlayan Türkiye, kamu ve sivil kuruluşlarıyla Ukrayna”nın önemli bir destekçisi oldu. Türk inşaat şirketlerinin Ukrayna”nın yeniden inşası için de yatırımlarda bulunacağı biliniyor.
Zelenski, Kiev”de Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat ve Tarım Bakanı İbrahim Yumaklı ile görüştü. Türk şirketlerinin Ukrayna’nın yeniden inşasına katılmasıyla ilgili olarak Zelenski, “Türk iş dünyasının Ukrayna”daki varlığı bizim için önemlidir. Türkiye’nin desteğine ve özellikle Bayraktar drone”larının sağlanmasına minnettarız. Ukrayna, Türkiye”yi güvenlik garantileri konusunda stratejik bir ortak olarak görüyor ve Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın yaklaşan ziyaretinde serbest ticaret anlaşmasını onaylamaya hazırdır,” dedi.
Source: Haber Merkezi
Bodrum’da “Zulme karşı direnmek insanlık onurudur” eylemi
Muğla’nın Bodrum ilçesinde ki Belediye Meydanı’ nda Bodrum Alevi Bektaşi Kültür Derneği Cemevi tarafından “Suriye’de Alevi Katliamı Var” başlıklı basın açıklaması yapıldı Açıklamaya ilçedeki siyasi parti temsilcileri ile STK’Larda destek verdi.
Derneğin Yönetim Kurulu Üyesi Emir Ölmez yaptığı açıklamada şunları söyledi.
HATAYLI VATANDAŞLARIMIZIN YAKINLARIDA ÖLDÜRÜLDÜ
“Yaşananların bir tanığı sayılabilecek Hatay halkının Suriye”de katliam başladığından beri birçok akrabası öldürülmüştür. Suriye’de, belirli inanç ve etnik gruplara yönelik saldırılar giderek artıyor, siviller katlediliyor, evlerinden sürülüyor, yaşam hakları ellerinden alınıyor.
8 Aralık 2024’ten bu yana Alevi halkı başta olmak üzere, sivil yerleşimlere yönelik saldırılar hız kazandı. Kadın, çocuk, yaşlı demeden insanlar yalnızca kimliklerinden dolayı hedef alınıyor. Silahsız siviller kaçırılıyor, mallarına el konuluyor, açlığa mahkûm ediliyor” dedi.
ZULME KARŞI DİRENMEK İNSANLIK ONURUDUR
Bu sürecin başını çeken HTŞ’nin lideri Ahmet el Şaraa (Jolani), yaşananları münferit olaylar gibi göstermeye çalışsa da, elimizdeki bilgiler bunun organize ve sistematik bir şiddet politikası olduğunu açıkça gösteriyor. Son olarak Kirdaha ve Ceble’de Alevi halkın evlerine el konulmak istenmiş, itiraz edenler hedef alınarak öldürülmüştür. Halkın tepkisi üzerine sivillere ateş açılmış, yüzlerce insan yaşamını yitirmiştir. Bölgeden gelen haberler Humus, Banyas, Tartus ve Hama’da da benzer saldırıların yaşandığını gösteriyor. Bahane hep aynı: “Eski rejim unsurları.” Ancak öldürülenler asker değil, sivillerdir. Öğretmenler, doktorlar, çiftçiler, çocuklar… Kendi topraklarında sadece kimlikleri nedeniyle yok edilmeye çalışılan insanlar… Suriye’de yaşananlar, yalnızca bir savaşın sonucu değil, belli halkları hedef alan bir soykırım politikasıdır. Zulme karşı direnmek insanlık onurudur” ifadelerini kullandı.
Source: Yaşar Anter
Türkiye”nin AB güvenliğindeki kritik rolü
T�rkiye”nin i�erisinde yer almad��� herhangi bir savunma ve g�venlik mekanizmas� AB �lkelerini daha da savunmas�z b�rakacakt�r. Bundan dolay� yeni d�nemde AB”nin T�rkiye”yi de i�ine alan yeni bir savunma ve g�venlik mekanizmas�n� in�a etme yolunda �nemli ad�mlar ataca�� �ng�r�lmektedir.
Zeki Korkutata/ AK Parti Bing�l Milletvekili
Son y�llarda k�resel g�venlik dengeleri h�zla de�i�irken, Avrupa”n�n savunma politikalar� da yeni s�namalarla kar�� kar��ya kalmaktad�r. ABD”nin NATO”ya olan ba�l�l���n� sorgulayan s�ylemleri, Rusya-Ukrayna Sava��”n�n yaratt��� tehdit ve AB”nin kendi askeri kapasitesini art�rma �abalar�, k�tan�n gelecekteki g�venlik mimarisini yeniden �ekillendirme ihtiyac�n� do�urmaktad�r. Bu s�re�te T�rkiye, jeostratejik konumu, askeri kapasitesi ve diplomatik etkinli�iyle Avrupa g�venli�inin vazge�ilmez bir akt�r� olarak �ne ��kmaktad�r.
Transatlantik ili�kileri zay�fl�yor
7 Mart 2025″te Beyaz Saray”da Rusya-Ukrayna krizine d�n�k a��klamalarda bulunan Trump AB �lkelerinin savunmas�na y�nelik bir soru kar��s�nda “E�er �deme yapmazsan�z sizi savunmayaca��z dedim. Bunu 7 y�l �nce s�yledim ve bu y�zden y�z milyonlarca dolar �dediler. Dediler ki e�er bor�lu olsayd�k bizi savunur muydunuz? Hay�r, savunmazd�m dedim.” ifadesini kulland�. Trump b�ylelikle NATO”nun temelini olu�turan 5. ve 6. maddeleri uygulamayaca��n� a��k�a ilan etmi� oldu. Bu maddeler, bir NATO �yesine sald�r� durumunda t�m �yelerin ortak savunma yapmas�n� �ng�rmektedir. Daha a��k bir ifade ile Trump olas� bir sald�r� durumunda Avrupa �lkelerini yaln�z b�rakabilece�ini ifade etmi�tir.
Esas�nda Trump”�n birinci d�neminde de NATO”ya y�nelik ele�tirileri vard�. �ubat 2024 se�im kampanyas� d�neminde yapt��� bir a��klamada, tekrar se�ilmesi halinde Rusya”y� NATO �yeli�inin faturas�n� �demeyen �lkelere sald�rmaya te�vik edebilece�i uyar�s�n� yapm��t�. Trump a��klamas�nda bir Avrupal� liderin “Faturam�z� �deyemezsek ve Rusya bize sald�r�rsa ne yapars�n�z?” diye sordu�unu, ona yan�t olarak “Sizi korumaya gelmeyiz. Hatta Rusya”n�n diledi�ini yapmas� i�in onlar� te�vik ederim” dedi�ini aktard�. Her ne kadar ABD”nin NATO”dan �ekilmesi �imdi g�ndemde de�ilse bile herhangi bir sald�r� durumunda Washington”un AB �lkelerini savunmaya gelip gelmeyece�i bug�n itibariyle tart��mal� hale gelmi� bulunmaktad�r. Dolay�s�yla Trump”�n a��klamalar� ile NATO ve ortak savunma konular�nda ya�anan ayr��ma ve tart��malar Transatlantik ili�kilerinin gelecek d�nemde daha da zay�flayaca��na i�aret etmektedir.
AB kendi ordusunu kurabilir mi?
II. D�nya Sava��”n� izleyen d�nemde Bat� Avrupa �lkeleri bir yandan kendi aralar�nda bir askeri pakt kurmaya �al���rken di�er yandan SSCB tehdidine kar�� ABD ile ortak hareket etmeye e�ilimindeydi. 1948″de Fransa ve �ngiltere”nin deste�iyle Bat� Avrupa �lkeleri Bat� Avrupa Birli�i”ni (BAP) kurdular. 1949″da ise Washington Antla�mas� ile Kuzey Atlantik Pakt� Te�kilat�”n�n (NATO) kurulu�una imza att�lar. NATO”nun kurulmas�ndan bir y�l sonra Frans�zlar Almanlarla birlikte ortak bir Avrupa ordusu kurulmas�na d�n�k Avrupa Savunma Toplulu�u projesini �ne s�rd�. Ortak ordu kurulmas� y�n�ndeki giri�imler 1954″de Fransa parlamentosu taraf�ndan reddedildi.
So�uk Sava� y�llar�nda ABD Bat� Avrupa �lkelerinin savunma ve g�venliklerini NATO arac�l���yla sa�layan ba�at akt�r oldu. Ancak SSCB”nin ��kt��� 1990″larda Avrupa �lkeleri bir kez daha savunma ve g�venlik alan�nda ortak hareket edilmesi fikrini canland�rmaya �al��t�. 19 Haziran 1992″de Bonn”da toplanan BAB Bakanlar Konseyi, toplant�n�n ard�ndan, Petersburg Deklarasyonu”nu yay�nlam�� ve b�ylece BAB �yesi devletler mevcut askeri �niteleri, askeri konvansiyonel g��lerini BAB otoritesine tahsis etmeyi deklere etmi�lerdir.
Ancak 90″l� y�llarda ba��ms�z bir Avrupa Ordusu kurma �abalar� ba�ar�s�z oldu ve NATO”ya olan ba��ml�l�k s�rd�. �zellikle T�rkiye”nin aday �lke ilan edildi�i Aral�k 1999 Helsinki Zirvesi”nde ise, AB liderleri NATO”dan ba��ms�z uluslararas� krizlere m�dahale edebilme kapasitesinin olu�turulmas� y�n�nde kararlar ald�.
2000″li y�llarda Avrupa Acil M�dahale G�c� olu�turulmas�na d�n�k ad�mlar at�ld� ve bunun i�in her �lkeye d��en askeri yard�m miktar� belirlenmi�ti. Buna g�re, �ngiltere 30 bin asker, 72 sava� u�a�� 18 sava� gemisiyle, Almanya, Fransa ve �talya 12″�er bin askerle; �spanya 6 bin askerle ve L�ksemburg 100 askerle bu g�c� destekleyecekti. Ancak �ye �lkelerin kendi aralar�nda olu�turmaya �al��t�klar� ortak ordu yap�s� belli �l��lerde zaten vard�: Bel�ika, Fransa, Almanya, �spanya ve L�ksemburg”un dahil oldu�u “Eurocorps” ile �ngiltere-Hollanda ortak deniz g�c�. Ancak s�z konusu yap�lar hem NATO”ya alternatif de�ildi hem de kapasite ve etkinlik olarak olduk�a zay�ft�.
Bu ba�lamda Trump”�n NATO”ya y�nelik ��k��lar�n�n ve Rusya-Ukrayna Sava��”n�n Avrupa”ya yay�lmas� olas�l���n�n, AB �lkelerini askeri alanlarda daha h�zl� ad�m atmaya y�neltece�i a��kt�r.
En b�y�k g�venlik s�namas�
Cumhurba�kan� Erdo�an 10 Mart”ta Ukrayna”da ya�anan ABD-Avrupa krizi ve NATO ba�lam�ndaki s�ren tart��malar �zerine yapt��� a��klamada “Avrupa Birli�i”yle ili�kilerimizi ortak ��karlar temelinde, kar��l�kl� sayg�y� esas alan, tam �yelik hedefine odaklanan bir bak�� a��s�yla geli�tirmek istiyoruz. Avrupa Birli�i, yak�n zamandaki en b�y�k g�venlik s�namalar�ndan birini y�netmeye �al���yor. Avrupal� dostlar�m�z�n yeniden �ekillenen d�nyada yeni T�rkiye”nin rol�n� kavramalar�, stratejilerini de buna g�re belirlemeleri temennimizdir” ifadelerini kullanm��t�.
Nitekim NATO”nun d���nda bir Avrupa g�venlik ve savunma kimli�inin geli�tirilmesinin g��l�klerinin fark�nda olan AB �lkeleri T�rkiye”nin de i�erisinde yer ald��� askeri yap�lar�n kurulmas� y�n�nde ciddi bir s�nama ile kar�� kar��yad�r. Zira bunun �nc� ad�mlar� zaten 2000″lerde at�lm��t�. 2000″deki Feira Zirvesi”nde Avrupa Konseyi”nin NATO”nun imkanlar�n� kullanan bir harek�t ba�latma karar� almas� durumunda AB”ye �ye olmayan NATO �lkelerinin de (T�rkiye-Norve� ve �zlanda) harekata kat�lmalar�na imk�n veren kararlar al�nd�. 2002 tarihinde de T�rkiye BAB”a ortak �ye oldu. T�rkiye ayr�ca 1992″de kurulan ve 1995″de operasyonel kapasiteye kavu�an Avrupa Kolordusuna (Eurocorps) davet edildi. B�ylelikle II. D�nya Sava�� sonras� NATO d���nda T�rkiye ilk kez resmi olarak AB �lkelerinin savunma ve g�venlik mekanizmalar�na dahil oldu.
Bu ba�lamda T�rkiye”nin, AB”nin ortak d�� politika ve g�venlik politikalar�ndaki kurumsal rol�, �nemli askeri kapasitesi ve co�rafi konumu, So�uk Sava� sonras� d�nemde AB i�in vazge�ilmezdir. Di�er bir deyi�le T�rkiye, NATO, Kafkasya, Orta Asya ve Hazar petrolleri ve gaz� i�in ge�i� yollar� dahil olmak �zere, Akdeniz ve Ortado�u”nun g�venlik sistemi i�erisinde, Avrupa K�tas� a��s�ndan �nemli olan hemen her sorunun birle�me noktas� �zerinde durmaktad�r.
D�rt kritik rol
T�rkiye”nin Avrupa g�venli�indeki d�rt kritik rol� ��yle s�ralanabilir:
Birincisi, Avrupa g�venli�inin, Suriye, Irak ve Filistin”i de i�ine alan Ortado�u”da ��kan kar���kl�klardan olumsuz etkilenme durumu ile ilgilidir. Nitekim Suriye krizi, AB”nin g�venli�inin Ortado�u”da ya�anan �at��ma ve istikrars�zl�klardan ba��ms�z olmad���n� g�stermi�tir. Suriye �� Sava��”ndan kaynakl� ya�anan g��men krizi AB �lkelerinde siyasal iktidarlar�n de�i�mesine yol a�m��t�r. Dolay�s�yla, T�rkiye”nin askeri imk�n ve olanaklar�yla i�birli�i i�inde olunmas� Bat� ittifak�n�n g�venlik ve istikrar� a��s�ndan olduk�a �nemlidir.
�kincisi, SSCB”nin da��lmas� sonras� b�lgede ortaya ��kan istikrars�zl�k ve �at��ma alanlar� ba�lam�nda de�erlendirilebilir. �zellikle Rusya-Ukrayna Sava�� do�rudan AB �lkelerinin g�venli�ini tehdit edecek d�zeyde yay�lma �zelli�i ta��maktad�r. T�rkiye olmadan AB �lkelerinin Kafkasya ve Orta Asya”n�n g�venlik ve istikrar�na katk� sa�lama kapasitesi d���kt�r ve bu b�lgeden gelebilecek tehditleri tek ba��na bertaraf edebilmesi olduk�a g��t�r. T�rkiye, AB”nin irrasyonel politikalar y�r�tmesini engelleyebilir ve b�lgenin istikrar ve g�venli�ine olumlu katk�lar sa�layabilir.
T�rkiye”nin jeo-stratejik a��rl���n�n ���nc� boyutu ise G�ney Do�u Avrupa ve Balkanlardaki rol� ile ilgilidir. Bu b�lge 1990″larda Avrupa”n�n g�venlik ve istikrar� a��s�ndan en ciddi sorunlara kaynakl�k etmi�tir. T�rkiye”nin Balkanlar”daki rol�, 1992-95 Bosna krizi ve 1998-99 Kosova krizinde �n plana ��kt�. T�rkiye her iki krizde de b�y�k insani yard�m sa�lad�, birliklerini NATO ve BM komutas� alt�nda g�reve g�nderdi ve bir�ok m�lteciye ev sahipli�i yapt�. Ayr�ca T�rkiye, NATO”nun Bosna”n�n Stabilizasyon G�c�”ne 1300 asker ve 26 polis memuru ile katk�da bulundu ve Kosova”daki KFOR”da da 940 subayla g�rev ald�.
Bununla beraber T�rkiye”nin Balkanlardaki ekonomik ve tarihi/k�lt�rel geri plan� da g�z ard� edilebilecek d�zeyde de�ildir. Dolay�s�yla Balkanlar�n g�venli�i ile ilgili planlarda hem askeri hem de ekonomik maliyet d���n�ld���nde T�rkiye”nin Avrupa g�venli�ine sunaca�� katk� �ok daha b�y�k olacakt�r. T�rkiye, AB”nin Balkan politikas�na askeri, siyasi ve iktisadi katk�da bulunma potansiyeline sahiptir.
D�rd�nc� husus ise T�rkiye”nin, Avrupa”n�n enerji koridoru �zerindeki tart��mas�z konumudur. Nitekim y�llard�r Ortado�u petrol�n�n ta��nmas� ve g�venli�inde T�rkiye”nin �nemi bilinmektedir. SSCB”nin da��lmas�ndan sonra ortaya ��kan enerji kaynaklar�n�n–do�algaz ve petrol�n- g�venli ve istikrarl� bir �ekilde Bat� pazarlar�na a��lmas� konusundaki rol� yads�namaz.
Dolay�s�yla Trump”�n son d�nemde NATO ve AB”nin savunmas�na d�n�k s�ylemleri dikkate al�nd���nda, AB �lkelerinin, T�rkiye”yi de i�ine alan yeni bir g�venlik ve savunma anlay���na y�nelmelerinin de �tesinde tam �yelik s�re�lerinde yeni ad�mlar atmas� beklenmektedir. T�rkiye”nin AB”ye tam �yelik s�recinin ba�ar� ile sonu�lanmas� bir yandan Balkanlar, Orta Asya ve Kafyasya ile Ortado�u �lkelerinin istikrar�na, ekonomik geli�mi�li�ine ve refah�na katk� sa�layacak di�er yandan da AB”nin g�venlik ve istikrar aray���na cevap vermi� olacakt�r.
T�rkiye”nin i�erisinde yer almad��� herhangi bir savunma ve g�venlik mekanizmas� AB �lkelerini daha da savunmas�z b�rakacakt�r. Bundan dolay� yeni d�nemde AB”nin T�rkiye”yi de i�ine alan yeni bir savunma ve g�venlik mekanizmas�n� in�a etme yolunda �nemli ad�mlar ataca�� �ng�r�lmektedir.
Ayr�ca ABD-�in ticaret sava�� ve Rusya”n�n yapt�r�mlarla izole edilmesi, Avrupa i�in yeni ekonomik ortaklar aray���n� h�zland�rmaktad�r. T�rkiye”nin dinamik ekonomisi ve Avrupa ile entegre sanayi yap�s�, AB”ye yeni ticaret f�rsatlar� da sunabilir.
T�rkiye”nin AB”ye sunabilece�i katk�lar, sadece ekonomi ve g�venlik alanlar�nda de�ildir. T�rkiye-AB ortakl���, d�nya siyasetinde yeni dengeler olu�turabilecek bir g�� merkezi haline gelebilir.
Source:
Şam-SDG Anlaşması ve Türkiye: Temkinli iyimserlik
Trump”�n k�resel siyasette yaratt��� depremler, T�rkiye”nin kararl� duru�u ve �am-SDG anla�mas� gibi k�resel, b�lgesel ve yerel �artlar ter�r �rg�t�n�n yolun sonuna yakla�t���n� g�stermektedir. T�rkiye i�in sahada elin tetikte, masada ise g�z�n ter�r �rg�t�n�n hareketlerinde oldu�u bir s�rece tam anlam�yla giri� yapm�� durumday�z.
Ahmet Arda �ensoy/ T�rkiye Ara�t�rmalar� Vakf�, Ara�t�rmac�
Suriye”de devrim sonras� yeni �am y�netimi i� ve d�� politikada say�s�z g�ndem ve sorunla ilgilenirken i� politikada ba�l�ca hedef devlet otoritesinin t�m �lkede sa�lanmas� olmu�tu. Esed rejimi kal�nt�lar�n�n kalk��mas�, D�rzilerle m�zakereler gibi meselelerin yan�nda Suriye”nin kuzeydo�usundaki PKK/YPG i�gali de �am otoritesini tehdit eden ba�l�ca sorunlardan biri olmay� s�rd�rmekteydi. Bu do�rultuda Suriye devlet ba�kan� �ara ile Suriye Demokratik G��leri (SDG)”nin s�zde komutan� Mazlum Abdi aras�nda �am”da imzalanan anla�ma �nemli bir ad�m olmu�tur. Her ne kadar s�rpriz bir ad�m olarak g�r�nse de anla�man�n sebepleri, i�eri�i ve muhtemel etkileri d���n�ld���nde Suriye”de devrim sonras� s�re�te uygulanan politikalar�n do�al bir sonucu olarak ortaya ��kt��� s�ylenebilir.
Peki bu anla�ma T�rkiye i�in ne anlama geliyor? Anla�man�n kapsam�, uygulanmas� ve muhtemel sonu�lar�, T�rkiye”nin beklentilerini ne kadar kar��layacak? Bu sorulara cevap aramak, yaln�zca T�rkiye”nin pozisyonunu ve muhtemel ad�mlar�n� g�rmek i�in de�il, Suriye”de YPG i�galinin ve �lkenin gelece�ini �ng�rmek a��s�ndan da de�erli olacakt�r.
Anla�man�n i�eri�i ve anlam�
8 maddeden olu�an anla�mada ilkesel beyanlar�n yan� s�ra baz� somut ad�mlar yer al�rken bunlar�n hangi y�ntemle ger�ekle�tirilece�inde mu�lakl�klar bulunmakta. Anla�mada ilk dikkati �eken, SDG s�zde komutan� Abdi”nin herhangi bir unvan ile de�il yaln�zca ad� ile an�l�yor olmas�. Bu, �am”�n SDG”yi e�it bir akt�r olarak g�rmedi�i veya herhangi bir me�ruiyet atfetmedi�i �eklinde yorumlanabilir. Ayr�ca anla�mada yoruma a��k olmayan konular�n ba��nda i�gal alt�ndaki b�lgelere dair herhangi bir �zerklik vurgusu veya bunu �a�r��t�racak herhangi bir ima olmadan �am”�n otoritesinin kabul edilmi� olmas� geliyor. Dolay�s�yla ter�r �rg�t�n�n i� sava� boyunca pe�inden ko�tu�u ter�ristan projesi veya s�re� i�erisinde talep etti�i �zerk stat� gibi noktalardan b�y�k bir geri ad�m att��� g�r�l�yor.
Di�er taraftan anla�man�n 4. maddesiyle b�lgedeki t�m sivil ve askeri yap�lar ile s�n�r kap�lar�, havaalanlar�, petrol b�lgeleri ve hapishanelerin �am”a devredilecek olmas�, �am”�n savundu�u �niter Suriye yap�s�n� do�rudan yans�tan bir nokta. Bu maddenin anla�madaki tek somut nokta oldu�unu vurgulamak gerekiyor. Di�er maddeler e�it vatanda�l�k, sivil haklar gibi daha ilkesel uzla�� noktalar�n� vurgulamas� a��s�ndan �n�m�zdeki s�re�te yeni Suriye anayasas�n�n yaz�lmas� ve siyasi hayat�n in�as� a�amalar�nda bir ba�lama oturacakt�r. Dolay�s�yla anla�mada odaklan�lmas� gereken mesele, b�lgedeki sivil ve askeri kurumlar�n �am”�n kontrol�ne ge�mesi ve bu s�rada silahl� unsurlar�n nas�l bir y�ntemle merkezi orduya kat�laca�� �zerinde olacakt�r. Ve yine belirtmek gerekiyor ki 4. madde bu a��dan da a��k bir yol haritas� �nermemesi sebebiyle yoruma olduk�a a��k. Yani bu a��dan �ara ile Abdi aras�nda imzalanan bu anla�man�n sahip oldu�u mu�lak dil sebebiyle taraflar aras�nda bir iyi niyet beyan� ve anla�mazl�k noktalar�n� s�rece yayma uzla��s� oldu�unu s�ylemek yerinde olacakt�r.
Anla�man�n bir di�er �nemli noktas� ise i�eri�inden ziyade ba�lam� olmu�tur. ABD”de Trump”�n ba�kanl��� sonras� Suriye”den muhtemel �ekilme karar�, bu anla�man�n hem sebeplerinden hem de sonu�lar�ndan biri olarak s�ylenebilir. ABD”nin �ekilmesi sonras� ter�r �rg�t�n�n sahada yaln�z kalma riski sebebiyle b�yle bir anla�maya taviz vererek raz� oldu�u, ABD”nin de bu y�nde bir te�vi�i oldu�u s�ylenmektedir. Di�er taraftan T�rkiye, L�bnan ve Irak”�n ge�ti�imiz g�nlerde DEA�”a kar�� ortak istihbarat ve operasyon mekanizmas� kurma ad�m�, ter�r �rg�t�n�n elinden son kozunu da alarak hem bu anla�may� tetiklemi� hem de ABD”nin muhtemel �ekilme s�recini h�zland�rm��t�r. Dolay�s�yla bu ba�lamda anla�ma �am a��s�ndan otoritesini g��lendiren bir zaferi, YPG ter�r�n�n ana g�vdesini olu�turdu�u SDG i�in ise tavizler verdi�i bir geri ad�m� i�aret etmektedir.
T�rkiye”nin pozisyonu
Suriye i� sava��, ge�en 14 y�lda masada imzalanan ancak �e�itli sebeplerle sahada uygulanmayan say�s�z anla�mayla doludur. Bunlardan belki de en me�huru, 2013 y�l�nda ABD ile Rusya aras�nda, Esed rejiminin elindeki kimyasal silahlar�n denetlenmesi ve imha edilmesine y�nelik olan anla�mayd�. Bu anla�maya g�re rejimin elindeki kimyasal silahlar�n imha edildi�i s�ylense de Esed rejiminin bu anla�madan sonra da onlarca kez kimyasal silah kulland��� belirlenmi�ti. Di�er yandan, Suriye”de sahada uygulamaya ge�en anla�malar�n ise yeni �at��malar ve oldubittiler ile suistimal edildi�i ve anlams�z hale geldi�i de bir�ok �rnek bulunuyor. �rne�in, her ne kadar Suriye”de tek etkin siyasi m�zakere s�reci olsa da Astana M�zakerelerinde Rusya ve �ran”�n �dlib ve muhalif b�lgelere sald�r�lar konusunda verdi�i s�zler ve yap�lan ate�keslere ra�men f�rsat�n� buldu�unda yeni operasyonlara ba�lad��� �ok say�da ihlal ya�anm��t�. Veya Bar�� P�nar� Harek�t� sonras� Rusya ve ABD ile var�lan uzla��da taraflar�n T�rkiye”ye s�z verdi�i ad�mlar� hi�bir zaman atmad�klar� bir stat�ko olu�mu�tu.
Bu �rneklerde oldu�u gibi �am SDG anla�mas�n�n da en �nemli noktas�, sahada ne d�zeyde uygulanaca�� ve ter�r �rg�t�n�n anla�mayla �zerine y�klenen �devlerini ne kadar yerine getirece�i olacakt�r. T�rkiye”nin anla�maya yakla��m� ve s�re�te oynayaca�� rol de tam olarak bu noktada devreye girmektedir. Anla�mayla �am”�n otoritesinin teyit edilmesi, petrol b�lgelerinin teslim al�nacak olmas� ve �zerklik gibi bir ihtimalin ortadan kalkmas� sebebiyle tedbirli iyimserlik, �n�m�zdeki s�re�te T�rkiye”nin pozisyonunu a��klayan en do�ru yakla��m olacakt�r.
Belirtmek gerekir ki T�rkiye bu anla�man�n bir taraf� de�il. Yani bu anla�ma T�rkiye”nin Suriye”ye y�nelik politikas�, ter�rle m�cadele yakla��m� gibi noktalarda kendisini s�n�rlayan veya ba�layan bir durum yaratmamakta. Di�er taraftan bu anla�ma �am taraf�ndan T�rkiye”nin taleplerini kar��lamak amac�yla yap�lmam�� olsa da T�rkiye”nin talepleri ve k�rm�z� �izgileriyle �eli�en hi�bir maddenin veya iman�n bulunmuyor olmas�, T�rkiye”nin anla�madan bir kazan�m� olarak okunabilir. Dolay�s�yla T�rkiye bir yandan anla�man�n eksiksiz, belirtilen takvim �er�evesinde ve ter�r �rg�t� taraf�ndan suistimal edilmeden uygulanmas� i�in deste�ini ortaya koyarken di�er taraftan ter�r �rg�t�ne y�nelik askeri ve istihbari operasyonlar�na devam edecektir. Bu da anla�man�n uygulanmas� i�in ter�r �rg�t�ne bask�n�n s�rd�r�lmesi a��s�ndan de�erli bir nokta olacakt�r.
Riskler ve muhtemel senaryolar
Bu anla�ma, ge�ti�imiz g�nlerde eski rejim unsurlar�n�n kalk��mas�n�n bast�r�lmas� ve D�rzilerle de anla�maya var�lmas�yla birlikte d���nd���nde �am a��s�ndan �nemli bir zaferi simgelemektedir. Suriye”de say�s�z sorundan belki de en acil ve y�k�c� olan� �lkenin b�l�nme riskidir. Bu geli�meler ve anla�malar sonucunda bu riskin b�y�k oranda ortadan kald�r�ld��� s�ylenebilir. Dolay�s�yla �am”�n siyasi olarak g��lenmesi ve elinin rahatlamas�n�n di�er alanlara da �nemli etkileri olmas� muhtemel. Ancak bu zafere ra�men bu sorunlar�n tam anlam�yla ��z�ld���n� s�ylemek i�in de hen�z olduk�a erken. Suriye”de istikrarl� bir siyasi otorite ve merkezi bir askeri g�c�n bulunmas�na kar�� olan �srail ve �ran gibi b�lgesel akt�rlerin D�rziler, YPG ve Nusayriler �zerinden s�reci baltalamak isteyece�i a��kt�r. �srail”in Hermon Da�� �evresinde devam eden i�gali, D�rzilerin hamisi gibi davranarak kendine Suriye siyasetine m�dahale alan� a�ma �abas� ve YPG ile yak�n temas� d���n�ld���nde, s�rece en b�y�k tehdidi olu�turdu�u s�ylenebilir. �ran”�n da Esed rejiminin devrilmesiyle b�y�k bir yenilgi almas� sonras� yeni y�netime kar�� hem YPG ile ili�ki kurma �abas� hem de eski rejim unsurlar�n� k��k�rtmas� ile �srail”e benzer bir rol oynad��� g�r�lmektedir.
Di�er taraftan, var�lan anla�man�n mu�lak ifadeleri ve kriz konular�nda net bir yol haritas�na dayanm�yor olmas� da s�re� i�erisinde taraflar�n farkl� yorumlar�na ve dolay�s�yla anla�man�n ��kmesine sebep olabilir. �zellikle SDG”nin ana g�vdesini olu�turan PKK/YPG ter�r unsurlar�n�n silah b�rakmak veya bireysel olarak �am otoritesi alt�na girmekten geri ad�m ataca�� durumlarda veya ter�r �rg�t�n�n suistimalleri ve oyalama taktikleri g�r�ld���nde askeri gerginli�in artmas� ka��n�lmaz olacakt�r. Bu noktada SDG”nin i�erisindeki Arap gruplar�n �am ile anla�arak merkezi otoriteye kat�ld���, F�rat”�n do�usundaki Arap b�lgelerin de y�netiminin h�zl�ca �am”a devredildi�i senaryoda ter�r unsurlar� ve ter�r �rg�t�n�n ideolojik anlamlar da y�kledi�i Ayn el Arab gibi T�rkiye s�n�r�na yak�n �ehirlerde anla�man�n nas�l uygulamaya ge�ece�i kritik olacak. Bu b�lgelerde sorunlarla kar��la��lmas� durumunda ise hem Ankara”n�n hem de �am”�n askeri ��z�mlere ba�vurma se�ene�ini de haz�r bulundurdu�unu g�rmek gerekir. E�er b�yle bir senaryo ya�an�rsa, Arap unsurlar�n ayr�lmas�yla PKK/YPG”nin tam olarak a���a ��kaca��, ABD”nin de o s�re�te Suriye”den �ekildi�i s�re�te ter�r �rg�t�n�n hayatta kalmas�n�n imk�ns�z oldu�u bir d�zlemi g�rmemiz de olduk�a muhtemeldir.
Sonu� olarak Suriye devrimi, �lkede �ok b�y�k de�i�ikliklere sebep oldu�u gibi PKK/YPG”yi de k��eye s�k��t�ran bir etki yaratt�. Bu anla�ma da hem ter�ristba��n�n ter�r �rg�t�ne �a�r�s� �zerinden y�r�yen T�rkiye i�erisindeki g�ndem hem de Suriye devriminin olu�turdu�u �artlarda YPG”nin yeni s�rece raz� olmak zorunda kald���n� g�steren �nemli bir sonu� olarak okunabilir. Ancak bu anla�man�n tek ba��na YPG”yi elimine edece�i ve ter�r sorununu ��zece�ini de beklememek gerekir. Bu y�zden de s�rece iyimser bakarken temkinli ve tetikte beklemenin T�rkiye a��s�ndan en do�ru yakla��m oldu�u g�r�lmektedir.
K�sacas� Trump”�n k�resel siyasette yaratt��� depremler, T�rkiye”nin kararl� duru�u ve �am-SDG anla�mas� gibi k�resel, b�lgesel ve yerel �artlar ter�r �rg�t�n�n yolun sonuna yakla�t���n� g�stermektedir. Ter�r �rg�t�n�n bu denklemi ne kadar okuyabildi�i ise sorunun askeri veya siyasi ��z�m y�nteminin ne olaca��n� belirleyecektir. Yani T�rkiye i�in sahada elin tetikte, masada ise g�z�n ter�r �rg�t�n�n hareketlerinde oldu�u bir s�rece tam anlam�yla giri� yapm�� durumday�z.
aasensoy@turkiyearastirmalari.org
Source:
Çanakkale Savaşları”ndaki çarpıcı emir: Aramızda böyleleri olduğunu hissediyorsanız kendi ellerimizle kurşuna dizelim
ÇOMÜ AÇASAM Müdür Yardımcısı Dr. İsmail Sabah, Çanakkale Savaşları”nda yaşanan zorlukların belgelere yansıdığını belirtti. 25 Nisan 1915 tarihinde Arıburnu”nda karaya çıkan Anzak Kolordusu”na karşı ilk 6 gün içerisinde 2 büyük taarruz gerçekleştirildiğini söyleyen Dr. Sabah, Ancak arazinin güçlüğü ve düşmanın takip edilememesi nedeniyle muvaffak olunamamıştı. Arıburnu”nda Arıburnu Kuvvetleri Komutanlığı”nı yürüten Mustafa Kemal Bey, düşmanın vakit kazanarak ve kendilerini oyalayarak yeni takviye kuvvetler getirmesinden şüphelendiği için Anzak Kolordusu”na son ve kesin bir darbeyi vurmak için yeniden saldırmaya karar verir dedi. “ONLARI DERHAL KURŞUNA DİZELİM”Dr. Sabah, Tarihler 30 Nisan 1915″i gösterdiğinde gerçekleşecek taarruz için yeni bir tümen emri kaleme alır. Bu emre baktığımızda Mustafa Kemal Bey”in Çanakkale Muharebeleri”nde en çarpıcı emirlerden birini verdiğini görmekteyiz. “İçimizde ve kumanda ettiğimiz askerlerde ikinci bir Balkan hacaletini yaşamaktansa burada ölmeyi tercih etmeyenlerin bulunacağını katiyen düşünmek istemiyorum. Şayet aramızda böyleleri olduğunu hissediyorsanız onları derhal evvela kendi ellerimizle kurşuna dizelim” diye bir emir vermiştir. Nihayet 1 Mayıs 1915 tarihinde saat 05.00″te topçu gruplarının ateşi ile birlikte taarruz başlar. Ancak tahkim edilmiş bir arazide ve makineli tüfeklerle teçhiz edilmiş Anzak siperlerinden bu taarruza karşı hemen atış başlar. O gün muharebeye giren subaylarımızın verdiği emirlere baktığımız zaman yine Çanakkale Muharebeleri”nin şiddetini yansıtan emirler verildiğini görmekteyiz. “Vatanını seven her erkek için düşmanı perişan etmekten başka bir düşünce yoktur. Vatanını ve ırkını seven her asker beni takip etmelidir” şeklinde emirler verildiğini görmekteyiz diye konuştu. “SIHHİYE NEFERLERİNİN AYAKLARI ŞİŞMİŞTİ”Taarruzun geceye kadar devam ettiğini hatırlatan Dr. Sabah, Taarruz esnasında yaralanan askerler sabaha kadar sargı mahalline gelmeye devam etmiş ve o gece sargı mahallinde çalışan askerlerse sabaha kadar arkası kesilmeyen bu yaralıları taşımak için çalışmak zorunda kalmışlardı. Ancak vasıta eksikliği nedeniyle bu askerler Akbaş İskelesi”ne taşınamamış. Ancak 3″üncü Kolordu Baştabipliği”nden gönderilen personel ve malzeme ile birlikte bir miktar iş yoluna koyulabilmişti. Ancak o gece sabaha kadar çalışmaktan dolayı sıhhiye neferlerinin ayakları şişmişti. Aslında bu belge, Çanakkale Muharebeleri”nde ön hatta olduğu kadar cephe gerisinde de çok yoğun bir mücadelenin ve çok büyük bir fedakarlığının verildiğini göstermektedir dedi. “SİPERDE SAVAŞTIKLARI ŞEKLİNDE YANLIŞ BİR KANI VARDIR”Dr. Sabah, Bu doktorlarımız hakkında sanki piyade sınıfına mensup bir asker gibi siperde savaştıkları şeklinde yanlış bir kanı vardır. Doktorlar piyade sınıfına mensup bir asker gibi ön hatta sürülmeyip cephe gerisinde yaralanmış askerlerin tedavileriyle meşgul olmuşlardır. Doktorlarımız başta İstanbul ve muharebe sahası olmak üzere Hilal-i Ahmer Hastaneleri de dahil olmak üzere hastanelerde görevlendirilmiştir. Bunlar içerisinde tıp fakültesi öğrencileri de bulunmaktaydı. Belgelere baktığımız zaman stajyer olan öğrencilerin sıhhiye zabit vekili, 5″inci sınıf öğrencilerinin sıhhiye başçavuşu ve diğer öğrencilerin eczacı ve dişçi mektebindeki öğrencilerle birlikte sıhhiye çavuşu rütbesiyle görevlendirildiğini bilmekteyiz. 19 Nisan 1915 tarihinde Gelibolu”da açılan Hilali-i Ahmer Hastanesi”nin başhekimi olan Taha Yusuf Bey”in yazışmalarına baktığımızda; söz konusu hastanede 5″inci sınıftan 5 tane tıp fakültesi öğrencisinin hekim yardımcısı olarak görevlendirildiğini görmekteyiz. Hastanenin açıldığı gün Taha Yusuf Bey vatana hizmetin kutsiyeti hakkında bu gençlere bir konuşma yapmış ve kendilerinden büyük bir fedakarlık ve gayret beklediğini ifade ederek ancak vatanın kurtuluşuyla parlak bir geleceğe nail olacaklarını kendilerine ifade etmiştir. Aradan geçen 110 yılın sonrasında belgelere baktığımızda sadece ön hatta değil cephe gerisinde de büyük bir mücadeleyle Çanakkale Zaferi”nin kazanıldığını görmekteyiz diye konuştu. “9 DOKTORUMUZU ŞEHİT VERDİĞİMİZİ BİLMEKTEYİZ”Sıhhiye neferleri ve doktorların 1 Mayıs taarruzunun olduğu gün sabaha kadar uyumayarak, yaralanan askerleri tedavi etmek için uğraştıklarını söyleyen Dr. Sabah, Nitekim bu taarruzdan 2 gün sonra 3 Mayıs 1915 tarihinde Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Muharebeleri”nin en dikkat çekici emirlerinden birini daha verdi ve o emir şu şekildeydi; “Uhdemize tevdi edilen vazife-i namus ve vatanı eksiksiz yerine getirmek için bir adım dahi geri gitmek yoktur. Bu esnada uyku ve istirahat aramanın bu istirahatten yalnız bizim değil bütün milletimizin ebediyen mahrum kalmasına sebebiyet verebileceğini hepinizi hatırlatırım” demişti. Çanakkale Muharebeleri”ne baktığımızda muharebeler boyunca 9 doktorumuzu şehit verdiğimizi bilmekteyiz. Bunlardan 2 tanesi ateş hattında yaralılara müdahale ederken şehit olmuşlardır. Çanakkale Muharebeleri”nin 110″uncu yılı ve Tıp Bayramı vesilesiyle başta Çanakkale Muharebeleri”nde şehit olan doktorlarımız olmak üzere vazifesi başında şehit olan tüm doktorlarımızı da rahmet ve minnetle yad ederim dedi. (DHA)
Source: Hurriyet.com.tr
Çin”den ihtilaflı adacıkların çevresinde devriye
Çin Sahil Güvenliğinden yapılan açıklamada, devriye faaliyetinin, “Çin”in haklarını ve çıkarlarını hukuka uygun olarak korumayı amaçladığı” belirtildi.Çin gemilerinin faaliyetinin, adacıkları topraklarının parçası olarak gören Japonya”nın tepkisini çekmesi bekleniyor.Tokyo yönetimi, Çin Sahil Güvenliğinin daha önce yaptığı devriye faaliyetleri nedeniyle Çin”i diplomatik kanallardan protesto etmişti.- Doğu Çin Denizi anlaşmazlığıJaponya”nın “Senkaku”, Çin”in “Diaoyü” olarak isimlendirdiği adacıkları hem Tokyo hem de Pekin yönetimleri tarihsel egemenlik alanı olarak görüyor.Japonya”nın, Tayvan Adası”na kadar uzanan Ryukyu ada zincirinin parçası olarak gördüğü adacıklar, halen Tokyo”nun fiili kontrolünde bulunuyor.En büyüğü 4,3 kilometrekare genişliğinde, yerleşime imkan vermeyen kayalık kaplı adacıklar üzerindeki anlaşmazlık zaman zaman iki ülke arasında gerilimlere yol açıyor.
Source: Www.star.com.tr