F-16’lar eşik atlıyor! Yerli yazılım devreye girdi, geri sayım başladı
YEŞİM ERASLAN ANKARA – TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) ana yükleniciliğinde geliştirilen Elektronik Destek Podu, (EDPOD) gerçek radar sistemlerine karşı uçuşlu testleri başarı ile tamamlayarak Hava Kuvvetleri Komutanlığının envanterine girdi. Böylece F-16’ların modernizasyonunda kritik bir eşik daha atlatıldı . Türkiye’nin savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığını azaltma hedefi doğrultusunda geliştirilen EDPOD, Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan bütün F-16 ’lara entegre edilecek. Gelişmiş bir radar sinyal algılayıcı taktik elektronik destek podu olarak görev üstlenecek olan EDPOD, düşman unsurları tespitini ve takibini gerçekleştirecek. Düşman unsurlar tarafından fırlatılan füze güdüm ve hedef aydınlatma radarlarına ait sinyalleri algılayabilen EDPOD, kendisine ve dost unsurlara yönelik tehditleri tanımlayabilecek. AYNI ANDA BİRÇOK TESPİT Tüm tehditlere karşı dost unsurları da uyarabilecek olan sistem, radarları ve füze sistemlerini de kayıt altına alabilecek. Sistemle, geniş bant operasyon gücüne sahip olacak olan F-16’lar, aynı anda birden fazla tehdidi tespit etme özelliği de kazanmış olacak. F-16’ları 4,5. nesil savaş uçağı konumuna yükseltecek olan sistemle, radarların sistemleri karıştırarak hedef atlatabilecek . Sistemle F-16’lara yönelik fırlatılan füzelerin beyinleri karıştırılabilecek. EDPOD, radarların temas bilgilerini, konum bilgilerini ve işaretlerini görev sonrası analiz için kayıt edebilme yeteneğine sahip olmasının yanı sıra, tehdit bilgilerini link üzerinden diğer silahlı kuvvetler unsurlarıyla paylaşabilecek. Sistemin 2030 yılına kadar tüm F-16’lara entegre edilmesi planlanıyor.
Source: Cüneyt Akçatepe
İsrail istihbaratına göre, saldırılar İran”ın nükleer programını yalnızca birkaç yıl geriye attı
The Times of Israel gazetesine konuşan İsrailli bir yetkili, ABD ve İsrail”in İran”a saldırılarına ilişkin Tel Aviv”de yapılan istihbarat değerlendirmesine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Tel Aviv”deki istihbarat değerlendirmesinin, İran”ın nükleer programının tamamen yok edilemediği yönünde olduğunu aktaran İsrailli yetkili, 12 gün süren İsrail saldırılarının yanı sıra ABD”nin Fordo, Natanz ve Isfahan nükleer tesislerini hedef almasının Tahran”ın nükleer programını yalnızca birkaç yıl geriye götürdüğüne işaret edildiğini ileri sürdü.
“NÜKLEER PROGRAM YALNIZCA BİRKAÇ YIL GERİYE GİTTİ”
İsrailli yetkili, nükleer tesislere ve askeri altyapıya yönelik saldırıların Tahran yönetiminin “uranyum zenginleştirme girişimini” tekrar başlatmasına karşı caydırıcı bir rol oynayacağını iddia etti. Ayrıca yetkili, Washington ile Tahran yönetimleri arasında yürütülen müzakerelerle elde edilemeyecek bir sonucun İran”a saldırılarla mümkün olabildiğini savundu.
İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise ateşkese varılmasından saatler sonra yaptığı açıklamada, “İran”ın nükleer projesini yıllarca geriye attık ve aynı şey füze programı için de geçerli.” ifadesini kullanmıştı.
– İsrail ile İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından gelen ateşkes ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından ateşkesin uygulamaya girdiğini duyurmuş, İsrail bunu kabul ettiğini açıklamıştı.
İsrail, sabah 10.00 sularında füze atıldığını, İran”ın ateşkesi ihlal ettiğini savunmuştu. Bunun üzerine İsrail”den, İran”a sert karşılık vereceği tehditleri yükselmişti. İsrail basını, daha sonra İsrail ordusunun Tahran”da bir radar istasyonunu hedef aldıktan sonra savaş uçaklarının bölgeden ayrıldığını yazmıştı.
ABD Başkanı Trump, İran ve İsrail”in sağlanan ateşkesi bozduğunu ve bu durumdan memnun olmadığını söylemişti.
Ateşkesin ardından İsrail”in “hiç görülmedik şekilde” saldırıda bulunduğunu belirten Trump, “Onlardan memnun değilim. İran”dan da memnun değilim ancak İsrail”in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim.” ifadelerini kullanmıştı.
Source:
Füze ile bitirdiler… İsrail kaybetti, İran zayıfladı, Trump kazandı!
YILMAZ BİLGEN – İsrail ’in 13 Haziran saldırısı İran-İsrail savaşını değerlendiren Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Ayhan Sarı “Son olaylarla ‘İsrail vurulamaz’ efsanesi çöktü” dedi. “Finali ABD Başkanı Donald Trump’ın B-2 şovu belirledi” görüşünü savunan Ayhan Sarı, öncelikle Netanyahu’nun destekçi aktörler için her geçen an daha ağır bir maliyet hâline geldiğini vurguladı ve olaylara ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: İsrail sadece birkaç saat içerisinde İran ordusunun tüm komuta kademesini yok etti. Savunma kabiliyetini neredeyse sıfırladı ve hava sahasını otobana çevirdi. Ordu komutanları ile birlikte nükleer kadroda kritik isimleri nokta atışı operasyonlarla etkisiz hâle getirdi. Tahribat iki taraf için de ağır oldu lakin mevcut tablo özellikle İsrail açısından hiçbir biçimde sürdürülebilir değil. Çünkü siyonist yöneticilerin küresel aktörlerden aldığı destekle 75 yılda oluşturduğu ‘İsrail vurulmaz, Demir Kubbe ve İsrail yenilemez’ efsanesi birkaç günde yerle bir oldu . İran füzeleri İsrail’in kentlerini yaktı, yıktı. Halk panik içerisinde ancak ülkeden çıkmalarına izin verilmiyor. Olayın uluslararası boyutu ise bu iki ülkenin düştüğü durum bir anlamda bölgesel boyutta bir güç boşluğu doğurmakta. Başta BAE, Suudi Arabistan, Bahreyn, Mısır olmak üzere Libya, Çad, Tunus, Fas, Pakistan, Afganistan ve Cezayir gibi birçok ülke İsrail’in düştüğü durumdan etkilenir. Diğer yandan her ne kadar Suriye’yi kaybetse de Yemen, Irak, Lübnan gibi coğrafyalarda etkisini sürdüren İran’ın da eski etkinliğini kaybedeceği çok açık. #r-1126101# ABD ÇIKIŞ KORİDORU AÇTI İsrail’in prestij kaybettiği gerilimi sonlandırmak için en çok çabalayan taraf olduğunu belirten Ayhan Sarı “Gazze, Lübnan ve Batı Şeria, Suriye cephelerine ek bir de İran’a cephe açmanın bedeli ağır oldu. Vurulan merkezler ve toplumda oluşan huzursuzluk sürdürülemez boyutta idi. Bu bunalımı sürdüremezler. Amerika yaptığı bombardımanla iki tarafa da çıkış koridoru açtı. Trump savaşın daha fazla alevlenmesini istemiyor. İsrail’e ‘nükleeri engelledik’ diye teselli verilirken İran’a da ‘Demir Kubbe’yi deldik’ propagandası yetiyor. Şahsi kanaatim, İsrail’in İran’a, İran’ın da İsrail’e olan ihtiyacı devam ediyor. İsrail nükleer güç olmada ve Gazze, Batı Şeria, Kudüs’le birlikte bölgesel işgallerini İran’ı bahane ederek gerçekleştiren bir ülke . İran da 40 yıldır aynı gerekçelerle Irak, Suriye, Lübnan ve Yemen’i işgal etti. Ve hatta Karabağ ile Afganistan işgaline destek verdi. İki rejim birbirinin meşruiyet kaynağı. Son savaşı da kendi kamuoylarına zafer olarak sunma fırsatı fazlasıyla verildi. Ateşkesin başarısı ise Trump’ın pozisyonuna bağlı. ABD’nin desteği olmadan İsrail’in bu savaşı devam ettirmesi mümkün değil. ABD’nin, özellikle Trump yönetiminin bölge politikaları ile Netanyahu yönetiminin planları örtüşmüyor. İsrail kaostan beslenmek isterken Trump ticaret yapmak, para kazanmak istiyor” diye konuştu.
Source: Cüneyt Akçatepe
Atatürk’ün dünya barışını koruma formülü
“Şuna da kaniim ki, eğer devamlı sulh (barış) isteniyorsa kütlelerin vaziyetlerini iyileştirecek beynelmilel (uluslararası) tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın heyeti umumiyesinin refahı, açlık ve tazyikin (baskının) yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, haset, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir.” (Atatürk, 1935) Kuzeyimizde Rusya-Ukrayna Savaşı devam ederken, güneyimizde İsrail’in Filistin’e yönelik saldırıları devam ediyordu ki, birden bire İsrail-İran Savaşı başladı. İsrail’in doğal müttefiki ABD’nin İran’a saldırması ve İran’ın da bu saldırıya karşılık vermesi üzerine insanlar birbirine, “Bu ateş bize de sıçrar mı?”, “III. Dünya Savaşı çıkar mı?” diye sormaya başladı. Ben bu yazıyı kaleme alırken “ateşkes” ilan edildi. Peki ya barış? Bugün emperyalist, faşist, saldırgan, diktatör, hatta yarı şizofren liderlerin dünyasında“gerçek barış” hiç ulaşılamaz bir hayal sanki… Bugün dünyanın herhangi bir yerinde barışa kafa yoranların, günümüzün yaşayan liderlerinden çok, düşünceleriyle yaşayan Mustafa Kemal Atatürk ’ten alabilecekleri çok önemli dersler var. BARIŞIN ANLAMI Emperyalist işgale ve kapitalist sömürüye karşı direnen Mustafa Kemal Atatürk için “barış” demek her şeyden önce “tam bağımsızlık” demektir. Çünkü emperyalist işgalin, kapitalist sömürünün devam ettiği yerde gerçek barışın sağlanması olanaksızdır. Bu nedenledir ki Atatürk, önce Kurtuluş Savaşı sırasında, sonra da Lozan Görüşmeleri sürecinde Türkiye’yi tam bağımsızlığa kavuşturmayacak “sahte barış” tekliflerini (Sevr Antlaşması’nı ve yumuşatılmış Sevr’leri) reddetmiş, ısrarla “tam bağımsızlığı sağlayacak gerçek barış” için direnmiştir. Örneğin, Lozan Görüşmeleri sırasında İtilaf devletlerinin kapitülasyonların kaldırılmasına yanaşmaması üzerine 30 Ocak 1923’te İzmir’de, “Barış istiyoruz dediğim zaman bilinmelidir ki, bağımsızlık ve hâkimiyet istiyorum” demişti. (ATABE, C.15 s.43) 2 Şubat 1923’te yine İzmir’de “Arkadaşlar, barış istiyoruz; fakat dediğim gibi tam bağımsızlık istiyoruz. Barışın anlamı budur…” demişti. (Atatürk’ün Bütün Eserleri, -ATABE-, C.15, s.86-87) İtilaf devletleri, Lozan’da, kapitülasyonların Türkiye’nin istediği şekilde –kayıtsız şartsız biçimde-kaldırılmasına yanaşmayınca Lozan Konferansı kesintiye uğradı. İngiltere ve Fransa dünya kamuoyunda “Türkiye’nin barış istemediği” propagandasına başladılar. Bunun üzerine Atatürk , 16 Mart 1923’te – Lozan Görüşmelerine ara verilen günlerde- Adana’da, çiftçilerle konuşmasında, modern insanlık tarihine altın harflerle yazılacak şu cümleleri kurdu: “Ne olursa olsun şu veya bu sebepler için milleti harbe (savaşa) sürüklemek taraftarı değilim. Harp zaruri ve hayati olmalı. Hakiki kanaatim şudur: Ben milleti harbe götürünce vicdanımda azap duymamalıyım. ‘Öldüreceğiz’ diyenlere karşı ‘ölmeyeceğiz’ diye harbe girebiliriz. Lakin millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça, harp bir cinayettir.” (ATABE, C.15, s.215) Gerçekten de Atatürk’ün “haksız”, “hukuksuz” bir savaşı yoktu. O, tüm ömrü boyunca “Öldüreceğiz” diyenlere karşı “Ölmeyeceğiz” diyerek savaşmıştı. 24 Temmuz 1923’te Lozan Barış Antlaşması i mzalandı. Kapitülasyonlar kaldırıldı. Yabancı kapitalist şirketlere yeni ayrıcalıklar verilmedi. Türkiye’nin toprak bütünlüğü kabul ettirildi. Böylece “tam bağımsızlık” , dolayısıyla gerçek barış sağlandı. Atatürk, Lozan’da sağlanan barışı, üstelik 1930’ların faşizm çağında, “ Yurtta sulh cihanda sulh” formülüyle kalıcı bir barış düzeni (Pax Lozan) haline getirdi. Atatürk, ilk olarak 20 Nisan 1931’de millete beyannamesinde CHP’nin genel siyasetini “Yurtta barış dünyada barış için çalışıyoruz” diye özetledi. Atatürk, gerçekten de söylediği gibi “barış” için çalıştı. Atatürk’ün liderliğindeki Türkiye Cumhuriyeti, dünyadaki tüm gerçekçi barış çabalarını destekledi. Türkiye, komşu devletler başta olmak üzere tüm devletlerle iyi ilişkiler kurmayı esas aldı. Bu bağlamda çok sayıda dostluk ve kardeşlik antlaşması imzaladı. TürkYunan dostluğunu kurdu. Kurtuluş Savaşı’ndan beri devam eden Sovyet dostluğunu yeni antlaşmalarla güçlendirdi. 1932’de Milletler Cemiyeti’ne üye olarak Avrupa ile 1934’te Balkan Antantı’nı imzalayarak Balkan ülkeleri ile ve 1937’de Sadabat Paktı’nı kurarak İslam ülkeleri ile iyi ilişkiler geliştirdi. Atatürk , Kurtuluş Savaşı sonrasında Türkiye’nin belli başlı sorunlarını, sıcak savaşla değil, diplomasiyle çözdü. 1922’de Doğu Trakya’yı, 1923’te İstanbul’u, 1923’te ve 1936’da Boğazları, 1938’de Hatay’ı savaşsız antlaşma yöntemiyle kurtardı. (1922) Mudanya , (1923) Lozan ve (1936) Montrö ile Türkiye Cumhuriyeti’nde kalıcı barış sağlandı. ATATÜRK”ÜN BARIŞ FORMÜLÜ Mustafa Kemal Atatürk, – 90 yıl önce-Mayıs 1935’te, A merikalı gazeteci Mis Gladys Baker ’a verdiği bir röportajda, II. Dünya Savaşı öncesinde adeta dünya barışının formülünü açıklamıştı. Tan Gazetesi 21 Haziran 1935 Gladys Baker’ın, “ Yakın gelecekte savaş tehlikesi görüyor musunuz?” sorusuna Atatürk şu yanıtı vermişti: “Yakın gelecekten bahsetmemeliyiz, harp tehlikesi bulunduğumuz zamanda vardır. Avrupa’daki vaziyet çok fenadır. Harbin ciddiyetini nazarı dikkate almayan bazı gayri samimi önderler taarruzun vasıtası olmuşlardır. Kontrolleri altındaki milletlere milliyetçiliği ve ananeyi yanlış bir şekilde göstererek ve suiistimal ederek aldatmışlardır. Bu buhranlı saatlerde hercümerce mani olmak için kütlelerin kendileri karar vermeleri ve mesuliyet mevkiini yüksek karakterli, yüksek moralli ve vicdanlı insanların eline tevdi etme zamanı gelmiştir. Bu gecikmeden yapılmalıdır.” Atatürk açıklamalarında, sürekli barışın anahtarını da vermişti: “Şuna da kaniim ki, eğer devamlı sulh isteniyorsa kütlelerin vaziyetlerini iyileştirecek beynelmilel tedbirler alınmalıdır. İnsanlığın heyeti umumiyesinin refahı, açlık ve tazyikin (baskının) yerine geçmelidir. Dünya vatandaşları, haset, aç gözlülük ve kinden uzaklaşacak şekilde terbiye edilmelidir.” Atatürk , Amerikalı gazeteci Gladys Baker’ın, “Barışı korumak için tedbir alınması mümkün müdür?” sorusuna 7 maddede şöyle yanıt vermişti. 1 – İnsanlığa sürekli barışın önemini anlatmak için uygar ulusların ortak teşkilat yapmaları gerekir. 2 – İnsanlığın kalbindeki ve kafasındaki, geçmişten gelen düşmanlık duygularını silmek için her ulusun yüksek aydınları elbirliği ile çalışmalıdır. 3- İnsanlığın genel refahını sağlayıp dünyada aç ve sefil zümreler bırakılmamasını bütün insanlığın ortak amacı gibi gören uluslararası modern tedbirler alınmalıdır. 4- İnsanların kin ve hırs gibi olumsuz düşüncelerden kurtulması, onun yerine insanlığın büyüklüğü düşüncesi ve bu büyüklüğü sevme esası yerleştirilmelidir. 5- Tarih boyunca savaşların yarattığı yıkımlar ve felaketler genç kuşaklara anlatılmalıdır. 6- Bütün bu tedbirler insanlığı asıl insanlık düzeyine çıkarmaya yönelik tedbirlerdir. Şüphesiz bu amaç biraz zaman ister. Bunun için uygar ulusların aydınları birbirlerini arayıp bulmalı ve ortak kararlar üzerinde ortak çalışmalar yapmalıdır. 7- Eğer savaş birden bire çıkarsa milletler savaşa engel olmak için bütün mevcudiyetiyle çalışmalıdırlar (askeri ve ekonomik güçlerini birleştirmelidirler.) Nihayet barışı korumak için en hızlı ve etkili tedbir, barışı bozacak herhangi bir saldırganın istediği gibi hareket edemeyeceğini kendisine fiilen gösterecek uluslararası teşkilatların kurulmasıdır. (ATABE, C.27, s.260-261) Gladys Baker’ın, “Birçok bölgesel antlaşmaların barışın korunması için tesirli olduğunu zannediyor musunuz?” sorusuna ise Büyük Önder bu konudaki bir ütopyasını dile getirerek şöyle yanıt vermişti: “Esas gaye, bütün milletlerin, devletlerin paktıdır. Bu kadar büyük bir müessese yaratmak gayesine giderken, ondan önce herkesin kolaylıkla görüşebileceği, anlaşabileceği dar ve belirli muhitler içinde anlaşmaya başlamaktan daha tabii bir şey olamaz. Bir insan yüksek bir ideale giderken bu ideali bir anda ve ilk teşebbüste yeryüzündeki bütün milletlere anlatabilir mi? O evvela kendi yakınlarından olanlarla anlaşabilir. Bu anlaşmalar teessüs ettikten sonradır ki saha genişler; o halde bölgesel paktlar barışı bütün insanlığa yaymak gayesini hedef tutunca, bu teşekküllerin ne kadar asil ve ne kadar insani kıymette olduğuna şüphe yoktur.” (ATABE, C.27, s. 261) Atatürk’ün , Gladys Baker’in, “Türkiye nereye doğru gidiyor? Türkiye için son amacınız nedir?” sorusuna verdiği yanıt da çok dikkat çekiciydi: “Yeni Türkiye’yi görmüş ve tanımış olanlar bilirler ki, Türk Cumhuriyeti camiası kendisine hedef olarak insanlığı ve kültürü almıştır. Türk’ün yeni gittiği yol ve kurmak istediği nokta kültür hayatında yükselmek, insanlık yolunda ilerlemek ve elinden geldiği kadar barışa ve insanlığa hizmet etmektir…” (ATABE, C. 27, s. 263) Gladys Baker’ın, 26 Mayıs 1935’te, Mustafa Kemal Atatürk’le yaptığı bu röportaj, 21 Haziran 1935 tarihli Tan ve Ulus gazetelerinde yayınlanmıştı. Atatürk’ün, II. Dünya Savaşı’ndan yaklaşık 4 yıl öce Amerikalı gazeteci Gladys Baker’a sıraladığı barışı sağlama ve koruma tedbirlerinin önemini Avrupa ve Amerika ancak milyonlarca insanın öldüğü II. Dünya Savaşı’ndan sonra anladı. 26 Haziran 1945’te San Francisco’da imzalanan Birleşmiş Milletler Anlaşması’nın girişindeki barışı koruma tedbirleri, Atatürk’ün 10 yıl önce sıraladığı barışı koruma tedbirlerine fazlaca benziyordu. *** Yaklaşık 4 yıl önceden II. Dünya Savaşı’nın çıkacağını tahmin eden Mustafa Kemal Atatürk , savaşın ciddiyetini dikkate almayan ve milliyetçiliği yanlış anlatıp kullanarak halkı aldatan bazı samimiyetsiz liderlerin saldırganlıklarına karşı kitlelerin harekete geçerek sorumluluk makamına “yüksek karakterli, yüksek morali ve vicdanlı” insanları getirmesini önermişti. Atatürk , bir savaş durumunda, dünya milletlerinin askeri ve ekonomik güçlerini birleştirerek saldırganlara karşı birlikte hareket etmesini, her şeyden önce saldırgana, saldırısının yanına kar kalmayacağını anlatacak uluslararası bir teşkilatın kurulmasını, dünyadaki aydınların bir araya gelerek geçmişin düşmanlık izlerini silmek için çalışmalarını, insanlığın genel refahını sağlayıp dünyada aç ve sefil insan bırakılmamasını, insanların “kin” ve “hırs” gibi olumsuz düşüncelerden kurtulmasını ve “insanlığa sevgi” düşüncesinin yerleştirilmesini, bunun için genç kuşakların geçmişteki savaşların yıkımlarından ders almaları sağlanarak “insanlığı asıl insanlık düzeyine çıkaracak tedbirler alınmasını” önermişti. Atatürk ayrıca, dünya milletlerinin bölgesel paktlarla bir araya gelmesiyle ileride bütün milletlerin, devletlerin paktının kurulacağını ve böylece zamanla dünya barışının sağlanabileceğini ileri sürmüştü. Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti’nin hedefinin de “kültür alanında ilerleyip barışa ve insanlığa hizmet etmek olduğunu” belirtmişti. Atatürk’ün, 1935 yılında, faşizm çağında dile getirdiği bu düşünceler, onun genelde göz ardı edilen bir insanlık ve dünya barışı ütopyasına sahip olduğunu göstermektedir. Atatürk’ün, II Dünya Savaşı’ndan yaklaşık 4 yıl önce açıkladığı dünya barışını koruma formülü bugün de geçerlidir. S ahte barış havarilerini bırak, Atatürk’e bak…
Source: Sinan Meydan
Zaman hızla tükeniyor
ABD, uluslararası ilişkilerin ve hukukun tüm ilkelerini yok sayarak İran’a saldırdı. “HAYDUT DEVLET” ABD Trump ’ın göreve başlamasıyla artık bir “haydut devlet” zihniyeti ile karşı karşıyayız. Trump’ın ilk döneminde Erdoğan ’a yazdığı mektup; “İran ya teslim olacak ya felaketi yaşayacak” sözleri ve Ukrayna’ya karşı izlediği tutum, haydut devlet yaklaşımını açıkça göstermektedir. ABD ve Trump’ın tutumunun altında yatan temel neden, güç kaybettiğini görmenin korkusu ve endişesi yanında, hâlâ dünyaya hâkim olma, isteklerini zorla kabul ettirme hırsıdır. Bu iki birbiri ile çelişen duygu ve beklenti, ABD’yi haydutluğa itmektedir. ABD”NİN AÇMAZI İran’ın, İsrail saldırısı karşısında sergilediği, beklenmeyen sağlam duruş ve verdiği karşılık ABD’yi bir açmazla karşı karşıya bırakmıştır. İran’ın ABD’nin haksız ve hukuksuz saldırısı karşısında füzeleriyle ABD’nin Katar’da bulunan, Ortadoğu’daki en büyük üssünü vurması bu açmazı daha da derinleştirmiştir. Trump, ya çaresiz olduğunu kabul etmek ya da nükleer silah kullanmaya kadar gidecek bir çatışmayı sürdürmek ikilemi ile karşı karşıya kalmıştır. İran’ın nükleer silah üretme yeteneğinin olmadığı daha kısa bir süre önce ABD istihbaratının başı tarafından açıklanmıştır. ABD saldırısının nedeni, İran’a karşı başarısız olan İsrail’in daha fazla yıpranmasını önlemek, İran’ı da Ukrayna gibi tehditle ABD’nin tüm isteklerine boyun eğmeye zorlamaktır. ABD daha da ileri gidip Rusya ve Çin’i, karşısına dikilmek zorunda bırakırsa bu, dünya için felaket, ABD’nin de intiharı olabilecektir. İran ABD’nin zafiyetini göstermiş ve güç kaybını doğrulamıştır. İSRAİL”İN VAHİM YANLIŞI İsrail’in, yıllarca hazırlandığı saldırıda beklediği sonucu alamamış olması, Ortadoğu’da oyun kurucu, istediğini yapan, yaptıran; bölge ülkelerini sindiren “Güçlü, yenilmez, yetenekli İsrail” imajına ciddi zarar vermiştir. Bu gelişme, gelecekte İsrail için varoluş sorununa dönüşebilir. Koşullar hele ABD’nin güç kaybı artıp dünya dengeleri daha da değişirse, İsrail’in büyük korkusu gerçekleşebilir ve İsraillilerin, bir türlü sığamadıkları, şimdi bulundukları toprakları da bir kez daha terk etmeleri gündeme gelebilir. ABD’nin ve İsrail’in ortak yanlışı, savaşların ancak kara harekâtı ile kazanılabileceğini unutmuş olmalarıdır. Ülke, nüfus ve ulus özellikleri dikkate alındığında İran’a bir kara harekâtı ve İran’ın uzun süreli işgali, iki ülkenin de yeteneklerinin ve gücünün ötesindedir. Kaldı ki ABD, geçmişte saldırdığı, hatta işgale kalkıştığı hiçbir ülkede başarılı olamamıştır. YENİ ABD VE TÜRKİYE ABD’nin “haydut devlet” politikası Türkiye için ne anlama geliyor? ABD’nin tutumu, Suriye’de yaşananlar, Büyük Kürdistan projesi; İsrail’in Ortadoğu hâkimiyeti rüyası ve İsrail ile ABD’nin İran’a saldırıları Türkiye’nin büyük bir tehdit altında olduğunu göstermektedir. Ortadoğu yeniden düzenlenmekte, Büyük Kürdistan dahil yıllardır ABD ve İsrail’in üzerinde çalıştıkları projeler yaşama geçirilmektedir. Emperyalizmin uygulamaya koyduğu bu değişimlerin kalıcı olması için Türkiye, mutlaka yeni düzene uydurulması gereken ülkelerin başında gelmektedir. Bütün bunlar, gelecekte Türkiye’nin, ABD’nin kanun, kural tanımayan, çeşitli talepleri ve baskılarıyla karşı karşıya kalabileceğine işaret etmektedir. Bugün Türkiye, ekonomisi son derece kırılgan, başta ABD olmak üzere özellikle Batı’ya muhtaç bir ülke durumunda görünmektedir. İktidarın arkasında ulusun desteğinin olmaması, Türkiye’nin dış dünya karşısında elini zayıflatmaktadır. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin son yıllarda yaşadıkları, Türkiye’nin savunma gücünü tartışmalı hale getirmiştir. Türkiye’nin bu zafiyetlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak, ileride karşılaşabileceği baskılara karşı durabilecek bir konuma gelmesi yaşamsaldır. Artık bu gerçek görülmeli ve zaman geçirmeden gereği yapılmalı, Türkiye iç ve dış siyasette, ekonomide, savunmada kendisine çeki düzen vermelidir. İRAN-İSRAİL ATEŞKES ANLAŞMASI Bu yazıyı tamamladığım sırada gelen İran-İsrail ateşkes haberi, henüz birçok açıdan belirsizliğini korumakla beraber, ilk bakışta, Trump’ın, İsrail’in ABD’yi içine sürüklediği açmazın ve İran’a saldırmaya devam etmesinin olası sonuçlarının nihayet farkına vardığı ve Netanyahu ’yu durdurarak, ABD’nin daha fazla zemin kaybetmesini önlemeye çalıştığı izlenimi vermektedir. Yine de eğer gerçekleşirse olumlu bir gelişme olarak görülmelidir.
Source: Ahmet Süha Umar
Teslimiyetten ateşkese!
“KOŞULSUZ ŞARTSIZ TESLİMİYET” Donald J. Trump (17 Haziran saat 19.48, X platformunda Trump’ın paylaşımı.) “ATEŞKES YÜRÜRLÜĞE GİRMİŞTİR. LÜTFEN İHLAL ETMEYİN. DONALD J. TRUMP, AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ BAŞKANI” (24 Haziran saat 08.08, Truth Social platformunda Trump’ın paylaşımı.) Trump’ın İran ve İsrail arasındaki savaşa ilişkin yaptığı iki paylaşımın bire bir çevirileri ile başladım yazıma… Karşılıklı bombalamaların durması, savaşın tırmanmasının engellenmesi kuşkusuz beklediğimiz bir sonuç ancak İran’ın koşulsuz şartsız teslim olacağını düşünen Trump, ne oldu da bir haftada ateşkese geçti? Açıklamasına göre, İsrail ve İran aynı anda Trump’a barış istediklerini söylemişler. Netanyahu ise 12 günlük savaşta hedeflerine ulaşıp İran’ın tüm nükleer ve balistik füze programını ortadan kaldırdıklarını, İran’ın askeri liderliği ile birçok hükümet binasına zarar verip Tahran hava sahasını kontrol altına aldıklarını söyleyerek böbürleniyor. NE OLACAĞI BELİRSİZ… Aynı saatlerde İran Dışişleri Bakanı Seyit Abbas Arakçi’ nin X hesabında verdiği şu bilgi önemli: “İran’ın defalarca açıkladığı gibi: İsrail İran’a savaş açtı, tersi değil. Şu an itibarıyla bir ateşkes ya da askeri operasyonların durdurulması konusunda ‘anlaşma’ YOKTUR. Bununla birlikte, İsrail rejiminin İran halkına yönelik yasadışı saldırganlığını Tahran saatiyle en geç sabah 4’te durdurması koşuluyla, karşılık vermeyi sürdürmeye niyetimiz yoktur. Askeri operasyonlarımızın durdurulmasına ilişkin nihai karar daha sonra verilecektir.” Bu açıklamalardan sonra İsrail Savunma Bakanı Israel Katz , İran’ın İsrail’e füze fırlattığını ve ateşkesi ihlal ettiğini vurgulayarak misilleme tehdidinde bulundu ama İran saldırı düzenlediği haberini yalanladı. 12 GÜNLÜK SAVAŞTAN ÇIKAN SONUÇLAR Ben dün öğleden sonra bu yazıyı yazarken durum buydu. Her saat farklı gelişmeler yaşanıyor ama 12 günlük savaştan çıkan sonuçları düşünecek olursak, bazı önemli tespitler yapabiliriz. 1- İsrail ve Siyonizmin bölgede yarattığı tehlikenin boyutları net olarak görüldü ama İsrail’in tek başına İran’a karşı savaşabilecek güçten yoksun olduğu da teyit edildi. 2- İran’ın kendini savunma kapasitesinin, tahmin edilenden fazla geliştiği anlaşıldı. Ateşkese varılması İran’ın bu direncinin sonucudur. Rusya ile Çin’in de devreye girmesine ve Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasına ilişkin olasılık da etkili oldu. 3- PKK bağlantılı PJAK/YPG gibi terör örgütleri yine arkadan vurup İsrail yanlısı tavır aldı. 4- İsrail İran’ı bombalarken susan bazı İslam ülkeleri, İran ABD’nin Katar’daki üssünü vurunca, Suudi Arabistan gibi anında kınadı. Suriye’de emperyalizmin kuklası cihatçı lider Colani , hava sahasını İsrail’e kullandırdı. Bölgede bir Müslüman birliğinden söz edilemeyeceği, Ortadoğu’nun mezhepsel bölünmesinin emperyalizmin en büyük araçlarından biri olduğu göz önüne serildi. 5- Trump, “taraflar arasında barışı sağlayan büyük ağabey” rolüne girip alkış almaya çalışsa da aslında emperyalizmin aparatı İsrail üzerinden bölgeyi nasıl terörize edebildiğini yine tüm dünya gördü. 6- 2008’de Amerika’nın Ortadoğu’da sahip olduğu üsler ve asker sayılarına dayanarak “Dünyanın Ağası” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu sömürü düzeni sonlandırılmadıkça, ülkemizdeki ABD üsleri ve üslerdeki nükleer silahlar varlığını sürdürdükçe, NATO üyeliği ve BOP devam ettikçe Türkiye’nin bağımsızlığından söz etmek olanaklı değildir. Bütün bunlar ülkemizin güvenliğine büyük bir tehdittir. ABD Başkanı Trump’ın sosyal medyada büyük harflerle yaptığı paylaşımlara, dünyaya ayar verme girişimlerine kanıp barış için çabaladığını düşünürseniz, Pakistan’ın durumuna düşebilir, önce “Hindistan ile yaşanan krizi yatıştırdığını” söyleyerek Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterir, sonra da bunun üzerinden daha 24 saat geçmeden onu İran’ı bombaladığı için kınarsınız. Emperyalistlere, kuklalarına ve haydutlara prim vermeyiniz!
Source: Zülal Kalkandelen
İsrail, 7 Ekim 2023″ten bu yana Gazze ve Batı Şeria”da 16 bin 802 öğrenciyi öldürdü
Bakanlığın Facebook hesabında paylaşılan açıklamada, İsrail”in 7 Ekim 2023″ten bu yana Gazze Şeridi”nde düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden, yaralanan ve gözaltına alınan öğrenci ve eğitim personelinin sayısına ilişkin bilgi verildi.
İsrail”in Gazze Şeridi”nde düzenlediği saldırılarda hayatını kaybeden üniversite öncesi öğrenci sayısının 15 bin 553″e, yaralı sayısının ise 23 bin 411″e ulaştığı belirtilen açıklamada, Batı Şeria”da da 103 öğrencinin hayatını kaybettiği, 691″inin yaralandığı, 361 öğrencinin ise gözaltına alındığı kaydedildi.
İsrail”in saldırılarında ölen üniversite öğrencilerinin sayısına da yer verilen açıklamada, Gazze Şeridi”nde 1111 öğrencinin yaşamını yitirdiği, 2 bin 317 öğrencinin yaralandığı ve çok sayıda öğrencinin de gözaltına alındığı, Batı Şeria”da ise 35 öğrencinin hayatını kaybettiği, 219″dan fazlasının yaralandığı ve 399″unun gözaltına alındığı ifade edildi.
Açıklamada, Gazze Şeridi’nde toplam 25 bin 728, Batı Şeria’da ise en az 910 öğrencinin İsrail saldırılarında yaralandığı belirtildi.
Gazze”deki üniversite öncesi okullarda 701 eğitim personeli hayatını kaybederken, 3 bin 15 personelin yaralandığı, Batı Şeria”daki okullarda ise 4 eğitim personelinin hayatını kaybettiği, 21″inin yaralandığı ve 182″sinin gözaltına alındığı belirtilen açıklamada, Gazze”deki üniversitelerde 221 personelin hayatını kaybettiği, 1416″sının yaralandığı, Batı Şeria”da ise 17 personelin gözaltına alındığı kaydedildi.
Gazze ve Batı Şeria’da, İsrail’in saldırılarında üniversite öncesi okullarda 705 olmak üzere 926 eğitim personelinin hayatını kaybettiği, toplam 4 bin 452 eğitim personelinin yaralandığı açıklandı.
Eğitim kurumlarına yönelik saldırılarla ilgili olarak ise açıklamada, Gazze Şeridi”nde 118″den fazla devlet okulunun yıkıldığı, 252 okulun ciddi şekilde hasar gördüğü, 91 okulun bombalandığı ve tahrip edildiği, 60″tan fazla üniversite binasının tamamen yıkıldığı, Birleşmiş Milletler Yakın Doğu”daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı”na (UNRWA) ait 93 okulun bombalandığı aktarıldı.
Bakanlığın açıklamasında, Batı Şeria”da ise 152 okulun İsrail güçleri tarafından tahrip edildiği, 8 üniversiteye baskın düzenlendiği bildirildi.
Açıklamada, Kudüs”ün de aralarında bulunduğu Batı Şeria”da ve dünyanın 37 ülkesindeki Filistinli öğrenciler için 21 Haziran Cumartesi günü başlayan lise sınavlarına Gazze Şeridi”ndeki öğrencilerin ikinci kez giremedikleri kaydedildi.
Filistin resmi verilerine göre, İsrail ordusu ve Filistinlilerin topraklarını gasbeden İsrailliler, Gazze”deki soykırıma paralel olarak Doğu Kudüs ve Batı Şeria”daki saldırılarını yoğunlaştırdı ve saldırılarda en az 981 Filistinli yaşamını yitirirken, yaklaşık 7 bin kişi de yaralandı.
İsrail”in Gazze Şeridi”ne yönelik saldırıları
İsrail ordusu, Gazze Şeridi”nde 19 Ocak”ta yürürlüğe giren ateşkesin ardından 18 Mart sabahı şiddetli saldırılarına yeniden başladı.
İsrail”in Gazze Şeridi”ne 7 Ekim 2023″ten bu yana düzenlediği saldırılarda yaşamını yitiren Filistinlilerin sayısı 56 bin 77″ye, yaralıların sayısı da 131 bin 848″e yükseldi.
27 Mayıs”tan bu yana İsrail-ABD güdümlü “Gazze İnsani Yardım Vakfı” tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılar sonucu ölenlerin sayısı 516″ya, yaralıların sayısı da 3 bin 799″a çıktı.
İsrail ordusu, Gazze Şeridi’nde işgali genişletecek ve kalıcı hale getirecek saldırı planını uygulamaya başladı. Başbakan Binyamin Netanyahu, Gazze Şeridi’nin tamamını işgal edeceklerini duyurdu.
İran”a 13 Haziran”da kapsamlı saldırılar başlatan İsrail, dünyanın ilgisinin başka noktaya çekildiği sırada Gazze”ye saldırılarını sürdürüyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Source:
Asıl projeleri ise büyük Kürdistan
İsrail ile İran arasındaki savaşın 12. gününde ABD Başkanı Donald Trump, iki ülkenin ateşkes konusunda anlaştığını açıkladı. 24 saat sürecek ateşkes için “Her şey planlandığı gibi giderse savaş sona erecek” diyen Trump, taraflara “Lütfen ateşkesi ihlal etmeyin” dedi. Gelişmeleri konuştuğumuz Zafer Partisi lideri Prof. Dr. Ümit Özdağ, “Suriye’de rejim değişikliği olmadan İran operasyonu mümkün değildi” derken, büyük fotoğrafı yorumladı: Yürüyen proje Büyük Kürdistan projesidir.
– ABD savaşa dahil oldu, bir günlük ateşkes ilan edildi. İran-İsrail çatışmaları nereye gider?Olaylar dinamik, çok aktörlü, İran’ın içinde güvenlik nedeniyle sistemin ne kadar bir araya gelip karar verebildiği meçhul ve belki bunlardan da önce Trump diye anı anını tutmayan yanar döner sürprizlerle dolu bir aktör var. Bütün bunlar kesin tahmin yapmayı zorlaştırıyor. Trump, Orta Doğu’da yeniden savaşmak istemiyor. Netanyahu ise savaşı ABD’yi savaşın daha fazla içine çekerek devam ettirmek istiyor.
– Trump’ın ‘İran’ı tekrar büyük yapın’ söylemini nasıl değerlendirmek gerekiyor?
Bence çok ciddiye almamak lazım, çünkü bu söylem ulus-inşacı neoliberal bir söylem ve Trump’ın bütün politikalarına ters düşüyor.
– Hürmüz Boğazı kapatılırsa ne olur?
İran bu kararı aldı ancak henüz uygulanmadı. Elinde bir kart olarak tutmaya devam edecek. Rejim varlığı için yaşamsal bir tehdit görmeden Hürmüz Boğazı’nı kapatmaz.
– Rusya ve Çin ne yapar?
Çin ve Rusya’nın şu ana kadar İran’a verdikleri önemli bir destek yok. Bu üç ülke bazen beraber anılıyor ama aralarında ciddi bir askeri dayanışma olmadığı ortaya çıktı.
– İran’dan Türkiye’ye göç olur mu?
Ancak rejimi yıkacak ölçüde büyük bir iç savaş çıkarsa Türkiye’ye göç olur. Şimdi bu noktadan epey uzağız.
İç barış olmadan iç cephe güçlenmez
“Türkiye’nin yapması gereken bir numaralı şey iç cepheyi zayıflatan düşman ceza hukuku uygulamalarına son vermek. İç barış olmadan iç cephe güçlenmez. Bugün ülkemizde iç barış yok. Büyük bir baskı ve iki farklı hukuk uygulaması var. Bu milletin büyük bir bölümünü tehlikeli şekilde iktidara yabancılaştırıyor, hatta düşmanlaştırıyor. Düşman ceza hukuku uyguladığınız kitleler rakibiniz ile düşmanınıza dönüşür. İç cephe için, fikir özgürlüğü, eşitlik, adalet, herkesin kendini bu ülkenin eşit vatandaşı hissedebilmesi, kayırmacılığın partizanlığın bitmesi, insanların devlete güven duyabilmesi gerekiyor. Tabii bu tek başına yeterli değil, bunun dışında güçlü ordunuz, güçlü istihbaratınız olacak. Tetikte olacaksınız, gücünüzü oralara buralara savurmadan ekonomik kullanacaksınız.”
İran direnirse Türkiye zaman kazanır
– Biraz bize bakalım. Sırada Türkiye var yorumlarına katılıyor musunuz?
Yürüyen proje Büyük Kürdistan projesidir. Irak ve Suriye ayakları tamamlandı. Şimdi sıra İran’da. Ancak başarılı olup olmayacağı henüz belli değil. Eğer İran’da rejim çöker ve iç savaş başlarsa Irak ve Suriye’de parçalanma süreci hızlanır. İran direnir ise Türkiye büyük bir zaman kazanacaktır. Doğu ve Güneydoğu Anadolu, Türkiye’den koparılmak isteniyor.
– Kimi uzmanlara göre ‘Büyük Ortadoğu Projesi’ (BOP) planlandığı gibi devam ediyor. Evet proje devam ediyor. Tabii ‘Büyük Kürdistan jeopolitik projesi BOP’dan önce başladı ve sonra BOP’a entegre olarak devam ettirildi. Halen BOP’un en somut sonuçlar alınan bölümü Kürdistan projesidir. Bu projenin tamamlanmasının önündeki en büyük engel Türkiye ve İran. Trump’ın ulus inşasına karşı çıkan çizgisi de Türkiye’ye zaman kazandıracaktır. Ancak Trump’ın ani dönüşleri, Netanyahu’nun savaş isteği önümüze farklı ve uzayan bir savaş manzarası da çıkarabilir.
Türk halkı PKK’yla müzakereye karşı
– Çözüm süreci neden tıkandı?
Türk halkı PKK ile müzakerelere karşı. Arkasında halk desteği olmayan bir süreci devam ettirmeye çalışmak, zaten ekonomik krizle halk desteğini kaybeden iktidarın büyük oy kaybı yaşamasına neden olacaktır. Bunu görüyor. İnfaz yasası bundan dolayı ertelendi. DEM’lilerinin infaz yasasının ertelenmesi ile ilgili AKP’nin gerekçesini kamuoyuyla paylaşırken kullandıkları ifadeler AKP’nin halk desteği olmayan bir açılımı, müzakereyi sürdürmek istemediğini gösteriyor.
Şam’daki rejim değişikliği operasyonu mümkün kıldı
– Suriye’de rejimin değişmesi, İsrail’in önünü açtı mı?
İsrail’in 1983’ten bu yana temel hedefi Irak’ın üçe, Suriye’nin dörde bölünmesidir. Saddam’ın devrilmesi ve Irak’ın işgali sonrasında Irak toplumu ve devleti üçe bölünürken, Irak coğrafyası da kuzeyde federe Kürdistan ve güneyde Irak şeklinde ikiye ayrıldı. Suriye de 11 sene süren bir iç savaş sonrasında güneyde Dürzi bölgesi, kuzey PKKistan, Akdeniz kıyısında Nusayristan ve Halep-Şam ekseninde Sünni Arabistan olarak bölünmüş görünüyor. Bunlar İsrail için çok önemli politik kazanımlardır. Keza Suriye’nin bütün askeri yapısı tahrip edilmiş, hava sahası adeta ilhak edilmiştir. Suriye’de rejim değişikliği olmadan İran operasyonu mümkün değildi. Şimdi Suriye’de savaşın kazananının kim olduğu çok açık görülmüyor mu?
Source: İpek Özbey
Ateşkes rüzgarı petrolü devirdi
ABD Başkanı Donald Trump, İran’ın nükleer tesislerine yönelik saldırı sonrası İsrail ve İran arasında “tam ve kapsamlı” bir ateşkes sağlandığını açıkladı. Ancak iki ezeli düşman arasında bu ateşkesin gerçekten uygulanıp uygulanamayacağı ve İran’ın nükleer programının akıbeti hâlâ belirsiz. Gerilimin düşmesiyle birlikte küresel piyasalarda risk iştahı yeniden canlanırken, en hızlı tepki petrol fiyatlarından geldi.
GÖZLER TARİFELERDE
Haftanın ilk günü 78 dolara kadar tırmanarak yaklaşık beş ayın zirvesini test eden Brent petrol, ateşkes haberinin etkisiyle sert bir geri çekilme yaşadı. Hürmüz Boğazı’nın kapanmaması ve savaş ihtimalinin azalmasıyla birlikte fiyatlar günlük %4’ü aşan düşüşle 68 dolar seviyelerine kadar geriledi.
Petrolle birlikte güvenli liman varlıklarında da çözülme görüldü. Altının ons fiyatı %2 düşerek 3.300 dolara, gümüş ise %2,5 kayıpla 35 dolar seviyesine geriledi. Jeopolitik baskının azalmasıyla Bitcoin tekrar yükselişe geçti ve kritik 100 bin seviyesinden 106 bin dolara kadar toparlandı.
Dolar ise ateşkes sonrası zayıfladı. Dolar endeksi (DXY) 98 seviyesinin altına inerek 1986’dan bu yana en kötü ilk yarı performanslarından birini sergiledi. Bu tablo Euro/dolar paritesini 1.16 seviyesinin üzerine taşırken, Türk Lirası üzerindeki baskının da hafiflediği görüldü. Dolar günü 39.6260 liradan, Euro 46.0330 liradan tamamladı. Küresel borsalar ise Ortadoğu’daki tansiyonun düşmesini olumlu karşıladı. Borsa İstanbul, savaş dönemindeki kayıplarını telafi ederek güçlü bir yükseliş gösterdi. Piyasalar, Ortadoğu’da çatışma riskinin şimdilik ortadan kalkmasını memnuniyetle karşılarken gözler, iki hafta içinde sonuçlanması beklenen küresel gümrük tarifesi müzakerelerine çevrildi.
ATEŞKES KALICI OLMAZSA TÜRKİYE ZORLANIR
Uzmanlara göre ateşkesin kalıcı olması durumunda petrol fiyatları yeniden 65 dolar bandına oturabilir. Mayısta 58-60 dolar seviyesinde olan petrol fiyatlarının 75 doların üzerine çıkması Türkiye gibi enerji ithalatçısı ülkeleri zorluyor.
Korku endeksi yüzde 10 geriledi
Küresel piyasalarda artan risk iştahıyla korku endeksi olarak bilinen ve S&P 500 Endeksi’ndeki dalgalanmayı gösteren VIX Endeksi, İsrail ve İran arasındaki çatışmalarda ateşkes sağlanmasıyla yüzde 10’u bulan gerileme ile 17.92 seviyesine indi. Ateşkes sinyalleri kısa sürede güvenli liman talebini zayıflatıp riske dönüşü hızlandırdı. Fakat analistler, bu toparlanmanın sürdürülebilirliği için bölgedeki gerginliğin gerçek anlamda sona ermesi gerektiğini belirtiyor.
Source: Mehtap Özcan Ertürk
Beşiktaş”ın golcü listesinde büyük sürpriz! Pazarlıklar başladı
MURAD TAMER”İN HABERİ – Gelecek sezon için iddialı bir kadro kurmak isteyen fakat transferde sessiz kalan Beşiktaş ’a dikkati çeken bir isim önerildi. İnter forması giyen İranlı golcü Mehdi Taremi’nin menajerinin, oyuncusunu Türkiye pazarına sunduğu ve bu kapsamda Beşiktaş ile temasa geçtiği öne öğrenildi. Savaş sebebiyle şu anda İran’da olan 32 yaşındaki oyuncu, İsrail’in hava saldırıları sebebiyle takımının 2025 FIFA Kulüpler Dünya Kupası kampına katılamadı. Tecrübeli oyuncunun siyah beyazlılara gelmek için çok istekli olduğu öğrenildi. SOLSKJAER BEKLENİYOR Başkan Serdal Adalı ve ekibi, İranlı futbolcunun kulübü İnter’le temasa başladı. 2024 yazında Porto’dan İnter’e bedelsiz olarak transfer olan Taremi’nin sözleşmesi 2027’ye kadar devam ediyor. 32 yaşındaki forvetin güncel piyasa değeri 3,5 milyon avro. Teknik direktör Ole Gunnar Solskjaer, bu sürpriz gelişme sonrasında oyuncunun analizi için çalışmalara başladı. Norveçli teknik adam onay verirse transfer hız kazanacak. 12 GOLE KATKI VERDİ Geçtiğimiz sezon İnter forması ile 43 maça çıkan Mehdi Taremi, bu müsabakalarda 3 gol atıp 9 da asist yapmayı başardı.
Source: Sinem Eryılmaz
Kassam Tugaylarından İsrail askerlerine pusu
Kassam Tugayları, Telegram hesabından yaptığı açıklamada, mensuplarının, Gazze’nin güneyindeki Han Yunus şehrinin Terhis el-Kadim bölgesinde bir eve sığınan İsrail askerlerine pusu kurduğunu ve operasyonda Yasin 105 ve RPG füzelerinin kullanıldığını belirtti. AA nın aktardığı habere göre açıklamada, evin hedef alındığı ve ardından makineli tüfeklerle ateş açıldığı ifade edilirken saldırının İsrail askerleri arasında kayıplara yol açtığı kaydedildi. Ayrıca, Kassam Tugayları aynı bölgede bir İsrail tankını Şevaz tipi patlayıcıyla ve Yasin 105 füzesiyle hedef aldıklarını bildirdi. Operasyonun tam tarihi belirtilmezken, İsrail ordusundan henüz konuya ilişkin bir açıklama yapılmadı. *Haberin fotoğrafı AA tarafından servis edilmiştir.
Source: Habertürk
Bölgemiz savaşın yükünü kaldıramaz
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi için Lahey”e gitti. Erdoğan uçağa binmeden önce Ankara Esenboğa Havalimanı”nda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Erdoğan, şunları söyledi: ❱ TİCARİ ENGELLEMELER KALDIRILMALI: Zirvede, müttefiklerin savunma harcamalarının artırılması noktasında yeni hedefler belirleyeceğiz. Türkiye olarak NATO”nun ikinci büyük kara ordusunu idare eden ülkeyiz. Ülkemizin savunma yeteneklerini sürekli geliştirirken ittifakın caydırıcılığına da katkıda bulunuyoruz. Daha güçlü savunma ve daha etkin ordu hedefi ile yola çıkarken müttefikler arasındaki savunma ürünlerinin ticaretine engellemeleri doğru bulmuyoruz. Bu engellemelerin amasız fakatsız kaldırılması gerek. ❱ SAVUNMAYA EN ÇOK KATKI: Avrupa Birliği”nin savunmasına üyelerden daha çok katkı sağlayan ülkelerden biriyiz. Ülkemiz birliğin savunma girişimlerine uygun biçimde dahil edilmelidir. Zirvede ayrıca ittifak bünyesinde terörizmle mücadele konseptine en fazla katkıyı sunan ülke olarak bu alana dikkat çekeceğiz. Müttefikler Ukrayna Başkanı Zelenski ile de bir araya gelecek. Biz savaşın diplomasi yolu ile sonlandırılması için çabalarımızı anlatacağız. Geçtiğimiz günlerde tarafları İstanbul”da buluşturduk. Esir takasına vesile olduk. İstanbul sürecinin devamı için planlamalar yapıyoruz. Filistin”deki katliama da dikkat çekeceğiz. İstila ve yıkım politikasının son bulması gerektiğini altını çizeceğiz. ❱ ATEŞKESE GİDEN HER YOLU DESTEKLERİZ: İsrail”in İran”a saldırısı ile başlayan süreçte müzakereleri ele alan girişimlerimiz oldu. Birçok liderle görüştük. İstanbul”da İslam İşbirliği Teşkilatı üyesi ülkeleri dışişleri bakanları ile bir araya geldik. Ateşkese giden yolda her türlü girişimi takdirle destekleriz. Tarafları ateşkese riayete davet ediyoruz. Gece saatlerindeki ateşkes mutabakatı haberini memnuniyetle karşılıyoruz. Bölgemiz, etkileri tüm dünyada hissedilecek bir savaşın yükünü kaldıramaz. İhtilafların çözülmesi için diplomasiye şans tanınmalı. Türkiye olarak diplomasiye öncelik veren tavrımızı sürdüreceğiz. Türkiye olarak uluslararası hukuku gözeten tavrımızı kararlılıkla sürdüreceğiz. 2026 yılındaki NATO zirvesine Türkiye”de ev sahipliği yapmak istiyoruz. Liderlerle ikili görüşmeler gerçekleştireceğiz. ❱ BARIŞI SAĞLAYANA KADAR: Türkiye olarak bu savaşı sona erdirmek için ortaya koyduğumuz çaba herkesin malumu. Ukrayna-Rusya arasındaki barış için elimizden geleni yaptık. Her iki ülkenin de güvenine mazhar olan ülkeyiz. Somut ilerlemeler kaydettik. İstanbul”daki görüşmeler atılan en önemli adımlardan biri. Artık savaşı sonlandıracak yola girilmesini arzu ediyoruz. Bu savaş sonsuza kadar süremez. NATO zirvesinde de muhataplarımıza bu vizyonu anlatıp barışı sağlayana kadar durmayacağımızı ifade edeceğiz. ❱ İSRAİL SALDIRGANLIĞI DURMALI: İsrail”in İran”a yönelik saldırıları bölgemizin huzuruna yönelik büyük bir tehdidin fitilini ateşledi. Pervasız adımları asla kabul edilemez. Küresel aktörlerin etkin tedbirleri alması şart, yoksa bunun bedelini bütün dünya öder. Biz herkesi aklıselime çağırmaya, diplomasinin her türlü meseleye çözüm olacağını söylemeye devam edeceğiz. İsrail”in Gazze”deki açlığı silah olarak kullanmasının da sonlandırılmasını istiyoruz. Bir an önce Gazze”de kalıcı ateşkes sağlanmalıdır. İsrail”in saldırganlığı bölgemizin tamamında durmalıdır. ZİRVEDE LİDERLERLE İKİLİ GÖRÜŞMELER YAPACAK Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Lahey”de icra edilecek NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi”ne katılmak üzere Hollanda”nın Lahey kentine gitti. Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın zirve marjında katılımcı bazı devlet ve hükümet başkanlarıyla ikili görüşmeler gerçekleştirmesi öngörülüyor. Zirvede, Avrupa- Atlantik coğrafyasına yönelik tehditler ve riskler hakkında stratejik düzeyde görüş alışverişinde bulunulacak. Müttefiklerin savunma harcamalarının mevcut güvenlik ortamının gerektirdiği düzeye çıkartılması amacıyla yeni bir Savunma Yatırım Taahhüdü, zirvenin ana gündemini oluşturacak. Ayrıca NATO tarafından tespit edilen temel tehditler karşısında ittifakın caydırıcılık ve savunma alanındaki gayretleri değerlendirilecek. Lahey”in Scheveningen semtindeki World Forum binasında gerçekleştirilen zirve dolayısıyla kentteki güvenlik önlemleri üst seviyeye çıkarıldı. NATO Liderler Zirvesi, iki buçuk saat sürecek tek oturumla gerçekleştirilecek. Zirve bildirisinin geçen yıllara kıyasla çok daha kısa olması bekleniyor. Zirve sonrası Genel Sekreter Mark Rutte ve bazı ülkelerin liderleri ayrı ayrı basın toplantısı düzenleyecek. Betül USTA / LAHEY SOĞUK SAVAŞ”TAN BU YANA EN ÖNEMLİ ZİRVE AVRUPA basını, Lahey”deki zirve için “Soğuk Savaş”tan bu yana en önemli NATO Toplantısı” yorumunu yaptı. BBC”deki haberde “İkinci kez seçildikten sonra Trump”ın katılacağı ilk NATO zirvesi olacak. Avrupalı liderler bugün Trump”ı kıtadaki ABD askerlerini ve askeri desteğini çekmemeye ikna etmeye çalışacak” denildi. RUTTE: TÜRKİYE”NİN ÇOK BÜYÜK BİR SAVUNMA SANAYİİ TEMELİ VAR NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, “Türk savunma sanayii tabanının İngiltere, Norveç ve Avrupa Birliği (AB) ile mümkün olduğunca yakın bir şekilde bağlantılı olmasını sağlamalıyız” dedi. Rutte, NATO Zirvesi”nin ilk günkü programları kapsamında müttefik ülkelerden vatandaşların gönderdiği soruları yanıtladığı “Public Forum” etkinliğinde konuştu. Türkiye”ye de değinen Rutte, “Türkiye”nin çok büyük bir savunma sanayii temeli var” ifadesini kullandı. Rutte, “Bazı şirketlerini ziyaret ettim, gerçekten etkileyici” dedi. DIŞ HABERLER
Source: Mehmet Fahri̇ Özkan
Ateşkes devrede eller tetikte
İsrail”in 13 Haziran”da “nükleer silah” yalanı ile İran”a karşı başlattığı savaşın 12″nci gününde beklenmedik bir ateşkes kararı çıktı. Ancak ateşkesin yürürlüğe girmesi gereken saatlerde iki taraf da birbirini ateşkesi ihlal etmekle suçladı. Ateşkesten sonra İsrail, Tahran”ı vurdu. Yaşananlar sonrası ABD Başkanı Donald Trump ağzını bozarak küfr etti. İşte savaşın ilk raundunun son gününde yaşanan gelişmeler: ATEŞKESİ TRUMP DUYURDU İran yönetimi, 23 Haziran”da Türkiye saati ile (TSİ) 19.30 sularında ABD”nin bölgedeki üslerine yönelik misilleme saldırısı yaptı. ABD, 21 Haziran”da İran”ın nükleer tesislerine yönelik saldırı düzenlemişti. Buna karşılık İran da Katar”daki ABD üssüne füzeler fırlattı ve Irak”taki ABD üslerine de füze atıldığı ortaya çıktı. Gecenin ilerleyen saatlerinde “Savaş yayılacak” endişesi hâkimken bir anda ABD Başkanı Donald Trump”tan “ateşkes” açıklaması geldi. Dün Türkiye saati ile 01.15 sularında Trump, “İsrail ve İran arasında tam ve eksiksiz bir ateşkes olacağı konusunda tam bir anlaşmaya varıldığını” bildirdi. FÜZELER UÇTU İran Devrim Muhafızları Ordusu”na yakınlığıyla bilinen Fars Haber Ajansı, yerel saatle 07.30 (TSİ 07.00) itibarıyla İsrail ile ateşkesin başladığını duyurdu. İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu da 09.00 sıralarında İsrail”in ateşkesi kabul ettiğini açıkladı. Ancak çok geçmeden karşılıklı ihlal açıklamaları ve tehditler gelmeye başladı. İsrail, ateşkes başladıktan sonra İran”dan toplam üç füze atıldığını ileri sürdü. İran Devrim Muhafızları ise İsrail”e atılan 14 füzenin ateşkesten birkaç dakika önce atıldığını açıkladı. İsrail ise uçaklarını havalandırdı. Savunma Bakanı Yisrael Katz, İsrail ordusuna Tahran”daki hedefleri yoğun şekilde vurma emri verdiğini duyurdu. “O BOMBALARI ATMAYIN” Tahran ve Tel Aviv”den gelen tehdit açıklamalarının ardından Trump bir kez daha devreye girdi. ABD ve İsrail basını Trump”ın Netanyahu”yu aradığını yazdı. Trump sosyal medya hesabından “İsrail, İran”a saldırmayacak. Tüm uçaklar İran”ı dostça selamladıktan sonra geri dönecek. Kimse zarar görmeyecek, Ateşkes yürürlükte” ifadesini kullandı. Trump ayrıca İsrail”i de uyararak, “İsrail. O bombaları atmayın. Eğer yaparsanız, bu, büyük bir ihlal olur. Pilotlarınızı derhal eve getirin” dedi. Ancak Trump”ın bu sözlerine rağmen İran”ın kuzeyinde yer alan Babul ve Babulser kentlerinde ve Tahran”ın kuzeyinde patlamalar yaşandı. İsrail, ateşkesi İran”ın ihlal ettiğini ileri sürerek “Tahran”da sadece bir radar dizisini hedef aldıklarını” ve bundan sonra ateşkese uyacaklarını duyurdu. TRUMP, İRAN VE İSRAİL”E KÜFÜR SAVURDU: NE YAPTIKLARINI BİLMİYORLAR Hollanda”nın Lahey kentindeki NATO Zirvesi”ne hareket etmeden önce Beyaz Saray”da gazetecilere değerlendirmede bulunan ABD Başkanı Donald Trump, İran”ın da İsrail”in de ateşkesi ihlal ettiğini belirterek saldırıların devam etmesinden hayal kırıklığı duyduğunu bildirdi. Trump, iki ülkeden de ama özellikle İsrail”den memnun olmadığını ifade etti. “İsrail”den hiç memnun değilim” diyen Trump, sözlerini küfürlü bir ifade ile bitirdi ve “İki ülke de o kadar uzun süredir savaşıyor ki ne s** yaptıklarını bilmiyorlar” dedi. Trump, İran”ın nükleer kapasitesinin bittiğini ve nükleer programını asla yeniden inşa etmeyeceğini de söyledi. “İRAN”DA REJİM DEĞİŞİKLİĞİ GÖRMEK İSTEMİYORUM” Air Force One uçağında da gazetecilere değerlendirmede bulunan Trump, “İran nükleer silahlara sahip olmayacak. Şu anda akıllarındaki en son şey bu. İran”da rejim değişikliği görmek istemiyorum. Rejim değişikliği kaos üretir” diye konuştu. PEZEŞKİYAN: İSRAİL ATEŞKESİ İHLAL ETMEZSE BİZ DE ETMEYİZ İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Tel Aviv”in ateşkese uyması durumunda Tahran”ın da uyacağını söyledi. İran resmi haber ajansı IRNA”ya göre, Malezya Başbakanı Enver İbrahim ve Umman Sultanı Heysem bin Tarık bin Teymur Al Said ile ayrı ayrı telefonda görüşen Pezeşkiyan, “Eğer siyonist rejim ateşkesi ihlal etmezse, İran da ihlal etmeyecektir. Biz müzakere masasında, İran halkının meşru haklarını savunmaya ve bu hakların takipçisi olmaya hazırız” dedi. 12 GÜN SAVAŞI”NI KİM KAZANDI İran ile İsrail arasında 12 gün süren savaşın kazanını da tartışma konusu oldu. New York Times”taki haberde ABD”nin de savaşa müdahil olmasına atıf yapılarak “Üç ülkede birden zafer ilan edilir mi?” başlığı atıldı. Uzmanlara göre İsrail ve ABD, İran”ın nükleer faaliyetlerine yönelik nihai hedeflerine ulaşamadı. İran”ın Fordo Nükleer Tesisleri başta olmak üzere birçok noktadan zenginleştirilmiş uranyum stoklarını güvenli bölgeye taşıdığı düşünülüyor. İran”ın yüzde 60 oranındaki uranyumunun zarar görmediği tahmin ediliyor. GAZZE”DE ATEŞKESİ BOZAN İSRAİL YİNE DURMAYABİLİR Gazze Şeridi”ne yönelik 7 Ekim 2023″ten bu yana soykırım yapan İsrail, birçok kez ateşkesi bozarak katliamlarına devam etti. Lübnan ile varılan ateşkesi de onlarca kez ihlal eden, Suriye ve Yemen gibi ülkelere de saldırılar düzenleyen İsrail”in İran ile varılan ateşkese de bağlı kalacağı düşünülmüyor. Uzmanlar “Gazze”de zafer ilan edemeyen Netanyahu, İran”dan da zaferle çıkamadı. Bu yüzden İran”daki savaşa da dönebilir. İsrail yönetimi daha önce Gazze”de de ateşkesi ordusunu toparlamak için zaman kazanmak olarak kullanmıştı” yorumunu yaptı. İSRAİL”İN HEDEFİ SİVİLLERDİ İran Sağlık Bakanlığı, 13 Haziran”dan bu yana İran”da en az 610 kişinin öldüğü ve 4 bin 700″den fazla kişinin yaralandığını belirtti. Bakanlık Sözcüsü Hüseyin Kirmanput, “Geçtiğimiz 12 gün boyunca hastaneler son derece üzücü sahnelerle karşı karşıya kaldı” diyerek İsrail saldırılarında ölenler arasında en küçüğü 2 aylık olan 13 çocuğun yanı sıra beş doktor ve kurtarma görevlisinin de bulunduğunu belirtti. Saldırılarda 7 hastane ile 9 ambulansın da hasar gördüğü kaydedildi. İsrail tarafında da 29 kişinin öldüğü açıklandı.
Source: Diş Haberler
Terör devleti cenazeleri bile vermiyor
İşgalci İsrail ordusunun dün Gazze Şeridi”nde birçok noktaya düzenlediği saldırılarda en az 84 Filistinli daha hayatını kaybetti, çok sayıda Filistinli de yaralandı. Katledilenlerin 56″sının yardım bekleyenler olduğu belirtildi. Netzarim Koridoru yakınlarında yardım bekleyenlere yönelik düzenlenen saldırıda bölgede yerlerde cenazelerin bulunduğunu ancak tehlikeli koşullar nedeniyle alınamadığı ifade edildi. Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü Thameen Al-Kheetan, Gazze Şeridi”nin, İsrail”in yasa dışı kısıtlamaları nedeniyle kıtlığın eşiğinde kalmaya devam ettiğini bildirdi. BARBARLIĞINI ARTIRACAK Gazze”deki çaresiz insanların, yiyecek ararken öldürülme riskiyle karşı karşıya kalmaya devam ettiğini belirten Al-Kheetan, yardım noktalarına ulaşmaya çalışan Filistinlilerin İsrail tarafından bombaladığını ifade etti. Öte yandan İsrailli aşırı sağcı Maliye Bakanı Bezalel Smotrich, İsrail-İran çatışmasının ardından Gazze Şeridi”nde “güçlü” bir şekilde gerilimin artırılması, İletişim Bakanı Shlomo Karhi de Filistinlilerin Gazze Şeridi”nden zorla göç ettirilmesi çağrısında bulundu. “ATEŞKES” ÇAĞRISI İsrail ile İran arasındaki ateşkesin ardından “Gazze”de ateşkes çağrıları” geldi. İsrail ana muhalefet partisi Gelecek Var”ın lideri Yair Lapid, ABD Başkanı Donald Trump”ın ilan ettiği İsrail ve İran arasındaki ateşkes üzerine, “Şimdi sıra Gazze”de. Burada da bir şeyleri bitirmenin, (İsrailli) esirleri getirmek, savaşı sonlandırmanın zamanı. İsrail yeniden inşaya başlamalı” ifadesine yer verdi.
Source: Sabah
Trump’tan Çin’e yeşil ışık
ABD Başkanı Donald Trump, dün yaptığı açıklamayla İran’a yönelik yıllardır uygulanan ABD yaptırımlarını zayıflatır nitelikte bir adım attı. Trump sosyal medya üzerinden İran ve İsrail arasında sağlanan ateşkesin ardından Çin’in İran’da petrol almaya devam edebileceğini belirterek, Çin artık İran dan petrol almaya devam edebilir. Umarım, ABD den de bol miktarda satın alacaklardır. Bunun gerçekleşmesini sağlamak benim için büyük bir onurdu dedi
Source: Habertürk
ABD”yi ablukaya alan İsrail lobileri! Beyaz Saray”ın dört bir yanını sardılar
ABD”deki İsrail lobisi, farklı yapıdaki kuruluşların -AIPAC (American Israel Public Affairs Committee -Amerikan İsrail Kamu İşleri Komitesi), JINSA (Jewish Institute for National Security of America – Amerikan Ulusal Güvenlik için Yahudi Enstitüsü), Hıristiyan Siyonist gruplar, düşünce kuruluşları, PAC”lar (Political Action Committees – Siyasi Eylem Komiteleri) ve bireysel bağışçıları koordine etmesiyle oluşan gevşek ama etkili bir ağ.19. yüzyılda başlayan Yahudi lobisi faaliyetleri, II. Dünya Savaşı sonrası ABD”de büyüme eğilimi gösterdi. 1949″da kurulan American Zionist Council (Amerikan Siyonist Konseyi), lobiciliği meşru zemine taşıdı. 1954″te AIPAC”ın kuruluşuyla bu faaliyetler kurumsallaştı ve zamanla Kongre üzerinde ciddi bir nüfuz elde ettiler.KONGRE”NİN YÜZDE 96″SINI KAZANDILARAIPAC, sadece tek tip organizasyon değil. AIPAC”ın desteğiyle kurulan United Democracy Project adlı süper PAC (Süper Siyasi Eylem Komitesi) Temsilciler Meclisi, Senato ve Başkan üzerindeki yoğun bir etkiye sahip. AIPAC”ın 2022-2024 döneminde desteklediği Kongre üyelerinin yüzde 96″sı seçimi kazandı.ABD”de askeri-endüstri kompleksi, lobi ve savunma bütçesi arasındaki ilişkiden besleniyor. Lobi sayesinde yardım artıyor, savunma firmaları büyük meblağlar kazanıyor. Kongre üyelerinin yüzde 60″ından fazlası savunma şirketlerinden gelen bağışlarla kampanyalarını finanse ediyor.İSRAİL”E HER YIL 3.8 MİLYAR DOLAR1976″da kurulan JINSA, özellikle savunma alanında ABD-İsrail stratejik bağlarını güçlendirmek için aktif. ABD”li generaller, emekliler ve askeri akademi öğrencileriyle yürüttüğü saha ziyaretleriyle savunma politikasına doğrudan nüfuz ediyor.Aynı zamanda think-tank (düşünce kuruluşu) olarak raporlar yayınlayarak Pentagon üzerinde etki oluşturuyor. ABD Savunma Bakanlığı”ndan emekli kişiler savunma sanayii şirketlerinde yönetimde yer alıyor.ABD”nin İsrail”e sağladığı yıllık 3.8 milyar dolar askeri yardımın yaklaşık % 80″i Amerikalı savunma firmalarının ürünlerine gidiyor.Lockheed Martin, Boeing, Northrop Grumman gibi devler, İsrail”le ortak projelerde yer alıyor; lobiler sayesinde bu işbirlikleri caydırıcı olmaktan çıkarak stratejik ilişkiler haline geliyor.Bu şirketlerin yönetim kurullarında emekli generaller, eski güvenlik danışmanları ve lobi çevrelerinden isimler sıklıkla yer almaktadır.TRUMP TAMAMEN KONTROL ALTINDA DEĞİLTrump”ın Ortadoğu politikaları AIPAC ve Evanjelist destekli lobi çevrelerinin yönlendirmeleriyle şekillendi.Politikaları ile İsrail lobisinin çıkarları çoğu zaman örtüşse de Trump tamamen kontrol altında değil. Ancak AIPAC, JINSA gibi organizasyonların sağladığı kampanya desteği ve kamuoyu baskısı Trump”ı belli konularda zorladı.YAHUDİ GRUPLARI NASIL ÇALIŞIYOR 1. Askeri Yardımın Şartlı Yapısı: ABD”nin İsrail”e verdiği askeri yardımların % 80″i Amerikan savunma sanayiine gitmek zorunda. 2. Düşünce Kuruluşları: JINSA gibi kuruluşlar, stratejik savunma planlarını şekillendiren akademisyenleri ve askerleri İsrail ile işbirliğine teşvik ediyor. 3. Dönme Kapı Stratejisi: Emekli generaller ve bürokratlar savunma firmalarında pozisyon alarak savunma politikalarını etkiliyor. 4. Kampanya Bağışları: Lobi şirketleri, başkan adayları ve kongre üyelerine kampanya bağışlarıyla nüfuz sağlıyor. 5. Büyük Savunma Anlaşmaları: Trump dönemindeki Körfez-silah anlaşmaları lobiler tarafından desteklendi. 6. İsrail yanlısı karar alma süreçlerinde iç siyasetteki lobicilik, dış politikanın moral ve stratejik argümanlarını yönlendiriyor.
Source: Özgür Bayrak
Trump telefonda Netanyahu”ya sesini yükseltti! Fırça yiyen Netanyahu Trump”ı övmekle yetindi
ABD Başkanı Donald Trump İsrail Başbakanı Netanyahu”ya sesini yükseltti. İsrail’in Jerusalem Post gazetesinin üst düzey İsrailli bir kaynağa dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump ve Başbakan Binyamin Netanyahu”nun sabah saatlerinde yaptığı telefon görüşmesi sert tonda geçti.
ATEŞKES SONRASI UÇAKLAR YENİDEN HAVALANMIŞTI
Dün sabah saatlerinde İsrail, İran”ı ateşkesi ihlal etmekle suçlayıp Tahran”a doğru savaş uçaklarını gönderdiği sırada Trump ve Netanyahu telefonda görüştü. Haberde, Trump”ın Netanyahu”ya “Saldırıyı durdur” diyerek sesini yükselttiği, Netanyahu”nun ise konuşmada “fazla söz alamadığı sadece Trump”a minnetini üst üste dile getirdiği” ifade edildi.
“KONUŞMA ZOR GEÇTİ”
İsrailli kaynak, “Netanyahu ve Trump arasındaki konuşmanın zor geçtiğini, ABD Başkanı”nın ateşkesi bir başarı olarak gördüğünü ve kimsenin ama kesinlikle hiç kimsenin bunu bozmasına izin vermeyeceğini açıkça vurguladığını” paylaştı.
İRAN”A DA MESAJ GÖNDERİLDİ
Bunun karşılığında, İsrail hava kuvvetleri pilotlarının saldırıları durdurma emri aldığı, planlanan hedefleri değil taviz olarak Tahran”da bir radar istasyonunu vurduğu belirtildi.
Öte yandan, ABD”nin Katar üzerinden de İranlılara “saldırılara devam etmemeleri için mesaj gönderdiği” haberde yer aldı.
ATEŞKES SONRASI YAŞANANLAR
ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından ateşkesin uygulamaya girdiğini duyurmuş, İsrail bunu kabul ettiğini açıklamıştı. İsrail, sabah 10:00 sularında füze atıldığını, İran”ın ateşkesi ihlal ettiğini savunmuştu.
Bunun üzerine İsrail”den, İran”a sert karşılık vereceği tehditleri yükselmişti. İsrail basını, daha sonra İsrail ordusunun Tahran”da bir radar istasyonunu hedef aldıktan sonra savaş uçaklarının bölgeden ayrıldığını yazmıştı.
“İSRAİL”DEN HİÇ MEMNUN DEĞİLİM” DEMİŞTİ
ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail”in sağlanan ateşkesi bozduğunu ve bu durumdan memnun olmadığını söylemişti.
Ateşkesin ardından İsrail”in “hiç görülmedik şekilde” saldırıda bulunduğunu belirten Trump, “Onlardan memnun değilim. İran”dan da memnun değilim ancak İsrail”in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim.” ifadelerini kullanmıştı.
Source: Ufuk Dağ
İsrail “Öldürdük” dedi, İranlı komutan zafer kutlamasına katıldı
İsrail”in 13 Haziran”daki saldırılarında hayatını kaybettiği iddia edilen İran Devrim Muhafızları Ordusuna bağlı Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral İsmail Kaani, Tahran”da düzenlenen gösterilere katıldı.
İran resmi haber ajansı IRNA haberinde, İsrail saldırısında hayatını kaybeden generaller arasında Kaani”nin de olduğu iddiaları devam ederken Kaani”nin 12 gün sonra ilk kez başkent Tahran”da görüntülendiğini bildirdi.
Haberde, Kaani”nin İsrail ile ateşkesten sonra Tahran”daki İnkılap Meydanı”nda düzenlenen “zafer kutlamalarına” katıldığını gösteren görüntüler paylaşıldı.
Görüntülerde yanındaki korumalarıyla birlikte meydana gelen Kaani”nin alandaki vatandaşlarla sohbet ettiği görüldü.
IRNA görüntüleri, “12 gün süren İsrail saldırganlığının ardından General Kaani”nin ilk görüntüleri” notuyla paylaştı.
Amerikan The New York Times gazetesi 13 Haziran”da “ismi açıklanmayan İranlı kaynaklara” dayandırdığı haberinde, Kudüs Gücü Komutanı Tümgeneral Kaani”nin İsrail”in İran”daki saldırılarında öldürüldüğünü iddia etmişti.
İran ile İsrail arasında yaklaşık iki hafta süren karşılıklı saldırıların ardından gelen ateşkes haberi sonrasında başkent Tahran”daki İnkılap Meydanı”nda toplanan kalabalık gruplar, zafer kutlaması yapmıştı.
Source:
Motorin ve benzine dev indirim! Tarih belli oldu
İsrail-İran arasında ateşkes başladı, akaryakıt fiyatlarına indirim yolu göründü.26 Haziran 2025 saat 00.01″den itibaren geçerli olmak üzere motorin fiyatlarına 4.06 TL, benzin fiyatlarına ise 2.68 TL indirim yapılması öngörülüyor.ATEŞKES HABERLERİYLE PETROL HIZLI DÜŞTÜOrta Doğu”da İsrail ile İran arasında başlayan sıcak çatışmalar, küresel petrol piyasalarında sert dalgalanmalara neden oldu. ABD”nin İran”daki nükleer tesisleri hedef almasının ardından Brent petrol 77,81 dolara kadar çıkarak son 5 ayın zirvesini gördü. Ancak İran”ın misilleme saldırılarında ciddi bir hasar ya da can kaybı yaşanmaması ve ardından gelen ateşkes haberleriyle birlikte petrol fiyatları hızla geriledi.
Source: Www.star.com.tr
Cüneyd Altıparmak yazdı: Hürmüz”ün hukuki durumu
İsrail”in İran”a saldırmasından sonra tansiyon yüksek seyrediyor… İran, İsrail tarafından yapılan saldırılara karşı -paralel bir biçimde- askeri olarak misilleme yaptı. İsrail”den sonra ABD”nin devreye girmesiyle İran”ın verdiği tepki askeri olmanın yanında “boğazı kapatmak” şeklinde gelişti ve böylece asimetrik bir tepkiye dönüştü.HÜRMÜZ”Ü KAPATMA KARARIPazar günü ABD”nin İran”ı vurmasından sonra İran”ın yasama organı olan “İslami Şura Meclisi” aldığı kararla boğazı resmi olarak kapattı. Pek tabi kapatma girişiminin ne kadar icra edilebilir olduğunu zaman gösterecek. Özellikle Trump”ın tutarsız açıklamaları sebebiyle meselenin nereye evrileceğini kestirmek de mümkün değil. Bu konuda etkin bir kapatma olup olmayacağını değerlendirmek de uzmanların işi. Ancak meselenin hukuki yönünü bilmekte fayda olduğunu düşünüyorum. Bugün bu konuya değinmek istiyorum.HÜRMÜZ NEDEN ÖNEMLİHürmüz Boğazı, İran Körfezi”nde. Dünyanın önemli ticaret yolları üzerinde bulunuyor. Hürmüz Boğazı”nın bulunduğu körfeze kıyısı bulunan sekiz devlet var. Ancak en önemli rol İran ve Umman”da. Zira boğazda bu iki ülke kıyıdaş. Hürmüz büyük miktarda petrol ve doğal gaz gemilerinin güzergâhı konumunda. Sadece bu yönden değil emtia transferlerinin birçoğu da bu yolla yapılıyor. Bu konum İran”ın elindeki bu boğazın büyük bir koz olmasını sağlıyor.ULUSLARARASI DÜZENLEMELERDar su yollarından yani boğazlardan geçiş, serbest mi olsun, kısıtlansın mı yönündeki tartışma çok eskidir fakat bu durumun uluslararası alanda düzenlenmesi geçen yüz yılda gerçekleşmiştir. Somut olarak meselenin iki ayağı var. İlki 1958 tarihli Cenevre Sözleşmesi ve 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmeleridir, diğeri ise Hürmüz Boğazı”na ilişkin sınırı bulunan ülkelerin uygulamalarıdır.ZARARSIZ GEÇİŞHürmüz Boğazı”nda “açık sular” rejiminin uygulanması mümkün değildir. Zira boğazın tamamı iki ülkenin karasuları içinde kalmaktadır. 1958 ve 1982 tarihli sözleşmelere göre burada geçiş özgürlüğü tanıyan “transit geçiş” rejiminin uygulanması mümkün değildir. Hürmüz”de Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesinin 19. maddesi uyarınca; yabancı gemilerin geçişleri, egemen (sahildar) devletin barışına, düzenine veya güvenliğine zarar vermediği müddetçe mümkündür. İşte bu zararsız geçiş hakkıdır.İRAN DENİZ ALANLARI KANUNUHürmüz ile ilgili 1993″ten önce dağınık bir durum vardır mevzuat açısından. Bu durum “İran İslam Cumhuriyeti”nin İran Körfezi ve Umman Denizi”ndeki Deniz Alanları Yasası” ile yeknesak hale getirilmiş. İran, kapatma da dahil olmak üzere tüm hususları bu yasa çerçevesinde yürütmekte. Bu yasayı da BM”ye bildirmiş durumda. Öte yandan İran Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmelerine taraf değil. 1982″de imzalamış ancak onaylamamış, hatta bazı maddelerini uygulamayacağını da ilan etmiştir.UMMAN”IN DURUMUUmman, 1982 tarihli Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmelerine taraf. Bu nedenle aslında bu açıdan “çekinceli” veya “belirsiz” bir alan bulunmuyor. Buna göre Umman, ayrıca kendi karasularında izin alınması kaydıyla, yabancı savaş gemilerinin de “zararsız geçiş” hakkını kullanabileceğini belirtmiştir. Deniz altı ve benzeri deniz taşıtlarının; “yüzeyde seyir etmelerinin” ve “bayraklı olmalarının” zorunlu olduğunu dünyaya ilan etmiştir.ABD”NİN İSTEKLERİ…Boğazlardan serbest geçişin gündeme gelmesi Wilson İlkelerine dayanır. Ama ABD bu kavramı “kendince” yorumlar. ABD”nin olaya yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir: “Her boğazdan ben ve benim seçtiklerim serbestçe geçebilir.” Bunu da aslında kendi oluşturduğu ilkeler, programlar ve yasal düzenlemeler üzerinden değerlendirir. Bu yaklaşıma en büyük itiraz Çin”den gelmektedir. Buradaki temel itiraz bu yaklaşımın diğer devletler üzerinde bir üst egemenlik kurduğu yönündedir. İran”da kendisi gibi sözleşmeye taraf olmayan ABD”nin “işine gelen noktalarda” meseleyi teamül hukuku çerçevesinde ele almasına, diğer noktaları es geçmesine itiraz ederek, “transit geçiş” hakkını tanımamaktadır.BELİRSİZ BİR DÜZEN VARHürmüz Boğazı konusunda Türkiye”nin taraf olduğu Montrö Boğazlar Sözleşmesi gibi çoğunluk bölge devletlerinin de olduğu özel bir antlaşma henüz yapılabilmiş değil. Bu da meselenin karasularına ilişkin hukuka daha yakın seyretmesine sebebiyet veriyor. Meselenin hukuki yönü böyle ama olaylar hukuki sınırları aşalı yıllar oluyor sanırım!
Source: Cüneyd Altıparmak
Ergün Yıldırım yazdı: Mezhepçilik siyaseti İsrail”e yarar
Post-Osmanlı ile beraber Müslümanların emperyal Ortadoğu düzeni sona erdi. Emperyalistler yerleşti ve arkasından da Siyonizm”e ülke bahşettiler. İsrail; eşkıyalık, işgal ve çete savaşları ile devlete dönüştü. Sürekli de savaşıyor. Çünkü savaştan besleniyor. Kan, onun besin kaynağı.İsrail”in kurucu ruhundaki savaş hiç durmuyor. Ya içerde, işgal ettiği topraklarda savaşıyor ya da etrafında. Gazze”de durmadan öldürüyor, yıkıyor, bombalıyor. Lübnan, Suriye, Yemen ve arkasından İran”ı da bombalamaya başladı. Son ateşkesin bozulmasında İsrail”in etkisinin daha çok olduğunu Trump söylüyor. Nasıl ki uçak uçmadan varlığını sürdüremez ise İsrail de savaşmadan yaşayamaz. Hem Gazze”ye bomba atıyor hem de İran”a. Ama ne İran rejimi düştü ne de İran.Daha önce de Irak, Suriye ve Mısır”la savaşlarda Arap milliyetçi siyaseti perişan etmişti. Arap Nasyonal Sosyalizmi yerin dibine girdi. Şimdi bu hat sus pus. Direnen sadece İranlılar ve Türkler. Bir de devletler dışında olan hareketler var. Müslüman Kardeşler bunun başında geliyor. Nitekim İsrail”in saldırısına karşı İran”ı desteklediğini de beyan etti. Teşkilatın kurucu lideri Hasan el-Benna”dan beri her zaman Filistin davasına yardım etti.İsrail”in bu saldırganlığı, Bahçeli tarafından “atılan bombalar Ankara”yı da etkiledi” şeklindeki açıklaması bizi de artık ilgilendirdiğini gösteriyor. İran”dan sonra Türkiye diyenler var. Fakat gerçek şu ki pes etmeyen İran ve Türkiye. Siyonizm”in Ortadoğu”daki düzenine boyun eğmeyen iki devlet.Fakat görünen o ki İsrail”in savaşları durmayacak, buna karşı da yeni bir siyaset geliştirmek zorundayız. İsrail savaşlarına karşı ortak siyasetimiz ne olmalıdır?Hiçbir ülke ve devlet tek başına İsrail”e karşı güvende değildir. Kürtlerin çoğu Türkiye”de yaşıyor. Ancak İsrail çıkıp Kürtlerin hamiliğinden bahsediyor. Yahudi Kürtler adıyla grup oluşturuyor. Tek laik devlete ve üstelik İsrail”i dünyada tanıyan ikinci devlete karşı çekinmeden müdahale stratejileri geliştiriyor.Hepimiz İsrail tehdidi altındayız. Devletler olarak da toplumlar olarak da. Hepimiz buna karşı yeni bir “İsrail siyaseti” ortaya koymalıyız. Ki bu siyasetle İsrail”i durduralım, varlığını kendisine hapis haline getirelim, savaşçı ruhunu yok edelim.Bu siyaset tamamen mezhepler üstü olmak zorundadır. Çünkü mezhepçilik siyasette en fazla İsrail ve emperyalistlerin işine yarıyor. Müslümanları birbirine düşman haline getirerek kolay lokma haline getiriyor. Şiilik, Sünnilik, Alevilik, Vehhabilik… Hepsi birbirine diş bilediğinde, karşıt toplumsal ve siyasal gruplara dönüştüğünde Ortadoğu cehenneme döner. Suriye ve Irak iç savaşları ile beraber bu cehennem kısmen yaşandı. Batı emperyalizminin keşfettiği mezhepçilik siyaseti İsrail”e yarıyor.İsrail”in işgalci ve saldırgan genişlemesine karşı hepimiz Müslümanız veya Ortadoğu”yuz. Müslüman akidesinde veya kültürel varlığında biriz. İttihadı İslam bunun en iyi biçimlerinden biri. Mezhepler ve ırklar üstü davranarak hareket etmeyi önerir. Arap Nasyonal Sosyalizmi, sadece Arapları kapsadı. Başarılı da olmadı. Türkçülük sadece Türkleri kapsar. Farsçılık da epey düşük nüfusa sahip olan Farsları. Kürt milliyetçiliği de en az nüfusa hitap eder. Bu nedenle nasyonalizm ve mezhepçilik ötesi ortak siyasette birleşmek kaderimiz. İttihadı İslam olmaz ise İttihadı- Mezopotamya olur.Şiilik ve Sünniliğin tarihsel çatışma ve karşıt okumalarını siyasete taşımak manasız. Teolojik alanda, itikat alanında kalabilir. Siyaset bunların ötesinde emperyalizm ve İsrail Siyonizm”ine karşı yapılmalıdır. Karşıtlık ve çatışma buraya transfer edilmelidir. Kendi kavgamızı kendimiz veririz. Bizi birbirimizle kavga ettirerek, bize kölelik dayatanların siyasetine karşı da yekvücut kavga etmeliyiz. Burada kimsenin mezhebine, rengine, ırkına, soyuna bakmamalıyız. Yoksa Müslümanlar İsrail”den daha uzun süre dayak yemeye devam ederek yaşayacaklar.
Source: Ergün Yildirim
İran-İsrail savaşı sona mı erdi? İsrail-İran arasında ateşkes oldu mu?
İran-İsrail arasında süren savaşın 12. gününde Trump”ın da ateşkes çağrısı ile yeni gelişmeler yaşanmaya başladı. Peki, İran-İsrail savaşı sona mı erdi? İsrail-İran arasında ateşkes oldu mu? İRAN-İSRAİL SAVAŞI SONA MI ERDİ? İki ülke arasındaki çatışmalar 12 gündür aralıksız devam ederken ABD Başkanı Donald Trump, “”sonsuza dek sürecek”” ifadeleri ile sosyal medya hesabından ateşkese dikkat çekmişti. Ancak ateşkesten hemen önce karşılıklı saldırılar devam etti ve İran”da bir nükleer bilim insanının ailesi ile beraber hayatını kaybettiği belirtildi. 24 Haziran gününün ilk saatlerinde İran ve İsrail”in ateşkesi kabul ettikleri açıklamaları geldi. İRAN-İSRAİL ARASINDA ATEŞKES OLDU MU? ABD Başkanı Donald Trump”ın açıklamasına göre iki ülke arasında ateşkes konusunda anlaşıldı. İlerleyen saatte İran”ın ateşkesi ihlal ettiği ve İsrail”e fırlatılan bir füze tespit edildiği İsrail ordusu tarafından öne sürüldü. İsrail Savunma Bakanı Katz, İran”ın ateşkesi ihlal ettiği gerekçesi ile Tahran”daki hedeflere yönelik vur emri verildiğini duyurdu. Ancak İran basını İsrail”e herhangi bir füze fırlatılmadığını açıkladı.
Source: Haber Merkezi
İran”da Mossad ajanı olmakla suçlanan 3 kişi idam edildi
İran devlet televizyonu, yargı makamının konuya ilişkin yazılı açıklamasını yayımladı. Buna göre, İran Yüksek Mahkemesi tarafından onanan İdris Ali, Azad Şucai ve Resul Ahmed Resul”un cezası, sabah saatlerinde Urumiye”de infaz edildi. Söz konusu kişiler, düşman yabancı devletlerle işbirliği yaptıkları iddiasıyla “yeryüzünde bozgunculuk” ve “harp suçu” ile suikast ekipmanlarını ülkeye sokmak kapsamında suçlanıyordu. Söz konusu ekipmanların bir kişiye suikastta kullanıldığı öne sürülmüştü.
Source: Internet Haber
Temsilciler Meclisi, Trump”ın azlini reddetti
ABD Başkanı Donald Trump hakkında bir kez daha azil girişiminde bulunuldu. Trump, hakkında İran”a Kongre onayı olmadan askeri operasyon emri verdiği gerekçesiyle Demokrat Temsilci Al Green tarafından sunulan azil tasarısı Temsilciler Meclisi”nde oylandı. Tasarı, 344″e karşı 79 oyla reddedildi. Temsilciler Meclisi”nde söz konusu azil tasarısı doğrudan oylanmazken, bunu yerine Cumhuriyetçiler tarafından sunulan ve tasarının “rafa kaldırılmasını” öngören teklif oylandı.Oylama, Demokrat Parti içinde görüş ayrılıklarına yol açtı. New York Temsilcisi Alexandria Ocasio-Cortez gibi bazı ilerici Demokratlar azil girişimini desteklerken, partinin önde gelen isimlerinden eski Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi bu çağrıya karşı çıktı. Pelosi”nin yanı sıra çok sayıda Demokrat üye de Cumhuriyetçilerle birlikte önergenin gündemden düşürülmesi yönünde oy kullandı.Schumer: Trump bu gecenin hesabını Amerikan halkına vermeliABD İran”a saldırdı! Trump”a “azil” tehdidiGreen, azil tasarısını Başkan Trump”ın İran”ın nükleer tesislerine yönelik saldırı emrini Kongre onayı olmadan vermesinin, Anayasa”da belirtilen savaş yetkisi ve güçler ayrılığı ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Temsilciler Meclisi”ne sundu. Green, Trump”ın bu adımıyla Kongre”yi devre dışı bıraktığını ve yetkisini kötüye kullandığını savundu.Green, azil girişiminin reddedilmesine rağmen geri adım atmayacağını belirterek, “Anayasal sorumluluğumuz devam ediyor. Bu mesele halkın vicdanında karşılık bulacaktır.” dedi.
Source: Erkan Talu
Mehdi Taremi bombardımandan kurtuldu! Arabayla kilometrelerce kaçtı..
İtalya Serie A ekiplerinden Inter”in İranlı yıldızı Mehdi Taremi, Orta Doğu’da artan gerilim nedeniyle günlerce mahsur kaldığı Tahran’dan ayrılmayı başardı. İsrail”in İran”a yönelik başlattığı saldırıların ardından yaşanan gerilimde İnter”in yıldız ismi Mehdi Taremi Tahran”da mahsur kalmıştı.Gazzetta dello Sport’un haberine göre tecrübeli golcü, başkentten çıkarak kilometrelerce uzaktaki ailesinin yaşadığı Buşehr’e gitmeyi başardı.
“YAŞADIĞIM CEHENNEMDİ”
32 yaşındaki forvetin Tahran’dan çıkması, bölgede yükselen çatışmalar nedeniyle neredeyse imkânsız hâle gelmişti. İsrail’in 12 gün önce İran’a yönelik başlattığı saldırılar sonrası başkent adeta savaş alanına dönmüştü. Taremi, yakın çevresine bu süreci “yaşayan bir cehennem” olarak tanımladı.
INTER”E BİLDİRDİ
Taremi, Tahran’dan çıkışının ardından Inter teknik direktörü Cristian Chivu ve kulüp yetkililerine güvenli bölgeye ulaştığını bildirdi. Oyuncunun önümüzdeki günlerde Avrupa’ya dönerek takım arkadaşlarıyla buluşması bekleniyor.
Taremi zor günler geçirirken, Inter Milan kadrosu şu sıralar çok daha huzurlu bir atmosferde, FIFA Kulüpler Dünya Kupası kapsamında River Plate ile oynayacağı kritik maça hazırlanıyor. İki farklı coğrafya, iki zıt tablo… Taremi”nin güvenliğe ulaşmış olması, hem kulüp hem de taraftarlar için rahatlatıcı bir gelişme oldu.
Öte yandan İtalyan basını Premier Lig ekiplerinden Fulham”ın, Mehdi Taremi için yaklaşık 5 milyon Euro”luk bir teklif sunmaya hazırlandığını yazdı. Önümüzdeki günlerde transferle ilgili görüşmelerin yoğunlaşması bekleniyor.
Source: Derleyen: Ümit Genç
İsrail”in Gazze”de düzenlediği saldırılarda 32 Filistinli hayatını kaybetti
İsrail ordusu Gazze Şeridi”nin çeşitli bölgelerinde sabah saatlerinden itibaren saldırılarını sürdürüyor.
Hastane kaynaklarından alınan bilgiye göre, İsrail ordusunun Gazze”nin kuzeyindeki Cibaliya beldesinde düzenlediği saldırıda 3 Filistinli yaşamını yitirdi.
İsrail”in Gazze kentinin güneyindeki Şucaiyye Mahallesi”nde bir evi hedef aldığı saldırıda 12 Filistinli hayatını kaybetti, yaralananlar oldu.
İsrail”in Gazze kentinin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampının kuzeyinde bir eve düzenlediği hava saldırısında 6, Deyr el-Belah”ta bir evi hedef aldığı saldırıda 4 Filistinli hayatını kaybetti.
İsrail ordusunun Gazze Vadisi bmlgesinin güneyindeki Salahaddin Caddesinde yardım bekleyenleri hedef aldığı saldırıda 7 Filistinli yaşamını yitirdi, 2″si ağır 18 kişi yaralandı.
“Ölüm tuzakları”
İsrail, 27 Mayıs’tan bu yana Birleşmiş Milletler (BM) ve uluslararası yardım kuruluşlarının denetimi dışında, ABD-İsrail güdümlü “Gazze İnsani Yardım Vakfı”nı devreye sokarak sözde yardım dağıtımı gerçekleştiriyor.
Ancak bu yapı, BM tarafından tanınmıyor ve Filistinli gruplarca reddediliyor. Hamas, bu sistemi “ölüm tuzakları” olarak nitelendiriyor.
Gazze”deki Hükümetin Medya Ofisinden yapılan açıklamaya göre, 27 Mayıs”tan bu yana İsrail-ABD güdümlü “Gazze İnsani Yardım Vakfı” tarafından insani yardım adı altında kurulan dağıtım bölgelerinde Filistinlilerin hedef alındığı sistematik saldırılarda en az 516 kişi hayatını kaybetti, en az 3 bin 799 kişi yaralandı.
İsrail, 2 Mart’tan bu yana Gazze Şeridi’ne giriş sağlayan tüm kara sınır kapılarını kapalı tutuyor. Yardım taşıyan yüzlerce kamyonun geçişi engellenirken, yalnızca sınırlı sayıda aracın Kerem Ebu Salim Sınır Kapısı’ndan geçmesine izin veriliyor.
İsrail ordusunun 7 Ekim 2023’ten bu yana saldırılarını sürdürdüğü Gazze”de, yoğun bombardıman, aç bırakma, zorla yerinden etme ve altyapının yıkımı sonucu büyük bir insani felaket yaşanıyor.
Uluslararası kamuoyunun ve Uluslararası Adalet Divanının ateşkes çağrılarına rağmen İsrail”in soykırım boyutuna varan saldırıları aralıksız sürüyor.
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.
Source:
On iki gün savaşının ateşkesi barışla sonuçlanır mı?
Dün itibarıyla İran, İsrail, ABD arasındaki savaş, en azından şimdilik, noktalandı. Peki bu savaşta kimler kazandı, kimler kaybetti? İsterseniz bakalım, gerçekten kazanan var mı yok mu?
Savaşı en çok isteyen Siyonist İsrail ve soykırımcı Netanyahu kaybetti, çünkü savaşı başlatırken İran’ın kendisini vuramayacağını sanıyordu. Sanıyordu zira, Amerika’da bir toplantı için otururken koltuğunu büyük bir saygıyla tutarak onu oturtan Başkan Trump hemen Netanyahu’nun imdadına koşacak ve İran; öldürülen üst düzey komutanlarını ve neredeyse bir düzine bilim insanını kaybetmekle kalacaktı. Üstelik birçok şehirdeki stratejik yerler ve nükleer santrallerinin bulunduğu şehirler bombalanacaktı. Böylece İran, Amerika’dan korktuğu için hiçbir hamle yapmayacaktı. Bu haliyle İsrail kazanacak, efelenecek, ülkesinin Demir Kubbe”siyle, demir yumruğunu istediği kimselere indirmiş olmanın zevkini yaşayacaktı.
Ama öyle olmadı. Amerika ve özellikle Trump “Tilkiye kaç, tazıya tut” diyerek son derece pişkin bir rol oynadı ve sonuna kadar savaşa katılmadı; İran füzelerinin, İsrail’in yenilmezlik karizmasını çizmesini izledi. Ve son vuruşu kendisinin yapması gerektiğini bildiği için İran’ın nükleer tesislerini bombalayarak Netanyahu’nun başından beri yalvaran, savaşa katılma ısrarını da yerine getirmiş oldu. Bana kalırsa Trump, ustaca ve sinsi bir şekilde süreci iyi yönetti. İyi yönetti ama içeride halk nezdinde önemli oy kaybına uğradı. Savaşları sonlandırma sözü ile başkan seçilen Trump, Amerika ve dünya kamuoyunda iki yüzlü başkan olarak tarihe geçti.
Siyonistliğin günümüzdeki somutlaşmış hali olan Netanyahu kaybetti. Ona güvenen Yahudi halkı dağıldı, bir kısmı ülkeyi terk etti. Başta Tel Aviv olmak üzere önemli şehirleri, banliyöleri, ekonomik merkezleri, limanları vuruldu. İsrail hiçbir zaman hayal etmediği yıkımı yaşadı. İsrail’in en çok güvendiği ve gölgesinde kendisini refah içinde hissettiği Demir Kubbe delindi, İHA’larla birlikte güvenleri de boşa çıktı, Siyonist Başbakana karşı öfkeler çığ gibi çoğaldı.
İHA deyince unutmadan söyleyeyim. İsrail’in kendi yaptığı bu İHA’lar terör devletinin başını belaya (!) soktu. Şöyle ki, İran’ın bölünmesi için savaşta kullanılan İHA’lar İranlıları tek yürek yaptı, bırakalım bölünmeyi, İran halkı tutkal gibi birbirine kaynadı. İkincisi de biz 2005 yılında İsrail’den İHA satın almak için onlarla bir anlaşma yapmıştık. Bu anlaşmanın bedeli de yaklaşık 190 milyon dolardı. Anlaşmanın üzerinden üç yıl geçti, sabırla bekledik. Bu arada teröristlerin üzerine giden FETÖ”cü askeri personele dünya kadar paralar da ödedik. Nihayet üç yıl sonra İsrail üç adet İHA gönderdi. Bu İHA’lar da operasyon sırasında sebepsiz bir şekilde düşüp parçalandılar, görev yapamadılar. Bunun üzerine FETÖ”cü komutanlar yeni bir rapor hazırlayarak Genelkurmay”a, onlar da Başbakanlığa sundular. Bu rapora göre İsrail’den on adet İHA’nın daha alınması gerekiyordu. Söz konusu on adet Heron daha alındı. Alınan bu Heronların beş tanesinin motoru arızalı çıktı, ikisinin elektronik sistemi çalıştırılamadı. Bunlardan daha da önemlisi bu İHA’lar görüntü alamıyordu. Görüntülerin bir kısmı çok flu, anlaşılamıyor, bir kısmı da PKK’lı teröristleri göstermiyordu. Tamir edildikten sonra görüntü verenler de saatler sonra Genelkurmay’a geliyordu. Elbette görüntüler önce İsrail’e gidiyor, temizlendikten (!) sonra Genelkurmay’a geliyordu. Peki sonunda ne mi oldu? Türkiye kendi İHA’sını, hem de en iyilerini yaptı.
Tekrar etmek gerekirse, on iki gün süren savaşın kaybedeni kan içici, soykırımcı, bebek katili, Siyonist Netanyahu oldu. Katar”daki ABD üssüne füze atmadan önce, Katar resmi makamlarına haber vermenin, Amerika’ya haber vermenin aynı şey olacağını bilerek boş binaların yakınlarına on üç adet sembolik füze atarak rahatlayan (!) İran da kaybetti. Trump, saldırıyı önceden haber verdiği için İran’a dün teşekkür etti. İran; ABD aracılığıyla İsrail ile ateşkes yaparken, Siyonistlerin Gazze’den çekilmesini şart koşsaydı, savaşın kazananı olacaktı, ne yazık ki olamadı. Trump’a gelince; o da görünürde kazanmış gibi olsa da, evvela kendi kamuoyu olmak üzere dünya halkları nezdinde kaybetti.
Gerçekten de bu savaşın kazananı olmadı. İran dün, ateşkesten sonra kendisini savaşın galibi olarak ilan ederek, Tahran’da büyük bir katılımla kutlamalar yaptı. İsrail’de Netanyahu, kabinesinde kendisini kayıtsız şartsız destekleyen bakanlarla toplanarak savaşı kazandıklarını ilan etti. On ikinci günde ateşkesle sonuçlanan İran-İsrail arasındaki savaşın bir barışla neticelenip neticelenmeyeceğini zaman gösterecek. Her ne kadar şimdiden bir şey söylemek erken sayılsa da Netanyahu’nun kanla beslenen bünyesi yeniden kan isteyecektir. Ayrıca içerideki hukuki sürecin de sıkıştırmasıyla yeni bir cephe açacağını söylemek pek yanlış olmayacak.
Ferman Karaçam
YouTube : youtube.com/c/Ferman Karaçam
Twitter : twitter.com/fermankaracam
Instagram : instagram.com/fermankaracam
Facebook : facebook.com/karacamferman
E-mail : fermankaracam@gmail.com
Web Sitesi : fermankaracam.com
Source: Ferman Kara
Ateşkes haberleri petrolün ateşini düşürdü
Dün 69,41 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 66,86 dolar seviyesinde tamamladı.
Brent petrolün varil fiyatı, bugün saat 09.00 itibarıyla kapanışa göre yüzde 0,5 artışla 67,23 dolar oldu. Aynı saatte Batı Teksas türü (WTI) ham petrolün varili 65,09 dolardan alıcı buldu.
Petrol fiyatları, İran ile İsrail arasında ABD Başkanı Donald Trump”ın arabuluculuğunda sağlanan ateşkesin ardından sınırlı yükseldi. Ancak fiyatlar, ham petrol akışında bir aksama yaşanmayacağı beklentisiyle son haftaların en düşük seviyelerine yakın seyretti.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, ateşkesle son bulan saldırılarında İran”ın nükleer programına son verdiklerini iddia etti. Başbakan Netanyahu, X sosyal medya hesabından paylaştığı video mesajda, sabah saatlerinde yürürlüğe giren ateşkesle son bulan İran”a saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İran”a nükleer programını sürdürmesi halinde tekrar saldıracakları tehdidinde bulunan Netanyahu, “İran nükleer silaha sahip olmayacak.” ifadesini kullandı.
Ancak ABD”li istihbarat kaynakları, saldırıların İran”ın nükleer kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmadığını, sadece birkaç aylığına geriye ittiğini belirtti.
İsrail ile İran arasında 12 gündür süren karşılıklı saldırıların sonlandırılması için ateşkes kararına varılsa da sahadaki tansiyon yüksek seyrini sürdürüyor.
İsrail ordusu, İran”dan gönderildiğini iddia ettiği 2 insansız hava aracını (İHA) salı akşam saatlerinde ülke sınırlarına varmadan düşürdüğünü duyurdu. Ordudan yapılan açıklamada, İHA”ların ülke hava sahasına girmeden etkisiz hale getirildiği öne sürüldü. İsrail ordu radyosu, bu araçların sabah saatlerinde, ateşkes yürürlüğe girmeden önce fırlatılmış olabileceğini bildirdi.
İsrail, sabah saatlerinde İran”ın balistik füze saldırısı düzenlediğini ve bunun ateşkesin ihlali anlamına geldiğini savunmuştu. Bu gelişmelerin ardından İsrail, İran”a yönelik sert karşılık vereceğini açıklamış, basında yer alan haberlerde İsrail savaş uçaklarının Tahran”daki bir radar üssünü hedef aldığı aktarılmıştı.
ABD Başkanı Trump ise ateşkesin ardından her iki tarafın da anlaşmayı ihlal ettiğini belirterek, “İran”dan memnun değilim ancak İsrail”in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim,” ifadelerini kullandı.
ABD”nin doğrudan çatışmalara dahil olması, yatırımcıların özellikle Hürmüz Boğazı”ndaki güvenli geçişler konusunda endişelenmesine yol açtı. İran ile Umman arasındaki boğazdan günlük yaklaşık 20 milyon varil ham petrol ve yakıt taşınıyor. Bu miktar, dünya tüketiminin yaklaşık yüzde 20″sine karşılık geliyor.
Yatırımcılar ayrıca, dünyanın en çok petrol tüketen ülkesi ABD”ye dair bugün açıklanacak haftalık petrol ve yakıt stokları verilerini bekliyor.
Brent petrolde teknik olarak 77,12 doların direnç, 60,30 doların destek olarak izlenebileceği ifade ediliyor.
Source:
“Yok ettik” dediler, rapor yalanladı: Pentagon’dan, İsrail ve Trump’a soğuk duş
Konudan bilgisi olan üç kaynak, CNN’e, ABD”nin İran”ın nükleer tesislerine saldırıları konusunda hazırlanan erken bir ABD istihbarat değerlendirmesi hakkında bilgi verdi. Pentagon”un istihbarat kolu Savunma İstihbarat Ajansı tarafından yapılan değerlendirmeye göre, ABD’nin gerçekleştirdiği saldırılarla ilgili erken bulguların, İran”ın nükleer tesislerinin ana bileşenlerini yok etmediği, sadece işlevini aylarca ötelediği belirtildi. Kaynaklar, İran”ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun yok edilmediğini ve santrifüjlerin büyük ölçüde sağlam olduğunu belirterek, Dolayısıyla istihbarat değerlendirmesi, ABD”nin bunları en fazla birkaç ay geriye götürdüğü yönünde” ifadesini kullandı. Beş sayfa olduğu belirtilen ön değerlendirme raporu konusunda New York Times’a konuşan kaynaklar, ABD’li yetkililerin iddia ettiği şekilde İran’ın nükleer tesislerinin yerle bir olmadığını, nükleer çalışmaları en fazla 6 ay geciktirebileceğini kaydetti. Raporda ayrıca ABD’nin saldırılarından önce İran”ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun büyük bir kısmını daha korunaklı gizli nükleer tesislere taşımış olabileceği ifade edildi. Söz konusu istihbarat değerlendirmesinin erken bulgular üzerine yapıldığı, yeni bilgiler geldikçe değişebileceği de not edildi. Öte yandan, Beyaz Saray”dan CNN’e yapılan açıklamada, değerlendirmenin varlığını kabul etmekle birlikte buna katılmadıkları belirtildi. Beyaz Saray Basın Sözcüsü Karoline Leavitt, söz konusu değerlendirmenin tamamen yanlış olduğunu ve bunun sızdırılmasının Başkan Trump”ı küçük düşürmeyi amaçladığını savundu. Leavitt, Herkes, hedeflerine mükemmel bir şekilde atılan 14 tane 13 tonluk bombanın ne yapacağını bilir, tamamen yok etmek ifadelerini paylaştı. ABD Başkanı Donald Trump, 21 Haziran”da ABD B-2 uçaklarının İran”ın Fordo, Natanz ve İsfahan nükleer tesislerine hava saldırısı düzenlediğini duyurmuş, saldırıların İran”ın nükleer zenginleştirme tesislerini tamamen ve bütünüyle yok ettiğini öne sürmüştü. NETANYAHU NE DEMİŞTİ? İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, X sosyal medya hesabından paylaştığı video mesajda, sabah saatlerinde yürürlüğe giren ateşkesle son bulan İran”a saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. İran”a nükleer programını sürdürmesi halinde tekrar saldıracakları tehdidinde bulunan Netanyahu, İran nükleer silaha sahip olmayacak ifadesini kullandı. ABD”nin İran”a saldırısını İsrail Stratejik İşler Bakanı Ron Dermer ile birlikte yürüttüğü diplomatik çabanın meyvesi olarak nitelendiren Netanyahu, ABD Başkanı Donald Trump”a İsrail”e desteği için teşekkür etti. Netanyahu, Trump”ın İsrail”in ateşkesi ihlal ederek İran”a saldırmasına bulunmasına sert tepki göstermesine ilişkin bir yorum yapmadı. ATEŞKES ABD Başkanı Donald Trump, İsrail ve İran arasında 12 gün süren saldırıların ardından ateşkesin uygulamaya girdiğini duyurmuş, İsrail bunu kabul ettiğini açıklamıştı. İsrail, sabah 10:00 sularında füze atıldığını, İran”ın ateşkesi ihlal ettiğini savunmuştu. Bunun üzerine İsrail”den, İran”a sert karşılık vereceği tehditleri yükselmişti. İsrail basını, daha sonra İsrail ordusunun Tahran”da bir radar istasyonunu hedef aldıktan sonra savaş uçaklarının bölgeden ayrıldığını yazmıştı. ABD Başkanı Donald Trump, İran ve İsrail”in sağlanan ateşkesi bozduğunu ve bu durumdan memnun olmadığını söylemişti. Ateşkesin ardından İsrail”in hiç görülmedik şekilde saldırıda bulunduğunu belirten Trump, Onlardan memnun değilim. İran”dan da memnun değilim ancak İsrail”in bu sabah yaptıklarından hiç hoşnut değilim ifadelerini kullanmıştı.
Source: Dış Haberler Servisi
Trump Lahey’e sanki Erdoğan’ı görmeye gelmiş gibiydi
Dün öğleden sonra saat 14.00 sularında Ankara’dan havalanan TUR uçağı, menzili olan Amsterdam Havalimanına 3,5 saatlik bir sürenin ardından iniş yaptı.
Uçak havalandıktan kısa süre sonra bir teamül olarak Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve kurmay heyeti, uçağı dolaşıp seyahate kalan herkesle, hepimizle selamlaştı.
İki sene önce Litvanya’nın Başkenti Vilnius’ta yapılan zirveyi de yerinde izlemiştim.
Uçağımız oraya iner inmez, havalimanının hemen kenarında, liderleri korumak üzere oraya yerleştirilmiş olan Patriot füze bataryaları dikkatimi çekmişti.
Amsterdam’a inince de arandım, burada da benzeri bir durum var mı diye.
Belki de burası Rusya’ya uzak mesafede olduğu için, ya da Litvanya gibi daha yakın bir tehdit alanı olmadığı için Patriot yoktu havalimanında.
Ancak, olağanüstü güvenlik tedbirleri dediğimiz şeyin alanına giren pek çok uygulama, Lahey’de de karşımıza çıktı.
TRUMP LAHEY’E SANKİ ERDOĞAN’I GÖRMEYE GELMİŞ GİBİYDİ
Böyle bir ara başlık atıyorum ama bunda bir abartı yahut kinaye aramayın lütfen.
Ne gördüysek ona binaen izlenim aktarıyoruz.
Üç ayrı fotoğraf karesine bakınca bana hak vereceksiniz.
İlk kare, liderlerin Lahey’de ilk buluşmalarında verilen aile fotoğrafından.
Erdoğan ve Trump karede yan yana ve Trump orada bir tek Erdoğan’la ilgileniyor.
Görüntünün devamında şöyle bir şey oluyor:
Lahey’e gelmeden önce ‘Yağ çekmek için’ Trump’a övgü dolu sözlerle mesajlar atan NATO Genel Sekreteri Mike Rutte, (Trump bu mesajları kendisi ifşa etti) Trump’ın ilgisini başka alanlara kaydırmak için arka çaprazdan eliyle omuzuna dokunuyor.
Orada öyle bir görüntü…
Devamında akşam yemeğine geçiliyor,
Trump’la aynı masada oturan isimler…
Yine Erdoğan, İtalya Başbakanı Meloni ve ev sahibi sıfatıyla (Aynı zamanda Hollanda eski başbakanı) Mike Rutte…
Liderlerin tümünün aynı ortamda bulunduğu her iki enstantanede bu durumun tesadüfen geliştiğini düşünmezsiniz herhalde.
Ve üçüncü fotoğraf karesi akşamın son saatlerinden.
Erdoğan ve Trump baş başa görüşme halinde.
O görüşmeden yansıyan bir fotoğraf karesi…
Erdoğan yine sakin, abartısız ve dingin bir duygu iklimi içinde gibi görünüyor.
Trump’ın ilgisinden memnun ama Rutte’nin durumunda olmamak gibi bir ifadeye sahip.
Trump ise, hem halinden memnun hem de neşeli bir havada.
Kime ne zaman çatacağı belli olmayan bir ABD başkanının verdiği bu pozlar, yeterince çarpıcı, yeterince dikkat çekici değil mi?
Tabi ki bu görüntüler kadar, hatta ondan daha fazla, yapılan görüşmelerin içeriği de önem taşıyor.
Trump’ın Erdoğan’a yakınlığı ile Washington’un Ankara’ya olan yakınlığının paralel bir çizgide olması halinde bu kareler daha büyük değer taşır.
Bu yakınlığı, ikili ilişkilerde somut, pozitif sonuçlar üretmeyecek şekilde, hatta negatif yönde kanalize etmeye çalışan Trump’ın A takımındaki bazı isimler gibi, İsrail lobisi gibi, sistem içi aktörlere dikkat etmek lazım mesela.
Dün Erdoğan Trump görüşmesi sonrası İletişim Başkanlığı’ndan şu açılama yapıldı:
“Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi için bulunduğu Lahey’de Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Donald Trump ile bir görüşme gerçekleştirdi.
Görüşmede Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, enerji ve yatırım başta olmak üzere farklı alanlarda iki ülkenin büyük potansiyele sahip olduğunu, özellikle savunma sanayii alanındaki iş birliğinin ilerletilmesinin toplam 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasını kolaylaştıracağını ifade etti.
Cumhurbaşkanımız, Amerika Başkanı Trump’ın gayretleriyle İsrail-İran arasında sağlanan ateşkesi memnuniyetle karşıladığını, bunun kalıcı olmasını temenni ettiğini, Gazze’deki insani trajedinin bir an önce sonlandırılmasında ve Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın barışçıl çözümünde yakın diyaloğun önemini vurguladı.
İki lider, NATO’nun önde gelen Müttefikleri olarak, İttifakın caydırıcı gücünün pekiştirilmesi için atılacak adımların ehemmiyetine dikkat çekti.”
NATO ZİRVESİNDE ÖNE ÇIKANLAR…
Şimdi de, NATO zirvesi ile ilgili diplomatik kaynaklardan aldığım bazı bilgileri aktarayım
Zirvenin bir NATO’nun bütününü ilgilendiren başlıkları var, bir de Türkiye’yi özel olarak ilgilendiren başlıklar.
-Lahey’deki Zirve, transatlantik ilişkilerdeki gelişmelerin ve Ukrayna savaşının Avrupa güvenliğinin geleceğine etkilerinin tartışıldığı bir ortamda gerçekleştiriliyor.
-Zirvesi’nin ana gündemini, Müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaları yönünde alacakları karar ve böylelikle Avrupa güvenliğinde daha adil bir külfet paylaşımı sağlanması hususları oluşturuyor.
-Bu doğrultuda, Zirve’de, Müttefiklerin savunma harcamalarının 2035 yılına kadar GSYİH’lerinin toplamda yüzde 5’ine yükseltilmesinin kararlaştırılması öngörülüyor.
-Zirve’de ayrıca, Avrupa-Atlantik bölgesi genelinde savunma sanayii üretim kapasitesinin artırılması ve bu yönde Müttefikler arasında gerçekleştirilebilecek iş birliği imkânları da gündeme geldi.
Türkiye’nin Zirve’de,
-Savunma harcamalarının artırılmasının beklendiği mevcut güvenlik ortamında, 2023 Vilnius ve 2024 Waşington Zirvelerinde alınan kararlarla da uyumlu olarak, Müttefikler arasındaki savunma sanayii ticareti önündeki bariyerlerin şartsız şekilde kaldırılması beklentisi,
-İttifaka yönelik iki ana tehditten biri olan terörizmle mücadelede NATO’nun rolünün güçlendirilmesi gereği,
-AB’nin, savunma ve güvenlik gayretlerinde AB üyesi olmayan Avrupalı Müttefiklerin (Yani Türkiye’nin de) katılımına imkân verecek şekilde hareket etmesine dönük arayışlar/çağrılar gündeme getirildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bugün Lahey’de Almanya Başbakanı Merz, Fransa Başbakanı Macron ve İngiltere Başbakanı Starmer’le de görüşmeler yapması bekleniyor.
Mehmet Acet – Haber7
Source: Mehmet Acet
12 adetlik F-35 siparişi resmen veriliyor: Karar NATO zirvesinde duyurulacak
Yeni alınacak F-35A tipi jetler, geleneksel silahlar taşıma kapasitesine sahip olmakla birlikte, ABD yapımı nükleer bombalarla da donatılabilecek. Kararın bu hafta Hollanda”da düzenlenecek NATO zirvesinde Başbakan Keir Starmer tarafından resmen açıklanması bekleniyor.NATO”nun hava yoluyla yürütülen nükleer görev kapsamında, müttefik ülkelere ait uçaklar Avrupa”da stoklanan Amerikan yapımı B61 tipi nükleer bombalarla donatılabiliyor. ABD, Almanya ve İtalya dahil olmak üzere yedi ülke hâlihazırda çift kapasiteli bu uçakları kullanıyor.Nükleer silahların kullanımı, NATO”nun nükleer planlama grubunun yanı sıra ABD Başkanı ve Birleşik Krallık Başbakanı”nın da onayını gerektiriyor. Sir Keir Starmer konuyla ilgili olarak şu açıklamayı yaptı:”Radikal belirsizlikler çağında artık barışı garanti olarak göremeyiz. Bu nedenle hükümetim ulusal güvenliğimize yatırım yapıyor.”12 ADET F-35A SİPARİŞ EDİLECEK12 adetlik F-35A savaş uçaklarının Norfolk”taki RAF Marham üssünde konuşlandırılması planlanıyor. Bu karar, uzun menzilli ve daha geniş yelpazede bomba ile füze taşıyabilen bir jet talep eden Kraliyet Hava Kuvvetleri (RAF) için önemli bir zafer olarak değerlendiriliyor.Şu anda RAF ve Kraliyet Donanması”nın filosunda bulunan F-35B modelinin daha kısa menzilli olduğu ve daha az silah taşıyabildiği biliniyor. F-35B modeli, kısa mesafede kalkış ve dikey iniş yapabilme yeteneği sayesinde, HMS Queen Elizabeth ve HMS Prince of Wales uçak gemilerinden kalkış yapabilmek için tercih edilmişti.
Source: Www.star.com.tr
Güney Kore”den kritik füze testi
Güney Kore, geliştirilmekte olan yerli üretim uzun menzilli havadan karaya güdümlü füzenin testini başarıyla gerçekleştirdiklerini duyurdu.Yonhap”ın haberine göre, Savunma Tedarik Programı Ajansı (DAPA) yetkilileri, Hava Kuvvetleri biriminde yapılan teste ilişkin açıklama yaptı.Yetkililer, füzenin güvenliğini ve işlevlerini etkilemeden uçaktan ayrılıp ayrılmadığını doğrulamak üzere yapılan testin başarıyla sonuçlandığını ifade etti.Füzenin 2018″de başlatılan, hassas saldırılar gerçekleştirmek üzere KF-21 tipi savaş uçaklarına takılacak uzun menzilli füze geliştirme çalışmaları için dönüm noktası olduğunu belirten yetkililer, 2027 itibarıyla KF-21 ile tam entegrasyon denemelerine geçmeden önce füzenin FA-50 hafif saldırı uçaklarının kullanıldığı çeşitli testlere tabi tutulacağını kaydetti.
Source: Www.star.com.tr
Şii hilali- Arz-ı Mev’ud ve Trump’ın İsrail’i oyuna getirmesi
Geçen yazımda
Bu iki ülkünün (Şii Hilali ve Arz-ı Mev’ûd)
Dünya ve bölge gerçeklerine uymadığını.. Şu anda İran’ın başında bulunan Pezeşkiyan”ın da bu gerçeği görüp İslam Devletleri işbirliğine öncelik verdiğini..
İran’ın bu yeni siyaseti
Cumhurbaşkanımızın Siyonistlere karşı olan tavrı ile tetabuk ettiğini (örtüştüğü)
Binaenaleyh
Her iki ülke halklarının bu iki liderin kıymetini bilip sahip çıkması gerektiğini yazmıştım.
ARZ-I MEV’UD
Bölge ve Dünya gerçeklerine uygun değil de Arz-ı Mev’ûd çok mu uygun?
Bunu saplantı haline getirmiş sapık bir ideolojiye sahip Siyonistlere anlatmak mümkün mü?
O da hayır!
İSRAİL KAMBURUNDAN KURTULMAK İSTİYOR
Trump tüccar adam…
Bana göre böyle kuru ezoterik hülyalara da karnı tok.
Hem ülkesini hem de tüm dünyayı sömüren siyon yılanından kurtulmak da kolay değil.
Amerika’nın
Yahudi bankerlere trilyonlarca dolar borcu var.
Bankacılık, sigortacılık, reklamcılık hava ve deniz nakliyeciliği
Sinema-medya
Ve bilhassa sosyal medyayı elinde bulunduran .. daha da ötesi doları basıp Amerika Merkez Bankası’na (FED) kiralayan bir güç var. Böyle bir beladan bir çırpıda kurtulmak kolay mı?
İŞİN BİR DE ŞANTAJ YÖNÜ VAR
Tüm bunlar yetmiyormuş gibi
Dünya siyaset, sanat ve iş insanlarının şantaj kasetleri de Yahudilerin elinde olup İsrail bunu sonuna kadar istismar ediyor.
Mezkûr sinema ve dizi aktörlerinden biri İsrail’i telmih yolu ile bile tenkit edecek olsa hemen belgeler önüne konularak bundan vaz geçirilir.
EPSTEIN ADASI
Siyonistlerin şantaj için en çok kullandığı dünya rezalet timsali Epstein Adası bu şantaj mekânlarından biri olup Trump’ın da bu Ada organizatör ve sahibi ile çekilmiş fotoğrafları var.
Tüm bunlar göz önüne alındığında;
-Trump gibi kendini mahalle kabadayısı gören biri haliyle ne yapmak ister?
-Bu sefil şantajcıyı öldürüp ondan kurtulmak ister tabii ki. Veya en azından burnunun sürüm sürüm sürtülmesini ister.
Jeffrey Epstein’in hapishanede şaibeli intiharı gibi.
YAŞAYAN YAHUDİLERİN
%70″İ GAZZE KATLİAMINI DESTEKLİYOR
İşte Trump’ın eline bu fırsat
İsrail’de yaşayan Yahudilerin %70’inin Gazze katliamını desteklediğini
Binaenaleyh Arz-ı Mev’ûdçu da olduklarını gösteren anket açıklanınca eline geçti.
“İran’ı vur! Arkandayım…” dedi.
Ve İsrail hayatının hatasını yaparak İran’ı vurdu.
ABD İran’ı vurduğunda herkes Trump’ın Netenyahu’nun emrine girdiğini düşünüyorken ben tam aksini söyledim.
Trump çok ince bir siyasetle
Yahudileri kızdırmadan (sebebini yukarıda yazdım)
Yahudi belası ve İsrail kamburundan kurtulmak.. en azından bu kibirli şantajcının burnunun sürtülmesini istiyor.
Çünkü Netenyahu;
Arz-ı Mev’ûd safsatasıyla Türkiye dahil 7-8 İslam ülkesini işgal ederek Büyük İsrail’i kuracağını .. İran’ı bombalasa da aynen daha önce olduğu gibi cevap veremeyeceğini.. cevap verse bile Demir Kubbe’yi geçemeyeceğini düşünüyordu
Ama Trump tersini biliyordu…
PİRİNCİN TAŞINI AYIKLAMAYA ÇALIŞIYOR
Nitekim öyle olmadı.
Beklenenin ötesinde sert bir cevap verdi. İsrail ilk defa böyle büyük bir şoka uğradı.
Trump İsrail’e yardım için koşar gibi yaparak B-2 bombardıman uçaklarını gönderdi ama İsrail’in burnu sürtülmüş maksat hasıl olmuştu.
B-2 Bombardıman uçakları ile İran’ın nükleer tesislerini vurduğunu açıkladı ama uranyum zenginleştirme çalışmasına zarar vermemiş.
İran karşılık olarak
Katar’daki Amerikan üssünü vurduğunu duyurdu ama bunun için Trump İran’a teşekkür etmiş.
Önceden haber verdiği için üs boşaltılmış kimsenin burnu bile kanamamış.
Her iki tarafa “Ateşkes ilan edip -barışın-“ deyince her iki taraf da hemen kabul etmiş.
Ne oldu şimdi?
İran’ın üst düzey komutanlarının öldürülmesi…
İntikam için atılan naralar…
Yahudi milletinin ne kadar korkak ve kırılgan olduğunu unutarak,
Bölgede kimin nükleer güce sahip olup olamayacağına karar vermesi gibi boyundan büyük işlere kalkışması vs. gibi atarlanması falan ne oldu?
Ayıklasın pirincin taşını bakalım.
Bana göre Trump
İsrail’i fena oyuna getirdi.
Bundan sonra
Yahudilere karşı eli daha güçlü olacak.
Dönem sonuna kadar da rahat edeceğini düşünüyorum.
Ne diyelim;
Savaş oyunu çok pahalı ve en kanlı-trajik oyunlardan biridir.
Source: Emin Batur
İsrail-İran ateşkesi sonrası piyasalar uçuşa geçti!
Orta Doğu”da jeopolitik gerilimin azalması küresel piyasalarda risk iştahını artırırken, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell”ın para politikasındaki gevşemeye yönelik açıklamaları piyasaların yönü üzerinde etkili oldu. Dünya genelinde enflasyon ve büyüme gibi temel makroekonomik göstergelere ilişkin soru işaretleri devam ederken, İsrail-İran çatışmasında ateşkesin sağlanması piyasalardaki artan jeopolitik risk algısının yatışmasını sağladı. Yatırımcılar, söz konusu ateşkesin kalıcı olup olmadığını değerlendirirken, bu yöndeki haber akışına göre piyasalarda oynaklığın artabileceği tahmin ediliyor. NATO Zirvesi”ne katılmak için dün Avrupa”ya giden ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya hesabından art arda paylaşımlar yaptı. İran”ın tüm nükleer tesis ve kapasitesini yok ederek savaşı durdurmanın kendisi için büyük bir gurur olduğunu bildiren Trump, ayrıca “Çin, artık İran”dan petrol almaya devam edebilir. Umarım ABD”den de bol miktarda petrol satın alırlar.” ifadesini paylaştı. FED BAŞKANI POWELL, “VERİ ODAKLI HAREKET ETME” YAKLAŞIMINI SÜRDÜRDÜ Öte yandan Fed Başkanı Powell, yılda 2 kez hazırlanan yarı yıllık Para Politikası Raporu”nun ABD Kongresi”ndeki sunumunun ilk gününde, ABD Temsilciler Meclisinin Finansal Hizmetler Komitesi üyelerinin sorularını yanıtladı. Orta Doğu”daki gerilimin ekonomi ve enerji piyasalarına etkisine ilişkin Powell, ekonomik sonuçların ne olacağını bilmek için erken olduğunu, bu konuda spekülasyon yapmak istemediğini söyledi. Para politikası gevşemesine yönelik açıklama yapan Powell, “Enflasyonun beklediğimiz kadar güçlü gelmediğini görebiliriz. Böyle bir durum söz konusu olursa bu faiz indirimine daha erken gidilmesini gerektirecektir. İş gücü piyasasının zayıfladığını görebiliriz ve bu da daha erken faiz indirimi yapılmasını gerektirir. Öte yandan enflasyonun daha yüksek geldiğini görürsek veya iş gücü piyasası güçlü kalırsa o zaman muhtemelen daha geç hareket ederiz.” dedi. Fed Başkanı Powell, bugün ise ABD Senatosu Bankacılık, Konut ve Kentsel İşler Komitesi”ne sunum yapacak. Diğer Fed yetkililerinin açıklamaları da takip edilirken, Cleveland Fed Başkanı Beth Hammack son dönemde kaydedilen ilerlemeye rağmen Banka”nın enflasyon hedefine ulaşması için hala “katetmesi gereken mesafe” olduğunu dile getirdi. New York Fed Başkanı John Williams da para politikasının “ılımlı kısıtlayıcı” duruşunu sürdürmenin maksimum istihdam ve fiyat istikrarı hedeflerine ulaşmak için tamamen uygun olduğunu ifade etti. Williams, tarifeler nedeniyle bu yıl daha yavaş büyüme ve daha yüksek enflasyon beklediğini kaydetti. Makroekonomik veri tarafında, ABD”de cari işlemler açığı, yılın ilk çeyreğinde yüzde 44,3 artarak 450,2 milyar dolara yükseldi. ABD”de S&P CoreLogic Case-Shiller Ulusal Konut Fiyat Endeksi, nisanda yıllık bazda yüzde 2,7 yükselerek konut fiyatlarının artış hızındaki yavaşlamanın sürdüğünü gösterdi. Ülkede Conference Board Tüketici Güven Endeksi ise haziranda 93″e düşerek piyasa beklentilerinin altında gerçekleşti. ENDEKS VADELİ KONTRATLAR YENİ GÜNE KARIŞIK SEYİRLE BAŞLADI Bu gelişmelerle ABD”nin 10 yıllık tahvil faizi yeni güne yüzde 4,31 seviyesinde başladı. Altının ons fiyatı ise yüzde 0,2 artışla 3 bin 329 dolardan alıcı buluyor. İsrail ile İran arasındaki tansiyonun yükselmesinin ardından 77,8 dolara çıkarak ocaktan bu yana en yüksek seviyesine ulaşan Brent petrolün varil fiyatı, sağlanan ateşkesi takiben dün yüzde 3,8 düşüşle 66,9 dolara indi. Brent petrolün varil fiyatı şu sıralarda önceki kapanışının yüzde 0,2 üzerinde 67,1 dolarda işlem görüyor. Dün yüzde 0,4 azalışla 97,9 seviyesinden günü tamamlayan dolar endeksi, şu sıralarda yatay seyirle 97,9″da seyrediyor. New York Borsası”nda dün S&P 500 endeksi yüzde 1,11, Nasdaq endeksi yüzde 1,43, ve Dow Jones endeksi yüzde 1,19 yükseldi. ABD”de endeks vadeli kontratlar yeni güne karışık bir seyirle başladı. AVRUPA BORSALARI POZİTİF SEYRETTİ Avrupa borsalarında dün alıcılı bir seyir öne çıkarken, bölgede Orta Doğu”daki gerilime yönelik gelişmeler ve Lahey”de düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi yakından takip ediliyor. NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, NATO ülkelerinin savunma üretiminde Rusya”nın gerisinde kalmaması gerektiğini belirterek, Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin Türkiye gibi NATO müttefikleriyle işbirliği yapması gerektiği mesajını verdi. Makroekonomik verilere göre küresel ham çelik üretimi, mayısta geçen yılın aynı ayına göre Çin”in üretimindeki sert düşüşün etkisiyle yüzde 3,8 azalarak 158,8 milyon ton oldu. Almanya”da Ifo İş Ortamı Güven Endeksi, faiz indirimleri ve hükümetin büyük mali paketinin şirketlerin gelecekteki işleri konusunda daha iyimser olmasını sağlamasıyla haziranda 88,4 puana yükseldi. Dün İngiltere”de Fransa”da CAC 40 endeksi yüzde 1,04, Almanya”da DAX 40 yüzde 1,6, FTSE 100 endeksi yüzde 0,01 ve İtalya”da FTSE MIB 30 endeksi yüzde 1,63 yükseldi. Avrupa”da endeks vadeli kontratlar yeni güne pozitif başladı. ASYA BORSALARI GÜNEY KORE HARİÇ POZİTİF SEYREDİYOR Asya piyasalarında Güney Kore hariç pozitif bir seyir öne çıkarken, İsrail-İran arasındaki tansiyonun azalması bölge piyasalarında öne çıkıyor. Çin Dışişleri Bakanı Vang Yi, İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile yaptığı telefon görüşmesinde, İsrail ile İran arasında “gerçek bir ateşkese” varılmasını desteklediğini dile getirdi. Japonya Merkez Bankası (BoJ) para politikası kurulunun 16-17 Haziran”daki toplantı özetini yayımladı. Özette, Japonya ekonomisinin küresel gelişmelerin ülke içine yayılma olasılığı açısından dikkatle izlenmesi gereken bir aşamaya girdiği vurgulandı. Bölgede bugün açıklanan verilere göre Japonya”da, öncü endeks nisanda 104,2 olarak gerçekleşti. Bu gelişmelerle, kapanışa yakın Japonya”da Nikkei 225 endeksi yüzde 0,3, Çin”de Şanghay bileşik endeksi yüzde 0,4 ve Hong Kong”da Hang Seng endeksi yüzde 0,7 yükselirken, Güney Kore”de Kospi endeksi yatay seyretti. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN İLE ABD BAŞKANI TRUMP BİR ARAYA GELDİ Dün alış ağırlıklı bir seyir izleyen Borsa İstanbul”da BIST 100 endeksi, günü yüzde 3,36 değer kazanarak 9.448,90 puandan tamamladı. Borsa İstanbul Vadeli İşlem ve Opsiyon Piyasası”nda (VİOP) BIST 30 endeksine dayalı haziran vadeli kontrat ise dün akşam seansında normal seans kapanışının yüzde 0,3 üzerinde 10.634,00 puanda işlem gördü. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve ABD Başkanı Donald Trump, Hollanda Kralı Willem-Alexander ve eşinin, Lahey”de düzenlenen NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi”ne katılan liderler ve eşleri onuruna verdiği akşam yemeği sonrasında bir araya geldi. İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre, görüşmede Türkiye ile ABD ikili ilişkileri, bölgesel ve küresel konular ele alındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan görüşmede, enerji ve yatırım başta olmak üzere farklı alanlarda iki ülkenin büyük potansiyele sahip olduğunu, özellikle savunma sanayi alanındaki iş birliğinin ilerletilmesinin toplam 100 milyar dolar ticaret hacmi hedefine ulaşılmasını kolaylaştıracağını ifade etti. Erdoğan, ABD Başkanı Trump”ın gayretleriyle İsrail-İran arasında sağlanan ateşkesi memnuniyetle karşıladığını, bunun kalıcı olmasını temenni ettiğini, Gazze”deki insani trajedinin bir an önce sonlandırılmasında ve Rusya-Ukrayna arasındaki savaşın barışçıl çözümünde yakın diyaloğun önemini vurguladı. İki lider, NATO”nun önde gelen müttefikleri olarak, İttifakın caydırıcı gücünün pekiştirilmesi için atılacak adımların ehemmiyetine dikkati çekti. Dolar/TL, dün yatay seyirle 39,6010″dan kapanırken, bugün bankalararası piyasanın açılışında önceki kapanışının yüzde 0,1 üzerinde 39,6230″dan işlem görüyor. Analistler, bugün yurt içinde veri gündeminin sakin olacağını, yurt dışında ise Fed Başkanı Powell”ın açıklamaları, ABD”de yeni konut satışlarının takip edileceğini belirtti. Orta Doğu”dan gelecek haber akışının endeksinin yönü üzerinde etkili olacağını ifade eden analistler, teknik açıdan BIST 100 endeksinde 9.450 ve 9.550 puanın direnç, 9.200 ve 9.100 seviyelerinin destek konumunda olduğunu kaydetti. Piyasalarda bugün takip edilecek veriler şöyle: 10.00 Türkiye, haziran ayı sektörel enflasyon beklentileri 14.00 ABD, haftalık mortgage başvuruları 15.30 ABD, mayıs ayı inşaat izinleri 17.00 ABD, mayıs ayı yeni konut satışları 17.00 ABD, Fed Başkanı Powell, para politikası yarıyıl raporunu sunacak
Source:
İran Dışişleri Bakanı Erakçi”den nükleer tesis yorumu! “Saldırılar yol haritamızı ciddi etkileyecek”
İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, ülkesindeki nükleer tesislere düzenlenen saldırıların İran”ın gelecekteki stratejileri üzerinde önemli etkiler yaratacağını söyledi. Londra merkezli El Arabiya el Cedid gazetesine konuşan Erakçi, ateşkes süreci ve nükleer müzakerelere ilişkin açıklamalarda bulundu.”ABD”nin dahil olması İsrail”in zayıflığını ortaya koydu”“Nükleer tesislere yönelik saldırı, İran”ın gelecekteki yol haritasını ciddi şekilde etkileyecektir” diyen Erakçi, ABD”nin çatışmalara dâhil olmasının İsrail”in zayıflığını ortaya koyduğunu savundu.”İran”ın geri adım atacağını sandılar”İran”ın, üçüncü nesil “Hayberşiken” füzeleriyle güçlü bir yanıt verdiğini belirten Erakçi, “Onlar, ABD müdahale ederse İran”ın geri adım atacağını sandılar. Ancak biz ‘Hayberşiken” adlı üçüncü nesil füzelerle daha güçlü ve kararlı bir yanıt verince geri çekildiler ve arabulucular aracılığıyla ateşkes teklif ettiler” ifadelerini kullandı.Nükleer faaliyetler konusunda uzun süredir Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması”na (NPT) bağlı kaldıklarını vurgulayan Erakçi, “Yıllarca dünyaya, Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Antlaşması”na (NPT) bağlı olduğumuzu ve bu çerçevede hareket etmek istediğimizi göstermeye çalıştık. Ancak ne yazık ki bu antlaşma, ne bizi ne de nükleer programımızı koruyabildi” değerlendirmesinde bulundu.”İngiltere, Almanya ve Fransa görüşmeleri müzakere değil”Avrupa ülkeleriyle yapılan temaslara da değinen Erakçi, İngiltere, Almanya ve Fransa ile yürütülen görüşmeleri müzakere olarak değerlendirmediğini belirterek, “Bu, sadece İran ile Avrupa arasında bir görüşmedir. Müzakereler genellikle bir anlaşmaya varmak için yapılır. Ne biz Avrupa ile bir anlaşma peşindeyiz ne de Avrupa”nın böyle bir kapasitesi var. Bizim aradığımız anlaşma, yaptırımların kaldırılmasını içermelidir ki bu Avrupa”nın yetkisinin dışındadır” dedi.
Source: Dünya Gazetesi