Bırak dağınık kalmasın!
Yılın ilk Ay tutulması dün gerçekleşti. Tutulma, Başak burcunda Satürn etkiliydi. Geçen hafta tutulmanın dünya ve Türkiye üzerindeki etkilerinden bahsetmiştim. Bu hafta bireysel olarak bizi nasıl etkileyecek, bunlara göz atalım. Zira tutulma ay sonuna kadar en güçlü etkilerini göstermeye devam edecek.Tutulma Başak burcunda gerçekleştiğinden burcun sembolize ettiği konular gündemimizde olacak. Başak burcu düzene sokma, temizleme, mükemmel hale getirme, analiz etme, eleştirme, hizmet etme, servis verme ve kontrol etmenin yanı sıra sadelik, hasat zamanı, plan ve düzen, sağlık, hijyen, çalışkan, titiz, araştırmacı, kural getiren gibi detaylarla ilişkilidir.Bu tutulma gündelik hayatımızda düzen ve organizasyon gerektiren konuları ön plana çıkarmaya hazırlanıyor. Başak enerjisi sağlık, iş ortamı, planlama ve sorumluluklara dair konuları titizlikle ele alır. Tutulma hayatımızla ilişkili olarak “Yararlı mı, işe yarıyor mu, bana ne katıyor” gibi soruları dürüstçe yanıtlamamızı ve gerekliyse bazı düzenlemeler yapmamızı isteyebilir.Sadeleşme zamanıEğer hayatımızda fazlasıyla hayalperest davrandığımız veya kontrolü bırakıp olayların akışına fazla güvendiğimiz noktalar varsa tutulmayla birlikte daha sorumlu ve planlı davranmamız gerektiğini fark edebiliriz. Yapmak istediğimiz ama sürekli ertelediğimiz projeler ya da benimsediğimiz alışkanlıklar mercek altına alınır.Başak burcundaki Ay tutulması günlük hayatımıza tam da düzen ve detaylar açısından güçlü bir ışık tutacak. Bu dönemde hayatımızın hangi alanlarında dağınıklık, belirsizlik ya da eksiklik varsa artık bunu görmezden gelmek mümkün olmayacak. Başak burcu düzen kurmak, sağlığımıza dikkat etmek, hayatımızı sadeleştirmekle ilgilidir. Bu tutulma döneminde “Artık şurayı düzeltmem lazım, bu ilişkiye bir çekidüzen vermeliyim, sağlığımla ilgili şu adımı atmalıyım” gibi cümleleri daha sık kurduğumuzu fark edebiliriz.Sırada iyi haberler…Ancak gökyüzündeki enerjiler pek de kolay değil. Tutulmanın Balık burcundaki Satürn’e olan karşıt açısı, duygusal olarak bizi biraz zorlayabilir. Bir taraftan mantıklı ve gerçekçi davranarak adımlar atmaya çalışırken diğer taraftan hayatın getirdiği sorumluluklar veya duygusal yüklerden bunalabiliriz. Özellikle ilişkilerde ve iş hayatında beklentilerimizin karşılanmadığını düşünebilir, kendimizi yalnız ya da yetersiz hissedebiliriz. Buradaki önemli mesaj, kendine gereğinden fazla yüklenmemek ve aşırı mükemmeliyetçi davranmamak. Çünkü Satürn, sınırlarımızı ve sorumluluklarımızı hatırlatırken bir yandan da yıpratabilir. Bu dönem duygusal olarak beslenmek de kolay olmayabilir. Kendimizi yalnız ve taleplerimiz karşılık görmüyor gibi hissedebiliriz.Ama iyi haber şu ki; tutulmaya eşlik eden Boğa burcundaki Uranüs’ün üçgen açısı bu süreci destekliyor. Bu, hayatımızda yenilik yapmamız gerektiğini vurgulayan, bizi cesaretlendiren bir enerji. Evet, belki biraz baskı ve sıkışıklık var ama bu aynı zamanda beklenmedik fırsatlar anlamına da geliyor. Hiç hesapta olmayan yeni teklifler, yaratıcı çözümler, farklı bakış açıları hayatı kolaylaştırabilir. Günlük yaşam rutininde veya çalışma biçiminde değişiklikler yaparak daha özgür hissedebiliriz. Maddi konularda sürpriz fırsatlar karşımıza çıkabilir ya da dijital ve yapay zekâyla ilgili konularda önemli işler gündeme gelebilir.Hem fiziksel hem de ruhsal anlamda detokslar yapmak için de ideal bir zaman. Ayrıca evimizde kullanmadığımız ne varsa başkalarına verme, bağışlama, gereksiz olanları ayrıştırma açısından oldukça verimli bir süreç.
Source: Dinçer Güner
Şekerli misin… Vay vay
Bedenimiz için şekerli olmak daha sertleşmiş ve pıhtılarla dolmuş, tıkanmış damarlar, daha kalitesiz eklemler, tendonlar ve daha kötü yaşlanan hücreler anlamına da gelir. Dolayısıyla “yüksek şekerli biri olmak” türküler ve şarkılardaki kadar iyi bir şey değildir. İşte bu nedenle şekerin fazlasından da dikkatle korunmak mühim ve vazgeçilmez bir sağlıklı yaşam görevidir ve kanınızdaki “şeker/glikoz değerlerini” belirli hudutlar içerisinde tutmak yaşamsal bir biyolojik ve metabolik mecburiyet ve süreçtir. Zira makul miktarda şekeri sürekli ve etkili bir şekilde kullanmadan ne enerji üretebiliriz ne de yaşamımızı sürdürebiliriz. Diğer taraftan konu bedenimizdeki şeker düzeyi olduğunda daha da net ve açık deyimiyle “kan-şeker dengesi”nden bahsettiğimizde burada da “makul” sözcüğü yine biyolojik bir altın standarttır. Kan şekerinin azı da çoğu da problemli, tehlikeli ve zararlıdır. Peki, kan şeker dengemizin yerinde olduğunu nasıl anlayacağız? Sadece açlık-tokluk kan şekerimize bakarak hatta onun vazgeçilmez yol arkadaşı sayılan “açlık ve tokluk insülin seviyeleri”ni araştırarak kan şeker dengemiz hakkında fikir sahibi olabilmemiz yeterli ve güvenli midir? Maalesef hayır! Nedenine gelince…UNUTMAYINHEMOGLOBİN A1C (HBA1C) SEVİYENİZİ DİKKATLE İZLEYİN Tıbbi pratikte kısaca A1c olarak da bilinen HbA1c değerlerinin kan analizleriyle takibi “ŞEKERLENME” yani “GLİKASYON” süreçlerinin izlenmesi için vazgeçilmez bir standarttır. Glikasyon meselesinin önemli bir yaşlanma kalitesi belirleyicisi de olduğu dikkate alınırsa A1c seviyelerinin takibinin önemi daha iyi anlaşılacaktır. A1c testi vücudumuzda şekerlenme/glikasyon yoluyla “şeker yapışmış hemoglobin yüzdesi”ni ölçen kıymetli bir biyolojik takip kriteridir. Bu nedenle A1c testi sadece insülin direnci ve tip 2 diyabet için değil yaşlanma kalitesinin takibinde de kullandığımız önemli bir sağlık taraması parametresidir. Hatırlayalım, HEMOGLOBİN tüm kırmızı kan hücrelerinde (eritrositler) bulunan ve oksijeni hücrelerimize taşıyan önemli bir moleküldür. Kan dolaşımında fazla miktarda glikoz/şeker mevcutsa hemoglobinin şekerlenme olasılığı artacaktır. Kanımızda aşırı şeker bulunması durumunda o şeker beklenenden daha fazla hemoglobini “glikozile” edecek yani şekerleyerek(!) yapısal değişime uğratacaktır. Neticede de kanımızdaki “glikozlanmış hemoglobin yüzdesi” çoğalacaktır. Kırmızı kan hücrelerinin yaklaşık 90 ila 120 gün boyunca kan dolaşımımızda tur attıkları/yüzdükleri biliniyor. Dolayısıyla HbA1c değerlerinin ölçümü bize ortalama 2-4 ay boyunca kanımızdaki ortalama kan şekeri seviyelerinin tahminini mümkün kılacaktır. Bu bilgi de şeker dengemizin takibi için daha güvenli bir kriterdir.KESİP SAKLAYINHBA1C’MİZ KAÇ OLSUN Eğer sağlıklı bir kan şekeri aralığını ısrarla koruduğumuzu düşünmek istiyorsak, eğer yaşlanmanın en önemli hızlandırıcılarından biri olan glikasyon/şekerlenme probleminden uzak kalarak sağlıkla yaşlanmayı arzu ediyorsak HbA1c seviyelerimizi dikkatle izlemek zorunda ve mutlaka yüzde 5.7 rakamının altında tutmak zorundayız. Bu rakam 5.8’i hele bir de 6.0’ı aşmışsa hiç beklemeden en kısa zamanda detaylı bir sağlık taramasından geçmeliyiz. Ayrıca şeker hastalığı olan biriysek 5.7’nin üzerindeki rakamlara asla müsaade etmemeliyiz.Diğer taraftan araştırmalar optimal ve en düşük risk aralığının 5.0 ila 5.4 arasında olduğunu gösteriyor. Yine aynı araştırmalar bize HbA1c rakamlarını bu aralıkta tutanların “daha sağlıklı ve aynı zamanda daha uzun bir ömür sürme şanslarının” daha yüksek olduğunu söylüyor.TAVSİYEM ŞUDUR: Şeker hastası olmasanız bile HbA1c rakamlarınızı dikkatle izleyiniz ve mutlaka 5.0 ila 5.4 aralığında tutmaya gayret ediniz çünkü sağlıklı ve uzun bir yaşamın sırlarından biri de bu aralıkta saklıdır.İYİ BİLGİ 1EGZERSİZ NELERİ AZALTIR BİR: KilonuzuİKİ: TrigliserdiniziÜÇ: İnsülin seviyeniziDÖRT: Kan şekeriniziBEŞ: Stres ve depresyon düzeyiniziALTI: Kan basıncınızıYEDİ: Kalp krizi riskiniziSEKİZ: Felç geçirme ihtimaliniziDOKUZ: Kanser olasılığınızıON: Bunama tehlikenizi azaltır.İYİ BİLGİ 2Egzersiz neleri arttırırBİR: Mutluluk hissiniziİKİ: Bellek kapasiteniziÜÇ: Uyku kaliteniziDÖRT: Kemik gücünüzü BEŞ: Kas direnciniziALTI: İyi kolesterolünüzüYEDİ: Denge kabiliyetiniziSEKİZ: Bağışıklık direnciniziDOKUZ: Akciğer kapasiteniziON: Kalp gücünüzü arttırır.OKUR SORUSU KÜÇÜK TANSİYON MU, BÜYÜK TANSİYON MU DAHA TEHLİKELİDİR Doktorlar, yıllardır küçük tansiyonun yüksek olmasının daha önemli olduğunu, büyük tansiyondaki zaman zaman oluşan fırlamaların vücut tarafından tolere edilebildiğini düşündüler.Yani, sürekli yüksek olan küçük tansiyonun bazı doku hasarlarına yol açma riskinin daha büyük olduğu teorisi geçerliydi. Fakat bu teori son yıllarda tekrar gözden geçirildi.Artık büyük tansiyonun yüksek olmasının en az küçük tansiyon kadar önemli olduğu biliniyor. Hatta 50 yaşından büyük olanlarda büyük tansiyonun daha önemli bir risk faktörü olabileceği düşünülüyor. Küçük tansiyonunuzun 9’dan düşük, büyük tansiyonunuzun 14’ten yüksek olması, sizin izole sistolik hipertansiyon denen ve çok yaygın olan bir yüksek tansiyon probleminden mustarip olduğunuzu gösterir.
Source: Osman Müftüoğlu
16 yaş altına sosyal medya düzenlemesinin Meclis”e geleceği tarih belli oldu
Göktaş, Türkiye”yi temsilen katıldığı ve BM Genel Kurulu”ndan sonra en yüksek katılımlı BM etkinliği olan Kadının Statüsü Komisyonu toplantısının ardından değerlendirmelerde bulundu.Toplantıda ülke beyanını sunduklarını, kadını güçlendirmeye yönelik çalışmaları anlattıklarını, Filistin ve Suriye”de mücadele eden kadınların da sesi olmaya gayret ettiklerini ifade eden Göktaş, katıldıkları yan etkinliklerin yanı sıra çok sayıda ikili görüşme de gerçekleştirdiklerini belirtti.Kadınlarla ilgili çalışmaların ön plana çıktığı komisyon toplantısında Türkiye”nin ilan ettiği “Aile Yılı”nda kadına yönelik yapılan çalışmaları dünyaya anlatma imkanı bulduklarını dile getiren Göktaş, “Yaptığımız ikili görüşmelerde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan”ın liderliğinde gerçekleştirdiğimiz kadın, aile ve çocuk konularındaki politikalarımıza yoğun ilgi olduğunu gördük.” diye konuştu.Aile konusunun son dönemde çok gündemde olduğuna, ABD dahil birçok ülkenin gündeminde kadın, aile ve cinsiyetsizleştirme konularının yer aldığına dikkati çeken Göktaş, şunları söyledi:”Dünya genelinde doğurganlığın azaldığı, nüfusun yaşlandığı, demografik olarak farklılıkların yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bazı ülkelerin yoğun nüfus artışının, bazı ülkelerin ise nüfusunda gerilemenin olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Biz 2024-2028 Aile Eylem Planımız ile birlikte sağlıklı ailelerimizi güçlendirmeye yönelik çok önemli adımlar attık. Önümüzdeki dönemde de hem aileyi hem kadını hem de ailenin her bir ferdini güçlendirmeye yönelik çalışmalarımıza devam edeceğiz. Aile ve kadını birbirinin rakibi gibi gösteren anlayışı tamamen reddediyoruz. Bizler “kadın güçlüyse çocuklar, aile, toplum güçlü olur” inancıyla güçlü kadın, güçle aile, güçlü Türkiye anlayışı ile çalışmalarımıza devam ediyoruz.”16 yaş altındaki çocuklara sosyal medyanın sınırlandırılmasına yönelik çalışmalara ilişkin soru üzerine Göktaş, dijital bağımlılıkla mücadele konusunda önemli çalışmalar gerçekleştirdiklerini belirtti.Türkiye”de bu konuda yaşanan kaygıların benzerlerinin dünya genelinde yaşandığını ifade eden Göktaş, “Çocuklarımızı korumak için araştırmalarımızı yaptık, diğer ülkelerdeki uygulamaları inceledik. Çalıştaylar düzenledik akademisyenlerle, çocuklarla, ailelerle, sosyal medya platformlarının temsilcileriyle bir araya geldik. Bu kapsamda 13 yaşa kadar olan çocuklarımız için ayrı, 13-16 yaş grubunda olan çocuklarımız için de ayrı olmak üzere 2 aşamalı bir düzenleme hayata geçirmeyi planlıyoruz.” ifadelerini kullandı.Bu konuda sosyal medya platformları ve ailelere de önemli görevler düştüğünü belirten Göktaş, “Çalışmamızı son aşamaya getirip bu yıl içinde Meclisimize sunmayı planlıyoruz. Sosyal medya platformlarının da belli algoritmaları oluşturmaları, belli yükümlülükleri yerine getirmeleri gerekiyor. Bu düzenlemeler için onlara da belli bir süre vereceğiz. Dolayısıyla bir yıl içinde bu düzenlemeyi hayata geçirmeyi planlıyoruz.” diye konuştu.- AİLE VE GENÇLİK FONU”NDAKİ SON DURUMAile ve Gençlik Fonu”ndaki son duruma ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, Cumhurbaşkanı Erdoğan”ın liderliğinde, Meclis”in desteğiyle hayata geçirdikleri uygulamaya yoğun ilginin olduğunu söyledi.İlk olarak deprem bölgesinde pilot olarak uygulanan ardından yurt geneline yayılan programın güzel sonuçlar vermeye başladığını ifade eden Göktaş, “Bugüne kadar 72 bin 38 başvurumuz var.” dedi.Program kapsamında eğitimler de verdiklerini hatırlatan Göktaş, “Daha fazla gencimizin fondan faydalanabilmesi için bazı kriterlerde esnetmeye yönelik çalışmamız devam ediyor. Önümüzdeki günlerde bunu kamuoyuyla paylaşacağız. Daha fazla gencimizin bu destekten faydalanmasını istiyoruz.” ifadelerini kullandı.- AİLE YILI KAPSAMINDAKİ ÇALIŞMALARAile Yılı kapsamındaki çalışmalara ilişkin soru üzerine Bakan Göktaş, aile kurumunun küresel çapta yoğun saldırı altında olduğuna dikkati çekti.Sağlıklı aileleri güçlendirmek, kriz dönemlerinde daha dirençli olmalarını sağlamak için önemli çalışmalara imza attıklarını dile getiren Göktaş, “Aile Yılı kapsamında küresel zararlı akımlarla mücadelemizi sürdürmek için belli başlı çalışmalarımız var. Ailelerimizi daha güçlü, dirençli kılmak için de bir farkındalık yılı olsun istedik. Bununla ilgili aile içi iletişim atölyeleri, ebeveyn okulu gibi çalışmalarımız var. Bununla birlikte doğurganlıkla ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Her il kendi dinamiklerine göre çalışmalar düzenliyor. Ailenin her bir ferdini güçlendirerek dirençli sağlıklı ailelere yönelik çalışmalarımıza hız kazandıracağız.” diye konuştu.- TURKEN FOUNDATİON”A ZİYARETÖte yandan Bakan Göktaş, Türkiye”yi temsilen katıldığı ve BM Genel Kurulu”ndan sonra en yüksek katılımlı BM etkinliği olan Kadının Statüsü Komisyonu toplantısının ardından çeşitli temaslarda da bulundu.Bu kapsamda Göktaş, ABD”nin New York şehrinde eğitim faaliyetleri gösteren TURKEN Foundation”ı ziyaret etti.Türkevi”nden çıkarak TURKEN Foundation”a geçen Bakan Göktaş, Vakıf Başkanı Behram Turan”dan çalışmalara ilişkin bilgi aldı.
Source: Www.star.com.tr