Menisküs yırtıkları ve merak edilenler
Menisküs nedir ve dizimizde ne işe yarar?Menisküsler, diz eklemimizde bulunan, bir çeşit kıkırdaktan yapılmış, C şeklinde iç ve dış menisküs olmak üzere iki yapıdır. Diz eklemindeki uyluk kemiği ile kaval kemiği arasında yastık görevi görerek yükün eşit dağılmasını sağlarlar ve dizin stabilitesine katkıda bulunurlar. Menisküsler diz eklemi için çok önemli dokulardır ve sağlam bir menisküs dokusunun olması dizlerimiz için çok önemlidir. Doç.Dr. Ali Şahin* Menisküs yırtığının sebepleri nelerdir ve nasıl bulgu verirler?Menisküs yırtıkları genellikle dizin ani dönmesi veya bükülmesi sonucu oluşur. Özellikle sporcularda, ani hareketler veya dizin üzerine düşme gibi travmalar menisküs yırtıklarına yol açabilir. İleri yaşlarda ise dejeneratif yırtık olarak adlandırılan menisküs dokusunun doğal yapısını kaybetmesi sonucu basit travmalarla veya travma olmaksızın yırtıklar oluşabilir. Aslında dejeneratif yırtıklar diz kireçlenmesi sürecinin bir parçasıdır. Menisküs yırtığının en yaygın belirtileri şunlardır:* Diz ağrısı (özellikle dizin iç veya dış kısmında)* Dizde şişlik* Dizin kilitlenmesi veya takılması* Diz hareketlerinde kısıtlılık*Dizden ses gelmesi veya çıtırdama hissi* Menisküs yırtıklarının tanısı nasıl konulur? Menisküs yırtığı teşhisi için hastanın şikâyetleri ve fizik muayene bulguları önceliklidir. Günümüzde bizim için menisküs yırtıklarını saptamada altın standart tetkik MR’dır. MR görüntülemede menisküs yırtığının tespit edilmesinin yanında yırtığın şekli, boyutu gibi yırtıkla ilgili birçok konuda bilgi edinebiliriz.* Menisküs yırtıklarının tedavi seçenekleri nelerdir?Menisküs yırtığının tedavisi, yırtığın boyutuna, yerine, hastanın yaşına ve aktivite düzeyine göre değişir. Küçük ve hastada önemli bir şikâyet oluşturmayan yırtıklar ameliyatsız olarak tedavi edilebilirler. Ameliyatsız tedavide dinlenme, ağrı kesici ilaçlar ve fizik tedavi kullanılır. Büyük yırtıklar veya ameliyatsız tedaviye yanıt vermeyen yırtıklar için ise cerrahi tedavi gereklidir. Günümüzde cerrahi tedaviler artroskopik (kapalı) yöntemle yapılmaktadır. Dizde kilitlenmeye yol açan menisküs yırtıklarının özellikle acil diyebileceğimiz düzeyde en kısa zamanda ameliyat ile tedavi edilmesi gereklidir. Günümüzde menisküslerin dizler için çok önemli olduğu ve menisküslerin olmamasının dizlerde erken kireçlenmeye yol açtığı net olarak bilinmektedir. Bu nedenle cerrahi tedavide önceliğimiz menisküs dokusunu korumak, yani çeşitli tekniklerle yırtıkların dikilmesidir. Ancak bazen geç kalınmış yırtıklarda veya aşırı parçalanmış ve dejenere olmuş dikilmesi mümkün olmayan yırtıklarda yırtık parçanın çıkarılması da bir seçenektir. Herhangi bir sebeple menisküs dokusunun büyük kısmı çıkarılmış olan hastalar için şikâyetlerin azaltılması ve erken kireçlenmenin önlenmesi için son zamanlarda menisküs nakilleri de yapılmaktadır.* Menisküs ameliyatı sonrası iyileşme süreci nasıldır?Menisküs ameliyatı sonrası iyileşme süreci, ameliyatın türüne ve hastanın durumuna göre değişir. Genellikle hastalar aynı gün veya ertesi gün taburcu edilir. Ameliyat sonrası fizik tedavi ile dizin güçlendirilmesi ve hareket açıklığının artırılması sağlanır. Tam iyileşme süresi birkaç hafta ile birkaç ay arasında değişebilir.Bu yazının video’sunu da izleyebilirsiniz.
Source: Serkan Kızılbayır
Grip ve soğuk algınlığına savaş açan ikili: Boza ve salep! Ancak aşırıya kaçarsanız…
Boza ve salep, hastalıklardan korunmak için olmazsa olmaz besin kaynakları olarak karşımıza çıkıyor. Hastalıkların son derece artış gösterdiği şu günlerde tam bir kurtarıcı görevini üstleniyor. Uzman Diyetisyen Elif Melek Avcı Dursun, boza ve salebin faydaları hakkında önemli açıklamalara imza attı. Virüs savar olarak nitelendirilen boza ve salebin faydaları nelerdir?Bozanın faydaları: Sadece 1 bardak boza içtiğinizde etkisine inanamayacaksınızBAĞIŞIKLIĞI GÜÇLENDİRİYORUzman Diyetisyen Elif Melek Avcı Dursun, “Bağışıklık sistemini güçlendirmek ve vücudu soğuk havalara karşı korumak için beslenme düzenimize dikkat etmeliyiz. Salep ve boza, içerdiği vitamin ve mineraller sayesinde vücudu destekleyen ve enerji veren içeceklerdir” dedi.BOZA VE SALEBİN MİKTARI ÖNEMLİ!Ancak boza ve salep tüketirken miktarına dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Dursun, “Özellikle diyabet, kilo kontrolü ya da mide hassasiyeti olan bireyler ölçülü tüketmeli. Doğal malzemelerle hazırlanmış olanları tercih etmek daha sağlıklı bir seçenek olacaktır” dedi.SALEP: SÜTLE BULUŞAN ŞİFA KAYNAĞIOrkide köklerinden elde edilen ve sütle hazırlanarak içilen salebin, kış aylarının en sevilen içeceklerinden biri olduğunu söyleyen Dursun, “İçeriğindeki müsilaj sayesinde boğazı yumuşatır, sindirimi destekler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Aynı zamanda soğuk algınlığına karşı da etkilidir. Tokluk hissi sağlayarak iştah kontrolüne yardımcı olabilir” dedi.ANCAK AŞIRIYA KAÇMAYIN!Dursun, salebi tüketirken aşırıya kaçılmaması gerektiğini de belirterek, şu uyarılarda bulundu: Şeker içeriği yüksek olabilir. Özellikle diyabet hastaları şekersiz ya da düşük şekerli versiyonlarını tercih etmelidir. Paketli ve hazır salep yerine doğal salep tüketmek daha sağlıklı olacaktır.BOZA: ENERJİ VE BESİN DEPOSUFermente tahıllardan elde edilen, yoğun kıvamlı ve besleyici bir içecek olan bozanın, probiyotik içeriği sayesinde bağırsak sağlığını desteklediğini söyleyen Dursun, “Aynı zamanda içerdiği B vitaminleriyle enerji verici bir içecek olarak öne çıkar. B vitaminleri sayesinde sinir sistemi ve enerji metabolizmasını destekler. Bağırsak mikrobiyotasını da destekleyen doğal probiyotikler içerir. Anne sütünü artırıcı etkisi vardır” dedi.EĞER BOZAYI FAZLA TÜKETİRSENİZ…Dursun, boza tüketirken aşırıya kaçılmaması gerektiğini de belirterek, şu uyarılarda bulundu: Yüksek şeker içeriği nedeniyle fazla tüketimi kilo artışına neden olabilir. Mide hassasiyeti olan kişilerde fazla tüketimi gaz ve şişkinliğe yol açabilir. Ölçülü tüketmek ve doğal yöntemlerle hazırlanmış boza tercih etmek önemlidir.
Source: Kübra Yılmaz
Kanseri %60 önleyebilmek mümkün! Bunların her birini teker teker uyguladığınız takdirde…
Kanser hastalıklarına önlem almak, hastalığın meydana getirdiği psikososyal sorunları engellemek ve erken teşhis ile güncel tedavi yöntemlerine ilişkin farkındalık oluşturmak amacıyla Medicana International Ankara Hastanesinde seminer düzenlendi. ‘Mücadele Umudun Rengidir’ sloganıyla gerçekleştirilen seminerde, kanser hastalıkların tedavisinde erken tanının önemine dikkat çekildi.”KANSERLERİN YAKLAŞIK %63″E YAKININI ZAMANINDA ERKEN MÜDAHALEYLE ÖNLEYEBİLİYORUZ””Seminerde konuşan Medicana International Ankara Hastanesinde Medikal Onkoloji Uzmanı olarak görev yapan Prof. Dr. İbrahim Tek, kanser hastalığının evresine göre değişmekle beraber ileri evrede hayatın sonlanabilen, erken evrede ise şifaya ulaşılan bir hastalık olduğunu belirterek, “Kanserlerin yüzde 63’üne yakınını zamanında erken müdahaleyle ve birtakım hayat alışkanlıklarımızdaki değişikliklerle önleyebiliriz. Temel felsefesinde aslında hayat değişikliği yaparak ve hayatımızda bazı şeyleri düzenleyerek kendimizi kanserden koruyabiliriz. Kanserin büyük bir çoğunluğu çevresel faktörler ve yaşla ilgili olarak artmakta; çok az bir kısmı ise genetik zeminde gelişmektedir. Onun için bu etkinliklerde ayrıca ailesel kanser geçişlerine dikkat çekmeye çalışıyoruz” dedi.KANSER, HAYAT ALIŞKANLIKLARINDAKİ DEĞİŞİKLİKLERLE %60 ÖNLENEBİLİYOR!Sigara ve alkol tüketiminin azaltılması, obeziteden kaçınılması ve düzenli egzersizler sayesinde kanserin yüzde 60 oranında önlenebileceğini belirten Tek, “Her zaman bizim mottomuz erken tanı hayat kurtarır. Kanserde bu gerçekten ispatlanmış bir durum. Önemli olan hasta olmadan önce erken dönemde yakalamak. Bunun için de çok büyük teknolojilere gerek yok.Kanser yaşla artan bir hastalık. Yani 70 yaşında bir insan popülasyonunda her 6 kişiden biri hayatını kanserden kaybetmektedir. Onun için belli yaş dönemlerine ait bir takım tarama testleri var. Örneğin meme kanseri için 40’lı yaşlardan sonra, kolorektal kanseri için 50’li yaşlardan itibaren, onun dışında serviks kanserleri için 30’lu yaşlardan itibaren 5 yılda bir yapılacak düzenli kontrollerle kanser riskini belirgin bir şekilde azaltabiliyoruz. Özellikle 40’lı yaşlardan sonra sigara içimini kesinlikle bırakmamız gerekir.Genelde günde bir paketten fazla sigara kullanan bir bireysek, 40’lı yaşlardan sonra yılda bir kere düşük tomografi taramaları yaptırmamız gerekir. Bununla birlikte fazla kilodan kaçınmalı ve ideal kilomuzda olmalıyız. Hayat alışkanlıklarımızı değiştirmek için iyi bir teknolojiye gerek yok. Her yerde, herkesin uygulayabileceği bir durum bu. Türkiye’nin en küçük kasabasında bile bunlar yapılabilir. Yeter ki farkında olalım” diye konuştu.Seminere çevrimiçi olarak katılan sanatçı Talat Bulut ise kanser hastalığının tedavisinde hasta moralinin çok önemli bir yere sahip olduğuna vurgu yaptı.
Source: Kübra Yılmaz