Yakışmıyor

Yakışmıyor

Günlerdir heyecanla beklenen bir derbi daha geride kaldı.

Attığı başlıkla, SÖZCÜ internet spor servisi geceyi çok güzel özetledi:

Ne umduk ne bulduk!

Futbolun meyvesidir gol.

Golsüz biten maçlar, derbinin şanına yakışmıyor.

Oynanan futbola, teknik konulara girecek değilim.

Söz konusu futbol olunca yaş ya da meslek fark etmiyor. Herkes işin uzmanı…

Benim derdim başka.

Yüzlerce maç izledim, bir ilke şahit oldum pazartesi gecesi.

Mücadele başlamadan sahadaki yerini alan polis sayısı, deplasman taraftarının sayısından fazlaydı.

Maç sonundaki tablo daha da vahimdi.

Bu manzara Türkiye’nin spordaki imajına yakışmıyor.

52. dakikada, misafir takım tribünlerinde onlarca meşale yakıldı.

Sonra ne mi oldu?

Meşaleler, alt tribünde yer alan Galatasaraylı taraftarların üzerine atıldı. Bazıları filelere takılıp kendi taraftarlarının üstüne düşerken birkaçı, engeli aşmayı başardı.

Gecenin en çirkin anısıydı.

Ertesi gün İstanbul Valisi Davut Gül, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde taşkınlık yapan 71 kişi hakkında işlem yapıldığını açıkladı.

Umarım sadece işlem yapılmakla kalmaz, insan canını hiçe sayan her kimse en ağır cezaya çarptırılır.

Anderlecht Kulübü, UEFA Avrupa Ligi”nde Fenerbahçe ile yaptıkları play-off turu rövanş maçının durmasına neden olan taraftarların tespit edilerek men cezasına çaptırılacağını duyurmuştu ya hani.

Benzer bir açıklama da Fenerbahçe’den gelseydi keşke.

Sarı lacivertli yönetim açıklama hakkını, Jose Mourinho’nun basın toplantısındaki sözleri için kullandı. Ona da değineceğim fakat;

Haklı olarak bazılarınız şunu diyebilir;

‘Kardeşim bu statta sahaya rakı şişesi atıldı, rakı. Birinin kafasına gelse ölümüne sebep oldurdu’ diye.

Evet doğru. Galatasaray, Seyrantepe”ye taşınan Ali Sami Yen Spor Kompleksi’ndeki ilk mağlubiyetini aldığı maçta kaleci Volkan Demirel’e rakı şişesi atıldı. Kıl payı kurtuldu Volkan, aynı zamanda Milli Takımımızın da kalecisiydi.

Atan attığıyla kaldı, o zavallı hava bile atmıştır çevresindekilere.

Siz o gün, o şişeyi atanı, bugün meşale fırlatanı bulup en ağır şekilde cezalandırmazsanız bu olayların sonu kesilmez.

Bu konuda gerekli adımları atmak yerine susmayı tercih etmek Fenerbahçe’ye yakışmıyor.

Kural gereği, misafir takım taraftarları, ev sahibi takımın seyircileri stattan ayrıldıktan sonra terk edebiliyor tribünleri.

Basın toplantısından sonra stattan ayrıldım, bizzat şahit oldum. Stat yıkılıyor adeta.

Zelzeleden değil elbette.

Gülşen’in şarkı sözleri geldi aklıma.

Müzik son ses, bangır bangır

Misafir hadi misafirliğini bilmiyor, bari ev sahibi ev sahipliğinin hakkını verse.

Şimdi bazılarınız da şöyle serzenişte bulunabilir. Onlar da bize aynısı yapıyorlar diye.

Cevabım net: Herkes karakterinin gereğini yapar.

Misafirini sağır etmeye çalışmak Galatasaray yönetimine yakışmıyor.

Maç sırasında bir gözüm Okan Buruk’taydı.

Hakemlere parmak sallama huyundan vazgeçmediğine tanık oldum bir kez daha.

Maçtan sonra hakem için ‘Çok kötü yönetti’ sözlerine ne demeli peki.

Bazı spor yorumcularının Fatih Terim’i eleştirdiği için özür dilediğine, “Beterin beteri varmış meğer” dediklerine şahitlik etti kulaklarım.

‘Derbinin hakemi Slavko Vincic, maçı temiz yönetti’ noktasında ülke birleşse de Buruk’un sözleri akıl alır gibi değildi.

İşine geldiğinde “yabancı hakem yönetsin” deyip bugün ise alınan karara isyan etmek, özetle hakkaniyeti yitirmek, 100 yıllık bir camianın hocasına yakışmıyor.

Fenerbahçe Teknik Direktörü Jose Mourinho’nun basın toplantısındaki ‘Maymun benzetmesi’ dünya basınında manşet oldu.

Niyeti ne olursa olsun Mourinho gibi deneyimli bir hocanın kullandığı ifadeler, kariyerine de çizgisine de yakışmıyor.

Günlerce heyecanla bekleyip sonra hayal kırıklığına uğradığımız derbinin ardından demeçler havada uçuştu.

Galatasaray yönetimi Mourinho hakkında ‘Irkçı söylemleri nedeniyle savcılığa suç duyurusunda bulunacağını, UEFA ve FIFA nezdinde de şikayetçi olacağını’ duyurdu.

Fenerbahçe boş durur mu: Rekabeti saha dışına çıkarmak, gündemi değiştirmek ve manipüle etmek adına atılan bu aciz iftira ile ilgili hukuki haklarımızı kullanacağımızı kamuoyunun bilgisine sunuyoruz.

Kullanılan kaba sözler, karşı tarafı suçlayıcı dil, sonu gelmeyen ve çözüm çabasından uzak demeçler, ebedi dostlara yakışmıyor…

“Yanlış üslup doğru sözün celladıdır” der, İranlı Filozof Sadi-i Şirazi.

Cellatlık, insana hiç yakışmıyor!

Source: Hüseyin Şuekinci