“Global Politika Gündemi – Diplomasi, Çatışmalar ve Siyasi Çekişmeler”

BM’den açlık uyarısı Trump: Gazze’ye iyi davranmak lazım

Trump, bir soru üzerine Gazze’deki gıda ve ilaç sıkıntısıyla ilgili İsrail tarafıyla konuştuğunu belitti.‘BUNUNLA İLGİLENECEĞİZ’ABD lideri, “Bu konu İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile görüşmemizde gündeme geldi. Dedim ki, Gazze’ye iyi davranmak lazım. Bu insanlar acı çekiyor. Çok ciddi ilaç ve gıda ihtiyacı var ve biz bununla ilgileneceğiz” ifadelerini kullandı. Tel Aviv yönetimi, 56 gündür 2 milyondan fazla Filistinli açlık ve susuzlukla mücadele ederken Gazze’ye herhangi bir insani yardım, yakıt veya ilaç girişine izin vermiyor. Öte yandan Birleşmiş Milletler (BM) Filistin Ajansı (UNRWA) Genel Komiseri Philippe Lazzarini, İsrail’in yaklaşık 2 aydır insani yardım girişini engellediği Gazze’de çocukların açlıktan öldüğünü söyledi.HAMAS: 5 YILLIK ATEŞKESE VARIZ Gazze’de süren işgali sona erdirmek amacıyla hazırlanan 5 yıllık ateşkes planı üzerinde yoğun diplomasi trafiği devam ediyor. Mısır ve Katar’ın arabuluculuğunda taraflara sunulan yeni teklife Hamas yeşil ışık yaktı. AFP’ye konuşan Hamas yetkilisi, Filistinli grubun ‘tüm rehineleri tek seferde serbest bırakmaya ve 5 yıllık ateşkese’ hazır olduğunu söyledi. İsrail ise son öneriye henüz yanıt vermedi.

Source: Hurriyet.com.tr


Vatikan’da Ukrayna pazarlığı… O karenin şifreleri

30 Nisan tarihinde ABD yönetimi başında sembolik 100’üncü gününü doldurmaya hazırlanan Başkan Donald Trump, Ukrayna savaşını kökten çözüme kavuşturmasa bile ateşkes sağladığını ilan etmenin peşinde. Trump, geriye kalan 3 günde Rusya Başkanı Vladimir Putin ile Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenski’yi üçüncü bir ülkede bir araya getirerek kapsamlı ateşkes anlaşması imzalatmak istiyor.KİLİSEDE GÖRÜŞMEUkrayna’da, Gazze’de ateşkes için çağrılarda bulunan Papa Françesko’nun dünkü cenaze töreni tarihe geçecek sahnelere tanık oldu. Ukrayna ateşkesi için Moskova-Kiev ekseninde müzakere yürüten Başkan Trump, Ukrayna lideri Zelenski ile kilisenin orta yerine çekilen iki sandalyeye oturarak göz göze pazarlık yaptı. 28 Şubat’taki görüşmede Trump ve yardımcısı JD Vance, Zelenski’yi feci azarlamıştı. Hatta kravat takmadığı, takım elbise giymediği için alay konusu olmuştu Zelenski. Zelenski, Fransa ve İngiltere liderleriyle de bir araya geldi. Ukrayna lideri Zelenski ve ABD Başkanı Trump filmlere konu olabilecek şekilde Aziz Petrus Bazilikası’nda ateşkes pazarlığı yaptı.GÖZ HİZASINDA MÜZAKEREVatikan’da dün gerçekleşen ikinci buluşma ilkinden çok farklıydı. Trump’ın yanında Vance olmadığı gibi, Zelenski’nin düz siyah ve yine kravatsız kıyafeti bu sefer Trump’ın gözünü tırmalamadı. 15 dakikalık görüşme sonrası X’ten paylaşım yapan Zelenski, “Birebir çok şey konuştuk. Ele aldığımız her konuda sonuç almayı umuyoruz. İnsanlarımızın hayatlarını korumak. Tam ve koşulsuz ateşkes. Başka bir savaşın patlak vermesini önleyecek güvenilir ve kalıcı barış” dedi. Beyaz Saray İletişim Başkanlığı Dairesi şefi Steven Cheung da açıklama yaparak, “İki lider son derece verimli görüş alışverişinde bulundu” dedi.TRUMP’IN NİYETİ NETrump, Ukrayna yönetimi dahil edilmeden kalıcı ateşkes ya da bir çözümün sağlanamayacağının farkında. Bu nedenle Trump, Putin ile Zelenski’yi bir araya getirmenin yolunu arıyor. Trump, Özel Temsilcisi Steve Witkoff’u cuma günü dördüncü kez Putin’e yollamıştı. Daha sonra ilgili başkentlerden görüşmelerin ilerleyişiyle ilgili olumlu sinyal geldi. Ancak Trump, Zelenski ile görüşmesi sonrası dün ABD’ye uçarken Truth Social’dan paylaştığı mesajda Putin’i eleştirdi. Putin’in sivil yerleşimlere füze yağdırmasının bir bahanesi olmadığını söyleyerek yaptırımların gündeme geleceğine işaret ederek “Çok fazla insan ölüyor” dedi.

Source: Nerdun Hacioğlu


‘Sekülerleşme”ye, ‘akademik düşünce” adına övgüler yapılan bir toplantıdan…

İstanbul”dan Ali Tahir Kabakçı diyor ki: “Geçen hafta İstanbul”da “Müslümanların dünyevîleşmesi ve sekülerleşme” üzerine iki gün süren bir sempozyum yapıldı. O toplantıyı, -siz beni tanımazsınız da- sizin de takip ettiğinizi gördüm. Ama orada dile getirilen hele de çarpık görüşler konusunda bir değerlendirme ve yorum yazısı bekledim, yazmayışınız ilgimi çekti. Halbuki, bazı konuşmalar vardı ki, mutlaka cevaplandırılması gerekiyordu.”*Evet, bu okuyucumuz ilginç bir hatırlatmada bulunuyor. Doğrusu, haklı… Çünkü orada mutlaka karşı çıkılması gereken saçmalıklar da vardı. Ancak, o sempozyumu tertipleyen kuruluş, bu zamana kadar sessiz ve ağırbaşlı toplantılar yaptığından orada bir-iki münasebetsiz konuşmayla onların şevkinin kırılmaması da lâzımdı, herhalde…Başta şunu belirtelim ki, laiklik hele de 1789 -Fransız İhtilali”nin sosyal şartları altında, Katolik Kilisesi”nin katı ve inanç teftişi yapmaya kalkışan uygulamalarına karşı, daha güçlü şekilde meydana çıkan itirazlarla, “naklî deliller”in reddi ve sadece “aklî deliller”in kabulü gibi tariflerle gündeme yerleşmişti. “Naklî deliller” yani, kısaca, “vahy-i ilâhî” demekti.Bizdeki laiklik anlayışı bugün biraz yumuşatıldıysa da, 1925″lerde, yayınlanan “Fransızca-Türkçe” lügatlerde bile, “laїcism/ laiklik) de, en net bir ifadeyle, “dinsizlik” olarak niteleniyordu, açıkça. Ama o laiklik anlayışı, Fransa”daki en katı şekliyle olduğu gibi, Rusya”daki komünist rejime paralel şekilde, bizde de en katı müdahaleci laiklik şeklinde uygulanmıştı. O dönemin 1 numaralı ismi, açıkça , “Ben bütün dinlere karşıyım, bütün dinlerin canı Cehenneme… Hattâ, bütün hocaları yok edelim.” diyordu.Ancak, Amerika, İngiltere ve Almanya”da, o katı “laik” uygulamadan uzaklaşabilmek için, son 30-40 yıldır “sekularizm” terimi öne çıkarıldı. Bununla, insanın dünya hayatına karışmayan, ama, ruhî ihtiyaçlarına da cevaplar vermeye çalışan ibadet, dua ve âyin gibi örf ve âdetlere de itibar edilmesinin gerekliliği kabul edilmeye başlanmıştı..Okuyucunun söz konusu ettiği sempozyumda, yarım asır öncelerin eski Diyanet Başkanlarından Süleyman Ateş ve Kütahya Üni. Rektörü Prof. Süleyman Kızıltoprak ve Diyanet teşkilatından Doç. Burhan İşleyen gibi isimlerin güzel tebliğleri oldu ama bir akademisyen, sekularizmin laiklik gibi dinsizlik şeklinde görülmemesini söylüyordu. Bir diğer akademisyen ise, “Camilere girerken, orası mübarek diye ayakkabıları çıkarıyoruz. ” diyor ve arkasından, aklınca çok sağlıklı bir düşünce tarzı imiş gibi, “Dışarısı mübarek değil mi?” soruyor, ama “Bunu analitik düşünemeyenlerin anlayamadığını” söylüyordu; “içerinin temizliği için…” şeklindeki itiraz cümlesine kulak asmadan…* Ankara”dan Kerime Yıldız diyor ki: “Son zamanlarda ailenin canlandırılması ve de evlilik kurumunun güçlendirilmesi üzerine programlar izliyoruz. Çünkü Türkiye”nin nüfusu da artık alârm vermeye başlamış. Ancak, bana öyle geliyor ki, asıl mesele göz ardı ediliyor. Babamın çocukluk yıllarında, 1960-70″li yıllarda, Türkiye nüfusunun yüzde 70-75″inin köylerde, yüzde 25-30 kadarının da şehirlerde yaşadığı biliniyordu. Şimdi bu rakamlar, 50 senede ters yüz oldu ve yüzde 25 kadarı köylerde, yüzde 75 kadarı da şehirlerde yaşadığı bir ülke durumundayız.Şehirleşme sağlıksız yaşandı. Doğrudur, köyde hayat zahmetlidir, ama kolaylaştırılabilirdi. Buna dikkat edilemedi. Şehirde yaşamanın rahatlığı, insanları topraktan uzaklaştırdı. Halbuki bakınız, çocukluk yıllarımın geçtiği Almanya”dan örnekler vereyim. Almanya”nın nüfusu da Türkiye”ninki kadar, 85 milyon civarında. Ama Almanya”nın en büyük şehri olan başkent Berlin, sadece 4-5 milyon kadar bir nüfusa sahip. Sonra Hamburg, Münich ve Köln geliyor. Bu şehirler de 3-4 milyon kadar nüfuslara sahipler. Halkın gerisi, kasabalarda, köylerde yaşıyor. Topraktan kopmamışlar. Ayrıca şehirlerde olan bütün imkânlar, yollar, hastaneler, fabrikalar, ziraî işletmeler. Tren, metro veya otomobile dayalı ulaşım imkânları, oralarda da var. İnsanlar, küçük yerleşim birimlerinde yaşamaya fiilen teşvik ediliyor.Bizde ise, şehirlere gidenler, köylerdeki çetin hayat şartlarına bir daha geri dönmek istemiyorlar. Şehirlerdeki yığışma ayrıca, aile kurmaları da zorlaştırdı. Mesken yetersizliği, yüksek kiralar ve işsizlik bir taraftan; bir de ailelerin çocuklarını bir meslek edinmeye değil, yüksek tahsile özendirmeleri, “Biz çok zor yaşadık, yavrularımız rahat etsin.” temennileri, diplomalı, ama mesleksiz işsizler ordusu oluşturdu. Bu durumda yeni aileler nasıl kurulacak? Eskiden, köylerde, “Biz yaşlanınca kim çalışacak bu tarlalarda… ” diye doğum kontrolüne itibar etmeyenlerin çocukları, şimdi, kendi çocuklarını yüksekokullarda okutmaya özen gösteriyorlar, bunun zorluğu da ortada olduğu için, geç evlenmeler veya 1 -2 çocukla yetinmeler bir hayat tarzı haline geldi. Sonra da, “nüfus niye yaşlanıyor, yeni nesiller niye gelmiyor” deniliyor.Öyleyse, evlilikleri teşvik etmekten de önce, yol ve sağlık imkanları başta olmak üzere, köylere dönüş, her türlü gelişmelerle birlikte köy ve kasabalarda da sağlanmalı ve köyler huzur içinde yaşanılan huzur odakları olmalıdır.”– Evet, bu hanım kardeşimizin tespitleri de böyle…*Cemâl Aydın kardeşimiz ise, BMM Reisi Mustafa Kemal”in, Sovyet lideri Lenin”e yazdığı 26 Nisan 1336/ 1920 tarihli ve M. Kemal”in “Tamim, Telgraf ve Beyannameleri” konusunda Türk Tarih Kurumu Basımevi”nde 1991 yılında basılan kitabın 318. sahifesini göndermiş.. O yazışma metnine, Haydar Aliyev de bir görüşme sırasında yakınarak değinmişti. Uzun bir konu olduğundan , ona inşallah başka bir yazıda değinmek ümidiyle..*İran”ın Hazar kıyısındaki Babülser şehrinden Asgar Zahmetkeş de diyor ki: “Amerikan Başkanı Trump, “İran, bizimle anlaşmadığı takdirde İran”a savaş açarım…” tehdidiyle bize zoraki bir barış dayatmaya çalışıyor ve hatta nükleer silâhla korkutmaya çalışıyor. Ben üniversiteyi Türkiye”de okudum. Sizi takip ediyorum. Trump, nükleer silah da kullanabilecek kadar mı çılgındır?– Bu okuyucuma belirteyim ki, zorla barış dayatmak, zorla savaş dayatmaktan daha da beterdir. Ayrıca, Jimmy Carter”ın ABD Başkan olduğu sırada, Kasım-1979″da, Tahran”daki Amerikan Büyükelçiliği basılıp 52 diplomat rehine alındığı ve dünyayı büyük bir savaşın eşiğine getiren 444 günlük macera sırasında, Carter, İran”ın yeni rejimine baş eğdirmek için, Tahran üzerine 2 adet atom bombası atmaya karar verdiklerini, amma bunun, Amerika”nın bütün Müslüman coğrafyalarından kovulması gibi bir sonucun ortaya çıkacağı endişesi ile, bundan vazgeçildiğini yazmıştı, hâtıratında… Bu korku onları bugün de titretmelidir.*Amerika”dan Prof. Necati Engeç hoca da, Mehmed Âkif merhûmun bile, 2. Abdulhamîd”e en ağır şekilde saldırdığına işaret ettiğim 21 Nisan yazım üzerine, -Star Gn. Yy. Md.- Nuh Albayrak”ın, “İçten-Dıştan Entrikalar” isimli kitabının 326. sahifesinden bir bölümün de o konuya eklenmesi gerektiğini düşünmüş. O işaretli bölümü aktaralım: “(…) Efgani”nin o dönemde en fazla etkilediği isimlerden biri de Mehmed Âkif idi. “Sırat-ı Müstakim”de yazdığı bir yazıda, Efgani ile ilgili olarak “Doğu”nun yetiştirdiği fırtratlerin en yükseklerinden olan Cemaleddin Efganî”nin en büyük ve en kalıcı eseri bence Mısır Müftüsü Muhammed Abduh”dur” demekte ve her ikisi için uzun methiyeler dizmektedir.

Source: Selahaddin E. Çakirgi̇l


Bennett”ten Netanyahu”ya tepki: Korkakça ve utanç verici davranıyor

Bennett, X hesabından yaptığı paylaşımda Netanyahu”yu sert şekilde eleştirerek, İsrail ordusunun Gazze”de yaşadığı başarısızlığın doğrudan hükümetin politikalarından kaynaklandığını ifade etti.”Bu hükümet, ordunun zafer için ihtiyaç duyduğu en temel araç olan askerleri orduya sağlamıyor.” görüşünü paylaşan Bennett, İsrail”in daha önce hiç bu kadar çok askere ihtiyaç duymadığını, şu anda 20 bin asker açığının olduğunu savundu.”KORKAK VE UTANÇ VERİCİ, TEK AMACI İKTİDARDA KALMAK”Bennett, “Çoğu hayatında silah dahi taşımamış olan bakanların, “Haydi Gazze”yi tamamen işgal edelim.” şeklindeki gösterişli açıklamalarını dinliyoruz ancak aynı bakanlar, bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli olan askerleri ordudan esirgiyor. Bu hükümet, korkak ve utanç verici, tek amacı iktidarda kalmak. Değişim geliyor.” ifadelerini kullandı.İsrail Parlamentosundan (Knesset) yapılan açıklamada, son haftalarda orduya çağrılan 18 bin 915 kişiden sadece 232″sinin çağrıya yanıt verdiği bildirilmişti.Öte yandan İsrail basınında yer alan haberlerde siyasete dönmeye hazırlanan eski Başbakan Naftali Bennett”in, yeni parti kurduğu belirtilmişti.Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre, yaklaşık 3 yıl önce aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Bennett, geçici olarak “Bennett 2026” adını verdiği partisiyle yeniden seçimlere katılmayı değerlendiriyor.SAĞCI SEÇMEN HEDEFİBennett”e yakın kaynaklar, eski başbakanın 7 Ekim saldırısından sonra oranı yüzde 40″a yükselen kararsız sağcı seçmeni hedeflediğini ifade etmişti.Bennett, haziran ayındaki sosyal medya paylaşımında da ana muhalefetteki Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid ile daha önce kurduğu koalisyona benzer geniş koalisyonun yeniden mümkün olabileceğini belirtmişti.Siyasi kariyerinin başında 2005 yılında Netanyahu”nun yanında siyasete adım atan Bennett, 2021″de Lapid ile koalisyon kurarak Netanyahu”nun 12 yıllık başbakanlık dönemine son vermişti.Bennett, siyasi hayatı boyunca Filistinlilere karşı sert söylemleri ve işgal altındaki Batı Şeria”nın bazı bölgelerinin İsrail”e ilhak edilmesi gerektiğini savunmasıyla da gündemde yer aldı.İsrail devlet televizyonu KAN”ın yayımladığı son anket sonuçları, aşırı sağcı Yamina Partisinin kurucusu eski Başbakan Bennett”in, olası seçimde Başbakan Netanyahu”yu mağlup edebileceğini ortaya koymuştu.

Source: Www.star.com.tr


Kanada’da bir araç kalabalığın arasına daldı: Çok sayıda ölü ve yaralı var

Vancouver”da 16. yüzyılda yaşamış sömürge karşıtı Filipinli lider Lapu Lapu’nun anısına düzenlenen Lapu Lapu Festivali’nde bir araç kalabalığın arasına daldı.5 ölü, 10″dan fazla yaralıPolis dün akşam saatlerinde yaşanan feci olayda ilk belirlemelere göre en az 5 kişinin hayatını kaybettiğini 10″dan fazla kişinin de yaralandığını açıkladı.Vancouver Belediye Başkanı Ken Sim ise olayın ardından yaptığı ilk açıklamada şu ifadeleri kullandı:“Bu korkunç olay karşısında büyük şok ve derin üzüntü içindeyiz. Polis, çok sayıda ölü ve yaralı olduğunu teyit etti. Kalbimiz tüm mağdurlar ve Vancouver’daki Filipinliler ile birlikte.”Terör saldırısı mı?Lapu Lapu Günü, Filipinlerin tarihinde İspanyol sömürgeciliğine karşı direnişin simgesi olarak kutlanıyordu. Sürücünün 20″li yaşlarda Asyalı bir erkek olduğu düşünülürken, saldırının kasıtlı olup olmadığı ise henüz netlik kazanmadı.Görgü tanıkları, aracın hızla kalabalığa daldığını ve büyük bir panik havası yaşandığını aktardı. Yaralılar bölgedeki hastanelere sevk edilirken, çevrede geniş güvenlik önlemleri alındı.

Source: Dünya Gazetesi


Filistin Gazeteciler Sendikası açıkladı! İsrail, 2025’te 15 gazeteciyi öldürdü

Filistin Gazeteciler Sendikası, İsrail’in 2025 yılı başından bu yana Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda 15 Filistinli gazetecinin hayatını kaybettiğini açıkladı.Sendikaya bağlı “Özgürlükler Komitesi” tarafından hazırlanan rapora göre, İsrail”in gazetecilere yönelik ihlalleri yılın ilk aylarından itibaren kayda geçirildi. Raporda, 15 gazetecinin öldürüldüğü, 11 gazetecinin yaralandığı, 17 gazeteci yakınının saldırılarda yaşamını yitirdiği ve 12 gazetecinin evinin bombalandığı belirtildi.Ayrıca 15 gazetecinin evlerinden ya da görev başında gözaltına alındığı, bazılarının halen tutuklu bulunduğu, bazılarının ise birkaç saat veya gün sonra serbest bırakıldığı ifade edildi. Raporda, 49 gazetecinin ölümle tehdit edildiği, 16 olayda gazetecilik ekipmanlarına el konulduğu ya da ekipmanların kasıtlı olarak tahrip edildiği bilgisi de yer aldı.Öte yandan, göz yaşartıcı gazdan etkilenen 31 gazetecinin boğulma tehlikesi geçirdiği, 13 gazetecinin ise sahada çalışma yasağı ile karşılaştığı kaydedildi. Sendika ayrıca, sözlü saldırılar, tehditler, medya içeriklerinin silinmesi, para cezaları ve mahkeme kararları dahil olmak üzere toplam 343 ihlal ve suç vakasını belgelendiğini bildirdi.Toplam 212 Filistinli gazeteci yaşamını yitirdiGazze”deki hükümetin medya ofisinin verilerine göre ise, 7 Ekim 2023″te başlayan İsrail saldırıları sonrasında şu ana kadar 212 Filistinli gazeteci yaşamını yitirdi.İsrail’in 7 Ekim 2023″ten bu yana Gazze’de sürdürdüğü saldırılar sonucu, çoğu çocuk ve kadın olmak üzere 168 binden fazla Filistinlinin öldüğü veya yaralandığı belirtiliyor.Öte yandan, İsrail ordusu ve İsrailli yerleşimcilerin Batı Şeria ve Doğu Kudüs”teki saldırılarında bugüne kadar 958’den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği, yaklaşık 7 bin Filistinlinin yaralandığı ve 16 bin 400’den fazla kişinin gözaltına alındığı bildirildi.

Source: Dünya Gazetesi


Kanada”da araç kalabalığın arasına daldı: Çok sayıda ölü ve yaralı var

Kanada”nın Vancouver şehrinde bir araç kalabalığın arasına girdi. Vancouver polisi yaptığı açıklamada, bir sürücünün Batı Kanada kentindeki bir sokak festivalinde kalabalığın arasına girmesi sonucu çok sayıda kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralandığını belirtti.

Polis, sosyal medyadan yaptığı paylaşımda sürücünün gözaltına alındığını duyurdu. Öte yandan, sosyal medyadaki görüntülerde yerde en az 7 yaralının olduğu görülüyor.

Source:


Bennett”ten Netanyahu”ya tepki: Korkak ve utanç verici…

Naftali Bennett, X hesabı üzerinden yaptığı paylaşımda Başbakan Binyamin Netanyahu”ya ağır eleştiriler yöneltti. Bennett, İsrail Terör Örgütü”nün Gazze”de karşılaştığı başarısızlıkların doğrudan hükümetin izlediği politikalardan kaynaklandığını belirtti.
“Bu hükümet, ordunun zafer için ihtiyaç duyduğu en temel araç olan askerleri orduya sağlamıyor” görüşünü paylaşan Bennett, İsrail”in daha önce hiç bu kadar çok askere ihtiyaç duymadığını, şu anda 20 bin asker açığının olduğunu savundu.
Bennett, “Çoğu hayatında silah dahi taşımamış olan bakanların, “Haydi Gazze”yi tamamen işgal edelim.” şeklindeki gösterişli açıklamalarını dinliyoruz ancak aynı bakanlar, bu hedefi gerçekleştirmek için gerekli olan askerleri ordudan esirgiyor. Bu hükümet, korkak ve utanç verici, tek amacı iktidarda kalmak. Değişim geliyor” ifadelerini kullandı.
Bennett”in siyasete dönmeye hazırlandığı iddia edildi
İsrail Parlamentosundan (Knesset) yapılan açıklamada, son haftalarda orduya çağrılan 18 bin 915 kişiden sadece 232″sinin çağrıya yanıt verdiği aktarılmıştı.
Öte yandan İsrail basınında yer alan haberlerde siyasete dönmeye hazırlanan eski Başbakan Naftali Bennett”in, yeni parti kurduğu belirtilmişti.
Yediot Ahronot gazetesinin haberine göre, yaklaşık 3 yıl önce aktif siyaseti bıraktığını açıklayan Bennett, geçici olarak “Bennett 2026” adını verdiği partisiyle yeniden seçimlere katılmayı değerlendiriyor.
Bennett”e yakın kaynaklar, eski başbakanın 7 Ekim saldırısından sonra oranı yüzde 40″a yükselen kararsız sağcı seçmeni hedeflediğini ifade etmişti.
Bennett, haziran ayındaki sosyal medya paylaşımında da ana muhalefetteki Gelecek Var Partisi lideri Yair Lapid ile daha önce kurduğu koalisyona benzer geniş koalisyonun yeniden mümkün olabileceğini belirtmişti.
Siyasi kariyerinin başında 2005 yılında Netanyahu”nun yanında siyasete adım atan Bennett, 2021″de Lapid ile koalisyon kurarak Netanyahu”nun 12 yıllık başbakanlık dönemine son vermişti.
Bennett, siyasi hayatı boyunca Filistinlilere karşı sert söylemleri ve işgal altındaki Batı Şeria”nın bazı bölgelerinin İsrail”e ilhak edilmesi gerektiğini savunmasıyla da gündemde yer aldı.
İsrail devlet televizyonu KAN”ın yayımladığı son anket sonuçları, aşırı sağcı Yamina Partisinin kurucusu eski Başbakan Bennett”in, olası seçimde Başbakan Netanyahu”yu mağlup edebileceğini ortaya koymuştu.

Source: Çağrı Gökten


İki ülkeyi savaşın eşiğine getiren olayda 175 kişi gözaltına alındı

Hindustan Timesın haberine göre, Hint polisi, Pahalgam saldırısının ardından düzenlenen terör operasyonuna ilişkin açıklama yaptı.Polis, Anantnagda düzenlenen operasyonda 175 kişinin gözaltına alındığını kaydetti.Öte yandan polis, gözaltına alınanların çoğunun ilk sorgulamanın ardından serbest bırakıldığı bilgisini paylaştı.Polis ayrıca, bölgedeki güvenlik önlemlerinin arttırıldığını kaydetti.Hindistanın idaresindeki Cammu Keşmirin Pahalgam bölgesinde silahlı kişilerin 22 Nisanda turistlere ateş açması sonucu 26 kişi hayatını kaybetmiş, çok sayıda kişi yaralanmıştı.Saldırıyı düzenleyenlerin Pakistandan geldiği suçlamasında bulunan Hindistan, İndus Suları Anlaşmasını askıya almış, Yeni Delhide görevli Pakistanlı müsteşarların bir hafta içinde ülkeyi terk etmelerini istemiş ve Pakistan vatandaşlarına yönelik vize hizmetlerinin askıya alındığını, daha önce verilen tüm vizelerin iptal edildiğini duyurmuştu.Öte yandan Pakistan, suçlamaları reddederek Hindistanın İslamabaddaki diplomatik personel sayısına sınırlama getirmiş, İndus Suları Anlaşmasının dışına çıkılarak nehirlere yapılacak müdahaleleri savaş nedeni sayacağını ilan etmiş, Hindistan ile her türlü ticareti askıya almış ve hava sahasını kapatmıştı.

Source: