Son eylemleri 12 askerimizi şehit etmek oldu
Bölücü terör örgütü PKK, silah bırakmadan üç gün önce yapacağını yaptı ve 12 askerimizin şehit olmasına neden oldu. Eğer, niyetleri devlete yardımcı olmak olsaydı, o mağarada 28 Mayıs 2022’de şehit edilen, Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt’un cesedinin yerini bildirir, içeride zehirli maddeler olduğuna ilişkin ihbarı da yapardı. Yaklaşık üç yıldır PKK’dan temizlendiği bilinen mağarada, arama yapılırken mağaranın ikinci bir katı olduğu da yıllar sonra ortaya çıkarıldı. İşte, ne olduysa o katta oldu. Demir kapı bombayla imha edildi. Asker içeriye girdi. Giren bir daha çıkamadı. Sonuçta olay yerinde ve hastaneye kaldırıldıktan sonra 12 kahramanımız şehit oldu.
Olay kamuoyuna duyurulduğunda, askerlerimizin “metan gazına maruz kalması” sonucu şehit oldukları açıklandı. Bu açıklamanın hemen ardından konuştuğum Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Genel Müdürlüğü’nde görevli maden mühendisi, “Hayır, metan gazından zehirlenme açıklaması gerçeği yansıtmıyor” dedi. İkinci gün, metan gazının yanı sıra, karbonmonoksitten askerlerimizin şehit olduğu açıklandı.
BÖYLE OLMAMALIYDI
Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Genel Sekreterliği tarafından yapılan açıklamada, askerlerimizin şehit olmaları, “İstisnai, öngörülemez ve olağandışı bir durum” olarak belirtildi. Doğru bir planlama yapılmış olsa böyle bir tehlike öngörülürdü. Kriz durumunda doğru kararlarla sevk ve idare edilebilse kaybımız bu kadar çok olmayabilirdi. Akla şu geliyor: “Terörsüz Türkiye” açılımına güzel bir haberle destek olma telaş ve acelesiyle mi bu yanlışlıklar yapıldı?
MSB, olayı tüm yönleriyle soruşturuyor. Ancak, bu soruşturmalar, 12 şehidimizi geri getirmeyecek. 2022’de şehit düşen üsteğmenimizin de naaşına ulaşılamadı. Denetim altında olduğu bilinen mağaranın daha önce tam anlamıyla temizlenmediği, ikinci katının varlığını da şehit düşen kahramanlarımız ortaya çıkardı.
EN HAİN EYLEMİ
Gerektiğinde devletin birimlerinden destek alınabilir. Askerimizin elinde her türlü araç-gereç olmasına rağmen mağara içindeki şehitlerimizi, gaza maruz kalanları çıkarmak için Zonguldak’tan maden işçileri, AFAD elemanları getirilmesi saatler aldı. Şehitlerimizin ağzından burnundan kan gelmesi de ilginç bir durumdu. Acaba askerimize bu hain tuzağı kuran PKK’lılar, silahı bırakmadan önce aranan şehidimizin yerini bildiremez miydi? Mağaranın ikinci katındaki tuzağı, açılamayan demir kapının arkasında neler olduğunu söyleyemez miydi? Şehidimizin naaşına ulaşılamadığı gibi 12 kahramanımızı da şehit verdik. O yüzden, 12 şehidimizin verilmesi, PKK’nın en hain eylemlerinden birisi olarak yerini aldı.
ÇÖMEZ’DEN SORULAR
İYİ Parti Grup Başkanvekili ve Balıkesir Milletvekili Dr. Turhan Çömez, araştıran, soruşturan ve konuları TBMM’ye soru önergeleriyle taşıyan bir milletvekili. 12 askerimizin şehit edilmesiyle ilgili olarak, dün bu köşede yayımlanan yazımı soru önergesine aynen yansıtıp TBMM Başkanlığı’na sundu. Önergede yer alan her soru cevaplandırılmadıkça soru işaretleri kalkmayacak. İşte Turhan Çömez’in sorularından bazıları:
1-Pençe Kilit Harekâtı kapsamında 28 Mayıs 2022 tarihinde mağara arama, temizleme faaliyeti sırasında PKK’lı teröristlerin şehit ettiği Üsteğmen Nuri Melih Bozkurt’un naaşı tüm aramalara rağmen bulunamamıştı. Aradan 3 yıl geçtikten sonra arama faaliyeti hangi bilgi üzerine yapıldı?
2- Mağara aramasına önce eğitimli köpekler gönderildiği açıklandı. İçeride zehirli gaz olduğu bilgisi doğruysa köpekler oradan nasıl canlı olarak geri dönebildi?
İKİNCİ KAT BULUNDU
3- İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi’nin 8 Temmuz 2025 tarihinde yaptığı açıklamada, “Söz konusu mağaranın iki yıldır TSK kontrolünde olduğu” belirtildi. Ancak MSB’nin açıklamasında, arama yapılırken mağarada ikinci bir katın olduğu saptandı. İki yıldır kontrol altında tutulduğu ifade edilen mağarada son aramada yeni bir katın bulunmuş olması ciddi bir ihmal değil mi?
4-Bakanlık açıklamasında ilk gün metan gazına maruz kalınması sonucu şehitler verildiği belirtildi. Basındaki eleştirilerin üzerine ikinci gün ise askerlerimizin metan ve karbonmonoksit gazına maruz kalarak şehit olduklarını açıkladı. Karbonmonoksit varlığı, ortamda bir yangına ve buna neden olabilecek bir patlamaya işaret etmektedir. Bu durumda mağarada bir patlama yaşanmış mıdır? Şehit olan askerlerimizin bazılarında yanıkların olduğu iddiaları doğru mudur?
KİMYASAL TUZAKLAMA SONUCU MU?
5-Mağaraya giren askerlerimizin boğazlarında yanmaların olduğu, gazdan etkilenenlerin yaralı halde dışarıya çıkarıldıklarında ağızlarından ve burunlarından kan geldiği ifade edilmektedir. Metan gazı zehirlenmesinde bu tür belirtilerin olması beklenmez, oksijen eksikliğine bağlı sersemlik, bayılma ve ani ölüm olur. Ayrıca metan gazı renksiz ve kokusuzdur. Bu durumda askerlerimizin şehadetlerine sebep olan şeyin metan gazı olmadığı anlaşılmaktadır. İlk açıklamada metan gazı, ikinci açıklamada ek olarak karbon monoksit gerekçe gösterilmişti. Yapacağınız sonraki açıklamalarda askerlerimizin şehadetine neden olan başka bir gaz ihtimali de var mıdır?
6- Vahim olay, metan gazından kaynaklanan bir zehirlenme olmayıp bir kimyasal tuzaklama neticesinde meydana gelmiş olma ihtimali var mıdır? Askerlerimizin kısa sürede şehit olmaları, dışarıya çıkartılanların ağızlarından ve burunlarından kan gelmesi, kurtarma çalışmalarına katılan ekiplerin özel kıyafet ve gaz maskelerine rağmen içeride çok az süre kalabilmeleri, boğaz yanması ve toksik belirtilerle dışarıya çıkmaları içeride bir kimyasal maddenin varlığına, işaret etmektedir. Bu konuda yorumunuz nedir?
DENEYİMSİZLİK SONUCU MU?
6-Saha çalışmalarına ve arama faaliyetlerine katılan askeri personelin deneyim yetersizliği yoksa, böyle bir vahim olay neden öngörülemedi?
7-Arama faaliyetleri için neden AFAD’a ve Zonguldak’tan getirilen madencilere ihtiyaç duyuldu? AFAD ve madenciler mağaraya maskeleri ve özel kıyafetleri ile girmelerine rağmen içeride en fazla 10 dakika kalabildikleri bilgisi doğru mudur? Bu gazın ne olduğunun tespiti için ne gibi çalışmalar yürütüyorsunuz?
8-Şehit olan askerlerimizin tamamına otopsi yapılmış mıdır? Bunlardan herhangi birine ölüm sebebi olarak metan gazı, toksik madde ile zehirlenme, şarapnel veya göçük altında kalma, akciğer ödemi veya iç kanama şeklinde rapor edilmiş midir?
Dr. Turhan Çömez’in, kamuoyundan yükselen sorulara cevap gelecek mi? Bekleyelim, görelim.
Source: Saygı Öztürk
Sokaklar açlıktan bayılanlarla dolu
Dünyanın seyirci kaldığı Gazze soykırımında İsrail her gün yeni savaş suçları işliyor. Dün sivillerin sığındığı bir okulu daha hedef aldılar. Çok sayıda çocuk yaşamını yitirdi. Kurtulan çocuklar yaşadıkları felaketi “Arkadaşımın başının koptuğunu gördük” sözleriyle aktardı. Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı Genel Komiseri Philippe Lazzarini, yaşananları “Gazze Şeridi artık insanların açlıktan öldüğü bir yere ve çocuk mezarlığına dönüştü” şeklinde özetledi. YARDIM BEKLEYEN 800 KİŞİ ÖLDÜ Katar merkezli Al Jazeera kanalındaki haberde de “Açlık artık oldukça belirgin. Her yerde açlık belirtileri var. İnsanlar yeterince yemek yemedikleri için sokaklarda aç ve baygın yatıyor” sözlerine yer verildi. Öte yandan BM İnsan Hakları Ofisi verilerine göre Gazze Şeridi”nde ABD ve İsrail destekli Gazze İnsani Yardım Vakfı tarafından işletilen dağıtım noktalarında ve diğer yardım kuruluşları tarafından işletilen konvoyların yakınlarında, gıda yardımına erişmeye çalışan en az 798 kişi öldürüldü. ALÇAK İTİRAF: VİDEO OYUNU GİBİ ÖLDÜRDÜK İsrail”de yayın yapan “+972 Magazine”in araştırma haberinde, İsrail ordusunun, soykırım yaptığı Gazze Şeridi”nde her birine el bombaları yerleştirilmiş piyasadaki Çin üretimi yüzlerce İHA”yla sivilleri öldürdükleri ortaya çıktı. Gazze Şeridi”nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı”ndaki saldırılara katılan asker H., “Bu teknoloji, öldürmeyi çok daha steril hale getirdi. Bir video oyunu gibi. Ekranın ortasında bir artı işareti var ve bir video görüntüsü görüyorsunuz” ifadelerini kullandı. ATEŞKESTEKİ ENGEL YİNE İSRAİL Gazze Şeridi”nin güneyindeki Refah”ta “insani kent” adı altında “toplama kampı” kurma niyetini açıklayan İsrail, Katar”ın başkenti Doha”da devam eden ateşkes müzakerelerinde Refah”taki işgali devam ettirme ısrarını sürdürüyor. İsrail”in Kanal 12 televizyonunun müzakerelerin ayrıntılarına vâkıf İsrailli kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Tel Aviv yönetimi, müzakerelerde aşılamayan Gazze”de işgalin sona erdirilmesi konusunda yeni bir çekilme haritası sundu. NÜFUS 2023″TEN BU YANA 2.1 MİLYONA DÜŞTÜ Filistin Merkezi İstatistik Kurumu, Gazze Şeridi”nde, İsrail saldırılarının başladığı 7 Ekim 2023″te 2 milyon 226 bin 544 olan nüfusun 2025″in ilk altı ayında 2 milyon 114 bin 301″e gerilediğini bildirdi.
Source: Sabah
Mehmet Acet yazdı: Silahlar yakılırken oradaydım
MEHMET ACET/SÜLEYMANİYE/DUKAN
Cuma sabahı saat 06.50’de, Erbil’de geceyi geçirdiğimiz otelden ayrılıp yola koyulduk.
Çoğunluğu İstanbul’dan, azınlığı Ankara’dan olmak üzere 15 civarı gazeteciyiz.
İstikamet, Süleymaniye’nin Dukan kazasının yakınları.
PKK’nın, örgütün lider kadrosunda yer alan Bese Hozat dahil, 30 örgüt mensubunun silah bırakma/yakma ‘törenini’ izlemek üzere bölgedeyiz.
Kontrol noktalarından kontrol edilmeden ilerleyerek, kimisinin yüzü kapalı, kimininki açık KYB güvenlik güçlerine bağlı Peşmerge güçlerinin açtığı yollardan ilerleyerek açıklama ve silah bırakma eyleminin yapılacağı alana geldik.
Dikine, iki büyük kayanın dibinde bir yer burası, geldiğimiz yer.
Gelen izleyiciler için sandalyelerden düzen kurulmuş.
KCK Eşbaşkanı Bese Hozat ile birlikte toplam 30 PKK militanının 200 metre ileride göremediğimiz bir mağarada beklediklerini öğreniyoruz.
Bizden az sonra DEM Partilileri taşıyan araçlar tören yerine ulaşıyor.
Eşbaşkanlar Tuncer Bakırhan, Tülay Hatimoğlulları, eski, yeni milletvekilleri, yerlerini alıyor.
Cengiz Çandar
Ayşegül Doğan
Tuncer Bakırhan
Tülay Hatimoğlulları
Sırrı Sakık
Ömer Faruk Gergerlioğlu
Mithat Sancar…
Orada bulunan tanıdık simalar…
Birazdan PKK’lıların bildirisini ve silahları yakmasını ağlayarak izleyecek olan Leyla Zana’da orada.
PKK’lıların gelip açıklama yapıp silah yakacakları anı beklerken Ahmet Türk’le selamlaşıp “Bu defa olacak mı, ne dersiniz” diye sordum.
“Evet, bu defa olacak, artık silahların dönemi bitti” diye cevaplıyor.
“Mam Celal” dediği Celal Talabani hayatta iken kendisi buralara çok sık gelir gidermiş.
O nedenle bulunduğumuz bölgeyi yakından bildiğini söylüyor Ahmet Türk.
DEM’liler dışında Bağdat’tan, Erbil’den, Süleymaniye’den gelen yetkili, takım elbiseli isimler, ortama sıradan bir temel atma törenindeymişiz gibi bir hava katıyor.
Milli İstihbarat Teşkilatı görevlileri, hem güvenliğin temini, hem organizasyonun önceden planlandığı gibi aksamadan, sapmadan harfiyen uygulanması anlamında titiz, dikkatli ve profesyonel bir şekilde içinde bulunduğumuz ortamı yönetiyorlar.
Saatler 11.20’yi gösterdiğinde Bese Hozat önde olmak üzere 15’i kadın, 15’i erkek toplam 30 PKK militanı az ileride bizim göremediğimiz mağaradan (Terör amaçlı kullanılmayan, turizme açık bir mağara imiş burası) çıkarak tek sıra halinde geldiler.
Bese Hozat önceden hazırlanan bildiriyi Türkçe okudu.
Yanında bulunan başka bir PKK’lı Kürtçesini okudu aynı metnin.
Bildiri bitince, gözlerimizle görmesek olacağına inanmakta güçlük çekeceğimiz ana şahitlik etmeye geldi sıra.
Aynı PKK’lılar, sıraya dizilip hemen yan tarafta bulunan ateşe silahlarını atıp imha etmeye başladılar.
Silahlı dönemin kapandığına, kalan diğer işlerin de yolunda gitmesi halinde geriye dönmemek üzere gemileri yakma döneminin başlayacağına işaret eden bu imha biçimi sürecin psikolojik yönüne yapacağı etki bakımından çok kıymetli diyebilirim.
Örgüt açısından bu eylem, geri dönüşü olmayan yeni bir yola giriyoruz mesajını içeriğinde barındırıyor.
Geçmişten bu yana PKK’nın zinhar silah bırakmayacağına dair haklı olarak kanaat edinmiş olan Türkiye’deki geniş kamuoyu açısından ise, “Bu defa olacak” duygusunu besleyen, bu duyguya hizmet eden çok pırıltılı bir etkisi var bu imha biçiminin.
Bizim şahitliğimizi değerli kılan da bu.
Orada hazır buluna bir güvenlik yetkilisinin ifadesiyle “Ocaklara ateş düşüren düşmanlıktan, silahları yakan barış ateşine…”
Source: Mehmet Acet